
...Eski Dost, Dost İse, Düşman Olmaz...
O, beni hep arar...
Bazen aylar geçer üzerinden, bazen de yıllar...
Bazen birbirimizi görsek,
Bir kaşık suda boğacak kadar da,
Kızımızla ilgili bir umursamazlığına dair,
Kavga etmiş olsak dahi,
Arada bir, kafayı çektiğinde mesela,
Ya da kendini hiç kimsesiz hissettiğinde, mutlaka arar!
Hiçbir zaman da reddetmedim telefonunu!
Hiçbir zaman da,
"Şu anda müsait değilim." demedim.
Hiçbir zaman da,
"Beni değil, kızımızı ara!" demedim.
Çünkü dostlar...
Çünkü gerçek dostlar böyledir,
Eski dost, dost isen düşman olamaz!
"Kafa bir dünya ise,
Gerçekten güvenip içini açabileceğin insan tekdir."
O, beni hep arar...
Yine kim bilir, nelere yetemediğini hissetmiş,
Yine kim bilir, hangi evlat ayrımı tramvasını yaşamış,
Yine kim bilir, hangi haksızlığa uğramıştır,
Yine kim bilir,
Ne kadar da yalnız, arkadaşsız, dostsuz, güvensizdir,
Yine kim bilir,
Ne kadar da senden gayri,
Başkalarınca aldatılmış olduğunu hissetmiştir.
Ben mi?
Ben ölsem aramam, öyle zamanlarımda onu!
Yansam, yıkılsam, biçare kalsam aramam!
Kızımızla ilgili mühim bir durum harici asla aramam.
Ömrüme dahil olanlarım da oldu elbette,
Kör müydü?
Görüyordu!
Ama maksat şuna haset, buna inat değildi be kuzum!
Aradan geçmiş onca yüzyıl...
"Kim, kim için, neyi tercih etmiş." leri çoktan affetmiştim.
Hatta "Mutlu olsun yerinde, yuvasında,
Hiç değilse oğulcuğu analı babalı büyüsün!" dileğindeyim.
Ömrü bol olsun anasına hala "Anne'm" diye hitap ederim,
O da bana,
"Artık senin de,
Yüzün gülsün be evladım!" diye dua eder her konuşmamızda!
Şu bir yerlerde birbirini öldüren,
Eski eşleri anlamdıramıyorum dimağımda!
Kim kimi aldatmış,
Kim kime nispet yapmış da bu hallere düşmüşler!
O, beni hep arar...
Bazen aylar geçer üzerinden, bazen de yıllar...
Bazen birbirimizi görsek bir kaşık suda boğacak kadar da,
Kızımızla ilgili bir umursamazlığına dair kavga etmiş olsak dahi,
Arada bir, kafayı çektiğinde mesela,
Ya da kendini hiç kimsesiz hissettiğinde, mutlaka arar!
Hiçbir zaman da reddetmedim telefonunu!
Hiçbir zaman da "Şu anda müsait değilim." demedim.
Hiçbir zaman da "Beni değil, kızımızı ara!" demedim.
Çünkü dostlar…
Çünkü gerçek dostlar böyledir,
"Kafa bi dünya ise,
Gerçekten güvenip içini açabileceğin insan tekdir."
O, beni hep arar...
Ben mi?
Ben ölsem aramam!
Öyle zamanlarımda onu bir kere aramışlığım yoktur!
Yansam, yıkılsam, biçare kalsam aramam!
Kızımızla ilgili mühim bir durum harici asla aramam.
Şu bir yerlerde birbirini öldüren,
Eski eşleri anlamdıramıyorum dimağımda!
Kim kimi aldatmış,
Kim kime nispet yapmış da bu hallere düşmüşler!
İnsan içinden haykıra haykıra susuyor!
"Hadi ben ona güvenmiyorum aldatıp gitti" diye de...
Ulan!
"Sen de mi ona, bir güvenli liman olamadın,
Bir kere bile dostu olamadın, birkaç kere olsun arkadaşı!"
"Hayır yani,
Durduk yere kızını aramış da telefonunu duymamış diye,
Anasıyla dertleşmek istemiş çok mu!"
Dinledik, dertdaşlaştık, ekonomiyi ve de ülkeyi kurtardık da,
Kızımızın kırık köprülerini ortaklaşamadık hala da...
Yavrumun anasının bir işi var ve de çalıyor daha!
O da sağ olsun,
Her zamanki gibi "Her daim destek olmaya çalışıyorum!" dedi.
Herkesin "Her daim"i farklı diye kan mı akıtalım yani?
Neyse ki...
Kızımıza ulaşmıştır o bir şekilde...
Babasına hasret anası gibi kıkırdıyordur bütün espirilerine,
Hayat bu sevgilim, sen hala bana dahil değil misin?
Cemre.Y.