dağınık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dağınık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2026 Perşembe

Anason Kokulu Günaydınlar

...Anason Kokulu Günaydınlar...
Birazdan anason kokulu günaydınlar başlar.
Dün akşamdan kalan dağınıklıklar toparlanır yavaştan.
Salonun en güzel köşesinde yer alan
Işıklı çam ağaçları nasıl da üzgündür şimdi.
Bir kez daha aynı heyecanla kurulmak için,
Koca bir yılın daha bitmesini bekleyecek çünkü.
Tombala pulları da en az yılbaşı ağacı kadar üzgündür.
Ben mi?
Ben anason kokulu günaydınları geçeli çok oldu.
Hem yeni yıla dair hiçbir umudum kalmadığından,
Hem dilediğim bütün dileklerimin hala havada kalmasından.
Hem de artık rakıya da, acılı şalgama da ulaşamadığımdan.
Öyle yeni yıla girmek için gece on ikiyi falan beklemiyorum,
Çünkü yeni yıl heyecanımı da çaldılar benden.
Uykum gelince uyuyor, uykum bitince uyanıyorum.
Sade bir kahve eşliğinde güne başlamayı çok severdim ya
Kahveye de eskisi kadar ulaşamaz olunca,
Demli bir çay eşliğinde güne günaydın diyorum.
Öyle zeytinli, peynirli, ballı, reçelli kahvaltılarım da yok.
Ekmeğe katık ne varsa en güzel kahvaltı işte, günaysın madem.
Cemre.Y.

19 Aralık 2021 Pazar

Darmadağınık Ettin Ya Beni!

...Darmadağınık Ettin Ya Beni!...
Yok!
Sadece yüreğimden vurulmadım!
Bu sefer bütün azalarım, birer birer
Öylece vedalaşmadan ayrıldılar yerlerinden,
Hiçbir hücremi, acıtmadan öylece saçıldılar etrafa!
Darmadağınık ettin ya beni!
Dağılsınlar bütün azaların senin de emi?
Merak etme kıyamam ben!
Toplarım onları da yerlerden!
Bir yerim fena sancıyor da,
Senden sonra bulamadım,
Kalbim nereye saçılmıştı!
Cemre.Y.

12 Ocak 2020 Pazar

Sevgilim

...Sevgilim...
Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim!
Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan.
Toparlanma öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki ansızın zaten toparlanılmaz.
Neyini, nereye saklasan!
Bir yerleri görünür acıların ucundan, kenarından.
Ben sana nasıl dağınık geldiysem
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin kasırgalarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yağsınlar, daha ne kadar tufansa.
Sam yeline meyletme öyle hemen, ben geldim diye.
Sende bilirsin ki ansızın zemheriden sonra yaz olmaz.
Ne kadar bahar çiçekleri sunsan!
Kardeleni görünür uçurumlarının, ucundan, kenarından.
Sana nasıl yaz ortasında ayaz geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin yangınlarını sakın savurma sevgilim!
Bırak yansın daha ne kadar yanacaksa.
Küllerini savurma sağa sola öyle hemen, ben geldim diye
Sende bilirsin ki ansızın bir sevdanın yerine bir diğeri konamaz.
Ne kadar yaktım bütün gemileri desen de!
Biri hortlayıverir geçmişinden, ezelinden.
Sana nasıl ölüler denizinden geldiysem ben
Sende bana öylece kal!
Yüreğinin bütün hislerini sakın savurma sevgilim!
Bırak duysunlar kime ne duyuyorlarsa.
Aşık falanda olma sakın bana ha!
Sende bilirsin ki bütün aşklar sonunda
“Ben seni unutmak için sevmedim.”le biter.
Ne kadar duyuyorsan o kadar kal
Ne kadar seviyorsan o kadar!
Zaten, ben, seni de unutmak için sevmedimdi!
Sonra, yüreğimi, üzerimden kilitle ve çek git!
Bir gün, sen de gideceksin nasılsa…
Cemre.Y.
12/01/15

6 Eylül 2019 Cuma

Bekle Beni

...Bekle Beni...
Ömrünü yordukça ruhların dağınıklığı,
Bir asma kilit daha takıyordu yüreğine kadın.
Her günün sonunda,
Bir gün daha artıyordu ya kafa kağıdının eskiliği,
Öğrenmişti artık imalı imleçlerin de,
Kinayeli çekim eklerinin ne manaya geldiğini.
Zamanın akışkanlığı darladıkça,
Astımlı ciğerini umursamazlığı da öğrenmişti nihayet.
Ne gereği vardı şimdi,
Hiç olmayacak bir duanın "Amin!"ini boşuna beklemenin.
Usulca kapattı ruhunun ve yüreğinin kapısını,
Usulca bir tuğla daha dikti güven duvarına.
Kendi hayallerinin gökyüzüyle,
Başkasının hayalleri bulaşamasın diye de...
Geceye ve güne yepyeni kırmızı kalpli bir asma kilit daha astı.
Yıldızlara gülümsedi sonra en buruk tebessümünden!
Belki de ilk defa,
Çocukluğunun hatırlayabildiği en küçüklüğünü buldu içlerinden.
Nasıl da güzelmiş saçları, elleri, ayakları, yüzü, gözü, ağzı, burnu!
Sevinçli birer şefkatle öptü,
Çocukluğunun henüz hiç yara açılmamış hücrelerini.
Giderken sımsıkı sarıldı küçücük bedenine...
Söz verdi arkasını dönüp gitmeden hemen önce!
"Her ne olursa olsun,
Kim gider, kim kalırsa kalsın,
Bekle beni." demişti çocukluğunda biri ona!
Yıldızlar kayıp
Gecenin mehtabında,
Yakamoz olmadan hemen önce gördü kadın kendisini.
Bunca yıldır beklediği kendisiydi!
Çocukluğunun,
Hiç kırılmamış halini kucağında tam kırk beş yıl saklayan.
Paralel evrende zaman hep daha dün gibiydi.
Biraz geç kalmış hissetse de kendini yine sımsıkı sarıldı kendisine.
Şimdi el ele vermiş,
Yeni duydukları bir müziği duyumsuyorlar kadın çocukla, çocuk kadın.
Cemre.Y.

6 Mart 2019 Çarşamba

Yağmur

...Yağmur...
Sana...
Korkularımı biriktirmiştim oysa!
Hani ansızın yakalanırsam,
Sana sımsıkı sarılıp,
Ürkek bir serçe misali korunurdum ya,
Güvenli kollarının gücünün kuvvetinde.
Sen, usul usul...
Dağınık zülüflerimi atardın kulak arkalarıma!
"Geçecek!" derdin altı üstü...
"Geçecek!"
Geçerdi ille de...
Bense bunca yıldır,
Kendi zülüflerimi kendi kulak arkalarıma atarken,
Hep de "Geçecek!" demiştim kendi kendime...
Neden tam bir geçemediğini anladım nihayet,
Neden hiç kimseye, hiçbir zaman,
Sana güvendiğim kadar, güvenemediğimi!
Geçecek, geçiyor elbet
Lakin tam da bir geçemiyormuş demek ki!
Artık seninle geçmeli.
Ki madem şimdi yine yalnızım,
Lakin hayalinin elleri zülüflerimde.
Vallahi de, billahi de geçti.
Seni seviyorum net.
Sen benden hiç geçme ama!
Ki zira öpüyorum kaburga kemiklerinden,
Ve dahi o mağrur alnın tam ortasından.
Cemre.Y.

16 Aralık 2018 Pazar

Mum Işığı

...Mum Işığı...
Aslında...
Herkes gibi herkes kadar olmaktı niyetim.
Fakat akşam olup gün geceye karışırken,
Beş duvar arası mum ışığı yalnızlıklarım geliverir aklıma.
Yıldızlar da üzülürler içimin can kırıklıklarına
Bulutlar yağmur ağlar hayallerimin dağınıklıklarına.
Cemre.Y.

8 Eylül 2018 Cumartesi

Caniçim

…Caniçim…
Doğmuşsun…
Belki de yitik bir sevdadan geriye kalan
Gözlerinin içi her güldüğünde o günleri hatırlatan,
Hayatın tek gerçek armağanıydın sen.
İçinde birikiyordu bütün can kırıkları
Ben toparlamaya gelmiştim kalbinin dağınıklığını
Sen istemedin be caniçim.
Yine de ne zaman bugün olsa…
İyi ki doğmuşsun derim.
İyi ki dokunmuşsun hayatıma.
Cemre.Y.

30 Ağustos 2018 Perşembe

Yosun

…Yosun…
Kanatlarının yükünden yorulmuştu küçük melek,
Omuz başları inmiş, sırtı kamburlaşmaya başlamıştı.
Sonra yine her zaman olduğu gibi ansızın onulmaz bir gururla,
Yine onu alnının ortasından öpüverdi kadın.
Gözlerinin yosunundan yaşlar akıverdi meleğin.
Kadın ne söylese, neleri sussa dindiremedi kirpiklerinin ıslaklığını.
Eli, kolu, ömrü…
Çaresiz bekledi kadın.
Kemanın tellerine yüreğinden dokunmuştu biri…
Diğeri oynak bir şarkıyla,
Sahil kenarı eğlencesi söylemeye çalışıyordu.
Aslında istisnasız herkes, o gece…
Yüreğinden yüreğine ağlıyordu.
Sonra birden sustu melek, bir durdu, duruldu.
Gözlerinin yosunun da akşam güneşi batması gerekirken,
Gecenin ayazında tan yeri ağarıyordu!
Soyundu melek kanatlarını…
Omuz başlarındaki ağrıdan kurtuldu.
Doğruldu, sırtındaki kamburu denize attı.
İnsan olduğunu hatırladı hıçkırıklara boğuldu.
Zira hayat hiç kimseye…
Hiç de o kadar kolay değildi.
Oynak bir şarkı çaldı, oturduğu yerden oynadı.
İçini bir tek kadın gördü.
Meleğin içine girdi.
Önce bütün dağınıklığı topladı,
Sonra yitip gitmiş ramak kala'larını.
Yosun gözlerinin kirpiklerinden tel tel öperek geçerken,
Kendi suçlarını da buldu,
Onu istemeden acıttığı ayna yansımalarını.
Canının bütün kırık canlarıyla,
Onun can kırıklarını bir araya getirip,
Buruk bir gülümsemeye terk etti.
İşte o an…
Durduk yere gerçekten hissederek gülümsedi küçük melek.
Ah bir görseniz…
Birdenbire nasıl da büyüyüp yaşlanmıştı.
Söz ilk defa iki cümle kelam etti.
"Artık yeter, cehenneme kibrit çöpü attım ben!" dedi melek..
Sükut, son defa cümle eyledi.
"Senin kibrit çöpü attığın yere, ben benzin dökerim be kuzum" dedi.
Herkes… herkesi… en olabildiği kadar affetti.
Cemre.Y.

28 Ağustos 2018 Salı

Sanal Sevişgenler

…Sanal Sevişgenler…
Hayat bu sevgili'm...
Ya ben sana erken gelmişim,
Ya da sen bana çok geç.
Bir türlü...
Bir sevdanın iki yakasını,
Bir boğazda ilikleyemedik hepsi bu!
Zira ortalık dağınık henüz...
Ortalık,
Sanal sevişgenler dolu.
Aşk...
Kalp ile beyin arasıydı halbuki,
Bacak arasına dalıp çıkmış.
Olmadı tabi.
Zira sevmek…
Yürek işiydi.
Cemre.Y.

25 Ağustos 2018 Cumartesi

Hiç Kimse


…Hiç Kimse…
Öyle darmadağınık…
Ve bir o kadarda derli topluyum ki
Bana yaşatılan puzzle'lerin hepsinin son karesi benim elimde.
Affedip yerine koymak istesem sonum olacak!
İstemesem sonsuzum!
Ve ben ne yana dönsem bilmiyorum.
Ve aslında hiç kimse hiçbir kapının kolunda değil.
Cemre.Y.

20 Mayıs 2018 Pazar

Duyamazsın


…Duyamazsın…
Senden geçebilmek için, kaç çeyrek ömür'ü…
Henüz başlayamadan eskittim ben.
Kaybolmuş yalnızlıkların akıntısındaki 
O tek kalabalığa tutundum,
Endişeli görünmezlerin 
Dağınık kalmak tutkusundan bitap düşüp,
Ama artık sen beni göremezsin,
Koklayamaz sın, dokunamazsın, tadamaz sın!
Sen, beni, artık…
Duyamazsın, kalplerimiz çok uzak!
Cemre.Y.

16 Mayıs 2018 Çarşamba

Yalnızlıklar


…Yalnızlıklar…
Kaybolmuş yalnızlıkların akıntısındaki o tek kalabalığa tutunursun
Endişeli görünmezlerin dağınık kalmak tutkusundan bitap düşüp!
Cemre.Y.

Yakamoz

…Yakamoz…
Rüzgar tarardı sarıya meyyal dağınık saçlarını,
Gün buluta meftun, bulut yıldıza,
Kumdan yakamozlar yaptılar geceden sabaha.
Cemre.Y.

18 Aralık 2017 Pazartesi

Bana Kaderimin Hep Bir Oyunu Bu

...Bana Kaderimin Hep Bir Oyunu Bu...
Meğerki benim lise yıllarımda tarihimi,
Saç baş dağınık sek rakı kokan adını bile,
Hatırlamadığım o pis herifin yerine,
Hatırlamadığım o pis herifin yerine,
Ki hep bütünlemelerle geçmişimdir tarihinden!
İlber Ortaylı hoca anlatsaydı geçmişimizi,
Kim bilir şimdi en ilk hayalim olan Arkeololoji uzmanı olurdum.
Yahut eğer ki Fen Bilimleri dersimi,
O, leş gibi rakı kokan tarih hocasının,
Hayattan çoktan bıkmış o karısı yerine...
Ki fizikten, yüz alırken,
Fenden nasıl olup da sıfır çektiğimi anlamdıramayıp,
Beni, heyetli katılımlı sınav yapmışlardı da,
Gözlerinin önünde olaylar cereyan edip,
Fenden de, tarihten de geçmiştim.
Ki hoş zaten o fani hatun yerine, fenimi de Sevil Atasoy anlatsaydı,
Kim bilir şimdi ikinci hayalim olan Adli Baş Tabiplik çok görülünce,
Hemşireliğe fit olmuş bir Baş Hemşireydim.
Rahmetli anam beni o zamanlardaki,
En yüksek puanlarıma göre, bana en uygun bulduğu,
O Ticaret Lisesinin kapısına diktiğinde...
Elimde, görünmeyen kocaman bir,
"Kazanabilecekken, onlar yüzünden kaybettiklerim!"listesi duruyordu.
Ve bunu sadece ben okuyabiliyordum, alın yazım gibi…
Çok net hatırlıyorum o kapıdan girmek üzere olan anımızı!
Anacığımın gözlerinin içine bakmıştım da,
Bana kaderine razı kadın bakışıyla bakıp,
"E ama senin kaderine en uygun meslek bu be kızım,
Elinde kalanlara bak bir!"demişti.
Bakmama gerek yoktu...
Kendimce en iyi yapabileceğim şeyi seçip o kapıdan girdim.
Çok güzel eksiltiyorum şimdi, toplama da bazen yanılıyorum ama
Fena çarparım, hele ki fena bir bölerim.
Hatta önce çarpar sonra ona inanmayıp bir daha bölerim.
Benim kimseyle savaşım yok!
"Elimde kaderimin kerat cetveli de
Ya farklı bölünebiliyorlarsa!"dır meselim.
Durduk yere bir anım daha geldi aklıma;
Bu anılardan, kaderimin taşları dantelenirken,
Hemen öncesi geldi aklıma...
Tam da Bezmi Alem Vakıf Gureba hastanesinde,
Öğrencilik evraklarım neredeyse tamamken,
Bütünleme sonuçlarımı istemişlerdi.
Geçmiştim tabi ki de ama sonuçların asılmasına daha günler vardı.
Geçer notum doksan sekizdi ama henüz sonuçlar o pis gri duvara asılmamıştı.
Sırf benim hayallerimden biriydi diye...
O okula gidip müdüre yalvarmıştık en azından bir belge versindi,
"Geçti."diye, o bile yeterdi kaderimin son şans değişmesine.
O pis, sarımtırak sigara yanığı iğrenç dişleriyle, gevrek gevrek gülüp,
"İki gün sonra açıklanacak onu görürüsünüz"diye diretmişti müdür efendi de,
Ankara'dan dönmüştü hemşirelik okulu evraklarım.
Oradan dönerken son yokuşlu hızla Ticaret Lisesine giden,
O, otobüse bindiğimizde ağlıyordum.
Anam çoktan razı olduğu kader bakışını atıp duruyordu gözlerime, gözlerime.
Sonra bir an sustum "Anne bana bir masal anlatsana,
Bize anlattığın hiçbir masalı hatırlayamıyorum!"demiştim.
Bu sefer o ağlamaya başlamıştı, şöyle bir yutkunup,
"Olmayan masalın nesini anlatayım sana kızım,
Bizim zamanımızda masal falan yoktu,
Böyle okul filan aramıyordu analar,
Babaların seçtiği en uygun kocaya he deniyordu!
Senin ilk ve son masalın benim.
Sakın ha bana gücenme he mi,
Bi gün dua bile edeceksin."demişti.
Yüz yıl geçti sanki üzerinden,
Ama benim hala en iyi yapabildiğim iş bu!
Başkalarının hesapları, benim hesaplarım…
Muvainlerim, mizanlarım, cari hesaplarım,
Şimdilerde hayata bütün bakiyelerim kapandı.
Kaldıysa da hakkım, hukukum, emeğim.
Hepsini, her şeyi, kendimi dahi…affettim!
"Sakın gücenme be anam!
Üzülmesin yüreğin cennet i alemlerinde
Ben senden razıyım anam, dedim ya hepimizi affettim!
Rabbim de senden razı olsun,
Yerin, yurdun, kabe yanı, en güzel cennetlerin olsun. Amin!""
Cemre.Y.

15 Aralık 2017 Cuma

Neyse!

…Neyse!...
Kısa süreliğine hastane arası bulunduğum bu ortam nedeni ile 
Az önce fark ettim ki 
Kadınlığım boyunca kullandığım o cümle;
"Ben dağınıklığı sevmiyorum."değil de
"Ben, dağınıklığı toplamayı sevmiyorum." olmalıymış.
Ohhh! 
Dinlenmek için kaçtığım bu otel odası da
Misler gibi darmaduman ergen odası oldu, 
Toplasınlar işleri ne! 
Cemre'nin iç sesi;
"Burada iki gün kalacak olsan,
Çoktan simetri hesaplarına bile girmiştin!"
Cemre'nin dış sesi;
"Keyfine baaak yarın nasılsa burada değilsin! 
Gerçi şu karşındaki tablo oraya da pek abes durmuş,
Hiç koca duvarın cam kenarına 
Küçük bir tablo, 
Üstelik yamuk asılır mıymış da neyse yahu!
Neeeyyyseee "
Cemre.Y.

1 Aralık 2017 Cuma

Tam Depresyona Gireceğim

...Tam Depresyona Gireceğim...
Tam depresyona gireceğim bir gülme tutuyo!
Doktor arkadaşlarım var ise,
Sonuna dek okumalarını ehemmiyetle rica ediyorum!
Bu aralar bana bir şeyler oluyor!
Yirmi Şubat'ta birkaç gündür vücudumda eskisine oranla daha çok
Büyüyüp genişleyen mor lekeler,
Ayrıca ayak bileklerimde oluşan ve kaşıntılı olan kırmızı gözenekler,
Birden gelen ama sürekli beyin çınlaması, aşırı mide bulantısı,
Dikkat dağınıklığı, hafıza kaybı, denge kaybı,
Genital organlarda gereksiz kanama ve gaita'da siyahlıkla "Acil" e gittim.
Semptomları söyler söylemez beni "Kırmızı" kapıya yolladılar,
Derhal kan testleri ve idrar testi alıp sonuçlara baktılar,
Protein ve sodyum azar miktarda düşük olmakla beraber
Total IEG orantısızca yüksek çıkmıştı.
Ertesi gün mutlaka randevusuz Dahiliyeye gitmemi,
Gece o saatte olmadığı için,
Gaita testine de bakılmasını söyleyip evime sepetlediler.
Ertesi gün Dahiliye bölümüne gittiğimde elimdeki testleri gösterip,
Şikayetlerimi söyleyince de
"Bu Cildiye'lik bana ne diye yollamışlar seni." deyip Cildiye'ye sevk etti.
Cildiye de tüplerce kan alıp, idrar ve gaita testi yapıp,
Ki bunlar çat çat çat olmuyor, birinin sonucunu ertesi gün,
Diğerinin sonucunu birkaç gün sonra alıyorsun.
"Senin Cildiye'lik işin yok,
Senin acilen Alerji Testi yaptırman gerekiyor!" deyip
"Alerjik Hastalıklar ve İmmünoloji bölümüne sevkini yaptım,
Derhal randevu alıp oraya git." diyor ki
En yakın randevu tarihini,
Haydarpaşa Abdülhamit Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bulabilmiştim.
Dün gittim, tam on sekiz çeşitten oluşan cilt alerji testi yaptılar,
Alerjim yok görünüyordu, doktor
"Cilt testinde çıkmadı kan tahlili yapmamız gerekiyor." dedi.
Saatlerce kan vermeyi bekledim iki tüp de orada kan aldılar,
"Sonucu ertesi gün doktora sorarsın." demezler mi!
Koşar adım doktora çıktım. "Doktor Bey etme eyleme,
Ben taa Esenyurt'tan geliyorum, buraya tekrar gelmek hem ağır külfet,
Hem de işimden bir gün daha olmak demek, etmeyin bir çare!" dedim.
"İyi madem telefonumu al yarın beni ara,
Bizlik bir şey varsa tıpış tıpış geleceksin,
Ama bizlik bir şey yoksa gelmene gerek bırakmam." dedi.
Rica minnet başarmıştım da ancak akşam evime ulaşmıştım.
Bugün öğleden sonra aradım doktorumu, yoğunmuş
"Bir saat sonra ara." dediler.
Bir saat sonra aradım yine aynı şeyi dediler derken
Akşamüstü ulaşabildim doktoruma!
TC filan derken zaten e-devletten görmüş olduğum sonucu,
Bana telefonda söyledi,
"Alerjik reaksiyonunuz yok fakat Total İGE çok fazla yüksek!
Daha önce 556 idi orada 450 çıkmış ve bunun nedenin bulunması gerekiyor,
Bizlik bir durum yok! Stresten bile olabilir,
Sizin Cildiye'ye gitmeniz ve "Alerji testlerimi yaptırdım alerjim yokmuş deyip,
Bu durumun gerçek nedenini bir an önce bulması gerekiyor,
O bulamaz ise de Dahiliye'ye gitmeniz lazım acil
Ama sorun kesin alerjik değil" demesin mi!
Yutkundum bir...teşekkür edip kapattım.
Ne de olsa koskoca doktordu karşımdaki,
"Lan AMK'nın çocuğuuu ben zaten sırasıyla oralardan geldim,
Bulamadılar da sana yolladılar,
Şimdi aynı yolu gerisin geri neden gideyim? Deli miyim?" diyemedim.
Sözün Özü: Anlaşmalı olduğunuz firmaların
Kimyagerlerince halka karşı etki ve tepkisinin ne olacağını henüz bilmediğiniz,
Yeni virüs'ler yayıyorsunuz!
Sonra da onları stresten bile olabilir diye bulamaya bulamaya,
Yeni bir hastalık icat edecek ve ona da yeni bir ilaç telkin edeceksiniz!
Hani hatırlıyor musunuz!
Biz daha antibiyotiğin A'sını bilmezken
Aksırsak, tıksırsak, başımız ağrısa, grip olsak,
Sizler bizlere antibiyotikli ilaçları reçete ediyordunuz!
Sadece biz büyüklere değil,
Küçücük bebelerimize dahi hiç düşünmeden yazıyordunuz!
Şimdilerdeyse çarşaf çarşaf,
"Doktorunuz yazmasa bile siz istemeyin,
Çok tehlikeli bağışıklık sistemini çökertiyor!" diyorsunuz!
Bilincine varalı yıllar oldu ne çocuğuma ne de kendime,
Çok zorda kalmadıkça içmeyi reddettim ama içmişliğim vardır ille de!
Peki sizce ben antibiyotikli miyim?
Yoksa yolladığınız virüslerden birinden
Bana uygun bir hastalık icat edemediniz mi?
Havuzunuz o kadar genişlemedi mi!
Başından sonuna geldiğim onca bölümün,
Sonundan başına gidip,
Farklı farklı araştırmalarınıza örnek olmak zorunda mıyım?
Gitmiyorum kardeşim yine Cildiye ve dahasına ve vs.sine!
Tam depresyona gireceğim, bir gülme geliyo...
Selam eder, saygılarımı sunarım.
Bir daha kimse bana hasta olduğumda doktora git filan demesin!
On altı gündür haftada bir kere farklı hastanelere gitmekten,
Her gittiğimde türlü çeşit şeylerle beraber ikişer üçer tüp kanımı vermekten,
Kollarımın iğne delikleri ile dolmasından...
Daha bugün alerji testi için on sekiz delik açtılar ve dahası
Neyim olduğunu bulamamalarından yoruldum.
Devlet hastanelerinin beni pinpon topu gibi oradan oraya sevk etmesinden
Ki biri de taaa ebesinin nikahıydı yoruldum!
Bundan sonra bir şeyim olduğunda bir daha doktora filan gitmiycem,
İşimden bir gün izin alıp yatıp dinlenip ertesi gün işime gidicem.
Nasıl olsa neyim olduğunu bir tamam bulamıyolar!
Ben kendi kendime teşhisimi koyup "Strestendir." der geçerim.
Cemre.Y.

İşte Ben Seni Hep Öyle Sevdim

…İşte Ben Seni Hep Öyle Sevdim…
Çok yorgunum efendim.
Bakma "Sana dair!"li,
Hala çeyrek umutlu
Tam öpüşlü nefesimi sakladığıma.
Umudumu, unuttuğum anda geldin.
Daha dağınık ortalığım,
Yanım, yörem, saçım, başım,
Gülüşüm bile yarım yamalak.
Oysa şimdi,
Ne çok sevinmeliydim değil mi?
Kusura bakma sevdiceğim,
Geleceğini hiç bilemedim.
Her tarafım, yürek kırgınlığı.
İşte ben seni hep öyle sevdim.
Cemre.Y.

27 Kasım 2017 Pazartesi

Daha Neyin Derdindesin

...Daha Neyin Derdindesin...
Rüzgarlar taradı,
Sen yerine,
Sarı başak tarlası, dağınık saçlarımı,
Gün buluta meftun,
Bulut yıldıza.
Kumdan yakamozlar yaptılar geceden sabaha...
Yaralı bir ceylan gördüm
Herhangi bir coğrafyanın hiç olmayacak çöl ayazında.
Ateşe bulanmışken vücudunun eti, kemiği,
Baharın orta yerinde kışa hapsolmuş,
Zemheri ayazında donmak üzereydi yüreciği!
Bilseydim öylece son nefesin vereceğini?
Ya da bana yeniden doğup doğmayacağını?
Ya giderdim, ya kalırdım.
Hiçbir şey yapamadım,
Sessiz bir ıslık oldu şarkımız dudaklarımda
“Sen şiir yazamıyorsun ama
Şiir bakıyorsun be adam!
Daha neyin derdindesin!”
Cemre.Y.

26 Kasım 2017 Pazar

Hayal Dahi Etme!

…Hayal Dahi Etme!...
Hiç kimsenin
Dağınıklığını toplayacak mecalim yok! 
Ruhun derli toplu değilse
Sokulma yamacıma!
Bakma, düşünme, sevme,
Rüyayı bırak…
Hayal dahi etme. 
Boşuna zaman kaybetmemiş olursun!
Cemre.Y.

25 Kasım 2017 Cumartesi

Dağılır Bünye


…Dağılır Bünye…
Onlarca insan yazılır,
Yaprak kımıldamaz yüreğinizde, 
Sonra biri gelir,
Darmadağınık eder bütün bünyenizi.
Tanıyamazsınız kendinizi.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...