...Güneşte Unutulmuş Atlas Kumaş...
Hoş geldin yalnızlığımızın beş duvar hali!
Yabancılama bizi,
Gel buyur, derin bir nefes al,
Bir soluklan hele,
Yol yorgunu ayaklarına,
Tuzlu su hazırlayayım dilersen.
Bu saatte sen,
Sade kahve de içmezsin, demli çay da!
Rakı desen...
Bir dünya para!
Ama ben varım bir de tuzlu su,
İstersen...
Serum fizyolojik verdireyim en yakın hastaneden.
Bolca muhabbetin demine de vururuz,
Kan beynine giderken.
Ne çok vakit geçti değil mi bizsiz!
Nicedir hayatlarımızın,
Güneşte unutulmuş atlas kumaş gibi,
Neresinden tutunmaya kalkışsak,
Lime lime elimizde kalan,
Ya sağlam yamalık sunacak,
Ya da elimizde kalacak ihtiyacına,
Deva olmaya çabalıyorduk.
Şimdi durduk yere...
Yeni bir derde de gam eyleme sakın ha!
Merak etme, öyle hiç de...
"Ben demiştim sana,
O hayat, öyle, atlas kumaş erimişse,
Yamalık tutmaz" demeyeceğim.
Sen bensizken neler ettin bilemem,
Hele anlatacaksın nasılsa da...
Ben sensizken...
Nice salise, nice saniye, nice dakika,
Nice saat, nice gün, nice hafta...
Nice ay...
Ve de nice sensiz yıldızlarca seninle yüzleştim.
Evet haklısın!
Ara sıra, bazı bazı,
Hatta sık sık gecelerimi yokladığını fark ettim.
Ve affet!
Sadece o geceler evimin dış kapısını kilitledim,
Anahtarı da yan çevirerek içimize girmeni istemedim.
Öyle ya herkes kendi yolunu,
Bir şekilde artık bizsiz çizmeli,
Ya da gelecekse de artık bir tastamam gelmeliydi.
O "Tastamam!" da milyonlarca kişiye göre,
Epeyce de göreceli bir kavramdı elbette ki!
En azından bütün psikoloji, bütün hiyerarşi
Ve en azından,
Bizsiz yazılan...
O bütün şiirlerimizin etiminoloji kitapları...
Yalnızlık ve kurtulmanın çarelerini,
Saydırıyordu sıradan!
Sensizken!
Milyon tane şiir yazmışım doğumumdan itibaren,
Bazılarının harflerini düzenledim,
Bazılarının kelimelerini.
Bazılarının...
Cümleleri yeterince devrik değildi iyice devirdim.
Bazıları anlamlarının özünden uzaktı,
Eklenti şiirler yazdım.
Hoş geldin yalnızlığımızın beş duvar hali!
Yabancılama bizi,
Gel buyur, bir derin nefes al,
Bir soluklan hele,
Yol yorgunu ayaklarına tuzlu su hazırlayayım dilersen.
Bu saatte sen,
Sade kahve de içmezsin, demli çay da!
Rakı desen...
Bir dünya para ama ben varım bir de tuzlu su,
İstersen,
Serum fizyolojik verdireyim en yakın hastaneden.
Bolca muhabbetin,
Demine de vururuz kan beynine giderken.
Ne çok vakit geçti değil mi bizsiz!
Nicedir hayatlarımızın,
Güneşte unutulmuş atlas kumaş gibi,
Neresinden tutunmaya kalkışsak,
Lime lime elimizde kalan,
Ya sağlam yamalık sunacak,
Ya da...
Elimizde kalacak ihtiyacına deva olmaya çabalıyorduk.
Şimdi durduk yere,
Yeni bir derde de gam eyleme sakın ha!
Merak etme, öyle hiç de...
"Ben demiştim sana,
O hayat öyle,
Atlas kumaş erimişse yamalık tutmaz" demeyeceğim.
Haklıymışsın be yalnızlığımın beş duvar hali!
Güneşte ve de zemheri ayazlarında,
Fazlaca kalmış hayatımın ömrü!
Nice altına...
Bembeyaz bulutlar gibi pazen basmalar diksem de,
Nice de üstüne...
İğne oyası nakışlar işlemeye çalışsam da olmadı yani!
Hani tabiri caiz ise...
Kalbim doğduğum andan kırık lakin,
Yüreğim çok üzüldü be!
Eee!
Sen nasılsın, nicedir ahvalin.
Ne bileyim, şöyle...
Kasıklarındaki damarlar atar atmaz,
Kirli çarşaflara koşan herifler değil de,
Kasık sancısıyla yürek yarasını,
Bir teraziye koyan kadınlar tanıdın mı misal!
Ya da ne bileyim şöyle...
Kasıklarındaki sancılar...
Yüreğinin yarasına karışınca,
Farkını fark edemeyen adamlar!
Misal iki kelam arası karşılaşmışsınız,
Senin eril dişil olduğun fark etmeden,
Sen yürekçe anlatıyorsun, o kasıkça...
Yahut tam tersi diyelim insanın hayvani dürtülerinden.
Anlat bakalım karşındaki şiire!
Yürekçe bilmeyene,
Nasıl beyaz sabun kokulu tenler sunabilirim ben.
Gece uzun...
Sustum ben!
Yeter dinlediğin, dinlendiğin lakin...
Bu sefer de sen anlatacaksan...
Rakı olmasa da şuradan iki üç beş bira söyle bari.
O da yoksa...
Uyuyalım mı safi!
He şimdi sen fotoğraftaki o şarap kadehini,
O mumu, o şarabı ve dahi,
Çıplak kadınlı o kül tablamı soracaksan!
Onlar...
Sensizliği aşmaya çalışırken çoktan kırıldılar...
Sitem değil, lakin,
Ey güneşte unutulmuş atlas kumaşım!
Ben senin her solan,
Her solacak, her son olacak an'ına razıydım.
Peki ya sen?
Yarın mı başlarsın yoksa hep mi susarsın.
Biliyorum senin de çok kolay olmadı ömrü hayatın.
Cemre.Y.