kalem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2024 Pazar

Yüreğinin Rengi

...Yüreğinin Rengi...
Yüreğinin rengidir,
İçinden geçeni yazdığın kalemin mürekkebinin rengi.
Cemre.Y.

24 Mart 2023 Cuma

Kalem Kırılmış, Konu Kapanmıştır

…Kalem Kırılmış, Konu Kapanmıştır…
Bunca yılımı geçmişin "Vah!"larına harcadım...
Bundan sonra tutan "Ah!"larımı da ardımda bıraktım!
Nasıl olsa beni kaybeden ben olmadım...
Artık "An"ın ve geleceğin huzurunu duyma vakti.
Zira güven,
Bir yüreğin kalesinin bayrağıdır,
Bayrağı çalan terhis olur.
Bayrağı tutan direkse, ömür boyu mahkum!
Yüreğimden terhis olanlara selam olsun ki,
Bundan sonra…
Kimsenin egosuna tavan direği olamam!
Kalem kırılmış, konu kapanmıştır!
Bu hayat,
Can kırıklarıyla dolu kalbimi,
Acımasız adımlarıyla eze eze öğretti ki,
Ömrünü feda ettiğin evladın bile olsa,
Sahibinden çok değer verirsen,
Senin ederinden düşermiş.
Seni de yüreğimden azat ediyorum.
Cemre.Y.

31 Ocak 2020 Cuma

Olacak İş Mi?

...Olacak İş Mi?
"Dördüncü evre!" diyor hiç yoktan bir film repliği...
Ömrüne dair bütün film şeritleri kopuyor ve sen...
Eski zamanda sarmış o teyp kasetlerini,
Bir kalemle...
Özenle sarıp sarıp şarkıyı kurtarmaya çalışıyormuşsun gibi...
Kırk beş yaşımda tam da tam da bir babam olacakken...
Şimdi bu olacak iş mi?
Cemre.Y.

27 Ocak 2020 Pazartesi

Olmadı Yani

...Olmadı Yani...
Ve bütün o ağulu şiirlerin o kırılgan çocuğunun,
Bütün öc'ü alındı.
Soy'una eril kişiliğini...
Soy'unun daha küçümen yaşında dirilten herif!
Çığlık figanı tam tamına kırk yıl sonra tam duyuldu!
Mesele namustu!
O gün de...
Bugün de pişman değilim hakim bey!
Sen değil miydin ki...
"Madem ki,
Tecavüze uğramamış bekareti tastamam,
Çocuk bu!
Kabus da görmüş olabilir!" diye o günün kalemini kıran!
Boğazımda bir yumru öyle böyle de değil ha!
Hani ne yukarı, ne de aşağı denilen bir tıkanıklık gibi.
Bunca yaşımın vicdanı olmasa…
Küçücük bir kız çocuğunun babasızlığı gelir aklıma!
Olmadı yani!
Yine olmadı.
Olamazdı da.
Cemre.Y.

1 Mayıs 2019 Çarşamba

Ben Bir Adam Tanıdım

...Ben Bir Adam Tanıdım...
Resmi tatillerde bile mesaisini vermeden işçisine
"Bizde böyle işine gelmiyorsa yol orada" diyerek,
Çalışmak zorunda bırakan patronları da gördüm.
İş olmasına rağmen "1 Mayıs'ta bari dinlensinler." diyen işvereni de.
Çalışanın maaşını SGK bordrolarında eksik gösterip,
Vergisini eksik ödeyen patronları da gördüm.
Yanında çalışan emektarları için
"Bari emekli olduklarında rahat yaşasınlar,
Emeklilik maaşlarını eksik almasınlar." diyerek,
Ne ücret alıyorlarsa,
Kuruşu kuruşuna bordrolarına yansıtıp vergisini ödeyen iş vereni de.
Çalışanın maaşlarının,
Küsüratlarını cebe indiren patronları da gördüm.
Bütün küsüratları yukarı yuvarlayıp işçisine fazlasıyla ödeyen iş vereni de.
İş yerine, özel şoförünün sürdüğü son model jipiyle gelip,
Kasım kasım kasılarak,
Daha kapıdaki görevlisinden sayıp sövmeye başlayan patronları da gördüm.
Ekmek teknesine gelirken ofisine çıkmadan önce,
Bütün çalışanlarının halini, hatırını soran iş vereni de.
Kalem oyunlarıyla ortaklarının hakkını gasp eden patronları da gördüm.
"Aman be kızım kefenin cebi mi var, sakın hak geçirme kimselere,
Kul hakkıyla gitmeyeyim öte aleme." diyen iş vereni de.
Şimdi bu olanı biteni yazarken ben içinizden diyeceksiniz ki;
"Paragrafın patronlu başlarını hepimiz tanıyoruz da,
İkinci satırlarda bahsettiğin o iş veren nerede?"
Ben bir adam tanıdım,
Hem işçisi ekmek teknesinin ve hem de iş vereni yanındaki emekçilerinin
Ve de kendisine asla ve asla "Patron!" dedirtmeyen,
Keşke benim babam olsaydı dediğim ey insan,
Ey yüce gönüllü adam,
İyi ki dört yıl önce kapını çalıp senden iş istemişim,
Senin de...
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günün kutlu ve mutlu olsun, ellerinden öperim.
Cemre.Y.

29 Kasım 2018 Perşembe

Vazgeçilmezimsin

...Vazgeçilmezimsin...
Her şeye rağmen...
"Vazgeçilmezimsin!" diyenin bile,
Gün olup başkasıyla nikah kıyıyor!
Baba desen zaten bir tek spermden ibaretken,
Sevdasından yandığın,
Bir tek sevgi dolu öpücüğüne cennet biçtiğin anan bile,
Gün olup hastane köşelerindeyken seni öpüp gidiyor.
Gün olup karındaşın bile "Nasılsın?" diye sorduğunda,
Gerçekten nasıl olduğunu anlatmaya koyulunca,
"O kadar da sormamıştım be abla,
Hani, iyiyim diye cevap verileninden sormuştum ben." diyor.
Gün olup...
Yetemediklerine yetemediğini sayfalarca,
Yeşil kalemli günceler tutan evladın bile,
Tek bir küfürlü cümlenle,
Sarılıp, "Her şeye rağmen vazgeçilmezimsin!
Tövbe bir daha seni üzmem." demek yerine çıkıp gidiyor!
Yani kalmıyor hiç kimse, kalması daim olması gereken yerde.
Şimdi canım bile benim vazgeçilmezim değilken,
Hangi tehdit yıkacakmış yorgun ruhumu!
Oysa…
İki oda, bakla sofa, sobası bacasız da olsa,
Aynı evin içinde üç nefes çok gelmezdi bu dünyaya be!
Geldi işte.
Cemre.Y.

19 Kasım 2018 Pazartesi

Kandil

...Kandil...
Benim kandillerimin mahyaları,
Sırf kız evlat doğdum diye
Daha doğduğum an söndürülmüştü ya çoktan!
O gün bugündür nice dualar ettim beni yaradana!
Küçücük kız çocukluğumla hıçkıra hıçkıra ağlayarak nice geceler
Yorganımı aralamaya çalışırken canavar cinler,
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem karanlıktan çok korktum!" diye ağlamasaydım,
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Ergenlik çağlarıma yakın, en güvenilen eller bana dokundukça da
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem ben o akrabalarımızı hiç sevmiyorum!" diye isyan etmeseydim.
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Kimsenin inanışına saygısızlık etmedim bunca ömrümde...
Varın siz kandillerinizi kutlayıp, şükür ve af niyazlı namazlarınızı kılın.
Allah gani gani sevap eylesin hepinize...
Böyle günlerde hazır güya bize epeyce yaklaşmış madem,
Sağ omuz ve de sol omuz melekleri de dahil,
Hazır kulların neylediğini hesap ve kalemdeyken!
Yıllar yılı sorup da bulamadığım o tek cümlenin cevabını bekliyorum ben.
"Sen ki yedi yaşına kadar ölen sabinin hükmünü cennet eylemişken,
Hiçbir günahı yoktur dediğini ne diye sahipsiz bıraktın da,
Oncacık çocuğa en yakını tarafından kirli kirli dokunmaya çalışan o elleri,
Kirli kirli sürtünmeye çalışan o vücudu taş kesmedin?"
Sahi uzaklardan öylece seyrediyor muydun tanrım!
Eminim bu gece namaz üstüne namaz kılıyordur sencileyin affolunmaya!
Şerefsiz bir insanın sana yaşlılığından kaynaklı pişmanlığının,
Çaresizliğinden kaynaklı nadanlığına sana yakarmasına ihtiyacın mı vardı da,
Benim küçücük yaşımı piç edip, kendine sınav saydın?
Gelmiş, geçmiş, gelecek bütün kandillerin mübarek olsun Allah'ım!
Hani daha hala vicdanın rahatsa ver öpeyim elini!
Baba denen o sıfatın elini de her bayramda öptüğüm gibi.
Cemre.Y.

16 Ekim 2018 Salı

Artık Ne Mühim

…Artık Ne Mühim…
Yıllar boyunca kalbimin kırık canlarıyla,
Nefes almamaya meyilli günlerim oldu elbette.
Ve elbette,
Ertesi sabaha,
Uyanamamış olmak için dualar savurarak yattığım gecelerim.
Yine de her akşam saatimin alarmını kurdum,
Benim duamın geç uyanıp,
Gereksiz yere işime geç kalmakla ilgisi yoktu zira!
Ben çalar saatimin,
Alarmını dahi duyamacak kadar ölmüş olmayı diliyordum.
Sonra baktım ki dualar,
Evrene savrulurken atomlarca bölünmüş,
Katrilyonlarca dualarla karışıyordu
Baktım ki öyle,
"Yarına uyanamayayım!"demekle olmuyor bu hayat,
Mecbur nefes alınıyordu…
Ve gelecek,
Ben daha gelip geçtiğini anlayamadan hemencecik bitiyordu.
Saatimin alarmı çalar çalmaz yataktan fırlayıp,
Aceleyle giyinirken iki kişilik sade Türk Kahvemi yapıp,
Şöyle aynada bana bakıp duran kadını,
Beğenecek kadar acil bir makyaj yapıp,
Kaldıysa eskilerden bir iki şiirim sosyal medyalarda paylaşıp,
Servisimin gelmesine ramak kala,
Hayal penceremde iki üç dakika bir deryaya dalarım.
Tam da teknem batacakken bulabildiğim herhangi bir şişeye,
Bulabildiğim herhangi bir kağıda,
Bulabildiğim herhangi bir kalemle,
"Bu hayatta imkansız diye bir şey yoktur,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar her şey!"derim.
Yine de şişenin kapağını,
Birileri,
Onu açabilene kadar zaman dayanacak bir mantar saklarım rüyama!
Rüyamdan ödünç aldığım mantarla şişemin kapağını kapatırım.
Artık ne mühim!
Durgun denizde durduk yere fırtına çıkmış,
Durduk yere alabora olmuş hayatım!
Ya da durduk yere kalp çarpıntılarıyla geleceğe bir ışık yakmışım.
Geçmişimi sorma sakın, romanlarla dolu hayatım.
Yazdım bitti.
Vaktim varsa biraz da "şimdi"yi, biraz da "yarın"ı…
Ne bileyim yahu!
Açtıysan o şişenin mantarını,
Sildiysen dışındaki buharları, gördüysen içindeki tekneyi,
Teknenin içini de merak edip baktıysan çalışma masasına,
Üstündedir belki hala geleceğe mektubum!
Ya da onca yüz yıl gezdi durdu ya ummanlarca!
Dalgalara yenik düşüp, sarsıntıya uğramıştır ama iyi bak…
Şayet içine tuz ruhu kaçıp yazıları silinmediyse hala,
Oralarda bir yerlerde sana dair yazılmış bir mektup var!
Yıllar boyunca kalbimin kırık canlarıyla,
Nefes almamaya meyilli günlerim oldu elbette.
Ve elbette ertesi sabaha uyanamamış olmak için,
Dualar savurarak yattığım gecelerim.
Yine de her akşam saatimin alarmını kurdum,
Benim duamın geç uyanıp,
Gereksiz yere işime geç kalmakla ilgisi yoktu zira!
Ben çalar saatimin,
Alarmını dahi duyamacak kadar ölmüş olmayı diliyordum.
Sonra baktım ki dualar evrene savrulurken,
Atomlarca bölünmüş katrilyonlarca dualarla karışıyordu
Baktım ki öyle,
"Yarına uyanamayayım!" demekle olmuyor bu hayat,
Mecbur nefes alınıyordu…
Ve gelecek,
Ben daha gelip geçtiğini anlayamadan hemencecik bitiyordu.
Saatimin alarmı çalar çalmaz yataktan fırlayıp,
Aceleyle giyinirken iki kişilik sade Türk Kahvemi yapıp,
Şöyle aynada,
Bana bakıp duran kadını beğenecek kadar acil bir makyaj yapıp,
Kaldıysa eskilerden bir iki şiirim sosyal medyalarda paylaşıp,
Servisimin gelmesine ramak kala,
Hayal penceremde iki üç dakika bir deryaya dalarım.
Tam da teknem batacakken bulabildiğim herhangi bir şişeye,
Bulabildiğim herhangi bir kağıda,
Bulabildiğim herhangi bir kalemle,
"Bu hayatta imkansız diye bir şey yoktur,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar her şey!"derim.
Yine de şişenin kapağını,
Birileri onu açabilene kadar zaman dayanacak bir mantar saklarım rüyama!
Rüyamdan ödünç aldığım mantarla şişemin kapağını kapatırım.
Artık ne mühim!
Cemre.Y.

5 Temmuz 2018 Perşembe

Bağışla

…Bağışla…
"Artık, şiirlerini bana dair yazma" dediğinden beri…
Kalemim elime küstü be sevgili,
Harflerim yüreğime, nefesim kokuna küstü...
Yok, yalnız değilim!
Ama sensizim…
Sen şiirimi susturabilen tek varlıksın…
Oysa kimsem bilmiyor, benim şiirim susarsa, yüreğim soğur!
Benim şiirim susarsa, yüreğim soğur!
Yüreğim soğursa, ruhum yok olur,
Ruhum yok olursa ne olur biliyor musun?
Sessizlikten dibe vurmak üzereyken öğrendim.
Bedenim bana bile ihanet eder!
Gel, sen şiirimi bağışla…
İlkin kalemimi elimle barıştır,
Kim bilir, belki gerisi de gelir.
Cemre.Y.

14 Ocak 2018 Pazar

Son Veda

…Son Veda…
Ben kimseye güzellik yapma derdinde değildim oysa!
Güzelse ve kaderim güzele denk getirdiyse beni…
Gocunmazdım, an'da hissiyatımdan.
İçimdeki neyse o'yumdur zira…
İçim karışık, daha bugün,
Onca kanseri yenmiş şiir kalemimden birinin,
Yine yenildiğini…
Ya da yine kanser hücresinin, yeniden hortlayıp,
Hayata dair bütün umudunun, moralinin yok olduğunu öğrendim!
Daha bugün, bugün yine…ben yine…
O son kere ayak parmak uçlarını öperken anamın, o yoğun bakımda…
"Gitme ama sen de çok yoruldun be anam!
Daha mutlu olacaksaydın da, git madem…"dedim.
Hangi sanal alemin,
Hangi gerçek sevgisini arayanlar anlayabilir ki bu vedayı.
Neyse yine çok konuştum ben!
Cemre.Y.

5 Ocak 2018 Cuma

Hayal Ektim

…Hayal Ektim…
Ruhumdaki çığlıklar,
Yüreğimdeki acılar kalemime söz oldukça,
İnsanlar daralıyor da
"Yeter artık çemkirme" diyorlar.
Düşünün!
Siz okurken sıkılıp, yoruluyorsunuz.
(Kaldı ki bir tuşla kurtulabilirsiniz benden!)
Ya ben...
Bütün bunları yaşarken ne haldeydim sizce!
Yine de kaybetmedim umudumu.
Ben, her sabahıma uyanınca,
Yeni doğan günüme
İlle de hayal ektim ömrüme inadına.
"Bir yerlerde bana hala mutluluk var!"
Olmalıydı.
Bulduğum anda da...
Çekip gideceğim buralardan.
Ardımda kalacakları da artık,
Hiç mi hiç umursamadan!
Onlar düşünsünler artık
Ne kadar da
Gerçekten,
Kendime dair...
Mutlu olmamı istemediklerini!
Cemre.Y.

30 Aralık 2017 Cumartesi

Azalıyoruz Yani Haberin Olsun

…Azalıyoruz Yani Haberin Olsun...
Bazı cümleler,
Anlık da edilmiş olsalar,
Yılların zorluklarla,
Emeklerle, sabırlarla,
Tırnakları söküle söküle inşa edilmiş,
Başkalarınca aşılmaz o kulelerini
Hiçe sayarak edildikleri için,
Kulaklarda her an yankılanıyorlar.
Elbette seviyorum seni...ama...
Bizim kalemiz içimizden çatladı
Artık ne kadar su alabilirsek....
O suyuysa ne kadar
İçimizde durdurabilirsek be dostum.
Azalıyoruz yani haberin olsun!
Cemre.Y.

22 Aralık 2017 Cuma

Hatta Çok Sev

...Hatta Çok Sev...
Postaya atmadığım mektuplarımda,
Cümlelerim de bitti.
Mademki,
Sen de kalemimden okuyorsun beni,
Biraz da öp beni,
Hatta daha çok sev!
Cemre.Y.

8 Aralık 2017 Cuma

LGS'yle LYS Stresi!

...LGS'yle LYS Stresi!...
Kızımın LGS'yle LYS stresi, siniri elbette beni de gerdi.
E n'olmuş yani Yıldız Teknik Üniversitesi
İngilizce Kimya Mühendisliği'ni tutturamadıysa!
İlla mühendislik istiyorsa bu sefer de
İstanbul'da okuyamayacaksa n'olmuş yani?
Benim bakış açımda mı bi sorun var anlayamadım ki!
Nedir bu, bütün sülalenin,
Sanki hepsini
Onlar okutmuşcasına teyakkuz hali!
Sanki, ilköğretime ilk başladığı günlerde
Sayfalarca ders yaparken
Yanlışını onlar silip yeniden
Bütün yazılarını düzelttirdiler,
O minnak parmaklarının uçlarının
Kalem şekli almasını
İçleri ezilerek izlediler sanki,
Sanki ona yüreğinin ezildiğini
Hiç çaktırmadan
"Doğrusu neyse
Onu yapmalısın kraliçem!" derken
Odalara kaçıp onlar ağladılar sanki!
Gece yarılarına kadar beraber ders çalışıp,
Sırf o dersini yapsın diye
Sonradan üniversiteye gidip
Ona doğru örnek olma savaşları verdiler sanki!
N'olmuş yani İstanbul değilse!
Seçeceği mühendisliği!
Belki puanının tuttuğu yerde daha mutlu olacak!
(Dinimiz çooookkkkkkkk amiiiiinnnnnn!)
Üstelik o genç kız,
Bugünü de çalışarak geçirmek,
Bunca telaşı da
Tek başına atlatmak durumundaysa!
Ve yazıklar olsun bana ki
Şu anında yanında olamadığım,
Benimle olamadığı için!
O, elbet bir üniversiteye gidecek de,
Ben bugün anneliğimden sıfıııırrrrr
(0) verdim kendime ve bunca
Olanaksızlıklarımızaa!
Hiçbir şey imkansız değildi elbet,
Pamuk eller azıcık olsa bari
Taşların altına konulsaydı.
Şimdi hiç kimse, ben de dahil!
Hak etmediği karpuzları
Koltuklarının altına alamadı diye gerilmesin!
Pamuk kalpler şapkalara!
İlk siftah da benden olsun!
Evlatlarımızın yarış atı değil de
İnsan olduğunu unutmasak!
P.S. Gerçek hikayeden midir bilemem ancak
Bu hikayenin son düzenlemeleri yapılırken
(Yosun gözlüm...
Yıldız Teknik Üniversitesi
Kimya Bölümü'nü okuyor an itibariyle!)
Cemre.Y.

11 Kasım 2017 Cumartesi

Sevişmek Cinsel Bir Eylem Değildi Sadece

...Sevişmek Cinsel Bir Eylem Değildi Sadece...
Kalem...
Yürekten akıp,
Dilden sızamayanı kolay yazar çocuk!
Gizleri...
Acıları...
Aşkları...
Hasretleri...
Nefretleri...
Vedaları...
Hepsini.
Aynı acıyı çekmeyen birinin,
Asla anlayamayacağı ne varsa işte!
Şiir olur harflerin,
Bir uçurum kenarında şelale olur
Akar, akar, akar…
Deli dolu çağlayan bir nehir olur bazen,
Bazen dingin bir dere oluverir!
Sonunda bir denize yol alır çocuk.
Belki, okyanusa açılır bazen!
Bazen de
Manzarası eşsiz bir göl olur biriktirdikleriyle.
Ama illa ki en sonunda,
Bir dağ yamacında,
Yoldan geçen o son yolcunun,
Suya kanacağı minicik bir gölet olur.
Gölcüğün içindeki bir bakır tas su olur.
Gün olur, buhar olur göğe çıkar,
O ilk yağmur tanesi olup,
Göz pınarlarına konar da,
İllaki en sonunda,
Gözünün yaşının bir damlası olur be çocuk!
Sen bütün renklerin dilini biliyordun
Gittin nefreti seçtin!
Yoksa bana o son buğulu bakışında,
Sarıp sarmalayıp seni,
İçmez miydim göz pınarlarında birikenleri!
Yoksa sevişmek
Cinsel bir eylem değildi sadece!
Renklerinle kal çocuk!
Cemre.Y.

Yirmi Yıl Önce

...Yirmi Yıl Önce...
Tam yirmi yıl önceydi...
Yine bu Cafede, yine bu masada,
Yine sol elimde sigaram,
Solum yine yana yana, sağ elimde kalemim
Masam da en köpüksüzünden bir kadeh bira'm...
Bekliyordum seni.
Evet!
Cümleler, laf atma şekilleri değişmemiş hala!
Yan masadaki adamlar yirmi yıl daha yaşlanmış olsalar da,
Sığ sularda çoktan boğulmuşlar.
Evet benim bir yanım isyanlarda hala!
"Abes bir laf daha etseler de,
Şu kadehimi fırlatsam ya kafalarına!" diye.
Evet başım hala öne eğik, sen hala gelmedin diye,
Gözlerimin gözü hala yazdığım satırlarda!
Bu dünyada değişen tek şey benim galiba!
Tam yirmi yıl önceydi...
Yağmur kar topluyordu yine bulutların ardından,
Ve ben bekliyordum hala seni.
Geleceğinden çok emin, zamanına kararsız öylece bekliyordum.
Tam yirmi yıl sonra, yine bu cafede, yine aynı masada,
Yine sol elimde sigaram, solumdan yana yana,
Masam da en köpüksüzünden bir kadeh bira'm...
Artık "Sen" diye bir şey olmasa da ben buradayım,
Onu bekliyorum şimdi, geleceğinden çok emin.
Geleceği zamana kararsız o da,
Onu da çok özlediğim için hani,
Beklemekten nefret ede ede bekliyorum.
Kızımızı.
Ve...
Yazıyorum hala!
Cemre.Y.

30 Ekim 2017 Pazartesi

Sevdiysem De Şiir Kadar

...Sevdiysem De Şiir Kadar...
Şimdilerde kalemimin mürekkebinden
Şiir damlabiliyorsa bu demektir ki,
Bütün üstadların şiirlerini yemiş içmiş,
Bütün bulduğum yazarların
Kitaplarının sayfalarını içime çekmiş,
Bütün makamları çoktan ezberlemişimdir.
Üstelik bir kere sevdiysem de
Şiir kadar
Kitap kadar
Allahına kadar
Allahsızlığına kadar
Cennetten onun için geçip
Cehennemin dibine kadar sevmişimdir.
Yani bana çoktan geçtiklerimi
Ezberlerimi hatırlatmayın.
Sadece onları hatırlatmış olursunuz
Nasıl sa hiç kimsem
Saçımın telini hiç düşünmedi.
Yaşımdan haylice ihtiyarlarım o zaman.
Yazık olursunuz.
Artık olmayın!
Çünkü hayat...
Olabildiğiniz kadar,
Olamadığınızsa kader.
Cemre.Y.

21 Ekim 2017 Cumartesi

O Öldü

...O Öldü…
Kağıt ve kalem olmasa,
Ya da bir bembeyaz sayfa!
Hele uçları parmaklarımın bir klavyenin ucunda,
Sanırım şu an ben…
Bir akıl hastanesinin ziyaretçi kapısındaydım!
Rahmetli anacığımın onca çocuk yaşımızda,
Neden bizi arada, ille de oraya götürdüğünü,
Hiç mi hiç hala anlamasam da!
Sanırım ben o kapının girişinde
Oncacık halimle,
Benden bir dal sigara dilenen olurdum o kesin!
Sonrasında, elimizdeki oyuncaklara,
Hatta her oraya her gelene,
Her saçlarını okşayana "Aanne!" diyen
Onca çocuğun!
Kimsesizler yurdunun
Tam ortasına götürüp durmasaydı.
Bunca yıllarımca hala tam sırrıyla çözemeden
Sırını çözemesem de o benden giderken
Her sarıldığım omuzu,
Bana da "Ana!" sanırdım,
Sırası sevdaysa!
Yutkunmaz dilenirdim o kesin sevgili ağabeyim!
Bizlere...onca susarak öğretilerini,
O andan tam 30 yıl sonra,
Algılamalar utancı içindeyim.
Olsaydı şimdi yine!
"Annnee!" diyerek
Koşardım yatağının başucuna yine!
Yine ben hatırlamıyorum kaç kere öptüğümü
Ayaklarının parmak uçlarının ama öperdim işte.
Son burnumdaki sızısı…
O, parmakların ölüm kokusu olamasın diye!
Yani anam aslında bizi değil de
Yıllar boyunca…
Meğer bizimle beraber,
Geleceksizliğe hasretsiz en olabileceği,
Kendini götürüyormuş aslında oralara...
Sonra da bize yine kıyamayıp!
Bir çay demliyormuş!
Bakırköy deki o çamlıkta!
Evimize dönüyor muşuz sonra,
Babamızın kahvehaneden,
En son çıkacağı insan olmasına rağmen!
Meğer!
Bazı anaların hakikaten…
Saçları süpürge oluyormuş yollarımıza!
Bir gün Silivri Anadolu Hastanesinde,
Artık olmayan saçlarını hala var sansın diye usul usul
Yavrumun bebe fırçasıyla taramakta olduğum an
Onun gözlerinde ben gördüm!
"Ne kadar da uzun taradın be yavrum saçlarımı!
O kadar kaldı mıydı ki!" dediğinde.
"Annaaammm!
Saçların ah o sana hayran olduğum saçların
Hem emdiğim memelerini örtüyor,
Hem de en avret yerlerini, korkma sen!
Merak etme!
Yok olduğunda saçların tamamen,
Kazıtacağım ben de!" dediğim an...
Bir an...gözleri öyle ışıldadı ki...
Yaşayacak sandım bana birkaç yıl daha!
Oysa ölümüne daha 17 gün daha 9 saat vardı!
Demedim.
O öldü!
Cemre.Y.

10 Ekim 2017 Salı

Kitap Arası Şiir Olup Yağacağım Kirpiklerinden

…Kitap Arası Şiir Olup Yağacağım Kirpiklerinden…
Gün gelecek…
Sana katıksız sevdamdan yana
Bir tek kelime soracaklar.
İşte o an…
Kaleminden kolayca sildiğin ben,
Kitap arası şiir olup yağacağım kirpiklerinden.
Unuttumlarla biriktirdiğin bütün küllerin,
Bir tek kelimeyle dört bir yana savrulacak.
İşte o an…
Küllerinin ardında saklı kalmış ateşim,
Seni yüreğinden yakacak.
Pişmanlık özgürdür ey sevgili!
Dilin, damağın, boğazın yanacak.
Ben mi!
Deli miyim, unutur muyum hiç seni?
Ve bir daha asla...
Sen dahi…
Başka bir aşka daha
Hiç şans vermemeyi.
Cemre.Y.

9 Ekim 2017 Pazartesi

Kırılıyorum


…Kırılıyorum…
Ben artık dost kalemlerimi bile 
Üç yemek kaşığı sevmeye mecburum 
Yoksa fena kırılıyorum!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...