gerçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gerçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2025 Cumartesi

Yanılsama

...Yanılsama...
Sen yokkenden beridir saçlarım uzadı.
Üstelik kendi renginin üzerine göz kırpan
Beyaz ışıltılarım da hayli çoğaldı,
Bil istedim.
Lakin dişlerimi hiç sorma!
Ne vakit dara düşecek olup da
Gecesi, günü fark etmeksizin,
Farkında olmadan yine onları sıkmaya evrilsem,
Sanki çatımda olmayan tavan eksiği gibi,
Her biri beşe on kalaslarıma tutunmaya çabalamakta.
Çünkü hayat gibi işte, hayatımız gibi,
Biz hepsini gerçek sanırken her şey implant.
Yanılsama yani.
Cemre.Y.

21 Temmuz 2025 Pazartesi

Hep Bir Ağlamak Var Boğazımın Düğümünde

...Hep Bir Ağlamak Var Boğazımın Düğümünde...
Ne vakit sessiz bir yüzleşmeyle karşılaşsam bir yerlerde,
Hep bir ağlamak var boğazımın düğümünde.
Gözyaşlarım hıçkırıksız dökülüyor göz pınarlarımdan
Çünkü gerçekten ben bu, bana yapılanları hak etmedim.
Ki ömrüm boyunca da
Kimsem tarafından ihanete uğramamak için gereken her şeyi yaptım.
Lakin aldatıldım.
Hep, herkes tarafından aldatıldım.
Belki de sırf bu sebepten
Cinsiyeti fark etmeksizin yeni hiçbir insanı hayatıma dahil etmedim.
Yine de yalnızlık bazen çok büküyor boynumu.
Güvenmek istiyor bir yanım birine, bir şeylere.
Bak yine oldu işte,
Hep bir ağlamak var boğazımın düğümünde.
Cemre.Y.

2 Ekim 2023 Pazartesi

Bugün Pazar

...Bugün Pazar...
Bugün pazar...
Oysa, akşamına, en sevindiğim gündü.
Ertesi, pazartesi diye!
Hatırlamıyorum, en son...
Ne vakit pes ettirildim,
Pazartesilerine kıvanç duymaktan.
En son ne zaman,
Pişman olduruldum,
Doğduğum günün adından.
En son ne zaman,
Pişman olduruldum,
Doğurduğum günün adından.
Ve en son ne vakit...
Susturuldum,
Her bitişin,
Yeni bir başlangıç olma hikayesi olduğu gerçeğini savunmaktan!
Öyle, öyle, vazgeçmeden pes ettirildim,
Bundan daha önceki hayatımdan.
Cemre.Y.

17 Mart 2023 Cuma

Gidişim Sana Vurulmak Korkusu

…Gidişim Sana Vurulmak Korkusu…
Ansızın bir ses geliverdi uzaklardan,
Bunca zaman sonra…
Özlemine yenik düşmüş sesinin tınısıyla,
Konuyla hiç de alakası olmayan.
Koca bir yalan savurdu arayan,
Hiç yoktan bir fotoğrafım düşmüş önüne!
Sanki, gerçek sen değildin o sesin sahibi.
Keşke o, gerçek sen olsaydın da,
“Gidişim sana vurulmak korkusuydu,
Seni yüreğime sığdırırsam,
Senden asla cayamazdım,
İşte sırf bu yüzden kaçmıştım.” deseydin.
Böylesi bir kaçışla,
Hiç de özlenesi olmayan geçmişime,
Yeni bir buruk tebessüm ettirmeseydin.
Cemre.Y.

28 Ekim 2022 Cuma

Güzeldi

…Güzeldi…
Gülünce gözlerinin öbeği
Yıldız yıldız yakamoz kaynıyordu.
Şah damarındaki
O ay,
O yıldız...
Ağustos sıcağı gibi
Dudaklarımı yakıyordu.
Her şey yalansa bile!
En azından iki çocuk,
Gizliden birbirlerine
"Sobe!"leniyordu.
Oyunsa da, gerçek kadar güzeldi yani.
Birileri onu yine bir yerlere çağırmasaydı.
O, yine, git-me-sey di.
Cemre.Y.

7 Nisan 2022 Perşembe

Palyaço

...Palyaço...
Tamam!
Madem öyle!
Sığınmayayım artık,
Başkaca acıdıkça acıyan acılara,
Saklayamayayım senli acıları!
Gerek de yok aslında artık nasıl olsa!
Sana bunca yıl sonra yeniden,
Makyajsız bir palyaçonun
Gözyaşlarının nasıl gerçek aktığını anlatayım.
Makyajsız bir palyaçonun gözyaşları,
En çok, gülümserken gerçek akar!
Sen dahil...
Bunu hiç kimse anlamaz.
Cemre.Y.

21 Kasım 2020 Cumartesi

Gri Günler


...Gri Günler...
Gri günler bunlar sevgilim,
Eskiden olsa...
Güneşim beni yine terk etti diye,
Üzüm üzüm üzülüp, kederlenir,
Gelmişime, geçmişime,
Şiir şiir, mısra mısra söverdim.
Yaşı kadar ihtiyarlamaya başlayınca insan,
Alıyor yüreğini yanı başına koyuyor,
Demli bir çay eşliğinde,
Sigaraya sarılıp,
Gri günlere gri dumanlar üflüyor.
Sonra usulca toparlanıp,
Mevsimi gelince,
Yaprakları dökülmeyecek,
Renkleri hiç solmayacak,
Onu hiç terk etmeyecek,
Rengarenk yapay çiçekleriyle oynuyor.
Hiç yoktan kalbini sevindiriyor.
Gri günler bunlar sevgilim,
Gerçek olmayan,
Kokusu olmayan,
Ruhu olmayan,
Hiçbir şeyi sevmediğini de
Böylece unutuyor insan.
Şöyle içi titreye titreye,
Sevmeyi de unutuyor zamanla.
Gerçek olsa yüreği sevinirdi ya,
Kalbini sevindirmesiyle yetiniyor.
Cemre.Y.

31 Ekim 2020 Cumartesi

Yaşıyor Muyuz Gerçekten

...Yaşıyor Muyuz Gerçekten!...
Bugün...
Durduk yere...
Yaşımdan fazlaca ihtiyarladım yine!
Göçük altında kalmış yüreğim,
Canımın canları ellerinde!
Çocukluğumun desen...
Saçları ağarmış şefkatsizlikten!
Usulca sarıldım omuz başlarıma,
Ortalığı tertemiz mis ettim,
Ölürsem arkamdan "... demesinler!"diye!
Oysa çocukluğum orada,
Tertemiz sabun kokulu evlerden birinde!
Kir kokulu gecelerden kurtulmaya çabalamakta.
Dün...
Göçük altında kalan o gencecik kız!
"Köpekleri salın, ben miyavlarım!"dedi ya!
Çocukluğumun çığlık figan,
Miyavlarıydı beni kurtaran!
Sahi...
İyi miyiz hepimiz?
İyilikte, şefkatte, sevgide miyiz biz?
Yaşıyor muyuz gerçekten!
Nasıl olsa gün...
Gün değil mi geçip giden?
Cemre.Y.

28 Nisan 2020 Salı

Durduk Yere

...Durduk Yere...
Sanal gerçekliğin gizleminde,
Yeşilin binbir tonu seriliyor gözlerimin gerçekliğine!
Aylardan nisan belli!
Öyle belli ki, neredeyse sonuna yakın gibi...
Durduk yere hava yağmurlanmış,
Durduk yere güneşin şavkı vurmuş yaprağın tutunduğu dala,
Durduk yere meyveler filizlenip, çiçeklenmiş,
Durduk yere, sanki cennet tasviri gibi, her şey güzelleşmiş.
Her yer, her şey, gün ortası, gece karası, fark etmeksizin,
Kundağa yeni sarılmış, ceninliğini geçmiş,
Fetüslüğünde afallasa da onu da es geçmiş,
Onca günleri, haftaları, ayları aşmış da gelmiş, hoş gelmiş!
Amma ve lakin,
Mademki çoğu, hayallice doldurulamamış güncesine...
Ömrünün, en baharına öykünürken, ömrü, hep ayaz geçmiş!
Hayatların kaderini, alnının tam ortasına yazılı kaderini,
Alnının tam ortasından silercesine,
Sinesinin tam ortasına, kader diye çizmiş!
Ve belli ki az kalmış, gelecek ardından kiraz mevsimi.
"Ateşin közü,
Odunun özüne yakın olmalı!" derdi hep rahmetli anam!
Cennetimden bildiriyorum, benim dünyam, bu değildi,
O kiraz mevsimi,
Ben bir kere daha, yeni bir evren değiştirmeden, gelmeliydi!
Cemre.Y.

27 Ocak 2020 Pazartesi

Lazım

...Lazım...
Bize bir parça hayal lazım azizim!
Yüreklerimizin yaralarını unutturacak kadar.
Nihayetinde yamaladık yamaladık yetmedi.
Biz sabahına umutlandıkça...
Gün geceye karışınca daha beteri geldi ya hani!
Bize bir parça rüya lazım azizim!
Gerçeklerimizin gerçekliğini unutturacak kadar.
Nihayetinde ömür izin verdikçe uyanacağız illa ki.
Biz ikindi vakitlerinde yoruldukça...
Geceler de kötücül günlerini rüyalar kadar güzelleştirsin bari.
Cemre.Y.

25 Aralık 2019 Çarşamba

Masal

...Masal...
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Kül Kedisinin Sindirella olup,
Baloya katılıp, prensle dans ettikten sonra saati dolunca,
Aceleyle kaçarken,
Tek ayağından düşürdüğü camdan ayakkabı için,
Bütün ülkeyi baştan sona,
Ayakkabı denettirip ki buçuklu bir ayak bile olsa,
Ne bileyim koskoca ülke ya hani
Kız oğlan birine denk gelirdi yani,
Sıra kilitli son mahzene gelene kadar.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Pamuk Prensesin üvey annesinin onu onca yıl,
Hem de doğrucu davut aynası her defasında
"Senden daha güzeli Pamuk Prenses" diyecek de,
Taa o yaşlanıp, öteki de genç kız olana kadar sabredip,
Sonunda "Ahanda yaşlandım,
E bu kız hala benden güzel öldürteyim madem" diyecek.
Avcı ona kıyamayıp ormana bırakacak,
Yedi cücelere denk gelecek vs.vs.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Heidinin taa,
Alplerdeki zavallı dedesinin ve dahi Peter'inin bile,
İyisinden, idaresinden ayacıklarında birer pabuç varken,
Bu kızcağızın ayacığı çıpaçıplak!
Sormazlar, masal bu ya inanırlar!
Ki bu arada itinayla ve de önemle belirtmeliyim ki!
Sağ ya da sol göz tembelliği fark etmeksizin,
Beyin odağı oluşturmanızı istedikleri hiçbir şeyi,
Sizde o tembellik var ise oraya, subliminal yerleştiremiyorlar!
Yani gerçeği çırılçıplak görüyorsunuz!
Olan Peter'e ve kör annesine oldu yani!
Neyse...
İnsanlar masal sever üstadım.
Sana daha buna benzer ne çok masalın kapalı kasasını açardım lakin!
Mart'ın kapıdan baktırıp,
Kazma kürek yaktırdığı zamanlardan zemheri bir geceymiş,
Rahmetli anacım,
Kim bilir ne karın ağrım varsa salla salla uyutamamış kaç gün...
"Doktora götürelim bey!" demek ne haddine de...
Bir gece olsun, bir tek gecenin, birkaç dakikacığı!
"N'olursun be herif,
Azıcık da sen sallasan, bak ölüyorum yorgunluktan!"
Olur demiş herif!
Yarına yemeğiydi, aşıydı, kaynana, kaynata, kayındı,
Eltiydi, görümceydi hizmetini kim yapacak!
Birkaç saat güzelce uyuyup dinlemiş anacım!
Sonra el yordamı beşiğime gitmiş eli, ilk bebesiyim ya hani!
Yok muşum!
Babama sormuş,
"Herif bebe nerde, sesi uzakta sanki kendi yok, nerede!"
Babam gayet umursuz,
"Sustur" dedin,
"Susturdum işte!" deyince fırlamış annem yatağından!
Zira ne zaman sıfatına tükürdüğüm babaannem ortalığı karıştırıp,
Gelin'di, görümceydi, bilmem neydi anam için babama
"Sustur!" dense oradaydı ya yeri, koşmuş hemen!
Gecenin bilmem saat kaçı...
Bütün eşiği küremiş elleriyle beşiğim ortaya çıksın diye!
Bulmuş da sonunda!
Koynuna almış, sarılmamışım,
Memesini vermiş sıcacık, emmemişim!
Sabahına kızamık olmuşum,
Ağır ateşten gözlerim kaymış şaşı olmuşum!
Annem bana gücenmiş kaç gecedir bangır bangır bağırıp ağlarken,
Babam beni kurbanlık adak gibi kara gömerken ses etmemişim diye!
Ben anama gücenmişim daha bana hamileyken,
Babaannemle babam bizi öldürmek için...
Anamın boğazından aşağı,
Kızgın yağ akıtmaklı cümleleri duyduğu halde
Hala kendini ona, hala beni ona,
Hala ömrümüzü,
Onlara nasıl olup da güvenebildiğini anlayamadığım için.
Kızgın yağ hikayesi de şöyle...
Sıfatı batasıca babaannemle en büyük gelini her sene anlaşır,
O yılın bir ambarlık darısını kendilerine iç ederlermiş,
Rahmetli anacım buna şahit olup da suça ortak olmayınca da...
Başka bahanelerle dili kurutulsun istenmiş!
Ben şahidim!
Yanisi sonraki ölüm fermanım sekiz aylıkkenliğime biçilmiş!
On bir yaşımda,
Yardımsever biri tarafından şaşılıktan ameliyat olurken,
Canlı canlı ameliyat edilmenin korkusundan diğeri de kaydı!
Gözlerimin yuvarlakları hala askıda sanki!
Tam iki ay kör yaşadım!
Bana şimdilerde kulaklarımın keskinliğine laf eden insanlarım,
O günlerimin bir günün,
Bir dolu saatini dahi bilseler lal olurdu halleri!
Düşünsenize on bir yaşındasınız!
Uzaktan yakından tanıdığınız,
Apartman sakininiz size şefkatle yanaşırken,
En akrabam dediğiniz o tanıdık en sesler,
Nasılsa gözleri açılınca tanımaz diye,
Hep elleme derdinde bir yerlerinizden!
"Görmeyince duyulmaz, duyulmayınca görülmez,
Hiçbiri olmayınca olmamıştır,
Tövbe bismillah" la bitiyorsa cümle
Zaten baştan sen suçlusun!
Ulan doğmayısıca doğmuşsun!
Piç değilsin, bir şey değilsin ama kız doğmuşsun,
Yanisi öteden yarılı yüreğim!
Sadece sekiz ay ana sütü emmişim o da ne vitamin edebildiyse!
O günden bronşit olduğumu otuz yaşımda öğrendim!
O günden astım olduğumu ve dahi bir vakitler,
Nasıl ve ne zaman olup da,
Zatürreyi atlattığımı da kırk yaşımda!
Yani bana sorulmuyor,
Kaderimin hangi notasında hangi es'i seçeceğim!
Kimini farkımda olmadan sollamış geçmişim,
Kiminin daha farkında değilmişim!
Lakin...
Kulak bu!
Ne kadar...
Unutmak için sağır olmayı dilese de,
Duyduğunu unutmuyor!
Göz bu!
Ne kadar...
Unutmak için şaşırıp kör olmayı dilese de,
Gördüğünü unutmuyor!
Burun bu!
Ne kadar...
Unutmak için koklamamış olmayı dilese de,
Aldığı kokuyu unutmuyor!
Ağız bu!
Ne kadar?
Unutmak için sıkılmış olmayı dilese de,
Yutturulduğu cümleyi unutmuyor!
Ten bu!
Ne kadar...
Unutmak için yok olmayı dilese de,
İstemsiz her dokunulduğu o anı unutmuyor!
İnsanlar masal sever üstadım.
Kesin senin öncende eksik bir şey var,
Kesin bir şey var!
E peki madem!
Bunca masal içinde,
Benim tahta beşiğimi bulun ve de içinde ki bebek imzamı da
Benjamin Button'a da ufaktan bir Mimai usulü göz kırpın,
Yakında sarılacağız,
Artık kim bebek, kim yaşlı bir anneanne!
Cemre.Y.

7 Aralık 2019 Cumartesi

Gelecek De Bir Gün Gelecek

...Gelecek De Bir Gün Gelecek...
Ah benim gönlü yüreğine çoktan küskün yarim...
Ah benim ciğeri parelim, nefesi yaralım.
Oysa..
Ne de güzel rengarenk kır çiçekleri serilmişti hayallerine!
Ne de güzel sere serpe rüyalanıyordun gerçeklerine.
Sonra teker teker kırıldılar içten içe...
Ne kır çiçekleri kaldı hayallerinde,
Ne de sere serpe rüyaların.
Rakı desen, acılı şalgam desen çoktandır bize küs!
Neyse ki balık yarenimiz arada bir onun da boynu bükük.
Yine de hayalleniriz geleceğe inadına!
Değil mi ki...
Gelecek de bir gün gelecek!
Cemre.Y.

7 Kasım 2019 Perşembe

Güz Yanığı

...Güz Yanığı...
Güz yanığı suskunluklara dişimi sıkıyorum bu aralar,
Ağzım, burnum karanfil yarası.
Ben de tıpkı onların bana yaptığı gibi,
Umarsızca, hiç de düşünmeden...
En ağulu cümlelerle onları zehirleyebilirdim lakin!
Yüreğe açtığı hasarı en iyi de bilen benim.
Güz yanığı hıçkırıklara gözümü yumuyorum bu aralar,
Yüzüm, gözüm bulut kümesi.
Ben de tıpkı onların bana yaptığı gibi,
Canının canına yüksünmeden,
En gerçek öfkelerle onları tam ciğerinden vurabilirdim lakin!
Ciğere ve beyne açtığı hasarı en iyi de ben bilirim.
Hadi şimdi bir ayna bulun kendilerinize ve...
Gözlerinizin dibine dibine bakıp...
Öfkenizi, kininizi, benimle olan alıp verememişliğinizi...
Tebrik edin!
Çünkü başardınız.
Çünkü bende artık...
Güz yanığı yaralar birer birer açılmakta kansere davetiye renginde.
Bütün o, her şey güzel olacakların hepsi birden iptal!
Gülümseyin.
Ölüyorum!
Cemre.Y.

5 Kasım 2019 Salı

Yetersizim

...Yetersizim...
"Nasıl mıyım, sahi mi, gerçekten mi nasılım,
Yetersizim!"
"Misal, geceleri yıldız tozları ekmek isterdim rüyalarına!
Gün ağarıp uyandığında, her bir hayalin gerçek olan.
Misal, gündüzleri güneş ışıltıları ekmek isterdim bütün anlarına!
Gece çöküp uyuduğunda, her bir rüyanı gerçek kılan.
Lakin, yetersizim, hem öyle böyle değil de ha!
Hani böyle yakın akraba düğününe davetlisin,
Kendine yakışan en şık kıyafetini giymiş,
Allanıp pullanmışsın saç, baş, ayrı bir afet!
Nasılsa ailecek kardeşinin arabasıyla gidecekmişsin de,
Yüzsüz biri en ön koltuğu kapmış da,
Sen o arabanın bagajında bile yer bulamayıp,
Yakın akraba düğünü olduğu için de o yoldan dönemeyip,
Tam da o halinle gideceğin yere, o halinle,
Otobüse akbil basıp gitmişsin gibi yetersizim!"
Cemre.Y.

27 Ekim 2019 Pazar

Şarkı Söyle Çocuk

...Şarkı Söyle Çocuk...
Bana bir şarkı söyle çocuk...
İnan umurumda bile değil sesinin rengi, tınısı, ahengi falan!
Bana yüreğinden süzülen en mutlu cümlelerle,
Nihayet hissedebildiğin en sevgili şarkılarını söyle.
Bana bir enstrüman çal çocuk...
İnan umurumda bile değil!
Notaları bilip bilmemen ya da doğru tonda başlaman.
Bana vücut dilinden süzülen en mutlu ezgilerle,
Nihayet hissedebildiğin en sevgili umutlarını çal lütfen!
Bana birçok hayal anlat çocuk, hepsi de gerçek olan!
Cemre.Y.

25 Ekim 2019 Cuma

Nasıl Anlatabilirsin Ki

...Nasıl Anlatabilirsin Ki...
Nasıl anlatabilirsin ki,
Yüreğinin sol anahtarının kalbi kırık tınılarıyla,
Bütün imkansızlıklar,
Bütün olasılıksızlıklara yenilmiş bir sızıyken beyninde,
Ve bütün doktorlar sana...
"Hani evin yansa!
Dönüp ardına bakmayacaksın,
Canını kurtarıp ardına bakmadan uzaklaşacaksın" dediğini!
Nasıl anlatabilirsin ki,
Senin için kocaman bir cennet diye hayallendiğinin,
Kendi cennetlerinde mutlu mesut sevişirken,
Seninse yıllar sonra bile beş duvarla hasbıhal ettiğini.
Nasıl anlatabilirsin ki,
Yüreği narin bir kelebek gibi boş duvara çarpıp duran,
"İlle de, illa!" diye her yeni gününe umut bağlayan,
Geleceğe hayallenirken, geçmişine hayıflanan,
Her ikilemde cebelleşirken gününü, an'ını kaçıran,
Zamanın zembereği bozulmuş ayarlarıyla,
Sek sek oynayan o küçücük kız çocuğuna nasıl anlatabilirsin.
Hayatın bildiğini okuduğunu ve en azından senin...
Bugüne dair geleceğe gerçek bir adım daha atman gerektiğini!
Lakin hayallerini unutmamalı insan!
Hayallerine sımsıkı sarılmalı tabi!
Tabi ki o hayalin başka bir sahibi yoksa.
Nokta.
Cemre.Y.

12 Ekim 2019 Cumartesi

Affet

...Affet...
Affet beni,
Beni..
Affet.
Beni yüreğinin en dibinden affet ey çocukluğum!
Dişil doğmuşluğumu,
Eril eyleyemem!
Kaderimi, kaderimizi yeniden yazamam misal!
Seni daha doğduğun an yuhalayan insanların,
Yüreklerine sevgi yerleştirmem misal,
Belki biraz sevgi, belki biraz şefkat sunamam o anlarına lakin!
Sana...
En gerçeğinden...
Sarılabilirim en çok!
Ama böyle...
Günümüz insanı gibi,
Öyle uzaktan-mış gibi yapılanlardan değil ha!
Sağ boşluğun sol boşluğuma denk gelene kadar,
Sağ boşluğum sol boşluğuma denk gelene kadar...
İki yürek atışı kadar sarılırım sana,
Kaburgalarımız...
Hasretleri yok edecek kadar çıtırdayana kadar!
Şimdi...
Beni affet lütfen!
Ve tam tamına...
Kırk beş yıl sonra..
O duvar tam da yerinden kırıldığında bana yeniden gülümse lütfen!
Çünkü ben hazinemi bulmuş olurum çoktan...
Tosbağam, mahallenin çocuklarından üttüğüm bilyalarım ve ben.
Bir keresinde...
Şimdiki yaşımdan çok yıllar önce...
"Hayaller ölmeden kızım, insan asla ölmez!" demişti anam.
O yılın ertesinde kansere yakalandığını şimdi anımsamak ne acı!
Bilseydim beni bunca sevdiğini...
Ben bari...
Sana yeni hayaller ekmez miydim be anam!
Keşke bi kere olsun bari!
Yavrunun saçlarını şöyle kokulu kokulu öpüp,
O kokunun, kaç hayal ettiğini bilebilseydin demeyeceğim sana!
Şimdilerde, her gece…
Rüyalarımda sımsıkı sarılıp dökülmeye başlayan saçlarımın her telini...
Öpüyorsun nasıl olsa!
Kanser olurum diye mi korkuyorsun be ana!
Zakkumun kökünü de yesem yahut içsem!
Kanserden öldü diyemeyecekler ardımdan!
Yoruldu, yorgundu.
Ama ille de hayalleri vardı, böyle gülümseyerek gitti,
Bu dünya yetemedi belli ki...
Kendi dünyasını seçti diyecekler ardımdan!
Olsun.
Ben, ruhumu, hiç olmaması gereken varlığımdan affettim ya...
O, bana, yeter!
Cemre.Y.

18 Nisan 2019 Perşembe

En Son Ne Vakit

...En Son Ne Vakit...
En son, ne vakit,
Bütün hayallerime kırılmıştım hatırlıyorum,
Akşamüzerini geçip,
Güneşin güne doğmaya değil de,
Geceye batmaya meyl ettiği,
Geceye hayallenen o an'ın,
Sabahı ile akşamı arası,
Doğuşuyla, batışının,
Aynı fotoğraf karelerinde,
Gün batımında yansıyan o objektif görüntüsünün,
Gün doğumu gibi sunulup aynı zaman gibi sunulması,
Ya da tam aksi seda bir görüntüyle,
Gün batımının zamanına zamansızlık atfedilmesi an'ıydı!
En son, ne vakit,
Bütün hayallerime kırılmıştım hatırlıyorum!
Gerçekleşeceğine kesin gözüyle inandığımız,
Üzerimize yorgan diye serip rüyalarımıza kardığımız,
Birer yıldız kayması sanıp, dilek mendillerimizden,
Rüyalar uçurduğumuz bütün o yıldızların,
Birer uydu parçalanması,
Ne bileyim birer meteor yanığı olarak,
Dünyamıza düştüğü zamandı.
Velev ki, senin bir ömür desturun var.
"Bu hayatta imkansız diye bir şey yoktur,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar her şey!"
Yeter ki hayaller kırılmasın, kırdırtma!
Cemre.Y.

3 Mart 2019 Pazar

Kefen

…Kefen…
Ki senle bir şey daha öğrendim be sevgili!
Adının ismi ve de cinsi'nin geçmemesi gereken
Bütün o anlar'ı velhasıl kelam ki bütün anılar'ı…
Güya…
Yeni bir hikayeden roman yazacaktık biz bize
Hiç kimse…
Hiçbir şey…
Biz kadar gerçek değildi,
Tam da sarılacaktık koyun koyuna…
Selamız okundu durduk yere selamız!
Benim, kefenim, hala da yalnızdı!
Hak'sa helal çoktan vazgeçişli meyillerime!
Cemre.Y.

3 Ocak 2019 Perşembe

Unuttum Bence, Yoksa Unuttuğumu Hatırlayamazdım

...Unuttum Bence, Yoksa Unuttuğumu Hatırlayamazdım….
Hiç yoktan bir fotoğrafın düştü ömrümün pencerelerinden birine.
Tıpkı bana gülümsediğin gibi gülümsemişsin o bakışında da.
Ben yoktum yanında o kesin..
Ki bilirim, yanında olsaydım, kesin bana b/akardı gözlerin.
Kim bilir dokunmuş muydum o vakitler ömrüne,
Öpüşmüş müydük misal sokak ortasında ulu orta!
Kim bilir sevmiş miydin sen de?
Benim onca yıllık yokluğuna gözyaşı döktüğüm kadar!
Neyse işte...
Hayatının her gününü yaşıyordun hala!
Benim ruhumu,
Vücuduma gömdüğüm kadar ölü değildin nihayetinde.
Ama merak etme.
Ben de sonunda unuttum seni!
Yeni fotoğrafım yok kusuruma bakma ama!
Zira epeydir,
Aynalara bile gerçek gülümseyişlerle bakamıyorum ama!
Seni çok önceden beridir kesin, unuttum bence,
Yoksa unuttuğumu hatırlayamazdım.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...