duygu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duygu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2025 Cumartesi

İçimde Bir Yerler Seni Hala Seviyor!

...İçimde Bir Yerler Seni Hala Seviyor!...
Ey benim gözlerinin yosunundan çiy damlaları topladığım.
Sana hafif rüzgarlı bir ağustos ikindisinden sesleniyorum.
Her ne kadar sesim,
Ses tellerime ulaşıp dudaklarımdan çıkmasa da,
Ruhumun derininden avaz avaz fısıltılarla sesleniyorum.
Seni affedemediğimden beri,
Bütün affettiklerimin, tüm aflarını da sildim bilesin.
Bana bütün ayıp edenlere nefret dahi hissetmezken,
Yani tamamen duygusuzken,
Sana, sadece sana hissiz değilim bilesin.
Ciğerim ve yüreğim ve dahi ruhumun her yeri sana kırgın olsa da,
Sana bir daha asla kaburgalarımızı çatlatırcasına,
Eskisi kadar saf güven ve sevgiyle sarılmayacak olsam da,
İçimde bir yerler, söz geçiremediğim hücrelerim her bir tanesi,
Seni hala seviyor ya, sen kendini benden nasıl mahrum ettin duy istedim.
Cemre.Y.

30 Temmuz 2025 Çarşamba

Vicdan İşte!

...Vicdan İşte!...
Sanki bayrammış da,
Mahallenin hiç tanımadığı tüm zenginlerinin ellerini öpüp,
Tomar tomar paraları cebine indirmiş gibi,
Kaldırım kenarında durmuş
Paralarını döke saça saymaya çalışıyordu.
Sanırsın o, beş yaşındaki en küçük yaramaz kardeşim!
Sanırsın ben on bir yaşımdayım, bir küçüğüm on.
Tanımadığı insanların asla elini öpmeyen biz.
Eh haliyle de...
Şekerden başka bir şey toplayamamış olan bize sırtını dönmüş,
Yerden toplamaya çalışarak yeniden saymaya çalışıyor,
Sayamadıkça daha çok dökülüyordu paraları.
Etrafta onu kolaçan eden çingene çocukları
Ortalık sakinleşince doluşacaklar yere dökülenlerin üzerine!
Dayanamayıp yanına yaklaşıyorum,
Toparlayıp cebine sokuşturuyorum paralarını.
"Eve git!" diye kızıyorum ama nafile!
Ben kızdıkça o kahkahalar atıyor umursuzca.
"Çikolata alacağım ben!" diye bağırınıyor sokak ortasında.
"Sizin paranız yok diye kıskanıyorsunuz hep beni." diye çığırınıyor!
Kıyamıyorum yine de,
Sayamadığı paralarını toparlayıp bakkala götürüyorum,
Abur cubur ne isterse dolduruyor naylon poşete.
Kasadaki kızın gözleri parlıyor paraları görünce.
Ederini verip, kalanı cebine doldurup zorla eve götürüyorum.
Biz kardeşimle topladığımız bayat şekerleri anneme verirken,
O salonun ortasındaki halıya oturup bacaklarını açıyor kocaman,
Elindeki abur cubur poşetini boşaltıyor bacaklarının ortasına.
Bir onu açıyor ucundan bir ısırık,
Bir diğerini açıyor kenarından kocaman bir ısırık.
Hiç kimse de hiçbir şey demiyor ona.
Çünkü "Bar bar bağırıyor bunları ben kazandım kime ne!" diye!
Yalan yok, yutkunuyoruz ama!
Hiç de yeltenmiyoruz ondan bir ısırıkçık olsun istemeye!
Hiç kimse de bize bayram harçlığı falan da vermiyor zaten.
İşte bugün, tam da o günü yaşattı bana babam olmayasıca!
Kendine sigara almaya giderken,
Artık sayamadığı paraları sokağa saçarken,
Yerden toplayıp toplayıp tekrar yere dökerken o anı yaşattı bana.
Komşu dükkandaki insanlar pis pis ona sırıtırken
Tam da o duyguyu yaşattı bana.
Bakkala götürüp sigarasını aldım,
Parasını sayıp cebine doldurdum zar zor eve yolladım lakin,
Hala aklımın kenarında bir soru!
Yere döküp saçılan o paralar acaba kendi emeklisinden olanlar mıydı,
Yoksa onun yüzünden kanser olan,
Bir küçük kardeşimin ve eşinin çabasıyla malülen emekli olup,
Tek bir emekli maaşını bile doya doya yiyemeden ölen anamın hakkı mıydı?
Çifter çifter emekli maaşa konan o adamın
Gözümün içine soka soka,
Tekrar tekrar saymaya çalıştığı paralar saçılsa mıydı!
Birileri bir kenarda sümsüğü yapıştırıp,
Elinde belinde ne var ne yok soysa mıydı?
Lakin öyle hık diye ölmezdi ki böyleleri,
Yanarlar, yakarlar, hiç olmadı sakat kalırlar,
Canları sağ, yakınlarına sakat yaşar giderlerdi.
Bir de serde olmaz olasıca vicdan var tabi.
Onlar bilmezler.
Döke saça, yaka yıka yaşayıp giderler de.
Vicdan işte,
O da...
Kimlere konacağını biliyor demek ki!
Cemre.Y.

22 Kasım 2024 Cuma

Oysa Ben!

…Oysa Ben!…
Oysa ben!
Omuzuna yaslanıp,
Sessizce ağlamak isterim sevgilimin!
Neden?
Niçin?
Sorgulamasın gözümün yaşı bitene kadar!
Sadece sarılsın,
Sımsıkı sarılsın,
Yüreğinin çırpınışını hissedeyim o sarmalanışta.
Ben hıçkırırken o,
Saçlarımı okşasa usulca.
Ne ben bilsem,
Bütün erkeklerin duygusal devinimlerden nefret ettiğini!
Ne o aklından geçirse!
"Eeee!
Sevişme faslı ne zaman?" diye.
Bi dursa,
Bi dursak öylece,
Söz, anlatacaktım en kısasından hikayemi,
Oysa ben,
Ben bugünlük şehvetini değil!
Şefkatini isterdim sevgilimin!
Eksiklerimi tamamlasın,
Sadece dokunsun,
Dokunayım,
Sarsın,
Sarmalayayım!
Cemre.Y.

19 Nisan 2024 Cuma

Çakma Dünya

 ...Çakma Dünya...
Yıllar önce Sıla'nın,
Yazdığı şarkılarının sözlerini nasıl yazdığını açıklarken
Ağlak şarkılar ve oynak şarkılar diyerek,
Duygusuzca seçip yazdığını öğrendikten sonra!
Hayatı son kez sorgulamıştım.
Oysa ben düğünlerde
"Ankara'nın Bağları" çalarken ağlayandım.
Müziğinin arkasına saklanmış cümleleri yakıyordu ciğerimi.
Duyarken hissettiklerimden ziyade
O sözlerin içimden geçişine dokunuyordu duygularım.
Herkes gülerek oynarken, ben ağlayarak oynuyordum.
Halbuki, meğer, onlar bile
Duygusal devinimlerimize birer piyonmuş!
Bi Sezen kaldı yazdıklarını yüreğinden geçirmiş olan.
O da şimdilerde susuyor,
Hala, hep susuyor bu çakma dünyanın gelmişine, geçmişine.
Neyse!
Cemre.Y.

23 Ocak 2024 Salı

Hoş Geldin Madem!

...Hoş Geldin Madem!...
Cancağızım!
Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum.
Gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında,
Artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz.
Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da,
Sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bir duygu bu!
Hoş geldin madem!
Hiç korkma.
Ve merak da etme!
Ben...
Ölsem de ölmem.
Cemre.Y.

6 Haziran 2023 Salı

Zira Çoktan Öldüm Ben!

…Zira Çoktan Öldüm Ben!..
Beş haziran iki bin on dörtte…
"Beklenen her dakikanın,
On yıl ettiği günlerdeyim!" demişim!
Tam tamına...
Dokuz yıl önce demiş, sonra da eklemişim;
"Dün şuurun tamamen kapalı ve her an gidebilirken,
Bugün şuurun yerine gelmiş ve kendi nefesini alabiliyorsun.
Yarın ne haber alırım bilmiyorum,
Hani sevinmeye bile korkuyorum!
Ama anne!
Eğer, bugün ölürsen seni öldürürüm!" demişim,
Bir tek gün daha olsa bile,
Nefesini duymaya dahi, sevinmişim yani!
Belki de, kendi ruhuma bile bencilceymiş bu his!
O gün, neyse ki, çok şükür ki, ölmemiş annem.
Bizi, tam tamına,
O günden, elli beş gün sonra,,
Öylece, tamamen terk etmiş annem!
Cennet diyorlarmış adına!
Sanki bizsiz orada ne işi varsa!
Hadi bensiz neyse de...
Sanki...
Biz'siz orada ne işi varsa!
Gitmiş...
Ah be anam!
Benim...
Kabem sendin.
Hala aynı yerdeyim şimdi.
"Bilmiyorum ki şimdi ne yapılır,
Daha önce hiç, annem ölmedi ki?" diyorum,
Her yıl dönümünde, hala aynı duygudayım.
Öyle ya!
"Senin olduğun yerdir benim kabe'm anam!
İstesem de uzaklaşamam yanından, yörenden.
Ömrüm boyunca olduğu gibi
Döner dururum tavafına,
Sen duysan da, duymasan da! "
"Doğurduğun andan beridir,
Sevsen de, sevmesen de,
Olsan da olmasan da!"
Ki zira...
"Yumurtadan çıkmamışımdır nihayet!" diyeceğim,
Bilim, yumurtadan çıktığımı söylüyor!
Ona da eyvallah!
Lakin,
O, hala, yaşıyor!
İsterdim ki,
Denize nazır o odada,
Karnından iğneyle beslenmek zorunda olan senken,
O, karşıki ağaçlardan dut toplayıp,
O ağacın altında piknik yapanlardan,
Gözlemeyle et isteyip, yüzsüzce...
Bunları...
Seni, bizi hiç düşünmeden,
Hapur hupur yeyip,
Cebine attığı o birkaç dut'u da,
Ziyarete gelmiş gibi davranıp,
Senin ağzına tıkmaya çalıştığı o an'ı...
Hiç mi hiç görmemiş olaydım!
Bence o gün karar verdin sen!
Kanmak istedin seni kandırıp duran meleklere!
Zorumuza gitmesinden zorsunsadın belli ki!
Gittin yani.
Öylece...
Birçok kere...
Terk mi ettin sanki, şimdi sen bizi?
Yarı gönüllü, sımsıkı dudaklarınla,
Yarı gönüllü,
Yanaklarımı öptürdüğüm günlerimiz geliyor aklıma!
Ellerini yarı gönüllü saçlarıma götürdüğüm,
Onları, okşattığım günler!
Sonrasında nasıl da zaferle gülümserdin!
Artık, benim de çok cepli çantam var be ana!
Lakin ben...
Her bir cebini açarken,
Hala...
Her şeye rağmen!
"Rabbim yoluna dikensiz güller saçtırsın." diliyorum kızma!
Lazımı mümkün değil lugatıma!
Yokmuş ama sanki çok dilenirsem kalınırmış gibi hallere!
Ama sakın...
Bugün ölme annem!
Gayri artık...
Benim ne kabem kaldı,
Ne de uğrak yer olacak bir viranem!
Zira çoktan öldüm ben!
Cemre.Y.

3 Aralık 2019 Salı

Şimdi?

...Şimdi?...
Zaman...
Zamansızlığının dehlizlerinde kaybolmuş,
Geçmiş ile geleceği sarmış sarmalamış,
Öylece nefesini tutmuş,
Zembereği bozulmuşçasına akmakta!
Geçmişin hesaplarını sarı sandığa gömüp,
Topunu küle çevirip denize salmıştım ya en son!
Hani en son...
Gelecek kaygılarımdan sıtkımı sıyırıp,
Elimde kalan "Şimdi." m le mutlu mesut yaşayacaktım ya!
Hiç bilmediğim bir yerde...
Hiç olmayacak bir anda...
Yön duygumu kaybetmiş gibi,
Sonu güzel bir caddeye çıkar sanıp,
Uzun uzun yürüdüğüm o yolun sonu,
Çıkmaz sokağa çıkmış,
Geri dönmeye de takatim kalmamış gibi çaresizim.
Meğer bunca ömrüm boyunca,
Hiç "Şimdi." m olmamış benim.
Şimdi...
"An'ı yaşa!" diyenler kadar sanal bir kavram mıydı yoksa....
Bunca hayat yorgunluğuna rağmen,
En azından artık ömrü çoktan solmuş koltuğuna,
Bir minder daha ekleyip,
Mümkün olduğunca yumuşak oturup,
Kim bilir kaç yıllık sehpana yorgun ayaklarını uzatıp,
Kıvrım yeri kırılmış laptopuna bari aman bir şey olmasın diye,
Dizlerine yastıklı korumalarla yerleştirdiğinde,
Gün...
Zamansız...
Amansız...
Oradan, buradan nasıl sızıdıysa birkaç kelam eyleyip,
Durduk yere deriinnn bir nefes alıp,
Artık kalbine yetişemeyen ritmine es verip,
Yavaşça...
Nefes verip ayar tutturmaya çalışmak mıydı?
Doktorumun yeni direttiği ilaçtan mı bilinmez lakin,
Bu akşam evime yürürken...
Bildiğin huzur evi, gayri kaslarına hükmedemeyen insanları gibi,
Bildiğin altıma büyük abdestimi yaptım misal!
Hem de...
Tam da evime ulaşmaya ramak kalmışken!
Sonrası çile işte.
Sahi an'ı yaşamak neydi?
Ne vakittir ben yaşayamadan geçip gitti bu zamanlar!
Peki ya şimdi?
Şimdi!
Bana biçilmiş ömrün hangi sahnesindeyim?
Repliğim ne!
Yani...
Ne demeli, ne etmeli, ne eylemeliyim şimdi?
Cemre.Y.

4 Mayıs 2019 Cumartesi

İstersen Gel

...İstersen Gel...
"Biliyorum, biraz geç kaldım ama, istersen gel!" dedi.
Onun da, kendince,
Güne yetişmekle ilgili benden ayrı bir dünyası vardı elbet!
Amma ve lakin ben...
O vuslat anı gelip de geçmesin diye kaç saat saydım bilseydi.
Kaç zamanımı hırpaladım, hiç olmayacak işlerle kendimi avutarak!
Bir bilseydi.
"Biliyorum, biraz geç kaldım ama istersen gel!" dedi.
"Benim canım senden yorgun be kadın, ille de gel!" demedi yani.
Bende ona, öyle yürek üzecek şiirler dizmedim tabi!
Ki bu zamanda...
Kimin umuruydu ellerimde yasemin kokulu,
Bil cümle dolusu taze lale çiçekleri...
Sanki ben hep...
Bir şekilde unutturulmuş bir zamanda gelmişim de,
Sen bana hep...
Hiç gelmek istememişsin gibi bir turuncu duygu bu!
"İstersen gel, lakin ben,
Şimdiki sana,  hiç hazır değilim gibi!"
Neyse, sen, yine de...
Tenhalarda fazla da kaybolma!
Cemre.Y.

17 Ocak 2019 Perşembe

Kırılgan Şiirler

...Kırılgan Şiirler...
Elimde eskimeye yüz tutmuş mısralarım çoğaldıkça,
Heceleri aynı olmasa dahi zemheri, hep aynı zemheriyse,
Gecenin ayazı, hep aynı, ayazsa,
Üstelik mevsimi fark etmeden!
Yalancı bahar rüzgarları aynı ritüelde seyrediyor,
Denizin mehtabı aynı duyguları hissettiriyorsa,
Aşık bir kalbe ve yahut melankolik bir yüreğe!
Ne fark eder ki,
Ocak on yedi, yıl, iki bin on dokuz ise.
Ömrün her yanı...
Kırılgan şiirler işte ve üstelik...
Maya takvimine göre de kıyamet de çoktan kopmuş olmalıydı zira!
Buğulu camlardan,
Ufkunu göremediğim geleceğime bakmaktan sıkıldım.
Kelimelerimin dilinin rengini değiştirmeye karar verdim.
To be continued!
Cemre.Y.

10 Kasım 2018 Cumartesi

Yol Bitiyor

...Yol Bitiyor...
Tamam artık susun bayım, daha fazla konuşmayalım,
Sonuçta bu konuştuklarınız duygusal devinimler filan değil,
Hepi topu mantıksal mentallarin birleştiği birer açık oturum.
Farkındaysanız da,
Nicedir ben, kapı kenarından sizi dinliyorum.
Yoksa kim sevmezdi ki şöyle cam kenarı huzura,
Yanında koltuk kenarına çoktan razıyken,
Senin üşüme ihtimaline hayıflanan gerçek birer dostluğu!
Hoşça kalın bayım, sizi de buruk bir tebessümle anacağım.
Olmayan babam gibi, olmayan kız kardeşim gibi,
Hiç olmayan sevdam, hiç olmayacak geleceğim gibi anacağım.
Yoksa kim hayal ettikçe inanmak istemezdi,
"Bundan sonra yanında ben varım." yalanına!
Bir yer geliyor, yolun sonu görünüyor sen istemesen de,
Ve bir yer geliyor...
Ona giden bütün yollar, on'da kalan bütün yollar bitiyor.
Ve yol bitiyor, artık benim yolum, yönüm falan kalmıyor!
Var, git, seçtiğin yoluna be adam,
Seçtiğin o yollar ışıkla dolsun ama ben yokum!
Merak etme beni, beni merak etme!
Öyle gereksiz, geç kalan vicdan azabına da mahal yok hani!
Sen hiç yokken nasılsam oraya dönmeye çalışıyorum ben!
Bir yerlerden devam edeceğim elbet!
Yol...
Bitiyorsa...
"Ne gerek var!" diyerek!
Ve bir yer geliyor…
Ona giden bütün yollar, on'da kalan bütün yollar bitiyor.
Ve yol bitiyor, artık benim yolum, yönüm falan kalmıyor!
Artık hangi kilidime uyacak anahtarım bulunur bilemem ama.
Yüreğimin kırılgan kelebekleri kurumuştur çoktan, uymaz artık yani!
Tamam artık susun bayım, daha fazla konuşmayalım,
Sonuçta bu konuştuklarınız duygusal devinimler filan değil,
Hepi topu mantıksal mentallarin birleştiği birer açık oturum.
Farkındaysanız da nicedir ben, kapı kenarından sizi dinliyorum.
Cam kenarları, can kenarlarına çoktan ayrılmış,
Koridor araları can kenarlarına korumalı monte edilmiş içten!
Ben orta koridorda,
Sıkılmış yolcuların böğrüne böğrüne basılan nemli halısı!
Çoktan limit aşımım geçmiş, üstelik de yıl sonu satış arttırma çabası!
Ucuzundan bir halı döşenir, enflasyon'un yalan rakamlarına uygun.
Sonra, bakılır, hayatın kıvamına da…
Ve bir yer geliyor...
Ona giden bütün yollar, on'da kalan bütün yollar bitiyor.
Ve yol bitiyor, artık benim yolum, yönüm falan kalmıyor!
Var, git, seçtiğin yoluna be adam,
Seçtiğin o yollar ışıkla dolsun ama ben yokum!
Merak etme beni, beni merak etme!
Öyle gereksiz, geç kalan vicdan azabına da mahal yok hani!
Sen hiç yokken nasılsam oraya dönmeye çalışıyorum ben!
Bir yerlerden devam edeceğim elbet!
Yol, yine bitiyorsa,
"Ne gerek var!" diyerek, geriye kalan ne kadar ömrüm varsa!
Cemre.Y.

24 Mayıs 2018 Perşembe

Anlamadın


…Anlamadın…
Her yere ve her şeye parça parça dağılırken,
Bir tek duygunu bana ayırmayı deneseydin keşke.
Ben senin yüreğinin içine,
Ben senin ruhunun içine,
Ben senin kalbine taliptim, sende onu anlamadın!
Cemre.Y.

14 Mayıs 2018 Pazartesi

Annesine Aşık Olmayan Bir Adam, Başka Bütün Kadınları Yarım Sever!

...Annesine Aşık Olmayan Bir Adam, Başka Bütün Kadınları Yarım Sever!...
Daha ilk cümlemi okur okumaz itiraz seslerinizi duyar gibiyim.
Zira kadın-erkek ayırdımına varmaksızın çoğunuzun
Beyin algısında aşk deyince tek bir çağrışım uyanıyor,
Cinsellik...
Ne büyük hata!
Oysa yazımın ilk kelimesi "Anne!" ile başlıyor ki
Bir kadın hamile olduğunu hissettiği andan itibaren annedir.
Bütün cinsel kimliklerin dışında çok farklı bir olgudur
Annenin evladına, evladın annesine duyduğu sevgisi ve aşkı.
Kaldı ki Dünyaca ünlü Merriam-Webster sözlüğünde bile
Aşk oldukça yalın bir tarif ile:
"Aşk, güçlü bir bağlılık hissi
Ve kişisel bağlanma duygusudur." diye tanımlanmaktadır.
Oğul annesi olmamakla birlikte kız annesi olarak,
Yani anne olmak olgusunun tüm aşamalarını doğru algılayıp,
Doğru yorumladığımı düşünüyorum.
Kız evlatlar ilk andan itibaren anneye daha yoğun ve yakın tutunurken,
Erkek evlatlar doğdukları andan itibaren,
Çevreye mal edilerek anneden uzaklaştırılmaktadır.
Oysa anne cinsiyetsiz sever ve sınırsız bağlıdır evladına.
Gelelim asıl meseleye;
Oğul, bebeklikten itibaren,
Bütün aile ve çevresinden ona en başından dikte edilen
Gurur ve yüceltilme duygusunu aşıp,
Annesine karşı sınırsız sevgi ve aşk beslerse işte o vakit,
Katıksız saf sevgiyi özümsüyor yüreğinde.
Zamanımız hatunlarının
"Ay, süt çocuğuyla uğraşamam,
Hele bu saatten sonra." dediğini duyar gibi oluyorum.
Oysa hangi yaşta olursa olsun annesine aşık olmayan bir adam,
Başka bütün kadınları yarım sever,
Çünkü sadece cinsi münasebet vardır beyninde.
Çünkü o doğduğu andan itibaren o yönde yüceltilmiştir.
Gururdur, ne yapsa, ne yapmasa tolore edilir.
Ergenliğe ulaştığı andan itibaren,
İlk deneyimi ile beraber bütün kadınlar onundur artık.
Biri giderse, diğeri gelir.
Çok az adam tanıdım,
Ergenlik yıllarında genelev kuyruklarını beklememiş olan!
Nadiren ilk deneyimini karşı cinsine duygusal hisler besleyerek yaşayan
Bu tip erkekler hayatları boyunca para karşılığı aşk yaşamamıştırlar.
Hayatlarına girip çıkan kadınlara karşı,
Mutlaka duygusal hisler beslemişlerdir.
İşte bu tip erkeklerdir annesine aşık adamlar.
Hayatlarının her döneminde birliktelik yaşadıkları kadınlarda
En ilk güven duygusunu yaşarlar, aşk ve sevgi sonrasında gelir.
Saygıyı her zaman baş tacı yaparlar.
Kadına kendisini mutlak surette değerli hissettirirler.
Oysa özellikle genç kızlarımız
“En çok beni sevsin, merkezi ben olayım.” derdindedir.
Annesine bağlı olan adamları,
"Süt kuzusu" tehdidiyle aşağılamaya çalışırlar.
Oysa bu tip adamları tercih edenler zamanla görürler ki
“Senin için annesinden bile vazgeçen,
Bir başkası için de ilk fırsatta senden vazgeçer.”
Dedim ya “Annesine aşık olmayan bir adam,
Başka bütün kadınları yarım sever."
Bu yazımı okuduktan sonra etrafınıza bir bakın.
Annesinden ve sevgisinden uzaklaşmış,
Ya da itina ile uzaklaştırılmış erkeklerinize,
Bu bakış açısıyla bir bakın.
Onları birbirlerinden uzaklaştırmadan,
Önceki adamla şimdiki adam aynı mı?
Aynı sevebiliyor mu sizi?
Şimdi diyeceksiniz ki; “Her anne de o kadar anne değil yani."
”Unutmayın ki bebek oğulun duyguları o kadar saf ve yücedir ki
Zaten her anneye, her oğul da aşık olarak yetişmiyor tabi.
Tekrar etrafınıza bakın karşınıza çıkan annesine aşık adamlara.
Hiçbir zaman bir kadını bilerek incitmemişlerdir.
Hiçbir zaman sevmedikleri bir kadınla beraberlik kurmamışlardır.
Hiçbir zaman kadınlarını aldatmamış,
Bir ilişkiyi tamamen sonlandırmadan,
Yeni bir ilişkiye adım bile atmamışlardır.
Hiçbir zaman kadınlarını aldatmamışlardır.
Şu zamanda rastlama olasılığınız çok az ama denk gelirseniz,
Şansınız yaver giderse böyle adamlara aşık olunuz.
Onu dünyaya getiren anneye saygı, sevgi ve şefkat duyunuz.
İşte o zaman, o adam sizi tam sever, katıksız sever.
Elbette annesinden sonra gelmeye gönülden razı olacaksınız.
Emin olun ki o anne bu dünyadan gittikten sonra,
Çok uzun bir zaman hep siz olacaksınız.
Çünkü siz aşkın tamamlayan kısmısınız.
Çünkü siz, bu aşk sürse de süremese de,
Sevgi daimdir ve siz artık onun yüreğinde bir imza'sınız!
Ne vakit Allah korusun!
Anasını kaybetme korkusu yaşasa, sizi hatırlayacak…
Hem de ona ilk gösterdiğiniz ana yaralarınızdan.
Herkesin ömrü daimi ve sağlıcakla olsun.
Şurada emekli olmama yüzyıl daha var…
Üstelik bir Türkiye'm dolusu arşınlamak hayalimle,
Pembe tosbağamla dünya turu hayalim ölesiye kapışırken!
Ben daha imkanlarımı olgunlaştıramadan!
Hiç olmayacak yerden menisküs yırtığı diz ağrısı engel teşkil ederken!.
Gerekse sürüne sürüne gezecem lan dünyayı!
"Seve seve yandıydı!" yazsınlar mezar taşıma gram gam değil.
Sıcak iklimleri oldum olası severim.
(Bu yazıyı yazmama vesile olan elli iki yaşındaki bir adamla,
Seksen beş yaşındaki bir ananın sevgi dolu bakışlarına şükranlarımla.)
Cemre.Y.

10 Mart 2018 Cumartesi

Aşk

…Aşk…
Harikulade bir duyduydu aşk…
Tabi anımsayabildiğim kadarıyla.
Sanki upuzun bir romanı
Çok yıllar önceden bitirmişim de
Kahramanları,
Bambaşka rollerde,
Hala hayatımdaymış gibi.
Ben gibi…
Sen gibi…
İki eksik var sadece!
"Biz!" gibi.
Cemre.Y.

6 Şubat 2018 Salı

Of

...Of...
O kim bilir nerede, kimlere on line!
Ben ömrüme off line...
Neyse çaktırmayalım, ne de olsa...
"Öylece habersiz çekip gitme!" dedim de,
Umurundamıydım sanki...
Eyvallah mirim,
Sana da "Eyvallah!
Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da
Sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bir duygu bu!
Şu yanmış ciğerlerimizi de
Bir tavaya toplayıp kavurma şenliği mi yapsak ki.
Cemre.Y.

21 Ocak 2018 Pazar

Özür Dilerim

…Özür Dilerim…
Paşa'm!
Özür dilerim!
Yoksul duygularımın, hümanist düşüncelerini
İlk defa olsun seninle yıkmaya çalıştığım,
Duygusal açlık duvarımı…
Nefesin ve kokunla değil de
İlk defa hayvani iç güdülerimle yenmeye çalışıp,
Ona göre hareket ettiğim için ve seni hasta ettiğim için
Ben zaten hastayım da…
Sana çorba yapacak biri lazım!
Yanında olup, sıcacık bir çorbayı ellerimle içiremediğim için…
İçimden gelen sesi dinleyip, yüreğimin götürdüğü yerde
O yolculukta olacak kadar cesur olamadığım için…
Ya da…
Şimdiden seni üzen her şeyim için sevgilim affet beni…
Özür dilerim!
Cemre.Y.

7 Ocak 2018 Pazar

Ne Fark Eder

...Ne Fark Eder...
Biz hep aşk dedik!
Ve belki de aşkın bizi sırtımızdan vurmasını sevdik hep,
Biliyorduk bu kadar çok seversek
Nasılsa herhangi bir zamanın,
Herhangi bir anında
Sırtımızda hissedecektik o soğuk demirin sivri ucunu!
Daha önce de hissetmiştik, acımıştı kavrulmuştu yüreğimiz...
Bile bile her seferinde daha fazla umutla bağlandık aşk’a...
Hep "Bu sefer son.” dedik.
Hep her seferinde eskisinden daha çok verdik,
Hep eskisinden daha sınırsız, sonsuz sevdik.
Aslında tek derdimiz o yangının o kavurucu alevini hissetmekti belki...
Hele bir de karşılığı bir o kadar etseydi ya...
İşte o zaman yaşamak sonsuzluk...
Ölmek filan ne gam!
Ama bazen de öyle sever ki insanoğlu,
Hem, hemen ölmek ister, sonsuz mutluluk içinde...
Hem bazen hemen ölmek ister sonsuz ve tarifsiz acı içinde...
Bazen de öylece susup gider,
Artık ne olacaksa olsun ya da ne olmayacaksa olmasın diye...
Ve bazen...
Kalbinin bir küçük serçe misali çırpınışını,
Artık hissetmekten vazgeçer insan.
Susarak ve gülümseyerek...
Ama bütün duygularının,
Bütün hayallerinin...
Büyük bir çöp konteynerine öylece atılışını...
Buruk bir tebessümle gülümseyerek izler insan.
Cinnet geçirirken bütün hayatından vazgeçen
O seri katil gibi sadece boynunu sağa sola büker
Hiç kimse görmez bunu.
Onu o an ve sonrasında hep gülümserken görürler...
Çünkü hayatın bundan sonraki hiçbir anı fark etmiyordur artık!
Bütün kilitlerin anahtarları yerlere saçılmıştır,
Bütün tabuların canı cehennemedir...
Bütün günahlar sıradadır işlenmek için...
Ki zaten öyle sanılıyordu ise
Artık her şey "Ne fark eder!" dedir.
Fark ediyor muydu sahiden?
Cemre.Y.

31 Ekim 2017 Salı

Silinmeyecek İzi Yüreğimdeki Yaranın

...Silinmeyecek İzi Yüreğimdeki Yaranın...
Bazı yaralar var kaşımayayım,
İzi bile kalmasın kurusun,
Yok olsun istemiyor insan.
Sen öyle güzel bir köşesinin,
Yarasısın ki yüreğimin,
Ben hiç durmadan kaşıyıp,
Sızı sızı kanatıyorum seni.
Kanadıkça azalıyor sanki acısı,
Ya da bana öyle geliyor,
Sevdiğini sanmak istediğim gibi.
Ben hiç sevmedim diyorsun ya hani,
Dudakların titreyerek, gözlerin uzaklarda.
Önceden ezberletilmiş,
Bir müsamere şiiri gibi acele,
Donuk, duygusuz, inançsız.
Hani söyleyeyim uygulayayım,
Bitsin gitsin bu görev tavında.
Öyleyse neden ellerin titriyor,
Bana dokunurken?
Neden, gözlerinin içine baktığımda,
Göz pınarlarının köşesine saklanmış,
Aman akmasın kıvamında bir damla?
Neden sımsıkı bir sarılsam,
Bir daha bırakamam korkusunda kolların?
Boşversene be sevgili oynama hiç,
Ne kendine ne bana,
Ben pes ettim, kabul ettim,
Olmuyor işte sensiz ne kadar çabalasamda.
An, senin yanındaysam dursun,
Akmasın zaman, senden sonrası koca bir hiç.
Bir yudum alırım sevdandan,
Zemzem gibi olursun bana.
Sadece senin kollarındayken yaşıyorsam cenneti,
Bir tek öpücüğün bile veriyorsa bana sonsuz huzuru,
Ki bunların hiçbirisi hissedilemez olmasa sevdan.
Zorlama kendini,
Silinmeyecek izi yüreğindeki yaranın.
Yaşama dair nefes almak istediğinde,
Boşver her şeyi yüreğimdeki yarayı,
Yüreğindekiyle buluştur yeter, ben hep seninleyim.
Sen benim yüreğimin yarasısın eyy sevgili!
Arada bir kanatır dururum onu,
Ki iyileşse bile izi silinmesin.
Cemre.Y.

23 Ekim 2017 Pazartesi

Sızı


...Sızı...
Sızı sızı başlar her şey...
An/sız/ın,
Zaman/sız/ın,
Yar/sızı/n,
Aman/sızı/n
Ve sızı sızı biter her şey...
Ey benim yürek sızı/m
Sensiz ben
Can/sızı/m.
Cemre.Y.

2 Ekim 2017 Pazartesi

Duygular

...Duygular...
Hani bir şarkıyla depreşen
Duygular vardı ya
Yanaklardan süzülen
İki damla yaş ile
Onları bile gün gelir özlersin.
Gün gelir özlemeyi bile özlersin.
Çünkü ne geçmiş kalmıştır hayalinde,
Ne de gelecek olana umudun.
Öyle ruhsuz,
Öyle duygusuz kalırsın gün gelir.
Oysa sevilse de sevilmese de...
Sadece onu sevmek
Bir kadının yaşama sebebidir.
Neyse...
Cemre.Y.

27 Eylül 2017 Çarşamba

Gayb'a Uğrattığınız Ruhumu Bulun!

...Gayba Uğrattığınız Ruhumu Bulun!...
Ben ne zaman gülmeye kalkışsam!
Birileri ölüyor!
Tam da unuttum sanırken ölümü.
Ve birileri daha doğuyor gönül hanemde!
Hem de "Hazırlıklı mıyım bu gidişlere,
Var mıyım bu gelişlere!" diye bir kere bile
Bana sorulmaya lüzum görülmeden!
Tıpkı anamın, bir tek nefesine,
Bir tek gülüşüne ramak kalayı bile
Umduğum anlık zamanlar gibi.
Tıpkı yoğun bakım kapısı gibi de!
Ben neden hep,
O kirli çarşaflar selesinde
İçeriye girebilme ihtimalime,
Israr kıyamet uykusuz ve şiş gözlerim
Yüreğim inik nefessiz kalplerle,
Çoktan dilsizim?
Beynimi neden hep!
"Yarına yine!
Yine trombosit lazım olur kesin!"
Alarmında unutuyorum!
Neden artık
Duygusuzum?
Gayb'a uğrattığınız ruhumu bulun!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...