mahkum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mahkum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2023 Cuma

Kalem Kırılmış, Konu Kapanmıştır

…Kalem Kırılmış, Konu Kapanmıştır…
Bunca yılımı geçmişin "Vah!"larına harcadım...
Bundan sonra tutan "Ah!"larımı da ardımda bıraktım!
Nasıl olsa beni kaybeden ben olmadım...
Artık "An"ın ve geleceğin huzurunu duyma vakti.
Zira güven,
Bir yüreğin kalesinin bayrağıdır,
Bayrağı çalan terhis olur.
Bayrağı tutan direkse, ömür boyu mahkum!
Yüreğimden terhis olanlara selam olsun ki,
Bundan sonra…
Kimsenin egosuna tavan direği olamam!
Kalem kırılmış, konu kapanmıştır!
Bu hayat,
Can kırıklarıyla dolu kalbimi,
Acımasız adımlarıyla eze eze öğretti ki,
Ömrünü feda ettiğin evladın bile olsa,
Sahibinden çok değer verirsen,
Senin ederinden düşermiş.
Seni de yüreğimden azat ediyorum.
Cemre.Y.

20 Haziran 2020 Cumartesi

Sakın Ha

...Sakın Ha!..
Sana daha...
Su yeşili rüyalarımın,
Nasıl hazana kestiğini...
Azur mavisi hayallerimin,
Nasıl da zemheriye estiğini anlatacaktım!
Sonra...
Yine gök gürledi bir yerlerde,
Yine yağmur ağladı ömrümün coğrafyasında,
Gözlerimin içinden içeriyi,
Yine hiç kimse göremedi!
Hiç yoktan...
Yine yıldırım düştü bir yerlere...
Gök gürültüsünden ve de şimşek çakmasından
Üstüne bir yerlerde yıldırım düşmesinden,
Çok korktuğumu bile bile,
Ne demeye...
Beni yalnızlığa mahkum yaratmış acaba yaradan?
 Hayır ben ona taa kalubeladayken ben ona,
Ne gibi bir hadsizlik yapmış olabilirim ki? 
Bildiğim kadarıyla şeytan da değilim!" demişken...
Durduk yere kendime yeni notlar yazarken buldum ben'i...
"Sakın ha!"
Cemre.Y.

9 Kasım 2018 Cuma

Kerpiç

...Kerpiç...
Temeli kerpiç olanın,
Üstü beton tutmaz kızım derdi rahmetli anam.
Ne vakit, umuda yaslasam yorgun omzumu,
Ne zaman geleceğe inansam,
Geçmişimle şimdim ele ele tutuşup
Geleceğim bana gelemesin diye,
Sarsarlar dayandığım umudumu.
Ben ne vakit...
Hayatımı en sıfırından inşa etmeye kalksam,
Deprem olur, savaş olur,
Kriz olur da elimde kalır kerpiç duvarlar.
Ben ne vakit geleceğe dair umutlansam,
Aşk gider, sevda biter,
Şefkat söner de elimde kalır can kırıkları.
Temeli kerpiç olanın,
Üstü beton tutmaz kızım derdi rahmetli anam.
İnsan olanın eyledikleri neyse de peki ya yaradan?
O ne diye kul diye biçtiği bu ruhu,
Hep kerpice mahkum eyledi?
Demem o ki;
Ömrümüz nefes almaktan ibretli geçecektiyse,
Ne gerek vardı onca spermi yarış ettirmeye!
Sakın bana imtihan deme.
Bana sorulsaydı...
Ben bu hayat denen okulun sperminden asardım.
Kalubela denen o safsata gerçek olmuş olsaydı.
Bilirdim başıma gelecekleri de,
Hiç değilse hep orada kalırdım.
Cemre.Y.

26 Temmuz 2018 Perşembe

Seviyorum Lan Seni, Sen Bana Bir, Kal

...Seviyorum Lan Seni, Sen Bana Bir, Kal...
Yılların içinden geçip, onca kasırgalar, onca fırtınalar,
Ve onca tusunamiler, onca aldatılmalar,
Onca kısa kalan kibrit çöpü kadar mutluluklar,
Onca rüyalar, onca gerçekler,
Onca yanılgılar,
Onca hayaller ve kırıklarını nihayet atlatmışken...
Birbirinden çoktan beridir yine,
Çok uzaklardaki o iki kocaman çocuk...
Yine ellerinde bembeyaz birer kağıtla, kala kalmışlardı.
Yine bir Temmuz akşamıydı işte,
Hem Ağustos kadar aşırı sıcak,
Hem zemheri aylarından biri kadar kararsız.
Denize mi koşulsa,
Yoksa en yakın battaniye altına mı sığınılsa!
Bütün şiirlerini yakıp yakıp yeniden yazıp bitirmişti kadın.
Bütün şiirlerini göle atıp atıp yeniden yazıp bitirmişti adam.
Hayatı sorgulayıp durmaktan yorulmuşlardı çoktan!
Öyle kararsız oturuyorlardı iki çocuk,
Apayrı rıhtımların kenarında,
Ellerinde iki ayrı bembeyaz birer kağıt!
Arkadaşlık çok uzaklardaydı,
Dostluksa daha yeni tatile çıkmıştı,
Anne çok yorgundu, çocuk çok aceleci.
Anlatmak gerekiyordu birilerine bir şeyleri,
Anlatabilmek ve anlaşılabilmek gerekiyordu.
Gereklerinde zaten canı cehenneme'y di!
Çocuk...
Elindeki kağıda baktı, baktı, baktı.
Farkında değildi bakarken yaptığı kağıttan gemi
Elinden kayıp çoktan gölün derinliklerine yol almıştı.
Çocuk...
Elindeki kağıda baktı, baktı, baktı.
Farkında değildi bakarken yaptığı kağıttan gemi
Elinden kayıp çoktan denizin derinliklerine yol almıştı.
Kağıttan gemiler birbiriyle çarpışırken,
Ellerindeki son anıyı da kaybedeceklerini sanmış,
Çokça da korkmuşlardı.
Göz göze geldiler bir an...
Taa uzaklardan!
Kağıttan gemilerin rengi değişti o an...
Karıştı ortalık rengarenk!
Kağıttan gemiler su almaktaydı.
Batmaya ramak kala
Kız olanın gözyaşları, köprücük kemiğine aktı.
Oğlan olan yüze yüze geldi kızın yanına.
Hiçbir söz söylemeden,
Kızın köprücük kemiğindeki o bir damla gözyaşını öptü.
Büyüdüklerinde ne de güzel,
Destansı aşk hikayesi çıkardı buradan!
Onlar büyümemeyi seçtiler!
Yaşlanıp ölmekten korktular belki.
Ya da geçmişleri yok olacak diye.
Oysa ölmek de bakiydi.
Geçmiş de baki.
Gelecek ise hiç gelmeyecek gibiydi.
Şimdi yine aynı yerdeler...
Kağıttan gemileri su almakta.
Ama artık ne kız ağlıyor,
Ne de oğlan o kadar geçmişinin iskeletine mahkum.
Zamane deyimleri gibi,
"Olursa olur, olmazsa temcit pilavı!" gibi değildi artık hayat!
Oturup hasbıhal ettiler,
Kimse kimsenin zayıf rengine takılmayacaktı bu sefer!
Sanki ne olurdu ki yok hükmünde sayılsa bazı ara renkler!
Çocukluk...
Yakalayabilirsen en acısız anısından güzeldi be azizim.
Kimse kimseye söylemedi ama...
Bir daha ki sefer!
Ellerinde olmayacaktı o eski buruşmaktan, düzelmekten
Çoktan yorulmuş yıpranık sayfalar...
Adam/çocuk giderken...
Kız/kadın bu yüzden tekrar son kez gülümsedi.
Nihayetinde tekrar görüştüklerinde...
Hala da birbirlerine,
"Seni seviyorum lan!" diyeceklerdi.
Bazen...
Sonları beklerken çürür ömür!
Gurur mu!
Ben ömrümce...
Ondan daha zebani bir mezar başlığı görmedim!
"Seni seviyorum lan!
Çok da elzem falan da değil yani,
Hiçbir şeyim olma bana ne!
Ki zaten ben de bir daha köprücük kemiğime ağlamam.
En son sen öpmüştün ya oradan!
Hey nereye kaçıyorsun?
Kal!
Ey hayat...
Sen...
Bana bir, kal!"
Cemre.Y.

1 Mayıs 2018 Salı

Lal Sessizliğine Mahkum Edilmiş Leb'in

…Lal Sessizliğine Mahkum Edilmiş Leb'in…
Günün gecen ağarmamış 
Tan yeri kızıllığında 
Kayıp cinayetlere
Kurban postuna 
Serili kalmış, kurdun dişleri 
Kanamakta hala! 
Lal sessizliğine mahkum edilmiş leb'in. 
Ya güneş başka yönden, 
Yeniden doğarsa.
Cemre.Y.

14 Mart 2018 Çarşamba

Unutulmaya Mahkum


…Unutulmaya Mahkum…
Her şey…
Unutulmaya mahkumdur!
İstesek de... 
İstemek zorunda kalsak da.
Cemre.Y.

11 Kasım 2017 Cumartesi

Yıkıldı Bütün Şehir Sen Gidince

...Yıkıldı Bütün Şehir Sen Gidince...
Sizin hiç?
Ellerinizle yarattığınız bir dünya
Başınıza yıkıldı mı?
Yandı mı söndürmeye bile mecalsiz bir anda.
Ansızca!
Ben ebedi bir mahkum gibi,
Asla sahip olamadığım ama
Olmasını canım pahasına
Arzuladığım hayallerimi koydum yetmedi.
Sevgimi koydum temeline, şefkatimi koydum,
Ümitlerimi koydum, hüzünlerimi,
Gözyaşlarımı da koydum sevincimi de
Artık ne varsa!
Amma velakin en çok da,
Sana güvenimi koydum tuğla aralarına a çocuk!
Yuvamın temeli ailedendi de,
Gövdesine neyim var,
Neyim yoklarımı da
Döktüm işte borca kıyamet!
Bu dünyanın en güzeli,
Bir evin çatısı bari olsun istedim,
Bir bacası olsun ki,
Dumanı tüten bir baca
Benim sıcak evim ve yüreğimdi!
Dumanı tütsün ki, o evin yaşadığı belli olsundu!
Ben sevgim ve sabrımla
Sana daha neler yapmazdım ki?
Sarıp, sarmalarken seni
Yüreğimin sıcaklığı yeter sandım,
Varsın olsun tütmesede olurdu
Bacamız duman duman!
Zaten bir hayli yorgundum,
Bir küçücük kıvılcıma heba
Son nefesimi bile tüketmekten!
Her şey mükemmel değilse de,
Yolundaydı sanki!
Beni bütün yaralayanlar gibi,
Sende beni,
Dumanı tütmeyen ocağımdan vurmuşsun meğer!
Seni ısıtmadım mı ki ben çocuk?
Yollar ve çareler yaratmadım mı sana,
Beni bütün kanatanlar gibi yalanmışsın meğer!
Ardıma dönüp baktığımda çoktan tutuşmuştu,
O, erişilmez ve ulaşılmaz sandığım bütün kulelerim!
Meğer, hiç yanmayan bacamızdan hava almışız çocuk!
Ben kulelerimi ve surlarımı sana güvenip,
Kibrit çöplerinden yapmışım!
Sen gittin...
Yıkılmış bütün tuğla arası harcı güven kulelerim,
Yıkılsın zaten de, yıkıldı bütün şehir sen gidince.
Üstüne üstlük yanmış,
Bir koca nefretine kinayeli hecelerinle!
Tutuşmuş İstanbul’umun bütün
O ömürlük kibrit çöplerimin baş uçları!
Bu ev...
Bu şehir...
Artık bana çok çocuk!
Cemre.Y.

29 Ekim 2017 Pazar

Yüreğim Sevdi

...Yüreğim Sevdi...
Beni ön yargı mahkemelerinde
Müebbetlik mahkum edenlere soruyorum.
Hiç düşündünüz mü
Acaba siz farkında olmadan
Kaç kişi idama mahkum etti sizi...
Kaçınız bana yakıştırmadığınız sevdanın
Cenderesinden geçmediniz bir kez bile olsa!
Ben hanginize uygun olmalıydım?
Belki çoktan başıma bir tülbent geçirip,
Kahve köşelerinden hiç gelmeyen
Bir herifle evlenmiş olmalıydım.
Çünkü ben eşimden ayrıldım ya, dulum ya.
Çünkü ben istedim aldatılmayı,
Başka bir kadına tercih edilip terk edilmeyi.
Belki günümü gün etmeli,
Kim daha mutlu ederse kimin daha çok
Parası varsa onunla olmalıydım.
Ya da birilerinin kapatması,
Birilerinin ikinci karısı mı olmalıydım.
Çünkü ben tek başıma
Ev geçindiriyorum ve çocuğum var ya.
Belki benden kocasını
Kıskanmalıydı herkes ya alırsaydım ellerinden.
Ya da sırt çantamı alıp dünyayı mı dolaşsaydım.
Nerede akşam orada sabah mı olsaydı.
Tepelerden mi baksaydım herkese ve her şeye.
Ama sevmeseydim, bir daha yüzüm gülmeseydi,
Bir daha hiç mutlu olmasaydım.
Mutlu etmeseydim hiç kimsemi yeter ki,
Sizlerin hesaplarından kitaplarından,
Bambaşka bir hayat tercih ettiğiniz birine
Hiç dokunmasaydım,
Ben...
Hanginiz...
Olsaydım.
Yine de kızmıyorum hiç kimseye,
Herkes yetiştirebildiği kadardır kendini.
Sana gelince...
Şiirimsin, kelimelerimsin ey sevdiğim,
Ben sadece ben oldum diye mi
Bütün bu sessiz çağlayanlar.
Oysa seni aklım, fikrim,
Yüzüm, gözüm, ellerim, vücudum sevmedi.
Seni çıkar hesaplarım,
O giderse kim kalırlarım sevmedi.
Aynada sana yansıyan o kadın sevmedi seni.
Seni yüreğim sevdi ey sevgili.
Cemre.Y.

26 Eylül 2017 Salı

Fırtına Kuşu... Artık Rab Düşünsün!

...Fırtına Kuşu...
Artık Rab Düşünsün!...
Ben doğduğumda, doğarken, doğar doğmaz!
Babadan yoksunlu tek kanadı kırık,
Bana göre hep yüzyıllık sürecek esaretleriyle,
Artık aşılması mümkün olamayan kafeslerimle, daimi mahkum.
Başkalarına göreyse...
"Ancak birkaç saat yaşar bu!" diye,
Boynu bile kırılmaya değmeyen,
Kendiliğinden ölecek diye de
O kadersiz boynu kırılamayan bir kumru kuşuydum.
Zümrüdüanka kuşundan olamayacak kadar da
Aslına yakışmayacak hain bir pusuydum.
O vakitler,
Zümrüdüanka, hep eril kişi doğururdu.
O vakitler, kız doğduysa suç kadınındı.
Sonradan öğrendiler çok sonradan,
Zümrüdüanka kuşuna ihanet eden ben değildim
Meğer suç...
Adam olasıcadaydı.
Ansız, arsız imam kılıklı
Bir şeytandı o ağa kızının babasını kandıran!
Ona sormamışlardı bile hükmü caiz mi diye.
Kız evlat doğdum!
Bana sorsan, anama sorsan, anamın anasına sorsan,
Hiç doğmayı filan istemezdik yeminle.
Oysa sen artık,
Ne ağa torunu derdindeydin,
Ne paşa torunu sıkıntısında...
Oysa sen...
Tam da bizim hayalimiz'ce,
Es kaza sevişgen bir an'lık değil de,
Evlendiğimizin gecesinde,
Gayba uğrayan biricik Perimize, berdeldin,
Şimdi düşünüyorum da haklısın!
Bütün suç...
Bütün suç benim, bana ait!
Evleneceğimin gecesinde ablan Peri'mize,
Tek başıma veda edip,
Onu çeyizimde...
Ya bana inanmazsalar diye,
Ailemin yüz karası sayılacak,
Olası bir recm hükmümü ertelemek için,
Sabaha kadar sessiz hıçkırıklarla mavi bir leğene,
"Allah'ım yardım et artık bu no'lur!" diye diye
İçimden kırılan canlarımla yalvara yakara,
Fetüsümün bütün kanlarını konserve kavanozuna doldurdum.
Şimdilerde rahmetli olan anacığımın,
Yemin ettiği üzere, bana hayran olan,
Bütün o adam olasıcaların,
Bana haberim olmadan yazdıkları,
Aşk-ı itiraf namelerini de çeyizime koymuş meğer anam!
O mektupların hepsi elime geçmiş olsaydı,
Belki biri için bütün bu kader baştan sona değişmeyecekti.
Kumrulardan nefret ettim yuvam yıkılınca!
Baktım her yer, kumru kumru salınıyor,
Affettim...
Onun da bir canı oldu hiç yoktan!
Serçe oldum sonra sonra
Baktım çokça yem atıyorlar
Saka oldum yön verdim kendim açken susuza
Sonra yüzü hep sevdalısına dönük
Bir martı oldum çığlık çığlığa
Kimse duymadı çığlığımın anlamını
Derdim simit sandılar kafama indi bazen attıkları
Zümrüdüanka kızı Zümrüdüanka olamazdım ya
Anamın çektiklerinden sonra
Fırtına kuşu oldum çok ama çok sonra
Bir tek intihar fırtınası buldum.
Nice zamandır ona dalıyorum bodoslama
Martı olduğunu sanıyordu o da güya!
Martı değil başka ne olsa çoktan
Ya biterdi ya bitirirdi ömrümü
Belli ki o da cinsini bulamamış benim gibi yıllarca!
Şimdi rüzgara karşı uçuyoruz
İlk fırtınada geleceğiz kanat kanada
Yenilecek olursa söz!
Kanatlarımı feda edeceğim ona!
Şimdi ne kolum kaldı, ne de kanadım,
Aynı gökyüzüne filan da takılmıyorum artık.
Öğrendim çünkü.
Acıydı.
"Hiç değilse, aynı gökyüzüne bakıyoruz!" diye
Umutlanıyordum,
Bulutların bile yer değiştirdiğini unutarak!
Fırtına kuşu yoruldu,
Özünün Zümrüdüanka'lığından cayarak!
O da öldü.
Artık Rab düşünsün.
Cemre.Y.

15 Eylül 2017 Cuma

Bir Varmış, Hiç Yokmuş

...Bir Varmış, Hiç Yokmuş...
Gece, yokluklara sanrılı bir sancıyken,
Uyku denen rehavet anıyla
Yalnızlık denen canavar cenk ederken,
Şöyle bir döndüm de geçmişime...
Gülümseyerek anımsayacak,
Geçmişin uykusunun koynuna olsun
Sarılıp sarmalayacak,
Tatlı bir huzura gözlerimi kapatacak,
Bir tek aşk kırıntısı bile kalmamış
Hiç kimseden.
Öyle bitirmişler ki kendilerini bende
Onları mahkum ettiğim
Zindanlarımın yolları bile kapanmış!
Adları geçince bir şarkının bütün notalarında,
Ya da bir yol ayrımındaki tabelada
Hep...
Buruk bir tebessüm!
Bir varlarmış, hiç yoklarmış...
Oysa asla kaybetmek istemedikleri
Ne çok şeyim vardı onlarda!
Cemre.Y.

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Sanki Onu Da Doğru Doğru Okudular

...Sanki Onu Da Doğru Doğru Okudular…
Sonra sustu kadın
Gitmedi ama kalmadı da
Artık neyi özlenirdi ki
Bir biyografisi bile olmayan
Çoktan seçmemeli
Ajitasyon yüklü hayatının romanının
Bütün gözlerin ihanetine mahkum
Aleni yüksek sesle okunmuş
Son cümlesine de
İntikamın kıvılcımlı noktası konmuş
Park köşesindeki masaya
Bilerek unutulmuş bir kitaptı şimdi
Artık neyi meraka gizemdir ki
Kadın kendini de
Cami avlusuna terk ettiği
O ilk kur-anı gibi olsa kaç yazar!
Sanki onu da doğru okudular!
Cemre.Y.

19 Mayıs 2017 Cuma

Sahi Genç…Sen Başladın Mı?

…Sahi Genç…Sen Başladın Mı?...
Yalnızlık denilen ezeli dost ile,
Sadakatin sessiz yemini,
Oldukça kalabalıktılar aslında.
Her yürekte…
Öyle çok yokluklar vardır ki,
Hepsini bilseydiz, yüreğiniz yetmezdi.
Gönderilmemiş bütün mektuplar,
Henüz cümle edilememiş bütün kelimeler,
Sevgiliye bile itirafsız hıçkırıklar,
Teker teker takılıp kalırlar boğazının
En yutkunamama noktasına!
Dostlar arasında bile,
An gelir sus olur gülüşler ve ağlayışlar.
Ve o en...suskunluk anında!
O meclisin bütün kadınlarının,
Tek duası olur aslında
Aynı anda tek cümleyle,
"Bu dünyaya…
Üzülecek bir kız daha doğurulmasınlar"
İlla ki yüreklerinin,
Mühürlü sandıklarında,
Sararmaya yüz tutmuş,
Bir gergef durur öylece…de…
Henüz sevdiceğinin yüzü gibi!
Sonsuza nakşedilemiş!
Öyle bir şey işte..
Biz bütün kadınların...
Gönüllü, gönülsüz…
Yalnızlığımıza mahkum prangaları
Henüz yazılmamış,
Hicaz bir şarkının
Kanun tellerinde daha,
Nota nota…
Nakşedilememiş haldir o!
Kimimizin ne haddine!
Ve bu…
Bir kadının yalnızlığının
Sadece ön sözüdür!
Ve son vazgeçişi!
Sahi genç?
Sen başladın mı, yarısında mısın?
Yoksa ben gibi…
Hiç mi bitiremedin?
Cemre.Y.

7 Mayıs 2017 Pazar

İllegal Sevişmeler

...İllegal Sevişmeler…
Söz'süz şarkılar söylüyorum bu aralar...
Adı bende saklı,
Hüküm'süz nice küfürler ediyorum söz'süz!
Alayına sükunet.
Alayına sakin.
Alay’ına huzurlu.
İllegal sevişmelerimi hatırlıyorum durduk yere!
Gün ışığında Güneş'siz...
Ya da gecenin şavkında eş'siz...
Ama ille de...
Karanlığın gizemine mahkum edilen,
Ettirilmesine de haylice gönüllü olduğum.
Ay’sız, yıldız’sız, yakamoz'suz, dilek'siz...
Ama yürekten sevdalı.
Gözü kör mahkum.
İllegal sevişmelerim geliyor aklıma!
Gülümsüyorum.
Yoksa bende bilirdim!
Nazım üstadım gibi,
Önce Nüzhet’in
Sonra Piraye’nin ki "Aahh o Piraye'm" derdim.
Ardına kalmadan, yüksek perdeden attığım Piraye’mi,
Aldattığım Münevver’imin,
Ve sonunda…
Bana gelince hiç tam denk gelmeyen Vera’mın,
Bütün adam versiyonlarına
Şiirler yazmayı bende bilirdim!
Bende bilirdim.
Bir Tomris Uyar olup,
Üç üstad şairi birbirine katmayı
Turgut Uyar’ın ne suçu vardı sevmekten başka!
Ya Cemal Süreya’nın?
Ya Edip Cansever’in?
Meşrebi neredendi bunca sevmelerin?
Ya da Orhan Veli olmalıydım mesela!
Nahit hanıma aşıkken,
Bella’ya bitesiye meftun...
Tam da bugünlerde...
Şu sıralar...
Ne alakası varsa...
Memleketimin ahvali geliveriyor aklıma!
Elimde olmaksızın,
Sızı sızı...
Ona da gülümsüyorum!
Susuyorum!
Yoksa...
Bencileyin tek kalmış her insan oğluna/kızına
Derin sorular soruyorum!
Cevap bulamıyorum!
Deliriyorum!!!
Değil mi ki...
Ne işim vardı, ne alakam,
Görmüyordu ki zaten gözleri!
Ama...
Esma’ sın dan başkasına aynı hissetmeyen!
Mademki gidecekse,
Bari yolsuz kalmasın diye,
Ayakkabısının topuğuna,
Bütün hayatını koyan,
Garip bir Aşık Veysel’le
Ne işim vardı?
Oysa ne Esma olmaktı derdim
Ne de uğruna ozan olacak bir Veysel?
Benim topuğum,
Daha o ayakkabıyı giymeden acırdı!
Susuyorum sonra yine.
“Konuşan bunca hipnotize sabit beyinli,
Çoğunluk varken!” diyorum içimden avaz avaz!
“Sevişen…kimdi kiminle?
Hem de…nefes nefese!
Biri bendim o kesin” de.
Susup susup gülümsüyorum bu aralar!
İllegal sevişmelere
İllegal şiirler yazıp, yazdırdım bir kere
Üstelik, yasal olmayı hep dilerken,
Neşet Ertaş'tan,
"Cahildim Dünyanın Rengine Kandım." ını dinleye dinleye.
Memleket'im gibi, illegal sevişmelerim oldu benim de.
Bir fark vardı elbette,
Bütün şiirlerden, bütün sessiz çığlıklardan,
Ülkemde olanlardan, oldurulmaya çalışılanlardan.
Çünkü ben, hiçbir zaman,
Kendim hariç,
Hiç kimseyi, hiç öldürmedim.
Ve bütün şiirler, birer katildir, alayına gider!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...