...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben...
Ne zaman şiir kuşanacak olsam,
Avuç içi kadar bir coğrafyaya,
Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma!
Hepsi birbirinden Nisan,
Hepsi diğerinden Zemheri, sen gibi.
Sonra tarihleri sıralanır dimağımda,
Başlangıçları milyonlarca kelebeklerle.
Bitişleri mutlaka,
Üçlü mezar duvarlarıyla biten sonları…
İnsandım elbette, sandığının aksine aşka dair,
Labirentlerim vardı benimde.
Güne onunla uyanmak,
Geceye onunla sonlanmak gibi.
Kısacık bir rüya kadar,
Sonu...
Sonsuzluğa çıkabilecek hayallerim hep vardılar!
Üstelik ben hiç akıllanmazdım.
Hiçbir sevdamı,
Matematiğe hiç karıştırmazdım.
Ömrümün, ömürlerine sevdaları zaten,
Oldukça azdılar be!
Ne gereği vardılar!
Sen de benden,
Yüreğimin sol kaburgasını kırıp gidene kadar.
Şimdi ben ne zaman,
Çetin bir kış sonrası,
Başka bir coğrafyada,
Bir serçe kanadında filizlenmeye çabalasam,
Eskiden kırık olan tarafı denk gelir bana yine.
Bir sen vardın…
Bir sen gittin…
Bir sen kaldın…
Senden sonrama, başka hangi sevdam uçabilirdi ki?
Yüreğimin kırık kaburgasıyla,
Ne kadar yol alabilirdim?
Gözlerimi akıtsam havaya,
Yüzüm kalırdı.
Yüzümü savursam,
Gülüşüm kalırdı.
Gülüşümü bıraksam…
Yine sen kalırsın.
Ey kalbimin kırık kaburga kemiği,
Senden sonrama,
Hangi sevdam sonsuzluğuma,
Oradan sızacak sanırsındı ki?
Beni soracak olursan,
Hala içimde,
Elinde misketler dolusu haylaz bir çocuk,
Hala ergen, hırçın,
Laf anlamaz toy bir delikanlı kızcağızım.
Hala ruhumun derininde,
Çoktan emekli mezarını kazan ihtiyarım.
Yine de…
Afiyetine dualarla,
Hamd-ü senalar eder,
Ellerinden öperim.
İyiyim ben.
Ya sen anam?
Bizi bunca bırakıp gittiğine göre,
Oralarda nasıl ahvalin?
Cemre.Y.
Ne zaman şiir kuşanacak olsam,
Avuç içi kadar bir coğrafyaya,
Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma!
Hepsi birbirinden Nisan,
Hepsi diğerinden Zemheri, sen gibi.
Sonra tarihleri sıralanır dimağımda,
Başlangıçları milyonlarca kelebeklerle.
Bitişleri mutlaka,
Üçlü mezar duvarlarıyla biten sonları…
İnsandım elbette, sandığının aksine aşka dair,
Labirentlerim vardı benimde.
Güne onunla uyanmak,
Geceye onunla sonlanmak gibi.
Kısacık bir rüya kadar,
Sonu...
Sonsuzluğa çıkabilecek hayallerim hep vardılar!
Üstelik ben hiç akıllanmazdım.
Hiçbir sevdamı,
Matematiğe hiç karıştırmazdım.
Ömrümün, ömürlerine sevdaları zaten,
Oldukça azdılar be!
Ne gereği vardılar!
Sen de benden,
Yüreğimin sol kaburgasını kırıp gidene kadar.
Şimdi ben ne zaman,
Çetin bir kış sonrası,
Başka bir coğrafyada,
Bir serçe kanadında filizlenmeye çabalasam,
Eskiden kırık olan tarafı denk gelir bana yine.
Bir sen vardın…
Bir sen gittin…
Bir sen kaldın…
Senden sonrama, başka hangi sevdam uçabilirdi ki?
Yüreğimin kırık kaburgasıyla,
Ne kadar yol alabilirdim?
Gözlerimi akıtsam havaya,
Yüzüm kalırdı.
Yüzümü savursam,
Gülüşüm kalırdı.
Gülüşümü bıraksam…
Yine sen kalırsın.
Ey kalbimin kırık kaburga kemiği,
Senden sonrama,
Hangi sevdam sonsuzluğuma,
Oradan sızacak sanırsındı ki?
Beni soracak olursan,
Hala içimde,
Elinde misketler dolusu haylaz bir çocuk,
Hala ergen, hırçın,
Laf anlamaz toy bir delikanlı kızcağızım.
Hala ruhumun derininde,
Çoktan emekli mezarını kazan ihtiyarım.
Yine de…
Afiyetine dualarla,
Hamd-ü senalar eder,
Ellerinden öperim.
İyiyim ben.
Ya sen anam?
Bizi bunca bırakıp gittiğine göre,
Oralarda nasıl ahvalin?
Cemre.Y.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder