…Kopsun Kıyamet…
Evet evet onların katolik olanlarının,
Nikahlarını kilisede kıyıyorlar ve evet papaz nikahlıyor onları!
Elbette ki onların papazları izinsiz kimseye dokunmuyorlar!
Rahip ve rahibelerin bazılarının gizemli,
Özel hayatlarını bilecek kadar çok okumaya devam ediyorum hala.
Ve evet bizim imam hatip liselerimizde, yahut erkek öğrenci kursu
Ya da kuran kursu, yahut hiç fark etmez,
İki kelam kuran öğrenelim diye gönderildiğimiz mahalle camilerinde
Bir tek "Hı!"yı doğru çıkartamadık diye,
Tırnak üstü cetvel acılarını çekerken
Bazılarımızın kenarlara ayrıldığını da,
Biz cetvel yiyenler kurstan çıkarken,
Tülbentlerimizi daha abdesimiz bozulmadı diye çıkartmazken,
Unutmadık hala o kızların bazılarının,
Başlarından çoktan attıkları,
Boyunlarındaki yazmalarıyla hınzırca sırıtışlarını.
Unutmadık hala o kızların bazılarının,
Git gide içlerine kapanıp, herkesten korkuyor olmalarını.
Oysa hepimizin anneleri bizi o camilere
Hiç değilse iki kelam kuran öğrenelim diye yolluyorlardı.
Şimdi tüm iyi niyetli tüm inancıyla amel edinmiş,
Hiçbir akrabam gücenmesin bana ama!
Hepsi de şu an bilmem kimin,
Kıçının kadayıf teli dahi olmaya razı.
He bütün bunlar aklıma durduk yere niye geldi.
Bugün neredeyse imkansız denecek kadar şiddetli bir dolu yağdı.
Ofisimizdeki bütün camlarımız kapalıyken,
Tam çıkış saatimize ramak kala bütün odalarımızı sel bastı.
Çıkıp gitmeyi an bile düşünmedik!
Oysa evlerimizin bütün camları yarım aralıktı.
Işınlanamazdık!
Kaldı ki, yarın var mı şüphedeydik!
Terk etmedik.
Edemezdik.
Yarın varsa buradan başlardı.
Ama bazıları, yalanı su gibi yağmur çekmişti.
"Kandırıldık, bilmiyorduk, bilemedik!" diyordu.
Oysa fırtına aynı anda başlamıştı.
Şimdi siz...
Bizden farklı olan bütün siz!
Mesela kuran kursunda kıstırıldı çocuğunuz,
Ailesine söyler, şikayet ederse,
Hemen bir imam nikahı, ardından da bir resmi nikah!
"Size ne yahu! Karım o benim!"diyecek...
"Ben dedirtmem!
Evladımın, işimin, aşımın, varlığımın daiminin,
Tek bir harfine denk gelsem!
Sorarım!
Ey Allahım!
Ey yaradanım!
Nerede küstün ki bize daim olmaya,
Nerede gücendin de terk ettin bizi de,
Bütün yanlışlara yürü ya kulum dedin ki?"
Ben bugün evime sel basıp basmadığını anlayabilmek için
Camlarımın yağmura göre yönünü tayin edebilmeye
Ayda yılda bir kıldığım kıblenin yönünü sordum!
Çünkü unutup kendi evimin kıblesini,
Başkalarına sormaktan çok korkuyordum!
Yağmur...
Kıble yönünün tersine yağıyordu.
Elbette teşekkür ederim!
Ben tek başıma,
Bana "Şükür!"sunulacak bir şey yaptığında.
Sana şükretmeyi de bilirim.
Ama artık tacizden, tecavüzden boyun bükmesin,
Hiçbir yarattığın ha!
Ve artık öldürülmesin çocuklar hunharca.
Sen ki "Ol!" (Kün Feyekün) desen oluyorsa,
Bu kadar sadist ya da mazoşist olmamalısın!
Yoksa sana olan kesinlik inancım erir gider.
Madem çocukları ve masum kadınları sevmiyorsun,
O zaman kopsun kıyamet.
Cemre.Y.