harita etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
harita etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2019 Salı

Okyanus

...Okyanus...
Aslında ikimiz de uzak diyarların apayrı coğrafyalarında,
Ağulu kederlerin damaklarımızdaki kekremsi tadından çoktan yorulmuş,
Daha az önce akıtılıp giderken gülümsemiş de düşmüş birkaç şiirin,
Birer gözyaşı damlası kavanozunun içlerindeydik.
Hatırlamıyorum ilk kim kimin şiirine çarptı da,
Hiç yoktan birer dere yatağı oluştu, ardından akarsular,
Güneşin kuraklığına inat koca koca nehirler!
Sanki az biraz zaman sonra ikimizden koca bir okyanus doğacak.
Sonra durduk yere biz baharın ilklerinden birine,
Kokusu en güzel, en çiçekli günlerine öykünürken,
Tam da ömürlerimizin sonbaharlarını kara kışlarıyla savuşturmuşken,
Lodos var dedi haberler hiç olmayacak bu mevsimde!
Güya kasıp kavuracakmış önünde ilkbahara, yaza dair ne varsa!
Ardından fırtına çıkacak, denizler, okyanuslar taşacakmış güya.
Düşünce çakıllı şapkalarımızı atıverdik önümüze,
İkimiz de ayrı ayrı bağdaş kurduk geleceklerimize,
Olmayacak bir hayale bunca coğrafyayı geçip,
Bunca iklimi aşıp, bunca hayali bir daha kırmaya değer miydi?
Bana sorsanız ben hep yarı yolda kuruyanlardanım.
Hep de merak etmişimdir okyanus kadar sevilmeyi.
Varsındı sonu ne olursa olsundu.
Hem kim biliyor ki henüz yazılmamış bir romanın sonunu?
Düşünce çakıllı şapkalarımız başımıza ağır gelmeseydi,
Ya da eskilerden artık...
Nihayet kurtulup yeni bir şapka almayı düşünebilseydik!
Ben denedim, lakin boynumdan yukarısını göremiyorum ya hani!
Boğazımın ilmeğinde kalmasın o da...
Bu sefer rengini o seçsin diledim.
Sonra bir baktım ki rengini soracak kimsem kalmamış!
Hani maviyi severdim ya eskiden, mavi, şimdi gözlerimde asılı kaldı.
Yeşili ayrı bir sever oldum birden yüreğim kendime aktı.
Toparladım hayallerimin kırık canlarını hemencecik,
Bana karışmaya çalışan ne kadar nehir, akarsu, dere, çay, çağlayan,
Yine hiç umursamadan, güneşin kavurucu soğuğuna sığındım...
Bundan gayri ne gözyaşı kavanozu kalmıştır,
Ne de eski düşünce çakıllı şapkam!
Ne geçmiş kalmıştır, ne de gelecek mi, gelmeyecek mi kaygısı!
Ki üstelik gözün gözüme değmeden göze filan da gelmiş olamayız.
Bence biz, en çok, "Söz!"e geldik.
Lodos var dedi haberler hiç olmayacak bu mevsimde!
Güya kasıp kavuracakmış önünde ilkbahara, yaza dair ne varsa!
Ardından fırtına çıkacak, denizler, okyanuslar taşacakmış güya.
Bundan sonra güneş de benim, fırtına da, kasırga da!
Hani başarabilirsen bir gün batımında,
Bir tek gülümseyişli bakışınla aklımdan yüreğime dokunmayı,
O vakit geçilir coğrafyalarımızın haritası,
O vakit durulur yürek iklimlerimizin karmaşası.
O vakit durup bakarız yıldızlara,
Öyle ya bize ne, birer meteor yanığının dünyaya düşmesini,
Yıldız kayması sanıp onca saf aşığın oturup dilek tutmasından.
Hiç yoktan okyanus oluruz, içinde adlarımız olan!
Cemre.Y.

19 Şubat 2019 Salı

Benim Adım Kız Kulesi

...Benim Adım Kız Kulesi...
Uzun uzun tanışmasak olur mu bu sefer!
Misal benim adım Kız Kulesi olsun,
İçimin dibini merak edersen,
Tavanındaki Piri Reis haritasına bir bakış atıver desem!
Ve sen artık,
Salacak merdivenleri yerine içimin derinini duy desem!
Cemre.Y.

11 Şubat 2019 Pazartesi

Biz Ne Zaman?


…Biz Ne Zaman?...
Ey benim,
Şakağına düşmüş dalgalı zülüflerine kurban olduğum,
Ey benim,
Objektiflere her bakışında gözlerinden vuslata hasret okuduğum.
Ey benim, kaşı, gözü, yüzü apayrı birer hilal'im, gül cemalim!
Söyle...
Söyle ne vakit dolacak benim sensizliğim?
Ne vakit...
Burnumun direği sızlayıp sızlayıp,
Boğazımda yutkunulamayan o yumru kalmayacak,
Ne zaman kokunla dolacak yeniden!
Söyle...
Söyle ne vakit bitecek benim,
Karşıdan bakılıp durulan o Kız Kulesi duruşum,
Biz ne zaman tavanındaki Piri Reis haritasına bakıp bakıp,
Dudaklarımızı mühürleyeceğiz yeni bir geleceğe!
Cemre.Y.

29 Ocak 2019 Salı

İnsanları Özlüyorum Ömrümün Ruhunu Bilmeyen İnsanları

…İnsanları Özlüyorum Ömrümün Ruhunu Bilmeyen İnsanları…
Bir insanın hayatındaki tesadüfler asla tesadüf değildir!
Sizce de öyle değil mi?
Film repliği gibi oldu ama öyle esiyor ruhum bu akşam.
Film repliği olan şu cümle misal;
"Üst üste…
Hep aynı yerden,
Hiç durmadan açılan bir yara!"
Ne kadar da kabullenişe hazır bir cümle oysa!
İnsanları özlüyorum epeydir, ömrümün ruhunu bilmeyen insanları.
İnsanları özlüyorum ve şefkat dolu seslerini.
Ama yüreğim ne vakit bir insana çarpsa!
Hep bir yürek yanılgısı yakınmaları.
Ne kadar çok yormuşum insanları ah yüreğimin yıkıntılarından!
Artık ne hatırlamak, ne hatırlatmak!
Ne duymak, ne duyurmak, ne de görmek istemiyorum!
Soran olursa ben artık, çocukluğumdan kalma
Tek kare incecik dilimli üzümlü keki de artık sevmiyorum.
Ama insanları özlüyorum hala, ömrümün içini bilmeyen insanları!
Mesela, bir hafta sonu akşamındaki İstiklal Caddesi insanlarını,
Misal bir bahar akşamı, salacaktan Kız Kulesine bakıp,
Karşıdan karşıya geçer gibi sevmeyi, denemek isteyen,
Oraya kadar…
Sadece tavanındaki Piri Reis haritasını görmeye giden insanları!
Cemre.Y.

18 Aralık 2018 Salı

Sana Kavuşablirsem

…Sana Kavuşabilirsem…
Sana, ben yaratılırken,
Benim fikrim sorulmayan dünyadan sesleniyorum sevgilim,
Buralarda nicedir aylar gelip geçse de,
Her mevsim zemheri ayazı,
Misal şimdi,
Donuyor bedenimle beraber içine hapsolmuş ruhum,
Ben çıkamıyorum içimden,
Gidemiyorum sıcak iklimlerin sahillerine!
Zamanlar geçip gidiyor, birileri doğarken,
Birileri ölüyor ama hep gri vakitler.
İnsan diyorlar aynada silüetimi gördüğüm kadına.
Hiç kimseye zarar vermeden,
Üzmeden, en iyisi olmaya çabalıyorum ama!
Bizi var ederken okunan,
İşleyiş haritamıza uymuyor buradaki kader dedikleri şey.
Sana kavuşabilirsem,
Göstereceğim her şeyi çektim zaman düzlemimize ama!
Kim bilir ben kırıyorumdur,
Birilerinin kalbini istemeden, bilemiyorum ki!
Bir de bunun erkek versiyonu var,
Buralarda ve çoğu kalıbına uymuyor!
Önlerine yürek diye ne çıkarsa,
Pestillerini çıkartıp üstlerinden geçip gidiyorlar.
Sana, ben yaratılırken,
Benim fikrim sorulmayan dünyadan sesleniyorum sevgilim,
Buralarda nicedir zaman gelip geçse de, her şey daha beter.
Sana kavuşabilirsem bir gün,
Zaman ötesi ışığımızı geçip,
Hayat dedikleri şeye dair ne varsa,
Bu dünyada hepsi beynimde kayıtlı ama…
Sanırım ben sana kavuşuncaya kadar,
Dünya diye bir şey kalmayacak!
Korkuyorum be sevdiceğim,
Geçmiş zamanlardaki yolculuklarımın sonu gibi.
Yaşadığım onca hayat, onca yaşanmışlık,
Ya yine masal, ya da yine şiir sanılacak!
Zira burada da bir zamanlar ilkbahar varmış,
Sonra yaz gelir, sonra da sonbahar esermiş,
Ama nicedir zamanlar geçip gidiyor,
Birileri doğarken, birileri ölüyor ama hep gri vakitler.
Korkuyorum be sevdiceğim,
Geçmiş zamanlardaki yolculuklarımın sonu gibi.
Yaşadığım onca hayat, onca yaşanmışlık,
Ya yine masal, ya da yine şiir sanılacak!
Sana kavuşabilirsem bir gün,
Zaman ötesi ışığımızı geçip,
"Eskiden buralarda,
Çok şefkatli öpücükler varmış sevdiceğim!" demek isterdim.
Cemre.Y.

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Sevda Limanı

...Sevda Limanı...
Şimdi tabuları yıkıp, korkularla yüzleşmek zamanı.
Hep sonu belli olmayan bir yolda yürüdüm
Yolun sonuna yakın yerinde kendimden bile oldum.
Bir de harita elimdeyken yürüyeyim şu hayat yolunu.
Hatta hayat kendiliğinden akıp gitsin...
Ben bana sunulan sevda liman'ımda,
Bana sunulan sonsuz kadar güzel vaatler denizinde
Birbirine kenetlenmiş beş parmak sıcaklığında susayım.
O anlasın acımı, kederimi, mutluluğumu ya da yorgunluğumu.
Yanlışlıkla,
Göz kenarlarımdan birkaç damla yaş süzülüverirse sormasın,
Sorgulamasın ki zaten biliyor ve hissediyor henüz yaram kanıyor ya...
Sadece hep yaptığı gibi
Yüreğiyle beraber parmak uçları titreyerek silsin gözümün yaşını.
Biliyorum hep bekleyecek bir gün onun kadar sever miyim onu diye...
Sabrı sınırsız ya, beklesin...
Beni benim kadar sevemeyeni bile böyle sevebildiysem...
Onun kadar olsun derdinde değil zaten.
Biliyor ben onun kalbine sığındım yapabileceğim yanlışlardan...
Söz verdi ben onun son durağı olsam da,
O benim kasırgalarım kadar sığınağım.
Kafesimin kapısı hep açık ve dışarıya açık...
İşte sırf bu yüzden artık onunum!
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Meridyen

...Meridyen...
Nerenden bakarsan bak,
Bu hayatın aynı meridyenindeyiz işte!
Senle ben...
Sen, Kız Kulesi...
Ben, tavanınındaki Piri Reis haritası!
Dışımla o kadar meşguller ki,
İçimin içini bir gören varsa,
O da, en çok, sen'sin.
Yahut...
Sen, yine Kız Kulesi
Ben, eteğinin bir köşesindeki
O hiç görülmeyen deniz feneri!
Dışınla o kadar meşguller ki,
İçinin içini bir gören varsa,
O da, en çok, ben'im.
Neresinden bakarsan bak,
Bu hayatın aynı meridyenindeyiz işte!
Ama yine de bir tastamam,
Bir türlü, kavuşamadık gitti.
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Soran Olursa

...Soran Olursa...
O bana oradan...
Sabah akşam, bir "Caniçim!" diyordu,
Bana cennetin her katı, kat kat seriliyordu.
Ruhumda kelebekler uçurup,
Kalbimin kafesini sevdama dar ettirip,
Kaburgalarımı yerlerine sığamaz ediyordu.
Öyle mısralar dolusu cümleleri
Bana şiir etmesine gerek yoktu...
Cümleler dolusu güzel harflereyse
Hepten alışıktım zaten...
Hele hele...
Önemli değildi,
Kaç kere sevişebildiğimiz!
Yazılamayan,
Hiç de yazılamayacak olan tek şiirimdi işte.
Yokluğunda sığamıyorken,
Ciğerlerime tek nefesim.
Şimdi...
Dilim nasıl varsın,
"Bitti, gitti...
Çoktan unuttum onu!" demeye...
Hani yerini soran olursa,
Hala, sağ elimin içinde, tam solumda.
İstanbul'umsa hala,
Kız Kulesinin tavanındaki,
Piri Reis haritasının yıldızında.
Cemre.Y.

29 Kasım 2017 Çarşamba

Sen Yokluğu Sendromu

…Sen Yokluğu Sendromu…
Günlerdir,
Ağzım,
Burnum,
Yüzüm,
Kolum,
Bacağım kan haritası ya...
Kan revanlarına alerjin var dediler.
Ki acilen sebebiyeti bulunmalıymış!
Hani ben, sen yokluğu sendromu diyorum ya
Bakalım doktor testleri,
Sensizliği neye tekabül ettirecek!
Zaman aşsın hele!
Uzlaşır, uzaklaşırız
Sonu ecel'eyse elbet!
Cemre.Y.

9 Kasım 2017 Perşembe

Yara İzi


...Yara İzi....
Sen…
Bana katılıp aslında hiç
"Biz" olmayı hiç denemedin ya…
Yıllar sonra bir gün seni de aldatacağım demektir,
Dudağımda buruk bir tebessümle,
Öylesineymiş gibicesine.
Halbuki her yara izi kendisine münhasırdır.
Daha derini, daha acısı, daha kesiği,
Daha iyileşmeyeni olsa bile.
Her yara izinin, hep ayrı bir hayat hikayesi vardır.
Hiçbir yara izi…
Hiçbir zaman tam aynı yerde değildir.
Oysa sen yolunu şaşmak üzere olan
Herhangi bir yürek yorgununa,
Birbiri ardına anlatırsın ya
Yara izlerini sanki üst üsteymişçesine yol haritası niyetine.
Hiçbir yara izi…
Hiçbir insanoğlunda, aynı yerde, aynı şekilde değildir
Hiçbir zaman…
Farklıdır, farkını hep fark ettirir…
Silemediğin diğer yara izlerinin yanına öylece eklenir.
Sen sadece umut edersin belki biri olsun,
Yeni ve geçmeyecek bir yara izi da bırakmaz da
Bu sefer…
Belki sen uyurken birkaç damla gözyaşıyla dokunur
Bütün yara izlerine tek tek…
Öper belki yara izlerinden, seversin yeniden.
Cemre.Y.

11 Temmuz 2017 Salı

Yaşsız Bir Ömür Sevmekti Seni

...Yaşsız Bir Ömür Sevmekti Seni...
Sende, üç yaşındaki o kız çocuğunun bulduğu güven.
On üçündeki hırçın, asabi, ergen, kemikleri ağrıya ağrıya,
Büyümeye çalışan o küçümen annesiz kızın,
Bir ömürlük zamanından çaldığı sabır.
Yirmi üçündeki o genç kızın bulduğu evcilikli hayaller sonucu,
Kucağında gözleri yosun mu yosun feza güzeli bir kız bebe.
Otuz üçündeki o kadının onca yitirdiklerinden sonra bulduğunu sandığı,
İllegal bir aşkın esiri fanteziler, yeni evcilikli bütün hayaller.
Kırk üçündeki o hatunun hiç karşılık veremeyeceği birinde bulduğu sevgi.
Elli üçündeki o eşin artık ummaktan yorulup ansızın yoluna çıkan sadakat.
Atmış üçündeki o yaşlıca çılgın ihtiyarın huysuzluklarında bile bulduğu şefkat.
Yetmiş üçündeki o ihtiyarın,
Anılarına hala inatla gülümseyen çizgili yüzünün an'ı..
Seksen üçündeki o artık hayata yapayalnız vedalaşmaya yaklaşmanın asıl yüzü.
Sende koca bir ömür vardı be sevgilim, be sevdiceğim!
Hiç yoktan, "Yaşsız Bir Ömür Sevmekti Seni." vardı ama…
Bu hayalde "Ben" kesin vardım,
“Sen” hiç yoktun ki zaten, "Biz" diye hiç kimsem, hiç olamadı.
Sen ki dünya alemin sevdalısı olduğu o Kız Kulesi,
Bense dibindeki hiç kimsenin görüp önemsemediği,
Hiçbir gerçek sevdaya dair, bir essahından, bir şiir bile edemediği,
Senin ışıkların gölgelenmesin diye!
Artık ışığı bile yandırılmayan eteğinin ucundaki o Deniz Feneri.
Söylesene bir hadi!
Benden başka kim biliyor, kim bakıyordu ki,
Senin tavanında bir çok Piri Reis Haritası olduğunu!
Ta ki ben, "Biz" i ifşa edene kadar hı!
Merak etme hala beni umursamıyorlar, çok da umurum değil hani.
Zira onca umursanmayı bekleyenlerime tercih ettiğim tek sendin.
Çünkü kokun burnumda hala, ve yüzün ezberimde!
Gözümü kapadığımda da,
Gözümü açtığımda da,
Gözümü bir daha açmak istemediğimde de
Koskoca bir anıt gibi yüzüme çarpıyordu duvarların!
Benden tarafın görülmesin diye de
Hiç kimse balkonundan tam tur bir manzara çekmeyi denemiyordu.
Oysa sayemde tavanındaki harita da epeyce de revaçta!
Şimdi mi?
İyiyim ben, merak etme!
Kokun burnumda hala, yüzün ezberimde!
Tam yüzyıldır da artık güvenemiyorum hiç kimseye,
Dalgalar her gün biraz daha saçmalayıp,
Güneş desen her gün biraz daha yakıp,
Temelimizin çoktan sarsık yerinden ayırıyor geçmişimizi.
Kusuruma bakma sevgilim,
Bu sefer beni haber yapacak bütün bültenler,
"Kız Kulesi tehlikede, temeli temelden sarsıldı!
Hani eteğinde hiç kimsenin pek de fark etmediği,
Hani es kaza objektiflerimize takılsa bile
Hiçbir haber değeri yok diye montajlardan sildiğimiz
Terk edilmiş bir Deniz Feneri vardı,
Kız Kulesine bizden çok daha sadıktı,
Sabırdı, ama artık taş bile çatladı.
Şimdilerde Deniz Kulesi öylece akıntıya doğru yol almakta,
Yaşanmışlıklarını saymazsak,
Ömrünün bitmesine de çok yıl vardı oysa!
Hiç yoktan boyundan büyük bir dalga sarstı onu,
Kız Kulesi artık yalnız değildi madem!
Son sözleriyse…
"Yaşsız Bir Ömür Sevmekti Seni!" oldu.
Cemre.Y.

27 Mart 2017 Pazartesi

Kız Kulesinin Tavanı

...Kız Kulesinin Tavanı...
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim... 
Gören yok!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...