amin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
amin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2024 Cuma

Dua

...Dua...
Ben...
Seni...
Allah'la yeniden barışıp,
Sana da, bana da...
Yeniden dua edecek kadar sevdim!
Yetmez mi?
Cemre.Y.

21 Temmuz 2024 Pazar

Evlat

...Evlat...
Evlat!
Değeri paha biçilemeyen
Tek hazinendir.
Mesela sen papatya severdin o ise lale!
Kim bilir şimdilerde,
Kim, neyi sevmekten vazgeçmiştir.
Oysa evlat...
Pahası edere denk gelemeyen
Ruhunun en eş, tek cevheridir.
Dinlenmeyi umma ondan.
Ondan sonra doğmadın sen!
Dinle...
Anla...
İdrak et!
Gerekiyordur kesin pes et, vazgeç!
Ama asla yenilme ve sakın ölme!
Doğurabildin diye de kendini,
Öyle çok da ana sanma!
Zira...
Güya analığımla övünürdüm ben en çok!
Oysa görüyorum bazen etrafımda,
Etrafındakilere yettiği yetmezmiş gibi,
Rahmetli anamın...
Bana hiç sunamadığı gözleriyle,
Gözümün dibine bakıyor şefkati.
Olası hata kararlarımdan dönüyorum.
Küsüp durduğum yaradanıma
Bir şans daha şükrediyorum....
Hala "Amin!" yani.
Cemre.Y.

9 Eylül 2020 Çarşamba

Yıldız Tozları

...Yıldız Tozları...
Yazdan çalıntı bir Eylül akşamında,
Kaygılarıyla dolu yorgun heybesini yanına almış,
Geleceğe giden tek kişilik kayığıyla,
Güneşi bol olsun diye ömrünün yeni günleri,
Yalnız bir okyanusun tam ortasında,
Kürek kürek yıldız tozları topluyordu adam.
Geçmişinden sıyrılan tek kişilik bileti,
Kim bilir belki de artık,
Kimsesiz o kalbi yenilenecekti.
Günler hala uzundu,
Geceler hala kısa.
Yazın son demlerini yeni geçmiş,
Sonbaharına yeni yürek açmıştı.
Meleklere ricada bulundu,
Yorgun kollarına güç versin Tanrısı diye.
"Amin!" di.
Cemre.Y.

13 Mayıs 2020 Çarşamba

Acımasız


...Acımasız...
Her akşam, haberlerde açıklanan,
Ölüm sayılarının içinden birinin,
Kendi yakının olması kadar acımasızdı hayat!
Üstelik, defalarca,
Test sonuçları negatif çıkmış olmasına rağmen,
Geçirdiği kalp krizi neticesinde,
Nefes alamama halini,
İlk başta test falan yapmadan virüs şüphesi yazdıkları için
Corona ya dair hiçbir şeyi olmamasına rağmen,
Ölüm raporuna corona virüs yazıyorlar
Ve rahmeti bol olsun,
Ömrü boyunca, yüzü gülmemiş olan yengem,
Yapayalnız, tek başına,
Mezarı başında helallik alınıp verilmeden,
Kireçlenerek acelece gömülüyor!
Şimdi ben nasıl inanayım,
Her akşam haberlerde çıkan o rakamlara?
Virüslü olmayana virüs teşhisi yazan,
Virüsten ölene de,
Kalp krizi yazan bir sisteme nasıl güveneyim?
Beraber aynı binada yaşayan herkese test yapılmış
Ve çok şükür hiçbirinde virüs çıkmamış
Buna rağmen sırf teşhis hatalarını düzeltmedikleri için
Bütün bina halkı karantinaya alınmış,
Kimse gidemedi cenazeyi defnetmeye!
Hakkım yoktur ne haddime de var ise de helal olsun yengeme.
Rabbim dayıma ve evlatlarına sabır ve metanetler versin,
Mekanı cennet olsun.
Amin.
Cemre.Y.

19 Ekim 2019 Cumartesi

Yorgun

...Yorgun...
Yorgun ruhlar denizinde öylece yüzüyordu kadın.
Ne bir beklentisi vardı gelecekten,
Ne de elle tutulur gerçek bir hayali.
Sonunda kabuslarına veda etmişti geceleri lakin...
Olmayacak dualara amin demekten de,
Olan ihanetlere göğüs germekten de,
Olası ihtimallerin imkansızlıklarından da...
Herkese yetmeye çalışırken,
Hiç kimseye yetememekten de kırgındı kadın.
Artık ne ay umurundaydı, ne de güneş...
Birinin görünüp, diğerinin kaybolduğunu sandığı yılları aşmıştı çoktan.
Cemre.Y.

5 Mayıs 2019 Pazar

Amin Olsun

…Amin Olsun…
Sana güzel yıldızlar biriktirdim çocuk...
Sana umutlu dileklerin gerçek olacağı,
Güzel dualar biriktirdim çocuk...
Amin olsun.
Cemre.Y.

24 Mart 2019 Pazar

Vaktidir

...Vaktidir...
Köz yanığı suskunluklar da unutulunca
Öğreniyor insan,
Olmayacak dualara amin denmemesi gerektiğini.
Bugün bir kere daha unuttum seni.
Vaktidir küllerini denize savurmanın.
Vaktidir yalnızlığımın omuz başlarına yeniden sarılmanın.
Cemre.Y.

13 Mart 2019 Çarşamba

Vuslat Gibi

...Vuslat Gibi...
Gönlümün kanatları,
Daha yeni rüzgarından yel almışken,
Beynim hep dur çekiyor senden sebepli.
Zira ben artık...
Allı turnalara sevdiğime selam eylemekten.
Posta kutumda birikmiş cevapsız mektuplar biriktirmekten,
Çok mu çok yorgunum bir nefes kadar ötemdeyken.
Sen, deyince zaman mefhumu donuyordu güya!
Zamana inat senle ben iletişim halindeyken!
Bir sarılmak hasreti sarıyordu ruhu,
Bir de derin bir nefes almak teninden hayali.
Şimdilerde aklımın kefesi ağır çekiyor,
Dengesiz bir tahteravellinin havada asılı kalıp,
Yere çakılacaksın hissi.
Gönlümün kanatları bilmediğim diyarların,
Bilmediğim iklimlerinde sana sığınırken,
Aklımın rüzgarları yıllar yılı binbir emek kazdığım,
Yalnızlığımın çukurlarına gömüyor beni.
Ki nihayet ulaştım ilk temeline lakin bilemedim ki
Kanatlanıp uçsam mı gelecek dedikleri,
O yeni coğrafyanın iklimlerine,
Yoksa ki bir beton daha mı döküversem,
Gelememişime, geçmişime...
Adam gibi gelemeyişine.
Ki zira bu sefer...
Hıdırellez zamanı gül dibine dilek falan ekmeyeceğim,
Sonra da,
Onu denize salmak için çaba sarf eylemeyeceğim o kesin!
Hayal için dua amin olmaz bunu öğrendim.
Ama sen hayal değildin ki,
Vuslat gibiydin.
Cemre.Y.

17 Şubat 2019 Pazar

Eksik Evler

...Eksik Evler...
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Nice geçici kiracılar konup göçerken,
Her biri apayrı ruhlarını bırakıp gidiyormuş meğer!
Çocukluğumda göçüp konduğumuz,
Kapıcı dairelerinin ruhundan biliyorum.
O vakitler,
Ne vakit...
Pencere önlerinde,
Rengarenk mevsim çiçeklerinin,
Rüzgarla salınarak şarkılar söylerken,
Kar beyazı tülleri pervazlarından uçuşurken,
İçindekilerinin katıksız sevgilerine hayallenip,
Ahşap evleri severdim.
Sonra sonra durduk yere...
Bilmem nerenin tam da göbeğindeki,
Şimdi ki adıyla metruk binalar,
Ya göçüverdiler durduk yere,
Ya da hiç yoktan bir yangına kurban gittiler!
Merak etmeyin boş kalmadı o arsalar!
Ya yeni redisidanceler türedi yerlerine,
Ya da yepisyeni AVM'lerden biri.
...
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Nice geçici kiracılar konup göçerken,
Her biri apayrı ruhlarını bırakıp gidiyormuş meğer!
Alt kat komşumuzun silsile boyu kavgası bitmedi hala.
Biz çocukken...
Anıra anıra ağlayan bir bebek, ya da çocuk,
Ya da, hadsiz bağırıp duran bir büyük olursa!
"Başını yiyecek belli, bu çığırışta bir acı var!" der idiler.
Ben mi?
Ben hala...
Dünyada bir yerlerde...
Rengarenk kır çiçeklerimi,
Özgürce ve huzurluca,
Terk etmeyeceğim,
Terk edilmeden ruhumca sere serpe,
Mevsimsizce salınacağım o evi bekliyorum.
Ve de giderken...
Hayat...
Hiç yıkılmamış gibi,
Hiç yanmamış gibi,
Altı yaşımdan...
Bütün evlerin camlarından en azından menekşeler sarkıyormuş,
En azından kar beyazı tüller gelinlik gibi hala salınıyormuş gibi,
O turuncu naylon lastikli ayakkabılarımı giyip,
Aradaki...
Hiçbir kavgayı barındırmayan bir mevsime geçmek istiyorum!
Misal...
Kızımın evindeyiz, çoktan mezun, işi gücü, aşkı, sevdası yerinde!
Epeyce bir vakit sonra misafiriyim,
O, daha kaç yaş önce!
Anneannesinden öğrendiği konserveleri sıralamış gölge dibine!
Yengesinden öğrendiği sarımsaklı turşuları da dizmiş çoktan.
Birazdan kocası gelecek işinden meğer ne çok özlemiş,
Ona dokunamadığı, ona sarılamadığı her anı!
Ne kadar da mutlu giderdim o an evime...
Şöyle usulen işim filan çıkardı evimde!
İşte o vakit tamamlanırdı evim, ocağım, yanım, yörem!
Eksik evlerden biri olmazdık birimizden biri.
Yani hayat...
Bana hala..
Dünü umuda yazılmış bir mektup iken!
Henüz..
Daha bugünümüze...
Bir tek...
"Amin!" e denk gelememişiz!
Şaşırdım mı?
Olsun...
Dinimiz çok amin!
Her ev...
Sahibine benziyormuş meğer!
Bana benzemesin diye son'un…
Sana ilk derin küfrümü savurmuştum!
Göynün göçebe değil senin a kuzum.
Ruhu kendisine ait o yuvayı bulacak!
Bulmalı…
En azından yüreğimin atışı,
Ciğerimin çiziğinden yırtılışı…
Senin duvarları kendin kokan bir evin olacak.
Senin geleceğinde...
Eksik...
Tek evin kalmayacak.
Ömrün boyunca sakın unutma ama...
Mavi'yi mutlaka bulman gerek.
Dream it.
Cemre.Y.

7 Şubat 2019 Perşembe

Dinimiz Çok Amin

…Dinimiz Çok Amin…
Bazen…
Kulağınızda zaman zaman hep çınlayıp duran,
O sesin sahibini arayıp dururken,
Tam da vazgeçip,
Kulaklarınızın seslerini,
Beyninize saplayandan caydığınız anda!
Tam da teslimiyetle pes geçtiğiniz o anda!
Hiç ummadığınız yer ve zamanda!
Nihayet duyumsar sizi var eden!
El cevap eyler hiç ummadığınız yerden!
Mezar açacağız hem de hemen!
İçinde…
Doğmaya sebepliliğinizden tut ki…
Doğuşluğunuzun eceli cehennemi dahi var!
Altı üstü sırat köprüsü değil miydi o?
Başım dik, alnım ak!
Arka koltukta öksüz ve yetim kalmış çocukluğum,
Aç bilaç ağlamakta hala!
"O çocuk büyüyecek demiştim ya bir zamanlar
Sarıl be çocukluğum sırtıma!
Yorulduğum yer olursa hani cehennneme ramak kala!
Unutma!
Sen bazı rüyalarında uçabiliyorsun!
Uç…
Cehennemi hiç olmayan o galaksilere,
Bilemem ne sistemlerine uç!
Güzel ve iyi yaşa.
Dinimiz çok amin!"
Cemre.Y.

6 Aralık 2018 Perşembe

Zaten Hayat, Asıl Sana Güzel

...Zaten Hayat, Asıl Sana Güzel...
Ben altı yaşımdan beridir,
"Zaten hayat, asıl sana güzel." diyenlere,
Hep gülümsüyorum.
Anacığımın bahçesinde ektiği kıvırcıkları,
Pazarlarda satarak para kazanmaya başladık ilk!
Mis gibi çimene benzer bir kokusu vardı onların,
Uzunca yıllardır öyle kokmuyorlar.
Kahvaltısız gidermişiz belli ki Pazar yerlerine!
Akşam olunca erkek işi demeden,
Bütün gün o çimento torbalarını sırtında taşıyıp,
Baba'ya künk yapması için getirip duran anam değilmiş gibi...
Baba, kendine pirzola kızarttırıp,
Yumuşak sedire oturup yemeğini tek başına yerken,
Anamı bizimle beraber yer sofrasına yollardı.
Biz iki kardeş ve anam çala kaşık çorbaya ve ekmeğe dalardık.
Şükrederdik üstelik,
Hiç değilse anamın bahçesine ektiği domatesle taze soğan da var diye.
Baba, bütün varlığını kumar masasına serip de,
Artık kendine pirzola alamayınca!
Trakya'dan köye taşındıkdı,
Köyün çobanlığını yapacaktı baba güya.
Kahvehanesine dadanmaktan çobanlık da bize kaldı.
Her sabah annemle ben koyun kokularıyla,
Çimen kokularıyla dolanırken,
Her akşam tezek kokularıyla karışır evimize dönerdik.
Köyde birinin çocuğu ölse,
İçimiz acıya acıya,
Bir yandan da sevinirdik yeni elbiselerimiz olacak diye.
Köyde biri mezarlığa gidip,
Ölen yakınına dua edince biz de dua ederdik kardeşimle.
Nedendir bilinmez,
Hep bozuk paralar koyarlardı o mezarların baş uçlarına.
Ömrümüzdeki ilk harçlıklarımız onlar olmuştu hiç unutmam!
Gece yaklaşınca kardeşimle gider hepsini toplar,
Bire bir paylaşırdık kendilerimizce.
Annemize söylemezdik bu yaptığımızı,
Ölüler bizi affetsindi, yeterdi.
Ertesi gün gittiğimiz mahalle bakkalı,
Acı acı tebessüm ederdi de biz anlamazdık.
Sonra baba bu sefer büyük kaybetti!
İlçeye gitti yine kaybetti, zaten o hep kaybederdi.
Rahmetli anama sulanan,
Kahvehane arkadaşları da hiç utanmadan,
Arsız arsız anlatıp dururlardı o gece,
Baba'nın masaya, bizim boğazımızdan geçemeyen,
Bizim üstlerimize giyilemeyen nice haklarımızı üttüklerini.
Biz bu hayatta bir kere zengin olduk anam bacım!
O da anamın, baba' nın bizi kumar masasında feda ederken,
İstanbul'da bizden gizlediği onca arsası ve arazisi de olduğunu,
Öne karısını, çocuklarını sürüp,
Kabul görmeyince onları da kaybettiği gün!
Rahmetli anam,
İstanbul'daki akrabalarına haber salıp,
Kapıcılık bari bulsunlar demişti.
Bulmuşlardı da nihayetinde ama!
Bu iş de nihayetinde erkek işiydi,
Üstelik çocuk falan da istemiyorlardı yani.
Zar zor ikna etmişti anam,
Sadece kapıcı senmişin gibi görün,
Yoksa kumar borcun birikir yani diye diye!
Bu arada üçüncümüz de,
Gözlerimin önünde doğmuştu ya hani!
Bir tek o küçük diye,
Onu kabul ettiler vicdan sahibi apartman sakinleri,
Ama hiç ağlamaması koşuluyla!
Beni amcamlara,
Halı dokumaya bıraktılar onların o vakit olduğu köye,
Bir küçüğümüyse dedemlere bıraktılar çoban diye.
Sonra sonra annem,
Evlerine de temizliğe gider oldu daire sakinlerinin!
Yıllar geçti gitti, koptuk bitti,
Ama hala,
"Manevi annem" diye hitap ettiğim o ailenin kızı var ya!
Her seferinde görürmüş meğer,
Anamın gözyaşlarının camın kirine karışıp,
Evin salonuna karışıp her yeri parıl parıl ederken,
Nasıl olup da içi can kırıkları taşmış birinin,
Bunca yüzü gülümser diye merak edip soruvermiş!
Rahmetli anacım, tutmuş manevi annemin ellerinden,
"Anam, bacım, n'olur kimselere deme,
Ama benim iki evladım daha var,
Beni buraya kabul etmezler diye sakladımdı sizden,
Hem köydeler onlar, size bir zararı dokunmaz yani,
Elbette her gün yeniden doğuyor,
Hayata yeniden gülümsüyorum emme,
Ah şu gecelerin hasretliği yok mu!
Herif desen gene bulmuş müdavimlik." deyiverince,
Sayesinde yönetici toplantısı yapılmış!
Biz bu hayatta bir kere zengin olduk anam bacım!
O da, Dağ apartımanın,
İki kat bodrum katına ilk geldiğimiz gündü.
Sonra sonra epeyce yanılsamalar yaşadık elbette ama!
Hiçbiri,
O gün anamızın koynunda yattığımız gün kadar,
Zengin hissettiremedi bizi.
Zaten sonrası büyüdük mecburen!
Unutmak istedik, çok şeyi unutmak!
Hiç yaşanmamış umarak hatırlamamak!
Ömür dediğin şey çoğu zaman an'lardan ibaretti.
Ama bizim acı an'arımız bütün ömürden caymaya yeterdi.
Ne vakit geçmişimi,
"Geçmiş!" diye unutup,
Yaşımdan bari yaşamaya meyletsem!
Balık yağı sunuyorlar önüme,
Ya da B bilmem kaç vitamini!
Ulan!
Nesini anlamıyorsunuz,
Cehennem tasvirlerinden nasıl geçeyim yine?
Neresinden neyimi hatırlamaya kalksam,
İçim dağılıyor kırgınlıklardan!
Ama ömür bu!
Yaşanan hayatın,
Bütün iklimi bu seçemiyorsun tabi silmek istediklerinden,
Silmek istemediklerini!
Yani hayat bana hep araf ötesi.
Ben altı yaşımdan beridir,
"Zaten hayat, asıl sana güzel." diyenlere hep gülümsüyorum.
Oysa hayatım çoğu zaman,
Dante'nin, Cehennem Tasviri gibiydi...
Varsınlar beni hatırlamak istemediklerimi,
Kafama çaka çaka hatırlattırarak ömrümü törpülesinler,
Yine içimden geldiğince gülümserim ki!
Zira onlar ömrümün sadece kalan bakiyesiydi.
"Yaşayacaklarım, yaşadıklarımı aklamayacaksa,
Madem unutmaya müsaade etmiyorlar,
Aynısılarını yaşatma ey Allah'ım" demiş miyim ben ona, demişim!
Yani her Perşembe sela okutmakla olmuyor o işler azizim!
Neyimi yoluna koydun,
Neyime kulp bulduramadın, neyime fesatlandırmadın?
Daha ben altı yaşımdaydım,
Senin alimlerinin bile,
Meyl etmeye dokuzu bekleyen yaşımdan üç sene önce!
Üstelik ben, on üçümde ilk kez regl oldum!
Hangi kitabınızda yazıyordum ki dört kitab-ı kelam'ım,
Ömrünün ömrüne cehennemi yaşattınız da,
Ben hiç ısınamadım?
Evet.
Hatırlıyorum, "Zaten hayat, asıl sana güzel." di cümleriniz,
Buyrun siz de birer birer hatırlayınız!
Artık kime ne kadar Allah'sanız!
Cemre.Y.

11 Kasım 2018 Pazar

Gelme Lütfen

...Gelme Lütfen...
Sonu netameli, şüpheli,
Geleneksel o girizgahları aşmıştık ya hani çoktan!
Daha önsöz'lü ilk cümlesi bile yazılamamıştı bizim şiirimizin,
Gerek var mıydı onca laf-ı güzafa...
Onca vakit sonra bir rüzgar esmişti en sam yelinden,
Onca zaman sonra hayallerime yeşillenecektim yeniden,
Senin...
Acelen vardı belli ki, bir motorsiklet arası sevda yudumlamaya,
Ancak ömürlük bir aminin yeterdi bana!
Diledin,
Sen'dim.
Derin bir yudum çektin içimden,
Ağır geldim belli ki...
Gittin.
Sonra bir kere daha estin bana rüzgarın en melteminden,
Uçup geldin bana...
Ertesinde uçup gidecek kadar çok korktun belli ki!
Diledin,
Sen'dim.
Gittin.
Bir daha da, bana çeyrek gelme lütfen!
Sonu netameli, şüpheli,
Geleneksel o girizgahları aşmıştık ya hani çoktan!
Daha önsöz'lü ilk cümlesi bile yazılamamıştı bizim şiirimizin,
Gerek var mıydı onca laf-ı güzafa...
Onca vakit sonra bir rüzgar esmişti en sam yelinden,
Onca zaman sonra hayallerime yeşillenecektim yeniden,
Senin...
Acelen vardı belli ki, bir motorsiklet arası sevda yudumlamaya,
Kal...
Orada!
Senin rüzgarın bana dair'li değil ey ömrü şaşmış adam!
Hiç de yönüne yan olmak için bi-taraf değilim.
Benim kalıbım belli...
Son'un son değilse niyeti...
"Eyvallah!"der geçerim hani.
Ama sen...
Gelme lütfen!
Cemre.Y.

30 Eylül 2018 Pazar

Gün Batınca

...Gün Batınca...
Gün batınca, bir rüzgar...
Ansızın özlemeyi fısıldar!
Beş duvar arası yalnızlıklara dökersin mısralarını...
Sen cümle cümle hasret anlatıp,
Vuslat umarsın...
Nafile hayallere ömürlük umutlar harcarsın,
O gider en olamayacak duaya amin der.
Ve yaz biter.
Sonbahar hüzün yağmurlarını,
Hazan yapraklarına sarınıp,
Zemheri ayazlı kara kışlara sevdasını döker.
Hayat bu sevdiceğim,
Ömrümüzden ne mevsimler geçer...
Cemre.Y.

23 Haziran 2018 Cumartesi

Cancağızım

…Cancağızım...
Herkesin bildiğinin aksine,
Benimsediği adı kafa kağıdında yer almamasına rağmen!
Yaşı da doğru yer almıyordu ki!
Bir tek doğduğu ay doğruydu,
Resmi kurumlarca benimsenen makamlarca!
Kadın tam 39 yıl önce çözmüştü aslında ruhunun kimyasını...
Hatırlamıştı daha portakal ağacında vitamin bile değilken
Tanrı ve melekleriyle yaptığı o son yakarışlı yalvarışlarını.
Tam tamına 45 yıl önce...
Ya da kalubela'da ona biçilen kader ona dikte edilmeden önce,
Alnına o görünmez mühürler,
Kader diye yazılmazdan önce itiraz etmişti halbuki
"Ama bu ben değilim,
Yapıştırmayın bana,
Bu kader dediğiniz sümük gibi saydam, o yapışkan o şeyi!
Lütfen!
N'olur...
Başka bir kurban bulun kendinize!
Ki zaten eminim,
Ömrüm etiketlerinizin yafta yırtıklarıyla savaşmakla geçecek,
Kıymayın bana ey tanrım!
Belki bir kızım olacak,
Bana biçtiğiniz bu evlilik mühürüyle, babasız büyüyecek belki,
Sırf babası anlık hevesi olan benden caydı diye!
Belki aşık olacağım yeniden,
Yeniden deneyeceğim güvenmeyi ama sırf alnımdaki bu mühür,
Benden başka herkese görünüyor diye o da mutsuz son'la bitecek!
Lütfen n'olur!
Bugün kime kızgınsınız, kim kırdı ruhunuzu bilmiyorum
Ama lütfen öcünüzü benden almayınız!" demedi mi, dedi.
Peki sen ne yaptın ey tanrı!
Belli ki çok meşguldün,
Marduk gezegeninden savrulan o son küllerle!
Belli ki Neptün'ü ihmal etmiş,
Dinmek bilmeyen rüzgarlara terk etmiş olabilirsin.
Mars'ın bitmek bilmeyen fırtınalarından sıkılıp,
Yeterince keşfedilemeyen kılıp,
Lazım olursa diye görünür bir kenara bırakmış olabilirsin.
Satürn'ün buzulluğunda kendi cehenneminden soğumuşcasına,
Etrafındaki halkalarında keyif çatmış,
Onu kendinin bile çözemediği altı genlerine gark etmişsin!
İçinden aşan alevlerle arada bir Jüpiter'de kırmızı noktalarının
Dünyanın üç katı büyüklüğünde olduğuna gözlerini kapayıp,
Koca bir kara kışı geçirmiş,
Uranüs'ün güneşten uzaklaştıkça,
Çoğalan uydularını kıskanmış da olabilirsin!
Ya da Dünya çapındaki başka bir uydu ile çarpışmamak,
Kendisiyle onu yok etmemek için,
Centilmen bir hareketle,
Ya da romantik bir kadının hiç kimsenin sezemeyeceği
Bir ayak hareketiyle,
Edilen bir tango ahenginde eğimini değiştirmesi!
Ama ey tanrı!
Mars'ın o ummanları aşan dağlarının sana ne zararı vardı?
Onun , sadece kendince güvenlik duvarları vardı!
Peki ya Merkür?
Gündüz sıcaklığı +450 iken ne diye gecesini -170 etsindi ki?
(Sırf gözetleyen komşularını,
Allah için Cemre hanım'ın bir kere bile kızı ve yeğenleri hariç
Hiç yabancı misafiri olmadı" yı duyabilsin diye mi?
Bence sen bu kadar adil olamazsın!
Artık şu Marduk hikayesini bir açsan diyorum ey tanrım!
Zira orada henüz,
Biz ruhların tecellisinin mizanı bize sorulup kuruluyor hala!
Ey tanrım!
Bana ve kızıma ne kötülük biçmişsen,
Senle beraber olan insanıl cinslerin olsun!
Biz...
Sizden de...
Bizden de çoktan gittik!
Arada bir buluşup,
Olmayan dünyamızı kurtarmanın yollarını arayıp bulmaya çalışıyoruz!
Valla tanrım seni bilemem ama
Ben acilen şehriyeli pilav yapmaya gidiyorum!
Kızım aradı.
Oy atacak lan!
İşini gücünü yarıp yarın oy atmak için gelecek az sonra!
Batsın senin gemilerin.
Cemre.Y.

6 Mayıs 2018 Pazar

Düş


…Düş…
Günün ya da gecenin herhangi bir yarısında...
Beraber uyuyalım be sevgilim...
Aynı düşte buluşmak umuduyla…
Ve amin ona…
Kimseyse…
Cemre.Y.

23 Mart 2018 Cuma

İçindekidir Aslolan

…İçindekidir Aslolan…
Biliyor musunuz?
Duaların dili, dini, ırkı, rengi yoktur.
İçinden dilenilirler.
Bence amin,
Belki sence de amen'le biterler.
İçindekidir aslolan.
Cemre.Y.

4 Mart 2018 Pazar

Amin

…Amin…
Hangi ezan saatlerindeki
Hangi dileğimdin ki
Bunca zaman sonra
Ben artık hayata pes etmişken,
Sen bana "Amin." im olu verdin?
Cemre.Y.

23 Şubat 2018 Cuma

Yorgun

...Yorgun...
Yüreğimde binbir pranga...
Kalbim olmayacak duaya aminlerden yorgun..
Aklım, yüreğim "Git" diyor yollarına
Ayaklarımın ruhu yorgun.
Cemre.Y.

6 Ocak 2018 Cumartesi

Hiç Sevmedi

…Hiç Sevmedi…
Tasavvuf musikisi dinliyorsam…
Aklımı ve imanımı koruma terapisi yapıyorumdur.
Salıncağıma uzanıp, ney müziklerimi açıp,
Gözlerimi kapatıp bütün hızı ile sallanıyorumdur.
Acı ve düşünce limitini kısmaya çalışıyorumdur.
Hiç kimseye tek kelime konuşmuyorumdur.
En son bir dilek tutar bitiririm.
Dileğim "Keşke Kabe'nin yerlerini temizleyen hizmetli olsam,
Ne su isterim, ne paspas,
Gece gündüz gözüm yaşı ile yıkar, öpe koklaya kuruturdum.
Amin." di uzun yıllar boyunca!
Sanırdım ki dileğim kabul olacak da
Allah'a daha yakın olunca beni daha çok sevecek.
Acı anılarım, yenilenen tüm acılarımla son bulacak.
Ne bu dileğim kabul oldu,
Ne de diğer bütün iyi niyetlerim.
Duymadı o Rab beni
Ve bence beni hiç sevmedi.
Cemre.Y.

2 Ocak 2018 Salı

Her Kimsen

...Her Kimsen...
Mademki bugünlerde her dileğimi kabul buyuruyor, 
Rabbim'den diliyorum...
Ne de güzel bir evlilik teklifi olurdu 
"Benimle hacca gelir misin, 
Dünya nimetinden vazgeçip, cennetim olur musun?" desin.
"Gönlümde olup bana hayırla gelen. 
Gönlünde olup, ona hayırla gideceğim birisi.
Amin..." demişim yıllar önce...
Hala yalnız olduğuma göre!
Belli ki bu duam da evrende meteor gaybına uğramış.
Vazgeçtim adam ben, olmayacak bir duaydı bu belli ki.
Sen her kimsen,
Her akşam benimle uyuyup,
Her sabah bana "Günaydın" ım ol yeterli.
Her gece tavaf ederim seni ben.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...