kıyı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kıyı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2025 Salı

Koku

...Koku...
Hiç yoktan zambak kokusunu özlediğimi fark ettim bu sabah.
Hani böyle annemin köyündeki evine giderken,
Ormanın kıyısında çıkıvermişti ya karşımıza işte tam da onu özledim.
Hiç yoktan hanımeli kokusunu da özleyiverdim birden bire.
Hani böyle çocukluğumun evine giderken,
Bahçe duvarından sarkıp çıkıvermişti ya karşımıza işte tam da onu özledim.
Ben aslında burnumun direğine hızma olan,
Kokusunu ciğerime çektiğim bütün kokuları özledim de
Artık ömrümün son çeyreğindeyken,
Önüme çiçek bahçeleri serilse ne, serilmese ne!
Cemre.Y.

1 Eylül 2024 Pazar

Eylül Gelmiş Yine!

...Eylül Gelmiş Yine!...
Sayamadım ki sensiz kaç mevsim geçti.
Daha biz...
Bizsiz geçen sonbaharları,
Bizsiz geçen kışları, bizsiz geçen ilkbaharları,
Bizsiz geçen yazları yaşayamadan,
Eylül gelmiş yine!
Sonbahar yapraklarını soyunur azar azar,
Çırılçıplak yalnız kalır ağaçlar.
Ya sen?
Denizi olan kıyında mutlusundur umarım.
Ben mi?
Nicedir nefes alıyorum lakin!
Yaşadığımı söylesem yalan olur.
Zümrüdüankalığımdan çoktan caydım da.
Kelebek olacağını sanan bir tırtıl gibi,
Öylece kozamda saklanmaktayım.
Yüreğimdeki kırlangıçlar desen çoktan göçmüş!
Yüzemediğim denizlerin üstündeki martılar suskun.
Yan yana sessizce dertleşiyorlar.
Sonra kendi kendime, "Martılar!" dedim.
Kesin seni, beni, bizsizliği konuşuyorlar...
Sonra biri kulenin bayrağına kondu diğeri balondan bir kalbe.
Onlar da, öylece birbirlerinden ayrıldılar.
Cemre.Y.

22 Haziran 2024 Cumartesi

Hayallerimden De Özür Dilerim!

...Hayallerimden De Özür Dilerim!...
Sevgili kendim, emekli olduğunda,
Sana...
Sevdiceğinle koyun koyuna geceye selam edip,
Yarınlarını düşünmeyeceğiniz uykuların ardından,
Kıyısı deniz olan pencerelerden süzülen ışıklı sabahlar,
Mutlu mutfağın ocağındaki çayınız demini alırken,
Yüzünüzü denizle yıkadığınız gün doğumları hayallenmiştim.
Şimdi, hala, yalnızlığın acı çayını tek başıma yudumlağım için,
Kendimden de hayallerimden de özür dilerim.
Cemre.Y.

25 Kasım 2023 Cumartesi

Hatıralarımı Çalıyorlar!

...Hatıralarımı Çalıyorlar!...
Sabah ayazı vurmuş gri sokakları geçip,
Denize kıyısı olan yerlerden birine gitti kadın.
Yün şapkasını iyice kaşlarının üzerine indirdi.
Kaşkolunu ensesinden soğuk girmesin diye düzeltti.
Paltosuna sımsıkı sarılarak usulca yanındaki banka oturdu.
Derin bir nefes vererek, yüreğindeki ayazı,
Denizin ayazıyla öpüştürdü.
Bir sigara yaktı en kaçağından,
Yanındaki kahvesinden yudumladı.
Sonra güneşin doğan yüzüne gülümsedi.
"Hatıralarımı çalıyorlar!" dedi kadın.
"Onları hatırlamana gerek kalmayacak." dedi adam.
Usulca süzülüp ufukta kaybolurken,
Kadına göz kırptı buluttan adam.
Gülümsedi kadın hem de yine hiç yoktan!
"Günaydın ömrüm, sana da günaydın."
Cemre.Y.

13 Şubat 2020 Perşembe

Neyse!


...Neyse!...
Parmaklarının uçlarıyla beraber,
Kalbinin kıyıları da titredi kadının,
Sabah güne uyanmadan önce,
Öğle arasında ya da günün herhangi bir anında,
Gece uykuya dalmadan hemen önce, ya da ne bileyim ben ya!
Belki de rüyaya dalmadan önce...
Sıfatsız bir bekleyişin içinde bir kez daha,
Birkaç milyon kere daha onun sıfatına bakmaktan,
Kendisini son kez men ederken,
Geçmişiyle beraber, geleceği de kırılıyordu.
Ve bazen "Neyse!" demek insan olana, fena koyuyordu.
Cemre.Y.

16 Aralık 2019 Pazartesi

Kaçırdım

...Kaçırdım...
Ne çok çocukluk kaçırdım ömrümde ah!
Bayram yeri lunaparklarında uçan salıncaklarda,
Çocukça sallanırken kaybolan.
Ne de çok ergenlik kaçırdım ömrümde bir bilsen!
Hırçın denizlerde taş sektirirken,
Ergence eğlenirken elinden taşı alınan.
Ne çok gençlik kaçırdım ömrümde!
Başımda kavak yelleri esecekken,
Rüzgarımın önü kesilen!
Ne çok olgunluk kaçırdım ömrümde!
Tam da,
"Kadın, verandasından durgun denizi seyrederken..."le başlayıp,
Hadi mangalı, balığı, rakıyı, acılı şalgamı,
Seyrü sefayı geçtim de...
İçinde adam olmayan ne çok şey kaçırdım ömrümde!
Cemre.Y.

26 Şubat 2019 Salı

Denizi Olan Bir Kıyı Bulmalıyım

...Denizi Olan Bir Kıyı Bulmalıyım...
Denizi olan bir kıyı bulmalıyım kendime,
Topuklarım su toplayana kadar,
Bilemediğim çıkmaz sokaklara girip çıkıp,
Yorgun ayaklarımı uzatmalıyım kayalarına,
Kışın zemherisini umursamadan!
Önce susup uzun uzun seyretmeliyim,
Ufkun sahile getirdiği dalgaları seyretmeliyim,
Ve geri gidişlerini izlemeliyim,
Akşamın yakamozları ayın şavkına vururken.
Misal senden bahis açarak başlamalıyım ilk!
Oysa sana anlatmaya çalışmıştım daha bir gece önce.
Dinlemedin ki,
Konuşmaktan duymadın hiç aradaki ünlemlerimi!
Ben de anlatmaya çalışmaktan duyamadım belli ki seni.
Neyse ne!
Ama kıyısı olan deniz öyle mi?
Yani ölecek kadar da bitap düşüp ona dert anlatmaya kalkışsam,
Benden de dertliyse onun akşamının şavkı!
Bir fırtına patlatıverir,
Tam ben kendi derdimin konusuna odaklanmışken,
Eve nasıl döneceğim umurunun ucuna bile gelmez,
"Sus ulan!" der.
"Bir dur, biraz da beni dinle!" diyerek
Koskoca bir dalgayla ıslatıverir
Neyim var neyim yoksa her şeyi!
"Şimdi ben
Eve nasıl gideceğim." diye denize, kıyıya, kayaya,
Seçtiğim akşamın ayazına küfür etmek yerine,
Sadece ve sadece gülümserim, taksiler ne güne duruyor.
Ben "Eyvallah!" ları sırf bu yüzden hiç sevemedim mirim.
Anlam içeriği şiiri geçmiş birer romandır bende zira!
Bütün ömrüm boyunca her ne olursa olsun,
Her nereler yıkılırsa yıkılmış, nereler kırılmış olursa olsun,
Bir tek, kıyısı olan deniz küsmez bana,
Ola ki mevsimsiz, zamansız uğramış olurum yanına,
Bütün hıncı dalgasını boşaltır kafamdan aşağıya!
Bütün ömrüm boyunca her ne olursa olsun,
Her nereler yıkılırsa yıkılmış, nereler kırılmış olursa olsun,
Bir tek...
Hiçbir kıyı'm olmayan ben küsemem, kıyısı olan ona!
Nasılsa sonunda,
Birbirimizi susarak seyretmeye başlarız bir yerde.
Çocuktum, Sarayburnu sahilinde tanıştım onunla ilk!
O kadar heyecanlanmıştım ki
Bastığım kayanın yosununa denk gelmişim uçtum denize.
Anam, babam, kardeşim tutamadı da beni
Bir tek deniz verdi beni bana!
Kayıklar, tekneler, takalar öylece salınırken,
Biz öylece kar sessizliğinde söyleşiriz.
Durum vahim değilse hani maddiyattan,
Bazı da acılı şalgam eşliğinde nefesleniriz zira,
Bir tek o duyar yüreğimin korkularını.
Cemre.Y.

29 Kasım 2018 Perşembe

Vazgeçilmezimsin

...Vazgeçilmezimsin...
Her şeye rağmen...
"Vazgeçilmezimsin!" diyenin bile,
Gün olup başkasıyla nikah kıyıyor!
Baba desen zaten bir tek spermden ibaretken,
Sevdasından yandığın,
Bir tek sevgi dolu öpücüğüne cennet biçtiğin anan bile,
Gün olup hastane köşelerindeyken seni öpüp gidiyor.
Gün olup karındaşın bile "Nasılsın?" diye sorduğunda,
Gerçekten nasıl olduğunu anlatmaya koyulunca,
"O kadar da sormamıştım be abla,
Hani, iyiyim diye cevap verileninden sormuştum ben." diyor.
Gün olup...
Yetemediklerine yetemediğini sayfalarca,
Yeşil kalemli günceler tutan evladın bile,
Tek bir küfürlü cümlenle,
Sarılıp, "Her şeye rağmen vazgeçilmezimsin!
Tövbe bir daha seni üzmem." demek yerine çıkıp gidiyor!
Yani kalmıyor hiç kimse, kalması daim olması gereken yerde.
Şimdi canım bile benim vazgeçilmezim değilken,
Hangi tehdit yıkacakmış yorgun ruhumu!
Oysa…
İki oda, bakla sofa, sobası bacasız da olsa,
Aynı evin içinde üç nefes çok gelmezdi bu dünyaya be!
Geldi işte.
Cemre.Y.

26 Kasım 2018 Pazartesi

Sonbahar Akşamı

...Sonbahar Akşamı...
Hüzünlü bir sonbahar akşamında,
Sana gurbet biçtim sevdiğim.
Kıyısı yalnızlığıma vurmuş o parkta,
Amaçsızca yürürken,
Sarı saçlarım hazana karışırken,
Yağmur saklıyordu gözlerimden akan yaşlarımı.
Öyle ya...
Dal yapraktan soğumuşsa,
Yaprak rüzgara kapılmasın da neylesin.
Bundan gayri senin vatanın ben değilim.
Cemre.Y.

1 Ocak 2018 Pazartesi

Hepsi Bu

...Hepsi Bu...
Ataç değilim!
Sadece iliştirilip çıkarılan.
Zımba değilim!
Ya durdukça paslanan
Ya da çıkartılmaya kalkışınca iki tarafta delik bırakan.
Zamk değilim!
Yapışınca kurtulunamayan.
Bant değilim!
En acil durumda ilk akla gelen ama çıkartırken iki tarafa hasar veren.
Ben...
Sadece...
Sevda dosyasının altında ezilip kalmış,
Rengarenk not kağıtlarıydım.
Her yeni gün aynı aşkla yazılacak!
Ne kullanmaya kıyılan, ne de dokunmaya doyulan.
Kimse içimi göremedi hepsi bu!
Cemre.Y.

Fırtına Kuşu

...Fırtına Kuşu...
Hatırlamıyorum ki bir zamanlar
O göğün kralları ilan ettiğim martılardan ilk ne vakit soğuduğumu,
Denizin iyot kokusu bana hep
Balığı ve rakıyı ve acılı şalgamı çağrıştırıyordu.
Yani eksiklerimize rağmen seviyorduk bir şeyleri.
Misal deniz yoktu, iyot kokusu burnumuzun direğinde,
Misal rakı yoktu, anason kokusu genzimizde,
Misal acılı şalgam yoktu, dost diye diye
Kimlere hırka olduğumuz ortalık yerde!
Bir martılar vardı...
Aşka hayal var diye diye de...
Onlar da razı olmuşlar çoktan kafalarına inip duran ucuz simide!
Halbuki sadece...
Çok da bilinmeyen fırtına kuşuydum ben!
Rüzgara inat uçmaya meylim vardı.
Oysaki uçak değildim ben.
Cemre.Y.

26 Aralık 2017 Salı

Olmayacak Bizden

…Olmayacak Bizden…
Tam frekans tutacak diyorum,
Birden, bir cayırtı…
Yine, olmuyor, olamıyor, işte!
Senle ben, hiçbir zaman...
Bir şarkıyı ilk melodisinden,
Son tınısına kadar duyamayacağız.
Belli ki olmayacak bizden.
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Hala Kötü Adamlar Yaşıyorlar


…Hala Kötü Adamlar Yaşıyorlar…
Siz!
Milletler ve milliyetler uğruna
Kırın geçirin bir birinizi...
Ben...
Ne vakit bu şarkıyı dinlesem...
Kapı önünde annesi gelecek diye bekleyen
Henüz altı yaşımdaki o kız çocuğunun çocukluğundan başlıyorum,
Geçmişimin, yeterince tam gelememişine!
O gün bugündür...
Hala kötü adamlar yaşıyorlar
Benle birlikte...
O da hala yaşıyor annem!
Bir gün öylece...
Hani öylesine...
Ziyan edebilmelerine beni...
İzin verdiğimde mi öleceğim ben de anne!
İzin vermiyorum hala işte!
Namusum hala canlı bomba
İnat değil mi!
Vursunlar beni de!
Ondan başlayarak,
Zincirleme ölürüz de
Ben hala kız kalırım ha anne!
Cemre.Y.

30 Kasım 2017 Perşembe

Gülmedi Yosun Gözleri

...Gülmedi Yosun Gözleri...
O şarkıyı kızımla ilk dinlediğimizde
Avşa'da bir pansiyondaydık
Deniz yorgunluğumuza bi de
Yalnızlıklarımız eklendiğinde
Aniden yandaki cafeden o şarkıyı duyduk...
Kızım henüz orta ikiye gidiyordu
Bense hiçbir şeye gidemiyordum!
Aynı anda "Eess!" dedik birbirimize
Oysa o an onunla
İklimlerin coğrafyalarına göre farkının
İnsanlara göre de değişip
Değişmemeli'sini tartışıyorduk.
Sustuk!
O zamanlar bilmiyordum henüz onun
Küçücük yüreğinin ilk ve son platoniğine
Bu şarkıyı dinlediğini,
İkide bir deşmeye çalışıyor
"Annem birine anlatırsam
Efsunu gider biliyorum" der demez
Sabrediyordum.
O gece ben nice yoksunlu
Efsunsuzluklarıma susarken
Bir efsunun sihrini bozduk.
Anlattı bana.
Keşke anlatmasaydı.
Onun, biricik yavrumun...
Suskun hayalleri ne de güzeldi.
Şimdilerde on dokuzundan gün alıyor
Bu şarkıdan öncesi ve bana
Anlatmadığı zamanlar kadar
Yüce hayalli gülmedi bir daha
Gülmedi o yosun yeşili gözleri....
Cemre.Y.

14 Kasım 2017 Salı

Can Kırıkları


…Can Kırıkları…
Rahmetli anamın sevdiği türkü ile şarkıyı
Kolaj yaparken yakaladım kendimi
O zamanlar nasıl da nefret ederdik,
Nasıl da küçümserdik oysa...
Henüz çok gençken
Yani kendimizi dünyanın en bileni sanıyorken
Müziği duyuyorduk sadece
Sözleri girmemişti yüreklerimize daha!
Can kırıkları dolmamıştı henüz ruhumuza.
Cemre.Y.

12 Kasım 2017 Pazar

Sana Söz


…Sana Söz…
Vakit falan yok! "Pardon!"
Ancak bu şarkıyı dinlemek nicedir hoşuma gidiyor!
Ab-ı hayatıma renk geliyor.
Oysa ben…
Sol kaburganın altında olması gereken,
Yufkacık yüreğin,
Taştan vücudunun neresindeydi,
Hep bilmek isterdim
Sana söz!
Bizden başka cehennemleri
Hiç merak etmeyeceğim.
Cemre.Y.

15 Eylül 2017 Cuma

Kopsun Kıyamet


…Kopsun Kıyamet…
Evet evet onların katolik olanlarının,
Nikahlarını kilisede kıyıyorlar ve evet papaz nikahlıyor onları!
Elbette ki onların papazları izinsiz kimseye dokunmuyorlar!
Rahip ve rahibelerin bazılarının gizemli,
Özel hayatlarını bilecek kadar çok okumaya devam ediyorum hala.
Ve evet bizim imam hatip liselerimizde, yahut erkek öğrenci kursu
Ya da kuran kursu, yahut hiç fark etmez,
İki kelam kuran öğrenelim diye gönderildiğimiz mahalle camilerinde
Bir tek "Hı!"yı doğru çıkartamadık diye,
Tırnak üstü cetvel acılarını çekerken
Bazılarımızın kenarlara ayrıldığını da,
Biz cetvel yiyenler kurstan çıkarken,
Tülbentlerimizi daha abdesimiz bozulmadı diye çıkartmazken,
Unutmadık hala o kızların bazılarının,
Başlarından çoktan attıkları,
Boyunlarındaki yazmalarıyla hınzırca sırıtışlarını.
Unutmadık hala o kızların bazılarının,
Git gide içlerine kapanıp, herkesten korkuyor olmalarını.
Oysa hepimizin anneleri bizi o camilere
Hiç değilse iki kelam kuran öğrenelim diye yolluyorlardı.
Şimdi tüm iyi niyetli tüm inancıyla amel edinmiş,
Hiçbir akrabam gücenmesin bana ama!
Hepsi de şu an bilmem kimin,
Kıçının kadayıf teli dahi olmaya razı.
He bütün bunlar aklıma durduk yere niye geldi.
Bugün neredeyse imkansız denecek kadar şiddetli bir dolu yağdı.
Ofisimizdeki bütün camlarımız kapalıyken,
Tam çıkış saatimize ramak kala bütün odalarımızı sel bastı.
Çıkıp gitmeyi an bile düşünmedik!
Oysa evlerimizin bütün camları yarım aralıktı.
Işınlanamazdık!
Kaldı ki, yarın var mı şüphedeydik!
Terk etmedik.
Edemezdik.
Yarın varsa buradan başlardı.
Ama bazıları, yalanı su gibi yağmur çekmişti.
"Kandırıldık, bilmiyorduk, bilemedik!" diyordu.
Oysa fırtına aynı anda başlamıştı.
Şimdi siz...
Bizden farklı olan bütün siz!
Mesela kuran kursunda kıstırıldı çocuğunuz,
Ailesine söyler, şikayet ederse,
Hemen bir imam nikahı, ardından da bir resmi nikah!
"Size ne yahu! Karım o benim!"diyecek...
"Ben dedirtmem!
Evladımın, işimin, aşımın, varlığımın daiminin,
Tek bir harfine denk gelsem!
Sorarım!
Ey Allahım!
Ey yaradanım!
Nerede küstün ki bize daim olmaya,
Nerede gücendin de terk ettin bizi de,
Bütün yanlışlara yürü ya kulum dedin ki?"
Ben bugün evime sel basıp basmadığını anlayabilmek için
Camlarımın yağmura göre yönünü tayin edebilmeye
Ayda yılda bir kıldığım kıblenin yönünü sordum!
Çünkü unutup kendi evimin kıblesini,
Başkalarına sormaktan çok korkuyordum!
Yağmur...
Kıble yönünün tersine yağıyordu.
Elbette teşekkür ederim!
Ben tek başıma,
Bana "Şükür!"sunulacak bir şey yaptığında.
Sana şükretmeyi de bilirim.
Ama artık tacizden, tecavüzden boyun bükmesin,
Hiçbir yarattığın ha!
Ve artık öldürülmesin çocuklar hunharca.
Sen ki "Ol!" (Kün Feyekün) desen oluyorsa,
Bu kadar sadist ya da mazoşist olmamalısın!
Yoksa sana olan kesinlik inancım erir gider.
Madem çocukları ve masum kadınları sevmiyorsun,
O zaman kopsun kıyamet.
Cemre.Y.

5 Eylül 2017 Salı

Metcezir

…Metcezir…
Kıyısı olunacak gemiyi geçtim
Adam gibi tek bir sal bile yok demek ki.
Sıkıntı yarattıysa size şiirlerim
Şimdi metcezirlerle çekilebilirsiniz!
Cemre.Y.

25 Ağustos 2017 Cuma

Sobe

...Sobe...
Bu benim şahsıma münhasır yalnızlığım,
Kime ne, neresinden kime…
İlk ya da sonbahar olacağım!
Kime ne belki de son hasat zamanım da
Ekinlerime don vurmuş çoktan ve bunun farkındayım!
Kime ne belki dünyayı kurtaracağım
Belki de hiç yolunda öleceğim
Milyon kere öldüm hepinize de sevgiyle
Nerelerdeydiniz siz hepiniz ben susarken?
Artık kimime ne?
Ne'm?
Nerede sağ kalır nereden göçersem
Bu benim şahsıma münhasır ömrümce ilk tercihim
Kim unutulsun kim kalsın diye değil hiç de!
Bana ne be artık bana ne
Gelmişime, geçmişime,
Hiç gelemeyenime!
Sonradan geleceklerime
Bana ne beee!
Bu benim "topunuza..." derken
"Neyse" yi susacak kadar özel im!
Hep ama hep inadınıza
Kalbime nişan aldığınız
Hepinizin topsuz tüfeklerine!
Son söz;
Kendi hayatlarınıza asla kıyıp da
Kendilerinizde
Uygulayamadığınız o akıllarınızı
Veraset ilamımda son niyet miraslı,
Hem de en ıslak imzalı terk ettim kendilerinize.
Artık istediğiniz yerinize kıvırınız
Nerenizden daha kolay girecekse!
Zira ben tek kişilik oyunuma
Kör ebe olmaya karar verdim.
Bir kadın ancak yüreğinden sobelenir bilenlerdenim.
Sobelendim ben ilk defa gönüllü hem de!
Artık kör ebe benim!
Şimdi topunuzun artmayan
Ha bire azalıp duran kalpsiz tüfeklerine
Hep birden "Sobee!"
Cemre.Y.

18 Ağustos 2017 Cuma

Affetmeyin Beni, Beni Affetme

...Affetmeyin Beni, Beni Affetme...
Ağlamıyordu kadın!
Sadece sağ dudağının kenarında
Gamzesi beliren o buruk gülümsemesi vardı yüzünde.
Herhangi bir Temmuz gecesinin
Dolunay çıkmış 03.14 ünde
Güvenli bir kaldırıma oturdu,
Kulaklığını taktı,
Dizlerini karnına çekti,
Kendine sarıldı ve şarkısını dinledi.
Ağlıyordu adam!
Yine de gururlu bir güvenin
Huzuru vardı dudaklarının kenarında,
Yeni kondurulmuş birer öpücük gibi.
Herhangi bir Temmuz gecesinin 03.14 ünde,
Huzurla koltuğuna yaslandı,
Soğumaya yüz tutmuş çayından bir yudum aldı,
Gardını kendine toparladı,
Kendini de kendine sardı ve şarkısını dinledi.
Aynı şehirde iki ayrı yürek,
Daha kim bilir kaç geceler boyu olduğu gibi,
Geçmişlerine huzurlu bir selam çakıp,
Yüreğinin sarı sandığının
Atlas bohçasına kendini ve onu sardı,
Sarmaladı ve usulca sandığının kapağını indirdi.
Onlar her büyük sevda başlangıçlarında
Hep buna benzer şeyler yaptılar.
Sadece bir tek kez aynı şarkıyı aynı anda duydular!
"Bu şehre bir kez daha yağmur yağdığında
Ben artık ağlamıyor olacağım.
Çünkü gök kuşağım hep olacak!"
Affetmeyin beni…
Beni affetme…
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...