9 Aralık 2017 Cumartesi

Ne Mutlu Türküm Diyene!

...Ne Mutlu Türküm Diyene!...
Bazen çileleri anlata anlata
Artık geçmişliğine gülerek unutmak ve
Affetmek istersiniz en sevdiğiniz
Canlarla konuşa paylaşa!
Ne hayret ki en acısı sandığımız
Sevda yanıklarıyla dolu yaşanmışlıklarımızın
Acımasız arnavut kaldırımlı taşlarında
Hayatlarımız burkula burkula
Yürek kırılmalarımız olan o aşk,
Hep en sonra gelir ve özetle anlatıp geçilir.
Gelmiş geçmiş her şey ama her şey!
Kah, buruk bir tebessümle,
Kah, kahkahalarla,
Kah, da birkaç damla gözyaşıyla
Cümlelere dökülüp,
Mazilerine kül olup savrulurken
Yine de neredeyse
Aynı paralel çizgilerle dolu
Birbirine teğet geçen acımasız hayatın
Zorluklarını nihayet aşmışızdır işte.
Başarmışızdır yani!
Dudaklarımızda zaman zaman
Vazgeçmişliklerimiz olsa da
Hiç değilse!
Hiç pes etmemiş olmamanın
Gururlu buruk bir tebessümüyle
Evlerimize dağılırız iç seslerimiz
Hala tek bir soru işaretini
Ünleme çevirmek için
Çok çabaladığımızı söyleye söyleye.
Huzurluyuz-dur en azından,
Vicdanımızın her zerresi rahattır.
Bu gece olsun,
Omuzlarımızdaki yükleri
Yer değiştirip birbirimizle
Huzurlu bir güvene gülümseyemeyle uyuyup
Sabahına kalp ışığıyla uyanacaktık.
Çünkü bu hayatta...
Güvenecek birilerimiz bari hala vardı!
Ta ki...
Ayrı ayrı yerlerdeki
Evlerimize doğru ayrıldıktan
Tam yarım saat sonra
Kimimiz metroda, kimimiz metrobüste,
Kimimiz evine doğru yürümekteyken
Birbirimizi acil bir telaşla
Aramak zorunda kalana dek!
Oysaki ben,
Çok araç değiştirmem gereken
O uzun yollarımda kitabıma gömülmüştüm
O telefonlar gelene kadar!
Üstelik, ilçemin sınırlarına da
Hayli yaklaşmıştım.
Belli ki dostlarım da benden ayrılır ayrılmaz,
Kendi güvenli yeni omuzlarının varlığıyla
Hoş olmuşlar.
Azıcık lan sadece bir saatçik,
Kendilerine kalmışlar ve haberlere ara vermişlerdi.
Benim evim en uzaktı.
En geç öğrenen bendim.
O telefon geldiğinde,
Yaşamak zorunda olduğum
Ancak yaşamaktan her daim nefret ettiğim
İlçemin sınırlarına ulaşmama ramak kalmıştı.
"Ankara'nın göbeğinde yine bomba patlamış!
(Ülkemizin güveninin merkezinde yine!)
Sağ ve salimsek bir an önce etrafımıza bakmalıymışız.
Şüpheli şahıslardan uzak durmalıymışız!
Eve geçer geçmez haber etmeliyimişiz..........." der demez
Başımı kaldırıp
Son bindiğim araç olan mibüsün
Klostrofobi'mi anında tetikleyen
Nefret ettiğim buğulu camlarını
Kolumla sildim ve...
"İyiyim ben" dedim
"Sorun yok burada!"
Oysa yine aynı şeyler olmuştu işte!
Ankara'yı ve daha bir çok yeri bombalayan,
Silahları hiç susmayan
Adına insan denilen
Ama insanlıklarıyla hiç alakası olmayan
O yaratıklar çoktan maskelerini takıp
Dükkanların camlarını kırmaya başlamışlardı!
Gerçi esnaf artık akıllanmıştı.
Onlardan olan camlar şıkır şıkır
Açık ve güvenliyken
Onlardan olmayanlar
Kepenklerini indirmişlerdi bile!
Burası mı?
Esencılıs!
Yıllardır her olaylarında terasıma bayrağımı asıyorum,
Her seferinde meydan okuyorum!
"Ne Mutlu Türküm Diyene!" diye...
En çok arada bir bayrağıma silah sıkıp ipini vuruyorlar,
Ben yenisini asıyorum
Ama beni öldürmüyorlar!
Neden!
Çünkü ben her provake olayı fırsat bilip "
Biji serok Apo" diye diye
Günahsız insanların
Günahsız evlerine atılan molotoflardan,
Ülkemin her neresinde olursa olsun
Ocakları sönen,
Ciğerleri kavrulan anaların, eşlerin,
Evlatların acılarını,
Ciğerimin kavrulmasından başka
Bedensel hiç hasar görmüyorum
Üstelik anlı şanlı bayrağım
Bangır bangır ben TÜRK'üm diye terasımın
Caddeye bakan tarafında dalgalanırken!
Biliyorlar çünkü
Bir Türk'ün deli damarını,
Kaybedeceği tek şey canıdır onun!
Yani öldürür, ölürken...
"Ne Mutlu Türk'üm Diyene!"
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...