
…Hala Hamurum Temiz Benim…
Din, iman, hamur, kişilik, karakter…
Saygı, sevgi, güven,
Vicdan ve bu aşk olmasaydı bende
Dünyanın sadece anasını değil
Bütün galaksinin sülalesini satacaktım.
Ona geldiğim günden beri,
Bana yaşattıklarına inat ya
Bütün o sıfatlar bende
Hala varlar,
Ne yapmaya çalışsam
Gitmiyorlar, gidemiyorlar!
"İnsan,
Dünyaya gelmeden
Hamuru yoğrulur ilkin!
O hamurunun mayasına göre
Yön verir hayatına.
Hem de her şeye rağmen!" derdi anam.
Kendi kelimeleriyle dili döndüğünce
Daha ben minnacık bebecikken
Ninni gibi nakaratlarında
Hep bu cümleyi söylerdi ara ara.
Şimdi ben her şeye, hem de herkese rağmen,
Bozguna uğratmadım o hamurun apak mayasını.
Hep başım dik, alnım apak oldu anne!
Üstelik gereksiz saydığın hayatımın,
Yol ayrımlarımın sebebi olan,
Beni senin gözünden üçüncü kez
Düşüren bir yürek dolusu aşka rağmen!
Aslında her biri birbirinden
Apayrı ve en özel olan aşklara rağmen.
Anne! Sen hiç aşık oldun mu sahi?
Bu kadar yasak koyarsa
İnsan yavrusuna, yavrucuğuna
Bir kerecik olsun
"Benim yavrucuğumun da artık
Yüzü gülsün de mutlu olsun." diye
Bir dilekçik bile dilemezse
Ya aşık olup, kavuşamamışsındır,
Kısacık mutluluklara bedel
Acının bu kadar derinini
Yaşamamı istememişsindir.
Belki benim kızıma olduğum kadar
Herkese olduğum kadar
Şeffaf olamamışsındır.
Yüreğin bu kadar acıya dayanamamıştır,
Ondan dilememişsindir ha!
Lütfen öyle olsun annem!
Yoksa,
Hiç tatmadığın bir duygu deryası için beni gözden çıkartıp
"O…çoktan yoldan çıkmış!" demezsin değil mi?
Bana öyle diyemezsin değil mi?
Hele ömrümde haylice
Nice yoldan çıkmaya hazır ve müsait
Tonlarca sebeplerim varken ha anne!
Hayat bana bir imtihan daha sundu anne
İnan bu sefer ki çok daha zordu...
Bir bilsen, bir yanda cennet vardı…
Som altın saraylardan ve çok sevdiğim
O umman denizlerden,
Altın sarısı kumlardan büyücek
Hiç yaşayamayacağım gökkuşağı bir dünya,
Hani ben yaşamaya kalksam iki başıma…
Hep bir bedeli olacaktı ya…
Öylesine kolay bedelsiz…
Önüme ikram sunulan!
Diğer yanda cehennem vardı,
Gözyaşımı yine irinli kan pıhtılarıyla
Bana, hep bana akıtan...
Yüzümü, yüreğimi, hayatımı acıtan.
Ben yine uzun bir hayat yolumun
İki çatallı bir yol ayrımındaydım anam...
Bilemedim ki ışıklı yolu mu seçsem...
Sonu karanlık mı, karanlık
O yolu mu seçsem sonu aydınlık mı?
Bilemedim anne…
Başı mı önemliydi bir yolun...
Yoksa sonu mu?
Ki sonunu kimse bilemezdi ya!
Sen bunu ,ninnilerinde, hiç söylemediydin be anne…
Bir bilsen anne!
Bir yanda rengarenk boğazın,
Rumelinin yıldızlarını utandırıp
Her bir yanından kandırıp
Sahte ışıklarla yıldızları söndüren ışıkları...
Diğer yanda bir gazete kağıdından
Sofra bezinde ekmek arası beyaz peynir
Ki faturası henüz ödenmemiş
Elektrik sobasının o son kalemi
Yanıp yanıp sönmekte.
Yanındaki insan, senin korkacağından
Korkmakta...
Elektrik gidince
"Gidip şalteri mi kaldırsam yoksa
Kalıp ona mı sarılsam!"
Aslında bütün yıldızların bana
Senin bile anacığım…
Senin bile demediğin kadar
“Korkma!
Biz hep buradayız ve o gelecek,
Seni koruyacak, kollayacak!" demediği kadar
Gerçekten gelen, koruyan ve kollayan
Ruhu olmayan, olamayan ışıklara inat
İçimdeki bir aşkla cenneti de…
Cehennemi de saf ışıkla aydınlatan...
Bir ışığım hep oldu benim
Sen yine bana yoktun be anne!
Hayatım boyunca hep geç kaldın
Benim senin desteğine
En ihtiyaç duyduğum anlarda!
Ben yine en acı imtihanlarımı...
Hayatımın dönüm noktalarını
Yine sensiz ama sen varmışsın da
Saçlarımı okşuyormuşsun,
Göz yaşını gözyaşımla çaktırmadan
Yavaşça siliyormuşsun gibi
Hep o güzel sesinle
Ninnimizi söylüyormuşsun gibi
Seni dinledim yine...
Hem de yanlışlıkla bir tek kelimene
Sana muhtaçken sesini duyduğumda…
Sana göre yerim cehennemlik olan,
Son günahımı da bitirdim çok şükür…
Al artık görüyorsun kimse korumuyor beni…
Hiç kimse sen etmiyor!
Bir seven anam ol , babamdan daha
Altı yaşımdayken vazgeçtim de…
Varsın kimseyi aramayayım be artık sende
Hala hamurum temiz benim.
Tabi ki "HAYIR!" hala!
Sen o ucuz "Evet!"i ne çok yandın be ana!
Cemre.Y.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder