31 Ekim 2020 Cumartesi

Yaşıyor Muyuz Gerçekten

...Yaşıyor Muyuz Gerçekten!...
Bugün...
Durduk yere...
Yaşımdan fazlaca ihtiyarladım yine!
Göçük altında kalmış yüreğim,
Canımın canları ellerinde!
Çocukluğumun desen...
Saçları ağarmış şefkatsizlikten!
Usulca sarıldım omuz başlarıma,
Ortalığı tertemiz mis ettim,
Ölürsem arkamdan "... demesinler!"diye!
Oysa çocukluğum orada,
Tertemiz sabun kokulu evlerden birinde!
Kir kokulu gecelerden kurtulmaya çabalamakta.
Dün...
Göçük altında kalan o gencecik kız!
"Köpekleri salın, ben miyavlarım!"dedi ya!
Çocukluğumun çığlık figan,
Miyavlarıydı beni kurtaran!
Sahi...
İyi miyiz hepimiz?
İyilikte, şefkatte, sevgide miyiz biz?
Yaşıyor muyuz gerçekten!
Nasıl olsa gün...
Gün değil mi geçip giden?
Cemre.Y.

27 Ekim 2020 Salı

Sabaha Selam Söyle Ey Yüreğim

...Sabaha Selam Söyle Ey Yüreğim...
Meğer ne çok yok'luk çekmişim ömrümde,
Ne de çok yoksun'luk!
Yıllar yılı...
Mısra mısra yazdığım yetmezmiş gibi,
Nicedir de...
Ağır bir romanın baş kahramanı olarak,
Anlatıp duruyordum, suya söyler gibi.
Üstelik...
Yıllar önce,
Yaşlı bir teyzenin bana söylediği gibi,
Zaman dönüp devran değişince,
Eskisi kadar kanatmaz oldu,
Eskisi gibi ağlatmaz oldu,
Canımın kırık canları.
Sabaha selam söyle ey yüreğim,
Gün doğunca ona yine gülümseyeceğim.
Cemre.Y.

23 Ekim 2020 Cuma

Sahi Çok Mu, Mutlu Musunuz Şimdi Yani!

...Sahi Çok Mu, Mutlu Musunuz Şimdi Yani!...
Ömrümün birçok yılını unutmaya koşullandığımdan beridir,
Ömrümün birkaç yılının taze anılarını da unutur olmuştum.
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Aslında çok da önemi olmayan bir şeyi,
Sadece gerektiği anda hatırlayamadım diye,
Yüzüme koca bir şamar gibi inen,
Şakayla karışık…
"Ne çabuk unutuyorsunuz!" cümlesi asılıyordu.
Unutmaya çalıştıklarım yüzünden,
Hatırlamam gerekenleri de unutur olunca!
Yüreğime bir es çekip...
Beynimin kıvrımlarında dolanmaya başladım yeniden.
Lapa lapa yağan karlar soğuktu,
Tahta beşiğim kapıya atıldığında.
Tek gözlü evin ocağı çoktan sönmüş,
Aylardan zemheriydi.
Toz kaplamış yeni dehlizlerin kilitlerinden birini açınca...
Yağmurlar hep çamurluydu,
Çoğunlukla...
Lağım basardı bodrum katındaki kapıcı dairelerimizi.
Annem pembe bir hayale dalıp nihayet kiralık bir daire tutunca...
Bizden çok, bizimle büyüyüp evlenecek kardeşinin,
Eşiyle ayrı bir odaları olmasını dilediğini düşünemedik tabi!
Annem sevdiği adamları hep kıskanırdı!
Akrabalık derecesine bakılmaksızın,
Ondan başka hiç kimse, o adamı,
O kadar çok sevmesin isterdi sevdiğini!
Olmadı tabi!
Hiç yoktan bir arsa aldı keşfedilmemiş diyarlardan birinde!
Hiç yoktan, ev, yurt kurdu kendine.
Bizi de oraya "Ev!" diye sokuşturdu.
Olmadık tabi!
Çok geçmeden her birimiz bir başka diyarlara dağıldı.
Beynimin süzgeçlerinden geçerken...
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Evliliğimin ilk zamanlarına rastladım.
Annem… (Kayınvalidem)
Babam… (Kayın atam)
Ve yeni kardeşlerim… (Kayınlarım)
Bir de sevdiğimdi işte!
Ondan önce başkaları alamadan…
Namusumu, nikahımı, doğmamış çocuğumu teslim ettiğim, sevildiğim.
"Ne çabuk unutuyorsun!" diyorlar bana!
Oysa ben...
Benden öncekine gitmek için,
Çok da beklemediğini de çabuk öğrenmiştim.
Oysa ben...
Daha, doğumhane kapılarında sancılanırken öğrenmiştim,
Aldatılmışlığımı, terk edileceğimi!
Sonrası sıkı bir pazarlık işte hani şu filmlerdeki gibi!
"Kızım olmadan asla!" demiş, başka da cümle etmemiştim.
Tam tamına on altı yıl...
Her gece...
Gözümü geceye yummadan önce ben...
İstisnasız her gün, en çok, onu sevdim, sadece onu!
Oysa onun bütün günlükleri beni suçluyordu hep...
Onca yıl sonra tekrar sevip, sevilmiş,
Tam da evleneceğiz, yavruma bir kardeş getireceğiz derken,
Hayallerimin ortasında aldatılmıştım yeniden!
İşte...
Tam da...
O günlere gelmişti onun, en buhranlı ergenlik hırçınlıkları!
İkimizde artık, birbirimize yetemiyorduk.
Bu çok belli!
İkimizin de yangının tam orta yerinde...
"Annen,
Ne zaman terk etti seni?" cümlesi çınlıyordu kulaklarımızda.
Benim annem, bebekliğimden terk etmişti beni!
Bense onu...
Çaresizliğimin en çaresiz zamanında…
Yetememezliğimin...
En yetimsiz zamanında!
O zamanlar!
Ne o beni tam anlayabilirdi, ne de ben onu.
Onu tam anlamak için biraz daha mutlu çocuk hayaline bürünebilirdim.
Ben...
Bir an önce büyüyüp sırdaşım olmasını bekledim,
O...
Tam da büyümeye meyilliyken,
Benim ergenlik yaşlarıma dönüp,
Onunla saçma sapan kız kardeş kavgalarına bürünmemizi.
Olamadık tabi!
Nihayetinde...
Yazıların rengi olduğu kadar,
Renklerin de yazısı vardı ne yazık ki!
Sonra zaman dondu.
Hiç olmadı olması gerekenler.
Ölen, rahmetli anam oldu, kalan hiç kimse!
Barıştık, dost olduk, akran, hatta yaren.
Lakin konduramadık ömrümüzdeki o gedikteki,
Bütün boşluğumuzun yokluğuna ait bir kimse!
Ey insanlık...
Şimdi, bütün ömrümün,
Her saliyesini sayan,
Zaman sayaçlarını dahi hatırlıyorum!
Artık, unutmuyorum,
Sahi çok mu, mutlu musunuz şimdi yani.
Cemre.Y.

22 Ekim 2020 Perşembe

Artık Acıtmıyor


...Artık Acıtmıyor!...
Neyi fark ettim biliyor musun üstadım?
Ad koyucumun, 
Hiç acımadığı bebekliğimi,
Ve dahi! 
"Nefs'in vicdansızlığıdır!" diye bile,
Hiç düşünmeden, 
Hiç de yüksünmeden harcadığı,
Onca çocukluğumla, gençliğimin,
"Baba!" kelimesini affettiğimden beridir.
Artık acıtmıyor,
İlk adımın sürekli yüzüme vurulması.
Umarım haylice eğlenmiştir, 
Hayatımı uzaktan izleyen,
Kalubelamdaki kaderimi yazanım!
Ben de fena bir savaşçı değildim hani.
Cemre.Y.

17 Ekim 2020 Cumartesi

Sakın Sen Ağlama


...Sakın Sen Ağlama!...
Sen, o deniz yosunu gözlerini,
Gözlerindeki o imalı bakışta...
Sözlerindeki kinayeli o nakışta...
Rüzgara teslim ettiğinden beri!
Bütün o...
Turuncu günbatımlarımı,
O hiç olmayasıca sonu hep kara kış,
Bütün sonbaharlara astım ben.
O günden sonra...
Ne vakit gök gürlese daha çok korktum.
Ne vakit şimşek çaksa...
Bütün korkularımı güneşe emanet ettim.
Bütün grilerden de hep nefret ettim.
Ama...
Yine de her doğan güne gülümsedim.
Sırf sen...
Kendini...
Bensiz kaldın sanma diye!
Çünkü ben...
Sen'dim!
Kirpiklerinden öperim tel tel...
Sakın...
Sen, ağlama e mi?
Cemre.Y.

16 Ekim 2020 Cuma

Eksik


...Eksik...
Ucuza harcanmasın diye ömrümün gururu...
Pahalı gün batımlarının çok yıllık kadehlerini,
Yüzlerine döküp, arkama dahi bakmadan,
Çekip gitmişliğim çoktur da!
Hani es kaza...
Salaş bir balıkçı masasının,
Rengarenk masalarından birinde,
Hayata..
Yeni bir şans vermişçesine eğmişsem başımı,
Fesleğen yalnızlığımın tam ortasındaysam hani!
İzin vermişliğimde vardır hani,
Yüreğimin usulca okşanmasına.
Kalbimde çiçek bahçeleri açarken,
Misk-i amber kokularımı da salmışımdır ya hani!
Şimdi...
Şöyle bir bakınıyorum da yüreğimin kıyılarına,
O, onca yüze dökülen kadehlerin mi ahı vardı acaba!
Zira...
Nicedir masaların rengi solmuş,
Sandalyelerin hep bir ayağı aksak!
Bir tek fesleğen çiçeği bile yok, eksik!
Hadi insanı geçtim de...
Mavi eksik, yeşil eksik, sarı eksik,
Gururumun koca çınarının kahverengisi eksik!
Hani şöyle namus timsali falan da seçilmemişim,
Şu hayattan bir "Aferin!" bile bana hep eksik!
Daha denizi, yıldızı, yakamozu, mehtabı, ay'ı...
Daha...
Rakıyı, şalgamı, eşliğinde balığı saymıyorum bile!
Ulan özlenmeyi falan geçtim de,
"Sen bende eksik kaldın." diyenim bile olmamış hiç!
Eksik işte.
Her şey...
Herkes...
Fesleğen yalnızlığına bürünmüş ömrümde...
Ömrüm...
En başından terk edilmişçesine,
Hala, hep eksik!
Cemre.Y.

12 Ekim 2020 Pazartesi

Gece


...Gece...
Gün...
Geceye,
Usulca gözlerini kapatıverince anlıyor insan!
Burnunun direğinde derin bir hasret sancısı.
Yüzünde kocaman bir palyaço gülümsemesiyle,
Açlık desen değil, susuzluk desen hiç değil.
"Hiç!"lik yok mu, ah o hiç'lik...
Boğazının ilmeğinde koca bir yumru,
Yutkunsan yutkunamazsın o koca yalnızlığı!
Sitem edecek kimseyi de bulamayınca,
Kendi kendine söyleniveriyor insan...
Ulan!
Hadi, denizi, maviyi, güneşi,
Yıldızı, yakamozu, acemi balıkları,
Hadi gerçekleşmeyen bütün hayalleri geçtim de!
Rakı'ya da mı hasret kalır be insan!
Kimsem, neysem,
Ne değilsem!
Geçerdi belki...
Burnumun direğinden, ciğerime akan,
O anason kokusunun,
Yokluğuna da mı gücenir insan!
Gün...
Geceye,
Usulca gözlerini kapatıverince,
Olur olmadık her şeye güceniyor insan olan.
Cemre.Y.

10 Ekim 2020 Cumartesi

Öylece Geldin

...Öylece Geldin...
Oyyy benim!
Her sabahına uyandığım, o yeni günüme sabırla,
Güneş gülümseyişli zamanlarımın ansızında,
En umutlu amanlarıma heyecanlanmışken,
Gece karası sürülen kimsesizliklerimde,
Sanki yarın bayrammışçasına,
Kırmızı kurdelalarla,
Yeni tohumlarımı, toprağına sürgün ettiğim!
Günler geçti, geceler söndü,
Mevsimler de değişti ya…
Hani, sen bana inatla, gelmedin ya!
"Sen, bana hiç gelmeyeceksin belli!" diye diye…
Ömrünün, bana hiç gelememeşine de ayrıca,
Bil cümle yeni sitemler hazırladığım…
Ve türlü çeşit küfürlü şiirler demlediğim!
Tam da sana, körken, sağırken, dilsizken,
Öylece geldin "He!" mi,
Öpeyim mi yaprağından!
Cemre.Y.

Hayal


…Hayal…
Ne de güzel bir hayaldir değil mi?
"Ben senin gözünü rüzgardan sakınırım,
Ola ki yel değer de yaşın akar diye!" dese…
Bir ömür döktüğüm yaşların yerine,
Zambaklar, laleler, mor sümbüller ekse!
Hayal işte.
Cemre.Y.

9 Ekim 2020 Cuma

Günaydın, Kahve!


...Günaydın, Kahve!...
Gecesinde süslenip püslenmiş,
Zülüflerini yıldızlara takmış,
Yenilenmiş, gençleşmişti.
Bu gece onun için özeldi, önemliydi.
Etrafını saran kalabalıkta gözleri onu aradı.
Kadın, gelmemişti.
Kadının gözleri yaralıydı,
Beklendiğini bile hissetmemişti.
Sancılı geçen gecesi bitip gün doğunca,
Usulca çıktı sokağa!
Galata Kulesinin ihtişamlı açılışını,
Gazete manşetlerinde okumamıştı daha!
Gitmeden önce,
Eteğindeki kafeye oturdular kızıyla,
"Günaydın, kahve!" dedi kızı
Yosun gözleri, yorgunca gülümserken!
Geçecekti elbet bu yorgun gülümsemeler.
Eninde sonunda,
Sade kahveyle de güzelleşirdi hayat.
Vedalaşmadan ayrıldılar kulenin tepesiyle,
Nasılsa daha çok gelinirdi,
Şu gözlerin canı orada kaldıkça!
Hem kim bilir belki bir gün,
Balkonundan el sallarlardı sevdikleriyle.
Cemre.Y.

7 Ekim 2020 Çarşamba

Gözyaşı

...Gözyaşı...
Acının dibeğinde geziniyorum bugünlerde,
Sanki gözümün içine milyonlarca sivri uçlu cam kırığı dizmişler de,
Göz kapağım kapandıkça,
İçim kıyım kıyım kıyılmakta.
Bakma sen böyle gülümsediğime!
Ağlarsam, ağlamalarımı durduramazsam...
Gözyaşımın tuzu,
Gözümün yarasını yakar da,
Canımın canı daha çok yanar diye korkuyorum.
Söylesene anne...
Tam olarak ne zaman geçer içimdeki bu acı.
Şimdi sağ olsan...
Yine öpmezsin biliyorum,
Hiçbir yaramı da öpmedin zaten de...
Ne var oncacık yarada diye söylenirken,
Kaynamış, durulmuş suyla pansuman yapsın desen.
Beni...
Uzaktan da olsa sevdiğini bilsem.
Ağlamamam lazım,
Yoksa gözyaşımın tuzu, gözümün yarasını yakar!
İyileşince,
Deniz kenarına giderim diye teselli ediyorum kendimi.
Suya söyler söyler ağlarım, o da geçer!
Cemre.Y.

3 Ekim 2020 Cumartesi

Gülümsüyorum İşte

...Gülümsüyorum İşte...
Sana...
Şöyle denize sıfır!
Kenarında iki küçük kayığın bağlı olduğu,
Hani olur da boğulmaktan korkarsın diye de,
Az ötesinde küçük bir adacığın olduğu,
Yabancısı olmadığım bir toprağın,
Ciğerlerine kök salmış,
Lila rengi bengonvillerin çiçeklerinden birinin,
Öz içinden yazıyorum sevdiğim!
Artık merak etme beni!
Nicedir, niceyim diye.
Küçük bir operasyonla,
O koskocaman kalbimi öldürdüm işte!
Gayrı bundan sonra kıyamet mi kopar,
Nuh tufanı yeniden mi doğar,
Yoksa dünya mı soğur yeniden,
Umurumda bile değil.
Bak...
Ben, hala, bu hayata, inadına,
Gülümsüyorum işte!
Buz rengi goncalar açıyor gamzelerimde.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...