...Eylüldü İşte...
Eylüldü işte şimdi baş başa kalmışlardı nihayet!
Torunu torbası okula başlayacak yaşlı teyzeler de kızlarıyla yazlıklarına sürgüyü çekince...
Nihayet vuslata ermişti kaç aylık kimsesizlikleri.
Yalnız bank, bütün yaz üzerine oturulup fingirdeşilmesinden yorgun,
Uzaktaki yelkenli ayıplı gecelere şahitlik etmekten mahçup...
Deniz sanki hiç suya sabuna karışmamış gibi süt liman.
Bir mavisi farklıydı işte göğün, bir de arada bembeyaz pamuk şekerine dönüşen bulutu.
Güneş desen, artık ayaza çekiyordu kendisini akşamları!
Bazen,
"Gereksiz de olsa kalabalığı da mı olmalı sanki birinin!" dedi karşı sahildeki yalnız bank.
"Valla benim için sıkıntı yok, canıma ağır geleni atarım aşağı!" dedi yelkenli.
Deniz, daha birkaç gün önceki lodosun fırtınasıyla pir-ü pak seslendi oradan!
"Bende de sorun yok arkadaşlar, dalgalandımsa da duruldum gördüğünüz gibi." diye.
Bir mavisi farklıydı işte göğün, bir de arada bembeyaz pamuk şekerine dönüşen bulutu.
Güneş desen, artık ayaza çekiyordu kendisini akşamları!
Gök, mavi, bulut ve Güneş maskesizce seyrederken onları,
"Şimdi bir yeni rakı ne giderdi bee!" dedi içlerinden en umursamazı,
Çıkardılar ceplerinden üç beş ne kaldıysa.
Tazesinden balığı koydu tavaya tekne, masayı hazır etti en yaz artığı bi-tamamından,
Ne ki insan olmasındı
Yeter ki koydular afili bir müzik ortaya,
Döktüler içlerini ilkbahardan sonbahara ne kaldıysa!
Cemre.Y.