8 Nisan 2017 Cumartesi

Alıcısını Bulamayan Son Mektup

…Alıcısını Bulamayan Son Mektup…
Bu sana son mektubum be annem!
Duydun mu heeyyy!
Kulakları duyar duymaz, gözleri görür görmez,
Burnun ucu sızlarsa da asla belli etmez,
Dokunmak isterken elleri,
Teni gururundan bir parça şefkatini,
Nedense, neyime de kin'se, bir türlü göstermez!
Dudakları, aslında en yarasından öpmek isterken
Bütün çocukluğumu,
Yıllar boyu sadece sana olan gurursuzluğumu
Hiçe sayarak dayadığım dudaklarına yüzümü,
Yazık olmasın diye, zoraki dudaklarını,
Yüzüme yaslar yaslamaz anam!
Bir kerecik öpseydin beni kalbimden!
Geçerdi belki bütün yaralarım.
(Sahi kızımı da alnının ortasından
Çok öptüm de ben,
Onu hiç kalbinden öpmedim dimi?
Geçer miydi acaba onun da bütün yürek yaraları?
Benim kızımın gül gamzelerini öptüğüm gibi
İçine çekmesen de olurdu,
Beni nefesine çekmesen de yeterdi be!
Öpücükten morartmasan da olurdu
Yüzümün gamzelerini!
Okulda dayaktan olmadığını
Öpücüklerden olduğunu anlatmak
Zorunda kalsaydım bir kerecik!
Senin ve benim yüzümde hiç durmadan açan
Mevsimsiz, günsüz o menekşeleri!
Sahi ana!
Menekşeleri neden hiç sevmediğimi
Merak ediyordun ya!
Hele ki mor menekşeleri!
Çok gördümdü ben onları senin yüzünde,
Gözünde ve kendimde!
Ben çocukluğumun, gençliğimin
Olamayanlarına, olmazlarına, oldurulmayanlarına
Bi kerecik olsun,
“Sizin yüzünüzden!” diyebilseydim.
Hatta yüzleşmek de daha da ileri gidip
“Senin yüzünden!” diyebilseydim de yeterdi belki.
Olmayasıca hatalarımı yapmamaya!
Eyyy benim yüreği sever de sevmez anaamm!
Duydun mu beni iyice!
“Bu sana son mektubum.” dedim!
Oysa günlerdir aslında sana şiir susuyor,
Şiir saklıyor, şiir yutkunuyordum oysa!
Tam tamına 29 Temmuz 2014, saat 02:30’a!
Yıl olacaktın ve nihayet ben söz verdiğim gibi
Sana kel kalmış kafamla gülümseyecektim yeniden.
Yine yüzümü yaslayacaktım dudaklarına...
Yetemedi yüreğim işte,
Kızıma oldurulmayanların vazgeçişli
Minicik bedellerine yığılıverdim yerlere
İşte en başından yine sana!
Oysa sana olan sonsuz,
Yeterince karşılıksız tek sevdama,
Nice şiirler yazacaktım ben be kadın!
Hem de daha ne de çoktular!
Ne de çok çocuktular!
Ben kaç gündür şiir susuyordum ana’m!
Sustuktan sonra oysa çok biriktirmişim.
En sonunda da çok fena dağıldım be ana,
Hem sana, hem kızıma!
Sinir krizleri geçirdim yollarda!
Sarhoşum sandılar, üç birayla hem de!
Keşke dibine kadar sarhoş olsaydım.
Hiçbir acıyı dibine kadar,
Kızımın bir tek cümlesiyle
Yeniden hissedemeyecek kadar
Sarhoş olsaydım keşke.
Yerlere yığılmazdım öylece!
Sanırım yine ergen damarlarım
Öylece ölünür sanıyordu,
Madem hiçbir şeye bile yetemiyorduysam!
Evime çıkan o dört kat,
Tam on altışar basamaklı merdivenleri çenemle,
Dizlerimle, dirseklerimle tırmanırken
Kızımın sesi kulaklarımda çınlıyor hala!
“Yapabilirsin!
Hem yapmak zorundasın!
Benim sana tek başıma gücüm yetmez!
Görmüyor musun kadın yalnızız bu hayatta!
Mecbursun buna!
Hem sen demezmiydin ki ölümüm bile,
Bana yakışsın amman haa!” diyordu
Korkmuş kedi bakışları.
“Hadi!” diye çırım çırım inliyordu çığlıkları!
En son senin kapının önünde,
Senin ellerinde ördüğün paspasa,
İlmek ilmek parmak uçlarımla nasıl da
Sana yalvardığımı videoya çekmiş kızım!
Hem gel diye, hem de,
Aman haaa sakın gelme, beni böyle görme!
Diye diye sana hıçkırırken!
Sonrasını hatırlamıyorum!
Kiracılarından biri, neyse ki en efendi olanı,
Tutmuş kollarımdan, çeke çeke eve atmışlar beni,
Sonra da korkmuşlar ya ölürsem diye.
Ambulans çağırmışlar hemen!
Hatırlamıyorum!
Seninle tanıştığım o onlarca kere nefret ettiğim
O ambulans sesinin bile kulaklarımda
Çınlıyor olamamasını anlamlandıramıyorum!
Hele yavrum bana en son ne demişti acaba?
Hatırlayamıyorum!
Sonra benden izin alıp parmağıma
İğne batırıp şekerime bakmışlar, tansiyonuma,
Alkol oranıma vs.lerime!
Her şeyim yolundaymış, gayet iyiymişim,
Üstelik uyursam geçermiş!
Yoğun sinir krizi nöbeti geçirmişim ve
Geçmek üzereymiş,
Gözlerim bunca şiş olduğuna göre de
Yeterinden fazlaca ağlayıp
Bütün zehrimi akıtmış ve madem
Bunca dört kat merdiveni de çıkabildiysem de
Yarına da elbet çıkarmışım!
Öylece de gitmişler!
Ana!
Sana çağırdığımızda da
“Henüz ölmüyor ki bu hasta
Ne diye bizi çağırdınız ki!” dedikleri gibi yani.
Şimdi iyiyim elbette.
Ertesi günden beri iyiyim.
Hatta ertesinin akşamı bir düğüne bile gittim.
Çenemi, kollarımın dirseklerini,
Dizlerimin sürünen yerlerini merak etme he!
Hele yüreğimi,
Hele ciğerimi hiç merak etme anne!
Hepsi birer mor menekşe işte!
Bu sefer sayende kızımla beraber üstelik!
Üstelik yosun gözlümün gözlerinde,
Ne acı ki lekesiz morarıyor
Onun can damarları hepimize!
Üstelik anne!
Bu ilk yara da değilmiş ondan sızan!
Sen olsan, senin o düşkün hallerini…
An be an çeksem ben!
Vicdanıma her saniye, bin beddua salardın!
“Bizim iki yılımız neredeyse böyle geçti be anne!
Hiç bitmiyordu ki,
Senin başlamayanların.” deseydim hele!
Sen bana aynı şeyi…
Tam kırk yıl yaptın oysa be anne!
Neeee?
Komşuların mı, akrabaların mı, tanışıkların mıı?
Merak etme anne!
Her şey mahallemizde süt liman hala!
Bize senin hiç tanımadıkların yardım etmiş!
Yollardan gelip geçenler mesela!
Kamyoncular mesela!
Korkma rezil olmadın hiç kimsene.
Madem bize dair merak ettiğin tek şey buysa!
Unuttun mu senle beraber,
Yok oldular hepsi geçen yıl bugünlerde!
Üzgün değilim anne!
Artık hiçbir şey hissetmiyorum.
Kızıma duyduğum sonsuz sevgi ve onun
Gözleri önünde yıkılmışlığımın,
Pişmanlığının dışında!
Umarım bir gün beni gerçekten tamamen affeder
Bu zayıflığım için!
Umarım artık ona, artık sadece,
Yosun gözlerinin sevincini şiir edebilirim.
Senlen ana ama sensizken!
Daha ölüm yıl dönümüne ç/ağlamadan,
Dağılamadan, ölüp ölüp dirilmeden bile üstelik!
Ben de ölene kadar senlen vedalaşıyorum ana!
Sustuğum şiirlerim çenem de,
Kollarımın dirseklerinde,
Dizlerimin sürünen yerlerinde birer mor menekşe!
Merak etme yine de evine girdim bugün,
Bomboş evine!
Sarmaşıklarını suladım!
Sardunyalarını, petunyalarını suladım.
Barış çiçeklerini.
Bahçedeki asmanın dibini hele!
Ah nasıl da lıkır lıkır içtiler,
O yavaş yavaş içlerine akan suları,
Neredeyse bir haftadır susuzlardı.
Toprak suyu çektikçe sen de suya doydun sandım.
En son sıra menekşelerine geldi ana!
Merak etme ama!
Korkma öyle hemencik,
Gözlerin belermesin öyle telaşlanma!
Bu sefer, çocukluğumda yaptığım gibi onlardan,
Benden çaldıkları bütün güzel sevgi sözcükleri için,
Bütün öpücükler, bütün dokunmalar,
Bütün koklamalar, bütün tatlar,
Bütün duymalar için intikam almadım.
Saksılarına teker teker işemedim bu sefer valla!
Onları, arıtılmış suyla yapraklarına
Su dokundurmadan suladım bu sefer.
Sevgiyle gülümseyerek bakan gözlerini
Hatırlattım onlara, kendi kendine mırıldanırdın.
“Yaprağına su değerse solar bunlar,
Bakma sert göründüklerine
Öyle de hassastırlar!”
Bu sefer sen, benim kızımın,
Senden sonraki ömrümün yaprağına,
Dokundurdun can suyunu be ana yokluğunla!
Oysa ben bütün pazartesileri,
O gün kızım geldiği için seviyorum sanırdım!
Vücudumdaki bütün kendi kendime
Açtırdığım mor menekşelerle doğduğum güne
Baktım ben ilk defa o gün be anne!
Meğer sen beni bir pazartesi günü doğurmuşsun!
Şimdiden sonra artık kusura bakma be ana!
Nice şiirler biriktirip harflerini
Her senene ayrı ayrı susuyordum oysa.
Şiir’e az, mektuplara hayli çoktun ama
Neredeyse bana hiç yoktun oysa.
Hakkım helaldir sana!
Senin de son anına kadar
Helal ettiğini biliyorum.
Kusura bakma anam!
Ben sana tam kırk yıldır,
Nihayet üç gündür yokum
Tenimde kendime açtığım mor menekşeler,
Kızımın yosun gözlerinde,
Sınırsız kabuslu korkularla.
Artık koymuyor bana “Hiç!” yokluğun.
Saçlarımsa alabildiğine,
Uzun olacak bundan sonra!
Artık ben yosun gözlüme,
Senin bana olmadığın kadar uzun bir süre
Ben de ona yok olmayı istemiyorum!
Hep, her gün artarak,
“Çok!” olmak istiyorum!
Duamdasın ama sakın korkma oralarda!
"İyiyim ben, yaşıyorum hala!"
Yani bu sana son mektubum!
Nokta!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...