sarhoş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sarhoş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2023 Cuma

Olmuyor Yani!

...Olmuyor Yani!...
Sensiz...
Sarhoş bile olamıyor ki insan!
Nicedir, sana bile güvenilemiyorken,
Kimine güveneceksin?
Olmuyor yani!
Sensiz..
Ölünmüyor bile!
Cemre.Y.

11 Aralık 2020 Cuma

Sonra Mı? Sonra, Birdenbire Büyüdüm

…Sonra Mı? Sonra, Birdenbire Büyüdüm…
İmsak vakitleri yalnızlığım kadar,
İftar vakitleri kalabalıklarım vardı benim!
Gece yorgunu, sabah neşelerim kadar,
Akşam sefası keyiflerim vardı benim!
İkindi sarhoşu hayal kırıklıklarım kadar,
Sabah rüzgarı, rüyalarım vardı benim!
Uykumun en derininde gelen canavarlar kadar,
Gün ortası, yıldızlı, yakamozlu hayallerim vardı benim.
Çikolatayı çok severdim mesela her kadın kadar!
Sonra mı?
Sonra, birdenbire büyüdüm!
Ve sonra...
Hikayesi olmayan hiçbir çikolatayı asla yemedim!
Cemre.Y.

6 Kasım 2018 Salı

Hatırla

…Hatırla…
Eski İstanbul'un yüksek yokuşlu,
Arnavut kaldırımlarını yürürken durup dinlendi kadın,
Şöyle bir ardına baktı,
Yorgunluğuna inat olsun diye bir sigara daha yaktı,
Dumanını üfledi.
Tıknaz tıkanıklı öksürük nöbetlerine bir yenisini daha ekledi.
Şimdi her şeyi ne kadar da net hatırlıyordu.
Oysa, ciğer yorgunluğunun asıl müsebbibi astım'a,
O en soğuk zemheri ayazlarından birindeki,
O gece yakalanmıştı daha sekiz aylıkken.
Kim bilir açlıktan mı,
Yoksa şefkatsizlikten mi, ya da sevgisizlikten mi bilinmez!
Sürekli ağlıyordu, tahta beşikteki ilk evlat ben, kız bebeyken,
Köy kahvesinden yine geç,
Yine zil zurna sarhoş dönmüştü babası,
Yine anasına musallat olmuştu,
Yine anason kokusuna gark olmuş,
Az önce göğsüne göğsüne vuran o cani adama,
Kan kusmalı mide bulantılarıyla,
Sevişmelere niyet eylemelere zorla karşılık bulmuştu çabası.
Tahta beşikteki kız sürekli ağlıyordu,
Anası yorgundu, anası biçare,
Adama rica da bulundu,
"N'olur şu beşiği biraz da sen sallasan,
Kız uyusa, ondan sonra…" diye!
İlk defa bir sözünü ikiletmemişti kocası.
Anası kim bilir kaç yüz yıldır yorgun, uyuyakalmıştı!
Sonra uzunca bir zamandan sonraki sessizlikten sonra,
Babası uyandırdı anasını,
"Hadi be hatun, bak dediğini yaptım,
Gaz lambası sönmek üzere!"
Aylar sonra nihayet,
Dayak yorgunluğunu dahi atmıştı kadın,
"Peki!" dedi,
"Hadi madem!"
Bütün yorgunluklar susunca sarmaş dolaş uyudular sonra,
Nihayetinde biri dövmekten,
Diğeri dövülmekten can çekişmeyteydi belli ki,
Tan yeri ağarmaya yakın ana uyandı rüyasından,
Nicedir ağlayan bebe nasıl olup da o gece susmuştu!
Uykulu gözleriyle elleri aradı tahta beşiği yoktu!
Gözünü açtı, tek oda bakla sofa evini taradı gözleri yoktu!
Hırsla babasını sarsaladı,
"Herif!
Kız nerede, en son sen sallamıştın!"
"Dışarıya çıkarttım onu!" demişti şuursuz!
"Ama sakın bana kızma, bak sustu!" demişti.
Anası onu bulduğunda,
Tahta beşiğinin üstü, kardan görünmez olmuştu.
Bebek üç gün süt emmemiş, üç gün ağlamamıştı.
Üç günün sonundaysa,
Kızamık olmuştu ve gözlerinin biri,
Diğerinden ayrı bakıyordu!
Beşinci gün anası dedesinin kapısına çoktan koyulmuştu.
Zaman sonra,
Kız bebek memeyi reddetmeye devam ettikçe anladılar ki
Anası o geceden yine gebeydi, üstelik ebe,
Bu sefer oğlan evlat müjdesi vermişti.
Araya aracılar kondu hemen, barıştırıldı aile birliği!
Hazır hatırlamaya başlamışken, bir sigara daha yaktı kadın,
Hatırladıkça büyüdüklerini sanan insanların aksine,
Hatırladıkça paralel evrenler arası,
Raks edip küçülüyordu kadın kız bebe!
Yoksa sizin bütün hayatınızda,
Hep hatırlanası şeyler yaşandı diye,
Hayıflanmanız gerekmez bütün herkese!
Çünkü bana göre hatırlamak!
Unutmaya çalıştıklarımı en baştan yaşamak demek!
Maalesef ki, seçemiyoruz!
"Sadece,
En lazım olanları hatırlamak istiyorum!" gibi bir seçenek.
Misal, çok korkuyorum
O da yıllar sonra bana baba'm olarak döndüğünde,
Ben artık orada olmayabilirim diye!
Çünkü hatırlamak istemiyorum,
Zaman, ne zalım bir şey değil mi azizim?
Şimdiyi affettin diyelim,
Ya o daha minnacıkken,
"Kız evlat doğmuş!" etiketli o bebek!
Ya daha…
Büyüyeyim mi dilerseniz!
Neyse ya neyse,
Başa sarmayalım sarmalı, unutalım iyisi mi!
Arnavut kaldırımlı yokuşun sonuna baktı kadın,
Bir sigara daha yaktı, yola devam etti.
Her yolun bir sonu vardır nihayetinde değil mi,
Giden ömür olsa dahi!
Cemre.Y.

6 Ekim 2018 Cumartesi

Beni Anla


…Beni Anla…
Derler ki; "Sarhoşun mektubu okunmaz!"
Tut ki, hani sen bir sarsan, ben zaten hoş'um…
Okuma beni, beni anla.
Cemre.Y.

25 Eylül 2018 Salı

Yorgun

....Yorgun...
"Sen benim..." deyip...
Yutkunup...
"Yorgun olduğumu şimdi nereden anladın!" diyorsun ya!
Hani o sırf ben daha fazla üzülmeyeyim diye,
O çocukluğunun yüzüne de böyle vakitlerimizde taktığın,
En şen şakrak masken geliverdi aklıma.
Hani sınırsız kımıldanan dudaklarının şifresini,
Bütün aile efradımızla çözemezdik!
Sorduğumuzda sana...
"Hiç kötü şey söylemedim ki,
Sadece şarkı söyledim içimden!" derdin.
Sonraları bütün sevdiğin şarkıların sözlerini ezber ettim ben.
Bütün dinlediğin nağmelere kulak verip,
Bütün yaptığın sulu boya resimlerinin diyagramını öğrendim.
Haberin yokken ben,
Sen bensiz iken yeni sevdiğin şeyleri de keşfedip,
Onları da senle beraber sevmeyi öğrendim.
Tıpkı senin...
Benleyken öğrenmeyi zehir saydığın şeyler gibiydi tadı!
Böyle fasulye turşusundan öte...
Arnavut biberi gibiydi...
Ondan sonramda da asla hiçbir tatlı şey sevemedim ki zaten!
Sonra...
Beraberce büyüyüverdik!
Biz..
"Yaz yağmurları bunlar,
Sonra sonbahar, sonra da kış gelecek mecbur!
Ama eni konu sonu ilkbahar!" derken...
Bize hep ilkbahardan sonra zemheri ayazlı karlar yağdı.
Elbette...
Ezhel'de dinlerdik...
Hidra'nın da en dibine de vururduk...
Elbette ki...
Ümit Besen'le Pamela'nın düetini dinler,
Yenilerden Ersan Er falan karıştırıp,
Araya birkaç da remix savururduk,
Sonra bir Hande Yener'e uğrayıp,
Funda Arar'ı geçerken,
Durduk yere Emma Shaplin'e bağlayıp,
Bir tur Chopin open no 9 yapıp,
Andrea Bocelli ile Celine Dion'a
Araya da Lorena macanet'i kattıktan sonra...
Hani nasıl da atardı yüreklerimiz,
Sanki gitmemiz gereken bir yer varmış da,
Biz yetişememiş gibi atarken!
Bir gün...
Cover yapmayı öğretmiştin sen bana ya!
Ben bütün sevdiğim, her şarkıyı aynı anda başlatmıştım da...
İkimiz de hiç içmeden durduk yere sarhoş olmuştuk!
Yalnızken deniyorum bazen!
Arada birçok da işime yarıyor ama...
Ama...
Keşke...
Sen...
Benden Neşet Ertaş falan duymasaydın be kuzum!
Sen...
Benden Yunus .emre falan duymasaydın!
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Neşet Ertaş sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Yunus Emre sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Onca şiir...
Onca şarkı...
Onca güfte ve bestekar arasından,
Sevdiğinin topuğuna,
Sırf o sevdiğiyle kaçsın diye,
Bütün parasını koyan Yunus Emre'yi es geçip,
Benim gibi...
Bir pencere pervazında onları izlerken...
"Cahildim dünyanın rengine kandım!" demişsin.
Bugün günlerden Neşet Ertaş'tı be yavrum!
Ben hepsini de yaşadım.
Ah be tanrım!
Uzak geçmişlerin süzgecinden geçerken sana rastladım.
Sana yine sondan bir önceki kere daha niyaz ediyorum!
Lütfen...
Ama lütfen...
Belki benim annem bu kadar cesur değildi,
Tamam kabul!
Benim annem beni o kadar sevmiyordu olabilir ama tanrım!
Benim yavrumun yaralarını kendi yaralarıma sarma!
Olmasın benim yavrumun yarası falan!
Ne biçim tanrısın sen hem!
Hepsini okka okka bana yaşattın ya lan!
Ben...
Evladımı..
Bu dünya'ya hep...
En platotiğinden acı çeksin diye doğurmadım!
Mademki yarattım diye övünmektesin hala!
Kızım...
Ben...
Annem...
Anneannem!
Hatta onun annesi...
Daha ötesimi bulmaya yüreğim razı olamadı da!
Hiç de hoşnut olmamışız bu hayattan!
Soruyorum sana!
Biz'i yaratmaya inat etmekten,
Yaratmaya devamı meyl ettirmekten...
Sen nasıl bir zevk aldın?
Kızımın...
Bütün çocukluğu adına soruyorum bunu sana!
Madem onu benim rahmime var ettin...
Ne diye ona biçtiğim güzelim kaderi eylemedin de...
Onun yüreğinin bütün acılı atışlarını bana raks eyledin ki,
Doğru adres ben miydim?
Evet...
Haklısın...
Meryem anamızdan belli çocuk...
Tohumsuz ekilebiliyordu!
Eyyy...
Sizz...
Bütün tanrılar!
Zeuslar...
Athenalar...
Allahlarr!
Bir daha benim kızım kızım...
Normal bir sonbahar günü sanırken,
Üstü, başı vesairesi...
Hadi elleri yalnızlıktan her daim don ya!
Onun var ya...
Ayaklarının parmak uçları...
Mademki...
Bir yerinden hala sevemiyorsa bu kadar
Sikerim lan...
Bize bütün kaderleri yazıp duran
O, Allahlarınızı!
Cemre.Y.

21 Haziran 2018 Perşembe

Cancağızım

...Cancağızım...
Kadın verandada oturmuş okyanusa doğru derin derin bakıyordu.
Bütün kışları ruhunu dondururken,
Yalnız yağmurları evinin camlarını ağlatırken,
Sisli camların içinde boğulmaktan korkarak hemencecik bir kalp çizip
İçine koyacağı isimlerin
Baş harflerinden diğerinin ne olacağını bilemezken,
Hep bugünü beklemişti.
Nihayet yazın başladığı gündü o gün...
Kalktı, radyosunu açtı son ses...
Biliyordu ki sıradaki şarkı hangisiyse artık ona gelecekti.
Şansına Keiko Matsui-Steps Of Maya çıktı.
Kadın içinden coşan bir sevinçle gülümseyerek teşekkür etti evrene!
Mutfağa gitti, dolabı açtı,
Şöyle güzelce bol buzlu en sevdiği birasını kadehine doldurup
Verandasındaki yumuşak koltuğuna iyice kuruldu.
Bir sigara yaktı.
Astımına aldırmadan deriin bir nefes çekti.
Birasından içten bir yudum aldı.
Okyanusun dalgalarını seyretti,
Köpüklerin şehvetengiz bir şekilde kumlarla sevişişini...
Sonra gözlerini kapattı.
Yine gülümsedi.
Bu sefer tamamen içindendi, eksiksiz bir gülümsemeydi,
Nihayet tam'dı yani.
Gözlerini huzurla yeniden açtığındaysa
Daha yarım saat önce yemek sonrası yürüyüş için tatlı tatlı atıştığı
Birkaç yıllık kocası tam da burnunun dibindeydi.
Adam gülümseyerek
"N'oldu hatunum,
Yıllar önce bana verdiğin söz ile seninle koşarım bile deyip de
Yarım saat önce dizinin ağrısını bahane edip
Beni yalnız başıma,
Yürümeye yolladığını mı düşünüyorsun öyle hınzır hınzır!" dedi.
Şimdi de radyoda
"Geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam!" çalınıyordu son ses.
Kadın adamının burnunun ucuna bir öpücük kondurarak radyoyu işaret etti.
Adam hemencecik anladı.
Yürüyecek mecali olsaydı kadını onu asla yollamazdı.
Üzülüverdi kadınının dizinin ağrısına!
"Aman be sultanım sabah yürüdük zaten,
Hem bu kısacık yalnızlıklar da iyi geliyor bize,
Ben giderken seni özlüyorum, sen kalırken beni.
E!
Fena mı yani!" diyerek,
Kadının kemiğinin içinden ağrıyan sağ dizinden öpüyor.
Kadının aklına annesi geliveriyor birden!
"Hala öpünce geçiyor muş be anne'm." diye geçerken içinden
Burnunun direği sızlayıveriyor.
Adam bir an utanıyor yaptığı hareketten,
Sanıyor ki yarasının yerini gösterdi diye üzüldü kadını!
Kadın usulca doğrulup öpüyor adamı yüreğinden.
Zamane hatunları gibi lafı eveleyip gevelemeden,
Türlü çeşit dolambaçlı dolaylı tümleçlerle adamının beynini yormadan
"Hakikaten saf sevgiyle, şefkatle öpünce geçiyormuş be adam,
Anam da böyle öperdi, çocukluğumdan öptün ya sen beni,
Hadi biraz yüzelim madem!" diyor.
Adam anlıyor!
Adam için,
Bir kadını anlayabilmek kadar daha büyük bir mutluluk yok dünyada!
"Şimdi bu ne demek istedi?" yok.
"Ya ben yine ne yanlış ya da doğru yaptım?" yok.
"Anam bu kaç yıl öncesinden bir gönderme acaba?" yok.
"Tüh ya!
Kadınımın dizi ağrıyor diye benle gelemedi ama
Ben az önce kumsalda tek başına koşan o genç hatunun
Löp löp atan sağ ve sol lobuna gözlerinin takıldığını mı hissetti acaba!
Yok yok o kadar da değil…"
Ama en azından anlık göz atışı olduğunu da hissetmiştir kadını.
Yani o genç hatun sadece savura savura koşuyordur.
Adamı zihninde onu o kumsala yatırıp
Gençliğinde olduğu gibi hayalinde sevişmemiştir en azından!
Kaldı ki hatununun da zaman zaman,
Yakışıklı bir bey'e gözleri takılıp kalmıyordu hani.
Neyse ki sadece birbirlerine bakıyorlardı uzun uzun,
Hatta bazen hiç göz kırpmadan!
Üstlerinde ne varsa soyunup el ele koşuverdiler okyanusa...
Artık eskisi kadar uzun süreli yüzemiyorlardı,
Hemen yoruluyorlardı zaten.
Durup, ufka baktılar, güneş batıyordu,
Göz göze geldiler, uzunca öpüştüler!
Kadının epeydir jöle gibi olan memeleri
Ne kadar da diri görünüyorlardı akşamın serin sularındayken.
Adamının epeydir uyuyan prensi nasıl da uyanabilmişti böyle birden!
Aylardır güvenli yataklarında birbirlerine sunamadıkları mahremlerini,
Mahremsizce sundular birbirlerine!
Zaman...
O anlar'da durmuştu sanki iki sevgiliye...
Mutluluk sarhoşuydular,
Sarılıp, öpüşüp kumsala, verandalarına baktılar uzun uzun...
Orası mutluluklarının ilk durağıydı, bu okyanus ise son durağı!
Neredeyse öleceklerdi hazzın doruğundan.
Sonra gözleri ışık oyunu oynadı onlara.
Verandalarına yaklaşan iki genç vardı, bir kız, bir oğlan!
Yüzlerini yeniden yıkadılar, yeniden baktılar ama hala oradaydılar!
Ah ne kadar da...
Oğlan adamının, kız da kadının gençlik fotoğraflarına benziyordular!
Kızla oğlan konuşa konuşa verandadan eve geçtiler!
Hırsız mı yoksa bunlar!
Odaları teker teker gezip tekrar verandaya çıktılar, kız endişelendi
"Bira kadehindeki buzları erimemiş daha!
Zaten sigarasını da hala tam söndürmeyi öğrenememiş!
Benim annem uzakta olamaz!"
"Oğlan endişelendi.
"Babam ancak uzun yürüyüşler sonrası bir puro yakar
Ve beyaz şarabının son yudumu da hala kadehte!
Benim de babam uzakta olamaz!"
E hani siz bu geceki rakı balık davetimizi
Biriniz babanıza gidecek,
Diğeriniz ananıza gidecek diyerek koalisyon kurup bizi reddetmiştiniz!
Hayır, o kadar endişeli bir sesle konuşuyorlar ki,
Neredeyse birbirlerini suçlayacaklar!
Ölmüş numarası da yapamayız yani!
Yani okyanusun kuytu bir köşesinde bile olsan,
Kaç yaşında olursan ol denize çıplak girmiycen anacım!
"Evlilik yıl dönümümüz kutlu olsun adam!
Sen şuraya yüz, ben şu köşeye...
Herkes kendi evladından istesin havlusunu,
Ayıp diye bir şey var bu dünyada!"
Ya bu geceden, ikimizin bir çocuğu olursa!
Cemre.Y.

26 Nisan 2018 Perşembe

Enstrüman

…Enstrüman…
Enstrümanlardan en çok…
Kanun çalmayı isterdim çocukken,
Bir de keman'ı, bir de ud'u…
"Piyanistlik zengin işi." derdi rahmetli annem,
Rahmet'ine haylice de daha kemali varken.
"Sakın ola ki he, elde edemeyeceğimiz şeyleri,
Öyle hayalince hayallenme sen, sakın ha!" derdi beni döverken.
Meğer, o kadar da çok zengin işi değilmiş!
Ne kanun çalmayı öğrenmek…
Ne de ud çalmayı,
Hiç olamadı bir saz'ın tellerine dokunup,
İçinden geçen melodileri aktarmak.
Kızım'ın gitar hevesi vardı bir ara!
Benim de vardı!
Kurslara yolladım onu,
Baktı ki önce notalar falan fistan…
Benim hayalimden önce sıkıldı…
Geçen sarhoş olmuştuk beraberce…
Benden önce duvara vura vura doğradı gitarı!
Gram kırılmadım ona!
Zira ondan öncemde
Maktuliyetlerimin meskunu belirsiz mesken ispatsızlıklarım vardı.
Ölümlerimin birinde…
Kimse cinayetime meskun mahal bulamadı!
En ihtiyacım olduğu an'da…
Gözlerini bana devirmişti çoktan yosun yüreklim.
Ve o bana her seferinde…
"Ben seni mutlu etmek için bu dünyaya gelmedim!
Beni içinden çıkartmak için ısrar eden sendin!" dedi.
Sanki, o içime tohum ekilmişken,
Kış gelmeyecek…
İlkbahar olamayacak…
Cinsiyeti uğruna bile hayal kurulamayacakmış gibi…
Yalan yok!
Ben gözlerinin uğruna bütün odaları
Mavi yeşil gözlü bebek renk yaptımdı,
O da bütün elbiseleri kız giydirdiydi.
Hatta...
Arada bir testler sonrası kandırırdım onu!
Ne diye bütün kalp atışlarında
Bütün akrabaların yanımızdayken!
O, işleri dolayısı ile yanımızda değilken,
Neden ki vakit ayıramıyordu ki diye
Kendimce cevaplar ararken!
Durduk yere kandırasım gelirdi onu!
"Erkek olacakmış bebişimiz" derdim.
Aman!
Ne keder bağlardı bir bilsen,
"Olsun ama sağlıklı olsun da!" derken!
Meğer!
Rahmetli deden'e karşı rövanş maçıymış sın sen!
Sülaleye ilk kız evlat!
Zira onu da başarabilmek…
Ayrı bir maharet!
Geçen gün bir piyano çıktı karşıma,
Kimsesiz, sessiz…
En sevdiğim melodiyi çalayım dedim…
Bütün salon çınladı çığlığımdan.
Başarabilmiştim ama…
Ona da çok geç kaldım, hiç yoktan!
Cemre.Y.

22 Mart 2018 Perşembe

Hoşça Saran Adamı Sevin!

…Hoşça Saran Adamı Sevin!...
Efkara sarıp sarhoş olduğunuzda kızıp
Ona "Git!"dediğiniz halde,
Sizi hoşça saran adamı sevin!
Durumdan istifade edip,
Sizi kullanıp atacak herifin
Zaten yanınızda işi ne!
Cemre.Y.

20 Aralık 2017 Çarşamba

Bütün Suç Benimdi

...Bütün Suç Benimdi...
"Şarap ve sen..." dedi adam,
"Gönül iki kadeh rakı isterdi..." dedi kadın.
İkisi de kendisiydi.
Aynadan yansıyan yüzüne gülümsedi.
Gözleri kan çanağıydı...
Bunu ömrü boyunca aynı sarhoşluğunda,
Bir tek insan gördü...
Zira kendi göz bebeklerinin nice kaydığının,
Hiç de farkında değildi,
En fahişesi bile o üzülmesin diye susmuştu...
Şimdi neden ki bütün sonuçsuzluklar.
Zira haksızlıktı bu bütün suç benim olmasındı!
Cemre.Y.

16 Aralık 2017 Cumartesi

İyiydim İyi

…İyiydim İyi…
En zoru da yaşamak zorunda kalmaktı.
Her yeni güne umutlar asmak...
Her gecesi sarhoş kadehlere sığınmak...
Bunalım...
Depresyon...
Ölgün geceler boyu...
Gözyaşların kuruyana kadar ağlamak...
Ve sabah,
Sanki hiçbir şey yokmuş gibi sarılmak...
Doktor göz kuruluğu teşhisi koyduğunda
Hala ağlayabildiğim gelmişti aklıma
Ama o kadar çok tüketmiştim ki.
Günün normalliğine bakabilmeye
Yetemiyordu artık.
Sonuç; Evli şu an, karısı da hamile.
En son karşılaştığımızda
"İyi gördüm seni!
İyi ol lütfen!" demişti.
İyiydim…
İyi...
Cemre.Y.

19 Kasım 2017 Pazar

Uçurtmasının İpini Uzun Tutmayın

...Uçurtmasının İpini Uzun Tutmayın…
Onunla "Hoş" olmak da
"Sarhoş" olmak da ayrı bir güzel.
Yanında saçma sapan saçmalayabileceğiniz
Bir tek insan evladı varsa
"Hah!"
İşte onun uçurtmasının ipini uzun tutmayın,
Fazla salmayın gökyüzüne!
Cemre.Y.

10 Ekim 2017 Salı

Onunda Da, Ebesini

...Onun Da, Ta Ebesini...
Cep diplerimizdeki son üç kuruşluk paramız
Sadece...
Beş dakikalık hayale yeterliydi.
Sonra onun da, ta ebesini sattık gitti.
Zaten biz demli çayla hoş olmuştuk,
Kahveyle de sarhoş olduk.
Aşk gibi yani, oldu bitti.
Cemre.Y.

29 Eylül 2017 Cuma

Geçmişten Gelen

...Geçmişten Gelen...
Yaptığı yaramazlıklar bini aşmamış gibi,
Kırıp döktüklerini görmezden gelerek
Yüzünde kocaman bir gülümseme,
Gözlerine muzip ışıklar takmış,
Yılların ötesinden öylece çıkıp geldi.
“Selam nasılsın?” diyecek kadar da hayli neşeliydi.
Yalnızlığını ve kimsesizliğini
Yine merdiven altına saklamıştı!
İyiydim.
Tabii ki iyiydim.
Hiç olmadığım kadar hem de!
Elbette şaşırmamıştım geldiğine...
Benden giden herkes!
Benden öylece biten herkes!
Bir gün mutlaka dönerdi.
Kan dökmüş bütün katilleri,
Kan kokusu çeker ve eninde sonunda
Olay mahalline, geri dönerdi.
Öyle ya!
Boşuna mı her sevda da
Bir yürek gömdüm ben!
Özlemiş...
“Bil, unutulmadın!” dedi.
Sadece tebessüm ettim.
Boşuna mı,
“Hiç kimse benim kadar sevmez seni!” demiştim.
“Hayır!”
Tabi ki yeniden görüşemezdik,
Yeniden başlayamazdık hiçbir şeye...
Yeniden çıkaramazdım
Ona ait olan o yüreği mezarından!
“Peki, şimdi ne olacak?” dedi.
Hiçbir şey olmayacaktı,
Hem de, hiçbir şey!
Bunca yıldır yokluğumu
Kimlerin koynunda avutuyorduysa
Sarhoş beyinlerde, yürek yeri bol sıfırlı,
Yılgın yataklara savuracaktı yine kendini.
Yine sabah uyandığında
Yanındakini tanımayacaktı gözleri.
Ne kadar vücut gezinse de elleri
Hiç kimse, onunla benim gibi sevişemeyecekti.
Yıllar sonra da olsa
Zamanın merdivenlerinden
Yine dönmeye meyledecek yani!
Keşke ya hiç gitmeseler
Ya da hiç dönmeye meyletmeselerdi.
Cemre.Y.

15 Eylül 2017 Cuma

Ciğerimin Çiziği

...Ciğerimin Çiziği...
Bugün şehrine geldim
A ciğerimin çiziği!
Seninle güle oynaya gezdiğimiz o sokakları,
Sensiz yürüdüm.
Arnavut kaldırımlı yollarda,
Aykırı bir taş yüzünden, ayağım tökezledi,
Durdum ve ona baktım,
Sordum seni!
Parmak uçlarında yürürken yine aceleyle,
Sabah olup, bensiz yaşadığın, o evden giderken,
Akşam olup,
Aceleyle bensiz yaşadığın, o eve giderken,
Tökezlemişsin sende birkaç kere!
Yüreğin ağzına gelmiş benim gibi!
Yosun gözlerinden kinayeli bir bakış fırlatmışsın.
Üzerine basıp gitmişsin!
Bakışlarımla toparladım onu yerden,
Zaten ağzına kadar
Aynı bakışlarınla dolu yüreğime koydum.
Karşılaşırsak ne olurdu hiç bilmiyordum,
Fakat!
Ciğerim bu sefer çok acıdı!
Merak etme beni,
Ağlamadım!
Kadehlere sarılmadım sen diye.
Sustum ve bir demlik yeşil çay demledim kendime,
Çay deyip geçme,
Öyle sarhoş ediyor ki adamı,
Unutturuyor her şeyi,
Seni,
Beni,
Bizi...
Cemre.Y.

9 Eylül 2017 Cumartesi

Masallar

…Masallar…
Beni bazen çay bile sarhoş eder..
Bazen..yutkunamadığım tek damla su bile!
Hiç kimse, hiçbir zaman
Adam gibi sarmadığı için olsa gerek…
Denerim...denemeye çalışıyorum..
Yetmiyorum işte! 
Yetemiyorum gül damlası kızıma! 
Yetebilirim biliyorum feda edebilsem, ona bila bedel olsa da, 
Feda edemem ki kendimi ve namusumu! 
"Hamur meselesi, hamurum bu değil!"derim.
"Kendiciğimi kimselere bedel satmadım! 
Sa-ta-mam!" derim de sen bunu da anlayamazsın.
Hiç kimse anlayamaz! 
Ben burada elektrik sobasıyla avunur..
Ben burada battaniyemle sarılıp donarak!
....
Amma! Bizim hala alnımız ak…başımız dik! 
Çenelerimiz yukarıda
Varsın titriyor olsun soğuktan, 
Ben varım, o, sana sadece masallar anlatır uzaktan!
Cemre.Y.

3 Eylül 2017 Pazar

Dokunma!


…Dokunma!…
Dokunma!
Bana sakın dokunma
Karışığım biraz...
Biliyorum şimdi bütün ayrılıklarda olduğu gibi
Arbesk'in dibini boylayıp,
Sanat müziğinin tınılarında nefes almalıyım.
Sarhoş kadehleri sırasız,
"Fon dip" yapıp yollara düşmeliyim.
Gözyaşlarım bitene kadar ağlamalıyım.
Biliyorum şimdi dinlediğim
Birbiriyle tınısız müzikleri dinleyip
Fincan fincan çay içip
Üstüne saçma sapan gülümsememeliyim!
Seni bulup,
Suratının ortasına tükürmeliyim o kesin.
Belki abartıp bir tokat atmalı ve…
Arkamı dönüp gitmeliyim.
Ama böyle sadece susup gülümsememeliyim.
Dokunma bana!
Karışığım biraz...
Zaten normal değildim,
Artık tamamen anormalim.
Zira daha önce hiç
İki yıl önce bitmiş bir ilişkinin
Üstüne gömülmedim!
Cemre.Y.

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Saçmaladım Sana Ben!

...Saçmaladım Sana Ben!...
Yüreğim alışık değildi böyle ansızın,
Sualsizce içerime girilmelere.
Çalışmadığım yerindeydin sen hayatımın.
Haylice de şaşkındım üstelik.
Hiç ummadığım o an da,
Hazırlıksızca sana rastlayınca…
Sendeledim, bocaladım, aptallaştım.
Sana sevdalanmaktan korka korka aşık olmuştum çoktan.
Seni kalbimden uzaklaştırmaya çalışırken,
Senin kalbine tutsak olmuşken,
Bana hiç yakışmayacak pervasız cümlelerle,
Bol kadehli beynimin, boşu çok sarhoş kelimelerini,
Sana saçma saçma, saçmaladım.
Sana verdiğim ilk sözümü tutamadım.
Kendimle üzdüm seni, affet be adamım!
Ayak izlerinden asıldım sesinin kırgınlıklarının,
Gitme diye sana yalvardım.
Gitseydin dost yüreklerine de kapanırdım.
Şimdi dilediğince
Metcezirlerim olsan da olur da…
İkimizden biri yaşlanıp ölene dek,
Günde üç öğün
Yüreğimde ol ha!
Ya da günde üç öğün…
Çeyrek şekerli, güzel bir anım olmayı,
Sakın unutma ha!
Oysa…
"Kadınım." kelimesi,
Senin dilinden
Ne de güzel, bir romandı.
Cemre.Y.

Gülüşün Hala Gül Kokuyor Gamzemde

...Gülüşün Hala Gül Kokuyor Gamzemde…
Sarhoş kadehlerin ayık masaları olduğu kadar,
Ayık çay bardaklarının
Sarhoş, çeyrek şekerleri vardır bilmez misin?
Neyse ki üzüm dalları bana hala varlar!
Gün olur, şarabı karıştırır dünyayı,
Gün olur,
Asma yapraklarına asılı kalır gözlerim,
Boynumun ilmeğinden sökülürcesine,
Unutmak için sevmediğim kim varsa,
Niçin unutulduğunu hatırlatıverir bana!
Ben ömrümce ilk defa seni,
Unutmak için sevdim be sevgili,
Unutulama diye!
Gitme diye!
Kal diye!
Hani şarkı diyor ya
"Pişman değilim amma..."
Öyle işte....
Gülüşün hala gül kokuyor gamzem de.
Cemre.Y.

10 Ağustos 2017 Perşembe

Kalbim yüreğine Bir Şiir Mesafesindeyken!

...Kalbim yüreğine Bir Şiir Mesafesindeyken!...
Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Benden sana, bir biz olmaz be güzelim.
Nasıl oluyorsa olamıyor işte o entrikalılardan,
Sevda denen o vuslat!
Hiç yoktan, merak ederim adamın ellerinin üzerini,
Hele de, ille de yüzük parmağını!
Daha taze sökülüp,
Çapkınlık anında, yan cebe koyulanından,
Kaç zamanlık alyans izi mi var?
Yoksa sıkıyor diye bir bahaneyle hiç mi takmazmış?
Yoksa aleni yalanlarla seni de, eşini de kandırır mıymış?
Öyle ya hayatıma dokunan hiçbir şeyi, öylesine yaşamadım ben!
Şimdi tutmuş "Sana kör kütük aşığım, anla beni!" diyorsun.
Elbette anlıyorum efendim, eski eşim beş yıllık evliliğin ardından,
O hatuna da aynı cümleleri söylemişti de
Kucağımda iki yaşında bir evlatla,
"Dönmem!" dediğim ana evine dönmüştüm.
Evliysen, o yuvanın üstüne aşık filan olma kardeşim,
Onu da, beni de aldatma!
Eski sevgiline de artık evliyken rastladıysan,
Boşanma sebebiniz senin uçkur ukden olmasın mesela!
Açık açık "Onun yokluğunu seninle kapatmıştım,
Ama o sana rağmen,
Kızımıza rağmen bana dönecek kadar kaşardı, kazandı." de!
Sonra ne "Uğruna ölürüm." dediğin karın umurun olsun,
Ne de bu hayattaki tek emelin kız babası olmak olmuş olsun,
Domino taşlarından kule yaptığın gibi,
Bir tekme at geçmişine, tek celsede boşan,
Hatta git eski sevgilinle evlen!
Ama beni...
Bu oyunun hiçbir hücresine dahil etmeye çalışma sakın ha!
Çünkü..
Ne vakit kızımın babasının karaktersizliğinde birine rastlayıp,
Bana kör kütük aşk mavalları anlatsa!
Hani bir de bendeki de yürek kösele değil ya!
Yanlışlıkla bile olsa dahi esecek olsa, o yalanın şehveti,
Dışımdan bu işi en başından tutkuya dönüştürmeden,
En hasarsız hallederken,
İçimden hepinizin yüreklerini de,
Beyinlerinizi de birer kazmayla çıkartıp,
Yorgan iğnesiyle taşşaklarınıza dikiyorum.
Sonra çüklerinizi kökünden kesip, kıymık kıymık çizik atıp,
Alınlarınızın tam ortasına dikiyorum,
Üstüne de "Aldatma!" yazıyorum.
Siz hala yaşıyorsunuz ama ben...
Her seferinde kendimi öldürüyorum.
Bende insanım ya akmasın yüreğim sana hiç boşuna!
Yani hikayem bu, şimdi bari anla be insan olasıca!
Bu saate kadar olmadıysa,
Bu saatten sonra da "O" olamam ben,
Kaşarın da hiçbir halini de sevemedim, zaten, tokum ben!
Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Bizden olmaz be güzelim.
Ne kendini, ne de beni eski bir romanın,
İki tane anaları hariç orospu çocuğu yapmana izin veremem ben!
Seninle ahlar üstüne kurulu hoş olacağıma, koyarım iki kadeh rakı,
Bir de yanında acılı şalgam,
Oyyy!
Şanslı günümdeysem hamsi tava, azıcık da güveçte kaşarlı kalamar!
Yani hayaller hep Venedik, Paris, Roma ama,
Evime giderken aldığım,
İki kırmızı tuborga bile harcarım seni bozuk para gibi.
Üç beş şiir demlerim eski yazdıklarımın üstüne,
Zaman geçince daha güzelleşir şiirlerim.
Misal bu şiir, beş mısraymış yazdığım o gün.
Değişmeyen tek cümlem,
"Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Bizden olmaz be güzelim." olmuş!
Halbuki bugün gayet de güzel bir gündü,
Ne çok sıcak, ne de soğuk!
Böyle ılıman ılıman seminere filan gitmiştik de
Eğitmene hep bilemediği yerlerden soruyordum,
Sorularım onlardı çünkü!
Hep "Iıı! Şeeyy!
Onu bilmem feşmekan'a sorarsanız cevap alırsınız!" diyordu.
Ne soracağım be!
Benim var oluş anımdan itibaren,
Bütün sorularım henüz evrende salınıyor!
Misal soruyorum Rabbime;
"Anam öldü, babam hala yaşıyor ve ben altı yaşımdaydım?"
Misal soruyorum Rabbime;
"Uğruna ölürüm diyen adam evliliğimizi yıkıp gitti,
Üstelik eski sevgilisiyle öç almak için buluşmuşken, onunla evlendi,
Ne kadar mutlular bu saatten sonra sorgulamak bana düşmez ama,
Allah işin kadın bütün hayatını da ona piç etti."
Misal soruyorum Rabbime;
Ben şöyle ömrümüzce ömür katabilecek birini bekleyip dururken,
Neden hep o anası hariç orospu çocuklarını çıkarttı karşıma!
Üçü, beşi geçemesin diye ömrüme dahil ettiklerim,
Demesinler diye,
Üzülmeye yerim yok diye denemedim de her karşıma çıkanı!
Yani daha sabaha kadar yazarım, daha bir çok şey hakkında ama...
Yorgunum be güzelim...
Kısasından keseyim,
Zaten buraya kadar okuduysan, yedi ceddimi öğrenmişsin,
Hamur meselesi bazı şeyler,
Kimine gıda boyası ve tutkal eklenmiş olup, oyun hamuru olur,
Kimine bildiğin yumurta, su, tuz, pakmaya, anca kol böreği olur!
Hah!
İşte o kol böreğiyim ben.
İçim acı, etrafım az içli, dışım çoktan kavrulmuş yendi bitti!
Ben her tabakta,
O kırılmadı diye çöpe atılan o yer fıstığının derdindeyim.
Oysa bilmiyorsun, belki de ben, ilk onu bulup, dişlerine kıyıp,
Muhabbetin ortalarında, tek engel, senin dişlerinle kırdığın,
O, taze dudak kokulu Antep fıstığını,
Dudaklarından yeyip yemeyeceğim olsun.
Elbette azıcık bende akıllandım,
Buraya ramak kalanlarla olduğu gibi,
Boy boy çocuklarımızın hayalini kurmayacağım,
Ama ben artık bir masadan bari sarhoş kalkabilmek istiyorum!
"Kusarsam kusura bakma!" diyeyim mesela, bakmasın o da!
Gece, öylece sızmış olsam bile,
Geçmişimden geçmek üzere olanlarıma!
Biri bari olsun "Ben toparlarım seni, geçiyor işte!" dese!
"Bundan sonra hep ben varım Cemre Sultan!" demesine gerek yok.
O kadar çok duydum ki,
Eş, dost, akraba, evlat, yar, yaren, tanıdıklardan!
Birileri artık hep var olsun.
Anladın mı şimdi beni, a cancağızım!
Anlayamadığın için de,
Bu anılara dahiliyetin hep tek bir cümleden ibaret zaten!
Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Benden sana, bir biz olmaz be güzelim.
Cemre.Y.

25 Temmuz 2017 Salı

Pişmanlığım

...Pişmanlığım...
Ben seni küçük bir tabakta sunulan
Leziz çerezlerle unutmayı denemedim hiç!
Seni aramadığım her sarhoş kadeh...
Başkasının koynunda sabahlamadı senin gibi,
Yine senin resmin koynumda,
Senin kokun burnumda buram buram sabahladım
Öğle yemeği niyetine
Evimde içtiğim kadehlerdeydin çoğu zaman....
Ve seni unutmak için atıldığım tek kol,
Tek pişmanlığımdı...
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...