sehpa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sehpa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2024 Pazar

Pazar Kahvaltısı

...Pazar Kahvaltısı...
Terasımda Pazar kahvaltısı öncesi;
-Koltuk minderleri, sehpalar, kahvaltı tepsisi?
-Buradayız!
-Zeytin, peynir, söğüş domates ve salatalık?
-Buradayız!
-Peki sucuklu yumurtalar?
-Buradayız!
-İki fincan çay, biri şekersiz?
-Buradayız!
-Ya Güneş’im?
-Ben buradayım da,
Yüreğindekini soruyorsan, artık onu hiç bi yerde sorma,
Şekersiz çaylar koyma artık sofrana,
Başka dünyanın Güneş’i oldu o artık,
Alış tek fincanlı, tek şekerli çayını yudumlamaya!
Nasılsa zaman gelecek,
Şekersiz içeceksin hayatında ne varsa hepsini.
Neyse mutlu pazarlar!
Cemre.Y.

9 Temmuz 2022 Cumartesi

Bayram

...Bayram...
Ses'in, bir nefes' e, kuş cıvıltıları gibi şakırken,
Yar dediğine, aynı şenlikte,
Yaren oluyorsa bayramdır asıl!
Ve hiçbir bayram, asla yalnız yaşanmamalıdır.
Hiç yoktan, akşam olunca, kendine kalınca,
Gelip gidenlerin, yerinden kaydırdıkları halıları,
Koltuk örtülerini, sehpalarını düzeltmelisin misal!
Yarın gelip, yine dağıtsınlar diye dileyerek.
Cemre.Y.

20 Temmuz 2021 Salı

Bayram

...Bayram...
Uyandım...
İlk iş, her zamanki gibi,
Aç karnına içilecek ilaçlarımı içtim,
Yatağımın kenarında duran sehpamdan bir sigara yaktım,
Sade kahvemi ocağın üzerine koydum,
Pencere kenarındaki fesleğenlerimin başını okşadım,
Kahvemi fincana koyarken,
Bir yandan da çaydanlığa su koyup ocağa koydum.
Bir sigara daha yakıp,
Terasımdaki minderime kurulmadan önce,
Kenardan kenardan, bana bakan,
Kokulu güllerimin burunlarından öptüm.
Bayramımı kutlayıp, usulca elimi öptüler, sevindim.
Kahvaltı mı?
Yoook daha acıkmadım!
Kavurmasız kurban bayramı kahvaltısı mı olurmuş,
Acıkmadım o yüzden.
Aslında ben en çok sevgiye, şefkate acıktım.
Neyse bir çay daha içeyim en demlisinden.
Sevenin sevdiği tarafından incitilmediği,
Nice güzel bayramlar olsun.
Amin olsun.
Cemre.Y.

3 Şubat 2020 Pazartesi

Yorgun

...Yorgun...
Ey benim yorgun yüreğim,
Tüm gün insanların negatif enerjileri havada uçuştuysa!
Evine girer girmez at banyoya kendini,
Köpürte köpürte temizle hayatın pisliğini!
Ey benim yorgun ayaklarım, gün geceye karıştıysa,
Uzan şöyle sehpaya boylu boyunca bak keyfine, gece senin.
Cemre.Y.

9 Aralık 2019 Pazartesi

Hiç Yoktan

...Hiç Yoktan...
Güneş...
Yavaş yavaş yüzünü ayaza dönüp,
Günler zemheriye doğru akarken,
"Evvel zaman içinde" li geçmişleri de ateşe attı kadın.
Ayağına yün çoraplarını geçirdi, ateşi harladı,
Acaba, geceye sıcak bir de şarap mı alsaydı?
Neyse vakti saati değil demek ki!
Hiç de yüksünmedi kendinden,
Bütün akşam mağaza mağaza gezip eli boş dönmekten.
Bundan sonrası ondaydı, onaydı nasıl olsa!
Artık kendisine ne kaldıysa.
Koltuğuna yumuşak bir yastık koyup üzerine oturdu,
Ayaklarını emektar sehpasına uzattı,
Nicedir merakında olduğu yabancı dil dersine zaman ayırdı,
Sonra usulca laptopunu kucağına alıp gülümsedi.
Ne çok şey biriktirmişti dimağında sözlere dökülemeyen.
Hiç yoktan kar yağdı hayaline, lapa lapa,
Sonu çamurlu siyaha bürünmeyen!
Hiç yoktan sıcak bir sahil kasabasında buldu kendini,
Sonu ödenecek borçlarla birikmeyen.
Hiç yoktan...
Fuşya rengine bürümüştü ömrünün rüyalarını.
Sonu, soğuk, puslu, umutsuz griyle bitmeyen.
Lakin bu akşam,
Parlement mavisi bir koltuğa da vurulmuşluğu da doğrudur!
Neyse...
Vardır onun da vaktine seyrü seferi!
Cemre.Y.

12 Ekim 2019 Cumartesi

Durduk Yere

...Durduk Yere...
Bir vakit sonra eski defterleri de yakıyor insan.
İçinde kurutulmuş güllerle,
Kurutulmuş papatya yaprakları olsa bile.
Sonra durduk yere...
Yıllardır boş duran ikinci sandalyeyi yakıyor insan.
Durduk yere oturup saatlerce,
Hiç gelmeyeni beklediği o sandalyeyi kırmızıya boyayıp,
Sehpasını gök kuşağı renklerine daldırıyor,
Ve durduk yere bir hamak yapıyor kendine,
Yumuşacık minderli, rengarenk yamalı bir hamak.
Biraz daha yeni hayalimiz olsa da güzelce sallandırsak.
Cemre.Y.

9 Ekim 2019 Çarşamba

Hayal

...Hayal...
Günün yorgunluğu dizlerime sızı olarak inmişken,
Ayaklarımı kırılmaya yüz tutmuş sehpama uzatıp,
Kucağımda lap topum, elimde kahveyle,
Evimin mavi duvarlarına gözlerim dalıp,
Yanımda bir yüreğin daha attığını hayal ettiğim gibi...
Kim bilir belki de sen de... 
Evrenin bir köşesinde uzatmışsın ayaklarını,
Kucağında bir kitap, elinde kahveyle...
Önündeki maviliğe dalıp,
Yanında bir kalbin daha atmasını diliyorsundur.
Ey şiirim, hayalini, hayalimle kavuşturalım mı ne dersin?
Cemre.Y.

1 Ekim 2019 Salı

Karışma

...Karışma...
Kenarları el örgüsü dantel sırmalı,
Güllerden kaneviçeler işlemeli,
En ala Amerikan bezi yatak odamın dantelleri,
Ütü sarısı bile olmamıştı daha!
Kaneviçe işlemeleri çamaşır makinesi hasarı olmamıştı daha!
O...
Tam yirmi yıl önce kucağımda küçücük bir bebeyle,
Damat yastığımızı terk edip,
Çiftli küstüm yastıklarına geçtiğinde.
Geçen gün biri benim için,
Sanki bunca yıldır merakındaymışım gibi!
"Bununla kimse evlenmez!" dediğinde,
Ziyaret ettim yirmi yıl önce,
Sarı sandığıma terk ettiğim çeyizimi!
Onca göz nuru döktüğüm salon takımıma şeytanlar işemiş.
Onca hayal ektiğim fiskos masası örtüme küf değmiş.
Değişen mutfak dolaplarına göre,
"En çok örtü rengi değişir!" diye de,
Zamane model işlediğim dantellerin modası çoktan geçmiş.
Haklıydı benim için öyle diyen...
Eskiden, yeni olmazdı nice çabalasam da...
Ve yeniden...
Artık bana bile kalmayan
Gözümün nurunu dökemezdim hiç kimselere!
Varsın, gelen, gelecekse bir tastamam gelsin,
Kalan da öyle sandık yadigarı kalsındı,
Tam olması gerektiği yerde.
Daha tülbentleriyle buluşamamış oyalarım vardı benim!
Şimdilerde beğendiğim bütün desenlerde yazma ile buluşturup,
Sehpa örtüsü eylediğim!
Kime ne ki, varsa cebimizde üç beş kuruş,
Tam yerine denk geldiyse manzara koyma an'ımız...
Rakı da içeriz, balık da yeriz,
Acılı şalgama da iki çiçek yer ayırırız illa!
Mademki, iki çıtır, bir kıtır dertleşiyoruz şurada he ana...
Sakıncalı biliyorum lakin sigarama da sakın karışma ha!
Ters tepiyor bulduğum bütün izmaritleri,
Toplayasım geliyor alamazsam diye!
Ha bu arada...
Dün üç tüp kanım çekilirken cesurdum ama!
Hastaneden çıkarken,
Seni oradan son çıkardığımız an geldi aklıma ya!
Acil'in kapısıyla, başka bir hastanenin acilinde,
Gözlerinin yosunu solmak üzere olan kızımla,
İkiniz arasında kaldım da,
Hani...
Elsiz, ayaksız, kolsuz,
Bacaksız uçarcasına gittim ya hani anam!
Beni, yavrumu, o günü, affettin mi ki annem.
Bugün olsa yine ona koşardım diye!
Ben, yine sarıldım dün, hatırlayabildiğim en küçüklük,
En mutlu, en korkusuz, en umarsız o an'ıma!
Hani  senin iki ağaç dalına kurduğun,
Pembe basmalı salıncakta sallanan o kız çocuğuna!
Böyle sarılıp kucaklaştık ki bir görsen ne güzeldi o an.
Benim içim titredikçe kimsesizlikten o daha da sarıldı.
Meğer küçükken,
Ne kadar da sevimliymişim, şaşı gözlerime rağmen!
Ha bu arada sayın seyirciler...
Beni, onu, bizi bir önden sondan yargılamayı kesseniz diyorum!
Zira...
Ben tam kırk beş yaşımda öğrendim kendime bari nazlanmayı!
Bırakın da azıcık çocukluğumla hasret gidereyim korkusuzca!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...