30 Nisan 2017 Pazar

Demek Ki

...Demek Ki...
Şakır şakır yağmur yağarken,
Suların kesik olması gibi ironiktir yalnız olmak.
O gönül, o gönüle ulaşamıyorsa demek ki.
Cemre.Y.

Aşk Dediğin Şey Bir Varmış, Hiç Yokmuş


...Aşk Dediğin Şey Bir Varmış, Hiç Yokmuş...
Ne tuhaf başlıyor,
Ne tuhaf yaşanıyor...
Ne tuhaf bitiyor artık sevdalar.
Hani onu özlemeye bile!
Son gördüğün gününden
Başlayabiliyor insan.
Sinemaya gitmişiz ilk defa!
Genç aşıklar gibi sarmaş dolaş.
Aralarda kaçamak buluşuveriyor
Islak dudaklarımız.
En yakın zamanda buluşmak üzere
Sarılarak ayrılmışız ve bu...
Meğer, 
Bu bizim,
O son buluşmamız mış!
Bizim diyorum bizim!
O son buluşmamız mış!
Aşk... dediğin şey...
Bir varmış, 
Hiç yokmuş.
Ne tuhaf değil mi!
Cemre.Y.

29 Nisan 2017 Cumartesi

Herkes Kadar Herkes Mi Olacaksın

...Herkes Kadar Herkes Mi Olacaksın...
Bütün kara kışlarını,
Güneşle yamaladım ömrümün.
Göze gelir birkaç koca delik,
Kaldıysa da kusurum niyetine,
Güven atlasıyla kapatırsın belki,
Şefkat hamuruyla yapıştırırsın kim bilir?
Belki görünmez dışarıdan yaralarım,
İhanet hançerleriyle kanatamazlar ömrümü,
Beni bir kez daha öldüremezler belki.
Yüreğimin cehennem dağınığını,
Adam edebilecek misin, asıl sen ona bak!
İçimde sen oturacaksın nasıl olsa.
Yoksa kaçıp gidecek misin herkes gibi,
Herkes kadar,
Herkes mi olacaksın bana!
Seçim senin.
Cemre.Y.

28 Nisan 2017 Cuma

Gitmekle Başlıyorsa Bir Sevda

 
..Gitmekle Başlıyorsa Bir Sevda…
Seni, sen beni sevmezden önce sevdim ben,
Üstelik hiç zamanı değil ve gereği yokken.
Bütün olmazlarımı yıktığımı farkettiğimde,
Sen henüz korkuyordun sevmekten,
Savunmacıydın duygularına karşı,
Bir gün gidecektin ya
Gerek yoktu yüreğini sunmaya.
Gitmek’le başlıyorsa bir sevda,
Kalmayacağını biliyordum.
Zaten mümkünse kalmasındı artık hiç kimse,
Yaşananlar bitince gitsindi, kirletmeden hiçbir şeyi.
Öyle olmadı işte sen hiç gitme istedim benden,
Mümkünse sonsuzum ol istedim.
Sen, sevdin sonra...
Benim seni sevmemin güzelliğini mi,
Yoksa beni mi hiç bilemedim.
Ayırımına varamadım ben senin aşkının.
Ama önemi yoktu seviyordun ya!
Ben seversem güzel severim demiştim bir gün sana.
Öyle güzel ve yaşanası sevdim ki seni
Seni öyle uçurdum ki gökyüzüne
Sen, benim gökyüzümde olduğunu unuttun.
Sandın ki sen herkese aynı gökyüzündesin.
Sandın ki seni herkes benim kadar, benim gibi sever.
Gitmek’le başladı ya bu sevmeler,
Yolculuk hazırlıklarına başladın içten içe.
Gözlerin ve yüreğin bana olan sevdanı anlatırken,
Beynin ihtimaller hesabıyla boğuşmakta ise hala
Var git sevdiğim istediğin yere.
Yolun açık ve hür olsun.
Cemre.Y.

Eylül'üm

...Eylül'üm...
Eylül'üm…
Yüreğimin hazan mevsimindeki papatyası...
Yavrucağım...
Yosun gözlüm...kalbimin kardeleni...
İki gün sonra bayrammış, öyle dediler.
Benim bayramlarım;
Çocukluğumun kırmızı pabuçlarının kurdelesine,
Ağlayan naylon bebeğimin gelinliğine takılı kalmış ya!
Haberim olmadı,
Epeydir bayramları, başkaları hatırlattı hep!
Her bayramın ilk günü, annemle babam kavga ederlerdi.
Babam olan o adam, kumar paralarını
Bize bayramlık almak için harcamış diye,
Zehir ederdi bayramını annemin,
Zehir ederdi bayramımızı bizim.
Sırf bu yüzden bütün bayramlarım buruk geçti benim.
Bir yanım başucumda sabahlattığım
Bayramlıklarımın mutluluğunda,
Bir yanım annemin
Sızım sızım kanayan burnunun acısında.
Kırmızı üstüne beyaz çiçekli
Bir elbise beğendim sana bayramlık!
Aslında ilk sen beğendin o numune elbiseyi...
Alabilmek için değil mi bunca çabalarım, alacağım elbet!
Gücüm yetmezse alır anneannen,
Bayram çocuklarının en güzeli olmalısın ki
Bir tek gülüşünle aydınlansın dünyam…
Sen benim güneşimsin.
Senin varlığın kalbime yol gösteren o ilahi ışıktır.
O yüzden güneşli günlerde
Gülüşün gelir aklıma mutlu olurum.
O gün sen doğdun diye
Pazartesi günlerini hep sevdim ben!
Yine de kalbim acıyor,
Biliyorum sende çocukluğum gibi,
Buruk olacaksın her bayram,
Senin de bir yanın hep yarım kalacak benim gibi.
O güzel yosun gözlerin buğulu bakacak, gülse bile.
Soracaksın "O, gelmeyecek mi?" diye.
Keşke sormasan,
Sormasan da yüreğimi kanatmasan...
Hani o elbiseyi tam alacakken,
Bana ve anneannene dönüp;
"Vazgeçsem ben bundan ha anne'm,
Babamı alın bana!" dedin de
Hani annemle biz...
Hıçkıra hıçkıra ağlamıştık da sen,
"Olmazz, biliyorum ben,
Her gittiğimiz yere baktım!
Babalar hiçbir yerde satılmıyor" demiştin ya.
Keşke...
Bayram pazarlarında satılsa da,
Sana babanı satın alsam!
Keşke...
Elimde olsa da dünyayı önünde secde ettirsem...
Ama bilirim ki…
Ne yapsam ne yapmasam,
Sana asla gerçek bir baba olamam da, alamam da.
Cemre.Y.

Haklısınız Baylar Bayanlar

…Haklısınız Baylar Bayanlar…
Evet!
Artık haklısınız baylar, bayanlar!
“Hayat, artık bana da güzel!”
Eskiden...
Hayat öyle,
Hiç de bana güzel değilken...
Hatta her gece yatarken,
Uykuya gözlerimi kaparken,
“Bu son kapanış olsun no’lur Allah’ım!
No’lur!” derdim.
Hem de her gece...
Sonraları ara ara...
Beş yıl bu duayı etmedim.
Zaten aslında hepsinin,
Varlığıyla yokluğunun toplamı buydu.
Oysa ben...
Kucağımda o minnacık kraliçemin,
O zamanlar mavi olan boncuk boncuk gözleriyle,
Bayramlarda ona sadece…
“Baba!”almamı dileyen,
Yalvaran bakışlarıyla baş başa kaldığımda,
Henüz tam tamına yirmi altı yaşımdaydım.
Daha milletin evlenmeye mecali olmadığı yaşta yani!
İşsiz, beş parasız ama tek kuruş!
Nafaka istemeyecek kadar da gururlu!
Hala o ezik günlerimi anımsadığımda,
Bir yandan anam;
“Sen olmasan ben burayı kirayı verirdim.” der,
Öte yandan onlar,
Sırtımda yirmi beş kiloluk
Kömür çuvalıyla evime ulaşmaya çalışırken,
Mercedesleriyle bana kah kah gülerler...
Evdeki karılarına bana dair iftiralar atarlar!
Bunu mahalleye yaymaya çalışırlar,
Hatta bana...yüzüme!
“Bu mu saltanatın a kadın, oysa benim olsaydın!” la başlayan
O fütursuz cümlelere hep cevabım;
"Buydu benim de saltanatım!
Tam sekiz yıl…
Sadece azalarıma değil,
Sol yanıma da,
Hayır! çekmek."
Hayat o zaman da dediğiniz gibi,
Bana hep tercihlerimle, namusumla "Güzel!”di yani.
Sonrasında...
Hiç değilse zaman zaman kendi dileğimle
Sol yanımdan yine yaralansam da hep aşka inandım!
Satmadım sizler gibi, beynime, yüreğimi!
Oysa...
Oysa daha ilk gençlik çağlarımdan beri
Barış Manço’nun
Sakız hanımsız kalan o Mahur bey’ini bekliyordum ben.
Taaa o zamanlar bile her sabaha uyanmak dilemez
Ancak her sabahına yine uyanırken,
Yüzümde bir tebessüm belirirdi ki sormayın gitsin.
Sanki bütün lunaparklar bana bedava!
Mahur bey!
Çıkacak ya illa karşıma!
Çıkmadı gitti!
Evet!
Artık haklısınız baylar, bayanlar!
“Hayat, artık bana da güzel!”
Hala sol yanımdan girebiliyorlar ya onlar
Yüreğimden içeri...
Onu, o Mahur bey sanıyorum illa ki, günahsa benim, size ne!
Cemre.Y.

Derin Yaralar Alınca Güven Kamaran'dan

...Derin Yaralar Alınca Güven Kamaran'dan...
En ilk...
İncecik bir çatlak oluşuyor
Kristal kalbinin güven duvarında.
“Hani!” diyorsun
“O, biri bari!”
Seni, sarıp sarmalasa…
Korusa, kollasa, savunsa!
Sen dağıldığında, sadece ona dağılsan.
Akmasan dışarıya.
Sızmasan hani!
Bilmese!
Ondan başka hiç kimse,
Senin de dağılabildiğini!
Uçuşmasa ya gökyüzüne,
Milyonlarca, kristal kalbinin parçacıkları!
Bilmese!
Hiç kimse...
Bilmese.
Ona böylesi dağılabildiğini,
“Kol kırılsa, yen içinde kalsa…”
Dağıldığında, toplandığında,
Sadece...
O olsa!
Olmuyor işte!
Zorla değil ya!
Derin yaralar alınca güven kamarandan,
Batışa doğru yol alıyorsun zamandan!
Ve artık bir daha asla güvenemiyorsun!
Hem de hiç kimseye!
Güven yoksa, aşk'da yok oluyor.
Benden başkaca herkes,
Gökyüzüne her baktığında,
Onları birer yıldız sanıyor!
Oysa o semada, kalbimin zamanlar arası,
Evrene savrulmuş can kırıkları'ydı onlar!
Bazen...
O can kırıklarından biri kayıveriyor ansızın,
Onlar, her ışıltıyı yıldız sanıyorlar!
Denk gelmişlerse es kaza birine bile,
İlla ki aşk’a dair bir dilek diliyorlar!
Oysa ben...
Birilerine...
Bir kere daha ölüyorum
Bilmiyorlar!
Cemre.Y.

Bugün Senin Doğum Günün A Kraliçem

...Bugün Senin Doğum Günün A Kraliçem!...
Bugün...
Senin...
Doğum günün,
A Kraliçem!
"Bugün senin doğum günün..."
Ne de kolay bir cümle değil mi?
Hem de ezberlenmesi, hiçbir dilde zor değil!
Öyle basitçe, 
Lirik bir aksanla söyleniveriyor işte!
Hatta yine aynı liriklikte, 
Basitçe de bir cevabı var.
"Doğum günün kutlu olsun." diyorlar.
Oysa...
Bugün...
Senin...
Doğum...
Günün a kraliçem!
A ciğerimin ilk çiziği!
A yosun gözlüm!
A yüzü gül yüzlü güneşim!
A dudağının kenarı gül kıvrımlı gamzelim!
A benim en sevdiğim, tek pazartesim!
Sen hele bir doğ yeter ki.
Nasıl da doluşur etrafın,
Heyecanlı kalabalıkların 
En ortasına alıverirler seni.
Ben, sıramı beklerim.
Öyle kolay mı?
Bugün...
Senin...
Doğum...
Günün a kraliçem!
A ciğerimin ilk çiziği!
A yosun gözlüm!
A yüzü gül yüzlü güneşim!
A dudağının kenarı gül kıvrımlı gamzelim!
A benim en sevdiğim, tek pazartesim!
Merak etme!
Doğduğun andan itibaren ömrünce,
Tek başına da kalacaksın,
Çokça kalabalıklarla da.
Hiç unutma! 
Ölürken bile, belki tek başına,
Belki de kalabalıklarla ölür insan.
Sadece sen doğarken,
Seninle aynı anda,
Aynı milyonlarca duyguyu, 
Aynı hissi yaşayan bir tek insan vardır.
Annen.
Merak etme!
Nasıl ki dünyaya gözünü açana kadar
Her anında, içten içeriyse sana,
Senin her doğduğun günde,
Kimsen olmasa bile etrafında,
Annen sanki o günmüş, o anmış, o saatmiş gibi,
Aynı sancı ve korkuları çekmekteymişcesine,
Sen kalabalıklara karıştıktan sonrayı beklemekte!
"İyi ki doğurmuşum seni 
Kraliçeemmmm!" demek için!
Çünkü, benim evim sensin.
Belki bundan sonran da olamam,
Uğruna,
Bahtımdan, tahtımdan, 
Bana dair her şeyimden seve seve vazgeçtiğim.
Sakın unutma ha!
Senin için varsam, 
Ben cennetimden bile vazgeçerim.
Cemre.Y.

27 Nisan 2017 Perşembe

Güvenemiyorum

…Güvenemiyorum…
Senden sonra, artık, bıkmadan, usanmadan,
Söylenilen, her sevgi sözcüklerine inanmıyorum!
Sabra ve sükuta inanmıyorum!
Sesteki o güven dolu, ahenge de inanmıyorum!
Gözlerdeki...
O anlamlı ve derin, bakışlara, inanmıyorum!
Ellerdeki heyecan dolu tere,
Titreyişlere, inanmıyorum!
Sarılıştaki korunulma hissinin, sevincine,
Hala inanmıyorum!
Tendeki o eşsiz kokunun varlığına,
Ruhların uyumuna da inanmıyorum!
Ama artık inandığım tek, kesin bir şey var,
Herkes bir gün gider.
Hayatıma dokunmayı,
Beklediği kadar bile, dayanmaz ömrüme!
Durmaz bazen bir tek kişinin,
Ömrüme hayatımdaki varlığı.
Yıldız kayar gibi,
Birer dilek ötesini,
Geçmez, geçemez varlığına daimliği…
Yanar, söner, geçer ve gider…
Çünkü sayende artık,
Hiç kimseye, artık güvenemiyorum!
Cemre.Y.

Benden Bile Gidebildi Ya Helal Olsun

…Benden Bile Gidebildi Ya Helal Olsun…
Senin göremediğin gerçekler var.
Sen anneciğini erken kaybetmiş biri
Olarak değerlendiriyorsun bu olayları.
Yani bir nevi platonik aşk gibi.
Ne kadar hayal edersen
O kadar büyüyor gönlünde.
Yücedir elbette bütün anneler gibi.
Bende aslında anacığımı
Çok erken yıllar önce kaybettim.
Bir ağa kızına yakışmayacak derecede
Erkek olamadan kız evlat olduğum anda.
Yani doğduğum anda.
Oysa kızımın babası ile biz
Bir başka hatun için ayrıldığımızda
Henüz bir buçuk yaşındaydı.
Babası ölmemişti ama yeri geldiğinde
Mahallede çocuklarla oyun oynarken
Ona yenilen çocukların
"Piç!" suçlamalarına ağlayarak
Babası ile benim nikah fotoğraflarımızı
Göstermişliği de vardır.
Yeşilçam filmlerindeki gibi.
Yani babası yanında olursa ancak
Piç olmuyordu çocuklar.  
Senin bu dediğini,
Yani hep var olan son hayalimi,
Aslında daha geçen yıl
Vefat etmiş anacığımın,
Ben onu yıllar yılı en büyük aşk ile
Sevmiş olmama rağmen,
O, bir tacizi esnasında babayı
Benimle yakalamasından sonra
Beni tamamen yok sayması,
Hatta hiç doğmamış olmamı
Var sayması ile aradan geçen
Yıllar sonra beni ancak işim,
Gelirim ve başka her şeyimi
Onun rahat bir şekilde gidebilmesi için
Vazgeçtiğimi görebildiğinde nihayet!
Beni çok seven bir annem oldu.
Yani doğduğum andan itibaren,
Tam kırk yıl sonra.
Benden gittiği gün,
Gitmeden birkaç saat önce
Tamamen sevdi annem beni.
Kızıma gelince onu ben
Bende ilk hissettiğim anda sevdim.
Hatta cinsiyetini bilmeden
Aşık oldum ona.
İsteyerek ona ağır bir yük yükledim.
Onu aynı zamanda bana,
Annem olması için eğittim.
Babasını, bütün sülalesini ona
Seferber ederek,
En azından sevgi anlamında
Yanında olmaları için zora koştum.
Bazen işime gelmese de verdiği tepkilerle
Gerçek ve bilinçli bir birey olarak yetiştirdim.
Yani kızım ve sen...
Biriniz annesiz, diğeriniz babasızdınız!
Benim ise ikisi birden yaşıyordular.
Ama hiçbiri yoktu yıllar yılı.
En erken hiç gitmemesi gerekense
Daha beni yeni sevmişken gitti.
Baba ise sanırım asla ölmez.
En azından beni gömmeden.
Bir de böyle bak hayata.
Sende karşı cinsime ilk defa
"Babam!" diyerek sımsıkı
Sarılabilmemin öz güveni var!
Kızıma bir de bu pencereden bak!
Ben her baktığımda
Onu yeniden ilk gördüğümde
İlla ki alnının ortasından öpüyorum.
Benden bile gidebildi diye.
Cemre.Y.

Büyüyorsun

…Büyüyorsun…
Şimdi senin yanında olsam,
"Annem, bana neler oluyor bilmiyorum ama...
Tut ellerimden, sımsıkı sarıl bana." derdin!
Şimdi ben yanında olsam, ellerini tutup,
Sana sımsıkı sarılıp, saçlarını öpe öpe...
"Eh be yavrucağım, büyüyorsun ve büyümek...
Umduğundan daha da çok...
Çok sancılı ve çokça da ağrılı bir şey!
Yaşın geçse de bu değişmiyor” derdim.
“Bak, ergenlik zamanlarına, büyürken nasıl da ağrıyordu,
Eklem yerlerin ve kasların ve kemiklerin,
Şimdi bunca zaman sonra,
Tabi ki kalbin de hala acıyorsa,
O da ne yazık ki hala büyüyor” derdim!
"Şaşırdın değil mi,
Yazık ki kalpler de hep büyüyor yavrucağım!
Tek bunu demediydim sana, seni büyütürken!
Tek bunu demek istemediydim hiç!
Belki...
Hatta dahası…
En büyük dileğim buydu hayatına...
Sen bari, içinde,
Sadece iki yürek, tek sevda kalmalıydın.
Yüreğinin tam orta yerine tercih ve ihanetleri...
Yalanları, riyaları ve bütün bu soytarılıkları,
Hapsetmek zorunda kalmazdın!
Belki...
Büyümek zorunda kalmazdı,
Senin bari, kalbin ve yüreğin de...
Yüreğin bunca yaralanmazdı, senin bari!
Ama unutma sakın!
Ben seni hala ve hep seviyorum.
Uykuya dalacağım zaman,
Her gece ben hala,
"Seni çookk seviyoruuummm."
Ama yürek bu!
Aşkı özler.
Dualar ediyorum her daim sana,
"Aşk seni, sen aşkı, sıfırsız çarpasın,
İyi ki doğurmuşum seni yavrucağım!"
Cemre.Y.

Kara İnci Tanesi

...Kara İnci Tanesi...
Ruhumun sevgilisi, gözyaşı tanesi…
Senle ben!
Aynı gök kubbenin iki ayrı bulut öbeğiydik.
Herhangi bir bahar melteminin güneş ışıltılarında,
Olanca yumuşaklığıyla buluşurdu dudaklarımız.
Kasım lodoslarında kavga eder,
Uzaklaşırdık bizden, birbirimizden.
Biz uzaklaştıkça,
Güneş görünürdü ardımızdaki sızıdan da
Sanırlardı ki bahar gelmiş bizim ayrılığımıza!
Köydeki merada koyunlarını otlatan bir çobanın
Binbir hasretle kavuşmayı beklediği
O kurtuluş anı gibi,
Birimizden biri,
Yenilmeden ama birbirimizi yenmemiz gereken,
İstanbul gibiydi aşkımız!
İstanbul kadar, gizemli, gizli ve yasaklı üstelik!
İçinde yedi tepesinin yedisi birbirine hasret,
Karşıdan özlemle bakarlar dururlar birbirlerine hep.
Oysa birleşsek bambaşka bir şehr-i diyar olurduk ya.
İstanbul gibiydi aşkımız!
Ruhsuz ruhları barındıran, hüzünleri, kinleri saklayan,
İhtiras ve yersiz tutkuları, kıskançlıkları saklayan
Aldatmayı ve aldatılmayı ışıklarına hapseden!
Öylesine boğucu, sıkıcı,
Aman bir an önce kurtulunması gereken.
Senle ben!
Aynı gök kubbenin iki ayrı bulut öbeğinin içinde gizli,
İki ayrı çiy tanesiydik.
Biz gittik!
İstanbul’dan gittik, bizden gittik, bittik de,
Okyanusun tam ortasında buluştuk gizlice…
Sadece iki şansımız vardı be,
Ruhumun sevgilisi!
Ya yağmur damlası olacak, yağacaktık,
Dokunacaktık hiç yoktan
Bambaşka tenlere ve hayatlara,
Ya bir tek damla gözyaşı tanesi olacak,
Öylece sessizce suya karışacak,
Belki bir yunusun sesi olacaktık bir hıçkırık gibi
Ya da bir istiridye içinde yıllarca oluşmayı bekleyen,
Tek bir kara inci tanesi!
Kimse…
Hiçbir şey bilmeyecekti yine.
Sen,
Yağmur damlası olmayı seçtin!
Bense bir tek gümüş halkanın içinden akan yaş tanesi.
Bir tek ruh bakışı attım sana oysa suskundum.
Sadece sen gördün o suskunluğun acı çığlığını!
Hoşça kal.
Rüzgarım, bulutum, güneşim, sabahım, gündüzüm.
Hoşça kal.
Papatyam, gelinciğim, denizim, yaprağım, kar tanem.
Hoşça kal.
İstanbul kadar nefesim,
İstanbul kadar ruhum!
Sevin…
Sen bambaşka bedenlerden ayrı birer nefes alırken
Ben öldüm…
Ve korkma!
Zamanı geliyor o kara inci tanesinin,
Bilinir kıymeti, ederini ve değerini bilen elde ve yürekte.
Cemre.Y.

Eksiktir Bir Şeyler

…Eksiktir Bir Şeyler…
Kendi dudak izlerinden
Öpüyorsan hala hayatı...
Ya yoktur…
Ya da eksiktir hala bir şeyler…
Cemre.Y.

26 Nisan 2017 Çarşamba

Don Kişot

...Don Kişot...
İçimdeki o küçümen kız çocuğun,
Rengarenk...
İlk ve tek ve son,
Uçurtmasını,
Bileklerime bağladığım ipinden bile,
Uçurmuşken ben.
Çoktan beridir rüzgar,
Esmesini istedikleri gibi esse de!
Onun bir gün...
Bileğimize konacağını hayal ederek!
Geçti, ilk gençliğim.
Sonra, sonra...
Okuduğum kitaplarla akıl tutulması yaşadım.
Bir rüzgarla zorlu bi yarışa katıldım.
Bir Aldonzo olacak kadar aptal değildim elbette,
Ama belki de!
Kaderimi baştan yazdıracak bir...
Rositanete!
Olabilirdim.
Olabilir di/k!
Meğerki kader çarklarıyla,
Türlü orospuluklarıyla oynayamayaydı hiç kimse!
Sana daha ergenliğimi,
Sana daha ilk gençliğimin can kırıntılarını,
Sana daha ana oluşumu ki
Sonrası ezik hatıralarımı anlatmayacağım ey hayat!
Var sen beni ilk boğmaya çalıştığın yerde kal...
Sağ kalabilirsen eğer!
Ukalaca bütün var sayımlarını dinleyeceğim söz!
Ha bu arada,
Bütün bu hikayem değil beni yarlı yaramdan kanatan!
Selam olsun sana
Ey Allah!
Ey Rab!
Ey Yaradan'ım.
Varsın.
O kesin de.
Hiç bu duamı kabul etmedin,
Onu da biliyoruz da!
Evladıma lan!
Ne diye o zıkkımı yar ve yaren gösterdin?
Hiç oturamadığımız o lüks evlerce
Nedir ki bunca haksız rekabetin?
Yak madem evlat!
(Nolur ki, kimsen yaktırmasaydı,
Ama madem kabul dua saymadı.)
Çoktan yanıktı zaten benim!
Unutma!
"Her halinle ben, ölsem bile yanındayım!
Merak etmiyorum sensiz,
Ne cenneti,
Ne adı batasıca cehennemi,
(Ki çok üşüyorum bugünlerde)
Ne de arafı!"
Hani babaannene çok kızıyorsun ya bu aralar,
Beni görüyorsun ya onda da!
Kızımı...
Hayırlısıyla,
En hayırlı yerlere yerleştireyim de...
Bizde bu kadar evlat!
Bizden bunca...
Evlat...
Öpüver şefkatinle,
Sana yemin,
Sana kerat cetveli ezberi kadar billa!
Gelecekler billa lan!
Bana, bi kere sonsuz inan!?
Cemre.Y.

Yeterince Sevilemiyorum İşte


…Yeterince Sevilemiyorum İşte…
Oldum olası beceremem bu işleri
Baksana yine yüzüm gözüm
Çikolata yemiş yaramaz bi çocuk gibi
Yalnızlık lekesi...
Yeterince sevilemiyorum işte!
Cemre.Y.

25 Nisan 2017 Salı

Peki Ben Bunca Delirirken Sen Nerelerdeydin?

...Peki Ben Bunca Delirirken Sen Nerelerdeydin?...
Bir şelalenin arkasındaki mağaraya saklandım saatlerce…
Oradan seyrettim, şelalenin diğer yanında akıp giden hayatı.
Biliyordum o hayatın içinde bir yerlerde ben vardım, her yerde,
Herkeste ben vardım ve o “ben”i bulup geri almalıydım.
“Varlığını hissetmeye,
Sevgini bilmeye ihtiyacım var” dedim boşluğa…
Önce hiç çıt çıkmadı,
Sonra sesim yankılandı mağaranın dehlizlerinde.
Cılız bir haykırıştı, bana bile yabancılaşmış,
Sanki benim dudaklarımdan hiç çıkmamış gibi geri döndüğünde!
Saatlerce kaldım orada akşamdan
Sabahın ilk ışıklarına kadar…
Ne uykum geldi, ne acıktım, ne susadım ne de ağladım.
Hep sallandım sallanan koltuğumda önce yavaş yavaş…
Sonra olanca hızıyla…
Bir görsem kendimi
Çekip alacaktım kolundan tutup şelalenin arkasına…
Bu metcezir son bulduğunda
Bende bulmuş olacaktım benden kaçan “ben”i….
Beynimin, yüreğimin, bedenimin ihtiyacı vardı bana…
Biraz daha hız verdim sallanan koltuğuma…
Önce yavaş yavaş sonra hızla…
Biraz ileri, hızla geri, biraz daha ileri, çok daha hızla geri…
Sonra sallanan koltuğumla beraber
Gidebileceğim en geride buldum kendimi.
Giderken bile yolum engellerle doluydu..
Önce fayans sehpanın sivri köşesinde hissettim kafatasımı
“Çaattt” diye bir ses..
Ne yıldızlar ne ışık…
Ne dostlarım ne arkadaşlarım, ne ailem ne kızım, ne de sen..
Sadece sonsuz gibi gelen bir karanlık…
Sonra parkelerde hissettim kafatasımı “küüüttt” diye bir ses…
Ne şelale, ne mağara, ne dehliz, ne ben…
Sadece sonsuz bir karanlık!
Ucunda tek bir sızıntı ışık bile yoktu…
Şelalenin suları döküldü yerlere
Kafatasımdan ve göz pınarlarımdan…
Ama olamazdı,
Yalnız ölemezdim ben…
Hem de en çok bugünler de
"Ölmiycem ben her şey güzel olacak” diye
Bir masal tutturmuşken…
Topladım şelalemin çağlayanlarını
Sallanan koltuğumla beraber aynı hızla kalktım yerimden.
Yerdeki süzülen kanları sildim önce güzelce.
Kafa tasıma kolonyayla pansuman yaptım
Biraz yarıktan bir zarar gelmez,
Hem belki bulursam “ben”i hem daha kolay giriverir içeri.
Gözümün yaşlarını soktum geri göz bebeklerime…
Yine başladım kaldığım yerden önce yavaş yavaş…
Sonra hızla …
Biraz geri, hızla ileri, biraz daha geri, çok daha hızla ileri…
Sonra sallanan koltuğumla beraber
Gidebileceğim en ileride bulacaktım kendimi
Bu sefer yüzüstü çakılacaktım yere…
Tamda o anda camları sonuna kadar açık penceremden
Koskocaman bir nefeslik bir rüzgar girdi içeri…
Savruldu evimin perdeleri, açılıp kapandı evimin kapıları…
"Birazdan fırtına kopacak” dedim kendime.
Rüzgar bir dehşet savurdu önce
Sonra usulca sadece ellerimi okşadı perdelerimle…
Yavaşça kalktım sallanan koltuğumdan,
Camdan baktım, karanlıktı, yıldızlar vardı.
Atabilirdim ya kendimi usulca rüzgara minnet.
Rüzgar dokundu yüzüme, gözüme,
Yanaklarıma, omuz başlarıma…
Korkmadım, ağlamadım rüzgar benle konuşurken…
""Ama olmaz!
Yalnız ölemezsin sen.
Hem de en çok bugünlerde
"Ölmiycem ben…her şey güzel olacak” diye
Bir masal tutturmuşken…
Tamam cam açık kalsın ama kapat perdeleri,
Birazdan gün ışığı gelecek rahatsız etmesin seni.
Ben rüzgarım, söz veriyorum sana
Bundan sonra…
Hep yardım edeceğim, koruyup kollayacağım,
Sarılacağım kimse sana sarılmadığında,
Hadi şimdi yat dinlen biraz”" dedi ve…
Usulca yatırdı beni yatağıma…
Bir yastık tutuşturdu elime
“Kokla onu, sarıl ona…
Sen bu yastığın terinin kokusundasın” dedi.
Ben uyuyana kadar da
Okşadı ellerimi, kollarımı…
Omuz başlarımı da öpüverdi.
Peki ben bunca delirirken sen nerelerdeydin?
Şimdi topla bütün anılarını, pılını pırtını
Bir şelale bul kendine
Hayatımdan "Defoll, git, derhal!
Duymuyor musun?
Defooll...Giiitt…Derhaaall!"
Cemre.Y.

Ölmedik Ya

…Ölmedik Ya…
Oysa bana sadece sarılıp,
Sımsıkı sarılıp uyuyabilmeliydin!
Sonrası dokunurdu hayatımıza.
Ölmedik ya!
Cemre.Y.

24 Nisan 2017 Pazartesi

Şair Adamı Sevmek…Şiir Kelamlı Kadına Yakışırdı


...Şair Adamı Sevmek…Şiir Kelamlı Kadına Yakışırdı...
Şair adamı sevmek….
Uzun zamandır gitmediğin kırlarda yolculuğa benzer.
Her yeni gördüğün çiçeği dikensiz gül sanırsın önceleri.
Her bastığın toprağıysa sapasağlam!
Yemyeşil çimenleri koşuştururken sen…
Yılanları, çiyanları aklına bile getiremezsin.
Hele köy çocuğu değilsen!
Bütün şiirleri, sana yazıldı sanırsın önceleri…
Bütün renkleri, sanadır dünyanın…
Hayat sana güzeldir yani.
Bazen köy çocuğu olduğunu bile
Unutup şaşarsın.
Hele artık, şehre haylice de büyümüşsen…
Bütün çiyanlar öldürüldü sanırsın!
Bütün yılanlar ve yalanlar artık yok!
Oysa…
Şair adamı sevmek…
Hiç yazılamadığın şiir olmak sanırsın.
Ne de çok yanılırsın.
Birazcık şiir'le yaşasaydı yüreğin,
O yüreğin daha önceleri nice ezildiğini görebilseydin,
Şiir etmeye çabalamak olmazdı tek derdin.
Hatta çok zamanlar…
"O'nun tek bir şiiri olmayayım da,
Son'u olaydım ya!" diye
Dualar bile ederdin.
Şair adamı sevmek…
Şiir kelamlı kadınlara yakışırdı ancak!
Hani onlar derler ya hep!
"Varlığını da ayrı severim,
Yokluğunuysa apayrı."
Ki bu sadece şiir kelamlı kadınlara müstesnaydı!
Şiir kelamlı kadınların…
Şair adamı sevmek için,
Onun güzel bir gülümseyişinden başka,
Yoktur başkaca hayalleri.
Kendi gülümseyişinin o son an'ı…
O'nun başka hayalleriyle dolu olsa da!
Ondandır belki…
Hala inadına…
Sarı sandığına kara kaplı o derin dehlizleri.
O bir tek şair adamı, hep bir başka sevmeleri.
Yoksa ne şair yaşıyor artık…
Ne şiir kelamlı kadının şiiri aynı uyaklarda.
Her şey…
Aşk'lara hala inanılan
Eski siyah beyaz bir Yeşilçam repliği şimdilerde…
Artık ol/a/mayan "O!"
O, Agora meyhanesinin
Artık sıvası dökülmüş
Üzerine aşk'la yazılmış isimleri yer yer sökülmüş
Duvarlarına fırlatılmış birkaç boş kadehten ibaretti.
Arka fonda hıçkırıklı bir replik!
"Kırıklar benden usta!
Sar gövdeme!
Bitti
Gitti!
Bir daha mı?
Böylesi, aynısı "Sevmek?" mi!
Aha ha haaaayyyy!…"demiyor kimseler ben gibi!
Zira!
Ben!
Kopyasız ve yedeksiz severdi'm.
Onlar, her seferinde
Beni de öldürüp intihar ederlerdi.
Cemre.Y.

23 Nisan 2017 Pazar

Ez çî bikim tû birnabé… (Ne Yapayım Unutulmuyorsun)

…Ez çî bikim tû birnabé… (Ne Yapayım Unutulmuyorsun)…
Akşam akşam, bir cümle okudum.
Şiir dizeleri benim için kıymetli, pahasız birer hazineli,
Öğretmen bir dostumun şiir dizelerinin en sonunda...
"Ez çî bikim tû birnabé" diyordu.
Okudum ama diğer bilmediğim bütün diller gibi kürtçe de bilmiyordum ama...
İçimi, şiirin ön dizelerinden apayrı bi kavurdu bu son cümle,
Sanki uzun zamandır unuttuğumu,ya da unutmak için onca yorulduğumu,
Aniden duyduğum yabancı sözlü bir şarkının melodilerinde,
Yeniden anımsamak gibi ışık hızıyla mıhlandı içime!
Kürtçe olduğunu biliyordum ama aradığım bütün çevirilerde,
Ruhumun içindeki kelimelerin çevirimi değildi,
"Ya kırarsam."diye korkarak sordum ona, şiirinin altında, yorum içinde...
Anlamı da mıh gibiydi, tam tahmin ettiğim gibi!
"Ne yapayım unutulmuyorsun."
"Ne yapayım unutamadım."demekti,
Ama yine de bu Türkçe cümlenin tam ruh çevirimi öyle,
"Ez çî bikim tû birnabé" cümlesini okuyunca hissettiğin gibi,
Öyle tam da "Ne yapayım unu tul mu yorsun."
"Ne yapayım unutamadım." değildi.
"Ez çî bikim tû birnabé" yi demeliydi bağıra çağıra,
Yani dudaktan kalbe hissetmekti aslolan!
Acıydı!
Öylece, kendi dilinde, kendi lehçesinde seslenmeliydi ki ruh sahibini tanısın!
Ha sahi bir cümleye hapsoldum, ben hapsolurken sizler unutmayın he mi?
Türkiye'm bir coğrafya ise içinde nice millet, nice etnik kökenler barındırmakta!
Türk, Kürt, Laz, Çeçen, Gürcü...vs.vs.vs.&
Halefi, maliki, Şafii, Hanbeli…
Ya da indirgenmiş hali ile vurdurulmaya çalışılan,
Sünni, Alevi...Ha bi de gavur neslii!
Bizi ilgilendirmiyor yani.
Peki neden, son cümlenin Türkçe'sini bu yazıyı okuyana kadar,
Kaç kez öğrendiğiniz halde sizde en sonunda,
"Ez çî bikim tû birnabé" yi defalarca hissettiniz!
Buradan alınacak ders şudur ki,
"Siyasetiniz sizin olsun aga, biz ne güzel şiirleşiyoruz!"
Cemre.Y.

Şehirlere Bombalar Yağarken

...Şehirlere Bombalar Yağarken...
Her patlamanın ardından milyonlarca insan terörü lanetliyor,
Milyonlarca insanın canı yanıyor,
Hatta devlet baba bazen vicdana gelip milli yas ilan ediyor!
Bir gün, sadece bir gün bütün,
İnsanlar acıyı sonsuzmuş diyerek paylaşıyorlar!
Bir gün boyunca sayfalar karartılıyor, profil resimleri değiştiriliyor!
Ki eğer o bir günde de normal hayatına devam etmeye çalışan,
Bütün profillere de tü-kaka deniyor!
Sanırsın artık bundan sonra hep böyle duyarlı kalacaklar!
Ertesi gün...
Günaydınlar, karikatürler, şiirler, şakalar gırla gidiyor,
Daha dün acıdan ölüyormuş gibi yapanlar,
Normal geyik muhabbetlerine geri dönüyor!
Ben ise uzun zaman önce bıraktım,
Gerçek acılarımı sanal dünyaya ilan etmemeyi,
Sanırım en son annemi sonsuzluğa yolcu edişimin yedinci günüydü,
Ciğerimin yırtılışını yüreğimden taşırıp yazdığım.
Sonra baktım ki çoğu insan meğer başkalarının acısından besleniyormuş,
Yüzüne acını paylaşıyorum derken,
Arkandan bıktık bunun acısından deniyormuş.
Senin acılarından kendisine şükür vesilesi yapıyormuş,
Senin çektiğinin ona gram hüznü yokmuş!
Ondan sonra bir karar verdim.
İçimin içini hiç kimse tam olarak kestiremeyecek.
Dün, İstanbul'umun orta yerinde,
Beşiktaş'ta patlama oldu değil mi?
Tek satır paylaşmadım, sanal alemlerde diye, umursuzum he mi!
Dün benim kızım oradaydı.
Arkadaşlarıyla kahvaltıya gitmişti,
Birlikte vakit geçirmek için orayı tercih etmişlerdi.
Korkumdan arayamadım bile...
Onca insan parça parça kaldırımlara yayılırken kızıma,
"Sana bir şey oldu mu?
Sana bir şey olmasın." cümlesini kurarım diye.
Ama siz varın bugün gün boyu terörü lanetleyin.
Siz varın bugün salya sümük ağlayın sayfalarınızda.
Ne de olsa güncel olay güncellemesindesiniz,
Beğeni rekorları kıracağınız cümleler ve taziyeler bunlar!
Yarın sabahtan itibaren hepsini unutacaksınız nasıl olsa!
Ben mi?
Varsa birkaç umutlu cümlelerimi yazarım,
Varsa birkaç şiirimi paylaşırım.
Varsa birkaç sevgi cümlelerimi kurarım.
İçimde yaşayıp durduğum,
"Ya o anlarda kızım hala orada olmuş olsaydı." nın,
Kabuslu ihtimallerine çıldırmak hallerimi içimde tutarım.
Ölen onca insanın ailelerinin, sevdiklerinin,
Ne halde olduğunu sizler yarın unutacaksınız!
Ne halde olduğunu sizler yarın unutacaksınız!
Rabbim rahmet eylesin.
Onca yaralı insanlar iyileşmek için nice acılar çekecek,
Sizler yarın onu da unutacaksınız.
Ben sadece bir gün duyarlı olamıyorum.
Duygu benim içimde.
Şehirlere bombalar yağarken, şiir yazıyorum her gece.
Size kolay gelsin.
Saygılarımla,
Cemre.Y.

Yüzün Ezberimde

…Yüzün Ezberimde…
Yüzyıl olmuştur belki,
Birinin gözlerine,
Susarak bakıp da derin derin...
Sonra gözlerimi kapatıp,
Parmak uçlarımla,
Yüzünün her hücresine,
Sanki,
"Kör olursam da,
Onu bir daha göremezsem." diye
Ezberlemek istercesine dokunup,
Ruhunu bile ezberime çekişim,
Gözlerimi suskunca açtığımdaysa...
Zamanın zamansızlığına yutkunup öylece...
Öncesinden kendi duygusuna ihbarsız,
"Bende seni çok seviyorum hatun!" denmeyeli!
Evet şimdilerde,
Hala da "Kör" değilim amma!
Artık, astigmatlı gözlüğüm yoksa,
Tam gör-e-mi-yor-u-m hiç kimseyi!
Oysa gözlerimi kapattığımda kendime bile
Tas tamam kusursuzum.
Yüzleriniz bayım!
Bayım ruhunuz!
Hala her zerreniz hatırımda.
Hele göz pınarlarınızdan
Dudak kenarına çoşan yaşlarınız!
Hala parmak uçlarımda.
Şimdi hepsi...
Bana dair yalanlarınızla boğulmakta!
Ben daha kime, neden, nasıl, güveneyim.
Epeyidir, ben, kendi yüzümü
Kendime, ezber çekiyorum.
Bari kendimi unutmak zorunda kalmayayım.
Cemre.Y.

22 Nisan 2017 Cumartesi

Saçlarının Kokusu

…Saçlarının Kokusu…
Bu sabah saçlarının kokusunu çektim nefesime!
Demiştim sana ilk gittiğin gece
Sen beni artık
Duyamazken.
“Uykundan öperim seni çocuk!
Saçlarından burnumun direğine,
Yüreğimin tellerine akar kokun.
Ruhun duyar da,
Ciğerin ve yüreğin asla duymaz!” diye…
Saçlarının telleri zambak kokuyordular,
Burnunun ucu ise leylak!
Sen kokuyor
Senden sonraki her nefesim.
Yarın yine nasılsa şiirim olacaksın!
Bu gece gitme!
Nasılsa artık,
Sen kokuyor
Senden sonraki her nefesim.
Cemre.Y.

Yaşamış Var Saydım

...Yaşamış Var Saydım...
Sevgiliimmm...
Kaçıncı yüzyıldaydık hatırlamıyorum ama
Kılmıldandıkça gıcırdayıp duran
Yayları, gecenin cümbüşüne
Oynak hayaller kurduran,
Başlığı oyma demir işlemeli,
O eski karyolada var mıydık biz?
Bence vardık!
Sevgiliimmm...
Bembeyaz oymalı gergef işlemeli çarşafımıza
İlk gençliğimizi dökmüş müydük,
Al kırmızı şarap rengimizle?
Kenarları kaneviçe işlemeli,
Dantelli tek yastığımızla,
Alınlarımız öpüşmüş müydü hiç!
Bence öpüştük!
Sevgiliimmm...
Yatak odamızın camından
Işıyıp yansıyan gölgelerimizle
İlk gençlik hayallerini, iki baş tek vücutla kuran,
Gaz lambamızı usulca üfleyince
Kıskandı mı,
Sokak lambasının ardındaki o namert kediler bizi?
Bence kıskandılar!
Oysa senle ne çok ilk'imi yaşayıp koydum ben
Ömrümün sarı sandıklı zarflarına.
Ve senle ne çok ilk'imi daha yaşamayı ümid edip,
Yaşamış var saydım,
Senin bile haberin olamadan.
Cemre.Y.

Cumartesi

...Cumartesi...
Bugün cumartesi...
Yine erteli günlerden yani
Ve ben hala uyanamadım.
Sensiz uyuyamadığım kadar
Uyanamıyorum bugünlerde...
Terasımdan aşağı baktığımda
Puslu bir İstanbul gününden
Yağmur altında ıslanan
Şemsiyeler yürüyordu sokaklarda.
"Acaba?" dedim
"İki şemsiye,
Birbirine sarıldığında
Onları tutan eller de,
Dokunuyor mudur birbirlerine?
Ansızın...
Öpüyor mudur,
Dudaklarını kadınının adam?"
Anlaşıldı biraz daha uyumak lazım...
Cemre.Y.

21 Nisan 2017 Cuma

Bana Göre “Delirmek” Gerçekliğe İsyan Eylemidir

...Bana Göre “Delirmek” Gerçekliğe İsyan Eylemidir....
Boşversenize bayım,
Benden önceki sizi de çok iyi tanıyorum ben!
Sizden önceki kendimi tanıdığım kadar yakınen hem de!
Zaman rüzgarında savrulup duran
Bütün boşluklara,
Bilinmezlikler dolu saplantılar savuruyordunuz!
Yeterince inanmamanıza rağmen
Olmayacak bütün dualara itinayla “Amin” diyordunuz.
Üstelik, “Amin” lerinizin bütün kabullerini
Beyninizle siz iptal ediyordunuz!
Kocaman evrende, küçücük bir hortumun içinde,
Kendi tutsaklığınızla savruluyordunuz.
Nereden mi biliyorum?
Sizce?
Bana göre “Delirmek” gerçekliğe isyan eylemidir.
Bir gün ansızın,
Küçük umutlar satın almak için gittiğim bir tarotçu
“Bu saplantının içinde,
Daha ne kadar yaşamayı düşünüyorsunuz,
O bir tutku olmuş sizde, hani vicdanınız olmasa,
Onu sizden alan herkesi,
Herkesi, hiç acımadan öldürebilirsiniz bile!” demişti.
Bana, belki de hayatım boyunca ilk defa,
Biri yalın bir doğru söylemişti.
Üzgün değilim ama o siz değildiniz!
Vicdanım olmasa!
Onu benden alan kendisiyse, onu bile öldürebilirdim!
Benden başka onu sevebilme ihtimalleri olanlar olmasa!
Kendim dahil herkesi, hiç acımadan yok edebilirdim.
Vicdanım kesti yolumu!
O günün gecesinin o yarısı,
Evime dönmeyebilirdim mesela!
Bir bara dalıp, kadehler dolusu absolutu devirip,
Nihayet bir bar tuvaletinde,
Kendimi bedavaya satabilirdim.
Öyle ya bütün yolların sonu,
O derin kuytularda kaybolmaksa!
Vicdanım yine kesti yolumu.
Şimdi bakıyorum da geçmişe,
Her şeye rağmen iyi ki vazgeçmişim!
Kapısından döndüğüm tek yanlış kapı o değildi ama,
Hayatımın seyrüseferi çok fena değişirdi bu sefer!
Ne mi yaptım?
Bir otobüse atladım ve doğruca evimin yolunu tuttum.
Yolda sataşan iki salağın çenesini dağıttım!
Korkmadım hem de hiç!
Ölmek değil, öldürülmek istiyordum çünkü.
Üstelik, yeterince delirebilirsen,
Hiç kimse!
Akıllı delilere tecavüze yeltenemiyor biliyor muydun?
Bunu da kendimden biliyorum!
Ben büyüyene kadar çok delirdim.
Çünkü bana göre “Delirmek” gerçekliğe isyan eylemidir.
Şimdi size dönelim bayım!
Eve gittiğimde olanları da anlatırım elbet.
Ya siz, büyüyene kadar kaç kere delirdiniz?
Olmadı mı uğruna delirebilecek hiçbir değeriniz?
Bence oldu.
Bence daha bile ileri gittiniz delirmek konusunda!
Karşı cinslerin bir birlerine göre basit saydıkları
Bütün kaybedişler en büyük değerleridir oysa!
Tamam!
Kaşınızı, gözünüzü devirmeyiniz,
Benden devam edelim o zaman.
O gece evime döndüğümde
İlk işim, yatak odamdaki perdemin ardına saklı
Her gece yüzünü okşayarak yattığım
Dualarıma gözyaşlarımı akıttığım onun
Bütün resimlerini yırtmak oldu.
Zaten her gece kör kütük içiyordum.
Sarhoş bile değildim yani.
Sadece yalnızdım.
Ama,
“Çookk!” olan cinsinden.
Terasımdaki şömineyi ilk kez o zaman yaktım
Gecenin bir yarısı
Komşular gecenin o vakti mangal yapıyorum sanırken
Ben onlu bütün geçmişimi yaktım.
Bugün ki gibi kar yüklüydü her yer.
Kızımın söz ve cümle özgürlüğü beynimde yankılanırken,
“Anne, seni babam bile sevmedi,
Sadece senin sevgini, aşkını kullandı." derken!
Bütün sevgileri ve bütün aşkları,
Gelinliğimle beraber,
Bütün geçmiş şiirlerimi yaktım o akşamüstünde!
Siz hiç geçmişinizi yaktınız mı bayım?
Ya bütün şiirlerinizi?
Yoksa daha o kadar ilerleyemediniz mi?
Ben en son o zaman delirdim mesela!
O akşamüstü, o gece...
Ve ertesi bütün gün...
Annem ilk defa o gün sevdi beni biliyor muydunuz?
İlk defa o günün ertesinde saçlarımı okşadı.
Hasta yatağında ilk defa özür diledi benden!
Bütün geleceğimden aldıklarından,
Vermeye meyletmeyip, hiç de veremediklerinden.
Beni sevmeye hiçbir zaman meyletmediği,
Bütün günleri ve gecelerimden,
İlk defa özür diledi benden annem!
Aylar sonra daha kötüleşti durumu,
Her şeyden ama her şeyden vazgeçtim sırf onun için.
Bir gün ansızın ziyarete gelmiştiniz hatırlıyor musunuz!
O gün biri daha gelmişti.
Annem hiç de kendinde değildi!
Ertesi gece,
Ben başka biriyle başka gerçekleri konuştuktan sonra,
Kısık sesiyle “O gün gelenler mi?” demişti.
Anlamadım önce!
Onu seven ama aslında onun hayata kattıklarına
Minnet borcu olanlardan biri sandım bahsettiğini!
Teker teker saydım o gün gelenlerinin hepsini ama!
Hepsine “O değil!” diyordu.
Geriye ikiniz kalmıştınız!
Sadece siz, sadece benim için gelenler, siz ikiniz.
“Evet! Evet! Onlar!
Onlardan birisi senin geleceğin olan,
Ama bak bu sefer yanılma ha!” dedi ve uyudu...
Belki de bir daha hiç uyanmadı!
O gün...
O bayram sabahı ben...
Sizi değil de bayım, diğerini aramış olsaydım
Sizin değil de onun hayatı değişecekti...
Vicdan!
Vicdansız olsaydım keşke.
Öldürmeyi değil,
Vicdanlı olarak,
Ölmeyi tercih ettim ben hep bayım...
Zira sizinle ne de güzel ölünürdü.
Hem de gülümseyerek veda edilirdi,
Zaten yeterince güzel olmayan bu hayata.
Bu sebepten ben...
Artık deliremem!
Sizden nefret edememem!
Size en ufak bir kin duyamam!
Arayabileceğim yüzlerce numara varken,
Size doğru aktıysa ellerim suç benim!
Gidemem...
Kalamam...
Yoluma devam edemem...
Size tek bir soru soracağım
Elbet bir gün cevabını alacağım.
Peki siz?
“Neden benim günüm
Bir tek gülümsemeyle aymadan,
Aymıyor gününüz?”
Yoksa o da mı
“Vicdan!”
Yahu boşverin,
Ölüyor sonunda bütün duygular!
Yarın ben güne, aynı aymayacağım mesela.
Ya da her yeni günün sabahına heyecanla uyanacağım.
Size ne?
Buyurun kızıl saçlı baharınızla güne ayın ha bayım?
Mademki bana hiç aşık olmamışsınız ya!
Bunu hiç delirmeden başarabilirsiniz!
Elbet seni de en imkansızından sevdim
Ama sakın ha
İmkanlım olma!
Not: Hiç kimseme,
Kendime dahi!
Mükemmel kafesler inşa etmek istemedim ben...
Ben sadece herkes özgürce uçuşurken,
Belki kanatlarının rüzgarı aynı kokuyu anımsıyor,
Aynı rüzgara uçabilme ihtimalleri olabiliyor!
San-mış-tım.
Yanılmışım!
Cemre.Y.

20 Nisan 2017 Perşembe

Gidemem

...Gidemem...
Sen benim, sabah ezanlarımın,
Kuş seslerine karıştığı vakit kadar...
Duamda idin be adam.
Söyle bir hele bana!
Ben seni, nasıl terk ederdim.
Sen hala yüreğimin en dibindeyken.
Bir bilsen, hala ayak izlerin…
Yerinde sabit!
Bütün can kırıklarım da,
Hala kanayan, canlı birer cenaze iken,
Sen benden gitsen, gidebilsen bile,
Ben "Biz"den gidemem.
Burası iyi böyle,
Hem, her daim sımsıcacık,
Hem de ummanlar dolusu,
Koskocaman bir cehennem...
Zaten bütün kısa şiirler boşuna,
Bütün savaşlar boşuna!
Çünkü, nice çabalasan da,
Sonunda herkes susar sana,
Ama konusu sen olunca başkalarına…
"Ve perde!" derleeerrr nasıl olsa!
Cemre.Y.

Olsaydın

...Olsaydın...
Olsaydın...
Bugün de yormazdım ki seni!
Benim için yapamayacaklarına
Yenilerini eklemek dışında
Hiçbir kederin olmazdı ki!
Olsaydın...
Hiçbir şey beklemezdim ki senden.
Yine hiçbir şey kaybetmezdin ki senden.
Belki en kıymetli
Hediyelerimizi verirdik yine birbirimize
Sabaha birlikte açardık gözlerimizi.
Sen, bu sefer beni özlerdin mesela dizelerinde.
Avaz avaz ilk kez
"Seni Seviyorum Kadınım!"derdin.
Dünyanın bu en güzel yalanına.
Hemencik inanıverirdim hemencik.
Öyle ya
Hediyenin gerçeği sahtesi sorulmazdı.
Severdim ben seni,
Yine de
Olsaydın...
Cemre.Y.

19 Nisan 2017 Çarşamba

Beşinci Duvar

...Beşinci Duvar...
Etrafında yüzlerce kalabalık yaratsan
Kendine ait sanrılarla,
Aslında hiç kimseye ait olmayan
Yüzlerce kalabalığa dalsan,
Ne fayda!
Kimi, isyan etsen yaradınına
Herhangi bir kilisenin mabedinde!
Sonra yine ona dua eder bulsan kendini
En çok minareli camisinde...
Kimi, son sığınağın yine o olsa,
En hazretlerinin ibadetinde bulsan kendini.
Neresine,
Nice dualarınla sığınsan,
Kimi sevsen,
Kiminle sevişsen,
Kimden kaçsan...
Kendin dahil,
Hiç kimseyi…
Artık hiç sevmesen.
Kendine kalırsın en sonunda...
Ve sana kalan,
Kendinde,
En son kalandır aslında,
Ne’n var,
Ne’n yoksa!
Sana şimdi ne kaldı söylesene?
Evine girdin,
Evinde bir nefes varsa hasbıhal ettin,
Yatak odanın ışıklarını yaktın,
Kapısını kapattın,
Pencerelerini ve perdelerini,
Yüreğinin çeperlerini de kapattın sımsıkı!
Aman kimse artık görmesin seni.
Seni bekleyen,
Sımsıcak, kar yuvana uzandın...
Gözlerini kapattığında,
Etrafında dans eden bütün o kalabalıklar,
Ağustos sıcağı
Sahilindeymişsin gibi
Ayaklarını bile yakıyordular!
Gözlerini açtığında,
Sen dahi!
Hiç kimsen yoktu yanında!
Sadece bomboş,
Bembeyaz beş duvar!
Edecek tek duan kalmadıysa,
Hayalini kuracak tek bir rüyan,
O tavan...
Aslında herkese...
Beşinci duvar!
Donuyor ayakların,
Ellerin donuyor,
Yüzün, dudakların, burnun donuyor,
Ulan yüreğin donuyor!
Ulan ölüyorsun!
Sevecek kimsen kalmadıysa,
Artık yaşasan ne fayda!
Cemre.Y.

İlk Aşkım Olaydın Ya


...İlk Aşkım Olaydın Ya...
Biraz da beni sen, sallasaydın ya
Aşk-ı divane tahta beşiğinde
Eleyip eleyip höllükleri
Ninnilerden şiirler akıtsayın ya ruhuma
Vefasızlığa hüküm vermezdi elbet
Ellerinde büyümüş çocukluğum
Çocuk aklımla büyütemedim
Ben hiçbir sevdayı da
Biraz da sen büyüseydin ya
Olurduk belki...
Cemre.Y.

18 Nisan 2017 Salı

"Çıt!" Diye Kırılamadım

..."Çıt!" Diye Kırılamadım...
Ben ömrümce öyle kolayca "Çıt!" diye,
Kırılamadım ki hiçbir şeye.
Şöyle adabınca,
Kırım kırım saçılamadım ömrümce.
Bilmek, fena bir şey azizim!
Ancak kuru bir dal kırılıverirdi
"Çıt!" diye.
Oysa ben nice zamandır,
Taze ışkın verecek yapraklarımı,
Sakladım gövdemin güneşe bakan kovuğuna.
Öyle ya!
Daha meyve bile veremeden,
Yaprağımın özünü sömürüverirlerse ya yine!
Ben bu hayatta sadece bir kere
"Çıt!" diye kırıldım.
Daha çok gençtim,
Yaşım henüz on dokuzdu ama,
"Çıt!" diye kırıverilecek kadar da ihtiyardım artık.
Al kırmızı gelinciklerin yaprağında soldu gençliğim.
Sonra?
Sonra...sı hep suskun.
Yeterince kırılamayan,
"Çıt!" sız günler ve geceler....
Sonrası mı?
Hiç ummadığın bi anda, aşılar biri seni geleceğe.
Üstelik geleceğin,
Geleceğin geleceğinden ödü koparken.
Çıtım çıkmıyor ya diyemiyorum ona da,
"Korkma!
Tek ağaçtan iki ayrı meyve sürgün etmez!
Sen Ahududusun,
Ben olsam olsam Asma bahçesi."
"Çıt!" diye kırılamamaktan başka
Ortak noktamız yok ki.
Yaşıyoruz daha...
Cemre.Y.

Yine Dirilmek Vakti

...Yine Dirilmek Vakti...
En son hangi vakit...
Bunca susmuştum ben?
Sahi...
Hangi andı,
Hangi yalan, hangi iftira,
Hangi bilinçsizce etiket!
Ve... hangi gıybet...
Gömmüştü bizi bizden o en ırağa?
Kimimdin ki, ayak bileklerime,
Bunca tonları yükleyip de,
Beni yine fırtınalı maviliklere,
Beni yeniden...
Çoklu mezarlarıma gömen oldun sen.
Şimdi hangi sıradanımdın yine!
Sıra yine hangimdeydi?
Eş'den mi, dosttan mı,
Yoksa akrabadan mı?
Hatırlayamıyorum!
Artık hiçbir sırayı,
Hatırlamak istemiyordum!
Döndüm sırtımın ayazını...
Güvenim kırıldı yine!
Artık yanlış anlaşılmalara müsait!
Bütün sıfatlarımı ve de gülümseyişlerimi,
Sarısı kalmamıştı ya zaten!
En karasından, en zifirinden,
En zemherisinden de kara!
Kilitsiz sandıklarıma koydum.
Ayak bileklerimeyse,
Bunca yıllık ömrümün fedalarını bağladım.
Ben hazırım.
Ya siz…
Hazır mısınız?
"Sevmiyorum uleyn!
Artık hiçbirimizi!
Vakit...
Yeniden...
Kendilerimize...
Ölmek ve başkalaşımımıza,
Yine dirilmek vakti.
Cemre.Y.

17 Nisan 2017 Pazartesi

Hayyam'la İftar

...Hayyam'la İftar...
Tabak, çatal, kaşık sesleri geliyor bir yerlerden
Bir tek de iftar vakitleri geliyor bu sesler...
Böyle hışımla, intikam alırcasına
Batırıyorlar tabağın böğrüne böğrüne!
Oysa nice boğaz manzaralı iftarlarımın yanında,
Dahasından ziyade de
Nice tek günlük öğünlerim oldu benim.
Herkeslerim beni çok zengin sanırlarken!
Tabağı da, kaşığı da, çatalı da bulamayıp,
Bir kuru ekmekle suya talim edişlerim oldu benim.
Ya anamın o an yediğim yemeğine
Ettiği bir kinayeli lafına küsmüştüm.
Ya da küsecek birini bile bulamamıştım.
Nice aylarımda da,
Yavruma mama parasını laf edemesinler diye,
Günde bir öğün, sabah kahvaltısından kalan
Bir tek poğaça ile geçmiştir günlerim.
"Daha kahvaltımı yeni yapmıştım oysa!"diye diye!
Yani hayatımın manzaraları öyle,
Çok da gıpta edilesi değildi benim!
Bir kaftanım vardı ki gururdan rengarenk!
Midem reflüyle, gastritle, ülserle savaşırken.
Kaftanım "Çok yedim de ondan!" derdi.
Sizler, hepiniz...
Arkadaşlar, dostlar, akrabalığına akrep kaçanlar!
Rabbime hamd-ü senalar edip,
Fırından yeni çıkmış, dumanı üstünde buram buram tüten,
Kokusu hala burnumun direğini sızlatan,
O susamlı pideleri yara yara,
Oruç açarken,
Kaç gündür oruçlu olduğumu bile unuturdum ben!
"İftar ettim de geldim!" derdim.
Gücenirdim ona, yaradanıma gücerdim!
Bir Hayyam bari olamadım diye!
Şimdi gücenmiyorum.
Hatta şükrediyorum.
Sonunda bana da sunduğu o üzümün soyuna!
Şimdi bütün oruç tutanlara bu dileğim!
"Allah tamamına erdirsin,
Afiyet olsun ama!
Vurmayın no'lur o tabağın yüreğine, böğrüne öyle!
Durduk yere ona boş boş baktığım günler geliyor aklıma.
Sizin yerinize af diliyorum onlardan da!
Bu şiirimi, sen sakın okuma, öte dünyalardan he ana!
Biliyorsun ben seni ayak parmaklarının,
Her bi tırnağını öpe öpe affettim.
Şükür aç, açık değilim!
Sahi anne!
Hayyam sence nerede?
Bence onu da ön-süz...
Son söz süz yargıladılar, böylece de, sen de hele!
Cemre.Y.

Facebook Hayatıma Elveda

…Facebook Hayatıma Elveda...
Sevgili Facebook dostlarım ve akrabalarım,
Sizlerle gerek eski hacklenen facebook'um,
Gerek yorulup vazgeçtiğim
Facebook'um dan ve gerekse de
Bu hesabımdan uzun yıllardır,
"Sonuçta sanal alem." denilen bu mecradaydım.
Kimilerinizle hiç görüşemesek bile
Gerçekten dost olduk, kimilerinizle sırdaş,
Kimilerinizle arkadaş.
Şu facebook'u sadece,
Sevgili psikoloğum olarak gördüğümü biliyor olmalısınız.
Ama artık psikoloğum beni mutlu etmiyor,
Her yazdığımı birilerinin üzerine alınmasından veya
Her paylaştığımın en ufak bir etkileşimi olmayan
Gizli gözler tarafından takip edilip
Beni şu sanal aleme göre değerlendirmelerinden
Çok yoruldum.
Eski ve yeni hesabımı sonsuza kadar kapatıyorum.
Bir nebze olsun haklarınız var ise,
Ki vardır mutlaka helal edin.
Benden yana da helal olsun.
Bundan sonra kendi kabuğuma çekilip,
Sadece bloğumda yazacağım.
Ha merak ederseniz "Bir Cemre vardı nerede,
Akşamları neyle meşgul." diye
Daha önce de çoğunuza özel mesajla yolladığım gibi
Bloğumda olacağım.
Bundan sonra artık kim kime ne demiş,
Kim kimin sayfasında neyi beğenmemiş,
Kim yorum yapmış, kim uzaktan stalk'lıyormuş"lardan
Ruhum yoruldu.
Beni merak ederseniz, gerçek hayatta tanıdıklarıma,
telefonumun diğer ucundayım,
Tanımaya fırsat olmayanlarıma ya da
Sadece meraktan bakanlara,
Buyrun sizi de beklerim.
Cemre.Y.

Pazartesi

…Pazartesi…
Şuraya da hayatın,
Götürüp getirdiklerine rağmen
Umutlu bir "Günaydın, mutlu pazartesiler." çizelim.
Bakarsın her şey güzelleşir yeniden.
Cemre.Y.

15 Nisan 2017 Cumartesi

Bir Bilsen Sevmek Nasıl Da Güzel Bir Şeydi


...Bir Bilsen Sevmek Nasıl Da Güzel Bir Şeydi...
Soğuk kış gecelerinde ayaza keserken ellerim,
Hayalin upuzun uzanırdı koynuma,
Vücudun yatağım olur, buz kaplı yatağımı alev alırdı.
Özlerken seni,
Hem de burnumun direği sızlayacak kadar,
Hayalin uzatırdı kollarını yorganım olur,
Titreyen dudaklarımı öperdi.
Yok yere…
Gecenin üç otuzunda sesin gelirdi kulağıma,
Nefesini hissederdim boynumda,
Kokunu çekerdim nefesime de,
Nefesim olurdun tıkandığım akşamlarda.
Sevmediğini bildiğim halde,
İstemsiz sızı olurdu gözyaşlarım,
Dayanamazdın,
Parmak uçlarınla avucuna alıp,
Ben görmeden içerdin.
Efkara sarıp, kendimi ve kederimi unutmak için
Sarıldığım şişelere, kadehlere,
Çok ama çok kızardın.
"İçme şu zıkkımı,
Beni bile unutuyorsun içince." derdin.
Söz verirdim sana,
"Seni asla unutmayacağım" diye.
Bilirsin, öleceğimi bilsem dönmem sözümden!
Unutmadım! Ne hiçbir zaman tam gelmediğini,
Ne de gittiğinde yarım gittiğini.
Bilsen seni sevmek,
Bir bilsen sevmek nasıl da güzel bir şeydi.
Cemre.Y.

14 Nisan 2017 Cuma

Çünkü Yoktun

...Çünkü Yoktun...
Çünkü, hırs...
Çünkü, ihtiras...
Çünkü, tutku...
Çünkü, intikam!
Çünkü...
Vazgeçmek gelecekten!
Çünkü,
Susmak gerekti.
Sustuk!
Çünkü sus zamanlar,
Hayallerin bütün kırıklarından sonra,
Yokluk'ların en dibinden,
Limitlerin bütün aşımlarından,
Sonra gelir.
Ki çünkü yoktun!
Ama...
Merak etme!
Artık yokluklara,
Gülümseyebilmeyi de öğrendim.
Cemre.Y.

13 Nisan 2017 Perşembe

Soyunmayalım Bu Sefer Bedenim Tadilatta

...Soyunmayalım Bu Sefer Bedenim Tadilatta...
Bak sevdiceğim,
Yitip giden ne varsa
Kar'a bulanıyor sonunda.
Kan kırmızı yazgıların üstü bile
Bembeyaz ölü düşlerle örtülü şimdi.
Kim görüyor bu dünyanın altını üstünü,
Senden ve benden başka.
Çırılçıplak kim hatırlıyor?
Görmüyor musun sevgili,
Hiçbir şey aynı değil!
Kış bile geçen yılki kış değil!
Yasla yüzünü yüzüme...
Dudaklarımız ısıtsın ruhumuzu,
Birer kadeh şarap yumuşaklığında.
Kulağımızdan yüreğimize insin
Sade’nin “No ordinary love” u
Soyunmayalım ha bu sefer!
Bedenim tadilatta...
Yüreklerimizin tınısıyla ısınalım sadece.
Bir kerede aşksız sevelim biz bizi.
Sevdalanalım.
Soyunmayalım bu sefer!
Sevişmeden sevişelim
Sadece uyuyalım!
Cemre.Y.

12 Nisan 2017 Çarşamba

Yokluğunda

...Yokluğunda...
Yokluğunda...
Eksik kalan yaş'larını topluyorum kara kıştan.
Sana artık çok fazla gelen yaş'larımıysa
Kana kana su içmek isteyen bir serçe gibi
Suyla beraber donmasın diye
Damla damla içime akıtıyorum.
Yokluğunda…
Eksik kalan sevgi’lerini topluyorum hayattan,
Sana artık çok fazla gelen sevgi’miyse
Doya doya özgür olmak isteyen çocuklar gibi
Mülteci bir kaçakçılıkta sahillerime vurmasınlar diye
Kaderimin dikenli tellerine razı içime akıtıyorum.
Yokluğunda…
Yokluğunda be hey ana!
Ömrüm boyunca…
Eksik kalan savaşlarını topluyorum dünyadan,
Sana artık çok fazla gelen savaş'ımıysa
Kurşun askerkercilik oynayan hırçın bir devlet gibi
Ocağıyla beraber sönmesin diye bayrak bayrak içime akıtıyorum.
Yokluğunda, merak etme be ana!
Ölmüyorum sana…
Ama hayata her gün biraz daha geç kalıyorum!
Hiç ölemedim ki ben sana şöyle doya doya!
Eksik eteğim hala ne de olsa.
Küsüyorum hala hayata!
Zira…
Sen benim son umudumdun.
Karşılıklı bir sevda’ya…
Olası başka bir hayatımaysa çoktandır yoksun!
Bir oğul da doğuramadım sana bile zaten…
“Vatan sağ olsun!” lu…
Ölüyorduk, ölüyoruz!...
Hep beraber içimizden içerimize.
Edip Cansever’in dediği kadar
Kısa bile değil artık hayat!
Artık evren sadece “An!”
Kuşlar uçamıyorlar artık,
Kanatları emin değil hiçbir yere!
Artık..
Martılar yerine ölü çocuk yüzleri vuruyor sahillere.
Ya da olmadık yere
Henüz üç yaşının parçalanmış cesedi takılıveriyor
Usulsüz balıkçı ağlarına
Ele güne yedi düvele haber ediyorlar
Sessizken, sensiz ne kadar dağıldığımı…
Sonra…
Sonra bombalar patlıyor ülkemin her yerinde,
Suçsuz onca insan bedeni parçalanıyor!
Her gün kızlarımız/kadınlarımız
Tecavüze uğruyor tenha yerlerde!
Yokluğunda…
Ben her gece ölüp,
Sonra doğuyorum her yeni güne inadına bir umutla!
Ana'm...
Sahi sen nasılsın,
Çoktan dünyandan bezmiş o yalnız galaksinde?
Zaman denen o el aman...
Oralarda ne alemde?
Anam!
Bari bu seferinde alsaydın ya beni yanına
Kaç gram yük ederdi ki aşkım sana!
Cemre.Y.

Yüzü Yeni Ay Zamanı Bakıla


...Yüzü Yeni Ay Zamanı Bakıla...
Yüzü; "Yeni ay zamanı bakıla,
Bakana da uğurlu ola" denilen cinsinden
Dolunay parçasıydı.
Kaşları narin, kirpikleri tel tel zerafetti.
Yeter ki o iki gözün kapaklarını,
Gönül gözünü de koyup açmasaydı.
Burnu özenle yerleştirilmiş,
Ağzı, laflarına hayli dar ve küçümen,
Çenesi nahif ve her hükme mukalip.
Yeter ki hiç kimse "Ama" diye diye,
Aşufte bir ahuzara razı gelmeseydi.
Açsın istedim gözlerini.
Renginin ardındakileri görmekti mecalim.
Yoksa, bunca gül-cemale,
Bana neydi ki gözlerin rengin?
Yeşil miydi?
Yoksa ela mı?
Gözleri mercan alası bir hatun vardı.
Öyle bakamadım ki gözlerinin derin alasına!
Ben bile bilemedim.
Ki yeşil miydi, yoksa ela mı?
Mavi miydi yoksa!
Yoksa kırk yıllık kahve mi!
Bir bakışta, bu kadar suskun hikaye mi anlatılırmış!
Bu kadar suskun hikaye mi anlatılırmış!
Sonra yine susulup,
Sonra yine mi anlatılırmış Yarabbi!
Yüzü;
"Yeni ay zamanı bakıla,
Bakana da uğurlu ola" denilen cinsinden
Dolunay parçasıydı.
Hala göremiyorum oysa!
Aynaların sırrında.
Ne çocukluğumu,
Ne de gayba uğrayan gençliğimi...
Cemre.Y.

11 Nisan 2017 Salı

Napoliten

...Napoliten...
Nicedir…
Gözlerini seriyordum yastığıma.
Daha, kahvesine dalamadan
Kaçıyordular oysa benden.
Hani o utangaç ilk aşk misali…
Nicedir,
Ellerini sarıyordum omuz başıma.
Daha, yüreğime varamadan
Titriyordular oysa omzuma dokununca!
Nicedir,
Yaz ortası zemheri ayazlarımda
Yalnızlık yamalı terini seriyordum tenime.
Daha, tenhalarıma varamadan
Buharlaşıyordular oysa
Parmak uçlarıma varınca!
Nicedir,
Elma çiçeklerini unutmaya çalışıyordum
Yokluğuna ısınıyordum daha
Kış ortası sensizlik içtiğim akşamlarda.
Oysa kış bana
Hangi zaman gelirdi hiç bilinmezdi!
Şimdi!
Şimdi, ne işin var be adam
Belimin en üşüyen omurgasında!
Napoliten kaçtığım şarkıların
Büyükçe kuşe kağıtlarına
İlk ve son tevbesisin sen!
Büyükçe konuştuklarımı
Küçücük, aynı kutunun içine sıkıştırılmış,
Kendisine has dünyalarında,
Kendilerince ayrık otu.
Birbirinden özgür ve hür
Kendilerine sakladığımsın sen.
Ben çikolata sevmem!
Benle ne işin var be adam!
Kutudan düşmüş ayrık bir
Napoliten.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...