…Kitapsız...Ne Kalır Bizden Geriye...
Hani yaramazlık yaptığında, kaprislere büründüğünde,
Olur olmadık anlarda şımarıklıklar yaptığında,
Ortalığı darmadağınık ettiğinde
Ya da sana yetemediğim zamanlarda,
Yine hep yaptığın gibi, sadece beni suçladığında!
Yüzümü olabildiğinde asık tutup,
"Bak! Küçük hanım!
Bunları yapan, benim kızım değil,
Hele yüreğimin çiziği hiç değil."
Bence!
Sen olsan olsan ancak benim prensesimin,
Vücuduna girmiş başka birisisin,
Şimdi ve derhal odana git ve prensesimi bulduğunda,
Onunla birlikte dön!” derdim sana.
Sen ise, odanda birkaç dakika kaldıktan sonra,
“Annem! Ama sıkıldım buyda, hem ben kraliçeyim!”derdin.
Ben de sana;
“Prensesimi bulduysan, tabi ki dönebilirsin küçük hanım!" derdim.
Sadece yarım dakika daha sürerdi
O, yosun gözlerini devşirip yanıma dönmen.
“Annecik!
Yayamaz bir kötü kız almış senin yüykinin çiziyini,
Buldum ama hala, o pirienses falan değilmiş kiyaçeymiş,
Getiydim ama!
O, ısyay ediyoy, piyenses olmamakta!
O, bir kiyaliçemiş, kabul ediyosansa,
Affediyosansa, gelsinmiş!”derdin!
Sımsıkı bir teletabiys sarılışı yapardık birbirimize.
Prenses kalmanda ısrar etmem miydi suç ve hata!
Olsundu!
Kabul ederdim ki kraliçeliğini de!
Bana koymadı ki hiç,
Bunca yıl, prensesin olmak!
Kraliçelik tacı senindi ve hep…
Sadece iyi yürekli bir kraliçe olmandı niyetim ve dileğim!
Sen gittin çocuk!
Zehirli elmayı da öz kızına, bana yedirdin.
Masallarını bile, işine geldiği gibi ezber tutmuşsun be çocuk!
Neyse…
Senin titreyen sesin sağ olsun,
Son defa olsa da duydum ya,
Pırıltılı saçların sağ olsun,
Gözlerimi kapattığımda hep,
Onları ve seni gördüm ya!
Bari bir kez olsun saçlarını tarardı insan olan,
Son defa olsa da...
Benden uzakta,
Tam bir aydır artık uzamış olan o son saçlarını,
Yatak odamdaki o ıssız tarağımla
Bir kez olsun gelip, gizlice saçlarını tarayıp,
Öylece giderdi gidecekse insan!
Olur ya!
Bir tek tel olsun takılıp kalırdı hani!
Koklardım!
Öperdim!
Koynumda yatırırdım bu gece!
Gelmişsin hoş gelmişsin de bu sefer,
Ne kraliçe olarak,
Ne de bir prenses olarak gelmişsin!
Hayatın boyunca tek doğru ezber ettiğin cümlelerle gelmiş,
Öylece bohem bir gidişle de gitmişsin!
"En son, kitaplar ayrılır birbirlerinden
Yüreğimin...
(Hep, kan damlası sızıntısı yapan asıl yerin olduğun için,
Çatlak damarımın özü olduğun için yüreğimin) ...çiziği!
Onlarda ayrıldılar mı birlikteliklerinden
Her şeye ait ne varsa bitmiştir.
Artık, omuz veren desteği gitmiştir yanlarından,
Devrilirler oldukları yere...
Sen, sen ol, kitapların gittikçe yanından,
Yeni kitaplığının...
(O zamanlar da biliyormuşum bugünü),
Yeni kitaplar, yeni hayatlar,
Yeni romanlar edin kendine.
Yeni kitaplar, yeni hayatlar,
Yeni hikayeler edin kendine...
Sol yanın boş kalmasın emi sakın!
İnsan dediğinin, boş kalırsa sol yanı,
İşte o zaman, ne yana zayıf kaldıysa o yana devrilir.
Sen sakın devrilme!
Sol yanın hiç boş kalmasın emi sakın!
İnsan dediğinin, boş kalırsa sol yanı,
İşte o zaman ne yana zayıf kaldıysa,
O yana devrilir takatsiz!
Sen... sakın devrilme ha çocuk!
Ben olmasam bile…
Yeni hayatlar, yeni omuzlar edin kendine!
Ama sakın hiçbir yana devrilme ha!” demiştim sana…
Belli ki dayanacak omuzlar bulup öylece aldın bizden kitaplarını…
Aferin!
“Benim kitaplarım, omuzsuz kalsa da olur,
Olsun!
Kitaplıklar dolar çocuk!
Eninde sonunda dolar da…
Ya içindekiler…
Aynı olur mu?"
Ne kalır bizden roman geriye?
Cemre.Y.