zemheri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zemheri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2025 Perşembe

Oldu İşte, Oldurdular

...Oldu İşte, Oldurdular...
Ömrümden iliğimi, kemiğimi törpüleyen
Onca zemheri ayazından sonra,
Hiç aklımdan geçmezdi
Bir Eylül'e bunca telef olup
Bir daha o ağaca yaprak olmayı bırak,
Dalından bile filiz olmaktan cayacağım.
Oldu işte, oldurdular.
Cemre.Y.

6 Eylül 2025 Cumartesi

Eylül Gelmiş Diyorlar, Gelsin Madem

...Eylül Gelmiş Diyorlar, Gelsin Madem...
Herkeste bir eylül telaşı almış gidiyor!
Oysa ben daha yaz'ıma doyamadım.
Güz kokulu günlere hazır değilim henüz.
Güneş yanığı yaprakların çıtırtılarına hele hiç!
Hazır değilim.
Daha dün denizle kucaklaştım misal.
Öyle umarsızca sırt üstü uzandım göğsüne.
Şöyle bir de ayak ayak üstüne attım ki değmeyin keyfime.
Sonra bir rüzgar esti ki sorma,
Utanmasam üşüyecektim hani,
Öyle tabi, mevsimler de değişiyor nihayetinde.
İlkbahar ile sonbahar eskisi gibi üçer ay sürmüyor artık.
Eylül gelmiş diyorlar, gelsin madem.
Asıl ben ondan sonrası gelecek olan
O zemheri ayazlarına hiç, hazır değilim!
Cemre.Y.

27 Aralık 2024 Cuma

Buruk

...Buruk...
Yılların ardından,
Onu bir park köşesinde son gördüğümde,
Kareli ekose gömleğiyle dışarı çıkmış,
Sırtında paltosu yoktu.
Üstelik mevsim zemheriye ramak kalmıştı!
İstemsizce yavaş adımlarla ilerleyen o adama üzüldüm.
Üşürdü çünkü!
Sonra birden durdu, bakındı sağına soluna!
Beni çocukluğumdan tanıyacak da,
Yine bir köşede sıkıştıracak diye ödüm koptu!
Sonra sımsıkı sarıldım üzerimi örten yeşil yağmurluğuma!
Şapkasıyla kapadım başımı, arşınca arş!
Yanından geçip giderken ne oldu biliyor musunuz?
Tanıyamadı beni.
Ben bile kendime tanınmayacak haldeydim zira!
O an...
Ruhani bir pişmanlığa girip,
Böyle alabildiğince hıçkırarak ağlasın istedim yalan yok.
Kim bilir belki karşısına geçip,
Beraberce ağlaşırdık,
Ona gençliğinden beri yanlış doğruları gösterenlere.
Oysa o...
Sadece...
O anda sümkürdü!
Ellerini, burnunu o sümükle silip,
O sümüklü ellerini de cebine koydu!
Kim bilir belki birazdan da, o pis elleriyle
Evine giden yoldaki fırından iki ekmek alacak,
Evdekilerin akşam yemeği masasına koyacaktı.
Bugün ekmek yemedim ben o mide bulantısından.
Birkaç zaman da ekmeğe de küsüm.
Tam kaderime gülümseyeyim yeniden diyorum.
Hep onu çıkartıyor karşıma ya,
Yaradanıma da yeniden küsecek oluyorum,
Ruhumdaki sızı;
"Ben onu insan olsun diye yarattım,
Onun böyle olması ne senin suçun ne de benim!" diyor.
"Madem öyle, bugün de buna içeriz!" deyip,
Buruk bir tebessüm dökülüyor dudaklarımdan.
Cemre.Y.

4 Ağustos 2023 Cuma

Güven

…Güven…
Nasıl mıyım, sahi mi nasılım!
Hani böyle…
Kış ayazında özlediğin,
O sımsıcak kumları aşmışsın da,
Adım adım arşınlamışsın ya kumsalı!
Hani böyle…
Bütün zemheri aylarında hayallendiğin o sıcak günde,
Denizde mutlulukla yüzmeye bir adımın kalmış ama!
Ama sen…
Denizden başka her şeye güvenemediğin için,
Yüzemiyormuşsun gibi!
Hani böyle, sırtındaki bütün yükleri atsan bile,
Günün sonunda evine gidebilecek
Bütün kuruşlarını çalacaklarmış gibi!
Yürürüm desen ev uzak!
Yüzerim desen ölemezsin.
Cemre.Y.

22 Temmuz 2023 Cumartesi

Bir Türlü Koyun Olmayı Beceremedim Ben!

...Bir Türlü Koyun Olmayı Beceremedim Ben!...
Hayat, bazen...
Miden, açlıktan jiletle kazınıp duruyor gibiyken,
Üstelik...
Aylardır...
Ekmek ile soğanı, hatta domatesi bile!
Şöyle, damağında kalacak bir yaz keyfiyle,
Ağzına dolayıp,
Çatur çutur yiyemediğin yetmiyormuş gibi!
Senden, ısrarla, inadına,
Misafire özel...
Bol kaşarlı tost istenmiş gibi!
Üstelik o misafirin,
Sen kendine münhasır,
Mesleğinle ilgili bir şeye düşünüp dururken,
Onca emeğinden sadece iki ısırık almış gibi!
Hayat bazen...
Zemheri ayazında, elin ayağın donmuşken,
Annenin yaptığı o, etli keşkeği özlemiş gibi,
Annenin yaptığı, o, etli güveci özlemiş gibi,
Tam da...
Sen, o etlerin en kaburgalısına dalmışken,
Baban tarafından,
Sen dahil...
Bütün kardeşlerinin etleri ve kemikleri,
Çoktan onun, boğazından geçmiş gibi!
Hayat bazen...
Miden, açlıktan jiletle kazınıp duruyor gibiyken,
Üstelik...
Aylardır...
Ekmek ile soğanı, hatta domatesi bile!
Şöyle, damağında kalacak bir yaz keyfiyle,
Ağzına dolayıp,
Çatur çutur yiyemediğin yetmiyormuş gibi!
Senden, ısrarla, inadına,
El alem gibi olman bekleniyormuş gibi.
Oysa artık sen...
Elinde malzeme alacak güç varken,
Saatlerce ve saatlerce...
Soğanlarını, domateslerini,
Çeşit çeşit sebzelerini ince ince doğrayıp!
Keşkeğini de yaparsın, güvecini de...
Yetmez!
Kışlık domates salçalarını, turşularını da kurarsın.
Zeytinyağlılarını da dizersin sıra sıra!
Lakin...
Hepsi, şöyle bir tastamam olunca...
Şöyle bir durup beklersin mecbur!
İlk kaşığı kim çalacak!
Hani kabusun yorulmuş mudur nihayet yemelerden!
Sen, zaten...
Kokularından çoktan doymuşsundur.
Hala...
Bunca özgürlüğüme rağmen!
Yaptığım hiçbir yemeği,
Üzerinden zaman geçmeden yiyemiyorum ben!
Misal eksilmişse rengi, kokusu, dokusu,
İlle de, eti, kemiği...
Kim doyarsa doysun madem.
Kokusu salınıyorsa doyuyorum zira...
Bir türlü koyun olmayı beceremedim ben!
Kendime bile.
Ama işte...
Hayat, sadece...
"Bazen!"ler de kalsaydı keşke!
Amma...
Ve lakin!
Sus!
"Neyse!" ye bağlan mı yor mu, her şey sonuçta!
Evet!
Evet!
Tok'um ben!
Taa, çocukluğumdan!
Cemre.Y.

12 Mart 2023 Pazar

Ve Seni Seviyorum

...Ve Seni Seviyorum...
Sevilmelerin ertesindeki
Kısa süre sonra buluşmak üzere
O ilk ayrılık sonrası,
İlk karşılaşmamızın,
Kendini tutamayan ilk gülümseyişindeki
O gamzelerin var ya sevgilim,
Portakal çiçekleri gibi kırılgan, naif,
Asalet açıyorlar zemheri ayazında,
Temmuz güneşi doğuyor tenime...
Sen soluyorum buram buram!
Ve seni seviyorum!
Cemre.Y.

5 Kasım 2022 Cumartesi

Hiçbir Şey Yok!

...Hiçbir Şey Yok!...
Ama ben…
Daima, önce yüreğimi sevdim!
Sen gelince içimdeki sen’i sevdim!
Sen gidince gidişini bile sevdim!
Giderken beni, gittiğin yerlere
Hangi acımasız hikayelere satabileceğin,
Hangi cümlelere,
Bedelsiz savurabileceğin,
Hangi kelimelere,
Asi bir rüzgarla fırtınalara koyvereceğin,
Hangi harflerle,
Zemheri ayazında donduracağın mühim değil çocuk!
Ben sana susarım!
Seninle ilgili her şeye buruk bir tebessümüm olursun ancak!
Duyamazlar seninle ilgili tek bir acı bile!
Çünkü ben!
Daima önce yüreğimi sevdim.
Sen gelince içimdeki sen’i sevdim!
Sen gidince gidişini bile sevdim!
Dayanabilirdim!
Dayandım!
Dayanıyorum!
Dayanacağım!
Öyle ya geldiğin gün ki kadar, acı değildi gidişin.
Ne kadar çok insanıma bedelmişsin meğer çocuk!
Sen gittin sülalem oldu benim!
Artık seni hissetmiyorum...
Size göre isyan etmeliyim, ağlamalı, sızlamalı,
Kendimi yerden yere atmalıyım!
Şişeler dolusu kadehlere sığınmalıyım...
Hiç değilse seni bari haklı çıkarmalıyım,
Yok!
Acımıyor hiçbir yerim!
Sadece arada...
Beynimden bağırsaklarımın içine kadar bir acı doluyor,
Derin bir nefes veriyorum,
Almaya gerek hissetmiyorum,
Geçiyor!
Ya da öyle sanıyorum!
Ayaklarımı dayıyorum sobaya sıcağı hissetmiyorum!
Dışarı çıkıyorum soğuğu hissetmiyorum!
Hani bir an karşıma çıksan...
Seni bile hissetmem o derece çocuk!
Biz artık yaşamıyoruz çocuk!
Sen yoksun!
Ben yokum!
Hiçbir şey yok!
Cemre.Y.

23 Ocak 2022 Pazar

Kar Sessizliği...

…Kar Sessizliği…
Kim bilir ne zamandır,
Güne gülümseyerek uyanmamıştı kadın.
Yüzüne yapışmış tebessümle yatağından kalktı.
Aç karnına içilecek ilaçlarını içti, bir sigara yaktı.
Nasıl olsa günlerden pazardı,
Telaşsız adımlarla sade kahvesini yapıp salona geçti.
Penceresini araladığında fark etti kar sessizliğini.
İstanbul, gelinliğini giymiş, çatılara duvaklarını asmıştı.
Terasındaki limon ağacının yapraklarına,
Lapa lapa karlar konmuştu.
Gül dalındaki goncayı da ihmal etmeden,
Hepsine teker, teker "Günaydın"lı bakışını sundu.
Hava ılımış, zemheri ayazı dinmişti.,
Koltuğuna yerleşip, ayaklarını sehpasına uzattı.
En kısığa aldığı elektrik sobasının karşısında,
Kendi kendisinin yüreğinin de ısıttığını hissetti.
Penceresinden gökyüzüne baktığında,
Gökyüzünden ahenkle süzülen,
Lapa lapa yağan karlara teşekkür etti.
Ne trafik sesi kalmıştı, ne korna sesi,
Ne de sinirli insanların öfkeli sesi,
Çok şükür kırılmıştı hepsinin kötücül sesi.
Sokağında sadece, çocukların sevinçli sesleri vardı.
İçindeki kavgalar da nihayet son bulmuştu.
Ne yetişemediği bir şey kalmıştı.
Ne de yetemediği herhangi biri!
Oturduğu yerden usulca kalktı,
Bir fincan çay daha koydu kendisine.
Daha kahvaltıya zamanı vardı.
Bugün pazardı.
Seyredilmesi gereken karlar vardı.
Duyulması gereken sessizliğin huzurlu sesi vardı.
Cemre.Y.

22 Ocak 2022 Cumartesi

Kendine İyi Bak Bence!

…Kendine İyi Bak Bence!…
Hastalık kol geziyor yosun gözlüm, zemheri günler bunlar.
Covid denilen bela bile, hala ayrılıyor katrelerce.
Yüreğin de üşüyordur şimdi senin, kendine iyi bak bence!
Cemre.Y.

12 Mart 2021 Cuma

Bu Sefer

...Bu Sefer...
Şu mart yarısının, kocakarı soğukları da bitip gidince,
Zemheri ayazlı, kış yanığı günler bitecek sevdiğim.
Ki zaten ne vakittir çocukluğunun o soğuk,
O karanlık, o yalnız odalarını da dolaşmaktaydın.
Epeyce bir vakittir de...
Unuttuklarını hatırlamakla yorulmaktaydın.
Sonra bahar güneşi doğacak yüreğinin pencerelerine!
Sımsıkı kapattığın perdelerini aralayacaksın.
Laleler boy verecek toprağın altından.
En sevdiğin meyve ağaçları çiçek açacak yine,
Bu sefer...
Onlar bahar rüzgarıyla salınıp saçlarına sarılırken,
Çocukluğunu, gençliğinin üzgün günleri hatırına bile olsa,
Görmezden gelemeyeceksin mutluluğu, umudu, sevinci.
Durduk yere dans edeceksin sokak ortasında.
Durduk yere yeni gelinler gibi salınacaksın,
O meyve ağacının altında.
Üzerine baharlar yağarken yeni bir söz vereceksin kendine,
Ömrünün bundan sonrasının her gününü hevesle karşılamaya!
Bu sefer...
Kaygılandıkça kaşınmayacak omuz başların.
Başka yaralar açamayacak hiç kimse yeni ömrüne.
Cemre.Y.

17 Şubat 2021 Çarşamba

Ne Gelen Vardı, Ne De Kalan

...Ne Gelen Vardı, Ne De Kalan...
Zemheri ayazının kabuslu gecelerinden sonra,
Güneşe hasret sabahlara uyanıyorduk.
Kalıcı baharlara hasretle geçti ömrümüz.
Baksana...
Yüzümüz, gözümüz, elimiz, ayağımız kış yanığı.
Biz "Her şey güzel olacak!" dedikçe,
Bilmeden belki de...
Hep geleceğe erteliyorduk geleceğimizi!
Oysa ne gelen vardı, ne de kalan.
Neyse çayımızın demiyle,
Kahvemizin telvesiyle,
Sigaramızın dumanıyla, dertleşmeye devam!
Cemre.Y.

6 Şubat 2021 Cumartesi

Sahi Sen Nasılsın?

...Sahi Sen Nasılsın?...
Ey benim sevgili sevgilim,
Zemheri ayazları olması gereken, kara kış ayında,
Tam da Şubat'ın altısındayız!
Günlerden cumartesi.
Tam da kendime söz verdiğim gibi,
Güneş yüzümden makas almadan uyanmadım.
Aç karnına içilen ilaçlarımı aldım,
İlk sigaramı yaktım, sade kahvemi içtim,
Sonra bir baktım günlerden yaz'mış!
Evimle dans ettim uzun uzun, sahi sen nasılsın?
Kaç zamandır yoluma düşmediğine göre iyisin sanırım.
Cemre.Y.

23 Ekim 2020 Cuma

Sahi Çok Mu, Mutlu Musunuz Şimdi Yani!

...Sahi Çok Mu, Mutlu Musunuz Şimdi Yani!...
Ömrümün birçok yılını unutmaya koşullandığımdan beridir,
Ömrümün birkaç yılının taze anılarını da unutur olmuştum.
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Aslında çok da önemi olmayan bir şeyi,
Sadece gerektiği anda hatırlayamadım diye,
Yüzüme koca bir şamar gibi inen,
Şakayla karışık…
"Ne çabuk unutuyorsunuz!" cümlesi asılıyordu.
Unutmaya çalıştıklarım yüzünden,
Hatırlamam gerekenleri de unutur olunca!
Yüreğime bir es çekip...
Beynimin kıvrımlarında dolanmaya başladım yeniden.
Lapa lapa yağan karlar soğuktu,
Tahta beşiğim kapıya atıldığında.
Tek gözlü evin ocağı çoktan sönmüş,
Aylardan zemheriydi.
Toz kaplamış yeni dehlizlerin kilitlerinden birini açınca...
Yağmurlar hep çamurluydu,
Çoğunlukla...
Lağım basardı bodrum katındaki kapıcı dairelerimizi.
Annem pembe bir hayale dalıp nihayet kiralık bir daire tutunca...
Bizden çok, bizimle büyüyüp evlenecek kardeşinin,
Eşiyle ayrı bir odaları olmasını dilediğini düşünemedik tabi!
Annem sevdiği adamları hep kıskanırdı!
Akrabalık derecesine bakılmaksızın,
Ondan başka hiç kimse, o adamı,
O kadar çok sevmesin isterdi sevdiğini!
Olmadı tabi!
Hiç yoktan bir arsa aldı keşfedilmemiş diyarlardan birinde!
Hiç yoktan, ev, yurt kurdu kendine.
Bizi de oraya "Ev!" diye sokuşturdu.
Olmadık tabi!
Çok geçmeden her birimiz bir başka diyarlara dağıldı.
Beynimin süzgeçlerinden geçerken...
Durduk yere, hiç olmayacak yerde bile...
Evliliğimin ilk zamanlarına rastladım.
Annem… (Kayınvalidem)
Babam… (Kayın atam)
Ve yeni kardeşlerim… (Kayınlarım)
Bir de sevdiğimdi işte!
Ondan önce başkaları alamadan…
Namusumu, nikahımı, doğmamış çocuğumu teslim ettiğim, sevildiğim.
"Ne çabuk unutuyorsun!" diyorlar bana!
Oysa ben...
Benden öncekine gitmek için,
Çok da beklemediğini de çabuk öğrenmiştim.
Oysa ben...
Daha, doğumhane kapılarında sancılanırken öğrenmiştim,
Aldatılmışlığımı, terk edileceğimi!
Sonrası sıkı bir pazarlık işte hani şu filmlerdeki gibi!
"Kızım olmadan asla!" demiş, başka da cümle etmemiştim.
Tam tamına on altı yıl...
Her gece...
Gözümü geceye yummadan önce ben...
İstisnasız her gün, en çok, onu sevdim, sadece onu!
Oysa onun bütün günlükleri beni suçluyordu hep...
Onca yıl sonra tekrar sevip, sevilmiş,
Tam da evleneceğiz, yavruma bir kardeş getireceğiz derken,
Hayallerimin ortasında aldatılmıştım yeniden!
İşte...
Tam da...
O günlere gelmişti onun, en buhranlı ergenlik hırçınlıkları!
İkimizde artık, birbirimize yetemiyorduk.
Bu çok belli!
İkimizin de yangının tam orta yerinde...
"Annen,
Ne zaman terk etti seni?" cümlesi çınlıyordu kulaklarımızda.
Benim annem, bebekliğimden terk etmişti beni!
Bense onu...
Çaresizliğimin en çaresiz zamanında…
Yetememezliğimin...
En yetimsiz zamanında!
O zamanlar!
Ne o beni tam anlayabilirdi, ne de ben onu.
Onu tam anlamak için biraz daha mutlu çocuk hayaline bürünebilirdim.
Ben...
Bir an önce büyüyüp sırdaşım olmasını bekledim,
O...
Tam da büyümeye meyilliyken,
Benim ergenlik yaşlarıma dönüp,
Onunla saçma sapan kız kardeş kavgalarına bürünmemizi.
Olamadık tabi!
Nihayetinde...
Yazıların rengi olduğu kadar,
Renklerin de yazısı vardı ne yazık ki!
Sonra zaman dondu.
Hiç olmadı olması gerekenler.
Ölen, rahmetli anam oldu, kalan hiç kimse!
Barıştık, dost olduk, akran, hatta yaren.
Lakin konduramadık ömrümüzdeki o gedikteki,
Bütün boşluğumuzun yokluğuna ait bir kimse!
Ey insanlık...
Şimdi, bütün ömrümün,
Her saliyesini sayan,
Zaman sayaçlarını dahi hatırlıyorum!
Artık, unutmuyorum,
Sahi çok mu, mutlu musunuz şimdi yani.
Cemre.Y.

24 Eylül 2020 Perşembe

Sonbahar Yorgunu

...Sonbahar Yorgunu...
Nicedir...
Sonbahar yorgunu yüreğim.
En son ne zaman,
En zemherisine tanık olmuştum kış ayazının,
En son ne zaman,
İlkbaharın taze çimen kokusunu duymuştum,
En son ne zaman,
Ilık bir yaz akşamı saçlarımı okşamıştı.
En son ne zaman,
Güneşe alnımı öptürmüştüm mevsimsiz...
En son ne zaman ağız dolusu kahkaha atmıştım,
Hatırlayamıyorum!
Nicedir, sonbahar yorgunu yüreğim.
Cemre.Y.

5 Temmuz 2020 Pazar

Ömrüm

...Ömrüm...
Ömrümün seyrüseferine dönüp baktığımda,
Yağmurlarımın çamurlarına bulaşmaktan sebep,
Sevemedim bir türlü...
Ne ilkbaharları, ne de sonbaharları!
Zira ne vakit...
Es kaza güvenip, bir kaldırım taşına bassam,
Hiç acımadan altı hep boş kalıp,
Bütün birikmişliğini üstüme boca etmişti.
Yahut...
Çocukluğum boyunca,
Hiç yoktan...
Lağım basardı, kapıcı dairelerimizden biri!
O vakit nerede, ikamet eylediysek tabi.
Ömrüme yeni yaşlar aldım.
Evlendim, boşandım derken...
Ona daha yakın olayım diye,
Binbir emekle kurduğum evimin,
Çatısı aktı bu sefer!
Sevemedim bir türlü efil efil esen yağmurları!
Ömrümün...
Seyrüseferine dönüp baktığımda,
Sevemedim bir türlü şöyle en içten...
Zemheri ayazlı kara kışları!
Ne vakit...
Kar yağsa...
Bir karışımı ölçerim hep!
Tahta beşiğim o ayazda kapıya atılmışken,
Annemin uyanmasına,
Annemin beni el yordamıyla aramasına,
Annemin...
Beni bu hayata, yeniden,
Yine dahil etmesine kaç santimim kalmış bakarım!
Ömrümün...
Seyrüseferine dönüp baktığımda,
Ben..
Güneşi sevdim hep...
Kurutur sandım bütün yoksunlukları.
Yaz'ı hep güneş yanığı olsa da,
Nihayetinde kırk tas soğuk su,
Tertemiz ediyordu bütün nem'i!
"Seni sevmek...
Kızgın kumlardan,
Serin sulara atlamak gibi bir şey" diyeni de duydu bu yürek.
Sahi...
Nicedir acaba ahvali!
Aldatıyor mudur acaba benden sonrasını da?
"Ömrümün bütün mevsimleri sensin!" dediğini.
Neyse...
Ben...
Hazır ikirciksiz nefes alabiliyorken,
Yine bir soğuk duş alıp,
Ay'ın şavkına selam çakıp,
Yarınki güneşe uyanırsam,
Ona...
"Sevgili güneşim iyi ki doğdum!" diyeyim.
Hayat bu sevgilim...
Mavili bir ummanın,
O en serin sularında rastlaşırsak eğer,
Bana geçmişimden hesap sorma!
Cemre.Y.

20 Haziran 2020 Cumartesi

Sakın Ha

...Sakın Ha!..
Sana daha...
Su yeşili rüyalarımın,
Nasıl hazana kestiğini...
Azur mavisi hayallerimin,
Nasıl da zemheriye estiğini anlatacaktım!
Sonra...
Yine gök gürledi bir yerlerde,
Yine yağmur ağladı ömrümün coğrafyasında,
Gözlerimin içinden içeriyi,
Yine hiç kimse göremedi!
Hiç yoktan...
Yine yıldırım düştü bir yerlere...
Gök gürültüsünden ve de şimşek çakmasından
Üstüne bir yerlerde yıldırım düşmesinden,
Çok korktuğumu bile bile,
Ne demeye...
Beni yalnızlığa mahkum yaratmış acaba yaradan?
 Hayır ben ona taa kalubeladayken ben ona,
Ne gibi bir hadsizlik yapmış olabilirim ki? 
Bildiğim kadarıyla şeytan da değilim!" demişken...
Durduk yere kendime yeni notlar yazarken buldum ben'i...
"Sakın ha!"
Cemre.Y.

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Kim Bilir


…Kim Bilir…
Uzanıp usulca dokunacağım kirpiklerine…
Ki kirpiklerin güneşe meftun.
Kim bilir sen bana gelene kadar,
Kaç mevsim geçmiştir.
Kaç teli, kaç zemheri ayazına kurban gitmiştir.
Sen uyurken,
Kaç şiir geçecek kim bilir ömrümüzden.
Ki daha kaşlarına dokunmadım,
Alnına, saçlarına dokunmadım daha!
Ağzını, burnunu, yüzünü,
Dudağının gül kıvrımını saymıyorum bile.
Cemre.Y.

9 Nisan 2020 Perşembe

Ölmedim Hala, Lakin, Yaşamıyorum Da!...

...Ölmedim Hala, Lakin, Yaşamıyorum Da!...
Nicedir, "Neyin var?" diye soranım bile yok ki,
"Hiçbir şeyim yok!" diyeyim de...
Buna, sen de dahilsin'i, varsın da, yine, anlayamasınlar!
Haberler'in şefkatli bir anına denk geliyorum misal,
Aksi, nalet, huysuz, umursuz bir ihtiyar olacaktım güya,
İstemsiz akıveriyor gözyaşlarım,
Yine kötü kraliçe taç yapraklarının taçlarını takmış,
Hüzün zırhındaki kötücül hücrelerine.
Seveni sevdiğinden ayırmakta hala,
Ve haz almakta hayatı çürütmekten,
Sevenin ciğerini de yara yara.
Şimdi adı da konmuş üstelik Corona!
Nicedir, günde üç öğün gözüm yaşını içiyorum,
Epeydir öğün vakitlerimse, çok bilinmeyenli denklem zaten.
Ve eminim ki seni de çoktan unuttum epeydir,
Yani sebeb' i mazeretim değilsin.
Şimdi mi sormasınlar sakın diye de,
Ömrüme yeni insan dahi, dahil etmiyorum?
Hani es kaza biri soracak olsa...
Daha "Hiçbir şeyim yok!" un...
"Hiç!" faslında büzülüveriyor dudaklarım,
Titremeye başlıyor kirpiklerim,
Karanlıktan çoktan korkmuş,
Elbiseleri limelenmiş, saçları dağılmış,
Yırtık kırmızı pabucunun teki ayağının ucunda asılı kalmış,
O kız çocuğu hallerime dönüp,
Hemencecik, büzülüveriyorum olduğum yerde...
Çocuk olamadan büyümüşlüğümün,
Büyümeden küçülmüşlüğümün,
Hiç'liğimin neresine sığınacağımı şaşırıyorum,
Beynimin bütün kıvrımlarında şimşekler çakıyor,
Kalbimin ritmine yetişemiyorum!
Boğuluyormuyum diye kendimi sınarken,
Derin derin nefes alıyorum, alabiliyorum,
Hava, hala sekiz aylık halimdeki gibi zemheri!
Tahta beşiğimin üstünde hala beş karış kar, korkuyorum,
Ölmedim hala lakin, yaşamıyorum da!
Cemre.Y.

23 Mart 2020 Pazartesi

O Değil De

...O Değil De...
O değil de...
Bir gün ansızın...
Yitip gidersem,
Son şiirimin,
Sondan üçüncü mısrasının sonrasını yazamadan!
En çok...
Nefesim çıkarken boğazımın ilmeğinden,
Senden derin bir nefes çekememiş olduğuma yanarım.
Epeydir Güneşe uzak o saçlarının kokusu şimdi nasıldır misal?
Üstün başın nasıl kokuyordur, hele boynun, koynun...
Küskünlüğün duruyor mudur yerli yerinde, hani zemheri ayazlı?
Olsun.
Senin bir tek busendeki, gül kıvrımlı gülüşün sağ olsun.
...
...
Cemre.Y.

20 Şubat 2020 Perşembe

Yine Yeniden


...Yine Yeniden...
Sana henüz harfleri yazamadığın zamanlardan,
Henüz cümleleri okuyamadığın ömürlerden,
Zemheri ayazı vura vura,
Boyunu aşan karların yağdığı,
O akşamlardan birinden bir anı getirdim.
Hani evinin,
Küçücük camına kadar aşan kışları üflerken,
Buhara bulanan o cama,
Gülümseyen bir kalp çizmiştin.
Ertesi gün gazete kuponlarından topladığınız,
Kukla bezini almıştı annen.
İçini pamukla doldurup,
Gülümseyen ilk oyuncağını vermişti ellerine.
Bununla da yetinmeyip,
Bahçenizdeki iki dut ağacı arasına,
Toz pembe lastikli kumaştan sana hamak da yapmıştı.
Sana henüz harfleri yazamadığın zamanlardan,
Henüz cümleleri okuyamadığın ömürlerden,
Güneş yüzünden makas ala ala,
Ilık bir yaz rüzgarın estiği o günlerden bir anı getirdim.
Hani dut ağacının yaprakları bulutlarla sevişirken,
Kendine bulutlardan bir yatak çizmiştin.
Sevdiğin ne varsa çekip alıyordun buluttan dünyana,
Bütün kötülükler aşağıda kalıyordu hani!
Sana,
Büyümeyi öğretmedikleri zamanlardan bir hayal getirdim.
Ne önemi var artık,
Bulut öbeklerinin seni bile kurtaramayacağının.
Hayal ettin, sevdin, gülümsedin.
Hadi gel yine, yeniden gülümseyelim.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...