teşekkür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teşekkür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2022 Pazar

Kar Sessizliği...

…Kar Sessizliği…
Kim bilir ne zamandır,
Güne gülümseyerek uyanmamıştı kadın.
Yüzüne yapışmış tebessümle yatağından kalktı.
Aç karnına içilecek ilaçlarını içti, bir sigara yaktı.
Nasıl olsa günlerden pazardı,
Telaşsız adımlarla sade kahvesini yapıp salona geçti.
Penceresini araladığında fark etti kar sessizliğini.
İstanbul, gelinliğini giymiş, çatılara duvaklarını asmıştı.
Terasındaki limon ağacının yapraklarına,
Lapa lapa karlar konmuştu.
Gül dalındaki goncayı da ihmal etmeden,
Hepsine teker, teker "Günaydın"lı bakışını sundu.
Hava ılımış, zemheri ayazı dinmişti.,
Koltuğuna yerleşip, ayaklarını sehpasına uzattı.
En kısığa aldığı elektrik sobasının karşısında,
Kendi kendisinin yüreğinin de ısıttığını hissetti.
Penceresinden gökyüzüne baktığında,
Gökyüzünden ahenkle süzülen,
Lapa lapa yağan karlara teşekkür etti.
Ne trafik sesi kalmıştı, ne korna sesi,
Ne de sinirli insanların öfkeli sesi,
Çok şükür kırılmıştı hepsinin kötücül sesi.
Sokağında sadece, çocukların sevinçli sesleri vardı.
İçindeki kavgalar da nihayet son bulmuştu.
Ne yetişemediği bir şey kalmıştı.
Ne de yetemediği herhangi biri!
Oturduğu yerden usulca kalktı,
Bir fincan çay daha koydu kendisine.
Daha kahvaltıya zamanı vardı.
Bugün pazardı.
Seyredilmesi gereken karlar vardı.
Duyulması gereken sessizliğin huzurlu sesi vardı.
Cemre.Y.

9 Kasım 2019 Cumartesi

Kıpkızıl Akşamlar

...Kıpkızıl Akşamlar...
Günlerin yaprakları kuruyup solarken,
Kıpkızıl akşamlar aniden griye kesip kararırken,
Seni düşünemeyecek kadar yorulmak isterken,
Seni düşünerek yorulurken ben...
Evet...
Aramadım seni!
Sesinin tınısını özlemedim mi sanırsın?
Ya saçlarının güneş esintileri kokusunu.
Lakin...
Sana fedayı değer biçip talan ettiğim ömrümü,
Kıymık kıymık kıydığın aymazlığın hatırımda hala!
Hiç değilse yeşil değildi ağulu mürekkebin.
Harf harf yüzüme söyledin de söyledin!
Günlerin yaprakları kuruyup solarken,
Kıpkızıl akşamlar aniden griye kesip kararırken,
Seni düşünemeyecek kadar yorulmak isterken,
Seni düşünerek yorulurken ben sonunda anladım!
Sevemedin sen beni!
Ömrüme varlığına teşekkür ederim.
Beni düşünüp yüreğini üzme sakın!
En son mesajından sonra bir hışımla doğramıştım ya saçlarımı,
Gittim kısacık kestirdim kuaförden fırça yiye yiye ve kızıla boyattım yeniden.
Sensizliğimin o son mesaj anını es geçebilene kadar da sürer bu böyle!
Hani ararsan falan...
Ulaşamazsan da çok merak etme e mi!
Aradığınız kişi şu anda ömrünün hazan yapraklarını topluyor!
Kızıl bir günün akşamında denize savurup bahara öykündüğünde,
Belki de öldüğünde...
...
Neyse!
Gün bu...
Elbet doğacak yeniden.
Cemre.Y.

2 Kasım 2019 Cumartesi

Değil Mi Ki

...Değil Mi Ki!...
Değil mi ki en leylim ley vakitlerimde,
Yolunu şaşırmışlara kanmamış,
İzini bilemediğim iklimlere temkinli,
Kanatlarım temkin yorgunu...
Hiçbir yere göçemeyen,
O garip son serçeyim aşk'a dair, o son umudumla.
Gözünün çeperindeki,
O son bir damla yosuna da tutundum.
Masrafsız akıtacaktın yani,
İçine gömdüğün tüm hıçkırıklarını.
Bilirim...
Sen şimdi kimyacı kimliğinle,
Birkaç damla gözyaşının,
Bütün mikrobiyoloji ilminin,
En mikrobik ölçümlerindesin,
Her nedense sadece hep bana!
Benim yağan gözyaşı damlam hiç umurun olmadı lakin!
Ben senin o yosun gözlerinin her bir kirpik telini,
Her bir yaş tanesini,
Üstelik en ağulu zamanında akanından öperim.
Değil mi ki...
Dünyaya akış zamanından matematiksel tarla tohum ilişkisinin,
Verimsiz tarlasından en yeşertebildiğim sendin!
Ve sana teşekkür ederim.
İstersen artık ömründen çekilebilirim!
Cemre.Y.

6 Şubat 2019 Çarşamba

Bekleriz

...Bekleriz...
Uyanmış tipini FAV'ladığım...
Her sabah, hiç usanmadan…
Burnunun ucundan öptüğümü hissediyor mudur acaba?
Zira haberi yok nicedir ona meftun olduğumdan
Ama mademki ben...
Bana aidim hala!
Ki mademki ben senin...
Senin saçma hayallerine rüya olmayacağım!
Yarın...
Uyanırsam!
Bambaşka bir sabaha uyanacağım!
Çünkü orada...
Ekstra ihtimamlar'a,
Ekstra indirimler de yok...
Bindirimler de!
Ben hiçbir şeye mecbur değil olacağım bu sefer!
Benim limanım bambaşka olacak zira.
Üstelik...
Bu sefer kıyısı filan, hayale bile dahil değil ha ha!
Ve teşekkür ederim.
Örümün çizgisine yeni bir hayal dahi eklemediğiniz için!
Öyle ya...
Had-di sınır istihap'ım ne?
Anam mı var?
Babam mı!
Yoksa ki...
Bir kere bile olsun "Yoruldum." diyecek olsam...
"Ömrüne ömür katarım, elimden geldiğince!" diyen
Tek bir...
Akraba'm mı?
Ben...
Çocukluğumda bile, o gün yeterince doymamışım diye,
Bir kap daha yemek isteyince...
"B.komu yiyesiceler!" diyerek,
Evimizde beslediği kardeşine üç kaplık yemek arttırılıp,
Ocağın altına sürülen...
Ev dar diye...
Çekyatlı kütüphanelerin, çekyatında asla yatamayan,
Yerden süngerli yataklarında o bodrum katlarının,
En dibinden soluk almaya çalışandım!
Şimdi...
Ölenler öldü, kalanlarıysa kalsın istediği gibi ziyafette!
Ben mi?
Ben hala aynıyım!
Henüz sekiz aylıkken bronşit olduğumu otuz üçümde öğrendim,
Altı yaşımdan önce astıma döndüğümüyse kırk'ımda!
Koah!
Şüphesiyle acile gönderildiğimdeyse kırk üç yaşımdaydım,
Aynı zamanda gelişmişti hepsi'yle her şey...
Menepoz sendromlarıyla,
Birleşiyordu bütün sendrom ve septomlar...
Göğüs kanseri riskiyle kıyasıya savaşıyordu o yıllarım,
Rahim ağzı kitlesiyle başa baş...
Ben mi...
Ben hiç durmadan sigarama sarıyordum!
Misal...
Son maaş zamlarımda da değerlendirilmiş bu durumum!
Nefsimi körleyip acilen geri döndüğüm işim kaale alınmamış,
Kimsenin ne yapıp ne yapmadığı mühim değil ama!
Misal...
Ben çişimin bile yarısını işedim zamanları kaçmasın diye!
Misal...
Yavrucağımı dahi aramadım,
Elzem bir durum değilse de arayışına dahi cevap eylemedim!
Ne bileyim?
Özel bir işim hiç olmadı,
Epeyce bir zaman süren özel çözümlemem gereken sebeplerim!
Akrabalarım falan öldü bunca zamandır!
Kabul ki kan bağı'm değil de gerçek akraba'm olsaydılar...
Kendilerince tatil planları yok olamasın diye,
Ana'n sence ne zaman ölür diye sormazdılar da,
Ben de onlara...
Gidin, varın siz vardığınız yere...
Ana'm zaten ölünce...
Sizin olduğunuz yere gelecek derim.
Ben de dahil...
Hepimiz gitmeyeceğiz mi nasıl olsa!
Bekleriz!
Cemre.Y.

4 Eylül 2018 Salı

O İyi İnsanlar

...O İyi İnsanlar...
Hırsızların, soysuzların,
İpsizlerin, sapsızların,
Yalancıların, sahtekarların,
Dolandırıcıların bol olduğu bu dünyada,
Tam da umutların hayata solmaya başladığı zamanda,
Şairinin adı hala şaibeli üstadımın dediği gibi
"O iyi insanlar, o güzelim atlara binip çekip gittiler." derken,
O iyi adam, çıkıp geldi.
Ne o şiirlere efsane güzelim atları vardı yanında,
Ne Lamborghini'si vardı,
Ne de satıp da hindu tapınaklarında bilge olacak Ferra'risi.
Eski Yeşilçam filmlerinden babacan bir adam çıkıp geldi.
Ağrıyan omuzundan sarkan kilim desenli heybesinden,
Yaşamını yetmişine dayarken bile,
Çocukluğunda gittiği yollar boyunca,
Kendine azık yaptığı,
Anacığının fırınından taze çıkma delikli ekmek,
Kerpiçten karma evlerinin bahçesinden koparılmış,
Taptaze soğanla domates kokusu sarıyordu etrafı.
Okul yıllarından kalma epeyce bir suskun anısı vardı.
Soğuk kış sabahlarında kim bilir kaç kilometre yolu,
Ayağındaki yazlığı da kışlığı da bir çift olan delik iskarpininden,
Yaz sıcağında bile zemheri donları sızıyordu hala!
Ki bu aralar sıklıkla dizleri ağrıyordu.
Derinin dibi derinden de derin azizim.
Benden başka her kim onda ne görür bilmem.
Ben ona her baktığımda,
Babamın bizi İstanbul'dan hiç tanımadığımız bir köye götürüşünü,
Güya o köyde çobanlığı o yapacakken,
Kahve köşelerinden fırsat bulamayıp,
Zavallı anamı köyün delisiyle, çobanlığa yollayışını hatırlarım.
Ben ona her baktığımda,
Tek göz odalı o köy okulunda,
Beş sıralı sıraların, her sırasının,
Birden beşe kadar ayrı sınıf olduğunu,
Benim üçüncü sınıfı üçüncü sıradan okurken,
Kardeşimin ikinci sınıfı ikinci sırada okumaya çalışması,
Sınıfın ortasına denk gelemeyen o tek sobanınsa
Sadece öğretmene ve birinci sınıfların sırasını ısıtabilmesi gelir aklıma.
Hani öğretmenden dayak yeme pahasına,
Kardeşimin ellerini, ayaklarını öperek ısıtmıştım.
Unutulmaya çabalanan ne çok hayatım vardı oysa!
İlle de hatırlamak lazımsa,
O iyi adam çıkıp geldi.
Ne çok isterdim onun da öpeyim,
Soğuk yıllar boyunca donmuş ayaklarını,
Ekmek ile soğan kokan ellerini öpeyim.
Ama en çok da...
Sadece teşekkür edip durmak yerine,
Ağlamadan durabilseydim önünde...
"Benden başka hiç kimse daha iyi bilemez,
Babalık tohum salmakla değil,
Babalık sendeki bu yürekle olur be adam!
İyi ki varsın be baba'm"demek isterdim.
Hırsızların, soysuzların,
İpsizlerin, sapsızların,
Yalancıların, sahtekarların,
Dolandırıcıların bol olduğu bu dünyada,
Tam da umutların hayata solmaya başladığı zamanda,
Şairinin adı hala şaibeli üstadımın dediği gibi
"O iyi insanlar o güzelim atlara binip çekip gittiler." derken,
O iyi adam, çıkıp geldi.
O iyi insanlar hala varlar!
Çok şükür ki hala yaşıyorlar.
(Görüyorsun Rabbim şükredecek bir şey sunduğunda
Seni de ihmal etmiyorum hani, sana da teşekkürler.)
Cemre.Y.

8 Temmuz 2018 Pazar

Herkes Yalnız

…Herkes Yalnız…
Tepeden tırnağa herkes yalnız aslında
Herkes sevmek istiyor birilerini,
İstisnasız herkes de…
Gerçekten sevildiğine inanacak kadar güvenebilmek istiyor birilerine.
Herkes sadakatin ve gerçeğin peşinde ama,
Herkes, her gün aldatıyor kendilerini dahi.
Herkesin her anı,
Başkalarının sosyal medyalarını stalklamakla,
Onun paylaşımını kimler beğendiyse de
Herkes ortamdan atılmamak için yapay teşekkürler derdinde.
Bir ben kaldım bu canavarlarla dolu ormanda,
Kurtlara annneannelerin o kadar da lezzetli olmadığını söyleyebilen,
Bir ben kaldım, Heidi'nin bütün çizgi filmlerinde,
Neden hep ayaklarının çıplak olduğunu bilen!
Bir ben kaldım, Uyuyan Güzel'in sade bir öpücükle uyanmayacağını,
Sihrin süresinin bitmesinin ona bağlı olduğunu bilen.
Bir ben kaldım, Kül Kedisi'nin camdan pabuçlarından birinin,
Onunla aynı ayak numarasına denk gelebilecek,
Milyonlarca buçuklu ayak numarasından birine denk gelip,
Bütün masalı piç edebileceğini.
Yalnız, tepeden tırnağa herkes yalnız aslında!
Cemre.Y.

17 Şubat 2018 Cumartesi

Mahal Yok

...Mahal Yok...
Oysa daha sıramda,
Sevdiceğim kelimesi vardı.
Bir şiir içinde sen olacaktı.
Şimdi...
Yürek cebimde paramparça,
Yeni hayal kırıklığı...
Bir not düştüm günceme
"Ey hey hayat...
Beni sana soran olursa,
Şiirdi der geçersin.
Üstü sana kalsın.
Teşekküre mahal yok!"
Cemre.Y.

21 Ocak 2018 Pazar

Güneş

…Güneş…
Sevdiğim ondan güneş istedim diye
Bu sabah bahar güneşinden taç yaptı bana,
Az önce de hastayım diye bir yıldız kondurdu başucuma!
Huzurum, huzurun için teşekkür ederim
Uyusam diyorum…
Huzurumun kollarında,
Gecenin karanlığını da güneşe çevirsek.
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Gurursa Gurur!

...Gurursa Gurur!...
Bu gece...
Yıldız Teknik Üniversite'sinin
Geleneksel "Yılın Yıldızları Ödül Töreni" için,
Çok çook çook...
Emeği geçen kızımla ve ona en karakter oluşulan zamanda,
Bu karakteri ve kişiliği tek başıma verip,
Onu büyüten kendimle, o kadar gurur duydum ki...
O kadar kere...
"Ömrümün en güzel yıllarını,
İyi ki ben bu evlada adamışım." dedim ki…
Yaşansa bile ancak anlaşılır, sonrası kolaydı zaten.
Hazır hamuru herkes fırına atıp ekmek yapardı.
Kimi derdi ki; "En güzel ekmeği ben yaptım."
Kimi de derdi ki; "Hamurcu iflas etti fırını ben devir aldım."
"Olsun." du hepsinin de emeği vardı.
Belki de "İyi ki de öyle olmuş." lardı.
Hem...
Başka türlü iki koltuğa, nasıl bir karpuz sığardı?
Birkaç gün haber izlemekten kendime ar ederim.
Ben bunları yazarken bile...
Kim bilir doğurduğu evladının böylesi gururlu günlerini görmeyi,
Onca hayal edip ocağı sönen, ciğeri dağlanan kaç ana daha olmuştur.
Birkaç gün ruhuma bencilim!
Başka türlü insan kalamam.
Yaradan hiç kimsemizi evlat acısıyla sınamasın.
Bütün evlatlar çok ve güzel günlerde yaşasın!
Bu gece... yine... bir kere daha...
Kızımın alnının ortasından öptüm ben, ama en çok yüreğinden!
Bir duysaydınız nasıl da kelebek kanadı gibi çırpınıyordu yüreği.
Sanırsın ki bu ilk sınavı!
"Sevmek kelimesi bile sığ kalıyor ona karşı,
Aşk, meşk, tutku zaten başlı başına basit.
Canım, ömrüm, ruhum da yetmiyor ki,
Artık herkes herkese diyor!
Ne diyeyim ben sana be evlat!
Ey benim yosun gözlü dilberim.
Ben...
Kısaca...
Sana...
"Lülücan'ımm!" diyeyim,
Sen iki, üç, beş hayat anla!
Bana yaşattığın gururlar için,
Teşekkür ederim sana ama en çook!
Sana yaşatamadıklarım için
Özünden özür dilerim.
Sana yeterince yetişemediklerim için be yahu...
Affetsene beni bir daha, yeniden affetsene!"
Unuttun mu!
"Uykundan öperim seni çocuk,
Ruhun duysa belki yüreğin duyamaz,
Ama ben her gece öperim seni...
Seni seviyorum'u ekleyerek!
Saçlarının kokusunu bir bilseydin,
Sen bile kendinden vazgeçemezdin."
Gurursa gurur dibine kadar...
Cemre.Y.

14 Aralık 2017 Perşembe

Son Teşekkür

...Son Teşekkür...
Biliyorum, o haliyle bile bir kere olsun,
Bana dair'li mutlu olup...
Hiç öpemediği kadar
Öpmeye çabalamıştı ya beni.
O an bana teşekkür etmişti güya kendince...
Onu sevmekten hiçbir zamanın, hiçbir şartında,
Onun beni sevebilme ihtimalimden hiç vazgeçmediğim için.
Bana ettiği sondan ikinci
En uzun cümlesi bu teşekkürü olmuştu.
İkincisiyse;
Gecenin üç yirmisinde
Hastanedeki odamızdan
Duş alıp çıktığımda
"Ah be kızım!
Saçların sanki yaylarımdaki
Bütün baharları getirdi buraya,
Beni gizlice soksak ya oraya,
Bende senin gibi zambak, yasemin, leylak...
Hani farkındayım toplamaya çalıştıklarının,
Ya öyle koksam ya!" demişti de
Sabah doktorlar gelene kadar da,
Fısıl fısıl çabalamıştım onun o hasta haline
Gücüm yetip de dileğini yerine getirmeye gücüm yoktu hem de hiç!
Tek başıma becerememiştim tabi.
Ertesi günse artık benimde dinlenme günümdü.
Behiye gelecekti
Anacım onu da hep yanında istiyordu,
En evladından bakan bizi seçiyordu.
Ona sımsıkı tembihledimdi.
Bir leğen ve kocaman bir sünger
Ve zambak kokulu
Ve yasemin kokulu şampuanlar aldırtmış sağ olsun,
Tam anamın koku arzularını,
Anacımın son dileklerini...
Nakşetmiştim ona da öylece!
Giderken anama…
"Yüreğin ferah olsun anam,
Ben beceremedim ama gelinin geliyor,
O misler gibi yıkacak seni." dedimdi de
Nasıl da muzibe benzer gülümsemişti.
Anlamıştı tabi.
Her zaman biliyordum ben onun bütün hayallerini!
Ertesi sabah döndüğümde,
Döner dönmez beni koklayarak
Hasretle öptü ve yine teşekkür etti.
Ben ömrümce anamdan
Hiç o kadar
Bana dair'li şükür ve teşekkür'ü
Bir arada görmedimdi!
O gün...
O günlük teşekkürüydü...
Meğerki en son bana güvenecekti...
Cenaze yıkamalarında en son halleriyle
Anamı son yıkayışımda
Nasıl da teşekkür ediyordu bütün hücreleri.
Cemre.Y.

10 Aralık 2017 Pazar

Ve Teşekkür Ederim Sana

...Ve Teşekkür Ederim Sana...
“…… ve teşekkür ederim sana!”
Bilirim bu cümlemden,
Hep nefret edersin, ama olsun!
Ömrümün geçen yüzyılı boyunca
Olmaması için gururumla direndiğim,
Sabırla hep ya olursa diye
“La Havle” bile çektiğim,
Bana bahşedilip duran o yeni hayatlara,
Yeri gelip açlığa
Yeri gelip tokluğa,
Yoksulluğuma rağmen,
Sükut geçtiğim,
İnatla uzak durduğum,
O adına aşk denilen
Henüz sıcağı soğumamış
Duvarlarında hala orospu ruhlar gezinen
İnsan eti kokulu yataklara hiç girmediğim
Hiçbir zaman da girmeyeceğim halde,
Benden geçip giderken
Beni alnımdan son kez öperek bıraktığın,
Benim dışımda herkesin
Görebildiği o vesikalık afişin için
“Teşekkür ederim sana,
Beni yeni bir savaşın kundağında
Cami avlusunda
Bilerek unutulmuş bir yürek gibi
Yakınımdan gelip geçen
Pezevenk gülüşlü kahkahalara
Öylece biçare bıraktığın için.
Sonsuz kere sonsuz...
Teşekkür ederim sana!"
Olmaz ama sen bana oldurdunsa?
Olur ya!
Cemre.Y.

30 Kasım 2017 Perşembe

Çay Sevmiyordu Be Anne!

…Çay Sevmiyordu Be Anne!...
Annem!
Hani hep dualar ediyordun ya bana,
Normale geç kalan bir genç kız olmayayım da,
Artık on dokuzuma gün sürerken,
Nihayet bir flörtüm olsun diye!”
“E hadi gözümüz aydın da
(Anne klasiği değişmez kanun)
Kimlerdenmiş, nereden tanıdın, nasıl biri,
Kaç yaşında, ne iş yapar...vs.vs.vs...”
”Hani üniversite kitapları için
Sahaflar çarşısına inmiştim ya,
Orada sınıftan arkadaşla karşılaştım
Tek fakir olmadığıma sevinerek!
Birinin yanında kuzeni vardı,
Kitapları yarı fiyatına almışken
Birer çay içelim bari dedik,
Derken dolaştık biraz, senin ve benim
En sevdiğimiz esas İstanbul'u!”
“Oyyy! Kurban olurum
Ben senin sesinin heyacanına eee!”
“Ayy anne yaa!
Hemen romantizme bağlamasana bi dur aa!”
“Eee!
N’oldu ya!
Herifçoğlu sarkmadı dimi sana,
Ağzını burnunu geveletmedi dimi!”
(Gidip bulup yamulturum ki!)
“Yookk!
Kitap okumayı seviyor o da biz gibi!
Şiiri seviyor bir kere!
Hatta şarkı söylemeyi bile seviyor!
Bir de, bir sürü romantik laflar!
Onu es geçersek fena biri değil!
Yaşı büyük biraz!
Sen, sakın bana yaş deme!”
“Tamam demem de
Çabuk mu sanki her şey!
Gerçi sen daha iyisini bilirsin.
Yüreğin ne diyorsa o!
Henüz acemi bile olsa!”
“Teşekkür ederim annecim biliyordum
Her durumunda yanındayım... sözüne uyacağını!”
İki gün sonra...
Günlük sorunlar, burs ayarlama çabalarıyla
Hayatın gerçeklerinden sonra;
“Ee!
Ne oldu şu senin flört?
Başlamadan bitti mi yani?”
“Annecim
Her şey yerli yolunda olacaktı da,
Dünya’ya göre ufak,
Bana göre büyük bir sorun var!
Valla!
Senin şiirlerini gerçekten okumuyorum ancak!
Bazen gözüme gözüme çarpıyordular!
Unutmadın biliyorum!
Yine de, hatırlayalım istersen;
Ben çay seviyorum, o kahve!..."desem anlarsın.
Çayı, ne vakit bunca sevdiğimi,
Hala anlayamadım ama,
Hele ki…
On ikimden sonra ilk kez tadına varmışken!
Bu konu hala bana bir muamma!
Çay sevmiyordu adam be ana!
Olmazdı yani!
Hiç kusura bakma ama
Sen kadar birinin ardından ağlayamam ben!
Şimdi böyle,
"Kanki" diyesim var ona ama,
Üzülecek biliyorum.
Ben "Çay" dedikçe soğur diye umuyorum!
Gerçi hala ilk flörtüm olamadı
Sende daimi mutlu olamadın ama!
Yine de sana o zamanlarında gücendiğim
Aleni sevdan için teşekkür ediyorum!
Adam...
Çay sevmiyordu yani!
Senden biliyorum!
Olmazdı!
Ben başlamadan
Bitirecek kadar akıllıydım hepsi bu!
Ama sen bitirseydin o zaman
Bunca şiir olmazdı ve üzülen belki de ben olurdum.
Teşekkür ederim.
Olmadı yani, durduk yere,
Sen gibi, artık onsuzken kahveye alışamam!
Masayı terk ettim, gittim, başlamadan bitirdim!”
“??? !!!”
Cemre.Y.

12 Kasım 2017 Pazar

Kimsesiz Kitap

...Kimsesiz Kitap...
Hayat bazen hediyeler sunar insana,
Bir bankın üzerinde, kimsesiz bir kitap,
Orada öylece duruyordur,
Seni bekliyordur.
Üstelik üstüne de
Not yazılmış olmasına rağmen
Gelip geçenler o notu okuyup
Gülümseyerek uzaklaşıyordur.
Hayatın boyunca, hiçbir park köşesinde,
Bir bank üstünde veya bir kafede
Masasının kenarında terk etmediysen
Bir kitabı başkalarına...
O notu okur okumaz sevinçle gökyüzüne bakıp,
"Güzel bir hediye teşekkür ederim." diyerek,
Alamazsınız o kitabı oradan!
Hayatın boyunca
Bazen karşılığını bulmaksızın,
Karşılıksız, yeterince sevemediysen de
Sevginin hasını,
Göz bebeklerinin içinden
Yüreğine damıtamazsın.
Oysa hayat bir an değil,
Nefes alınan her andır.
Ondandır ana yenik düşmemelerim.
Ondandır daima hayatı özenle nefeslenmelerim.
Herkes şiir beklerken,
Belki bir anıyı cümlelendirmelerim.
Ondandır ertesi güne
Baştan terk edilen soru işaretlerinin,
Ünlemlerin yerine,
Güneşin rüzgarı öpmesi gibi
Bazılarını kalbinden öpmelerim,
Artık nihayet,
Yüreğimdeki harflere izin verip,
Hiç kullanmadığım yeni cümleler
Edinmelerim de ondandır belki;
"Günaydın omuz başımdaki öpücüğüm." gibi.
Cemre.Y.

18 Ekim 2017 Çarşamba

Teşekkür Ederim

…Teşekkür Ederim…
Kuşlar uçuşuyordu şah damarından
Ömrüme ömürlük küçücük bir buse,
Misk-i amber cennet kokusundan
Dünyama cennetlik
Deriinnn... bir nefes çekiverdim.
Teşekkür ederim...
Cemre.Y.

4 Ekim 2017 Çarşamba

Sıradan Sevdiriyor İşte

…Sıradan Sevdiriyor İşte…
Neyse gelseydin
Senle de üç beş şiir daha ederdik anca zaten!
Sonra sen de çekip giderdin herkes gibi.
Ben desen sana da az gelemezdim,
İlla ki çok gelirdim sana da!
Sen yine çekip giderdin, onlar gibi,
O apansız metcezirli hallerine!
İyi ki gelmedin…
Ve
Sana da, yine de teşekkür ederim!
Hayat işte!
Gelene de!
Hiç gelmeyene de!
Bir sıradan sevdiriyor işte.
Neyse ya!
Neyse!
Cemre.Y.

1 Ekim 2017 Pazar

Teşekkürler!

…Teşekkürler!...
Hayatıma dokunmuş olan insanlardan,
Her kim ki bana;
"Sen daha iyilerine layıksın!" demişlerse
Hepsine tek tek teşekkür ediyorum.
Cemre.Y.

27 Eylül 2017 Çarşamba

Teşekkür Ederim

…Teşekkür Ederim…
Ne çok güzellik kaçırmışım ömrümde!
Yağmuru bile seninle sevip
Sensizken bile ıslanabilip
Damlaları tenimde duyumsadığımda anladım.
Ne çok çocuk olmuşum
Ne çok büyümüşüm meğer ben senle.
Varlığın veya yokluğun için değil
Asıl...
Hayatıma dokunduğun için
Teşekkür ederim.
Cemre.Y.

13 Eylül 2017 Çarşamba

Kırmızı Gül

…Kırmızı Gül…
Bir tek gül hangi şartta ve sebeple olursa olsun
Bir kadını özellikle beni daima mutlu eder.
Bir Kırmızı Gül'ün hayat hikayesi
İki gün önce taburcu olan bir hastanın hemşirelere hediye ettiği
Bir buket kırmızı gül
Masalarında pet şişeden yapılmış vazosunda öylece salınmakta iken
Bugün kuzen bana eşlik etmek üzere geldi.
Hemşire ve hemşirlerle annemin iyi olması sevinci ile beraberce
Şakalaşıp muhabbet ettiğimiz esnada,
Hemşirlerden biri bana gıcıklık olsun diye
Kaç gündür hayıflanarak
Seyretmekte olduğum güllerden birini kuzenime hediye eder.
Hasetlenmek yerine,
"Ama onun sözlüsü ona
Tanıştıkları günden beri her görüştüklerinde gül hediye eder ki,
Ama bana gül alan yok ki." diyerek
Üzgün ve az kıskanç bir kız çocuğu olmuşken
Çocuk kıyamaz ve bir kırmızı gülü de bana hediye eder.
Tam sevinerek teşekkür edecekken "O" arar ve ne yaptığımı sorar.
(Hay ben yalan söyleyemeyen dilimi kescem bir gün!)
Bende tam o esnada hemşirden kırmızı bir gül hediye aldığımı söylerim.
Ömrüm başlamadan bitenlerle, yanmadan sönen'lerle geçer.
Geriye sadece benim için alınmamış,
Benim için verilmemiş bir tek kırmızı gül kalır.
Benimdir, benimledir, gereksiz kıskançlık zehriyle,
Beni boğmadan solana kadar ömrüm'dedir.
Her şeye rağmen hayat devam ediyor
Cemre.Y.

18 Ağustos 2017 Cuma

Hayat Denen Şey

...Hayat Denen Şey...
Şu boynumu dayarım da omuz-u-na...
Elimi kalbime koyar da
Çıkarıp sana sunarım suskunluğumca!
Benim
Sensiz bir kalbin içinde işim ne be efendim!
Tut ki ben sana Hz.Hamzaydım
Sen benim ciğerimi söktün de yerinden çiğ çiğ yedin
Sence ben sadece ciğerimde miyim?
Vahşiliğince ıssız otur düşün öylece!
Teşekkür ve şükürümsün üstelik
Hayat denen şey bunca doyumsuzken!
Cemre.Y.

4 Ağustos 2017 Cuma

Mutfakta Bir Anı

…Mutfakta Bir Anı...
Susarak teşekkür etti kaynayan ocağımıza!
Susarak dokundu yanağıma,
Belime sarıldı, boynumu kokladı
Saçlarımı içine çekerek öptüğü an
Saçlarımdan kayıverdi
Orada bir yerde bulup
Toka niyetine taktığım kalemim,
Sarı saçlarım savruldu mutfağa,
Sımsıkı sarılırken,
Beni içine hapsetmek istercesine,
“Saçların güzel olmuş” dedi.
“Gerçi sen…
Her renginde ayrı bir güzelsin ya!”
Biliyordum ve bilmekten nefret ediyordum.
An, sadece o an’dı
Ve sadece o anda kalacaktı.
Sevdamız o mutfakta bir anı olarak kaldı.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...