adres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2023 Çarşamba

Yoktum

…Yoktum…
Derecesinden bellidir,
Şiirsizliğim!
Kim bilir…
Ne kadar zamandır?
Yoktum aradığın/ız adreste?
Kız/ın!
Kıskan/ın!
Ya da hiç ipleme/yin!
Sana/Siz'e artık yoktum işte.
Cemre.Y.

6 Mayıs 2019 Pazartesi

Sabır

...Sabır...
Hayat öyle, herkesin aksine,
Benim sabrımı bayım!
Öyle açlıkla falan sınamıyor!
Bir sabahtan ertesi sabaha,
Kuru bir lokma ekmek,
Ve suyla...
Günlerimi ertesine, aşırmışlığım çoktur yokluk zamanlarımda.
Hayat öyle, herkesin aksine,
Benim sabrımı bayım!
Bollukla da sınanmıyor!
Bir sabahtan ertesi sabaha,
Sultanlara yakışır günlerim de oldu elbette.
Hayat benim sabrımı bayım...
Bir doğumumla başımı yakan babamla,
Bir de yeterince özgür olamadığım devletle sınıyor!
Ulan babamı bile affedebildim de...
Nedir bu hiç yoktan olmayan faturaları bana yüklemleme dertleriniz.
(Adıma hat açılmış, iki yıl önce kapanmış olan bi telefon şebekesine,
Olmayan aboneliğime hacizci amcalar sarmış,
Sordum soruşturdum lakin,
Yeterli açıklamayı yapamıyorlarmış!
Kimlik bilgilerimiz miş,
Herkesin eline geçebilirmiş,
Bayiye gidip itiraz etmeli,
Öncesinde bilmem ne mail adresine,
Durumu izah eden o maili atıp, itirazımı sunmalıymışım!)
Benim sabrım bayım...
Sonunda bütün sabırlarımı kustuğum o anlarla sınanıyor!
Durduk yere...
Haciz yedin denen yerden, alacaklı oluyorsun!
Durduk yere sana yanlışlıkla yazılmış olan,
O cüzi miktarı uğraşmamak için ödeyip,
Durduk yere de
Ödediğinin yüzde on beş fazlasını çoktan kapanmış bir operatörden,
Alacak hakkın olduğunu öğreniveriyorsun!
Kimsenin kimseye borcu yoktur lakin.
"Yanında değilim lakin, seni güzel stalklarım!" diyen,
Olamayan en sevgili yerinden vurur seni.
Neyse ben epeyce küfürü yutup,
Zavallı operatöre,
"Eğer ki niyetliyseniz,
Size hayırlı iftarlar olsun!" diyecek kadar nezaketliyim.
Çok şükür bu ramazan o bari yok!
Ben burada tek başıma derdime yanarken,
O sefil iki alt katımdaki ilk iftarında,
Yine, hep olduğu gibi, bütün kaseleri, bütün tabakları,
Bütün hazırlanmış güzelim iftar sofrasından öç ala ala,
Vura kıra iftarın böğrüne böğrüne saplamıyor açlığını!
Nadirdir akşam yemeklerim benim.
Çok şükür dün yosun gözlümle doya doya yedim.
Ben babamdan sonraki,
Bütün ramazan iftarlarımda yalnız değildim.
Ve bir daha asla hiçbir iftarda,
Çatalla kaşık, tabağı dövmedi!
Hayyam işte...
Var olsun, hiç bırakmadı ki,
İlk iftarlarımın o hüznünde tek başıma beni!
Cemre.Y.

25 Ocak 2019 Cuma

Ömrümün Son Çeyreği

...Ömrümün Son Çeyreği...
Gelmeyecek belli.
Daha ne kadar yaşayacağım tanrım diye diye
Geçti gitti emsal biçilen ömrümün yarısından çoğu.
Şimdilerde ömrümün son çeyreğindeyim ey hayat!
Artık yoruldum beklemekten,
Yüzüm, gözüm, ellerim,
İlle de yüreğim talan edilerek terk edilmiş yangın yeri.
Gelmeyecek belli.
Vuslata dair bütün mektuplarım,
Adresini bulamayan şiirlerimin posta kutusunda şimdi.
Gelmeyecek belli.
Gelseydi şimdiye kadar gelirdi.
Kırgın gözlerin son umut kırıntılarıyla,
Buğulu pencerelerden bakıp durmanın anlamı da bitti.
Eskisi kadar sabrım da, gücüm de, hayalim de kalmadı ki.
Zaten misal biçilen ömrüme kalan vakit, ömrümün son çeyreği.
Artık gidelim mi?
Cemre.Y.

3 Kasım 2018 Cumartesi

İyiyim Ben Böyle

...İyiyim Ben Böyle...
Sen bana şimdi gelme eski sevdiğim,
Ben artık, o bıraktığın yerde değilim!
Adresim ayrı, posta kutum nicedir oksitlenmiş!
Yolun sonu bana çıkan arnavut kaldırımlarınıysa,
Çok kereler değiştirdiler yeni belediyeler.
Oysa nice geceler boyu,
Salonumun bütün ışıkları yanık bu gelişi beklemiştim.
İlk gidişinin ardından, kim bilir kaç yıl boyunca,
Boğazımda yutkunamadığım o kocaman yumruyla,
Günleri gece, geceleri sabah etmeye çalışmıştım.
Daha bir buçuk yaşındaki yosun gözlüme,
Ninni diye...
Rahmetli Ahmet Kaya'nın şarkısının nakaratını değiştirip,
"Baban bir gün,
Döner gelir sarılırsın yavrucağım!" ı söyleyip durmuştum.
Sen bana şimdi gelme eski erim,
Ben artık o bıraktığın Cemre değilim!
Vukuatlı nüfus kayıtlarında,
Soy adım senden ayrı tam on sekiz yıldır!
Yolun sonu bana çıkan,
O "Kadın olsaydın da elinde tutsaydın!" ların öcleriyse,
Çok kereler alındılar boşanmamızın o ilk yıllarında!
Oysa nice aylar boyu,
Yüreğim,
Kırılgan kelebek kanadında üzülmüştüm de "O Kadın!" için.
"Her şey kadın olmakla bitmiyor." diye!
Sen bana şimdi gelme eski dostum,
Ben artık dostluğun kemaline de eriştim!
Bak kızımız da büyüdü sensiz, yeni yaraları bile oldu hatta!
Yirmi bir yaşına gelene kadar da hep ama hep seni çok özledi.
Sen bana şimdi gelme arkadaşım!
Sen bana bundan sonra geleceksen, yalnız gelme!
Misal kızımızla ilgili önemli bir mevzu olur kızımızla gel,
Misal oğlunla ilgili hayati bir durum olur oğlunla gel.
Ama beni tercih ettiğin karınla aran bozulunca arama beni.
Sen bana şimdi gelme, sen bana hiç yalnızken gelme!
Misal ortak akrabalarımızdan Allah gecinden versin ölümü olur,
Misal,
Ortak akrabalarımızdan birinin,
Mutlu bir düğünü olur o zaman gel.
Ömrümün, ömrüme öcü çoktan bitti.
Sen kal.
İyiyim ben böyle...
Sen de iyi ol artık.
Cemre.Y.

25 Eylül 2018 Salı

Yorgun

....Yorgun...
"Sen benim..." deyip...
Yutkunup...
"Yorgun olduğumu şimdi nereden anladın!" diyorsun ya!
Hani o sırf ben daha fazla üzülmeyeyim diye,
O çocukluğunun yüzüne de böyle vakitlerimizde taktığın,
En şen şakrak masken geliverdi aklıma.
Hani sınırsız kımıldanan dudaklarının şifresini,
Bütün aile efradımızla çözemezdik!
Sorduğumuzda sana...
"Hiç kötü şey söylemedim ki,
Sadece şarkı söyledim içimden!" derdin.
Sonraları bütün sevdiğin şarkıların sözlerini ezber ettim ben.
Bütün dinlediğin nağmelere kulak verip,
Bütün yaptığın sulu boya resimlerinin diyagramını öğrendim.
Haberin yokken ben,
Sen bensiz iken yeni sevdiğin şeyleri de keşfedip,
Onları da senle beraber sevmeyi öğrendim.
Tıpkı senin...
Benleyken öğrenmeyi zehir saydığın şeyler gibiydi tadı!
Böyle fasulye turşusundan öte...
Arnavut biberi gibiydi...
Ondan sonramda da asla hiçbir tatlı şey sevemedim ki zaten!
Sonra...
Beraberce büyüyüverdik!
Biz..
"Yaz yağmurları bunlar,
Sonra sonbahar, sonra da kış gelecek mecbur!
Ama eni konu sonu ilkbahar!" derken...
Bize hep ilkbahardan sonra zemheri ayazlı karlar yağdı.
Elbette...
Ezhel'de dinlerdik...
Hidra'nın da en dibine de vururduk...
Elbette ki...
Ümit Besen'le Pamela'nın düetini dinler,
Yenilerden Ersan Er falan karıştırıp,
Araya birkaç da remix savururduk,
Sonra bir Hande Yener'e uğrayıp,
Funda Arar'ı geçerken,
Durduk yere Emma Shaplin'e bağlayıp,
Bir tur Chopin open no 9 yapıp,
Andrea Bocelli ile Celine Dion'a
Araya da Lorena macanet'i kattıktan sonra...
Hani nasıl da atardı yüreklerimiz,
Sanki gitmemiz gereken bir yer varmış da,
Biz yetişememiş gibi atarken!
Bir gün...
Cover yapmayı öğretmiştin sen bana ya!
Ben bütün sevdiğim, her şarkıyı aynı anda başlatmıştım da...
İkimiz de hiç içmeden durduk yere sarhoş olmuştuk!
Yalnızken deniyorum bazen!
Arada birçok da işime yarıyor ama...
Ama...
Keşke...
Sen...
Benden Neşet Ertaş falan duymasaydın be kuzum!
Sen...
Benden Yunus .emre falan duymasaydın!
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Neşet Ertaş sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Yıllar önce nasıl edip de ağzımdan çıkmışsa!
"Yunus Emre sevmeyen sevdalık çektim!" demesin demişim.
Onca şiir...
Onca şarkı...
Onca güfte ve bestekar arasından,
Sevdiğinin topuğuna,
Sırf o sevdiğiyle kaçsın diye,
Bütün parasını koyan Yunus Emre'yi es geçip,
Benim gibi...
Bir pencere pervazında onları izlerken...
"Cahildim dünyanın rengine kandım!" demişsin.
Bugün günlerden Neşet Ertaş'tı be yavrum!
Ben hepsini de yaşadım.
Ah be tanrım!
Uzak geçmişlerin süzgecinden geçerken sana rastladım.
Sana yine sondan bir önceki kere daha niyaz ediyorum!
Lütfen...
Ama lütfen...
Belki benim annem bu kadar cesur değildi,
Tamam kabul!
Benim annem beni o kadar sevmiyordu olabilir ama tanrım!
Benim yavrumun yaralarını kendi yaralarıma sarma!
Olmasın benim yavrumun yarası falan!
Ne biçim tanrısın sen hem!
Hepsini okka okka bana yaşattın ya lan!
Ben...
Evladımı..
Bu dünya'ya hep...
En platotiğinden acı çeksin diye doğurmadım!
Mademki yarattım diye övünmektesin hala!
Kızım...
Ben...
Annem...
Anneannem!
Hatta onun annesi...
Daha ötesimi bulmaya yüreğim razı olamadı da!
Hiç de hoşnut olmamışız bu hayattan!
Soruyorum sana!
Biz'i yaratmaya inat etmekten,
Yaratmaya devamı meyl ettirmekten...
Sen nasıl bir zevk aldın?
Kızımın...
Bütün çocukluğu adına soruyorum bunu sana!
Madem onu benim rahmime var ettin...
Ne diye ona biçtiğim güzelim kaderi eylemedin de...
Onun yüreğinin bütün acılı atışlarını bana raks eyledin ki,
Doğru adres ben miydim?
Evet...
Haklısın...
Meryem anamızdan belli çocuk...
Tohumsuz ekilebiliyordu!
Eyyy...
Sizz...
Bütün tanrılar!
Zeuslar...
Athenalar...
Allahlarr!
Bir daha benim kızım kızım...
Normal bir sonbahar günü sanırken,
Üstü, başı vesairesi...
Hadi elleri yalnızlıktan her daim don ya!
Onun var ya...
Ayaklarının parmak uçları...
Mademki...
Bir yerinden hala sevemiyorsa bu kadar
Sikerim lan...
Bize bütün kaderleri yazıp duran
O, Allahlarınızı!
Cemre.Y.

30 Eylül 2017 Cumartesi

Göl Ve Deniz

...Göl Ve Deniz...
İyiymiş burası ya!
Tek doğrusunu meğer sadece
O zaman söylemiş!
Ona göre sadeliğin adresi
Sana göre göl ve deniz!
Bana göre...
"Başka her yerden münezzeh!"
İlla farkımız olacaktı elbet!
Kayaların gölgelerinin
Boynu bükük adamlara benzediğini de
Görebilmiş midir acaba?
Cemre.Y.

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Mutluluk Son Durak

...Mutluluk Son Durak…
Bir zamanlar
Onun yollarından geçerken
Durağına yaklaşsam,
Kalbim kaburgalarımı zorlardı.
Bakınırdım etrafa, onu, yine,
Görebilme ihtimalim yüzde kaçsa!
Oysa şimdi…
Durak adlarını duymuyorum nicedir.
Gideceğim adresim artık belli,
Mutluluk son durak.
Cemre.Y.

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Lime Lime Elimde Kalıyorsun

...Lime Lime Elimde Kalıyorsun...
Kim bilir bu sana kaçıncı şiirim anne!
Her seferinde…
Adresi bulunamamış mektuplar gibisin.
Güneşte unutulmuş atlas gibisin
Hayat gibisin.
Nerenden tutunmaya kalksam
Lime lime elimde kalıyorsun.
Her gün azar azar ölüyorsun!
Ölüyorsun.
Ölme be no'lur ölme be annem!
Bu sefer bari bana ölme be!
Cemre.Y.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Unutulmuş Adres

...Unutulmuş Adres...
Epeydir...
Cevapsız sorular biriktiriyorum cebimde.
Belli ki adresin aynı değil sevdiceğim.
Posta kutun ayrı maviliklere.
Oysa ben epeydir,
Cevapsız sorular biriktiriyorum cebimde.
Yıllar sonra döndüğünde,
Adresi çoktan unutulmuş,
Adı üstünde; Unutulmuş adres,
Çoktandır kaçılıp gidilmiş!
Kaçamak bir sevgiliden sana hediye.
O kadar da çok yalnız kalma diye.
Cemre.Y.

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Rastlamak

...Rastlamak...
O, Paris’in Eyfel’ine hayli uzak
Banliyölerinden birinden,
Kenarları oksidasyona uğramış
Kalp kırmızısı çoktan solmuş,
Terk-i diyar bir posta kutusuna atıyordu
Adresine ulaşıp ulaşamayacağı,
Anlık ruh halime bağlı mektuplarını.
Ben Afrika’nın en yerli kabilesine bile hayli uzak
Es kasa derme çatılmış cangılların birinden
Kenarları Nil sazlığından aşırılmış,
Hazan sarısı bile çoktan kahverengileşmiş,
Kenarları zülüflerime zarar bir posta kutusuna atıyordum
Adresine ulaşıp ulaşamayacağı
Ki ulaşsa bile kaderi,
Anlık değişen zamanlar ötesine bağlı mektuplarımı.
Şiir şiir okuyorduk işte!
Biz’i biz bize!
Yalnız değildik artık ikimizde!
Ve ikimizde artık tamamen bize ait
Kocaman ışıkları sadece Güneşten
Sadece yıldızlardan aydınlanan
Orhan Veli’nin yanıldığı gibi değil be üstad!
Yanılmadığı gibi...
Tek bir yürekte,
Hava ve suyun,
Hatta katıksız sevdanın bedava olduğu,
Bir tek yüreği...
Birçok yürekte
Onlara hiç mi hiç dokunmadan arıyorduk da
Ya en olmadık yerde ve zamanda
Bize rastlarsak?
Cemre.Y.

27 Haziran 2017 Salı

Hayatı Ayırmayın

…Hayatı Ayırmayın…
Hayatın dilini, dinini,
Irkını, rengini ayırmaya çalışmayın!
Gözlerini görün, içindekileri!
Her gün mutlaka bir iyilik yapın,
Hayatı ayırmayın,
O, günü geldiğinde adresinizi bulur.
Cemre.Y.

27 Mayıs 2017 Cumartesi

Her Şeyden Önce İnsan

...Her Şeyden Önce İnsan...
Yeni yılın son bir buçuk günü...
Hava kulak donduracak cinsinden aşırı soğuk!
Kar yağıyor lapa lapa!
Nedense hiçbir zaman romantik bir yağış olamadı bu bana!
İşine bağlı her çalışan gibi hastalıklarımı bile,
Tatillere denk getiren ben,
Hala bir işimin var olduğu geçen yıl başına mı özendim nedir!
Fena halsizim!
Gün boyu hapşırıp durdum.
Ama ben hasta olunca, hep uyurum!
Ola ki artık uyanmayım diye...
Evimde ekmek dahil eksikler varsa da almaya gidecek mecalim yok.
Üstelik yarın yeni umutların, yeni hayallerin günü!
Kimseye değilse bile,
Kendime güzel ve temiz olmalıyım.
Oysa halsizlikten iki kat altımdaki kardeşime bile gidemiyorum.
Bilmem ki, o cep telefonları,
Oyunlarla sosyal medyalar takipleri için mi var oldular!
Açmıyorlar telefonları!
Duymuyorlar!
Birden aklıma, yüksek binaların yanındaki,
Evime tam tamına beş dakikalık yürüme mesafesindeki,
Arada bir uğradığım o market geldi!
Son uğradığımda “Evlere servisimiz de var.”demişlerdi de
Elime reklamlarını yapan magnetlerinden birini tutuşturmuşlardı.
Buzdolabıma asmışım neyse ki!
Aradım siparişimi verdim, adresimi verdim,
En kolay yoldan yolu tarif ettim.
Marketlerine sırtlarını dönüp dümdüz yürüyecekler
Sonra o bilinen marketin karşından sağa sapacaklar,
Derenin köprüsüne varmadan üç bina öncesi bizim evdi zaten.
Normal şartlarda beş dakikada istediklerim kapımda olmalıydı.
Ama ben yine de!
İçimden de totemimi yaptım
Öyle ya ben, o yüksek binalarda oturmuyordum!
Totemim ;
“Eğer onlar bu adresi bulurlarsa;
*-O, beni, gerçekten seviyor" -du.
Yeni yıla yeni umut!
“Vazgeçmek gerekli ise de, asla pes etmek yok!" ya serde.
Totemim bari tutsaydı diye yarım saat sonra aradım.
"Abla bizim çocuk bulamamış o adresi!
Suriyeli, anlamıyor da dilimizden!
Ben gelsem elimle koymuş gibi bulurdum ya o tarifinizle
Ama buradan ayrılmam mümkün değil,
Hani siz sokağın başına kadar bari gelseniz?”
İki kat aşağı inemeyen ben!
Sırf Suriyeli o çocuk işinden kovulmasın da
Sırf totemim bari yarı tutsun diye
Paltomu giyinip indim aşağı,
Sokağın başına kadar yürüdüm ama!
Bana tarif edilen siyah hırkalı o çocuk yok!
Çocuk yok!
Bir sokak üste yürüdüm yok!
Hastaydım ve üşüyordum bir sokak daha yürüdüm ama yok!
Neredeyse markete varacaktım ki
Titreyerek, elinde poşetle sokaktan aşağı iniyordu bir çocuk.
Daha dokuz-on yaşlarında!
Tanıdım titreyen dudaklarından onu!
Karşıladım yol ayrımında...
Bir yanım “Alıp poşetini ver parasını,
Bas git evine, beter hasta olacaksın!”dedi.
Diğer yanım çocuğun
“Apla! Ben bu sokakların hepsini gezdim ben valla
Ama yüksek binalarda değil ya evin
Ondan olsa gerek bulamadım!
Anca bu kadar anlıyorum dilinizi!”
Cümlelerindeydi...
Morarmış dudaklarındaydı bir yanım.
Meslek hastalığıma göre, maliyet hesabı yapardım hep.
Anlık hesaplarıma göre,
Bu çocuk en çok iki ay daha bu markette çalışır,
Aklımdan geçen şeyi ona verdiğimde
En çok evine kadar onu sıcak tutmaktaydı.
Hesaplarım bana göre
“Evine gidene kadar bari sıcakta olsun’a
*–Tamam- oldum ve ona
“Haydi gel evimi göstereyim sana!
Meğerki bir daha gelirsen kolayca bulursun."deyiverdim.
O kadar küçüktü ki kıyamadım ellinden poşetimi de aldım.
Evime tam iki sokak kala,
Ben “Acaba o kızıma da, bana da artık olmayan kaban duruyorsa hala,
Bu çocuğa versem ki kaç saat ısınır ki?" diye düşünürken
Düşünüp hesap yaparken “Patt!” yerde buldum kendimi!
O dalgınlıkla, koca sokakta,
Bir mandalina kabuğuna basıp kayınca ayağımı burkmuştum.
Saçıldı yerlere bütün her şeyim!
Artık dizlerimin üzerindeydim!
Hemmen!
Değil alışveriş poşetlerimi inceleyen,
Çöpümü dahi “Acaba ne atıyor ki?” diye
İnceleyen mahalle komşularım!
“Anamın arkadaşları!” yetiştiler...
Zavallı çocuk!
Böylesi göz hapsini belli ki ülkesinde bile görmemişti!
Titreyerek toparladı her şeyimi kucağına da
"Abla ben sence artık gideyim mi?”dedi.
Gereksiz mahallime yan yan bakıp
Siz durun “Ben toparladım her şeyi sağ olun." dedikten sonra
Çocuğa “Ablam dur bir”dedim!
“Daha evimi göstereceğim sana!”
Kucağımda ekmek ve vesaireler darmadağın düştük yoluma!
Evime geldiğimde “Bu kamyonun önünde bekle beni”dedim.
“Ben sana az sonra git” diyeceğim!
O dilediğim kabanı bulamadım,
Kim bilir şimdi kimin sırtında!
Kim bilir yine kime vermişim.
Terasımdan baktım bekliyordu çocuk
“Git” diyeyim diye...
Ve titriyordu hala dudakları...
Öylece “Git” demek yine ağır geldi bana!
Uzun zamandır giymediğim içi polar dışı yağmurluk bir kaban vardı
Onu atıverdim aşağıya!
“Heyyy! Çocuk!
Bunu kimseye kaptırma sakın ha!”
“Elimden, dilimden geleni yaparım ablam!” dedikten sonra
Sevinçle uçup gitti.
Hastaydım ben lan?
Durduk yere, iyilik yapmaya giderken
Sağ ayağım burkuntuya sebep
Artık yürümeye de yastaydım!
Ben bunları yazarken
Hikayemi bilen dost yüreklimin biri dedi ki
“Madem öyle, sağ ayağına bari basma bir zaman!”
“Olur.” dedim.
Oysa evimde yapayalnızım üstelik elektrikler kesildi.
Elektrikle ısınan biri için bu bir felaket demekti.
Her zaman ve her koşulda ayağımın
Üzerine basmak zorundaydım ben.
Yine de o çocuğun artık üşümeyecek olması tek tesellimdi.
Sadece yukarıdakine sormak isterdim
“İyilik yapmaya giderken beni yere düşürüp
Ayağımı da sakatlatman neyin sınavı, neyin nesiydi!
Neyin öcüydü yarattığını yaratıp unutmak.
Hani her şeyden önce insan değil miydi?
Cemre.Y.

25 Mayıs 2017 Perşembe

Son Adres

...Son Adres...
Hani çocukluğunun en unutulmaz çağında,
Kiracılarından biri olduğun o evlerden biri vardır ya...
Hani, odalarında en güzel hatıraların kalmıştır.
Pembe salıncağında kurduğun pembe düşlerinle,
Sabahları doğan güneş bambaşkadır.
Akşamlarıysa...
Gecenin kabuslu canavarları gelmezden hemen önce,
Yastığının altına sakladığın duaların hep çok başka!
Sokağından ötesini bile bilemezsin ya daha!
Hep gitmek istersin de...
Henüz cesaret bile edemezsin ya bir türlü!
Ya dönemezsen geri?
Ya bulamazsan evini ve içindekileri?
Bahçe duvarları hep kocamandır.
Ağaçlarıysa hep büsbüyük!
Senden yaşça büyüklerin göz hizasına yetişemezsin bir türlü.
Yine de...
Yüzyıllar geçse de üzerinden...
Özlersin.
Kavurur bütün ciğerlerini o özlemin ateşi.
Sokağının dışından korksan,
Dıştan artık çok öteyken...
Gecesinden korksan,
Günden bile artık çok ileriyken...
Özlersin işte.
Savrulur bedenin.
Ayakların küçücük numaralarıyla bütün mantığına isyan ederler.
An olup,
Zamansız,
Danışıksız,
Düşerler yollarına.
Sanki aşsalar!
Çocukluklarında onlara çok büyük gelen o yolları...
Tam olacaklar sanki.
Bu sefer, hiçbir çift ayakkabı bir daha da
Asla artık ayaklarını vurmayacak sanki!
Küçücük bir çocuksan...
Gittiğin her evden gittikten sonra,
O gittiğin evin odalarından birinde hep!
En sevdiğin kaldı sanırsın!
Alıp gelmeyi unuttum sanırsın!
Sandım yine.
Gittim yine bu seferde!
Seni,
Son bıraktığım yerde de
Yoktun işte sende.
Adresin değişmiş!
Mahallen hiç yokmuş!
Sokağının adını geçtim de
Binanın adı bile değişmiş!
Hatta seni beklerken
Yıldızlara dualar savurduğum pencerelerde
Bekleyenler bile değişmiş!
Sandım ki...
Seni sağ bulurum orada bari!
Hani...
En son seni, orada sağ bırakmıştım ya?
Sandım ki...
Beni sağ bulurum orada bari!
Hani...
En son beni,
Orada sağ salim emanet etmiştim ya sana?
"Gel" dedin.
Bende öylece geldim.
Yoktun!
Bu muydu son vedan bana be anne!
Bari bu sefer bari be ana
Olsaydın ya son adresimizde?
Cemre.Y.

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Cancağızım


…Cancağızıma Son Mektup…
Ben ömründe yokken beridir, beni...
Artık merak etme cancağızım!
Sahte yalan, gizemli gizemli yüzlerine,
Yeni yeni pencereler açıp durma!
Artık bakma bana.
Nihayetinde...
Sevgili'm değilsin.
Soraydın ahvalimi, hala ilk gün ki gibi yalansız söylerdim!
Hala seninle seninle ilk tanıştığımız zamanlardaki kadar,
Yangın yeri olamasa da yüreğim,
Birkaç mezarım daha oldu senden sonra!
Ama bize ihanet etmedim asla,
Senin bana ettiğin kadar.
Günahlarının yüzüne el pençe divan
Maskeli maskeli gergefler işlemekteyken sen,
Kimi zaman nasıl da,
Bana, yüzüme, gözüme, gülüşüme...
Sana olan dair'li kız gardaş'lı
Katıksız, karşılıksız sevgime nasıl bakabildin?
Nasıl bakabildin onca zamanlar boyunca!
Onca tükenişli zamanlarımızda yüreğime,
Hala merak etmekteyim?
Hiç yoktan teyze kızının bir öfke nöbetinde,
Bir gün Cemre'de sana yetemeyecek,
O da bitecek,
Bakalım!
O gün yanında kimin kalacak!"deyişi geliverdi aklıma!
Sen...
Beni...
Sahiden mi?
Kullandın mı be cancağızım!
İstemedin mi aslında hiç mi hiç mutlu olmamı!
Hani es kaza denk geliyorum sansam sevdaya!
Hani es kaza denk geliyorum sansam şansıma, işime!
Hevesin mi kaldı,
Aklın mı, yüreğin mi kaldı ki,
Sen..
Olası sevdamın hevesine dahi,.
İşimin mevkisine ve de saatlerine bile,
Hep bir içerlerdin!
Biliyordun oysa!
Rahmetli anacım,
Kazandım diye o sene, üniversiteye yollamadıydı beni,
"Sülalede, kız çocuklarının liseyi okuması mucize!" diye...
Hele ki ertesi gün Londra'ya uçacak geleceğime,
Soyu kırılası kara çarşaflı bir akraba,
Nasıl akrep olmuştu biliyordun!
Gavur ülkeye gidip
Bir gavurla evlenmediydim evet'de
Ömrüm Allah'a isyanla geçti.
Ki daha niceleri!
Şöyle bir geçmişime döndüm de, kendime...
Senle tanıştığımız andan itibaren'e be cancazım,
İlk defa tam bir Sadri Alışık selamı çaktım sana be!
Cancağızım...
Sana selam olsun...
Kaç yılım, ömrünün acı ve çıkmazlarına heder olmuş!
Sahi...
Hala sevmiyor musun
Emin önünde sahile karşı,
Balık ekmek yemeyi!
Hala ısrar ediyor mu sana birileri,
Olur ya paran yoktur diye, utanıyorsundur diye,
Cebinden cebinden, borca batıyor mudur,
Sahi sana, sen hiç fark ettirmeden daha nelere!
Feda ediyor mudur sana,
Daha nice yaşayabileceklerini?
Olsun be!
Teyzenin kızına selam söyle.
Cemre "Ardında gözü kalacak hiçbir şeyini feda etmemiş bana de!"
Hatta!
"Yıllardır, yalnızlıklarımızı bir araya toparlayıp,
Kah gülüp ve de kah ağladığımız,
Bütün anları, bütün anıları bana yazmış" de.
Uzatma.
Bu bir tam veda, varlığım, olamayacaklığına!
Artık hiçbir yalanından pişman olma.
Artık...
Dün akşam ciğer yedim bolca...
Ve de en meşhurundan.
Ben...
Senin...
Ciğerinin özünü gördüm!
O kadar yakındım sana da
Sen sezmedin!
Şimdi artık sen otur ağla!
Ama unutma!
Bizi, birkaç ciğer sandığına feda eden...
Sen...
Dilersen...
Veririm adresini.
İhanet, sayılmıyor nasılsa!
Ama artık bık...
Yorul...
Tam olsaydın ki
Zaten çeyreğe düşmezdik!
Çek...
Nazarını ömrümden.
Ha sahi!
Var ise sevdiceğin,
Gününüz, kutlu olsun...
Cemre.Y.

8 Nisan 2017 Cumartesi

Yazarların İmza Günleri

…Yazarların İmza Günleri…
Yazarlar neden imza günleri düzenlerler?
Yıllardır bencileyin bir garip muhasebeciye
"Bir kitabın olmalı mutlaka hatta ilk imzalısı da bana olmalı!" derler.
Yıllardır da ben bu cümlenin muhasebesini bitiremem.
Daha doğrusu maliyet muhasebesini bitiremem.
Zira cümlenin ilk kısmı kolayca bir dört işlem iken
İkinci kısmı yedi hisli kocaman bir problem.
Cümlenin ilk kısmı beğeniyle, sevgiyle, gururla,
Başkalarından daha iyisinle karışık bir yüreklendirmedir aslında.
Issız kaldığında oturur koyarsın şapkanı önüne.
Teker teker dökersin düşünce çakıllarını.
Öncelikli sorun şudur ki hiçbir şair
Şiirlerinin hepsini beğenmez sonradan.
"Hadi bir şiir oku." deseler o anda seçemez hangisini okumalı!
Kendine kalınca kolaydır da iş kitaba gelince,
Ne güzel yazıp yazıp paylaşırken iyi olan birçok cümle
"Tam olmamış mı sanki?" li soru işaretiyle dolar.
Hadi diyelim oldurmaya niyet etti
Günler, gecelerce bütün harfleri tek tek dizmek var,
Kaliteli bir yayın evi ile anlaşabilmek var.
Kitabın "K" sinin anıldığı andan itibaren
Bütün vakitleri hayatından zamanlar çalarak
"P" sine kadar yenisini yazamamak var.
Eşten, dosttan, çoluk çocuktan, akrabadan da ıramak var.
Ana rahmine inmiş bebesi gibi
Onu ellerine alıp sayfalarından kokusunu ruhuna çekmek için
Günlerce, aylarca sabır çekmek var.
Ha tabi bebekler bedava doğmuyor
Artık ortaya yakın halli ana adayı için
Epeyce külfetli maddiyatı var.
Biriktiremediklerinin ucundan kenarından
Zar zor toparlaması var.
Sonunda bebeğin doğumuyla
Kokusuna çektiğin ruhuyla
Bütün sancıların bittiğini sanmak var ki
Bundan sonrası daha çok maliyet hesabımı tetikliyor!
Zira cümlenin ikinci yarısı hali hazırda beklemektedir...
Düşünürüm derin deriinn
Düşünce çakıllarımı şapkamda çoğaltarak.
İlk kızıma imzalar veririm,
Sonra kardeşime,
Sonra bu süreçte yanımdan hiç ayrılmayanlarıma,
Sonra bu hayali hep beraberce kurduklarıma....
Sonra....sonraa.....sonraaa.....sonraaaa
Derken hiç kimseyi kıramam ki ben.
Bir türlü de bitmez kitabımın imzalısını isteyen.
Çünkü her geçen gün
Dostlar eklenmekte veya azalmakta,
Akrabalar, tanışıklar eklenmekte veya azalmaktadır.
Hatta uzaktan bir kez selam verdiğim bile
Kitapçıya uğramaya ne gerek var tanıdığız sonuçtadır.
Offf anlatamam nasıl da yorgundum,
Nasıl da lohusa rehavetine muhtaçlıydım.
Şimdi süreç tersten başa doğru mu işlemeliydi.
Elbette satış rekorları kırarak
Zengin olmak değildi niyetim,
Kitapçıdan satın alacakları
Birkaç kuruşluk şu kıymetli bebeğimle
Raflarında daimi anımsanmaktı niyetim.
Düşünce çakıllarım doldukça şapkam deliniyor eyvah!
Oysa daha az önce biri adresini yazıverdi özelden
"İmzalı kitabını....adresine göndersen!"
Şimdi yemek yapmayı bırakıp en yakın kitapçıya gitmeli,
Kendi kitabımı ikinci kez satın almalıyım.
Zira onu oraya koydurana kadar da epeyce harcadıydım.
Sonra eve gidip ocağın altını söndürmeli
Güzelce birkaç cümleyle imzamı atıvermeliyim.
Ah hasta anam da sesleniyor
İki dakika da ilacını verip sokağa koşmalı
En yakın kargocuya uğramalıyım.
Sahi bozukluklar almalıyım.
Şimdi "Kargoyu bari sen öde." diyememki ben.
Ödüm kopar birinin bana
Üç kuruşa tamah etti."deme ihtimalinden.
"Keşke şair yürekli olacağıma, yazar yürekli olsaydım.
Kitabım basıldığı an imza günleri düzenler,
Masama kurulur hem bolca satışımı yapar
Hem de çoğu sahte gülücüklerle artık bozulan imzamı
Çiziktiriverirdim bir yerlerine." derken
Düşünce çakıllı delik deşik şapkam görünmez olur,
Ben kitabım olma ihtimalinden dahi
Cayarım bu maliyet muhasebesi yüzünden.
Ya da son anda fikir değiştirip
Bir kitap bastırtayım da herkesime,
Ama en ilk kızımdan başlayarak
Bu düşünce çakıllı şapka hikayemi okutayım.
Kızım ansızın gelip "Annecim sonunda
Kitaplarla yeniden barışmaya karar verdim
Bugün bir kitapçıya gittim.
Bil bakalım kitaba neyle barıştım?
Haydi ama imzalaa!" der demez
Bebeğimi önüme koysun,
Güzel sözlerle bir öpücük gibi değerli imzamı attırsın.
Ne dersiniz?
Siz de ister misiniz düşünce çakıllı şapkamdan.
Yoksa hiç gerek yok anladınız mı!
Kızım gibi mi yapmak isterdiniz yoksa?
Başım üstüne sevgiyle
Yapabilmeniz için elbette
Toplanırız da ortak bir yerlerde!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...