bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2025 Perşembe

İnadına Gülümse

...İnadına Gülümse...
Sana küçücük bir bebeğin gözlerinden bakıyorum ey hayat.
Ne kadar da kocaman, ne kadar da korkutucuydun öyle.
Bakma sen aradan tam elli yıl geçtiğine,
Hala en ufak bir kırgınlığıma bakıyor o günün, o anına dönmem.
Yine de mademki uyanıyorsak her yeni güne,
Küçücük bir bebeğin gözleriyle bakmak lazım hayata.
Ama bu sefer hiç korkmadan
Ve evet her sefer,
İnadına gülümseyerek bakmak lazım hayata.
Cemre.Y.

9 Aralık 2024 Pazartesi

Yeter Ki Artık Sus!

...Yeter Ki Artık Sus!...
Sen daha küçükken,
Yaramaz bir laf ettiğinde,
"Ağzına acı biber sürerim." der idim!
Benden korkma diye de,
Sana ben sevdirdim acı biberi.
Şimdi ne diyeyim sana çocuk!
Kötü söz etmişsin benden yana!
Ağzını öpeyim çocuk senin.
Yine bebekliğinde olduğu gibi,
Yeter ki artık sus!
Cemre.Y.

9 Şubat 2024 Cuma

Pişman

...Pişman...
Kim bilir kaç geceler,
Dış kapımın anahtarını,
Dış kapımın kapısının kilidinde unuttum bilerek!
Hani olur da, bir tek gün, bir tek gece,
Pişman olup dönersin koynuma,
Tıpkı bebekliğindeki kadar masum
Ana sıcaklığına kıvrılırsın diye.
Hani hep soruyorlar ya,
Aşk her şeyi affeder mi diye.
Aşk evlatsa, affeder lakin!
Gerçekten pişman ise.
Cemre.Y.

10 Haziran 2022 Cuma

Oysa Hayat Hep Acımasızdı

...Oysa Hayat Hep Acımasızdı...
Taze demlenmiş şiir tadında yaşamak vardı hayatı.
Oysa hayat...
Hep...
Acımasızdı!
Ne vakit, gülümsemelere meyl etse yüreğim,
Gözümün nurunu, dünün acılı sarmalına sardı.
Şimdi yaşım, yaşantımdan fazla ihtiyarlayınca,
Dizlerimde derman kalmayınca hani!
Fark edememişim, nihayet kapattım sandığım,
Yaralarımın, cam ve can kırığı bozuk kilitlerinin,
Pas tutup, kanadı yaralı bir serçe gibi kanadığını.
Ömrüme dahil ettiğim insan sayısı azdılar oysa!
Yine de es geçmediler, beni acıtmayı.
Gelen geçen yaramdan vurdu!
Kaç yaşıma geldim,
Hala, hastane önünde bilerek unutulmuş bebek pusetiyim.
Hala, gelen geçen, kimsesizliğimden vuruyor beni!
Cemre.Y.

24 Şubat 2022 Perşembe

Hayalim De Hayal Oldu Çoktan!

…Hayalim De Hayal Oldu Çoktan!...
Eskiden…
Ben çok gençken…
Ben daha henüz, yeterince büyüyememişken…
On dokuzumda, nihayet çok sevildim sanıp,
Yirmi birimde, en çok sevdiğim sanıp,
Evcilikli hayallerime büyük büyük, büyülü kanıp,
Masal kahramanlarının bütün masallarını,
Gayet de, mutlu, mesut yaşamaktayken,
Daha yirmi altı yaşımdayken,
Kocam tarafından aldatılarak, kucağımda bir bebeyle ana evine döndüğümde,
Yıllar yılı, her kalabalık ortamda üzerime, üzerime gelinip,
"Sen de bul birini, evlen de yerin, yuvan olsun." diye saldırdıklarında,
Onları susturabilmek için sığındığım tek cümlemdi.
"Ben, babama güvenemedim ki,
Kızımı elin adamına güveneyim,
Sizin dediğiniz yaşa gelirsem, huzur evine yerleşirim,
Hiç olmadı oradan kendime huzur baba alırım da,
Hiçbirinize yine yük olmam!" der,
Hepsinin çenelerine ot tıkardım!
Lakin o huzur evleri çok da huzurlu değilmiş meğer!
Yıllar yılı, ne zaman bu tür röportajlar görsem,
İnsanlara ezberletilmiş cümlelere değil de,
Gözlerine bakarım ben!
Hiç gülümseyince,
Gözlerinin içi de gülen bir tek yaşlıya rast gelmedim!
İşin kötüsü, aile yanında yaşayan yaşlıların da,
Gözlerinde bir tek gülümseme kırıntısı göremedim!
Yani hayalim de hayal oldu çoktan!
Kafam çalışmaz, elim, ayağım tutmaz olunca,
Ötenazi yollarını arayacağım ben!
Bu da böyle biline!
Ancak o zaman belki gözlerimin içi gülümseyerek,
İnsan cinsine yük olmadan,
Geçip gidebilirim bu hayattan.
Kim bilir!
Cemre.Y.

26 Temmuz 2021 Pazartesi

Kırık

...Kırık...
"Sen de, artık, canını yakan her şeyine,
Kırılmış diyorsun!" demişti bir keresinde.
Kaburganı incitmişsin,
"Kırıldı." diyorsun!
Dizinde sadece bir yırtık var,
"Kırık." diyorsun!
Midende gastritli ülser var,
"Kenarı kırılmış." diyorsun!
Kalbini üzmüşler,
"Zaten hep kırıkmış." diyorsun!
"Sen de, her şeye kırık diyorsun." demişti.
Ona...
Bunca zaman sonra,
Bunca kırıklarım hakkında,
İlk kez, tek bir cevap vermiştim.
"Artık, canımın canını üzen her ne olsa da,
Çoktan kırılmıştır benim için,
Canımı yakan her yerim, kırıktır benim için,
Kırılmıştır yani, çoktan olanından!
Ve buna birilerini inandırabilmek için,
Ayrıca bir çabam yok!
Kırıksa bana kırık,
Acısını da ben çekiyorum yani!" demiştim.
Anlamamıştı...
Yine hiçbir şey anlamamıştı.
"Sen öyle mutlu oluyorsan,
Herkese hep öyle de madem." demişti.
Bir kere daha kırılmıştım.
Ama bu sefer...
Canımın yongası, ciğerimin çiziği,
Taa en dibinden kırılmıştı.
Elbette, ben, ondan,
Onun bebekliğinden ergenliğine kadar,
Ayağına taş değse,
Büyüme ağrılarından kemiklerine acı değse,
Yüreğine gam değse,
Onu şefkatimle zerre zerre öptüğüm gibi,
Her şeylerimin yerlerine koyduğum sevgilerim gibi,
Ne kaburgamın,
Ne dizimin, ne midemin,
Ne de kalbimin kırıklarını,
Teker teker öpsün de geçsindili,
En ufak bir şefkat belirtisi beklemiyordum ama!
Ama, bu kadarı da...
İnsan olan,
Anahtarı, hem elinde, hem de cebindeyken,
Girip çıkacağı bir kapıyı,
Koca bir hayatın intikamıyla, öylesine dolu,
Kocaman bir tekmeyle,
O yürek kapısını darmaduman eder mi?
Neyse ya neyse...
Cemre.Y.

22 Ekim 2020 Perşembe

Artık Acıtmıyor


...Artık Acıtmıyor!...
Neyi fark ettim biliyor musun üstadım?
Ad koyucumun, 
Hiç acımadığı bebekliğimi,
Ve dahi! 
"Nefs'in vicdansızlığıdır!" diye bile,
Hiç düşünmeden, 
Hiç de yüksünmeden harcadığı,
Onca çocukluğumla, gençliğimin,
"Baba!" kelimesini affettiğimden beridir.
Artık acıtmıyor,
İlk adımın sürekli yüzüme vurulması.
Umarım haylice eğlenmiştir, 
Hayatımı uzaktan izleyen,
Kalubelamdaki kaderimi yazanım!
Ben de fena bir savaşçı değildim hani.
Cemre.Y.

24 Mayıs 2019 Cuma

Sen Bilemezsin Lakin

…Sen Bilemezsin Lakin…
Sen bilemezsin lakin…
Ben iyi bilirim yokluğuna kaç yağmur damlası yağdı bu şehre!
Kaç kaldırım taşının altından çamurlu su sıçratmaya kalkışıldı ömrümde.
Kaç aracın camı sırıttı üstüme sırf onlara binip kendimi satmıyorum diye!
Yıllar yüzümün çizgilerini bana inat belirginleştirse de…
Göz pınarlarımda nasıl hazırsa yağmurum,
Bir kuş kanadının neşeli sesine de bir kahkaha patlatırım.
Sen bilemezsin lakin…
Akşamında süslü porselen bebekler gibi lüks arabalarda,
Gecesi için alınmış,
Cafcaflı fırfırlı eteklerinin altından beni küçümseyen hatunların,
Ertesi sabah benimle aynı minibüse binip,
Yırtık ayakkabılarının çamurlu yağmur suyunu alışını da seyrettim ben.
Sen bilemezsin lakin…
Artık beşinci duvarım da yüzünü dökmeye başlasa bile,
Tavanıma bakmak için dahi başımı kaldırıp,
Çenemi dikleştirdiğimi unutmam illa!
Sen bilemezsin lakin…
Gururumu ve dahi hayata inadına dik duruşumu çok severim ben.
Cemre.Y.

28 Nisan 2019 Pazar

Bu Dünya

…Bu Dünya…
Bütün o efsaneler, bütün o masallar falan hepsi yalan,
Kimse, o salak saçma yarışta,
En birinci olduğu için gelmedi bu dünyaya!
Sadece o, yaradan karar verdi, ananla babanın o sevişme anında,
Senden önce gelen milyonlarca sırada bekleyen sperm varken,
Bu yaşam formuna dahil etmeye sadece seni seçti.
Ve kapadı kapılarını ananın rahminin bütün hücrelerin!
Seni, bir damla öz suyu, bir damla öz suya katık eyledi.
Hep sorarım bilinmeze,
Keşke yaradanım beni o ilk an anamın rahmindeki,
Yumurtasına bebelik seçtiği o andan,
Doğduğum ana kadar an be an takip edip işlediği gibi,
Hiç değilse ben reşit olana kadar bütün anlarımı da,
Koruyup kollayacak kadar beni hala sevseydi!
Yaradanım hariç, herkesi affettim.
Cemre.Y.

6 Kasım 2018 Salı

Hatırla

…Hatırla…
Eski İstanbul'un yüksek yokuşlu,
Arnavut kaldırımlarını yürürken durup dinlendi kadın,
Şöyle bir ardına baktı,
Yorgunluğuna inat olsun diye bir sigara daha yaktı,
Dumanını üfledi.
Tıknaz tıkanıklı öksürük nöbetlerine bir yenisini daha ekledi.
Şimdi her şeyi ne kadar da net hatırlıyordu.
Oysa, ciğer yorgunluğunun asıl müsebbibi astım'a,
O en soğuk zemheri ayazlarından birindeki,
O gece yakalanmıştı daha sekiz aylıkken.
Kim bilir açlıktan mı,
Yoksa şefkatsizlikten mi, ya da sevgisizlikten mi bilinmez!
Sürekli ağlıyordu, tahta beşikteki ilk evlat ben, kız bebeyken,
Köy kahvesinden yine geç,
Yine zil zurna sarhoş dönmüştü babası,
Yine anasına musallat olmuştu,
Yine anason kokusuna gark olmuş,
Az önce göğsüne göğsüne vuran o cani adama,
Kan kusmalı mide bulantılarıyla,
Sevişmelere niyet eylemelere zorla karşılık bulmuştu çabası.
Tahta beşikteki kız sürekli ağlıyordu,
Anası yorgundu, anası biçare,
Adama rica da bulundu,
"N'olur şu beşiği biraz da sen sallasan,
Kız uyusa, ondan sonra…" diye!
İlk defa bir sözünü ikiletmemişti kocası.
Anası kim bilir kaç yüz yıldır yorgun, uyuyakalmıştı!
Sonra uzunca bir zamandan sonraki sessizlikten sonra,
Babası uyandırdı anasını,
"Hadi be hatun, bak dediğini yaptım,
Gaz lambası sönmek üzere!"
Aylar sonra nihayet,
Dayak yorgunluğunu dahi atmıştı kadın,
"Peki!" dedi,
"Hadi madem!"
Bütün yorgunluklar susunca sarmaş dolaş uyudular sonra,
Nihayetinde biri dövmekten,
Diğeri dövülmekten can çekişmeyteydi belli ki,
Tan yeri ağarmaya yakın ana uyandı rüyasından,
Nicedir ağlayan bebe nasıl olup da o gece susmuştu!
Uykulu gözleriyle elleri aradı tahta beşiği yoktu!
Gözünü açtı, tek oda bakla sofa evini taradı gözleri yoktu!
Hırsla babasını sarsaladı,
"Herif!
Kız nerede, en son sen sallamıştın!"
"Dışarıya çıkarttım onu!" demişti şuursuz!
"Ama sakın bana kızma, bak sustu!" demişti.
Anası onu bulduğunda,
Tahta beşiğinin üstü, kardan görünmez olmuştu.
Bebek üç gün süt emmemiş, üç gün ağlamamıştı.
Üç günün sonundaysa,
Kızamık olmuştu ve gözlerinin biri,
Diğerinden ayrı bakıyordu!
Beşinci gün anası dedesinin kapısına çoktan koyulmuştu.
Zaman sonra,
Kız bebek memeyi reddetmeye devam ettikçe anladılar ki
Anası o geceden yine gebeydi, üstelik ebe,
Bu sefer oğlan evlat müjdesi vermişti.
Araya aracılar kondu hemen, barıştırıldı aile birliği!
Hazır hatırlamaya başlamışken, bir sigara daha yaktı kadın,
Hatırladıkça büyüdüklerini sanan insanların aksine,
Hatırladıkça paralel evrenler arası,
Raks edip küçülüyordu kadın kız bebe!
Yoksa sizin bütün hayatınızda,
Hep hatırlanası şeyler yaşandı diye,
Hayıflanmanız gerekmez bütün herkese!
Çünkü bana göre hatırlamak!
Unutmaya çalıştıklarımı en baştan yaşamak demek!
Maalesef ki, seçemiyoruz!
"Sadece,
En lazım olanları hatırlamak istiyorum!" gibi bir seçenek.
Misal, çok korkuyorum
O da yıllar sonra bana baba'm olarak döndüğünde,
Ben artık orada olmayabilirim diye!
Çünkü hatırlamak istemiyorum,
Zaman, ne zalım bir şey değil mi azizim?
Şimdiyi affettin diyelim,
Ya o daha minnacıkken,
"Kız evlat doğmuş!" etiketli o bebek!
Ya daha…
Büyüyeyim mi dilerseniz!
Neyse ya neyse,
Başa sarmayalım sarmalı, unutalım iyisi mi!
Arnavut kaldırımlı yokuşun sonuna baktı kadın,
Bir sigara daha yaktı, yola devam etti.
Her yolun bir sonu vardır nihayetinde değil mi,
Giden ömür olsa dahi!
Cemre.Y.

2 Eylül 2018 Pazar

İnadına

…İnadına…
Ne vakit geçmişimle yüzleşsem…
Bebekliğimle çocukluğumun burnunun ucundan öperim.
Ne vakit geçmişimle yüzleşsem…
Ergenliğimle gençliğimin alnının ortasından öperim.
Ne vakit geçmişimle yüzleşsem…
Geçmişimi unutamadı diye orta yaşımla tekrar yüzleşirim.
Aynaya her baktığımdaysa, ille de, inadına, kendime gülümserim.
Cemre.Y.

16 Temmuz 2018 Pazartesi

Ninni

…Ninni…
Uzak diyarlardan birindeydim,
Kendime bile, kızıma bile çok uzak.
Bir tek anama yakındım güya...
O da artık acılarını hissetmesin diye
Kolunda, bileğinde damar kalmadığı için,
Kasıktan vurulacak morfin zamanlarına yakın
Yine acıdan ayılma an'larında.
Derin acılar konuşamaz derler ya bir de, hep yalan!
Anamın gözlerini gözlerime kilitleyip,
Dudaklarını titrete titrete,
Söylemeye çalıştıklarını duyabilmek için,
Gözlerimi dikkatimi dağıtan her şeye kör edip,
Kulaklarımın zarını patlatırcasına zorlardım benliğimi,
Acı yüreğimi deşip, beynimi delerdi.
Sonunda kim bilir kaçıncı kez duyabildiğim o tek cümle.
"Kızım, evladım, bırakın artık beni, salın, gideyim!"
Anacığımı kendimden iyi tanıyordum oysa.
O, bir kere gitmeyi kafasına koyduysa kesin giderdi.
Yok yere bana küsüp, yıllar yılı da benden gitmedi miydi?
Sonra gözlerimin derinine bakıp,
"Korkuyorum oralardan ama ben!" duruşlu,
Küçücük bir kız çocuğunun korkulu bakışlarındaki o acı,
Beynimi deşip, yüreğimi, bağırsaklarımı deşerdi.
Acı, dilsiz filan değil kardeşim!
İlk defa bayramlık alınmış, ilk defa kırmızı pabuç görmüş,
İlk defa insan sayılmış da
Gece boyu yarı uyur, yarı uyanık,
Sabah olsun da, ezan okunsun da
Başucuna serdiği bayramlıklarını giyip,
Sevinçler içinde bayram yerine koşma hayalindeyken,
Gece evde yangın çıkmış da bir tek,
O kız çocuğunun bayramlıklarını yakmış gibi feryat figan!
Diğerlerine hayat hep bir yerinden devam ediyordu.
Normal yiyorlar, normal içiyorlar,
Normal ziyaret ediyorlar, normal hüzünlenip,
Normal kederleniyorlardı.
Normal sevişiyorlardı mesela eşleriyle.
Ve normal bekliyorlardı artık sona doğru yaklaşan o günü!
Benim o günkü gazetelerimdeyse
Sürmanşet geçiyordu, onun eceline kaç gün kaldığı!
Bir yandan bencillik etmek istemiyor,
Normal yaşayanlar gibi, normal düşünüp,
Gitmesinin en doğrusu olduğunu düşünüyor,
Öte yandan...
Bir gün daha o güzelim ana kokusunu duysam,
Bir kerecik daha
"Sseviyorum ya seni be kıızzımmm!" desin,
Bir kere daha titreyen dudaklarıyla beni öpebilsin istiyordum!
Sonra vazgeçti o!
Pes etti.
Gitmeyi tercih etti.
Biliyordu ki onu sevmekten asla vazgeçmeyecektim.
Ama siz...
Hiç...
Anacığınızın, tam da en hasta zamanlarında,
Sizden isteyip de sizin söz verdiğiniz gibi,
Şöyle köpürte köpürte acıtmadan,
İncitmeden her yerlerini yeni yıkadığınız,
Misler gibi beyaz sabun kokan o halinin,
Alnından bile öpmeyi özlediniz mi?
Ya omuz başlarından,
Ya bebekliğinizde emdiğiniz o ak memelerinden,
Ya sizi taşıdığı bembeyaz çatlaksız göbeğinden,
Sizi sırtında taşıdığı o bacakların,
Hem sağından, hem solundan,
Siz terk edip gidemediği onca yıl,
Nasırlaşmaya yüz tutmuş topuklarının her birinden,
On parmağının onunu teker teker,
Ayaklarıyla yirmi eder,
Öpmeyi özlediniz mi sizden çoktan gitmiş bir cenazeyi!
Peki ya siz!
En son tırnaklar çürürmüş ya,
En son saçlar!
Teker teker öptünüz mü hepsini,
O ana bile günlerce gün, gecelerce gece,
Aylarca ay, yıllarca yıl, hasret kalıp.
Siz hiç annenizin ölüsünü dahi öpebilmeyi özlediniz mi?
Derin acılar konuşamaz derler ya bir de, hep yalan!
Ömrümde birkaç kere gerçekten mutlu oldum elbet!
Ama ne yazdımsa az kaldı, ne söyledimse yavan,
Ondandır belki fazla tutunamadılar bende.
Kızıl saçlı bir deniz kızının hayaline doğru yol aldılar.
Neyse ki anacığımın saçları da,
Gözleri gibi koyuydu en kestanesinden.
Ah benim sevgili sevdiceğim, anacığım,
Rüyalarımda gördüğüm gibiysen ne ala,
Ağarmamış hala saçların oralarda,
Biliyorum aralarda kızıyorsun bana,
Ama artık benden
Hepten gideceksin korkusu kadar çok içmiyorum,
Sigarayı hiç sorma!
Buhranlıydım yine o çıktı karşıma!
Saat 2'ye çeyrek vardı,
Senli bir Temmuz gecesinde o bana ilk yazdığında.
Bir daha da kimseyle metrobüs durağında öpüşmedim ama!
Bir daha da hiç kimseye acele etmedim,
Benden hızlı giden adımları için.
Zamanın bana çoktan durmuş olan akrebiyle yelkovanını,
Saat tam 12'ye kurup onları göle fırlattım,
Denize atsam fırtına kuşu falan çıkar yem sanır neme gerek!
Gölde durgun dursunlar birbirlerinde kavuşmuş,
Ölen ölmüş, giden gitmiş, bende sağ kalan yok,
Ama onlara hayat devam etsin.
Anam...
Öpüyorum ellerinden.
Rüyama gelsene bu gece...
Sana o hastane gecelerimizde dinlettiğim,
Müzeyyen Senar'lardan,
Zeki Müren'lerden,
Neşet Ertaş'lardan,
Musa Eroğlu'lardan,
Ve sen çok seviyordun diye,
Bediha Akartürk'lerden başka ninni hatırlayamıyorum ben!
Ah nasıl da sevinirdin onlara,
Arada bir açtığım Emma Shapplin'e
Chopin'e, Andrea Bocelli'ye
Loreena Mckennitt'e yüz bükerek!
O güzelim kaşların da büküldüğünde,
Behiye Aksoy'u açardım hemen,
"Artık Yeşerecek Bir Dalım Yok!" u severdin ondan,
Ardından da gelsin Muazzez Senar' dan
"Kimseye Etmem Şikayet!"
Nedendir bilmem.
En çok bu şarkıda ağlardık öyle usul usul,
Bakışa koklaşa...
Herkesin, herkesi yanlış anladığı bir yer vardı belli ki bir kader de!
Anam...
N'olur!
Rüyama gel bu gece!
Hatırlamıyorum ki ben sesinden bir tek ninni!
Kendi sesinden bana bir ninni söylesene n'olur!
Cemre.Y.

21 Mayıs 2018 Pazartesi

Boşluk

…Boşluk…
Sen hiç kocaman boşlukta kendini aradın mı defalarca?
Ve hiç bulamama ihtimal'inle rastlaştın mı?
Ya sonra tam her şeye pes etmişken…
Senden çoktan vazgeçilmiş bir ayna bolluğunda
Buldun mu kendini çoktan kırılmış bir aynanın sırlı camında.
Baktın mı gözlerinin bebeklerinin içine içine, dikine dikine!
Ağlamadan durabildin mi geçmişine, gelmişine, gelmeyen'ine!
Sonra öylece affettin mi hepsini, hep birden!
Artık ulaşılmak istesen ne!
İstenmesen ne?
Sen hiç yok oldun mu kendinde, herkesine, hep birden?
Cemre.Y.

17 Mayıs 2018 Perşembe

Yara

…Yara…
Küçücük bir bebekte olsa, 
Her kadın başını yaslayabileceği bir omuz ister, en kuvvetlisinden…
Bu önce bir baba olur, sonra sevdiceği…
Kimi korkmadan söyler, kimi de düşünülse der! 
Benim ne babam oldu ne de sevdiceğim.
Ne zaman birine güvenecek olsam,
Hemen buldular içimdeki küçücük kız çocuğunun yaralarının yerini.
Kırk yaşımdan sonra öğrenebildim bir daha asla sevmemeyi…
Cemre.Y.

14 Mayıs 2018 Pazartesi

Annesine Aşık Olmayan Bir Adam, Başka Bütün Kadınları Yarım Sever!

...Annesine Aşık Olmayan Bir Adam, Başka Bütün Kadınları Yarım Sever!...
Daha ilk cümlemi okur okumaz itiraz seslerinizi duyar gibiyim.
Zira kadın-erkek ayırdımına varmaksızın çoğunuzun
Beyin algısında aşk deyince tek bir çağrışım uyanıyor,
Cinsellik...
Ne büyük hata!
Oysa yazımın ilk kelimesi "Anne!" ile başlıyor ki
Bir kadın hamile olduğunu hissettiği andan itibaren annedir.
Bütün cinsel kimliklerin dışında çok farklı bir olgudur
Annenin evladına, evladın annesine duyduğu sevgisi ve aşkı.
Kaldı ki Dünyaca ünlü Merriam-Webster sözlüğünde bile
Aşk oldukça yalın bir tarif ile:
"Aşk, güçlü bir bağlılık hissi
Ve kişisel bağlanma duygusudur." diye tanımlanmaktadır.
Oğul annesi olmamakla birlikte kız annesi olarak,
Yani anne olmak olgusunun tüm aşamalarını doğru algılayıp,
Doğru yorumladığımı düşünüyorum.
Kız evlatlar ilk andan itibaren anneye daha yoğun ve yakın tutunurken,
Erkek evlatlar doğdukları andan itibaren,
Çevreye mal edilerek anneden uzaklaştırılmaktadır.
Oysa anne cinsiyetsiz sever ve sınırsız bağlıdır evladına.
Gelelim asıl meseleye;
Oğul, bebeklikten itibaren,
Bütün aile ve çevresinden ona en başından dikte edilen
Gurur ve yüceltilme duygusunu aşıp,
Annesine karşı sınırsız sevgi ve aşk beslerse işte o vakit,
Katıksız saf sevgiyi özümsüyor yüreğinde.
Zamanımız hatunlarının
"Ay, süt çocuğuyla uğraşamam,
Hele bu saatten sonra." dediğini duyar gibi oluyorum.
Oysa hangi yaşta olursa olsun annesine aşık olmayan bir adam,
Başka bütün kadınları yarım sever,
Çünkü sadece cinsi münasebet vardır beyninde.
Çünkü o doğduğu andan itibaren o yönde yüceltilmiştir.
Gururdur, ne yapsa, ne yapmasa tolore edilir.
Ergenliğe ulaştığı andan itibaren,
İlk deneyimi ile beraber bütün kadınlar onundur artık.
Biri giderse, diğeri gelir.
Çok az adam tanıdım,
Ergenlik yıllarında genelev kuyruklarını beklememiş olan!
Nadiren ilk deneyimini karşı cinsine duygusal hisler besleyerek yaşayan
Bu tip erkekler hayatları boyunca para karşılığı aşk yaşamamıştırlar.
Hayatlarına girip çıkan kadınlara karşı,
Mutlaka duygusal hisler beslemişlerdir.
İşte bu tip erkeklerdir annesine aşık adamlar.
Hayatlarının her döneminde birliktelik yaşadıkları kadınlarda
En ilk güven duygusunu yaşarlar, aşk ve sevgi sonrasında gelir.
Saygıyı her zaman baş tacı yaparlar.
Kadına kendisini mutlak surette değerli hissettirirler.
Oysa özellikle genç kızlarımız
“En çok beni sevsin, merkezi ben olayım.” derdindedir.
Annesine bağlı olan adamları,
"Süt kuzusu" tehdidiyle aşağılamaya çalışırlar.
Oysa bu tip adamları tercih edenler zamanla görürler ki
“Senin için annesinden bile vazgeçen,
Bir başkası için de ilk fırsatta senden vazgeçer.”
Dedim ya “Annesine aşık olmayan bir adam,
Başka bütün kadınları yarım sever."
Bu yazımı okuduktan sonra etrafınıza bir bakın.
Annesinden ve sevgisinden uzaklaşmış,
Ya da itina ile uzaklaştırılmış erkeklerinize,
Bu bakış açısıyla bir bakın.
Onları birbirlerinden uzaklaştırmadan,
Önceki adamla şimdiki adam aynı mı?
Aynı sevebiliyor mu sizi?
Şimdi diyeceksiniz ki; “Her anne de o kadar anne değil yani."
”Unutmayın ki bebek oğulun duyguları o kadar saf ve yücedir ki
Zaten her anneye, her oğul da aşık olarak yetişmiyor tabi.
Tekrar etrafınıza bakın karşınıza çıkan annesine aşık adamlara.
Hiçbir zaman bir kadını bilerek incitmemişlerdir.
Hiçbir zaman sevmedikleri bir kadınla beraberlik kurmamışlardır.
Hiçbir zaman kadınlarını aldatmamış,
Bir ilişkiyi tamamen sonlandırmadan,
Yeni bir ilişkiye adım bile atmamışlardır.
Hiçbir zaman kadınlarını aldatmamışlardır.
Şu zamanda rastlama olasılığınız çok az ama denk gelirseniz,
Şansınız yaver giderse böyle adamlara aşık olunuz.
Onu dünyaya getiren anneye saygı, sevgi ve şefkat duyunuz.
İşte o zaman, o adam sizi tam sever, katıksız sever.
Elbette annesinden sonra gelmeye gönülden razı olacaksınız.
Emin olun ki o anne bu dünyadan gittikten sonra,
Çok uzun bir zaman hep siz olacaksınız.
Çünkü siz aşkın tamamlayan kısmısınız.
Çünkü siz, bu aşk sürse de süremese de,
Sevgi daimdir ve siz artık onun yüreğinde bir imza'sınız!
Ne vakit Allah korusun!
Anasını kaybetme korkusu yaşasa, sizi hatırlayacak…
Hem de ona ilk gösterdiğiniz ana yaralarınızdan.
Herkesin ömrü daimi ve sağlıcakla olsun.
Şurada emekli olmama yüzyıl daha var…
Üstelik bir Türkiye'm dolusu arşınlamak hayalimle,
Pembe tosbağamla dünya turu hayalim ölesiye kapışırken!
Ben daha imkanlarımı olgunlaştıramadan!
Hiç olmayacak yerden menisküs yırtığı diz ağrısı engel teşkil ederken!.
Gerekse sürüne sürüne gezecem lan dünyayı!
"Seve seve yandıydı!" yazsınlar mezar taşıma gram gam değil.
Sıcak iklimleri oldum olası severim.
(Bu yazıyı yazmama vesile olan elli iki yaşındaki bir adamla,
Seksen beş yaşındaki bir ananın sevgi dolu bakışlarına şükranlarımla.)
Cemre.Y.

12 Mayıs 2018 Cumartesi

Yosun Yeşili

…Yosun Yeşili…
Ağrıyan dizlerime uzanıp,
Artık büyümekte olan göbeğime,
Kocaman güvenli bir huzurla başını yasladığında...
Gözlerini kapatıp...
Saçlarını okşamamı,
Yaşına göre erken gelen,
Alnındaki hayal kırşıklıklarını düzeltmeye çalışarak,
Seni bebekliğinde de olduğu gibi,
Huzurlandırmaya çalıştığımda
O bakmalara, sevmelere doyamadığım,
Yosun yeşili gözlerini ciğerime saplayan o bakışın var ya!
Her yoksunluğumuzda,
Senin için olduramadıklarımdan sebep...
Bir kere daha çiziliyor yüreğim!
Ey benim ciğerimin baş köşesi,
Ey benim yüreğimin çiziği!
Ne zaman değişecek bu makus kader ve keder!
Artık mutlu olsan diyorum.
Bana hediye vesaire gerek değil!
Bana...
Ben saçlarını okşarken,
"Çok mutluyum anne'm" diyebilmendir
En kıymetli hediye'm....
Sahi eminsin biliyorum ama
Seni çok'un bile az kaldığı,
Tabiri teşhis edilememiş kadar seviyorum!
Cemre.Y.

11 Nisan 2018 Çarşamba

Ölü Bebekler

…Ölü Bebekler…
Tek harf yazsam denize vurana
Ölürüm acıdan susuyorum!
Ölü bebekler denizi her yer!
Cemre.Y.

10 Aralık 2017 Pazar

Affedemiyorum Kendimi

…Affedemiyorum Kendimi…
"O kadar romantik değilim ya!
Seni üzmekten korkarım!" 
Diyor ya benim evlat
"Yaralarından kanatmayayım ya
Can parelerini " diyerek 
Silip silip yazdıklarım 
Hiç kimseme paylaşmadıklarım
Geliveriyor aklıma!
Ona dairli şiir'lerimi hecelerken gördüm ki
Ne çok konuşurken 
Sana ne çok susmuşum,
Sen bana ne çok susmuşsun.
Oysa sana, içindekileri.
Bebekliğinden beri 
Bağır çağır haykırman gerektiğini
Öğütleyen benken
Ne çok susturmaya çalışmışım cümlelerini
Sana, içindekileri  
Sesli söyletemediğim bütün anlarım için
Ağız içi mırıldanmışsın meğer!
Offf!
Affedemiyorum kendimi.
Cemre.Y.

26 Kasım 2017 Pazar

Bebek Puseti


…Bebek Puseti…
Hastahane köşelerinden birinde
Bilerek unutulmuş bebek pusetiyim. 
"Annem aşağıda uyuyor!"
Diyerek ağlıyorum ama 
Dilimi anlamıyorlar! 
Beni evlatlık verecek anne arıyorlar! 
Gözyaşlarımın sessiz 
Kelimelerini duyamıyorlar.
Sadece kendime teselli'yim nicedir,
Durduramıyorlar!
Cemre.Y.

11 Kasım 2017 Cumartesi

Yitik Bir Sevdadan Geriye Kalan


...Yitik Bir Sevdadan Geriye Kalan…
Seni yatak odamın uykuya dalabildiğim
O en son anına asmıştım ben be “Adam!”
Her gece sensizliğe uzanırken
Kadehlerim dipsiz bucaksız!
Dilimin dönebildiği tek duamdın sen!
Kızım bile, onca küçük yaşıyla,
Acıyarak bakardı göz bebeklerime!
Son şefkatimle dönerdim onun yüreğine,
Susarak bakardım ona…
Suskunca odasına giderdi.
Gizlice ağlardı bilirim,
Artık bir kardeşi daha olamayacak diye!
Saatlerce bana verdiğin bir kağıt parçasıyla
Gülümsemelerini okşardım onlarca yüzünde senin.
Öylece dalardım yokluğunu bile sevmelere de
Sabah ezanları okunurdu aniden!
Aceleyle pür telaş işime doğru yol alırken
Sabaha ilk “Amin” im olurdun benim!
“Rabbim!
Senli hiçbir duamı kabul etmedi neyleyim?
Önceden yaşanmışlıklı bitmiş bir hayat
Ve vazgeçemediğim kızımdı benim sana kilidim!
Şimdi Allaha küssem bana günah!
Sana küssem
Sana daha ağır vebal!
Gayri ben senden sonra
Kimin bana ne ettiğine, ne edemediğine,
Daha ne diyeyim?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...