paralel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paralel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2019 Perşembe

Kim Bilir

...Kim Bilir...
Yıkıntısı boldu hasarları bütün ömrümün!
Ben yamalamaya çalıştıkça hayatımın atmosferini,
Yırtıp parçalıyordu kangren bir yaranın derinin dibi.
Belki de yanlış filmi izliyordum kim bilir?
Ya da herkesle aynı ana denk düşmeyen yanlış müzikleri!
Frekanslarımız,
Aynı paralel evrenin kaderiyle uyuşmuyordur ne bileyim.
Lakin nedendir bilmem...
Onca çileleri çekerken bile ben,
Bir tek kabuslu gece geçirmedim.
Ya koşarak kurtuluyordum kötücül canavarlardan,
Ya da melek kanatlarımla üstlerinden uçarak!
Rüyalarımı başkalarına anlatmaya başladığımdan beridir,
Ne koşabiliyor, ne de uçabiliyorum artık.
Belki de bütün suç bende değildir kim bilir?
Lakin artık çok zaman da yok hani!
Cemre.Y.

10 Ekim 2018 Çarşamba

Farklı

...Farklı...
Aynı kanıyı anlatmaya koyulurken,
Sırf farklı kelimelerle cümleleri harmanlıyorlar diye,
Zıt kutuplar değillerdi aslında.
Farklı zamanlarda, farklı mekanlarda, farklı imkanlarda,
Ve farklı dahil olduklarıyla...
Apayrı paralel hayatları yaşıyorlardı ama ortak amaçları aynıydı oysa!
"Eskiden hayatımı anlatsam roman olur." diye bir cümle vardı.
Şimdilerde kimse roman falan okumuyor azizim.
Herkes kendince kendi romanını yazıyor!
O da üç beş kelimeyi geçmeyen basit emirlerden oluşuyor.
"Ya bu deveyi güdersin, ya da bu kervandan göçersin!"
Hayat bana rahmetli annem gibi davranıyor bazen,
Gereksiz, haksız, yersiz ve zamansız çıkışlarıyla!
Ortada suç falan yoktu oysa!
Varsa bile ben kırmamıştım o camı.
Ben kesmemiştim elektriği, suyu vesaireyi!
Ben yolmamıştım komşunun kiraz ağacını ya da eriklerini!
Çocukluğumdan kalma rahmetli anamın bir bakışına
Çoktan yumuluydu ellerim ikramlara "He!" diye bakmazdıysa!
Oysa yıllar yılı ne yanlış yaftalar yapıştırılmak istenmişti üstüme,
Bu hak olur, hukuk olur, namus olur ama illa ki bir yerlerde bir yanlış olur!
Şimdi bu saatten sonra bakıyorum da doğrularımla savaşlarıma,
Hala arada bir aynı tarafta olmamıza rağmen,
Yolun karşısına atmaya çalışmıyorlar mı beni?
"Cinnete beş kala cennet olmasam,
Babamdan başlayacağım doğramaya,
Bu saatten sonra da çok da fark etmezdi yani." diyorum içimden!
Sonra bir sigara daha yakıyor, hayata gülümsüyorum en buruğundan.
Sonra insan tohumları açıyor yine içimde, kahkahalar savuruyorum kaderime!
Bütün aylar boyunca, sadece bir bahar ayı içinde,
Sadece on beş gün açan laleleri seven
Ama adı Eylül olan bir kızım var hepim topum bu!
Bütün hazinem o ki o da bana değil kendisine ait!
Yüreğimin çiziği, kalbimin kardeleni, çoğu şiirlerimin müsebbibi,
Yosun gözlüm, her daim alının ortasından öptüğüm,
Saçlarının kokusunu ruhuma çektiğim nefesim de sadece o!
Bütün zenginliğim de o!
Ömrümü ömrüne adadığım da o!
Daha neyimi hazmedemiyorsunuz da,
Ertesine biriktirip biriktirip gönlümü hala fazladan yoruyorsunuz da
Üstelik üzerine inatla bastığınız can kırıklarımın sesini duyup,
Canımın yandığının farkına dahi varmıyorsunuz!
Yine de ey ömrümün en güzel, en huzurlu sahneleri,
Seviyorum sizi.
Çünkü sizin kadar beceremiyorum kindar olabilmeyi!
Misal bugün…
Bir hayal balonumun ipi daha kaçtı bileğimden,
Dünden belliydi zaten, gevşemeye başlamıştı.
Ama hayat bu!
Kim bilir ne vakit o balonlardan birinin içinde ben de olurum,
Kimse yerinde sabit değildir de zaten!
"Olmaz!" dersin olur,
"Olur!" dersin olmaz!
"Bu hayatta hiçbir şey imkansız değildir,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar hayat!" demiştim bir gün.
"Olasılıksızlıklar…
Azalamıyorsa imkansız'a sığınmak gerekebilir bazen!" der giderim.
Cemre.Y.

28 Ağustos 2018 Salı

Bana Ne

...Bana Ne...
Üç beş heceyi cümle eyleyip bir araya getirdik diye...
Emek pazarlığı yapanlar varmış,
Olmaz azizim, olmaz!
Hele artık şiir ettiyse içindekiler,
Hiç mi hiç olmaz.
Emek filan değildir bu.
Zira emek dediğin zanaatkarların işidir,
İlmek ilmek nakış ederler ellerinde evirip çevirdikleri her neyse!
Üstüne de niyet eylerler ya hani üç beş kuruş gelirse diye.
Bilmiyorsanız öğrenin azizim.
Ne diye egomu yükselten Türk dilinde yer almayan,
Günümüz güncel sıfatlarını kendime yüklenmeyişimi hiç merak eylediniz mi?
Şiir dediğin yürek işidir,
Öyle aman, zaman, ego tatmini filan dilenmez.
Bilmiyorsanız öğrenin azizim.
Emek...
O şiirin harf harf hece olup,
Kelimeye taşıp, cümlelerden aşana kadar,
Mısralar dolusu kusana kadar ki olan eylemler sırasıdır.
Soran olursa...
Onun şiirleri reflü ifrazatı dersiniz!
Ciğer sancısına dokunduğum da olursa,
Hani paralel hayatlar denkleminde...
Sevgiyle karşılarım, şefkatimle gülümserim.
Yoksa kim beğenmiş, kim paylaşmış,
Kim methiyeler düzmüş...
Açıkçası bana ne!
Cemre.Y.

10 Mayıs 2018 Perşembe

Nokta Bile Olamaz

...Nokta Bile Olamaz…
Kuş seslerini duyabiliyorsanız
Yaşıyorsunuz demektir.
Zamansızlık düzleminde
Paralel geçişlere gebedir
Her ayrılığın sahipleri.
Bundan sonra aynı doğrunun çizgisinde
Nokta bile olamaz hiçbiri.
Cemre.Y.

26 Mart 2018 Pazartesi

Peşine Düştüm


…Peşine Düştüm…
Uzun zamandır, harflerimin, hecelerimin, 
Kelimelerimin, cümlelerimin, 
Mısralarımın peşine düştüm, 
Ecelimin ilk katli vacibini bulduğum an…
O yaprak kımıldayacak! 
Zaman evrendeki paraleliyle buluşacak!
Cemre.Y.

4 Şubat 2018 Pazar

Kaç Evren

…Kaç Evren…
Tut ki...
Apayrı paralellerinden gelen
Farklı bir evrenin
Tek kıvılcımlık frekansıydım...
Sen görmeye zaman bulamadın.
Bense yeterince seni duymaya...
Hislerimiz kaç evren gezer sence?
Cemre.Y.

30 Aralık 2017 Cumartesi

Büyük Lokma

...Büyük Lokma...
Göynümün Fırat fırtınasına paralel
Dicle kırıklarıyla yan yana taptaze süzülüveren
Sen, en son büyük lokmam!
Eyy!
Özümün henüz kapağındaki gözyaşım
Sen son yürek naaşım!
Varsın madem nehirlerin yatakları
Senle üç olacakmış
Akacakmışsın madem!
Bilmediğim bir dilin
Hiç merak etmediğim bir lisanınca!
Zazaca...
O da aksın!
Başkaca da
Büyük lokma yutmadımdı zaten!
Mümkünse de artık,
Senle de ölürüm ha!
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Son Sabır

…Son Sabır…
Çok bekledim be yiğidim,
Hayli zaman çok...
Bi türlü buluşamadık
Biz, aşk denen şey, her kimseyle!
Aynı Dünya'nın,
Aynı paralel eksenli meridyenlerinden birinde.
Aralarda "Es"niyetine...
Apayrı iklimlerimizi
Bizden epeyce de uzak,
Solunumlamaya çalışsak da,
Tek hücreye inemedik bir türlü.
Amip değildik sonuçta!
Olamadı bir türlü işte.
Geçmedi yaralarımızın,
Sonu yine bize varan o yapa yalnızlığımız.
Şimdilerdeyse,
Özlemi...
Burnumun sızını bile unutturmaya çabalamakta!
O yüzden ben...
Yüreğime dahil ettiğimin,
Beni en son öptüğü yeri değil,
Elimi en son tuttuğu yeri öperim hep,
Sağ bileğimden.
Yüreğime sabır sinsin diye.
O ise hala...
Adının ilk harfinin yüreğime sindiği yerden öper kesin.
Haberi yok oysa!
Oralara haylice kuraklık vurmuştur.
Sonrasında kırağı yağmıştır çoktan.
Artık oradan bir tek yaprak bile kımıldamaz!
Oysa ben...
Beni en son öptüğü yeri değil,
Elimi en son tuttuğu yeri öperim hep,
Sağ bileğimden.
İyiyim ben böylece, ecele kadar!
Yüreğime...
İhtimalli tek bir sevdaya daha
Son sabır sinsin diye.
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Ne Mutlu Türküm Diyene!

...Ne Mutlu Türküm Diyene!...
Bazen çileleri anlata anlata
Artık geçmişliğine gülerek unutmak ve
Affetmek istersiniz en sevdiğiniz
Canlarla konuşa paylaşa!
Ne hayret ki en acısı sandığımız
Sevda yanıklarıyla dolu yaşanmışlıklarımızın
Acımasız arnavut kaldırımlı taşlarında
Hayatlarımız burkula burkula
Yürek kırılmalarımız olan o aşk,
Hep en sonra gelir ve özetle anlatıp geçilir.
Gelmiş geçmiş her şey ama her şey!
Kah, buruk bir tebessümle,
Kah, kahkahalarla,
Kah, da birkaç damla gözyaşıyla
Cümlelere dökülüp,
Mazilerine kül olup savrulurken
Yine de neredeyse
Aynı paralel çizgilerle dolu
Birbirine teğet geçen acımasız hayatın
Zorluklarını nihayet aşmışızdır işte.
Başarmışızdır yani!
Dudaklarımızda zaman zaman
Vazgeçmişliklerimiz olsa da
Hiç değilse!
Hiç pes etmemiş olmamanın
Gururlu buruk bir tebessümüyle
Evlerimize dağılırız iç seslerimiz
Hala tek bir soru işaretini
Ünleme çevirmek için
Çok çabaladığımızı söyleye söyleye.
Huzurluyuz-dur en azından,
Vicdanımızın her zerresi rahattır.
Bu gece olsun,
Omuzlarımızdaki yükleri
Yer değiştirip birbirimizle
Huzurlu bir güvene gülümseyemeyle uyuyup
Sabahına kalp ışığıyla uyanacaktık.
Çünkü bu hayatta...
Güvenecek birilerimiz bari hala vardı!
Ta ki...
Ayrı ayrı yerlerdeki
Evlerimize doğru ayrıldıktan
Tam yarım saat sonra
Kimimiz metroda, kimimiz metrobüste,
Kimimiz evine doğru yürümekteyken
Birbirimizi acil bir telaşla
Aramak zorunda kalana dek!
Oysaki ben,
Çok araç değiştirmem gereken
O uzun yollarımda kitabıma gömülmüştüm
O telefonlar gelene kadar!
Üstelik, ilçemin sınırlarına da
Hayli yaklaşmıştım.
Belli ki dostlarım da benden ayrılır ayrılmaz,
Kendi güvenli yeni omuzlarının varlığıyla
Hoş olmuşlar.
Azıcık lan sadece bir saatçik,
Kendilerine kalmışlar ve haberlere ara vermişlerdi.
Benim evim en uzaktı.
En geç öğrenen bendim.
O telefon geldiğinde,
Yaşamak zorunda olduğum
Ancak yaşamaktan her daim nefret ettiğim
İlçemin sınırlarına ulaşmama ramak kalmıştı.
"Ankara'nın göbeğinde yine bomba patlamış!
(Ülkemizin güveninin merkezinde yine!)
Sağ ve salimsek bir an önce etrafımıza bakmalıymışız.
Şüpheli şahıslardan uzak durmalıymışız!
Eve geçer geçmez haber etmeliyimişiz..........." der demez
Başımı kaldırıp
Son bindiğim araç olan mibüsün
Klostrofobi'mi anında tetikleyen
Nefret ettiğim buğulu camlarını
Kolumla sildim ve...
"İyiyim ben" dedim
"Sorun yok burada!"
Oysa yine aynı şeyler olmuştu işte!
Ankara'yı ve daha bir çok yeri bombalayan,
Silahları hiç susmayan
Adına insan denilen
Ama insanlıklarıyla hiç alakası olmayan
O yaratıklar çoktan maskelerini takıp
Dükkanların camlarını kırmaya başlamışlardı!
Gerçi esnaf artık akıllanmıştı.
Onlardan olan camlar şıkır şıkır
Açık ve güvenliyken
Onlardan olmayanlar
Kepenklerini indirmişlerdi bile!
Burası mı?
Esencılıs!
Yıllardır her olaylarında terasıma bayrağımı asıyorum,
Her seferinde meydan okuyorum!
"Ne Mutlu Türküm Diyene!" diye...
En çok arada bir bayrağıma silah sıkıp ipini vuruyorlar,
Ben yenisini asıyorum
Ama beni öldürmüyorlar!
Neden!
Çünkü ben her provake olayı fırsat bilip "
Biji serok Apo" diye diye
Günahsız insanların
Günahsız evlerine atılan molotoflardan,
Ülkemin her neresinde olursa olsun
Ocakları sönen,
Ciğerleri kavrulan anaların, eşlerin,
Evlatların acılarını,
Ciğerimin kavrulmasından başka
Bedensel hiç hasar görmüyorum
Üstelik anlı şanlı bayrağım
Bangır bangır ben TÜRK'üm diye terasımın
Caddeye bakan tarafında dalgalanırken!
Biliyorlar çünkü
Bir Türk'ün deli damarını,
Kaybedeceği tek şey canıdır onun!
Yani öldürür, ölürken...
"Ne Mutlu Türk'üm Diyene!"
Cemre.Y.

6 Temmuz 2017 Perşembe

Paralel Hayatlar

...Paralel Hayatlar...
Aslında
Duygularıyla hareket eden hemen herkes,
Aynı paralel duyguları ve olayları yaşarlar,
Sadece zaman ve karşılarındaki insan farkıyla.
Duyduğum hikayelerde hiç yanılmadım.
Cemre.Y.

26 Mayıs 2017 Cuma

Tango

...Tango...
Adam ezberini bozmuyordu
Tangonun zarif hüznü
Yatıyordu yüreğinin köhnesinde.
Aşksızlığına gömülü kalbiyle bakıyordu kadının
Kalbine ve beynine akan bakışlarından içeriye.
Göz bebeklerinden içeri sızan
Labirentlerden ikisine birden gidebilmek istedi.
Gidemedi.
Sol gözünden kalbine inilirdi kadının,
Kendisini kalbinden görebildiği en sağlam gözü oydu.
Sağ gözünden beynine çıkılırdı.
Herkesi, her şeyi bilebildiği muğlak gözü oydu.
Karar veremedi adam,
İkisinden birini seçmek ağır geldi.
Vazgeçti.
Adam belinden sıkıca kavrayıp
Onu yere paralel uzattığında,
Kadın kırmızı elbisesinin
Derin yırtmacından uzatırken bronz bacağını,
Siyah sivri topuklu ayakkabısı
Dokunuvermişti adamın en hassasına!
Kadın ezberini bozmuyordu ve
Tangonun zarif hüznü yatıyordu yüreğinin köhnesinde.
Aşksızlığına gömülü kalbiyle bakıyordu adamın
Kalbine ve beynine akan bakışlarından içeriye.
Göz bebeklerinden içeri sızan
Labirentlerden ikisine birden gidebilmek istedi.
Gidemedi.
O, nihayet farklıydı işte!
Sol gözünden mi kalbine inilirdi adamın,
Sağ gözünden mi beynine çıkılırdı?
İkisi birden mi sağlamdı,
Yoksa ikisi de birden mi muğlak!
Karar veremedi, ikisinden birini seçmek ağır geldi.
Vazgeçti.
Adam o an,
O kararsızlık anında istese öpüverirdi kadını
Kendine ait şüpheleriyle
Yarısı yenmiş kırmızıdan pembeye dönmüş rujundan.
Öpmedi.
Kıpırtısız asaletle
Kaldırdı kadını sıkıca kavradığı belinden
Uzaklaştırdı birkaç adımlık, sanki yüzyıllık geçmişine
Çığlıklar dolusu sessizce kalbine dağıttı kadını
Olay çıkarttırmadan!
Bundan sonrası sadece bir danstı ve bitecekti.
Kadın artık biliyordu!
Artık cehenneme giderse
Hiç kimse onun için kendi cennetinden vazgeçmeyecekti.
Sustu ve uzaklaştı adamdan
Kendi tekliğini, kendi cehennemini seçti.
Ardını dönüp gideceği an adam!
Göz bebeklerindeki renklerle çekti onu kendine,
Kadının vücuduna hiç de uymayan ince bileklerinden.
Adam belinden sıkıca kavrayıp
Onu yine yere paralel uzattığında,
Kadında hala tangonun
Zarif hüznü yatıyordu yüreğinin köhnesinde
Aşksızlığına gömülü kalbiyle bakıyordu adımın
Kalbine ve beynine akan bakışlarına,
Anda donmuştu,
Sanki çırılçıplakmış, hiç kimsesizmiş gibi.
Korktu.
Oysa kadının ve adamın alınlarının ortasındaki
Bir noktaya gizliydi kaderleri.
Saçlarının kokusunu içlerine hapsederek
Dokundurabilselerdi dudaklarını alınlarına,
En yalnızlıklarından öpebilselerdi birbirlerini
Ki bu aynı anda hem olasılıksız hem de imkansızdı.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...