mirim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mirim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2022 Salı

Yürekten Kalbe

...Yürekten Kalbe...
Düne kadar...
Eski şiirlerimi, yenileriyle yaren edip,
Güneşe asmıştım bir, bir!
En eski şiirlerimiyse mangalda yaktığımdan beridir,
Onları bile özlediğim aklıma düştü nedense!
Çünkü şiir...
Dudaktan kalbe değil ki mirim.
Şiir...
Yürekten kalbe!
Yeniden yazılamıyor özlesen de.
Ki illa...
Senin o şiiri,
Yaşamış olmana gereksinim duymadan,
Hissedebiliyorsan, yürekçe hani!
Yeterliydi.
Düne kadar...
Eski şiirlerimi, yenileriyle yaren edip,
Güneşe asmıştım bir, bir!
Bugün'ü mü sorma!
Karışığım biraz,
Bir an sonrasını bile bilemediğimiz hayat gibi...
Karma.
Cemre.Y.

11 Aralık 2019 Çarşamba

Sizi De Affederim


...Sizi De Affederim...
İçimin dehlizlerinin bütün labirentlerini geçtim.
Kolay olmadı tabi!
Kaç kere nefesim tıkandı çıkmaz sokaklarımın birinde,
Kaç here yenildim, kaç kere pes ettim, kaç kere...
"Vazgeçmek fıtratım da yok!
Ama ya pes ettirirlerse!" diye diye...
Ve kaç kere pes ettirdiler ah bilemezsin!
Kaç kere ve kaç geceler boyu da,
Sabaha uyanmamayı dilemiştim oysa bir bilsen.
Lakin...
Ömür bu azizim.
Gözümü bir açıyorum gün aymakta...
Üstelik bu dünya hala aynı acımasız aymazlıkta.
Omuz silkip kalkıyor, bir sigara yakıyor,
En sadesinden Türk Kahvemi yapıyor,
Aceleyle günün getireceklerini giyiniyorum sırtıma!
Hayat bu mirim!
Kim bilir kaç hançer çiziği daha geçecek ömürden,
Tam da artık...
Sevmeli, sevilmeli, eş, dost, akraba, arkadaş,
Yar, yarendi ne varsa affetmişken!
Sahi dün akşam babamı aradım ömrümde ilk defa.
Nasıl sevindi, nihayet onu da affetmişim diye!
Sesinde küçücük bir oğlan çocuğu cıvıltısı,
Sanki bayrammış da onu lunaparkta atlıkarıncaya bindirmişim,
Sanki heves ettiği bütün pamuk şekerleri önüne dizmişim!
Sanki...
Sanki o bundan gayri büyürse bir daha asla ve kat'a
Ömrümün çocukluğunun, ergenliğinin,
Gençliğinin girdabında süzülen,
O kötücül eller olamayacakmış gibi bir sevinç.
Ulan ben,
Ne yaralarımın üstüne basıp basıp bunca ömür kanattım.
Siz mi bana yeni yaralar açacakmışsınız!
Varsın olsun..
Genelde ara sıra eser de,
Genel geçer, hallenmelerinizi de, sizi de affederim!
Cemre.Y.

23 Mayıs 2019 Perşembe

Yürek Yanığı


...Yürek Yanığı...
Sen bilmiyorsun mirim,
Güz yanığı akşamları,
Bahar yanığı geceleri geçerek geldim bugünlerime.
Yine de umutla doğdum uyandığım her güne!
Sonrası yürek yanığı işte.
Gayri gelse ne...
Gelmese ne!
Seve seve sevse ne...
Sevmese ne?
Cemre.Y.

26 Şubat 2019 Salı

Denizi Olan Bir Kıyı Bulmalıyım

...Denizi Olan Bir Kıyı Bulmalıyım...
Denizi olan bir kıyı bulmalıyım kendime,
Topuklarım su toplayana kadar,
Bilemediğim çıkmaz sokaklara girip çıkıp,
Yorgun ayaklarımı uzatmalıyım kayalarına,
Kışın zemherisini umursamadan!
Önce susup uzun uzun seyretmeliyim,
Ufkun sahile getirdiği dalgaları seyretmeliyim,
Ve geri gidişlerini izlemeliyim,
Akşamın yakamozları ayın şavkına vururken.
Misal senden bahis açarak başlamalıyım ilk!
Oysa sana anlatmaya çalışmıştım daha bir gece önce.
Dinlemedin ki,
Konuşmaktan duymadın hiç aradaki ünlemlerimi!
Ben de anlatmaya çalışmaktan duyamadım belli ki seni.
Neyse ne!
Ama kıyısı olan deniz öyle mi?
Yani ölecek kadar da bitap düşüp ona dert anlatmaya kalkışsam,
Benden de dertliyse onun akşamının şavkı!
Bir fırtına patlatıverir,
Tam ben kendi derdimin konusuna odaklanmışken,
Eve nasıl döneceğim umurunun ucuna bile gelmez,
"Sus ulan!" der.
"Bir dur, biraz da beni dinle!" diyerek
Koskoca bir dalgayla ıslatıverir
Neyim var neyim yoksa her şeyi!
"Şimdi ben
Eve nasıl gideceğim." diye denize, kıyıya, kayaya,
Seçtiğim akşamın ayazına küfür etmek yerine,
Sadece ve sadece gülümserim, taksiler ne güne duruyor.
Ben "Eyvallah!" ları sırf bu yüzden hiç sevemedim mirim.
Anlam içeriği şiiri geçmiş birer romandır bende zira!
Bütün ömrüm boyunca her ne olursa olsun,
Her nereler yıkılırsa yıkılmış, nereler kırılmış olursa olsun,
Bir tek, kıyısı olan deniz küsmez bana,
Ola ki mevsimsiz, zamansız uğramış olurum yanına,
Bütün hıncı dalgasını boşaltır kafamdan aşağıya!
Bütün ömrüm boyunca her ne olursa olsun,
Her nereler yıkılırsa yıkılmış, nereler kırılmış olursa olsun,
Bir tek...
Hiçbir kıyı'm olmayan ben küsemem, kıyısı olan ona!
Nasılsa sonunda,
Birbirimizi susarak seyretmeye başlarız bir yerde.
Çocuktum, Sarayburnu sahilinde tanıştım onunla ilk!
O kadar heyecanlanmıştım ki
Bastığım kayanın yosununa denk gelmişim uçtum denize.
Anam, babam, kardeşim tutamadı da beni
Bir tek deniz verdi beni bana!
Kayıklar, tekneler, takalar öylece salınırken,
Biz öylece kar sessizliğinde söyleşiriz.
Durum vahim değilse hani maddiyattan,
Bazı da acılı şalgam eşliğinde nefesleniriz zira,
Bir tek o duyar yüreğimin korkularını.
Cemre.Y.

6 Şubat 2018 Salı

Of

...Of...
O kim bilir nerede, kimlere on line!
Ben ömrüme off line...
Neyse çaktırmayalım, ne de olsa...
"Öylece habersiz çekip gitme!" dedim de,
Umurundamıydım sanki...
Eyvallah mirim,
Sana da "Eyvallah!
Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da
Sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bir duygu bu!
Şu yanmış ciğerlerimizi de
Bir tavaya toplayıp kavurma şenliği mi yapsak ki.
Cemre.Y.

28 Ocak 2018 Pazar

Hoşça Kal

...Hoşça Kal...
Bağırdığımda hiç duymadınız ki
Sustuğumda...
Şimdi duyasınız!
Eyvallah mirim
Hoşça...
Kal...
İçimden gelmedi nedense?
Cemre.Y.

14 Ocak 2018 Pazar

Eyvallah Be Mirim

...Eyvallah Be Mirim...
Ne yapmaya çalıştığınla ilgili bir fikrim yok,
Senle seviştiğimizin ertesi gününde olduğun gibi...
Demek ki götü başı ayrı oynayan senmişsin?
Hayırdır?
Nicedir eli elime değmedi dediğin eski sevgilin,
Şimdi de hamile mi kalmış!
Kusura bakma sevgilim,
Benim midem sorunlu...
Hazmedemem!
Eyvallah be mirim.
Sana bile.
Cemre.Y.

12 Aralık 2017 Salı

Bir Yerlerde Terk Edildik Biz!

...Bir Yerlerde Terk Edildik Biz!...
Bilirdim elbet şiir'in kurallarını,
Türlerini, çeşitlerini, ölçülerini, rediflerini.
İlle de, uyaklarıyla, kafiyelerini,
Bilirdim elbet bende!
Hele koşma'larını, hele rubai'lerini.
İlle de semai'lerini, hele de gazel'lerini de!
Hiçbirinden, bir tek şiir yazamadım.
Sorunum şuydu ki...
Ben kendimle bile, bana hiçbir zaman denk düşemedim ki.
Aynı evrenin bir tek karesindeki,
Tek bir "Amin"ine!
Hani şiir etsem, es kaza birilerine!
Bana dair'li şiirler yazsa birileri es kaza!
O birine ben, bir tek kelam bile yazamadım mesela!
Uğraştım ama...valla bak!
Hiç değilse sevmiş diye çabaladım cevaplamaya,
Harflerini yazdım da,
Babamdan daha çok güvenemedim ki, hiç kimseye!
Kelimelerim dahi olamadılar ya la!
Şöyle yalandan olsun, isimlerinin baş harfleriyle,
Akrostişlerini bile yazamadım ya lan!
Hani, ömrümde es kaza da, olur ya ansızın,
Denk düşse de, bana şiir etse birilerim!
Şiirler dolusu cümlelerimi, kalbine hediye niyetine,
Sarf ederken ben ona!
O ne yaptı?
O, tek mısra'mdan sonrası, benden caydı!
Yıllar yılı, sevip de sevilmemek varken,
Aldatıla aldatıla sevmeyi seçti.
Benim sevdam, hep ona yaşından büyük geldi.
Bir türlü beni, bir tamam sevemedi.
Yoksa...
Bu sefer olacaktı.
Valla.
Yarım'dım, belki de çeyrek!
Ben...
Onunla tamamlanacaktım.
Belki de ilk defa,
Bir, lir eşliğinde söylenecekti şarkılarımız,
Biz, kim bilir nerede,
Hangi gecenin gündüzünden geçip,
Hangi ülkenin sabahının,
Hangi mehtabına dalarken.
Yarı uykulu… yarısından çok uykusuzlu,
Hayallerim vardı benim de!
Ama hep,
"Sus!" lu ilmeğim,
Kim bilir kaç seferdir,
Boynumun dar ağacında,
Boynumun son ümüğünün, o son ilmiğinde, asılı kaldı.
Mademki hep aynı sondu kaderim, bende tuttum...
Her seferimde kendimi,
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahanesinin,
Bahçesinde yüzyıldır başı önde oturup duran,
"Düşünen Adam" ının, sol göğsüne zincirledim!
Elbette öncesinde, çocukluğumuzda…
Sebebini ancak şu zamanlarımda,
Şimdi ki kırk yaşımda anlamlandırdığım,
O yetimhane ziyaretlerimizi de gezdim.
Anam, her seferinde nasıl da ağlardı bize sarılıp!
O yetim çocuklar, bize yapışıp yalvarırlarken!
Hele ki o son ranzadaki kız çocuğu bana yapışıp…
"Anne'm ol no'lur!" diye hıçkırırken.
Sonra bir küçüğüme tutunurlardı,
"Sen bari ha küçük adam...
Baba'm! Ol, Noo'luuur!"
O vakitler,
O zamanlar, çocukluğumuzun kilitlerine dar'dı.
Anlayamazdık!
Anam, anasız bebelere hediyelerini dağıtıp,
Apar topar bizi, küçük yetimlerin,
Ranzalarından koparıp,
Küçümen bizlerden sigara dilenen büyüklerden de aparıp…
Mazhar Osman Beyefendinin oraya,
Sağ ve de salim etekleri uçuşarak getirirdi.
Düşünen o amcaya bakıp bakıp, saatlerce susar, ağlardı.
Bizde susar, öylece beklerdik!
Konuşup, yorum yapmak ne haddimize!
Susardık!
Ama hiçbir zaman,
Hele ki hiçbir zaman.
Oraya aslında,
Terk edilmek üzere getirilip,
Sonra da, şu lanet kaderimize razı kıyılamayan olarak,
Geri dönüşümüze hazırlandığımızı bilemezdik.
Mesela benim, o anlardan kalan, en son hatırlarımda hep!
Zincirlerinde boğulmuş bir kadının,
"Son bir dal sigaraa!" diyerek, tıkanıp tükenen nefesidir ki…
Yıllar boyunca çok girmiştir rüyalarıma o da!
Halbuki, Elm Sokağı kabusumuz, mirimiz,
Freddy Krueger tarafından,
Çeşit çeşit yanmalara maruz kalmak!
Orada…
Bırakılmak korkusunun yanında neydi ki!
Ben hep...
Her seferimde...
Son bir dal sigara istedim ömrümden.
Redifsiz,
Uyaksız,
Kafiyesiz,
Kifayetsiz!
İçimden o an...
O an,
İçimden ne geçiyorsa o an lan!
Sadece onu yazdım!
Hep kuralsız,
Uyaksız, redifsiz, kafiyesiz,
Kifayetsiz!
Son bir dal sigara istedim hayattan.
Bu kadar çok, bu kadar derin,
Onca çığlıksız acıdan hemen sonra ölünüyordu nasılsa!
Oysa, yaradan'ımdın sen benim,
Her acının dibinde, son bir dal sigara sonrası,
Ağız dolusu kusmuğa bakıyordu hep hayat!
Her kusmuğun en dibindeyse,
Kanlı ciğer kokusuyla başlıyordu yeniden, hayat.
Ve sen hep, o son dal sigarayı bana verdin?
Vermeseydin ya!
Kırıp atsaydın ya beni bu hayattan.
Oysa ne güzel, en ilk ve son başarılı, o intiharımda, ölecektim.
Daha, henüz, on dokuzumdayken, yitip gidecek,
Yirmi üç yıl daha o anımı başa sarıp durmayacaktım!
Çok, çok, en çok...
O günün meşhur gazetelerinin,
Üçüncü sayfasında, babanın, taksir e hafif sebeplerinden biri olan,
"Babanın kızına şehvet duyması normaldir." li sunumuyla,
"Kızı, bu şehvetengiz dokunuşlardansa ölümü tercih etmiş" li,
"Kendisine, annesinin bütün iğne ve ilaçlarından iksir yapıp, içmiş!"li
Hala, geçmişten tek mutlu o an'a,
Sonsuzmuş gibi gülümseyen, tek bir vesikalık resmi olacaktım.
Sen, eğer...
O son sigarayı içtirip, beni kusturmasaydın.
Üç gün boyunca, beni evimde, yarı ölü yatırmasaydın.
Ne güzel ben, cayıp canımdan...
Ban dair olamayan bu hayattan, gidecektim ya Rab!
Neden aklıma izin verdin ki?
Ne diye yaşamama sebep verdin?
Hiç mi düşünmedin ki,
Günler sonra karnıma inen tekme ile uyanırken ben,
Elim, kolum, dilim çalışmıyorken ben,
O geldi ve bana sahip olacak diye çok korkacağımı!
Hiç mi düşünmedin, düşünseydin zaten bu mahalde olamazdım dimi?
Bence, o birkaç gün,
Hatta doğduğum andan itibaren hiçbir gün olsun!
Beni, sen korumadın,
Beni, annem de korumadı, hele, her şeyden, bir haber kardeşlerim hiç!
Tek bir şansım vardı bu hayatımda, o da...
Sadece...
O, orospu çocuğu, kendi evladına değil,
Ona karşı koyamayan, yarı ölüye tecavüz etmeyi sevmiyordu.
Altı yaşımdayken, komşular yetişemeden hemen önce de bayılmıştım!
Şükür ki hepsi buydu!
Yaşım on dokuzdu oysa!
Ölüme ramak kalmayı yeni öğrenmiştim.
Daha öncelerimdeyse, sadece çığlık atmayı,
Çığlığımla onu öldürebilmeyi hayal etmiştim, kıyamadım!
O günden beri, ne vakit canıma ölüm gerekse,
Son bir sigara daha içeceğim gelir aklıma,
Ölümle son dans gibi!
Sonra basar giderim Mazhar Osman amcaya...
Bu sefer de ben sorarım ona sessiz bütün sorularımı,
Ben susarım, o ağlar, gelir bana sessiz bütün cevaplar.
Ama, asla, yavrumu götürmedim oraya mesela!
Es kaza yolumuz düşse de, yolumu değiştirdim,
Zaten babası çoktan gitmiş,
Ne gerek vardı anasız kalma ihtimalinin tramvasını,
Onca yüzyıl boyu ruhunda taşıtmaya!
Düşünüp duran amcayla,
Cevapsız soruşmalarımız bitip de ikimiz de susuşunca!
Sonra da Zuhurat Baba'ya uğrarım.
Abdestime mazeretim yoksa da,
İki ya da dört rekat namazımı kılar,
Arapçasından, türkçesinden Kur an ı Kerim okurum.
En fısıltılı sesimle dua eder, sorarım,
Sen elçisin, ben kul, sorsana, bir Rab'bimize sor bir hele!
Mademki var etmiş bizi,
Neden hep bir yerlerde terk edildik biz?
Sakın bana yüzyıllık hazır cümleleri, hadisleri, söyleme!
Altı yaşımdaydım, ölseydim cenneti hak ettiğimde,
Neydi suçum, baba, benim götüme meyl eylediğinde!
Ya ben ecelden acılı, feryat figan çığlığı atamasaydım,
Ya komşular yine beni dövüyor sanıp,
Umursamasaydılar, yetişemeseydiler!
Ya bayılmasaydım, ya ambulans gelmeseydi?
Sor lütfen ona Zuhurat Baba!
Benim yaradanım, henüz ben cennet ile cehennemi bilmezken,
Neyimi sınadı o yaşımda?
Şimdi sorsam alimlere…
O gün komşular gelmeyebilirdi derler!
Zira on iki yaşındaki küçümen bir kız yavruyu
Altmış yaşındaki herife helal derler!
Bütün dinleri taradım,
Yok benim kaderime dair literatür falan!
Bir tek…
Arapların, bir zamanlar neden kız çocuklarını,
Canlı canlı toprağa gömdüğü zamanlar geliyor dimağıma!
Kendimce bir teori geliştirdim!
Bazıları, sapık olmamaya meyilliydi!
Kendilerine pek güvenemiyorlardı,
İyisi mi ,baştan çıkaramadan ölsündü o kız bebeler!
Kızgın kumlarda gömülmeyi tercih ederdim oysaki,
Anamın yorgun bir vazgeçişli,
Henüz altı ayımı dolduramamış,
O kış ayazında, baba'nın ilk yalanına rast gelişim olmamalıydı!
No'ldu şimdi?
Anamın ilk bebesi,
Üstelik ağa kızına yakışmaz bir kız doğmuş!
Anam, egoya tavan ırgat olunmuş!
Oysa o, eşkıyalara dahi...
At sırtında baş koymuş da,
Bir benden ötürü eksikli kalmış!
Detay veremesem de bir çoğuma,
Biliyor olmalarına müsaitlik verdim, bir çoğuma!
Oysa...
Hepsini biliyordulardı aslında,
Hayatımda, hep babadan daha güvenli bir liman arayacağımı,
Hayatıma da kim dahil olsa,
Eş, dost, akraba, yar, yaren...
İstisnasız herkesimin, bütün çaresizliklerime,
Çocukluğumun günahsızlığını,
Hata benimmiş gibi yüzüme vurup,
Ki namusumu, hep ben korudum!
Sırtımdan vurup benden giderken,
O yaradıma hep aynı soruyu soracağımı?
Tanrım!
Yokluğun sayesinde,
Bütün bir ömrümü, hiç bir an, hiç bir zaman,
Normalimden yaşamayamayacağımı bile bile,
Ben, altı yaşımda sana ne ettim ki,
Bana, bütün istemimsiz günahlar dahi cennetken,
Anamı bana nefret, beni sana cehennem eyledin ki!
Tanrım, bütün bir ömrümü hiç bir zaman,
Normalimden,yaşayamayacağımı bile bile,
Benden yana , Rab'bi niyazının hazzın neydi?
Yoksa yaratıp unuttun mu insanlığımı, nasıl kıydın bana?
Cemre.Y.

14 Kasım 2017 Salı

Senin Olsun

...Senin Olsun...
İnsan sevdiğini rüzgardan da, 
Güneşten de kıskanır da belli etmez. 
Rüzgar, saçlarını benden çok okşuyor, 
Güneşse tenine benden çok dokunuyor diye...
Senin gözünse hep başka dünyalardaydı.
İşte sırf bu yüzden biz birbirimize, 
Sadece aynı ana denk gelen birer rüyaydık.
Şimdi rüzgarda senin olsun, güneş de. 
Eyvallah mirim, ben gider!
Cemre.Y.

8 Kasım 2017 Çarşamba

Zümrüdüanka

...Zümrüdüanka...
Ulannn!
Ruhum ruhunu öpüyor şu anda
Her nerede, ne anlarındaysan.
Evet, ulan seni hala seviyorum,
Boynundan öpmek istediğim o, ilk an, gibi...
Kokunu duyamadığımı mı sanıyorsun,
Her zerren nefesimde...
Unuttun mu astım hastasıyım ben,
Her kokuyu, her zerresinden nasıl ayırt edebildiğimi!
Bir tek yokluğun koyuyor yıldızlar konunca gecelere...
Kendime bağlıyorum imkansızlığımızın ip uçlarını...
Sonra ona da susuyorum,
Zira geçen geçmiş, ölen ölmüştü çoktan.
Soran olursa hani nasılız diye yaşıyoruzdur çok şükür.
Şimdi...
Şu an...
Gülümsüyorsun.
İşte tam da gülüşünün kal gamzesinden öpüyorum seni,
Kıskanma sevgilim, hala şiir yazabiliyorum diye,
Eski şiirlerime azıcık ucundan sen katıyorum, yeniliyorum,
Yeniliyorum, bu aralar yeni şiir geçmiyor içimden.
Sakın korkma, hala mümkün olduğunca çok seviyorum seni,
Zira ne kadar çok seversem, sen de ne kadar çok gelmezsen...
İşte o kadar çok çabuk unutabileceğim seni.
Az kaldı sevgilim,
Yüreğimdeki bütün yara kabukları öylece kayıp düşecek.
Önce birer yıldız kayması gibi, yanık izi gibi,
Birer hücre kaybı gibi görünecek,
Sonra sonra bütün dokular yenilenecek...
Unuttun mu Zümrüdüankayım ben.
Hep küllerimden doğarım ya
Bu sefer ne kül olacak, ne yangın, ne de kor!
Bu sefer...
Yüreğimi sen de dahil, hepinize terk ettim ben.
Hislerimi kaybettim.
Öyle hükümsüz falan da değil.
Ulann!
Şah damarlarından öptüklerim,
Siz hepiniz birer cinayetimin,
Faili çoktan belli maktulüsünüz.
Hepiniz birer sevdamın celladısınız.
Ama yine de, hakkım helal olsun hepinize.
Gerek falan yok, mahşerde kul hakkıyla falan görüşmeye.
Son kere bu şiirimi, çok uzattım biliyorum.
Varsın bundan sonraki geceler,
Bütün yıldızlar size kaysın.
Ha bu arada, haberiniz olsun...
Zümrüdüanka da zaten bir efsane.
Neyse ya neyse!
Eyvallah mirim,
Bu hikaye de burada biter.
Cemre.Y.

7 Ekim 2017 Cumartesi

Sana Da Hoşça Kal

…Sana Da Hoşça Kal…
Hiçbir şey zoruma gitmiyor da
Sev-i rüzgarlarıyla
Gözümün içinde harelenen nurların
Gün olup beni…
"Demişler!
Dediler...
Doğrudur!" diye diye
Görmezden gelmeleri
Var ya...
O fena koyuyor adama!
İlle de
Bana!
Oysa…
Oysa hala
Benim yüreğimdeydiler.
Yüreğimdeydi o da,
O son anıma kadar
Henüz benden kaymayan yıldızlar!
Neyse yahu!
Her ne ise!
Ona da bunca "Değer!" e
Bir "Eder!" bile yoksa
Nereden başladıysa bu eksilmeler
Sile sile giderim bende.
Meşhurdur benim şu
Herkesime ağır gelen lafım
"Eyvallah mirim
Sana da
Hoşça…
Kal..."
Cemre.Y.

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Sana Dair

…Sana Dair…
Sana dair'li şiirler yazamam sanma adam...
Bil ki bu sana dair bu ilk hecelerimdir!
Bak demedi deme...
Gözlerinin sola bakışından öperim seni.
Ellerinin dudaklarına sus edişinden,
Geçmişimden öperim seni,
Geçmişinin yaralarından öperim,
Belki yine kanarız ama...
Dizlerimizden dirseklerimize kadar,
Belki yine yanarız,
Artık olmayan yüreğimizden,
Ciğerimize kadar.
Bak demedi deme adam...
İlk defa aşkı tanırmış gibi severim seni,
Son defa ölecekmişim gibi...
Hiç değilse...
Yeniden şiir yazabildi derler arkamdan.
Seni saçlarının ucundan,
Ayak tırnaklarına kadar apayrı severim de,
Sen de gidersin...
Senden öncekilerim gibi.
Neyse...
Durduk yere şiirim oldun üstelik,
İçecek o son kadehim de boş...
Eyvallah mirim.
Cemre.Y.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Son Buluşma

…Son Buluşma…
Artık yokluğundan
Nefesim ciğerime yetemeyip
Dayanılmaz olduğunda!
Bahane bulamadı
Vücudumdaki beynimle kalbim...
Ya ölecekti gururundan
Yol olup yollarına serilmeyecekti.
Gururlu bir mezarı olacaktı bu sefer!
Öyle Zincilikuyu'da veya
Karacaahmet’te de değil ha!
(Şükür ki bedenim de,
Ruhum da henüz hiç satmadı kendisini!)
Nereye gömüldüğümse bana na-mühim.
Son bulurdu ömrüm.
Hiç biri, hiçbir şey umurum değildi.
Senin gülen gamzende
Bir kerecik daha boğula boğula
Yüzmeyi öğrenebilmek dışında!
Oysa daha neler yapmak isterdim,
Neler susmak gözlerinin kahve derininde...
Sende tam kırk yıl daha hatırım kalsın diye.
Kırmızı bir zarf buldum alelacele,
Bir de yazacak kalem!
Hiçbir sayfayı da
Yakıştıramadım ha yazacaklarıma!
Gururumdan
Harf harf eksilişimdi onlar ne de olsa!
Okumakta olduğum kitabın
Daha ortalarındaydım henüz...
Benim son kitabım sendin!
Rüzgarı delen, sesiyle ellerim,
Bir kere daha sen’i görecek olmanın
Heyecanıyla titreyerek
Yazdım mısralarımı...sana!
Oysa...
Gözlerimizin içi çarpıştığı an’da
Gülümsemiştin bana çoktan!
Bekliyordun!
Biliyordun!
Emindin sana yine geleceğimden.
Kalbindeki kelebekler
Dudaklarının kıvrımlarında
Çiçek toplarken, ben hala sana bi telaş,
Kırmızı zarfı hala tutuşturuyordum ellerine...
Ya beni ansız’lığımla bu sefer kabul etmezsen?
Hazırlıksızdım
Gelişimin sen’i bunca mutlu edişine!
Tescilletmek istiyorcasına!
Güzelim sol elinin,
Sağ elimden ruhuma ışık saçmasını bıraktırıp,
“Bunu bir hatun yolladı size?” deyiverdim
Sanki hiç kabulün değilmişim gibi!
Heyecanlı bir telaşla açtın zarfı
Benden olanı bile bile...
Bir çırpıda okudun;
"Hiç Yok!"luğun
Her geçen gün
Canımı daha fazla yakmaktan
Başka hiçbir işe yaramadı.
Yine unutamadım ben seni...
Yeniden...
Tanıdığım olur musun?
Ama seni seviyorum...”
Yazmışım!
Ben sana hep ayazmışım!
Daha nice kereler okursun
Benden sonranda kim bilir?
Ama her harfimi sana,
Anama verdiğim saç sözüm kadar,
Söz veririm!" dedim de...
Ellerin titreyerek yerleştirdin zarfa “
"Hımm tanımıyosun demek bu hatunu!
Güzel yazmış!
Ama sen hoş geldin.” diyerek yerleştirdin
Onu da bana bile saklı sandığına...
"İşin buydu!
Elbette her gelene
Gülümsemeliydin.” demeyeceğim .
Boşuna beklemesin hiç kimse!
Gerçekten gülümsedin,
İçinin ruhu, dola taşa!
Zira sen’in gül gülüşlü
O tek gamzende gizlidir!
Göremez herkes öyle!
Sonrası hoş...sohbet...
Bir ara...
“Çok özledim ben seni, çook!” dedim.
Ağzından kaçıverdi...
“Bende...bir de bana sor!” deyiverdim.
Sonrasını oldurabilen zamane kevaşesi gibi
Statik devre mülk diyalogları
Hiç ezber edemedik ki!
En mühimimizi, söylediğinde,
Pişman olmasın sonradan diye
Duymazdan geldik...
Sonrası cennet,
Hem de arada bir
Denk gelen güzel gülüşlü göz kırpışlara....
Sinemaya bilet almıştım oysa!
Yakınımda..
Yakınımda olamadığın anlarda,
Kitabımı okuyordum...
Sen çookk meşguldün,
Bölmemeliydim seni zira!
Bir ara sonramız geldi yine aklıma...
Ben sana hep şiirle gelip,
Hep şiirle gidiyordum ya
"Yine şiir mi yazıyorsunuz hanımefendi,
Burası…
İlham kaynağı oluyor değil mi size!" dedin.
Biliyordun oysa ben çok mutluyken
Şiir filan yazamazdım.
Zaten hayli dardı zaman...
“Yookk mirim!
Bu sefer ki düz yazı!
Hani bir gün roman yazarsam!” diyerek
Tebessüm ettim en buruğundan.
Zira o an...
Bir kadın...
Romanının arasında bir yerlere
Hece hece...
Harf harf…
Son imzasını atıyordu
Senin, bana, son, gülüşünün.
İlk ve son...ve son...öpüşlerinin...
Son'ar kere hatıralarını hatırlıyordu kadın.
Zira her dudaktan öpüş…sırra kadem,
Parmak izidir aslında…
Hele sol omuzuna son kez
Senin dudakların değdiyse…
Seni yeniden yaşamak isteyecek kadar,
Özlediyse…
Ben sana susuyorken, gülüyorken,
Harfler anlatıyordu bu seramoniyi...
O kadın da bendim…
Yüreğime mühürlerdim o son bakışını.
Sol omuzuma astım son öpüşünü…
Usulca kalktım yanından,
Ve gittim.
Cemre.Y.

13 Mayıs 2017 Cumartesi

Bu Sefer, Hoşça Kal

...Bu Sefer, Hoşça Kal...
"Eyvallah mirim,
Dostça bile değilse de,
İçimde yoksun artık işte!
Bu sefer,
Hoşça Kal!
Güzelleşemedim ne yazık ki, yeterince zamanla!
Yani beterdim zaten, sen beni ilk tanıdığında da!
Yeni acılar dışında da
Pek bi şey eklenmedi aslında hayatıma.
Yüzüm, hep herkese güleçtir de!
Ruhum...
Senin de gamzelerin gülüyorsa, gülerdi ancak!
Beni, benden iyi tanırsın sen!
Ne zaman çok konuşmazsam artık!
Ne zaman hiç kimseme artık
Hiçbir sitem etmessem.
Yani artık nihayet!
Ben ne zaman sussam...
Hele ki birine ait ilk şiirimle
Başlarsam o susmalara!
Artık onun hayatıma değmişliğindeki
Cinsiyetli kimlikleri ve bitişleri,
Sessizce... avaz avaz ağlarlar!
Ve bu şiir, bu sefer seninse...
Hele ki son kurtarış çığlıklarımda bile
Sen gittikten sonra bile
Ağlarlıyorsa yerdeki halılarımın bile iplikleri
Tanelerine akan
Sessiz hıçkırıkları bile anlarlar da
Duvarları deler çığlıklarım da
Hiç kimsem de duymaz ya.
Sağır bir duymazlıkta ummanlarda çağlar
Artık geriye dönemeyişlerine...
Zaten artık, hiçbir şey, aynı da olamazlara...
Öyle işte...
Oysa yine de senle bari,
Şimdiyi kurtarmak için bile
Ne çok mısralar dolusu şiir sustum sana!
Belki patavatsız ya şu dilim,
Bir çok laf geveledi ağzımda
Olur ya
Ucundan değilse de dibinden kurtarırsa!
Sen...
Benim mısralarımın
Sus zamanını bile biliyordun!
Artık bilme!
Meğer ne çok yormuşum seni…
Beni öylece kabul edişinle!
Süslü laflar geçmiyor, artık içimden de
Hakkım bile, helal sana!
Bu da sana aslında bir ömürlük,
Ömrüne dahi değer!
Ve...de...
"Eyvallah Mirim...
Bu sefer,
Hoşça...
Kal...
Cemre.Y.

7 Mayıs 2017 Pazar

Eyvallah Mirim…Hoşça…Kal

...Eyvallah Mirim…Hoşça…Kal…
Sen ne kadar şeffaf olursan ol
İlle de dahasını soymaya çalışırlar
Taa ki sen tamamen yok olana kadar
Yetmez hiç kimsene
Hiçbir şeyin
Hatta akrabaların dahi
Aralarında iddiaya girip dahasının
Yalan yanını ararlar
Bir o kadar da acımasızdırlar!
Oysa sen eyyy ciğerimin en dibisi
Sen, kendin, kendine kalınca
Sadece burukça tebessüm edersin onlara
En ciğer bildiklerine bile hatta!
Onlar cıvıl cıvıl neredeyse senle aynı dertleri
Açılar farkıyla anlatırlarken sana
Satır aralarında
Nasıl da mutludurlar mutsuz olduğuna!
Ağızlarından sıyrılıverir bir cümle
Öylece pervasız, zamansız, bol yıkımlı hatta!
"Ben de seni bu aralar,
Oldukça mutlusundur sanmıştım,
Aramadıydım kederimle boğmayayım diye!
Kapanınca cümle konuşmalar
İşte böylece buruk bir tebessümler kalır geriye!
Gitsen ona yazık
Kalsan sana bir kararsızlık işte.
Anlarsın yeniden nice çaba sarf etsen
Sen ne kadar şeffaf olursan ol
İlle de dahasını soymaya çalışırlar
Taa ki sen tamamen yok olana kadar
Yetmez hiç kimsene hiçbir şeyin
Tanımaz seni hiç kimsen en ciğerinden
Oysa sen sadece acılarında değil,
Mutluluklarında da yanında olmuştun hepsinin
Ve kararsızlıklarında
Ve her lazım olduğunda
Mutluyum sanmış beni yav!
Mutluysam gerek yok ya
Mutlu oluşumu duymaya!
Hani ortak olmaya bari en azından
Bunca yıldır çektiklerimin eziyet harcı bile etmezdi ama!
Hani böylece devam etsin dilekli umutlanmalarıma
Hazır değil hiç kimse'm
Yazık ki
İki üç cümlemi bile doğru okuyup
Beni dosdoğru kavrayamamış hiç kim sem!
Sen bile...
Artık sana cancağızım demeye ermiyor dilim bile kırgın!
Biliyorum hala farkında değilsin bu sana
Kaçıncı kırılışlarım
Gidiyorum ben
Senden de...
Azaldım haylice...
Sana bile artık
"Yerim, yönüm, sağım, solum, önüm , arkam!"
Bil bakalalım güven duvarım
Tamamen yıkılınca ne oluyor bana ve onlara!
Çookkk duydun bunu benden sen.
Ben gözlerinin içine ağlarken.
Biliyorsun işte!
Seni bile yani
"Sobe!" yani
"Eyvallah mirim, Hoşça kal!" yani
Cemre.Y.

29 Mart 2017 Çarşamba

Eyvallah Mirim

...Eyvallah Mir’im...
Şimdi hangi şiire sığarsın ki sen?
Kifayetsiz kalıyor hecelerim,
İlmek ilmek harfler takılıyor boğazıma...
Yutkunamıyorum ki hece edeyim.
Ağlayamıyorum ki acımdan, cümle diyeyim.
Yazmalı ama seni.
Beni yazmalı.
Bu sebepsiz usulca gidişime
Hiç olamayan bizi yazmalı...
Küsersin sonra bana!
Elinden elma şekeri alınmış bayram çocuğu gibi.
Şimdi ben...
Hangi fıkraya konu etsem ki seni
Sen gülerken...ben sessizce gitsem.
Hangi hikayemin bir çare kadersizi,
Hangi masalımın öpülmek istemeyen
Prensi yapsam ki seni.
Hangi eleştirimden soğutsam benden kendimi,
Hangi söyleşimde tam olamayan hallerini,
Hangi denemeye mağdurum olsan.
Hangi gezi yazıma günlük bir maceram?
Hangi makaleme düz yazım olsan,
Hangi ünlünün biyografisinin içinde yer alsan?
Hangi yorumlarının içinde bir röportaj gibi saklansam!
Hangi Fabl’ıma sıkıştırsam ben seni?
Hangi tiyatromu isterdin anları gerçek olan...
Hangi otobiyografimde sadece sana yaşadığım olsan.
Hangi kısacık...
Oysa sonsuzum kadar kocaman bir anı’m da yer alsan.
Hangi romanımın son ilmeğinden
Sallandırsam ki ben seni?
Seni efsane eden bendim unuttun değil mi?
Hangi ilk mektubumu okutsam ki sana?
Hani sen okudukça geçmişimi,
Daha başlayamadan sana çoktan bitmiştim oysa!
Güncelerimi merak ediyorsun şimdi sen kesin...
Şiir oluyorlar onlar ama...
Şimdi sen...
Hangi şiire sığarsın ki?
Hiç yoktun ki...
Hayaletlerimi, tam ortasından kestim bu gece.
Sustu şiirim,
Alfabemin en baş harfinden...
Canım yanıyor ama sebebini bilmiyorum
Sanırım sana veda ediyor iç’im
Hiç bana söylemeden...
Eyvallah mir'im...
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...