yeşil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeşil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2026 Çarşamba

Güzeldi

...Güzeldi...
Güzel'in...
"-Di" eki...
Hiç olmasa ya!
Hep güzel olsa ya hayatlar.
Çimen yeşili kapılar,
Hep azur mavisi denizlere açılsa ya!
Güneş hep sarsa ya kalpleri.
Ama işte,
Güzel-di.
Cemre.Y.

27 Şubat 2026 Cuma

Bahar

...Bahar...
Güya Cemre düşmüş diyorlar vallahi yalan diyecektim ki,
Birden başka bir şehrin başka bir sabahında,
Başka bir günaydınında badem ağacı çiçekleri düştü gözüme.
Çok yıllık dalları hala dimdik ayakta.
Şu soğuk ve gri İstanbul sabahında
Hiç yoktan içim baharlandı.
Çimenlerin yeşili bile bile bir başka bahardı.
Ümitlendim ki bana da baharlı sabahlar gelecek elbet.
Cemre.Y.

16 Kasım 2025 Pazar

Ne Vakit Seni Özleyecek Olsam

...Ne Vakit Seni Özleyecek Olsam...
Hiç boşuna rüyalarımı meşgul etme ciğer çiziğim,
Daha ben onlara yeni umutlar, yeni hayaller ekeceğim.
Hiç boşuna arada bir yüzünü döküp, üzgünmüş gibi,
O yosun yeşili gözlerini dikme gözlerime.
Tam istediğin gibi çekildim ben senin ömründen.
Ki zaten ne vakit seni özleyecek olsam,
Mıh gibi aklımda "Ben sensizken daha mutluydum." deyişin.
Yeni yeni öğreniyorum işte ben de, sensizken nasıl mutlu olunuyormuş.
Cemre.Y.

22 Ağustos 2025 Cuma

Az Önce Güneşi Batırdım

...Az Önce Güneşi Batırdım...
Az önce güneşi batırdım,
Yosun gözlerinin maviye çalan ela tav'ında.
Gözlerinin irislerinde ne çok mavi gizli,
Ne çok gri, ne çok sarı, ne çok kahve.
Belki sen bile bilmiyorsun ama!
Ne çok yeşil saklı her bir haresi birer hazine gibi.
Birkaç damla gözün yaşı saklanmış kirpiklerinin ucuna,
Alıp usulca öptüm onları hissettin mi?
Sana...
"Beni şimdi sevme!" diyemem ama!
"Sakın ha, beni şimdi özleme, sakın ha kınalı kuzum."
Birçok şiir gibi...
Birbirimizden...
O son gün, son kez...
Geçip gittik biz.
Sen benden çoktan caydın,
Ben bana kaldım hepsi bu.
Az önce güneşi batırdım,
Yokluğunun bilmem kaçıncı akşamında
Geceye de selam olsun ki
Bazı bazı yokluyor bizsizliği!
Yoksa şiir dediğin ne ki!
Cemre.Y.

13 Nisan 2025 Pazar

Geçer Elbet

...Geçer Elbet...
Nicedir nisan ortasında yağan kar gibi üşüyordu içim, dışım.
Meyve çiçeklerime don vurmuş, ayaza kesmişti yüreğim.
Bundan sonra, yaprak yaprak yeşillensem ne, yeşillenmesem ne?
Ne meyvelerim salkım saçak dökülebilir baharıma,
Ne de sebzelerim büyüyebilir yaza öykünen sabahlarıma.
Lakin yaşıyoruz hala,
Yaşamayı nefes almaktan ibaret sansak da,
Bugünler de geçer elbet, geçmek zorunda!
Cemre.Y.

6 Ağustos 2024 Salı

Hiç Yoktan

…Hiç Yoktan…
Hiç yoktan kahkahalarla gülen kadınlara rastladım bu sabah!
Masalarında yeşil güzeli üzüm salkımları,
Ellerinde kıpkırmızı şarap dolu kadehleriyle,
Oturmuşlar kamp sandalyelerine…
Sanırsın güneş makas almış yanaklarından,
Deniz de orada, sahil de orada, şiir de orada.
Öyle güzel gülüyorlardı ki,
Bir tutam gülüş yerleşti dudaklarımın kenarlarına.
Hiç yoktan birkaç dakikalığına da olsa güzelleşti dünyam.
Hiç yoktan sevmeyi sevdim mesela, günüm günaydınlandı.
Cemre.Y.

4 Aralık 2022 Pazar

Yara

...Yara...
Yardan çok, yaralarım vardır benim ve sen,
Asıl sen yanıldın!
Seninkilerden çoktur yaralarım!
Yaralayanlarım!
Ben seni bildim!
Gözbebeklerine baktığım o ilk anda,
O kadar tanıdım ki seni ve o kadar tanıdıktın ki,
Sanki ben sadece aynaya bakmış gibiydim.
Yaralarım kabuk tutmaz benimde,
Safran sarısından, tabut yası yeşiline meyilli, küflenir.
Küf!
Tabut üzerine konulan yeşilinden toz olur.
Toz!
Başkaca seni sevdiğini sanan birinin hıçkırıkları ile yok olur.
Halbuki!
Küf’e ve toz’a dokunmayandır asıl yarasına değmeden sarılan.
O yarayı kıskanıp,
Yeni bir yara ve yeni bir küf olmaya karar olmayandır aslolan!
Ben seni…
Hiç dokunmadan da sevebilirdim!
Sevdim!
Cemre.Y.

4 Haziran 2022 Cumartesi

Bugün Günlerden Sen

…Bugün Günlerden Sen…
Bugün günlerden "Sen"di.
Yani pazartesiydi.
Bana göre hayli yağmurlu bir güne inat!
Yine de gülümsedimdi evrenime.
Oysa bütün evrenimde
Pazartesi günümün başlangıcı dahil
Sen hariç hiç kimsem!
"Ama bugün yağmur yağmıyor İstanbul'a
Demek ki yağmur…
Cemre'nin akamayan yaş tanelerinde!"demedi.
Yüz yıl kere eminim ki,
Onu, sessiz haykırışlarla diyebilen tek sendin...
Sonra soruyorlar bana "Onun, nesini sevdin?" diye
Susuyorum senin bana olmazların kadar
Bir İstanbul kadar susuyorum!
İstanbul'unsa Kız kulesi kadar susuyorum!
Oysa en sevdiğim Pazar ertesime
Ömrüm boyunca sadece ikisi denk geldiydi.
Pazarlıksız sevmeyi severdim ya ben hep!
Ertesinde yani...
Birinin yosuna sarmış çoktan gözlerin yeşili
Diğerin çoktan kuytularına sarmış alası, elası...
Sonradan yani, ertesinde yani.
Hep ertelerimin en başı ve sonu yani.
Oysa ben her Pazartesi bıkmadan başlarım,
"Gelmişine...
Neyse ya neyse" lerime!
Günlük güneşlik İstanbul'uma yağmur yağar bazen
Olmadık mevsimlerde kar yağar
Günlük güneşlik gülerim ya içim zemheriyken
Kimsem duymaz, anlamaz.
Sonra,
Ansızın,
Susar bütün şehirleri ülkemin
Umursuz olur kalbim.
Ulan!
Duymayın!
Sağır olsun sensiz bütün kulaklar.
Nasılsa bir gün yolunuz düşer
Günü İstanbul kadar kalabalık
Gecesi yapayalnız bir ahenge
Yapayalnız ayazlarınızda kadehiniz yeterse
Elbet bana doğru içersiniz
Ve ben ille de kıyamam size!
İçimden gelememişinize söverken
Dost bile olurum hepinize....
Kız Kulesi olmak hayli zor yar!
Sen daha yeni İstanbul'umu keşfederken.
Cemre.Y.

21 Mayıs 2022 Cumartesi

Cumartesi

…Cumartesi…
Geceden, uykuya uyumadan önce,
Kendisiyle sözleşmişti kadın.
Şöyle bir cumartesiye yakışır şekilde,
Kuşluk vaktinin sonuna doğru uyanacaktı güya!
Yine yanlış yapmıştı zaman.
Güneşin doğuşundan birkaç zaman sonra uyanıverdi.
Sade kahvesinden sonra, yine çayını demledi.
Kahvaltı etmedi bu sefer!
Bahar mevsimine yakışır,
Bol yeşillikli, saçakları kaseden sarkan,
Göz doyuran, koca bir salata yaptı kendisine.
Durduk yere tohuma sardı, durduk yere çiçeğe sardı.
Temizlik vesaire derken gün batımı yaklaştı.
Sonra, gökyüzünün bulutsuz maviliğine daldı kadın.
Cemre.Y.

3 Mayıs 2022 Salı

Gelmiş

…Gelmiş…
İki dudak, dört yürek ağzıydı sözleri…
Bir kapı, iki anahtar döngüsüydü özlemi,
İki çift, çivit mavisi gözlerle,
Bir çift anamın gözleri bir olmuş,
Bir çift de havanın esip duran, ahengine göre esen,
Ela mı desem, yeşil de mi bezenmiş, kalbine,
Yüreğinin rengiyle beraber değişmiş miş!
Durduk yere, yine, maviye kesmiş!
Şüpheli, şüpheci,
Nasıl olup da, aynı kadere, doğurulmuşluğundan paydaş!
Yanında, yamacında,
Her kim yoksa, her bir akrabalığından,
Teker teker, rengarenk dilek feneri olup durmuş.
Epeyce de, bayram sevinci koymuş,
Artık yetemediği heybesinin sol cebine!
Gelmiş…
Çok da, hoş gelmiş...
Beni, bayramlarından birinden saymış da gelmiş...
Aslında en ilk…
Senin alnının tam ortasından öperim çocuk,
Bunca çocukluğa, hep birden,
Göğüs germişliğinden.
Seni…
Hayata…
İnadına…
En ilk…
Gözlerinin kahvesinden,
Deminde çay kıvamında,
En ilk, umudundan öperim çocuk!
Gözlerinden, kirpiklerinden,
Yaş tanelerinden.
Lakin, kaderimi değiştiremediğim gibi,
Kaderini de değiştiremem!
Gözlerinin kahvesiyle,
Yüreğinin mavisine denk gelesin derim ben!
Tav'ını kaçıramasınlar ama!
Cemre.Y.

26 Mart 2022 Cumartesi

Gülümsedim

...Gülümsedim...
Nicedir...
Emekliğine eremeden,
Ömürlerinin baharını çoktan geçmiş,
Yaşlı teyzeler gibi,
Covit'ti, grip'ti, aralarına serpişen bilmem neydi,
Türlü çeşit hastalık halsizlikleriyle boğuşurken.
Ki ben ne vakit...
Kimselere, yeterince yetemediysem,
Kendimi de çoktan es geçtiysem,
Adları değişip duran hastalıklarla boğuşmuşumdur.
Nihayet...
Bugün, güneş gülümsedi yüzüme!
Kaç zamandır,
Aynada bakan yüzüme gülümsemediğimi fark ettim.
Renklerden mavi'ye, renklerden sarı'ya,
Renklerden yeşil'e ve renklerden kırmızı'ya,
Ve renklerin renklerine ve o renkleri hissetmeye,
Ne kadar da hasret kaldığımı fark ettim.
Ben bugünü,
İlkbaharın ilk günü farz ettim ve gülümsedim.
Hem de içimin içinden, dışıma kadar gülümsedim.
Cemre.Y.

22 Şubat 2022 Salı

Az Kaldı

…Az Kaldı…
Az kaldı,
Baharın hani o en taze yeşiline,
Çimen kokusunun sardığı huzura.
Papatyaların verdiği sevgiye,
Az kaldı, çok az.
Cemre.Y.
22.02.2015 Pazar 10:56

26 Aralık 2020 Cumartesi

Kalbimi, Yüreğime Emanet Ettim, Yetmez Mi?

...Kalbimi, Yüreğime Emanet Ettim, Yetmez Mi?...
Ömrümün geçmişi, kış ayazı zemheriyle doluyken,
Bugün durduk yere, tamda kışın ortasında,
Bahar rüzgarı salındı pencere pervazımdan,
Ardından mevsimini şaşırmış güneşim ısıttı ruhumu!
Yıkadığım çamaşırlarımı,
Dört duvar arasına hapsetmedim misal!
Gün kurutuverdi terasımda salına salına.
Ellerime, kollarıma, yüzüme, gülüşüme dokundu,
Durduk yere umudum oldu bir düşünsenize!
Limon ağaçlarımın yerini değiştirdim.
Uzun boylu olanı, diğeri kusura bakmasın ama!
Evimin içinden görebileceğim yere koydum ki,
Kasvetli günlerde hiç değilse yeşiline mutlanayım.
Üşümedim misal bugün, ruhum sımsıcacık oldu.
Yorganımı, yastığımı güneşle doldurdum.
Kalbimi, yüreğime emanet ettim.
Yetmez mi?
Cemre.Y.

4 Aralık 2020 Cuma

Katre

...Katre...
Sonra bir bakmışsın,
Ömrünü bitirdim dediğin kadının,
Geleceği griye kesmiş günlerle gecelerinin,
En buhranlı anlarının birinin sonunda,
Kadın, aynaya bakmış, gözlerinin taa içine!
Gözlerinin o güzelim yosunu solmaktayken,
Birdenbire...
Dudağının kenarına asılı kalmış o "Ben" e bakmış,
Durduk yere gülümseyivermiş o "Ben" hikayesine.
Dudakları kalp kalp olmuş o güldükçe...
Sonra çenesini dikleştirip,
Saçlarını savurarak, alnını aklaştırıp,
Kırlangıç kuşları uçuşurken boynunda,
Duruşunu düzeltip, adımını hazırlamış,
"Teker, teker, sıralı, sırasız değil,
Varsa yüreğiniz,
Hepiniz birden gelin ulan!" diye haykırmış!
Lakin...
Çoğul gelmeye hiç kimsenin gö*ü yememiş!
Asıl sır bu imiş.
Kadının milim milim söndürülen ömrü,
Katre katre lale mevsimine kesmiş.
Kadının bundan gayrı önü de, sonu da maviymiş!
Yeşilmiş, sarıymış, kırmızıymış, hep baharmış!
Ve kadın artık, renklerden en çok kırmızıyı sevmiş.
Cemre.Y.

6 Kasım 2020 Cuma

Durduk Yere

...Durduk Yere...
Ve sonra bir gün,
Bir kadın...
Hayatın ondan, bütün getirdiklerini,
Fazlasıyla götürdüklerini görünce,
Yosun gözlerini devirmekten caydı!
İçindeki karanlık odalarına inat,
Hayatının panjurlarını pembeye boyadı,
Durduk yere de...
Mavi saksılara yemyeşil çiçekler ekti.
Güneşe gülümsedi misal durduk yere.
Cemre.Y.

16 Ekim 2020 Cuma

Eksik


...Eksik...
Ucuza harcanmasın diye ömrümün gururu...
Pahalı gün batımlarının çok yıllık kadehlerini,
Yüzlerine döküp, arkama dahi bakmadan,
Çekip gitmişliğim çoktur da!
Hani es kaza...
Salaş bir balıkçı masasının,
Rengarenk masalarından birinde,
Hayata..
Yeni bir şans vermişçesine eğmişsem başımı,
Fesleğen yalnızlığımın tam ortasındaysam hani!
İzin vermişliğimde vardır hani,
Yüreğimin usulca okşanmasına.
Kalbimde çiçek bahçeleri açarken,
Misk-i amber kokularımı da salmışımdır ya hani!
Şimdi...
Şöyle bir bakınıyorum da yüreğimin kıyılarına,
O, onca yüze dökülen kadehlerin mi ahı vardı acaba!
Zira...
Nicedir masaların rengi solmuş,
Sandalyelerin hep bir ayağı aksak!
Bir tek fesleğen çiçeği bile yok, eksik!
Hadi insanı geçtim de...
Mavi eksik, yeşil eksik, sarı eksik,
Gururumun koca çınarının kahverengisi eksik!
Hani şöyle namus timsali falan da seçilmemişim,
Şu hayattan bir "Aferin!" bile bana hep eksik!
Daha denizi, yıldızı, yakamozu, mehtabı, ay'ı...
Daha...
Rakıyı, şalgamı, eşliğinde balığı saymıyorum bile!
Ulan özlenmeyi falan geçtim de,
"Sen bende eksik kaldın." diyenim bile olmamış hiç!
Eksik işte.
Her şey...
Herkes...
Fesleğen yalnızlığına bürünmüş ömrümde...
Ömrüm...
En başından terk edilmişçesine,
Hala, hep eksik!
Cemre.Y.

30 Eylül 2020 Çarşamba

Nihayet

...Nihayet...
Çivit mavisi panjurlu pencerelerinin üzerinden,
Çingene pembesi begonviller sarkıyordu.
Çivit mavisi sürgülü dış kapısının önündeyse,
Koca bir saksı dolusu, henüz goncaları açmamış,
Yemyeşil yapraklarıyla sardunyalar onu bekliyordu.
Nihayet, deniz çok uzaklarda değildi,
Ve nihayet dokunmuyordu artık yalnızlık falan!
Cemre.Y.

20 Haziran 2020 Cumartesi

Sakın Ha

...Sakın Ha!..
Sana daha...
Su yeşili rüyalarımın,
Nasıl hazana kestiğini...
Azur mavisi hayallerimin,
Nasıl da zemheriye estiğini anlatacaktım!
Sonra...
Yine gök gürledi bir yerlerde,
Yine yağmur ağladı ömrümün coğrafyasında,
Gözlerimin içinden içeriyi,
Yine hiç kimse göremedi!
Hiç yoktan...
Yine yıldırım düştü bir yerlere...
Gök gürültüsünden ve de şimşek çakmasından
Üstüne bir yerlerde yıldırım düşmesinden,
Çok korktuğumu bile bile,
Ne demeye...
Beni yalnızlığa mahkum yaratmış acaba yaradan?
 Hayır ben ona taa kalubeladayken ben ona,
Ne gibi bir hadsizlik yapmış olabilirim ki? 
Bildiğim kadarıyla şeytan da değilim!" demişken...
Durduk yere kendime yeni notlar yazarken buldum ben'i...
"Sakın ha!"
Cemre.Y.

18 Mayıs 2020 Pazartesi

Yeter Ki

...Yeter Ki...
Daha sana...
Gök mavisinin bütün tonlarını anlatacağım sevdiğim.
Daha sana...
Unutma beni çiçeklerinin özündeki güneş sarılarını,
Daha sana...
Taze kesilmiş çimen yeşillerini anlatacağım.
Daha sana...
Yalnız uyuduğum gecelerin ay kokusuyla,
Seninle uyandığım yaz sıcağı kokularını anlatacağım.
Sen yeter ki, gelmeyi,
Sen yeter ki, kalmayı bil.
Ah bir bilsen!
Daha sana...
Nice ömre yetecek ömürler anlatacağım sevdiğim.
Cemre.Y.

28 Nisan 2020 Salı

Durduk Yere

...Durduk Yere...
Sanal gerçekliğin gizleminde,
Yeşilin binbir tonu seriliyor gözlerimin gerçekliğine!
Aylardan nisan belli!
Öyle belli ki, neredeyse sonuna yakın gibi...
Durduk yere hava yağmurlanmış,
Durduk yere güneşin şavkı vurmuş yaprağın tutunduğu dala,
Durduk yere meyveler filizlenip, çiçeklenmiş,
Durduk yere, sanki cennet tasviri gibi, her şey güzelleşmiş.
Her yer, her şey, gün ortası, gece karası, fark etmeksizin,
Kundağa yeni sarılmış, ceninliğini geçmiş,
Fetüslüğünde afallasa da onu da es geçmiş,
Onca günleri, haftaları, ayları aşmış da gelmiş, hoş gelmiş!
Amma ve lakin,
Mademki çoğu, hayallice doldurulamamış güncesine...
Ömrünün, en baharına öykünürken, ömrü, hep ayaz geçmiş!
Hayatların kaderini, alnının tam ortasına yazılı kaderini,
Alnının tam ortasından silercesine,
Sinesinin tam ortasına, kader diye çizmiş!
Ve belli ki az kalmış, gelecek ardından kiraz mevsimi.
"Ateşin közü,
Odunun özüne yakın olmalı!" derdi hep rahmetli anam!
Cennetimden bildiriyorum, benim dünyam, bu değildi,
O kiraz mevsimi,
Ben bir kere daha, yeni bir evren değiştirmeden, gelmeliydi!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...