...Hayyam'la İftar...
Tabak, çatal, kaşık sesleri geliyor bir yerlerden
Bir tek de iftar vakitleri geliyor bu sesler...
Böyle hışımla, intikam alırcasına
Batırıyorlar tabağın böğrüne böğrüne!
Oysa nice boğaz manzaralı iftarlarımın yanında,
Dahasından ziyade de
Nice tek günlük öğünlerim oldu benim.
Herkeslerim beni çok zengin sanırlarken!
Tabağı da, kaşığı da, çatalı da bulamayıp,
Bir kuru ekmekle suya talim edişlerim oldu benim.
Ya anamın o an yediğim yemeğine
Ettiği bir kinayeli lafına küsmüştüm.
Ya da küsecek birini bile bulamamıştım.
Nice aylarımda da,
Yavruma mama parasını laf edemesinler diye,
Günde bir öğün, sabah kahvaltısından kalan
Bir tek poğaça ile geçmiştir günlerim.
"Daha kahvaltımı yeni yapmıştım oysa!"diye diye!
Yani hayatımın manzaraları öyle,
Çok da gıpta edilesi değildi benim!
Bir kaftanım vardı ki gururdan rengarenk!
Midem reflüyle, gastritle, ülserle savaşırken.
Kaftanım "Çok yedim de ondan!" derdi.
Sizler, hepiniz...
Arkadaşlar, dostlar, akrabalığına akrep kaçanlar!
Rabbime hamd-ü senalar edip,
Fırından yeni çıkmış, dumanı üstünde buram buram tüten,
Kokusu hala burnumun direğini sızlatan,
O susamlı pideleri yara yara,
Oruç açarken,
Kaç gündür oruçlu olduğumu bile unuturdum ben!
"İftar ettim de geldim!" derdim.
Gücenirdim ona, yaradanıma gücerdim!
Bir Hayyam bari olamadım diye!
Şimdi gücenmiyorum.
Hatta şükrediyorum.
Sonunda bana da sunduğu o üzümün soyuna!
Şimdi bütün oruç tutanlara bu dileğim!
"Allah tamamına erdirsin,
Afiyet olsun ama!
Vurmayın no'lur o tabağın yüreğine, böğrüne öyle!
Durduk yere ona boş boş baktığım günler geliyor aklıma.
Sizin yerinize af diliyorum onlardan da!
Bu şiirimi, sen sakın okuma, öte dünyalardan he ana!
Biliyorsun ben seni ayak parmaklarının,
Her bi tırnağını öpe öpe affettim.
Şükür aç, açık değilim!
Sahi anne!
Hayyam sence nerede?
Bence onu da ön-süz...
Son söz süz yargıladılar, böylece de, sen de hele!
Cemre.Y.
Tabak, çatal, kaşık sesleri geliyor bir yerlerden
Bir tek de iftar vakitleri geliyor bu sesler...
Böyle hışımla, intikam alırcasına
Batırıyorlar tabağın böğrüne böğrüne!
Oysa nice boğaz manzaralı iftarlarımın yanında,
Dahasından ziyade de
Nice tek günlük öğünlerim oldu benim.
Herkeslerim beni çok zengin sanırlarken!
Tabağı da, kaşığı da, çatalı da bulamayıp,
Bir kuru ekmekle suya talim edişlerim oldu benim.
Ya anamın o an yediğim yemeğine
Ettiği bir kinayeli lafına küsmüştüm.
Ya da küsecek birini bile bulamamıştım.
Nice aylarımda da,
Yavruma mama parasını laf edemesinler diye,
Günde bir öğün, sabah kahvaltısından kalan
Bir tek poğaça ile geçmiştir günlerim.
"Daha kahvaltımı yeni yapmıştım oysa!"diye diye!
Yani hayatımın manzaraları öyle,
Çok da gıpta edilesi değildi benim!
Bir kaftanım vardı ki gururdan rengarenk!
Midem reflüyle, gastritle, ülserle savaşırken.
Kaftanım "Çok yedim de ondan!" derdi.
Sizler, hepiniz...
Arkadaşlar, dostlar, akrabalığına akrep kaçanlar!
Rabbime hamd-ü senalar edip,
Fırından yeni çıkmış, dumanı üstünde buram buram tüten,
Kokusu hala burnumun direğini sızlatan,
O susamlı pideleri yara yara,
Oruç açarken,
Kaç gündür oruçlu olduğumu bile unuturdum ben!
"İftar ettim de geldim!" derdim.
Gücenirdim ona, yaradanıma gücerdim!
Bir Hayyam bari olamadım diye!
Şimdi gücenmiyorum.
Hatta şükrediyorum.
Sonunda bana da sunduğu o üzümün soyuna!
Şimdi bütün oruç tutanlara bu dileğim!
"Allah tamamına erdirsin,
Afiyet olsun ama!
Vurmayın no'lur o tabağın yüreğine, böğrüne öyle!
Durduk yere ona boş boş baktığım günler geliyor aklıma.
Sizin yerinize af diliyorum onlardan da!
Bu şiirimi, sen sakın okuma, öte dünyalardan he ana!
Biliyorsun ben seni ayak parmaklarının,
Her bi tırnağını öpe öpe affettim.
Şükür aç, açık değilim!
Sahi anne!
Hayyam sence nerede?
Bence onu da ön-süz...
Son söz süz yargıladılar, böylece de, sen de hele!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder