fena etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fena etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2020 Perşembe

Artık Acıtmıyor


...Artık Acıtmıyor!...
Neyi fark ettim biliyor musun üstadım?
Ad koyucumun, 
Hiç acımadığı bebekliğimi,
Ve dahi! 
"Nefs'in vicdansızlığıdır!" diye bile,
Hiç düşünmeden, 
Hiç de yüksünmeden harcadığı,
Onca çocukluğumla, gençliğimin,
"Baba!" kelimesini affettiğimden beridir.
Artık acıtmıyor,
İlk adımın sürekli yüzüme vurulması.
Umarım haylice eğlenmiştir, 
Hayatımı uzaktan izleyen,
Kalubelamdaki kaderimi yazanım!
Ben de fena bir savaşçı değildim hani.
Cemre.Y.

13 Şubat 2020 Perşembe

Neyse!


...Neyse!...
Parmaklarının uçlarıyla beraber,
Kalbinin kıyıları da titredi kadının,
Sabah güne uyanmadan önce,
Öğle arasında ya da günün herhangi bir anında,
Gece uykuya dalmadan hemen önce, ya da ne bileyim ben ya!
Belki de rüyaya dalmadan önce...
Sıfatsız bir bekleyişin içinde bir kez daha,
Birkaç milyon kere daha onun sıfatına bakmaktan,
Kendisini son kez men ederken,
Geçmişiyle beraber, geleceği de kırılıyordu.
Ve bazen "Neyse!" demek insan olana, fena koyuyordu.
Cemre.Y.

25 Nisan 2018 Çarşamba

Önce'm den

…Önce'm den…
Sırlarım yok sanılır mesela!
Şu tebessüme, ben iki ecel sıraladım,
Akrabalarımın henüz vakti eceli gelmeden!
Çünkü gelince…
İçim fena acıyacaktı.
Gülümsedim.
Önce'm den.
Cemre.Y.

4 Nisan 2018 Çarşamba

Korkarım

...Korkarım...
Gülüşünden öperdim yine ama...
Sana da fena bulaşırım da...
Benden fersah fersah kaçarsın diye korkarım.
Cemre.Y.

25 Mart 2018 Pazar

Fena Severdim


…Fena Severdim…
Ne güzel kadındım ben be şairim...
Hiç de öyle
Balkonlardan memelerim falan sarkmazdı ama
Bir sevdim mi eş, dost, akraba...
Hele ki, ille de sevgiliyi
Çok fena severdim.
Bir görseydin!
Cemre.Y.

21 Şubat 2018 Çarşamba

Birlikte Yaşlansak

…Birlikte Yaşlansak…
Canım...
Bu kendi yaşam alanlarımızı yaşamamız,
Fazla uzun sürmedi mi,
Artık beraber yaşama aşamasına geçsek nasıl olur?
Birlikte yaşlansak hani fena mı olur!
Cemre.Y.

15 Şubat 2018 Perşembe

Yalnızlık

...Yalnızlık...
Yalnızlık fena kaldırıyor insanın bir yerlerini,
Sarıyor, bağımlılık yapıyor,
Sonra etini kesip kasaba minnet etmiyorsun!
Her halükarda yalnızlığınınsın çünkü!
Cemre.Y.

27 Ocak 2018 Cumartesi

Yanık Kokusu



…Yanık Kokusu…
İnceden ciğer kokusu geliyor yine içimden,
Artık kim yaktıysa fena bir is kokusu…
Sanırım bu sefer,
Hiç kimse içimden sağ çıkamayacak!
Cemre.Y.

21 Ocak 2018 Pazar

Fena!

…Fena!...
Yıldızlar mı artık sönük
Yoksa ışıklar mı artık fena!
Cemre.Y.

1 Ocak 2018 Pazartesi

Doğmasaydım Ya!


…Doğmasaydım Ya!...
Seviyorum galiba acı çekmeyi…
Benden giden hiçbir şeyin
Bir daha asla dönmeyeceğini bile bile.
En iyi başarabildiğim şey bu galiba!
Durup durup geçmişi 
Yine yeniden, yine ve yeniden….
Yaşayıp yaşayıp,
Geçmişimin acısına bari, tuhaf bir inatla
Tutunup durduğuma göre.
Acı denen şeyse
Keşke sadece aşk olsa!
Yerine konulamayacak şeyler var bu dünyada!
Ana gibi, evlat gibi…
Bir kere gittiyse
Aynı dönmüyor işte artık dünya!
Ki dönse bile…
Hatta ya hiç gelmediyse sana!
İşte o çok fena!
Doğmasaydım ya…
Cemre.Y.

29 Aralık 2017 Cuma

Canavarlar!

…Canavarlar!...
Yalnızlık, yağmur ve karanlık…
Hiç de iyi dostlar değiller bence!
Hiç yoktan annesiz bir kız çocuğunu,
Korkutuyor ve bundan haz duyuyorlar.
Fena korkutucu bu canavarlar!
Cemre.Y.

20 Aralık 2017 Çarşamba

Yaşamak Denen Şey

...Yaşamak Denen Şey...
Hayat...
"Neyse!" ile "Eyvallah!" arasında bir yerde
Öyle de böyle de geçiyor ya
Hiç ummadığım yerden
Kazıklanmak fena geriyor beni.
Sonra ne yapıyorum!
Çarmıha geriyorum gerekenleri!
Öyle ya!
Bir tek acıyan canları
"Ben" yanı olamamalı değil mi?
Zira ben...
Hiç de öylece efil efil doğmadımdı, değil mi?
Hep ama hep küllerimden doğanım ben.
Hani şu var olmuşluğu dahi şüpheli Zümrüdüanka.
Hadisene be!
Biz daha biz bir daha yakalım mı geçmişimizi.
Beceremiyoruz nasılsa,
Yaşamak denen şeyi...
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Kısa Şiir

...Kısa Şiir...
Sana kısa bir şiir sevgili/m!
Bir gün okursun.
Ben seni sevmesine,
Fena bir seviyordum da
Sen artık uykunda bile,
Bizden!
B/aşka rüyalar görüyordun,
Üstelik gülümsüyordun.
Oysa biz aşkı yeni geçmiştik...
Artık oku/ma!"
Dedim diye...
Şimdi okudun madem!
Mademki artık teksin!
Ben seni "Biz!"ken çok fena bir...
Sev i yor dum!
Yoksa tek'lik ne ki!
Ben yüzyıldır kendimi,
Kendimle affedip,
Aynadaki bana
Gülümseyebiliyorum!
Artık...
"Gerek!" sizliğine üzgünüm elbette
Hani uzak bir akrabanın mezarını,
Son bayram ziyareti gibi!
Bitmiş dua/m/sın.
Etrafım, şefkat yüreklerle sarılıyken
Bence sen ruhunu tek başına da
Gömebilirsin.
Teksin!
Tek'tim!
Hatta yeterince iyi bir çocuk olabilirsen,
Sensiz, nasıl da ruhsuz kaldığımı da
Görebilirsin.
Ama görme!
Biz, bir kere daha
Öl'elim.
Cemre.Y.

Hayır!

...Hayır!...
Hayır, bayım/bayanım,
Hayır, sayın dost ve de bilcümle de akrabalarım.
Hayır, sanal alemde gerçek sandıklarım!
Hayır, sevildim sanıp sevdiklerim.
Ve hayır, dibine kadar sevildiğimi bildiğim halde,
Bir türlü onlar gibi,
Onları, sevmeyi bir türlü beceremediklerim!
Beni en çok siz affedin.
Korkmayın, henüz ölmüyorum da.
Biraz kabuğuma çekiliyorum.
Yokluğum sadece size değil,
Bana sakın gücenmeyin, sakın ha!
Hiçbirinize, sırtımı dönmüyorum ama,
Güceniğim ben bu kaderime.
Zira...
Hep benimdir, sizlerin içlerinden birilerinin,
Kırılmış serçe kanatlarından sızan,
Her bir yarayı, ömrümün bir sızısından,
Sızıp duran yaralarımın hatıralarıyla,
Teker teker şefkatli buselerimle öpen de...
Oysa sizler...
Hepiniz!
Azıcık yaralarız geçince...
Beni sessizce terk edip duran.
Zümrüdüankalığımın gururunu,
Yüreğimi öylece yerle yeksan yıkan!
Yine de hep "Olsun." dedimdi.
Neyse ki benim sırtımı,
Sonu ecele bile dayansa feda edeceğim
Bir kızım var!
Ya sizin bir tam diyebileceğiniz,
Kendinizi, sebepsizce, sorgusuzca, sınırsızca,
Adayabileceğiniz neyiniz var?
Sonu ecele kadar,
Değecek o noktalar,
Ney'iniz?
Oysa daha en güzel hayalini dahi,
Sunamamıştım o'na...
Kısmet, kim bilir, ne zamana gerçek olur.
Kim bilir ki,
Astımım olduğunu öğrendiğinden beridir,
O hayalinden bile vazgeçmiştir!
Oysa bahçeli bir evimiz olsa...
Hiç de fena olmazdı bir Golden köpüş şimdi
O dönene kadar bana!
Bilmiyor tabi bu hayalimi de.
Kadın o da sonuçta,
Vır vır da dır dır dan zaman kalmaz hayalini anlatmaya...
Sonra dönüyorum aynama,
Gözlerimin içine bakıp şöyle diyorum,
Yalnızlık çok zor zanaat sevgilim.
Bence nerede çok konuşuluyorsa
Ve de gereksiz yoğunluksa,
Geçmişin geçmiş acılı anıları
Öpüşülmelidir nokta!
Seni yalnızlığından öpen birini bulursan,
"Suuuss"
Cemre.Y.

16 Aralık 2017 Cumartesi

Doğalsız Depremler!

...Doğalsız Depremler!...
Özel günlerde...
Hele ki en doğalından denilen
Ama en fenalısı hiç de doğal olmaması gereken
Felaketli, afetli günlere,
Öyle hiç de...
Duyarsız değilim de.
An'larım gelir aklıma!
O günlerin hepsinde,
Ve sonraki geçmiş uzun günlerinde
En acılarıyla gelir dimağıma.
Hem de öyle Sakarya'da filan değil ha!
İstanbul'dayken,
Ben annemlerin en alt katında
Evladımla koyun koyuna
Uyurken...
Parçalanmış camlar altından!
Henüz iki yaşındaki kızımın kollarından cam parçacıklarını,
"Neyse ki etine saplanmamış!" diye diye...
Kurtarırken hatırlıyorum kendimi!
Sonra...
Komşu herkeslerin hepsi,
Neredeyse yarı üryan,
Kimisi daha yeni kocalarıyla sevişik!
Dışarı bembeyaz çarşaflarıyla kaçarlarken,
Nihayet kurtulduk sandıkları o,
Korunaklı yerlere sığınmışken,
Yanlarında olmayan değerlilerini,
Ancak fark edip sorduklarını da...
Anımsıyorum!
Oysa ben,
O gecenin,
O, 03:20 sinden an sonra!
Rahmetli annem!
"Evlatlarıımmm!" diye çırpınırken,
"Çabuk çıkın, siz çıkmadan ben
Buradan asla çıkmam,
Ama bilin haa!
Bende çok korkuyoruummm!" diye
Feryat figan canından bile bizim için geçerken ben...
Gecenin ayazında...
Ki o gece...
Ağustos değil de,
Sanki Şubat gibi esiyordu,
Saat 03:20 de İstanbul!
Ama ben!
Sevdalığım annem,
Orada öylece bize korkarken!
"Benim evladım üşüyüp de
Üstüne bari bir de üşütüp
Hastalanmasın." bencilliğindeyken!
Nasıl da dua ede ede!
Onu güzelce
Giyindirdiğimi...
En son ayakkabılarını giydirip,
Maviş gözlerini kapatan,
Şapkasını da taktıktan sonra...
Sokağa...
Ancak öylece çıktığımızı,
Hatırlıyorum!
Rahmetli anam bize...
Hepimize...
Sarılmıştı,
Biz yavrularımıza!
Pazarlarda don-atlet
Giysi-kıyafet satmak için açtığı
O çadırını kurduydu bize hemencik!
O çadıra en geç giren bendim!
Çünkü ben...
Onların azıcık ötelerinde...
Karnıma, ayaklarıma, ellerime,
Boğazıma saplanan,
Cam kırıklarının,
Can kırıklarını temizleyip,
Sızıyan kanlarımı geceye karıp,
"Babası, bizi geçtim de
Kızımızı dahi!
Bir arayıp da, sormadı ya la!
Neyse zaten…
Bütün şebekeler kapalıdır şimdi"
Diye içimden haykıran nidalara!
Acılarını da yutkunup,
Nihayet varmıştım yanlarına.
Şükür ki hala sağ!
Kalanlarım...
Hala bilmezler!
O gecenin can ve cam yaralarımı.
Deri çatlağı diye kandırırım.
Hala hepsini!
Aslında doğrudur da!
Çat-la-mı-şım-dır da!
Ama bunlar bile,
Dönüşü hiç olmayan kayıpların yanında
Buruk birer hatıra kalır!
Gün boyu sustum.
Çünkü sevdiklerimi göçük altında
Aramayı tahayyül dahi edemiyor/d/um!
Çünkü;
En yakınını orada dahi bulamayanlar var!
Ve bütün bunlar…
Sadece bir tek gün boyu hatırlanıp,
Hayıflanılıyorlar!
Oysa benin her kötülüğün dibinde
Feryat ediyor içimdeki sessiz çığlıklar!
Eyyy! İnsanlar...
Yarın...
Bitiyor mu yani her şey!
Öyleyse neden ben anamın,
En son öptüğüm,
O ölü ayaklarının parmak uçlarını bile,
Nasıl hala özlüyorum?
Dirisinden geçtim ya hani çoktan!
Tenine değebildiğim o son an'ı...
Hani geri getirebilseler!
Sizce kim daha iyi özümsüyor,
Derinin...
En dip derinini!
Yani…
Duyarsız değilim de...
Milyonlarca sağlam bedenli engellilerin
Sadece bir gün
Duyarlı olmaya çalışmaları
Çok yaralıyor beni!
En çok iki gün sonra,
Unutacaksınız nasıl olsa!
Nasıl olsa…
Gündem/i/n/iz...
Değişecek yine!
Hep aynı masal
Yıllardır...
Böyle bu...
Yarın...
Ne değişecek!
Şimdiye kadar ki yarınlarda,
Ne değişti Allasen!
Güldürmeyin beni yine
En ağlayanından!
Cemre.Y.

14 Aralık 2017 Perşembe

Zamanlar Ötesi An'lar

…Zamanlar Ötesi An'lar…
Bazen saniyeler gerçekten çok önemlidir.
Zira ben şehirler arası arabalı vapurun,
Tam da o anında,
Tam da o saniyesinde orada olmamış olmasaydım,
Bacağının birinin protez takılı olduğunu
Sonradan öğrendiğim o yaşlı teyze,
Kendisine hayli yüksek gelen o eşikten,
Asla çıkamayacak ve belki de,
İstemsiz bir utançla altına kaçıracaktı,
Bulunduğu çaresizlikten nefret edecek,
Sıkılacak, belki yaşamaktan bile tiksinecekti.
Oysa yaptığım çok da matah bir şey değildi bana göre!
Sadece içeri önce ben girdim,
Bastonunu bir kenara koydum ve anneme nasıl yardım ettiysem
Abdest alacağı zaman yanındaysam yaptığım gibi
Bütün gücümle ayağını yukarı kaldırarak
Basması gereken yere taşıdım ellerimle.
O çıkana kadar bekledim
Ve onu aşağı indirip bastonunu eline verdim.
Sımsıkı sarıldı bana, yanaklarımı öptü binbir dua ile,
Sonra yüzüme iyice bakıp,
"Seni bana Allah gönderdi evladım,
Seni asla unutmayacağım,
Yaşadığım sürece sana hep dua edeceğim,
Bundan sonra mutsuzluk yüzü bilmeyeceksin,
Ne diliyorsan o olacak!" dedi
Ve kendi kadar güçsüz, kendi kadar yorgun,
Ama gözleri ona ışıl ışıl bakan o yaşlı amcaya tutunarak gitti.
O akşamın o saatinin, o dakikalarının, o saniyesinin,
Tam o saliyelerinde ben...
Allah ile tekrar barıştım.
Tövbe ve şükür ve teşekkür ettim.
Ne yapıyorsa gücümün yeteceğini biliyordu.
Zaten artık insan evlatları sandığından da hayli çoktu!
Ve ben...
Her zorluktan sonra çok daha güçlenerek yenilgisiz oluyordum.
Rabbim!
Doğru zamanlarda,
En azından başkalarıma,
Olmam gereken yerlerde,
Olabilmemi bari sağladığın için seni seviyorum
Ve sana bana sunmadıklarına rağmen müteşekkirim.
Hiç değilse birilerinin ömrüne gerektiğim kadar farz eyledim.
Teşekkür ederim.
Kendime dair yarınlı hayallerimin
Yanardağ ağzı ifrazlarına zaten lavlı kor ateşim.
Artık ölebilirim.
Sahi sen be annem
"Yüreğinden aka aka bana beni bırak da gideyim,
Zaten epeydir beni bekliyorlar!" dediydin ya!
Vazgeçtim bencilliğimden sonra aniden
Ve uça koşa gittin ya sen!
Sahi filmlerdeki gibi
Sana da bembeyaz tüller giydirdiler mi annem!
Hayattayken çok ağırdı ya omuz başı yüklerin
Sana taktıkları melek kanatların
Acıtmıyor değil mi
Omzunun küreklerini!
Annem…
Sahi sen mutlu musun ki oralarda?
Bu gece bari rüyalarıma dokun hele bir sen!
Söz...
Promilsiz gül kolonyaları dökeceğim,
Yastığımın bütün yalnızlık kenarlarına!
Ama bi gel sen…
Bir gel.
N'olur?
Yoksa pişman olurum
Sana bir bayram sabahı
Saçının tellerinden, ayaklarının uçlarına kadar,
Ayak parmağının son küçük tırnağına kadar
Öpe koklaya veda etmekten!
Pişman olurum sana veda etmekten!
Bak demedi deme!
Bunca vakit sonra
Bize bir bakayım deyip öylece gidemez, sağ salim ölemezsin.
Çünkü ben…
Çok fena özledim seni be annem.
Cemre.Y.

7 Aralık 2017 Perşembe

Dar Alanlar

…Dar Alanlar…
Dudağımın kıvrımına,
Artık akamayan, o yaş tanesini de,
İçime içime, içmedim yani.
Zaten bir vakitler okumuştum ben bu romanı.
Sonumuzu ezber çekmiştim yani.
O yüzden ta en başımızdan,
Öylesine çaresiz bir kabullenişle,
Ya "Eder" se, "Değer" demiştim hani.
Yine etmeme ihtimaline de
Hazırdı sarı sandığımdaki yara kabuklarım.
Güven kırığı derin yara alırdı kalp kamaramdan.
Batardık en çok, korkmuyordum yani.
Deli cesareti!
Neyse ki...
Çoktan kanıksamışım ayrılığı.
Yeni yaralarıma,
Eski kabuklarımı yapıştırdım oldu, bitti.
Sevgililer günün kutlu olsun sevgilim,
Ben senin yüzünden de
Şehrimin bir coğrafyasını daha sildim.
Beni iyi tanırsın.
Dar alanlar…
Fena boğuyor beni.
Cemre.Y.

23 Kasım 2017 Perşembe

Bazı Kadınlar Fena Severler!

…Bazı Kadınlar Fena Severler!
Bazı kadınlar, fena severler.
Ne yaparsan yap!
Ne yapmazsan yapma,
Hayata inadına yıllar yılı severler.
Gözlerinin içinden ,
Yüreklerine girebilmiş,
Bir çift bakışı…
Ömürlerine illa ki nakış ederler!
Cemre.Y.

5 Kasım 2017 Pazar

Anamın Gözleri

…Anamın Gözleri…
Şimdiler de faillerime
Bir meçhul olsun istiyorum ecellerimin
Oysa şimdiye dek...
Şimdiye dek...
Tam kırk yılım boyunca
Bir intihar gibi yitip gittim
Puşt olmuş sevdalarda.
Kuşluk vakti ayılmaya yüz tutan
Park köşesi kuytularımdan
Gözlerimi kaldırdım
Kirpiklerimden önce hep!
Bırakayım istiyorum bu sefer be bu sefer!
Kirpiklerim uyusun anı na!
Bu sefer gözlerim toprakta...
Bu sefer gözlerim bana en uzakta
Göğün atlasında sallanayım istiyorum
Rengim hep belliydi zaten
Kanımız herkese aynı akıyordu
Anama lazım olan kan rengiyse
Beyazdı beyazzz!
Trombosit koymuşlardı adını
Ay ayrı şavkıyordu,
Yıldızları ayrı akıyordu beyazdı
Kırmızıyı bulamıyorduk ki
Her an hiç akmayan
Damarlarında soluveriyordu.
Şimdi bana kimse bana
Sakın ha!
Fena yıkarım her yeri!
Provoke ırkçılıktan bahsetmesin!
Bayrağım gibi gitti anam!
Önce damarın alı gitti PH ından,
Sonra içindeki canları...
Trombosit nedir bilir misiniz?
Beklediniz mi bağış edecek
Bir tek ay ile yıldızı sabahlara kadar!
Şimdi kimse bana!
Ama renkler demesin!
Anamın gözleri kan kırmızıydı ölürken
Ayak parmakları ay ile yıldız beyazı!
Cemre.Y.

9 Ekim 2017 Pazartesi

Kırılıyorum


…Kırılıyorum…
Ben artık dost kalemlerimi bile 
Üç yemek kaşığı sevmeye mecburum 
Yoksa fena kırılıyorum!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...