cadde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cadde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2020 Pazartesi

Bu Hiç Olmadı Şimdi

...Bu Hiç Olmadı Şimdi...
Birazdan, gün, geceye dönünce,
Çiçek Pasajının üstündeki mahyasını,
Üzgünce söndürüverir İstiklal Caddesi,
Beyoğlu'nun o gizemli Dersaadet sokağında,
Hiç olmadık yere kırılır bir çay bardağı,
Hiç olmadık yere çatlayıverir,
Nevizadenin tam orta yerinde bir rakı kadehi!
Hadi Galata Kulesinin gönlünü aldın,
Eminönünde nefeslendin ya hani!
Daha yıldızlar kurulmadan gökyüzüne,
Olanca gönül koymuşluğuyla,
Zülüflerini döküverir Kız Kulesi!
"Salacak merdivenlerinde, bana karşı,
Yarinin dudaklarından kahve bile içmeden gittin he mi?
Hani, en çok, İstanbuldun sen, bu hiç olmadı şimdi!"
Cemre.Y.

3 Aralık 2019 Salı

Şimdi?

...Şimdi?...
Zaman...
Zamansızlığının dehlizlerinde kaybolmuş,
Geçmiş ile geleceği sarmış sarmalamış,
Öylece nefesini tutmuş,
Zembereği bozulmuşçasına akmakta!
Geçmişin hesaplarını sarı sandığa gömüp,
Topunu küle çevirip denize salmıştım ya en son!
Hani en son...
Gelecek kaygılarımdan sıtkımı sıyırıp,
Elimde kalan "Şimdi." m le mutlu mesut yaşayacaktım ya!
Hiç bilmediğim bir yerde...
Hiç olmayacak bir anda...
Yön duygumu kaybetmiş gibi,
Sonu güzel bir caddeye çıkar sanıp,
Uzun uzun yürüdüğüm o yolun sonu,
Çıkmaz sokağa çıkmış,
Geri dönmeye de takatim kalmamış gibi çaresizim.
Meğer bunca ömrüm boyunca,
Hiç "Şimdi." m olmamış benim.
Şimdi...
"An'ı yaşa!" diyenler kadar sanal bir kavram mıydı yoksa....
Bunca hayat yorgunluğuna rağmen,
En azından artık ömrü çoktan solmuş koltuğuna,
Bir minder daha ekleyip,
Mümkün olduğunca yumuşak oturup,
Kim bilir kaç yıllık sehpana yorgun ayaklarını uzatıp,
Kıvrım yeri kırılmış laptopuna bari aman bir şey olmasın diye,
Dizlerine yastıklı korumalarla yerleştirdiğinde,
Gün...
Zamansız...
Amansız...
Oradan, buradan nasıl sızıdıysa birkaç kelam eyleyip,
Durduk yere deriinnn bir nefes alıp,
Artık kalbine yetişemeyen ritmine es verip,
Yavaşça...
Nefes verip ayar tutturmaya çalışmak mıydı?
Doktorumun yeni direttiği ilaçtan mı bilinmez lakin,
Bu akşam evime yürürken...
Bildiğin huzur evi, gayri kaslarına hükmedemeyen insanları gibi,
Bildiğin altıma büyük abdestimi yaptım misal!
Hem de...
Tam da evime ulaşmaya ramak kalmışken!
Sonrası çile işte.
Sahi an'ı yaşamak neydi?
Ne vakittir ben yaşayamadan geçip gitti bu zamanlar!
Peki ya şimdi?
Şimdi!
Bana biçilmiş ömrün hangi sahnesindeyim?
Repliğim ne!
Yani...
Ne demeli, ne etmeli, ne eylemeliyim şimdi?
Cemre.Y.

29 Ocak 2019 Salı

İnsanları Özlüyorum Ömrümün Ruhunu Bilmeyen İnsanları

…İnsanları Özlüyorum Ömrümün Ruhunu Bilmeyen İnsanları…
Bir insanın hayatındaki tesadüfler asla tesadüf değildir!
Sizce de öyle değil mi?
Film repliği gibi oldu ama öyle esiyor ruhum bu akşam.
Film repliği olan şu cümle misal;
"Üst üste…
Hep aynı yerden,
Hiç durmadan açılan bir yara!"
Ne kadar da kabullenişe hazır bir cümle oysa!
İnsanları özlüyorum epeydir, ömrümün ruhunu bilmeyen insanları.
İnsanları özlüyorum ve şefkat dolu seslerini.
Ama yüreğim ne vakit bir insana çarpsa!
Hep bir yürek yanılgısı yakınmaları.
Ne kadar çok yormuşum insanları ah yüreğimin yıkıntılarından!
Artık ne hatırlamak, ne hatırlatmak!
Ne duymak, ne duyurmak, ne de görmek istemiyorum!
Soran olursa ben artık, çocukluğumdan kalma
Tek kare incecik dilimli üzümlü keki de artık sevmiyorum.
Ama insanları özlüyorum hala, ömrümün içini bilmeyen insanları!
Mesela, bir hafta sonu akşamındaki İstiklal Caddesi insanlarını,
Misal bir bahar akşamı, salacaktan Kız Kulesine bakıp,
Karşıdan karşıya geçer gibi sevmeyi, denemek isteyen,
Oraya kadar…
Sadece tavanındaki Piri Reis haritasını görmeye giden insanları!
Cemre.Y.

18 Ekim 2018 Perşembe

Ah Be Sevdiceğim

...Ah Be Sevdiceğim...
Ne vakit sen gelsen aklımın yürek nehrine,
Ya ıssızlıkla kuraklık karışımı Afrika'nın,
Kurumuş cangıllarının içinde bulurum kendimi.
Ya da Brezilya'nın her anı gözyaşları akan,
Amazon ormanlarının dibinde bulurum beni.
Ah be sevdiceğim!
Ben oralara hiç gitmedim, hiç bilmem.
Ne diye koskoca İstanbul varken,
Yüreğimin incisi Kız Kulesi varken,
Sinemin kolyesi Galata Kulesi varken,
Ömrümün rölyefi İstiklal Caddesi varken,
Ne diye hiç bilmediğim diyarlara savurdun ki sen beni?
Üstelik...
Oralarda dahi
"Hiç Yok!" satıyordun öyle mi!
Cemre.Y.

16 Ağustos 2018 Perşembe

İstanbul

...İstanbul...
Tabii yaa!
Saçlar sarı, gözlük afili,
Çat-pat İngilizce ve Sultanahmet...
Oradan ver elini İstiklal Caddesi elde de bir küçük valiz...
İstanbul gibiyim bugün.
İstiklal Caddesinin orta yerinde,
Kim bilir hangi milletten!
İstanbul gibiyim işte.
Dersaadet'in önündeyim işte yine
Hem çok özünden,
Hem de hiç kimsesiz'inden.
Ne çok sokak varmış meğer,
Kimi çoklu caddelere çıkılan,
Keşfe doyulamayan.
Kimi sonu çıkmaza varıp gerisin geri dönülen.
Herkese sonsuz yabanıl
Ama bir o kadar da...
Gözlerine baktın mı yüreğinin içine dokunan.
İstesem, neler olamam!
Kim bilir elimdeki küçük valizin içinde,
Onlarca tahlil ve ilaçlar taşıyormuşum, kim görür?
Kim bilecek gözümdeki güneş gözlüğünün içine sakladığım acımı.
Dudaklarımdaki o acı tebessümümle ağladığımı kim bilecek!
Birazdan yine doktorla randevum var kimin umuru!
Amaannn...
Hepimiz ölmeyecek miyiz sonunda?
İstanbul gibiyim bugün.
Taksim tünel kapanmak üzere!
Yine de her şeye rağmen...
Yaşadığın şehre bir başka gözden bakabilmek güzel.
Seviyorum kendimi.
Ölmek üzere hastalıklar sirayet etmeye çalışırken bile.
Narsist'im ben.
Yoksa kendimden başkasına olan güvene dayansam
Ömrümün gücü yetmez!
İstanbul gibiyim bugün.
Çokça kederli,
Çokça sevinçli,
Oldukça gururlu,
Oldukça da mütevazi,
Epeyce aldatılmış,
Epeyce de sevdaya bulanmış.
Beni soracak olursan annem,
Evvela selam eder,
Ellerinden, ayaklarının altından öperim.
Sırf...
Beni biraz da sen özle diye...
Öyle hemen ölmeyeceğim.
Sana olan hasretim sonsuz,
Sevdamsa sınırsız.
Ama anacım sen de biraz beni özle be...
Cemre.Y.

24 Ocak 2018 Çarşamba

Aşk

...Aşk...
Kalabalığın içindeki yalnızlıklarda
Daha doğru cevaplar alıyor insan kendine dair.
Bir kere hürsün, teksin, yalnızsın ama
Omzuna vurup duran insanlardan anlıyorsun ki değilsin.
Ben seni benden azaltmak için gittim İstiklal Caddesi'ne.
Yüreğimde çoğaltıp, yine sana döndüm.
Uzun zamandır çıktığım her yol sende bitiyor sevdiğim.
Sen de beni azaltamıyorsun işte yüreğinden.
Anladım ki...
Son kararım'sın aşk.
Cemre.Y.

7 Ocak 2018 Pazar

Emin Misiniz

...Emin Misiniz...
Ben olsam...
Bu kadar yanlışı bana bir arada yapmazdım!
"Ola ki birilerinin sabrı taşar ve domino taşlarının
En sonundaki de benimdir." diye bir tık düşünürüm…
Bir fiske yeter
Her şeyi devirmeye değil ama yeri yerinden oynatmaya…
Seninki aşk değil be güzelim sadece deli cesareti…
Artık,
"Belki." ile başlayan bütün sabırları da taşırdın.
Hep bana diyorsun ya asıl seninkinin
"Önü belli değil, sonu belli değil!"
Yorma artık kimseyi...
Artık da oynama kimseye...
Çıkarsana hele bir şu maskelerini.
Hatırladın mı o sabah maskesiz iki insan vardı,
Sen hariç!
Dedim ya ben olsam...
Yerin dibine batardım kocam beni, bunca ona sadık sanırken!
Seninki aşk falan değil deli cesareti...
Yoksa...
Kandırıp durduğun o zavallı alkolik adamdan vazgeç...
Ailenden vazgeç...
İşinden vazgeç...
Arkadaşlarından vazgeç...
Vazgeçtiklerin vazgeçtiğine değerse...
Ben yine buradayım...
Burada bir yerlerdeyim.
Ama keşke...
Aldatmak ve aldatılmak arası
O yaman çelişkiyi,
Aldatılan tarafı olan benden…
Can kulağıyla bir dinleseydin.
Hatırla bakalım...
Ben ne diye hiçbir anımdan pişman değilim!
Ah be kuzum!
Sen göçüp giden leyleklerin zamanına bile
Kendine sevişmek kabullü sadece çiftleşmek derdiydi niyetin!
Ben olsam...
Bana bu kadar yanlışı bir arada yapmazdım!
Ola ki yarılır sarı sandıklarım,
Ay alev alıp yanarken,
Değişir cinsiyetlerimin sırları,
Öyle ya renkleri aynı değil mi,
Yalanın rengi, saydam, kaygan...
Bak sabrım taşmak üzere şu an!
Susarak buruk bir tebessüm eyliyorum hepinize!
Oysa çoğunuzun şiir kitapları,
Raflardaki en değerli yerlerini aldı çoktan...
Neyse ki şair olmak değil derdim.
İstiklal Caddesinde,
Siyah...
O melon şapkalı şiircinin sesini duymayana kadar!
Hazır mısınız, size ait domino taşlarımın en başına
Tek bir an'lı o son fiskemi vurmama!
Cemre.Y.

16 Aralık 2017 Cumartesi

Neden Gelmeyesin

...Neden Gelmeyesin...
Neden gelmeyesin...
Sebep çok...
Daha senle biz bir kafede, iki kadeh bira içemedik.
Sohbetin dibine vurup, rakıya geçemedik.
Daha senle biz...
Yüzümüzde keşke kimse evlerine gitmese de
Sabahlar olmasalardılı gülüşlerimizle
Evlerimizin kapılarını yalnızlıklarımıza kapatmadık.
Daha senle biz...
Sabahında bize koşup kahvaltı etmedik...
Daha biz senle Eminönü'nde balık ekmek yemedik...
Sonra Rumeli'ye uzanıp
Bacak aralarımızdaki soğuk biraları içip,
İstanbul'u yenmedik,
Daha biz senle,
Kız Kulesine karşı
Dudak dudağa sade kahve içmedik
Ve daha biz senle,
Galata'nın kulesinde
Bir tek dilek dilemedik...
Daha biz senle,
Biz'lenmedik.
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Ne Mutlu Türküm Diyene!

...Ne Mutlu Türküm Diyene!...
Bazen çileleri anlata anlata
Artık geçmişliğine gülerek unutmak ve
Affetmek istersiniz en sevdiğiniz
Canlarla konuşa paylaşa!
Ne hayret ki en acısı sandığımız
Sevda yanıklarıyla dolu yaşanmışlıklarımızın
Acımasız arnavut kaldırımlı taşlarında
Hayatlarımız burkula burkula
Yürek kırılmalarımız olan o aşk,
Hep en sonra gelir ve özetle anlatıp geçilir.
Gelmiş geçmiş her şey ama her şey!
Kah, buruk bir tebessümle,
Kah, kahkahalarla,
Kah, da birkaç damla gözyaşıyla
Cümlelere dökülüp,
Mazilerine kül olup savrulurken
Yine de neredeyse
Aynı paralel çizgilerle dolu
Birbirine teğet geçen acımasız hayatın
Zorluklarını nihayet aşmışızdır işte.
Başarmışızdır yani!
Dudaklarımızda zaman zaman
Vazgeçmişliklerimiz olsa da
Hiç değilse!
Hiç pes etmemiş olmamanın
Gururlu buruk bir tebessümüyle
Evlerimize dağılırız iç seslerimiz
Hala tek bir soru işaretini
Ünleme çevirmek için
Çok çabaladığımızı söyleye söyleye.
Huzurluyuz-dur en azından,
Vicdanımızın her zerresi rahattır.
Bu gece olsun,
Omuzlarımızdaki yükleri
Yer değiştirip birbirimizle
Huzurlu bir güvene gülümseyemeyle uyuyup
Sabahına kalp ışığıyla uyanacaktık.
Çünkü bu hayatta...
Güvenecek birilerimiz bari hala vardı!
Ta ki...
Ayrı ayrı yerlerdeki
Evlerimize doğru ayrıldıktan
Tam yarım saat sonra
Kimimiz metroda, kimimiz metrobüste,
Kimimiz evine doğru yürümekteyken
Birbirimizi acil bir telaşla
Aramak zorunda kalana dek!
Oysaki ben,
Çok araç değiştirmem gereken
O uzun yollarımda kitabıma gömülmüştüm
O telefonlar gelene kadar!
Üstelik, ilçemin sınırlarına da
Hayli yaklaşmıştım.
Belli ki dostlarım da benden ayrılır ayrılmaz,
Kendi güvenli yeni omuzlarının varlığıyla
Hoş olmuşlar.
Azıcık lan sadece bir saatçik,
Kendilerine kalmışlar ve haberlere ara vermişlerdi.
Benim evim en uzaktı.
En geç öğrenen bendim.
O telefon geldiğinde,
Yaşamak zorunda olduğum
Ancak yaşamaktan her daim nefret ettiğim
İlçemin sınırlarına ulaşmama ramak kalmıştı.
"Ankara'nın göbeğinde yine bomba patlamış!
(Ülkemizin güveninin merkezinde yine!)
Sağ ve salimsek bir an önce etrafımıza bakmalıymışız.
Şüpheli şahıslardan uzak durmalıymışız!
Eve geçer geçmez haber etmeliyimişiz..........." der demez
Başımı kaldırıp
Son bindiğim araç olan mibüsün
Klostrofobi'mi anında tetikleyen
Nefret ettiğim buğulu camlarını
Kolumla sildim ve...
"İyiyim ben" dedim
"Sorun yok burada!"
Oysa yine aynı şeyler olmuştu işte!
Ankara'yı ve daha bir çok yeri bombalayan,
Silahları hiç susmayan
Adına insan denilen
Ama insanlıklarıyla hiç alakası olmayan
O yaratıklar çoktan maskelerini takıp
Dükkanların camlarını kırmaya başlamışlardı!
Gerçi esnaf artık akıllanmıştı.
Onlardan olan camlar şıkır şıkır
Açık ve güvenliyken
Onlardan olmayanlar
Kepenklerini indirmişlerdi bile!
Burası mı?
Esencılıs!
Yıllardır her olaylarında terasıma bayrağımı asıyorum,
Her seferinde meydan okuyorum!
"Ne Mutlu Türküm Diyene!" diye...
En çok arada bir bayrağıma silah sıkıp ipini vuruyorlar,
Ben yenisini asıyorum
Ama beni öldürmüyorlar!
Neden!
Çünkü ben her provake olayı fırsat bilip "
Biji serok Apo" diye diye
Günahsız insanların
Günahsız evlerine atılan molotoflardan,
Ülkemin her neresinde olursa olsun
Ocakları sönen,
Ciğerleri kavrulan anaların, eşlerin,
Evlatların acılarını,
Ciğerimin kavrulmasından başka
Bedensel hiç hasar görmüyorum
Üstelik anlı şanlı bayrağım
Bangır bangır ben TÜRK'üm diye terasımın
Caddeye bakan tarafında dalgalanırken!
Biliyorlar çünkü
Bir Türk'ün deli damarını,
Kaybedeceği tek şey canıdır onun!
Yani öldürür, ölürken...
"Ne Mutlu Türk'üm Diyene!"
Cemre.Y.

5 Ağustos 2017 Cumartesi

"Kitap'sızım Ben!"

..."Kitap'sızım Ben!"....
Benim gerçekten kitap basmak gibi bir isteğim yok!
Hikayesi de şu ki; Yıllar önce İstiklal Caddesini
Amaçsız yalnızlığımda yürürken
Yine bir karar arefesindeyken
Bir ses duydum ve tüylerim diken diken oldu!
Aynen şöyle diyordu;
Siyah melon şapkalı,
Elinde beş-on kitap olan o genç adamın sesi
"Şiir sever misiniz efendim,
Kendi yazdığım şiirlerim bunlar,
Okumak istemez misiniz?"
O gün karar verdim ki
Ben yazarsam roman yazmalıydım.
Yoksa bu ülkenin şartlarında üstelik bir bayan olarak,
O adam gibi olmak istemezdim asla!
Nihayetinde geçen hafta
İstiklal Caddesine gittiğimde hala aynı cümle ile
Bit pazarı malzemesi yapıyordu adam elindeki kitapları!
Ne o gün, ne de bir başka gün almadım kitabını…
Kim bilir belki de harika dizeler vardı içinde.
Oysa ben yüreğimden dökülenleri öylece
Öylece haraç mezat satamazdım
Çalanlara da savaş açardım.
Bu sebepledir ki benim hiç kitabım olmayacak.
Üstelik hoşuma da gidiyor
Herkese "Kitap'sızım ben!" demek.
Cemre.Y.

4 Haziran 2017 Pazar

Ulan! Kendimden Bile Çok Yalnızım

...Ulan! Kendimden Bile Çok Yalnızım...
Yalnızlığımın...
Etten duvarlı labirentlerinden birindeyim
Eskiden bunca kalabalıklı
Issızlığımda kaybolduğumda,
Günün herhangi bir saatinde,
İstiklal Caddesine atardım kendimi,
Tünele kadar yürürdüm önce boydan boya.
Gelip geçen insanlara çarptıkça,
Azalırdı beynimdeki uğultular.
Sonra arasına dalardım sokaklarının
Bütün dertlerimin cevaplarını arardım,
Eski dükkanların camekanlarında.
O çok gurur duyduğum yön duygumu
Kaybetmiş olurdum mutlaka bir çıkmaz sokakta.
Caddeye yeniden çıktığımda,
Ayaklarımın altı su toplamış olurdu yürümekten.
İşte o zaman...
Tam da ne yönde olduğumu anlamaya çalışırken,
Melon şapkalı şiircinin,
Şiir kitaplarını satmaya çalışan
Sesini duyardım bir yerlerden.
Onu bulduğumda hiç değilse,
Kesin olan bir kararımı hatırlardım.
Yönümü bulurdum.
Kendimi bulurdum.
Beni bulurdum bende en kalabalık halimle!
Oysa bu aralar yola çıkmak için bile...
Kendimi bulamıyorum!
Apaydınlık zifiri dehlizlerindeyim yalnızlığımın.
Sabah gözümü açıyorum yalnızım.
Kahvaltımı yapıyorum yalnızım.
Çay içiyorum yalnızım.
Kitap okuyorum yalnızım.
Sanal olduğunu beynime kazıdığım bir ekranda,
Gerçek dostluklar buluyorum...
Kahvelerimizi resimlerle yudumladığımız!
Layynn! Yalnızım.
Akşam oluyor, midem kazınıyor,
Bir şeyler atıştırıyorum yalnızım.
Çay içiyorum yalnızım.
Gece çöküyor hüzün başlarıma yalnızım!
Yalnızlığımla dosttum güya,
Bozuşmuşuz nedense...
Açılmış aramız farkında bile değilim.
İki bira açıyorum bize,
En alkollüsünden...
Benim dokunabileceğim birim yok!
Yalnızım.
Artık ellerim sarmak istemiyor
Yalnızlığı çok bol o, omuz başlarımı
Yetmiyorum kendime
Ulan!
Kendimden bile çok yalnızım.
Cemre.Y.

13 Mayıs 2017 Cumartesi

Bitemiyorsun Ey Sevgili

...Bitemiyorsun Ey Sevgili...
Ben senden değil sevdiceğim,
Kendimden kaçmaya çalışırken,
Yüreğimde ince bir sızısın, kanıyorsun,
Kanıyorum, kanıyoruz sızı sızı.
İstiklal Caddesinin orta yerinde,
Bir elimde kahvem, diğerimde sigaram,
Herkes beni yalnız sanırken ve ben aslında
Seninle baş başayken içimde,
Gözyaşım "Damlarım şimdi ince bir çise gibi" diye
Beni tehdit ediyorken,
Ben onları oyalamak için
Galatasay Lisesi'nin parlak ışıklarına dalıp
"Kimbilir kaç tutsak ruh var orada da benim gibi" diye
Düşünüyorum.
Birden onlarca martının
Kanat çırpışıyla dokunuyorsun ruhuma.
Sen başkasına gittim sanıyorsun ya şimdi beni.
Sana göre başka hayatlar yaşamak istemek kadar
Kolay, sıradan, tensel ve sığ ya sevda denen şey
Arkanı dönünce bitilir, gidilir,
Geniş bir pavyona benzer ya yürekler,
Herkesi hemen kabullenilir ya
Unutmayı denemek bile kolaydır ya
Tüm yaşananları, sana göre
Sen başkasına gittim sanıyorsun ya şimdi beni
Bir dokun yüreğinin tam ortasına, oradayım,
Tam kalbinin attığı yerde
Bitmiyorsun sen bende
Bitemiyorsun ey sevgili
Ve bitmeden başlayamaz
Yeni bir şey bende hiçbir zaman ve hiçbir uçarılıkta.
Bazen sıcağımın ortasında,
Serin rüzgarım oluveriyorsun.
Bazen kışımın ayazında cehennem ateşim
Ve ben kalabalığın orta yerindeki iki kişilik yalnızlığımla
Sensizlik
Cennet demekse ve sen cehennemde kalacaksan
Senin cehennemin benim cennetimdir diye haykırdım
Sadece martılar duydu orada ne işleri vardıysa.
Gökyüzüne bir kalp çizip gittiler.
Kimse duymadı, sen duymadın.
Cemre.Y.

2 Nisan 2017 Pazar

Çok Yalnızım

...Çok Yalnızım...
Yalnızlığımın…
Etten duvarlı labirentlerinden birindeyim
Eskiden bunca kalabalıklı
Issızlığımda kaybolduğumda,
Günün her hangi bir saatinde,
İstiklal Caddesine atardım kendimi,
Tünele kadar yürürdüm önce boydan boya.
Gelip geçen insanlara çarptıkça,
Azalırdı beynimdeki uğultular.
Sonra arasına dalardım sokaklarının
Bütün dertlerimin cevaplarını arardım,
Eski dükkanların camekanlarında.
O çok gurur duyduğum yön duygumu
Kaybetmiş olurdum mutlaka bir çıkmaz sokakta.
Caddeye yeniden çıktığımda,
Ayaklarımın altı su toplamış olurdu yürümekten.
İşte o zaman...
Tam da ne yönde olduğumu anlamaya çalışırken,
Siyah melon şapkalı şiircinin,
Şiir kitaplarını satmaya çalışan
Sesini duyardım bir yerlerden.
Onu bulduğumda hiç değilse,
Kesin olan bir kararımı hatırlardım.
Yönümü bulurdum.
Kendimi bulurdum.
Beni bulurdum bende en kalabalık halimle!
Oysa bu aralar yola çıkmak için bile...
Kendimi bulamıyorum!
Apaydınlık zifiri dehlizlerindeyim yalnızlığımın.
Sabah gözümü açıyorum yalnızım.
Kahvaltımı yapıyorum yalnızım.
Çay içiyorum yalnızım.
Kitap okuyorum yalnızım.
Sanal olduğunu beynime kazıdığım bir ekranda,
Gerçek dostluklar buluyorum...
Kahvelerimizi resimlerle yudumladığımız!
Layynn!
Yalnızım.
Akşam oluyor, midem kazınıyor,
Bir şeyler atıştırıyorum yalnızım.
Çay içiyorum yalnızım.
Gece çöküyor hüzün başlarıma yalnızım!
Yalnızlığımla dosttum güya,
Bozuşmuşuz nedense...
Açılmış aramız farkında bile değilim.
İki bira açıyorum bize,
En alkollüsünden...
Benim dokunabileceğim birim yok!
Yalnızım.
Artık ellerim sarmak istemiyor
Yalnızlığı çok bol o, omuz başlarımı
Yetmiyorum kendime
Ulan!
Kendimden bile çok yalnızım
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...