Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2025 Pazar

Susmak En Güzel Elvedaydı, Sustum Ben De!

...Susmak En Güzel Elvedaydı, Sustum Ben De!...
Adanan koca bir ömürden sonra,
Ben bir daha hiç ayrılmaz sanırken yollarımızı,
Sen küçük küçük, her biri birbirinden koskocaman
Gizli yaftalar biriktiriyormuşsun meğer içinde!
Üstüm başım yalnızlık doluyken izin veremezdim buna da.
Öylece açtım avuçlarımı göğe,
Susmak en güzel elvedaydı, sustum bende!
Ama sen...
Nasıl olup da kayıp gittin yüreğimden.
Dün seni sordular yine!
"Artık anahtarlarımız aynı değil." diyemedim.
"Ona karşı kapım pencerem hala kırık ama
Buna rağmen, bir daha asla,
Ciğerimin baş köşesine konamaz!" diyemedim.
Gönlümün sana ne kadar çok,
Gücenik olduğunu bilsinler istemedim.
Ah, vah edip, seni vefasızlıkla suçlasınlar istemedim.
"İyidir inşallah!" dedim.
"İnşallah iyidir."
Cemre.Y.

1 Mayıs 2025 Perşembe

Olmuyorsa Zorlama

...Olmuyorsa Zorlama...
Kin değil de...
Sırtımda bir hançer yarası daha,
Çıkarabilirsem, ölümüm olur!
Çıkartamazsam, ölene kadar acım.
"Hepsi de bana uyar" lıyerindeyim geriye kalan ömrümün.
“Ne yapsam?
Ne yapmasam?” derken usulca dökülüverir yağmurlar.
O vakit de içimden...
“Bazen de yağmur,
Gidilmemesi gereken yollar,
Verilmesi gereken kesin kararlar için ağlar!
Olmuyorsa zorlama,
Anla ki yaratanın bir bildiği var!” der geçerim!
Cemre.Y.

3 Mart 2025 Pazartesi

Kader

...Kader...
Üstüm, başım...
Sağım, solum...
Yanım, yörem...
Hep hayal kırıklığı!
Yetmedi mi ey tanrım...
Bu beni, hep ama hep, denemelerin?
Anladım ki aslında...
Benim kaderimi yazmayı,
Hiç istemedin.
Hep başka can kırıklarının kopyası!
Hep başka vazgeçişlerin yapıştırması!
Lakin olmaz artık, olmaz böyle.
Zira çok sabrım da kalmadı nihayetinde.
Günler, bana hiç de sormadan geçip gittikçe,
Ömür saatim geriye sarıyor nihayetinde!
Zaman desen, eski zaman hiç değil.
Ya yırt at, sana sunulan kader çizelgemi,
Yok hükmünde var say beni.
Ya da...
Bunu, bu kaderi ona, ben yazmadım ki,
Ne diye okuyup, yaşasın, yorulsun ki bu kulum de!
Yeniden, yaz kaderimi.
Cemre.Y.

13 Aralık 2024 Cuma

Dua

...Dua...
Ben...
Seni...
Allah'la yeniden barışıp,
Sana da, bana da...
Yeniden dua edecek kadar sevdim!
Yetmez mi?
Cemre.Y.

9 Aralık 2024 Pazartesi

His İşte!

...His İşte!...
Bazı nefeslere ve kokulara tiryakiyimdir bilirsin!
Bi saçlarını koklasam geçer,
Bu nöbet sırası çoktan geçmiş tıkanası öksürüklerim!
Ya da yarim olsa...
Dayansam göğsüne nefesim açılana kadar koklasam onu!
Şimdi ikisinden biri yok ya nöbetteyim!
Allahtan ilk kestirdiğim saçın saklıydı sarı sandığın dibinde!
Yoksa kurtulacaktın ya benden a çocuk!
Kurtulma benden!
Belki yine lazım olurum sana!
His işte!
Cemre.Y.

18 Ekim 2023 Çarşamba

İnsan Olan Dedim

...İnsan Olan Dedim...
İnsan olan...
Kendinden başka her şeyin,
En ucuza alınabileceğini,
Nereden ve nasıl düşünebiliyor acaba!
Kendisi de dahil...
Bütün insanların,
Oluşum bileşenleri aynı harçtan,
Farklı sebeplerle ve farklı insanlarca,
Farklı versiyonla varyasyonlarının
Yaratıldığının bilincinde olarak!
Ama insan olan dedim tabi.
Cemre.Y.

12 Temmuz 2023 Çarşamba

Affetmek


...Affetmek...
Hayatımın bu döneminde,
Affetmeyi de,
Affetmeyi seçmeye karar verdim.
Artık,
Nasıl olsa,
"Hep affediyor." diye canımı sıkanlar düşünsün.
Affetmek falan yok artık,
Direkt Allah'a havale ona göre.
Cemre.Y.

25 Mart 2023 Cumartesi

Çekmiyor Frekanslar

…Çekmiyor Frekanslar…
Kim'im neyim olursanız olun Allah aşkına!
Ben sizden geçip gittikten sonra,
(Sevmeyin değil!) anlamayın beni...
Hala orada olamadığım için çekmiyor frekanslar!
Bundan sonra, sevseniz ne…
Sevmeseniz ne!
Anlasanız ne…
Anlamasanız ne!
Cemre.Y.

20 Haziran 2020 Cumartesi

Sakın Ha

...Sakın Ha!..
Sana daha...
Su yeşili rüyalarımın,
Nasıl hazana kestiğini...
Azur mavisi hayallerimin,
Nasıl da zemheriye estiğini anlatacaktım!
Sonra...
Yine gök gürledi bir yerlerde,
Yine yağmur ağladı ömrümün coğrafyasında,
Gözlerimin içinden içeriyi,
Yine hiç kimse göremedi!
Hiç yoktan...
Yine yıldırım düştü bir yerlere...
Gök gürültüsünden ve de şimşek çakmasından
Üstüne bir yerlerde yıldırım düşmesinden,
Çok korktuğumu bile bile,
Ne demeye...
Beni yalnızlığa mahkum yaratmış acaba yaradan?
 Hayır ben ona taa kalubeladayken ben ona,
Ne gibi bir hadsizlik yapmış olabilirim ki? 
Bildiğim kadarıyla şeytan da değilim!" demişken...
Durduk yere kendime yeni notlar yazarken buldum ben'i...
"Sakın ha!"
Cemre.Y.

10 Mayıs 2020 Pazar

Çocuk

...Çocuk...
"Annen öldü!" dediklerinde,
Sadece annen ölmemiştir aslında.
Annenle beraber bütün çocukluğunda ölmüştür.
Artık hiçbir anneler gününde,
Ona bir demet çiçek toplayamayacaksındır misal!
Yahut o sana küs olsa bile,
Ona aldığın hediyeyi dolap köşelerine fırlatıp,
Sonradan alıp sevindiğini göremeyeceksindir.
İçinin içi sevinip,
Çocukluk edip eline ayağına sarılıp,
Onu öpücüklere boğamayacaksındır misal!
O, istemez görünüp seni uzaklaştırırken,
İnadına gitmeyip iki öpücük daha çaldığında,
Onun da gözlerinin içinin güldüğünü göremeyeceksindir misal!
"Annen öldü!" dediklerinde,
O gün bir daha çocuk olamayacağı da öğrenmişsindir.
Allah ikimize de rahmet eylesin.
Cemre.Y.

28 Nisan 2020 Salı

Kendi Pisliğinizde Boğulun

...Kendi Pisliğinizde Boğulun...
E-Devletten #Maske ye baş vuralı 20 gün oluyor,
Hala mesaj bekliyorum derken,
SGK'lı çalışanlara #Maske verilmeyeceğini,
#İşveren in dağıtacağını bildirmişler!
Kendi vatandaşını kotarmadan,
ABDye gönderilen maskeler gibi hissediyorum şu an kendimi!
Neyse ki işverenim #covit19 belası yüzünden,
Kısmi Süreli'ye baş vurmazdan önce,
Daha en başından dağıtmıştı maskelerimizi,
Dezenfektanlar ve dahi kolonyalarımızı!
Allah razı olsun,
Hiç değilse,
Yıkayıp yıkayıp kullanıyorum markete gitmem gerektiğinde.
Geçen gün kardeşimin eşi, kendisine çıkan maskeleri bana verdi,
"Biz kardeşine iş yerinden verilenlerle idare ediyoruz." diyerek,
Ondan da, kardeşimden de Allah razı olsun.
Peki şimdi sorarım devlet büyüklerime!
Herkesin çalıştığı yer benim çalıştığım yer gibi,
Özellikle sağlık konularında hem kendilerine,
Hem de çalışanlarına karşı,
Bu kadar hassas ve özverili değilken nasıl olacak o iş?
Vatandaşına maske dağıtamayan devlet,
O vatandaşların çalıştığı şirket ve kurumlara nasıl ulaştıracak o maskeleri?
Daha daha söylenecek, sorulacak, kurulacak nice cümleler var da,
Bizim şirket sağ olsun sigaraya karşı...
Mapusa falan düşersem iyi kötü bakarlar bana da sigara yollamazlar işte!
Yoksa neler neler dönüyor fikrimden!
Lakin güzel ülkemde düşünmek, düşündüğünü dile getirmek yasak!
Cemre.Y.

8 Haziran 2019 Cumartesi

Yalnızlık

...Yalnızlık...
Yalnızlık diyorum bayım!
Uzaktan bakanların özgürlük sandığı hani.
Yalnızlık diyorum bayım!
Sanal pencerelerden bakanların zenginlik sandığı hani.
Sayamadım ki kaç yalnızlıktır,
Benim bayramlarımın boynu bükük kaldı kapı önlerinde.
Bazen diyorum ki...
Ey Allahım al benden bu yalnızlığı,
Her kim ömrüme özenip iç geçiriyorsa sar onun boynuna!
Sonra kıyamıyorum aile hayatlarına.
Neyse diyorum, neyse ya!
Cemre.Y.

14 Mayıs 2019 Salı

İftar

...İftar...
Nicedir, vakit iftar vakitlerine her yaklaştığında,
Elimde koca bir kapıcı kızı sepetiyle, burnumun direğine direğine,
Buram buram pide kokan fırın kuyruklarında bekleyişim gelir yanıma!
Rengarenk makyajlar yapmış oruçsuz teyzeler acıyarak bakarlardı oruçlu halime!
Ne de olsa onlar zevkten bekliyordular aynı kuyruğu, bense mecburiyetten.
Bazı günler, "Bize de bir pide al demezdi ya annem!"
O bir pidenin bile beşe bölündüğü umurumda olmazdı ya hani.
Çok gücenirdim anneme çok,
Madem öyle ne diye bu kokuyu burnuma burnuma diredi diye!
Çok gücenirdim Allah Babaya çok...
Ne diye bir kere olsun,
Diğer kardeşlerimi oruçluyken o pide kuyruğuna göndermedi ki?
Epeydir de en başına sarıyorum ömrümü,
"Neden?" lerimin...
Ve hani ölsem cennetlik olan yaşlarımın nasıl bir vicdanla,
Nasıl bir sınava tabi tutulduğunu bulmak derdindeyim!
Neyse yakalım mı bir sigara daha?
İftarınız sadist ruhundan arınmış yaradanınızla sevap ola!
Çünkü Allah en çok çocuk çığlıklarını duymalıydı.
Çünkü Allah küçücük bir yavruyu gen havuzu yüzünden,
Hiçbir sınava tabi tutacak kadar sadist olmamalıydı!
"Ol!"dese olurdu ya hani, olanı, olacağı o an oldurmalı,
Hiçbir intikamını,
Gelecek nesillerin suçsuz meleklerine cehennem etmemeliydi!
"Kontrol edemediğin şeylere fazla kafayı takma,
Hayatını yaşa!" diyor bir film repliğinde.
Yaşayacak bir hayat sunmadıysa yaradan insan olan neylesin!
Cemre.Y.

24 Şubat 2019 Pazar

Ömür Yüküm Ağır Be Sevdiceğim Zamanı Geri Sar

...Ömür Yüküm Ağır Be Sevdiceğim Zamanı Geri Sar...
Adını hatırlayamadığım yeşil çimenli yollardan geçtim,
Kenarları papatyalı dereler aktı gümrah ırmaklara çocukluğumda!
Beni gecenin bir yarısı ameliyat masasına yatırdılar yüzüstü,
Tertemiz çarşafları çocuk korkularımla pisletip kurtardım ömrümü!
Hani diyorsun ya en ihtiyacın olduğun anda ya ben olamazsam yanında?
Sen Allah mısın be sevgilim,
Ki o bile olamamış en lazım olduğu zamanlarımda!
Ömür yüküm ağır be sevdiceğim zamanı geri sar,
Yüküm ciğerim kadar, yoksa sensizlikten öleceğim.
Bırak, azıcık bi kokunla nefesleneyim.
Sana az gelirse sende kalmışlığım o vakit yine yeniden,
Ömür yüküm ağır be sevdiceğim zamanı geri sar, beni sana sar!
Cemre.Y.

6 Aralık 2018 Perşembe

Zaten Hayat, Asıl Sana Güzel

...Zaten Hayat, Asıl Sana Güzel...
Ben altı yaşımdan beridir,
"Zaten hayat, asıl sana güzel." diyenlere,
Hep gülümsüyorum.
Anacığımın bahçesinde ektiği kıvırcıkları,
Pazarlarda satarak para kazanmaya başladık ilk!
Mis gibi çimene benzer bir kokusu vardı onların,
Uzunca yıllardır öyle kokmuyorlar.
Kahvaltısız gidermişiz belli ki Pazar yerlerine!
Akşam olunca erkek işi demeden,
Bütün gün o çimento torbalarını sırtında taşıyıp,
Baba'ya künk yapması için getirip duran anam değilmiş gibi...
Baba, kendine pirzola kızarttırıp,
Yumuşak sedire oturup yemeğini tek başına yerken,
Anamı bizimle beraber yer sofrasına yollardı.
Biz iki kardeş ve anam çala kaşık çorbaya ve ekmeğe dalardık.
Şükrederdik üstelik,
Hiç değilse anamın bahçesine ektiği domatesle taze soğan da var diye.
Baba, bütün varlığını kumar masasına serip de,
Artık kendine pirzola alamayınca!
Trakya'dan köye taşındıkdı,
Köyün çobanlığını yapacaktı baba güya.
Kahvehanesine dadanmaktan çobanlık da bize kaldı.
Her sabah annemle ben koyun kokularıyla,
Çimen kokularıyla dolanırken,
Her akşam tezek kokularıyla karışır evimize dönerdik.
Köyde birinin çocuğu ölse,
İçimiz acıya acıya,
Bir yandan da sevinirdik yeni elbiselerimiz olacak diye.
Köyde biri mezarlığa gidip,
Ölen yakınına dua edince biz de dua ederdik kardeşimle.
Nedendir bilinmez,
Hep bozuk paralar koyarlardı o mezarların baş uçlarına.
Ömrümüzdeki ilk harçlıklarımız onlar olmuştu hiç unutmam!
Gece yaklaşınca kardeşimle gider hepsini toplar,
Bire bir paylaşırdık kendilerimizce.
Annemize söylemezdik bu yaptığımızı,
Ölüler bizi affetsindi, yeterdi.
Ertesi gün gittiğimiz mahalle bakkalı,
Acı acı tebessüm ederdi de biz anlamazdık.
Sonra baba bu sefer büyük kaybetti!
İlçeye gitti yine kaybetti, zaten o hep kaybederdi.
Rahmetli anama sulanan,
Kahvehane arkadaşları da hiç utanmadan,
Arsız arsız anlatıp dururlardı o gece,
Baba'nın masaya, bizim boğazımızdan geçemeyen,
Bizim üstlerimize giyilemeyen nice haklarımızı üttüklerini.
Biz bu hayatta bir kere zengin olduk anam bacım!
O da anamın, baba' nın bizi kumar masasında feda ederken,
İstanbul'da bizden gizlediği onca arsası ve arazisi de olduğunu,
Öne karısını, çocuklarını sürüp,
Kabul görmeyince onları da kaybettiği gün!
Rahmetli anam,
İstanbul'daki akrabalarına haber salıp,
Kapıcılık bari bulsunlar demişti.
Bulmuşlardı da nihayetinde ama!
Bu iş de nihayetinde erkek işiydi,
Üstelik çocuk falan da istemiyorlardı yani.
Zar zor ikna etmişti anam,
Sadece kapıcı senmişin gibi görün,
Yoksa kumar borcun birikir yani diye diye!
Bu arada üçüncümüz de,
Gözlerimin önünde doğmuştu ya hani!
Bir tek o küçük diye,
Onu kabul ettiler vicdan sahibi apartman sakinleri,
Ama hiç ağlamaması koşuluyla!
Beni amcamlara,
Halı dokumaya bıraktılar onların o vakit olduğu köye,
Bir küçüğümüyse dedemlere bıraktılar çoban diye.
Sonra sonra annem,
Evlerine de temizliğe gider oldu daire sakinlerinin!
Yıllar geçti gitti, koptuk bitti,
Ama hala,
"Manevi annem" diye hitap ettiğim o ailenin kızı var ya!
Her seferinde görürmüş meğer,
Anamın gözyaşlarının camın kirine karışıp,
Evin salonuna karışıp her yeri parıl parıl ederken,
Nasıl olup da içi can kırıkları taşmış birinin,
Bunca yüzü gülümser diye merak edip soruvermiş!
Rahmetli anacım, tutmuş manevi annemin ellerinden,
"Anam, bacım, n'olur kimselere deme,
Ama benim iki evladım daha var,
Beni buraya kabul etmezler diye sakladımdı sizden,
Hem köydeler onlar, size bir zararı dokunmaz yani,
Elbette her gün yeniden doğuyor,
Hayata yeniden gülümsüyorum emme,
Ah şu gecelerin hasretliği yok mu!
Herif desen gene bulmuş müdavimlik." deyiverince,
Sayesinde yönetici toplantısı yapılmış!
Biz bu hayatta bir kere zengin olduk anam bacım!
O da, Dağ apartımanın,
İki kat bodrum katına ilk geldiğimiz gündü.
Sonra sonra epeyce yanılsamalar yaşadık elbette ama!
Hiçbiri,
O gün anamızın koynunda yattığımız gün kadar,
Zengin hissettiremedi bizi.
Zaten sonrası büyüdük mecburen!
Unutmak istedik, çok şeyi unutmak!
Hiç yaşanmamış umarak hatırlamamak!
Ömür dediğin şey çoğu zaman an'lardan ibaretti.
Ama bizim acı an'arımız bütün ömürden caymaya yeterdi.
Ne vakit geçmişimi,
"Geçmiş!" diye unutup,
Yaşımdan bari yaşamaya meyletsem!
Balık yağı sunuyorlar önüme,
Ya da B bilmem kaç vitamini!
Ulan!
Nesini anlamıyorsunuz,
Cehennem tasvirlerinden nasıl geçeyim yine?
Neresinden neyimi hatırlamaya kalksam,
İçim dağılıyor kırgınlıklardan!
Ama ömür bu!
Yaşanan hayatın,
Bütün iklimi bu seçemiyorsun tabi silmek istediklerinden,
Silmek istemediklerini!
Yani hayat bana hep araf ötesi.
Ben altı yaşımdan beridir,
"Zaten hayat, asıl sana güzel." diyenlere hep gülümsüyorum.
Oysa hayatım çoğu zaman,
Dante'nin, Cehennem Tasviri gibiydi...
Varsınlar beni hatırlamak istemediklerimi,
Kafama çaka çaka hatırlattırarak ömrümü törpülesinler,
Yine içimden geldiğince gülümserim ki!
Zira onlar ömrümün sadece kalan bakiyesiydi.
"Yaşayacaklarım, yaşadıklarımı aklamayacaksa,
Madem unutmaya müsaade etmiyorlar,
Aynısılarını yaşatma ey Allah'ım" demiş miyim ben ona, demişim!
Yani her Perşembe sela okutmakla olmuyor o işler azizim!
Neyimi yoluna koydun,
Neyime kulp bulduramadın, neyime fesatlandırmadın?
Daha ben altı yaşımdaydım,
Senin alimlerinin bile,
Meyl etmeye dokuzu bekleyen yaşımdan üç sene önce!
Üstelik ben, on üçümde ilk kez regl oldum!
Hangi kitabınızda yazıyordum ki dört kitab-ı kelam'ım,
Ömrünün ömrüne cehennemi yaşattınız da,
Ben hiç ısınamadım?
Evet.
Hatırlıyorum, "Zaten hayat, asıl sana güzel." di cümleriniz,
Buyrun siz de birer birer hatırlayınız!
Artık kime ne kadar Allah'sanız!
Cemre.Y.

19 Kasım 2018 Pazartesi

Kandil

...Kandil...
Benim kandillerimin mahyaları,
Sırf kız evlat doğdum diye
Daha doğduğum an söndürülmüştü ya çoktan!
O gün bugündür nice dualar ettim beni yaradana!
Küçücük kız çocukluğumla hıçkıra hıçkıra ağlayarak nice geceler
Yorganımı aralamaya çalışırken canavar cinler,
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem karanlıktan çok korktum!" diye ağlamasaydım,
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Ergenlik çağlarıma yakın, en güvenilen eller bana dokundukça da
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem ben o akrabalarımızı hiç sevmiyorum!" diye isyan etmeseydim.
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Kimsenin inanışına saygısızlık etmedim bunca ömrümde...
Varın siz kandillerinizi kutlayıp, şükür ve af niyazlı namazlarınızı kılın.
Allah gani gani sevap eylesin hepinize...
Böyle günlerde hazır güya bize epeyce yaklaşmış madem,
Sağ omuz ve de sol omuz melekleri de dahil,
Hazır kulların neylediğini hesap ve kalemdeyken!
Yıllar yılı sorup da bulamadığım o tek cümlenin cevabını bekliyorum ben.
"Sen ki yedi yaşına kadar ölen sabinin hükmünü cennet eylemişken,
Hiçbir günahı yoktur dediğini ne diye sahipsiz bıraktın da,
Oncacık çocuğa en yakını tarafından kirli kirli dokunmaya çalışan o elleri,
Kirli kirli sürtünmeye çalışan o vücudu taş kesmedin?"
Sahi uzaklardan öylece seyrediyor muydun tanrım!
Eminim bu gece namaz üstüne namaz kılıyordur sencileyin affolunmaya!
Şerefsiz bir insanın sana yaşlılığından kaynaklı pişmanlığının,
Çaresizliğinden kaynaklı nadanlığına sana yakarmasına ihtiyacın mı vardı da,
Benim küçücük yaşımı piç edip, kendine sınav saydın?
Gelmiş, geçmiş, gelecek bütün kandillerin mübarek olsun Allah'ım!
Hani daha hala vicdanın rahatsa ver öpeyim elini!
Baba denen o sıfatın elini de her bayramda öptüğüm gibi.
Cemre.Y.

3 Kasım 2018 Cumartesi

İyiyim Ben Böyle

...İyiyim Ben Böyle...
Sen bana şimdi gelme eski sevdiğim,
Ben artık, o bıraktığın yerde değilim!
Adresim ayrı, posta kutum nicedir oksitlenmiş!
Yolun sonu bana çıkan arnavut kaldırımlarınıysa,
Çok kereler değiştirdiler yeni belediyeler.
Oysa nice geceler boyu,
Salonumun bütün ışıkları yanık bu gelişi beklemiştim.
İlk gidişinin ardından, kim bilir kaç yıl boyunca,
Boğazımda yutkunamadığım o kocaman yumruyla,
Günleri gece, geceleri sabah etmeye çalışmıştım.
Daha bir buçuk yaşındaki yosun gözlüme,
Ninni diye...
Rahmetli Ahmet Kaya'nın şarkısının nakaratını değiştirip,
"Baban bir gün,
Döner gelir sarılırsın yavrucağım!" ı söyleyip durmuştum.
Sen bana şimdi gelme eski erim,
Ben artık o bıraktığın Cemre değilim!
Vukuatlı nüfus kayıtlarında,
Soy adım senden ayrı tam on sekiz yıldır!
Yolun sonu bana çıkan,
O "Kadın olsaydın da elinde tutsaydın!" ların öcleriyse,
Çok kereler alındılar boşanmamızın o ilk yıllarında!
Oysa nice aylar boyu,
Yüreğim,
Kırılgan kelebek kanadında üzülmüştüm de "O Kadın!" için.
"Her şey kadın olmakla bitmiyor." diye!
Sen bana şimdi gelme eski dostum,
Ben artık dostluğun kemaline de eriştim!
Bak kızımız da büyüdü sensiz, yeni yaraları bile oldu hatta!
Yirmi bir yaşına gelene kadar da hep ama hep seni çok özledi.
Sen bana şimdi gelme arkadaşım!
Sen bana bundan sonra geleceksen, yalnız gelme!
Misal kızımızla ilgili önemli bir mevzu olur kızımızla gel,
Misal oğlunla ilgili hayati bir durum olur oğlunla gel.
Ama beni tercih ettiğin karınla aran bozulunca arama beni.
Sen bana şimdi gelme, sen bana hiç yalnızken gelme!
Misal ortak akrabalarımızdan Allah gecinden versin ölümü olur,
Misal,
Ortak akrabalarımızdan birinin,
Mutlu bir düğünü olur o zaman gel.
Ömrümün, ömrüme öcü çoktan bitti.
Sen kal.
İyiyim ben böyle...
Sen de iyi ol artık.
Cemre.Y.

26 Ağustos 2018 Pazar

Öperim Kirpiklerinden

...Öperim Kirpiklerinden...
Kim bilir kaç geceler boyu
Uyumadan hemen önce alet ettim seni yalnızlığıma ihanet etmeye.
Kaç günaydın biriktirdim dudaklarının gül kıvrımından gizlice öperken.
Kim bilir kaç rüyamda sayıkladım ismini şeytan beni aldatırken.
Kaç kere utandım yaptığım onca yaramazlığımdan.
Kaç kere varsın olsun helalim o benim diye kandırdım kendimi.
Kim bilir kaç kere unuttum seni, kaç kere geri döndüm o şiirin içine...
Kim bilir kaç kere mısralar arası cümlelerin içine gizlendim.
Kaç kere kelimeler arası hecelerinin içinde saklambaç oynadım kendimle.
Şimdi bunca vakit sonra...
Tenim terine bunca susamışken...
"İki kadeh şiir içelim." deme
Sonra Allah ne verdiyse severim seni de...
Sonra gidersin sen de...
Bütün gidenlerim gibi sende gidersin.
Öperim kirpiklerinden adam.
Gözünün yaşından öperim seni
Yüreğinin atışından öperim.
Kim bilir kaç kereler içimden çığlık çığlığa
"Sen böyle şiir içi daha güzelsin.
Kal bence." dedim sana.
Ama gitme.
Cemre.Y.

7 Temmuz 2018 Cumartesi

Gittikçe Uzaklaşıyordum

...Gittikçe Uzaklaşıyordum…
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar tanıdığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu dedikodularıyla zihnimi.
Hepsine karşı tanıdıksızlık zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar kan bağımız var sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla beynimi.
Hepsine karşı akrabasızlık zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar dost sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla omuriliğimin en ortasını
Hepsine karşı dostsuzluk zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark etmiyordu,
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar yaren sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla ciğerimin en ortasını
Hepsine karşı yarensizlik zırhımı geçiyordum sırtıma!
Eril veya dişil fark ediyordu!
Er kişidir, adam'dır sandığım o Allah kulları
Ne zaman ki benle iletişim kurmaya kalkışsalar!
İnanılmaz derecede,
Ne kadar sevda sandığım insan varsa deliyorlardı
Ağulu fesatlıklarıyla yüreğimin tam ortasını
Hepsine karşı yar'sızlık zırhımı geçiyordum sırtıma!
Elbet bende isterdim,
Yeni bir bakış açısıyla yıldızların ay tutulmalarına,
Merkür'ün geri gidişine göre usul adım yürüyüp,
Venüs'ün Uranüsyen hızlı geçişine ayak uydurabilmeyi be güzelim.
Ama burası Dünya.
Ve benden başka bir tek...
Başkaca dünyalara hevesli
Asimüle edilmemiş varlık yok!
Zambaklar ve de fesleğenler de buna dahil.
Menekşelerin artık hiç kokmadığını saymıyorum bile!
Eskidendi menevşelerin o kokusu!
Anamın sağlık zamanında onların her çiçeğini ayrı severken,
"Oy benim yasemin kokulu,
Oy benim zambak kokulu,
Oy benim fesleğen kokulu,
Oy benim ıtır kokulu,
Oy benim cennet kokulu menekşem,
Sardunya'm, orkide'm.
Nasılsınız bugün?
Bak yine yaprağınızın biri solmaya meyl etmiş,
İhmal mi ettim sizi bu sıralar!
Ama siz de biliyorsunuz,
Hayat artık aynı hayat değil,
Dünya desen kayışı kopmuş,
Siz bari hep beraberce kokmaya devam edin de
Solmasın ruhum!" derdi anam!
O gün, onca iltifatı bana etmek yerine,
Çiçeği mor açacak olan o menekşeye,
O kadar umut ve koku yükledi diye,
O kadar kıskanmışım ki,
Anamla menekşe'yi ve de kokularını....
Artık anneme gerçeği söylemek vakti gelmişti.
"Anne!
Menekşelerin hiçbir çiçeği koku salmazlar,
Tıpkı zenginlerin alıp durduğu o orkideler gibi,
Çiçek açarlar ama...
Kokmaz onlar bi kerem!"demiştim.
İlk defa onu çok kızdırdığımda beni dövmemişti annem!
"İlk çocukluğundan bu yana,
Tatil diye köyümüze gidebildiğimiz zamanlarda,
Boşuna gezdirmedim ben sizi dağ bayır!
Boşuna kaya kınasını öğretmedim,
Boşuna kestane ağacını, gürgen'i palamut'u, çınar'ı
Kavak yelleri'nin neden kavak yelleri olup,
Şiirlere, şarkılara nağme olduğunu,
Boşuna öğretmedim.
Menekşeler kokar bir kere!
Memlekettir,
Sevdiceğindir,
Uzak kaldığın ne varsa...
Hepsinin kokusu saklıdır menekşe çiçeklerinde.
Sende bir gün...
Beni bir menekşe çiçeğinin kokusundan duyarsan,
Burnunun direği, buram buram sızlar da,
Hani bağır çağır ağlamak istersin de,
Hayata yenilmemek uğruna,
Akamaz ya o yaşların.
İşte o vakit anlarsın,
Neden benim menekşelerimin yanında,
İlle de küpe çiçeğiyle,
İlle de gözyaşı çiçeğini yan yana koyduğumu!
Ama sakın sardunyalara, orkidelere küsme kızım,
Ne vakit bir sardunya ya da orkide görsen,
Menekşeleri hatırla!
Ve menekşelere söylediğim şarkımı,
"Oy benim yasemin kokulu,
Oy benim zambak kokulu,
Oy benim fesleğen kokulu,
Oy benim ıtır kokulu,
Oy benim cennet kokulu menekşem,
Sardunya'm, orkide'm.
Nasılsınız bugün?
Bak yine yaprağınızın biri solmaya meyl etmiş,
İhmal mi ettim sizi bu sıralar!
Ama siz de biliyorsunuz,
Hayat artık aynı hayat değil,
Dünya desen kayışı kopmuş,
Siz bari hep beraberce kokmaya devam edin de
Solmasın ruhum!"
Şimdilerde...
Çiçeği açmış tek bir menekşe,
Bir tek sardunya görmemek için,
Annemin o günkü sesini duyup da delice özlememek için,
Nerede menekşe görsem gözümü çeviriyorum ama!
Nerede yasemin çiçeği görsem,
Nerede zambak çiçeği görsem,
Nerede ıtır görsem,
Ve her nerede fesleğen görsem bi sızlar burnumun direği!
İlle de o fesleğen'in başını okşayıp, koklayıp, öperim.
Anamın ellerini öptüğüm gibi.
Cemre.Y.

30 Haziran 2018 Cumartesi

Susuyorum

...Susuyorum...
Susuyorum...
Neden mi?
Çünkü onun adı Eylül'dü,
Tıpkı kızım gibi...
Boğazıma düğümlenip de avaz avaz
Yutkunamadığım uzun uzun cümlelerim var hayatımıza dair!
Ne zaman harflerim bir araya gelip de
Hecelemeye başlasa...
Hıçkırıklarımın sus çektiği uzun uzun cümleler sus çeker.
"Biz ucuzundan kurtulduk çok şükür,
Namus'larımız yerli yerinde!" derken bile...
Üstümüze yapışmış çoktan,
Bize emelleri kadar dokunamanayan o kirli ellerin,
O sapkın bakışları...
Kaç kere affetsek de geçmişimizi
Beyinlerimizde saplantılı hep o iki soru,
Kemiriyor ömrümüzün geri kalanını!
"Ya kurtaramasaydık kendilerimizi!"
"Peki bize cennet vaat edilen o yaşlarımızda,
Bizi yaratan o Rab, o Allah neredeydi?"
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...