cumartesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cumartesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2025 Cumartesi

Günaydın Cumartesi

...Günaydın Cumartesi...
Sanki kabuslarımı bölüp beni kurtarmak istercesine,
Taze demlenmiş kaçak çay kokusuna uyandım bu sabah.
Kavurucu sıcaklarla geçen günler ve gecelerden sonra,
Ayağıma hafiften bir rüzgar dokundu hiç yoktan.
Aralık penceremden sızıp tülümü kımıldatıyordu.
Kalkıp mutfağıma süzüldüm, çay demledim kendime en kaçağından.
Günaydın hayat, günaydın cumartesi, günaydın canım kendim.
Bana daha çok günaydın.
Hadi şimdi küçük bir tebessüm yerleştiriver dudağının kenarına.
Yaşanacak günlerimiz var daha!
Cemre.Y.

25 Ocak 2025 Cumartesi

Geçmişti, Çok Geçmişti

...Geçmişti, Çok Geçmişti...
Çatımdaki kedinin yağmurdan ıslanmış ayak seslerine uyandım bu sabah.
Önce irkildim, korktum da bir hayli.
Rüya mı yoksa kabus mu anlayamadım sandım gözlerimi açarken.
Koştum terasıma bakan penceremi açtım.
Yağmur sicim sicim yağıyordu ılık bir rüzgarla.
Birkaç zamandır terasımı mesken tutan kediyse,
Eternit kaplı çatımdan usulca atladı terasıma.
Dik dik gözlerimin içine baktı sanki ev onun evi de ben misafirim!
Kızmadım bu sefer, oysa gürültüsüyle hep izinsiz uyandırıyordu beni.
Sonra o geliverdi aklıma, çocuk gülüşleriyle hınzırca,
Tam da böyle, yaramaz tıkırtılarıyla izinsiz uyandırıyordu beni.
Nasıl da yatağıma alıp sarıp sarmalıyordum onu.
Öpücüklere boğuyordum yüzünü, gözünü, o sıkılana kadar.
Küçümen ellerini, kollarını sarmalamamdan kurtarana kadar.
Sonra kuruluverirdik kahvaltı soframıza,
Öyle ya günlerden cumartesiydi, gün, bizimdi.
Yüzüme damlayan yağmur tanesiyle kendime geliverdim.
Geçmişti, çok geçmişti, sanki yüzyıl öncesi kadar çok geçmişti.
Sade kahve yapmadım bu sefer,
Çay demledim kendime en kaçağından!
Derin bir nefes aldım ılık rüzgardan azıcık kalbim sancıdı.
Yine de insan özlemiyor değil ayrılıksız vuslatı.
Özlemekse, çocukluğunu özlemekti yani.
Nihayetinde terasıma izinsiz konan o kedi de,
Günün birinde çekip gidecekti hani.
Cemre.Y.

14 Eylül 2024 Cumartesi

Nicedir Aklımdasın Oysa!

...Nicedir Aklımdasın Oysa!...
Günler zerre zerre griye doğru akıp giderken
Yakındır yaz kokuları da çekip gider başka diyarlara.
Renkler solmaya başlar yavaş yavaş.
Deniz soğur, su soğur, yağmurlar soğur yakında.
Zaman, nasıl da zembereği bozulmuş saat gibi uçup gidiyor.
Bu sabah durduk yere, kahvemin telvesine sordum seni.
Nicedir aklımdasın oysa!
Sonra dedim ki kendime bugün cumartesi uyuyordur o daha!
Cemre.Y.

4 Kasım 2023 Cumartesi

Hiç Yoktan Yine Gülümsedim Hayata!

...Hiç Yoktan Yine Gülümsedim Hayata!...
Sana, serin bir sonbahar sabahının,
Sade kahve kokulu rüzgarından sesleniyorum,
Sana, kabussuz uyunmuş da uykusu alınmış,
Eli, yüzü yastık izi olmuş bir cumartesi sabahının,
Gürültüsüz yağmur çiselerinden sesleniyorum.
Ey benim sevdiğim, sevdiceğim, yürek çiziğim.
Az önce yokladım yüreğimdeki eski yerini!
Az kalsın seni unuttuğumu unutacaktım ya!
Eski bir Türk filmi şeridi gibi geçip gittin gözlerimden.
Sonra siyah beyaz ekran renklendi,
Geçen gün terasa koyduğum buğday tanelerine kuşlar kondu.
Cıvıl cıvıl cıvıldaşıp teşekkür ettiler bana.
Gülümsedim.
Hiç yoktan yine gülümsedim hayata.
Cemre.Y.

25 Haziran 2022 Cumartesi

Haziran Gülüşlü Tebessümler

...Haziran Gülüşlü Tebessümler...
Pencerelerimin perdelerini,
Üçerli beşerli, bembeyaz...
Zambak çiçeklerine terk ettiğimden beri,
Fesleğen yapraklı yalnızlıklarımın yanına,
Rengarenk çiçekli sardunyalar ektiğimden beri,
Asma ağacım yeniden yeşerdiğinden beri,
Biber çiçekleriyle, salatalık çiçekleri,
Ağız ağıza, sarmaş dolaş kavuştuğundan beri,
Haziran gülüşlü tebessümlerim var benim.
Hiç şaşmaz, her cumartesi,
Sabahında sulayıp, okşadığım hayallerim gibi,
Severim her birini teker teker.
Vakti saati gelince de...
Söverim herkeslerimin gizli ihanetlerine.
Sonra da,
Şöyle bir güzelce,
Affederim hepsini gelmişlerinden, geçmişlerinden!
Ne de olsa ömrün sonunda,
Musalla taşında yatan herkesin ardından,
"İyi bilirdik!" diyecekler nihayetinde!
Olsun.
Nasıl olsa...
O gün geldiğinde ben yine,
Düğün salonlarında,
"Ankara'nın Bağları." çalarken yaptığım gibi,
Sözlerinin acısıyla yutkuna yutkuna ağlarken,
Müziğinin ritmiyle de,
Haziran gülüşlü tebessümlerimi takınıp,
Bütün affedişlerimi savura savura söveceğim!
Cemre.Y.

11 Haziran 2022 Cumartesi

Oysa Yaşamak Lazım

...Oysa Yaşamak Lazım...
Ne çok insan yeşermiş gönül ağacımda,
Şimdilerde yaprak yaprak sıyrılıyorlar ömrümden.
Belki de en çok bu yüzden korkuyorum,
Yeni insanlarla tanışıp onları sevmekten!
Sanal dünyanın, sanal sayfalarında bile...
Anılardaki yorumlar yapan,
O güzel insanlar bile göçmüşler öte dünyaya!
Ağrıma gidiyor o yorumları da,
Ölüler dünyasına göndermek için,
Teker teker silerken.
Ve kim bilir benden sonra yaşayanlar,
Hangi anıda,
Silecekler beni yorumlarımdan.
Oysa yaşamak lazım,
Hazır nefes alabiliyorken.
Günaydın ey cumartesi!
Günaydın sade kahvem.
Günaydın.
Cemre.Y.

21 Mayıs 2022 Cumartesi

Cumartesi

…Cumartesi…
Geceden, uykuya uyumadan önce,
Kendisiyle sözleşmişti kadın.
Şöyle bir cumartesiye yakışır şekilde,
Kuşluk vaktinin sonuna doğru uyanacaktı güya!
Yine yanlış yapmıştı zaman.
Güneşin doğuşundan birkaç zaman sonra uyanıverdi.
Sade kahvesinden sonra, yine çayını demledi.
Kahvaltı etmedi bu sefer!
Bahar mevsimine yakışır,
Bol yeşillikli, saçakları kaseden sarkan,
Göz doyuran, koca bir salata yaptı kendisine.
Durduk yere tohuma sardı, durduk yere çiçeğe sardı.
Temizlik vesaire derken gün batımı yaklaştı.
Sonra, gökyüzünün bulutsuz maviliğine daldı kadın.
Cemre.Y.

16 Nisan 2022 Cumartesi

Bahar Güneşi

…Bahar Güneşi…
Nisan ortası nihayet havalar ısınmaya meyl etmişken,
Günlerden Cumartesi ve üstüne üstlük,
Bahar güneşi zülüflerini uzatmışken penceremden,
Durduk yere toprağa harmanlandı ellerim.
Minicik tohumları yerleştiriverdim binbir özenle!
Can sularını da damıttım parmak uçlarımla.
Canına can kattıklarımın,
Canımı kanattıklarını düşünmedim bu sefer!
Çünkü artık, tam da şimdi…
Çoktandır solup giden hayallerimi,
Yenileriyle yenilemek vakti!
Hiç yoktan birinden biri, belki, filizleniverir misal!
Hiç yoktan birinden biri meyve verir, sebze verir belki.
Durduk yere…
Çoktandır yenilenmemekten,
Okşanmamaktan solan gururum,
Övünçle dolar, tepeden tırnağa!
Bahar güneşinin zülüflerinden öpüp,
Saçlarıma, ellerime, yüzüme, gözüme sürüp,
Tepeden tırnağa teyemmüm edip,
Hiç yoktan…
Yeni bir ben daha olurum yeniden kim bilir!
Cemre.Y.

6 Şubat 2021 Cumartesi

Sahi Sen Nasılsın?

...Sahi Sen Nasılsın?...
Ey benim sevgili sevgilim,
Zemheri ayazları olması gereken, kara kış ayında,
Tam da Şubat'ın altısındayız!
Günlerden cumartesi.
Tam da kendime söz verdiğim gibi,
Güneş yüzümden makas almadan uyanmadım.
Aç karnına içilen ilaçlarımı aldım,
İlk sigaramı yaktım, sade kahvemi içtim,
Sonra bir baktım günlerden yaz'mış!
Evimle dans ettim uzun uzun, sahi sen nasılsın?
Kaç zamandır yoluma düşmediğine göre iyisin sanırım.
Cemre.Y.

8 Ağustos 2020 Cumartesi

Cumartesi

...Cumartesi...
Güneş, sabah mahmurluğunu giyinmiş üzerine,
Sarı başak tarlası saçlarını savura savura doğmakta.
Cumartesiyse dökmüş zülüflerini,
Denizin mavisiyle yüzünü yıkamakta.
Kadınsa sade Türk kahvesini yudumlayıp,
Sigarasının dumanına dalıp gitmişti o an!
Nicedir günlerinin adları alınmıştı elinden,
Nicedir zamansız geçiyordu haftaları, ayları.
Tam ömrüne birkaç vakitlik ömür verilmişken,
Yine bekleme durağında,
Belki de hiç gelmeyecek,
O güzel günleri beklemekteydi işte.
Oysa birazdan uyanırdı dünya,
Sahildeki masalar hazırlanır,
Kahvaltı tabaklarının sesleri gelirdi.
Ağustos güzeli gülüşler çınlardı kordon boyunda.
Kadın, hiç yoktan gülümsedi.
Evet, evet, bugün cumartesiydi.
Cemre.Y.

2 Kasım 2019 Cumartesi

Cumartesi

...Cumartesi...
Ömrümün güz güneşi vuruyor perdelerimin çiçeklerine.
Kasım'da kasıla kasıla gelmiş kurulmuş sonbaharın son deminde.
Yakındır perdeler kenara sıyrılmaz, pencereler açılmaz olur hanemde.
Bugün yüzümü yıkamadım, gülümsemedim de aynaya falan!
Ancak sade kahvemi yudumladığımda uyandım.
Günaydın cumartesim sana da günaydın.
Cemre.Y.

28 Eylül 2019 Cumartesi

Ben Satılık Değilim

...Ben Satılık Değilim....
Ben alacağımı almış, bozuk paralarımın ederini saydırmış,
Daha yeni temizlik yapmış yorgun hallerimi de yanına almış,
Öylece umarsız arkamı dönüp evime yollanırken...
Dükkan sahibi, ben o dükkana girince,
Yanında yaveri gibi gösterdiği insana,
"E sen, müşterilere böyle yaparsan, gelmezler tabi" der iken...
Diğer insan...
"Kabullenemiyorum ağbi!
Bak, ben, bazı şeyleri, yıllardır, kabullenemiyorum anla bunu!
Hem de öyle sandığın gibi,
Herkese karşı böyle değil bu hal, lakin..." diyordu ardımdan!
Diğeri, dükkan sahibi olan...
"Bak, sen benim sadece alt kat kiracım iken,
Ben yıllardır, burada çalışanım gibi gösterdim seni, artık yeter!
Sen böyle histeri krizine her girdiğinde,
He bir de zamlar daha açıklanmadan,
Biz ona zammı bindirmeye çalışınca küsüyor da,
Aylarca uğramıyor o da bu dükkana,
Anlamıyor muyum sanıyorsun,
Yolda karşılaşsak,
Selamımızı alması da ayrıca insanlığından!" derken...
Nihayet...
Yine sağ salim...
Evime giren binanın kapısında anahtarımı çevirmekteydim.
Ha!
Bu arada, bu aralar...
Nedense,
Evlenme merakında olduğuma hükmedenler olmuş durduk yere!
İnsan'ın bütün bir binası,
Bankada parası ve onunla olur ki evlenirsem,
Sıra sıra kocaman Atatürk lirası ve de Trabzon burması hazırdı ha!
Reklamını yapmıştı yıllar önce bakkal abi...
Elinde olsa kendisi evlenirdi, lakin...
Yürek işte bu, hayatın o matematik evrimselliği değil ya hani?..
Konmadıysa, kurulamıyor demek ki!
Zaten gitmeden saydırmışım bütün bozuk paralarımı...
Hepsi de bir "Tamam!" dı.
"Mevzu paraysa gözüme sokmaya çalışılan...
Bende bozuğu çok aga!
Para, aynı para değil mi, elbette sayacaksınız...
Zira, ben, satılık değilim!
Bir şekilde ödenmez yani,
E say hadi!" deyince de böyle kopacaksa o kıyamet...
"Kimsenin kıyameti beni ırgalamaz,
Bana hayırlı cumartesiler madem!"
Dönüp, özür dilemeliyim,
Belki olası bir sevdaya yelken açmalıyım lakin...
Benim hayalimin fıtratına ters,
Mal, mülk, para, pul, bilmem ne varlıklar!
Olsun tabi, olsun da lakin…
Ruhu, ruhuma hiç yaklaşamadı be ağbi!
Söyleyin...
Alsın artık ahını üzerimden,
Olmadı, olmayacak, olmaz bizden.
Cemre.Y.

25 Ağustos 2019 Pazar

Pazar Kahvesi

…Pazar Kahvesi…
Sade bir Pazar kahvesinin telvesinde,
Zamanın zembereği bozulmuşçasına akıp geçiyordu günler.
Artık yavaş yavaş,
Onu terk etmeye başlayan hayalinin peşinden baktı kadın.
Nasıl olmuşsa olmuştu işte,
Yalnızlığını sabitlemişti ömrüne bugün de yalnızdı.
Ne fark ederdi artık günlerden cumartesi ya da pazarsa
Bir kahve daha yaptı kendine en telvelisinden,
En sadesinden terasında yudumladı sakince.
Birazdan çayı demlenir, kahvaltısını yapar,
Kendi kendine "Günaydın" der güne kucak açardı.
Cemre.Y.

5 Aralık 2018 Çarşamba

Gülümse Kendine

...Gülümse Kendine...
Bazen şu sanal alemi,
Gelecekteki huzur evimdeki odam gibi hissediyorum!
Çok sıkılınca,
Odamdan dışarı kafamı uzatıp bakıyorum ve bir sürü yabancı,
Acılı, acısı kendinden gizli, gülen yüzleri soluk,
Profil resimleri kendilerine bile,
Yabancı sanal gülümseyişli onca insanlar!
Benim gibi,
Sadece birkaçı filtresiz çekiyor fotoğrafları!
Kaşının duruşunu,
Gözlerinin altındaki morlukları umursamadan,
Umutlu bir gülümseme tutuşturuyorlar gözleriyle dudaklarına,
Yani o an, ne kadarsa, o kadarlar.
Gerçeğimizi bulabilenler buralardan,
Bizlerden hemen kaçıyorlar!
Zira cesaretimizle,
Öz güven' imiz el ele verip korkutuyorlar onları.
Tıpkı bütün gerçek sandıklarımız gibi!
Ama neyse ki yarın en sevdiğim gün.
Sahi bugün günlerden neydi?
Ne fark eder ki,
Pazartesi, Salı, Çarşamba,
Perşembe, Cuma, Cumartesi'yle Pazar'ı
Ki bana sorsalardı,
O günlerin adını da öyle koymazdım hani!
Neyse ki,
Şu anda nefesini şöyle burnundan derince çekip,
Birkaç saniye içinde tutup sonra öylece koyuverebiliyorsan!
Sigaraydı bilmem neydi,
Şekerdi yok tansiyondu düşünmene gerek yok!
Gece yatarken yanında,
Yatağında biri olsa da olmasa da kendine sarıl bir hele.
Kendine geleceksiz,
Sadece bu geceyi güzel atlatacak güzel bir rüya dile.
Velev ki bütün gece,
Kabuslar görüp döndün durdun yatağında,
Ya da ne bileyim...
Yemyeşil kırlarda dolaşırken uyandın da sabahın karanlık çıktı!
Umursamaları kısa tut!
Misal her durumda uyandın nihayetinde ve ne yazık ki,
Kalbin atmaktan vazgeçene kadar da yaşamak zorundasın!
O halde...
Ya bütün günü ağlayıp, sızlayıp,
Feveran ederek yaşa,
Ya da uyanır uyanmaz,
Sade bir Türk Kahvesi yap kendine,
Giyinirken yeni umutlar dile.
Arada tıkanık öksürük nöbetleri olur takma,
Hem dün akşam da az içseydin sigarayı!
Öyle ya sıcacık yatağından çıktın,
Buz gibi salonunla,
Mutfağın arasında mekik dokumaktasın.
Üstelik mim gibi aklındadır o durum!
Şayet kahve makinen yok da,
O cezvenin gözünün içine bakıyorsan,
Ne vakit gözünü çevirsen,
O zaman köpürüp taşacaktır o!
Yanisi şu, artık uyandıysan yeni günün sabahına!
Akşamın zehirli zemheri çığlığı olsa da,
Gecen kabuslu canavarlarla dolsa da,
Sade Türk kahven,
Kısık ateşte ve cezvede,
Şimdi pişiyor ve de taşmaması gerek.
Sonuna kadar okuduysan,
Günün saatinin önemi de yok zaten!
Hiç kimseye,
Bir yorum da bulunmana dahi mahal yok.
Lavaboya git misal,
Her neredeysen şu anda mühim değil.
Oradaki aynaya bak bir,
Umursama aynı fotoğrafını biri görürse diye.
Bir bak!
Yüzüne, saçlarına, gözlerine,
Dudaklarının duruşuna iyice bir bak!
Beğendin...
Ya da beğenmedin oradaki silüeti ne mühim!
Gözlerinin öbeğine öbeğine,
İçinin içine bak iyice.
Saçının rengi, kaz ayakların,
Gıdın, gadan, kilogramın, kırışıklarına değil ha!
Gözlerinin öbeğine öbeğine, içinin içine bak iyice.
İşte onlar hayata umutla,
Işıltılı bakana kadar,
Kendi yansımana gülümse kendine, bir dene!
Cemre.Y.

13 Ekim 2018 Cumartesi

Cumartesi

...Cumartesi...
Günaydın uykulu gözlerim.
Günaydın aç karnına bol suyla içilen ilaçlarım.
Günaydın çift kişilik sade kahvem.
Günaydın sabah sabah ilk içtiğim sigaram.
Günaydın kendime demlediğim çayım.
Günaydın ekmeğim, zeytinim, peynirim,
Günaydın ey benim cumartesim.
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Pazartesilerim

...Pazartesilerim...
Oysa pazartesiyi ben hep
"Başlangıç ve şükür" olduğu için severdim,
Anlayamazdım insanları,
İşsiz güçsüz bunca insan varken
Neden işe gidiyor diye üzülür ki bu insanlar!
Milyonlarca ilan ilan iş arayan insan var ki
Akşam evlerine ekmek götürmeyi bırak!
Bakkal veresiyeyi hatırlatmasın diye
Sokak değiştiriyordular.
Hele ev sahibi eve geldiğini duymasın diye
Ayakkabılarını çıkartıp
Çorapla lambasız merdiven çıkıyordular!
Çocuktum daha...kapıcıydık biz...
Bir apartman çoğundan da zengindik yani
Çünkü...ekmeğimiz vardı ve kira ödemiyorduk.
Ödeyebilenlerin çamurlu ayaklarını
Lap lap basa basa geçseler bile
Paspas etmek karşılığı!
Ve ekmeğinin parasını bile bize borç yapanların
Karşılığıydı diyetimiz...
Belki bundandı...
Her pazartesi kolumda ekmek sepetim
Hayal ederdim...
"Dünya değişecek bugün!" diye.
Ekmeğin en sıcaklarını
Parasını bize bile ödemeyenlere
Götürdüğüm yetmezmiş gibi,
Daireleri karıştırmış gibi
Arada bir gazeteleri de
Onların kapılarına koyardım.
Haberleri olsun diye!
Sonra annemden dayak yerdim
Karşı komşu şikayet etmiş diye
Yav aldıkları dairenin borcu yüzünden
Bizden bile fakirdiler ne yapsaydım?
Yıllar sonrasında yosun gözlüm
O gün dünyaya geldiği içinle de sevdim.
Tuhaf daha birkaç ay oldu öğreneli,
Fazlası olmalı pazartesilerini sevmemin
Diyerek ararken buldum kendimi...
Meğer bir pazartesi çocuğuymuşum ben de!
Sevmeyin de göreyim.
Pazartesilerimin akşamlarını ve salılarını
Pek sevmem ben.
Pazartesi akşamı doğan yavrumu
Geç doğmuş diye bir kuvöze tıkıştırıp
(51 cm ve 3.750 gr doğan bir bebeği
Zorla tıkmak durumunda kalmışlar çünkü)
Bütün salı bana göstermeyen
Hain kadere on sekiz yıldır isyanlıyım!
Çarşambaları severim ama...
Onu pazartesi görmeyi umarken
İlk o gün gördüm yosun gözlümü diye.
Ama ille de pazartesi işte.
Hiç doktora gitmemiş anamın
Beni o gün doğuracak olmasının sevincini
Severim tam kırk yıldır.
Ancak akşam olunca
Kız evlat doğmuş olmamın
Hüsranını hiç sevmem.
Hele salısı büyük kayın validenin
Anamın başucuna gelip
"Ağa kızı kız doğurmuş
O da sigara kağıdı kadar!" diyerek
Anamı üzen o kabus günden hep nefret ederim!
Çarşambaları severim ama
Anam ilk yalnız kaldığında
Alnıma ilk öpücüğünü nakşetmişti.
Perşembe, cuma, cumartesiyle pazar
Zaten birer hayat senfonisi.
Cemre.Y.

22 Nisan 2017 Cumartesi

Cumartesi

...Cumartesi...
Bugün cumartesi...
Yine erteli günlerden yani
Ve ben hala uyanamadım.
Sensiz uyuyamadığım kadar
Uyanamıyorum bugünlerde...
Terasımdan aşağı baktığımda
Puslu bir İstanbul gününden
Yağmur altında ıslanan
Şemsiyeler yürüyordu sokaklarda.
"Acaba?" dedim
"İki şemsiye,
Birbirine sarıldığında
Onları tutan eller de,
Dokunuyor mudur birbirlerine?
Ansızın...
Öpüyor mudur,
Dudaklarını kadınının adam?"
Anlaşıldı biraz daha uyumak lazım...
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...