şüphe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şüphe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2026 Cumartesi

Kim Bilir?

...Kim Bilir?...
Kaç gündüzden kaç tane daha ışık kurutmalıyım
Doğru biz'e...
Tam zamanında yeniden kavuşabilmek için?
Kaç geceden kaç tane daha yıldız tozu toplamalıyım
Gece gündüz birbirini seven
Sevgisinden şüphe edilmeyen sevdaya bulaşmak için?
Kim bilir?
Cemre.Y.

3 Mayıs 2022 Salı

Gelmiş

…Gelmiş…
İki dudak, dört yürek ağzıydı sözleri…
Bir kapı, iki anahtar döngüsüydü özlemi,
İki çift, çivit mavisi gözlerle,
Bir çift anamın gözleri bir olmuş,
Bir çift de havanın esip duran, ahengine göre esen,
Ela mı desem, yeşil de mi bezenmiş, kalbine,
Yüreğinin rengiyle beraber değişmiş miş!
Durduk yere, yine, maviye kesmiş!
Şüpheli, şüpheci,
Nasıl olup da, aynı kadere, doğurulmuşluğundan paydaş!
Yanında, yamacında,
Her kim yoksa, her bir akrabalığından,
Teker teker, rengarenk dilek feneri olup durmuş.
Epeyce de, bayram sevinci koymuş,
Artık yetemediği heybesinin sol cebine!
Gelmiş…
Çok da, hoş gelmiş...
Beni, bayramlarından birinden saymış da gelmiş...
Aslında en ilk…
Senin alnının tam ortasından öperim çocuk,
Bunca çocukluğa, hep birden,
Göğüs germişliğinden.
Seni…
Hayata…
İnadına…
En ilk…
Gözlerinin kahvesinden,
Deminde çay kıvamında,
En ilk, umudundan öperim çocuk!
Gözlerinden, kirpiklerinden,
Yaş tanelerinden.
Lakin, kaderimi değiştiremediğim gibi,
Kaderini de değiştiremem!
Gözlerinin kahvesiyle,
Yüreğinin mavisine denk gelesin derim ben!
Tav'ını kaçıramasınlar ama!
Cemre.Y.

13 Mayıs 2020 Çarşamba

Acımasız


...Acımasız...
Her akşam, haberlerde açıklanan,
Ölüm sayılarının içinden birinin,
Kendi yakının olması kadar acımasızdı hayat!
Üstelik, defalarca,
Test sonuçları negatif çıkmış olmasına rağmen,
Geçirdiği kalp krizi neticesinde,
Nefes alamama halini,
İlk başta test falan yapmadan virüs şüphesi yazdıkları için
Corona ya dair hiçbir şeyi olmamasına rağmen,
Ölüm raporuna corona virüs yazıyorlar
Ve rahmeti bol olsun,
Ömrü boyunca, yüzü gülmemiş olan yengem,
Yapayalnız, tek başına,
Mezarı başında helallik alınıp verilmeden,
Kireçlenerek acelece gömülüyor!
Şimdi ben nasıl inanayım,
Her akşam haberlerde çıkan o rakamlara?
Virüslü olmayana virüs teşhisi yazan,
Virüsten ölene de,
Kalp krizi yazan bir sisteme nasıl güveneyim?
Beraber aynı binada yaşayan herkese test yapılmış
Ve çok şükür hiçbirinde virüs çıkmamış
Buna rağmen sırf teşhis hatalarını düzeltmedikleri için
Bütün bina halkı karantinaya alınmış,
Kimse gidemedi cenazeyi defnetmeye!
Hakkım yoktur ne haddime de var ise de helal olsun yengeme.
Rabbim dayıma ve evlatlarına sabır ve metanetler versin,
Mekanı cennet olsun.
Amin.
Cemre.Y.

11 Kasım 2018 Pazar

Gelme Lütfen

...Gelme Lütfen...
Sonu netameli, şüpheli,
Geleneksel o girizgahları aşmıştık ya hani çoktan!
Daha önsöz'lü ilk cümlesi bile yazılamamıştı bizim şiirimizin,
Gerek var mıydı onca laf-ı güzafa...
Onca vakit sonra bir rüzgar esmişti en sam yelinden,
Onca zaman sonra hayallerime yeşillenecektim yeniden,
Senin...
Acelen vardı belli ki, bir motorsiklet arası sevda yudumlamaya,
Ancak ömürlük bir aminin yeterdi bana!
Diledin,
Sen'dim.
Derin bir yudum çektin içimden,
Ağır geldim belli ki...
Gittin.
Sonra bir kere daha estin bana rüzgarın en melteminden,
Uçup geldin bana...
Ertesinde uçup gidecek kadar çok korktun belli ki!
Diledin,
Sen'dim.
Gittin.
Bir daha da, bana çeyrek gelme lütfen!
Sonu netameli, şüpheli,
Geleneksel o girizgahları aşmıştık ya hani çoktan!
Daha önsöz'lü ilk cümlesi bile yazılamamıştı bizim şiirimizin,
Gerek var mıydı onca laf-ı güzafa...
Onca vakit sonra bir rüzgar esmişti en sam yelinden,
Onca zaman sonra hayallerime yeşillenecektim yeniden,
Senin...
Acelen vardı belli ki, bir motorsiklet arası sevda yudumlamaya,
Kal...
Orada!
Senin rüzgarın bana dair'li değil ey ömrü şaşmış adam!
Hiç de yönüne yan olmak için bi-taraf değilim.
Benim kalıbım belli...
Son'un son değilse niyeti...
"Eyvallah!"der geçerim hani.
Ama sen...
Gelme lütfen!
Cemre.Y.

9 Eylül 2018 Pazar

Sanal Sevişmeler

…Sanal Sevişmeler…
Bütün gözü kara deli cesaretli
Bütün ilgisi, alakası, şefkati ve güveni
Size "Evet" dedirtip sevginizden şüphe duymayana kadardır.
Önce ana sayfanızdan hiç eksilmeyen beğeni ve yorumları yok olur,
Sonra özel mesaj kutunuzdaki sevgi sözcükleri.
Aramalar ve özlemeler de azalmaya başladıysa iyiden iyiye…
Bu sefer acı çeken taraf olmama kararınızı
En başından verdiyseniz
Usulca ve sessizce hayatından gidersiniz!
Ruhu bile duymaz!
Bitirdiğinizi anladığındaysa
Yazık olur çoktan bir ömür sürebilecek güzelim aşk'a.
Hırçın bir gidiş değildir bu…
Bu sessiz bir vazgeçiştir.
Sanal sevişmelerden de hayır gelmezdi zaten.
Cemre.Y.

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Daha Neler

…Daha Neler…
Ve ben o ilk nefes alamadığımdan beridir,
Bütün tıkanışlarımı aldatılmak sanırım.
Güven sendromlarım sendrom hala!
Hala…
En ufak bir şüphemde…
Aldatılıyorum!
Zira ömrümü "Yok daha neler!" demekle eskittim.
Cemre.Y.

28 Mayıs 2018 Pazartesi

Susabilir Misin

…Susabilir Misin…
Onu bunu boşver de...
Uzun uzun susabilir misin benle!
Dilimin ucundan ayak tırnağıma kadar
Acılar dolusu sussam!
Sabahlara kadar sussan!
Sarıya meyyal şüpheye dolmadan,
Kırmızıya meyyal kızgınlığa doğmadan!
Rengini hiç soldurmadan uzun... uzun...
Susabilir misin benle!
Biliyorum yarına daha çok var ama…
Yarından sonra konuşacak çok şey var sabretsen!
Cemre.Y.

25 Mayıs 2018 Cuma

Mecal

…Mecal…
Çok değildiniz ama…
Ara ara yıllar içerisinde nüksedip nüksedip…
Gribalime bronşit ekleyip,
Bronşitime de astımı kitleyip geçtiniz!
Yoksa yeniden,
Yine bir sevda nedir ki!
Yürek bu…
Salıversen bileğine bağladığın uçurtmanın ucunu,
Elbet ki kış biter, rüzgar diner, yağmur söner,
Bir gün bir bakarsın ki…
Gün bahara öykünür de,
Tohum toprağa filizlenmeye meyl eder de…
Bende artık ciğer kalmadı be güzelim!
Sen de gidersen…
Tedavülü çoktan geçmiş,
O ince hastalık olur sonum!
Doktorlar anti depresan yazarken daha bana
Ben sen yetmezliğinden verem olur ölürüm.
Yoksa sevdalık dediğin nedir ki "Aşk" olunur elbet de
Bu yürek maktüliyetlerimin cinayet şüphelisiyle dolu.
Hiçbirini ele vermedim.
Ama bir kere daha
Yeniden bu hayata…
Yine doğabilmeye yok mecalim!
Cemre.Y.

31 Mart 2018 Cumartesi

Şüphe

...Şüphe...
Gece gece içilen kahve midir
Uykuları kaçırtan...
Yoksa şüphe midir,
Geceyi uykusundan yırtan...
Cemre.Y.

22 Şubat 2018 Perşembe

Şüphe

...Şüphe...
Şüphe...
En olası bir aşkı
Kökünden, zehirler...
Artık ne papatya oluşur oradan
Ne de orkideler.
Cemre.Y.

23 Ocak 2018 Salı

Öğrenemedim

…Öğrenemedim…
Aşktan yana ağır hasarlı olunca,
Herkesten her şeyi bekliyor insan?
Sonra korku ve şüpheler kemiriyor bir ömür sürebilecek
Güzelim hayat resminin yanık tarafından bir ucunu!
Öğrenemedim gitti!
Ömür belki bir gün, bir an!
O da bugün, şu an!
Cemre.Y.

20 Aralık 2017 Çarşamba

Yaşamak Denen Şey

...Yaşamak Denen Şey...
Hayat...
"Neyse!" ile "Eyvallah!" arasında bir yerde
Öyle de böyle de geçiyor ya
Hiç ummadığım yerden
Kazıklanmak fena geriyor beni.
Sonra ne yapıyorum!
Çarmıha geriyorum gerekenleri!
Öyle ya!
Bir tek acıyan canları
"Ben" yanı olamamalı değil mi?
Zira ben...
Hiç de öylece efil efil doğmadımdı, değil mi?
Hep ama hep küllerimden doğanım ben.
Hani şu var olmuşluğu dahi şüpheli Zümrüdüanka.
Hadisene be!
Biz daha biz bir daha yakalım mı geçmişimizi.
Beceremiyoruz nasılsa,
Yaşamak denen şeyi...
Cemre.Y.

13 Kasım 2017 Pazartesi

Güvenmiştim Son Kere

...Güvenmiştim Son Kere...
“O iyi insanlar,
O güzel atlara binip, çekip gittiler.” demiş,
Artık bu dünyaya ait olmayan
İki saygıya değer üstadlarımdan biri ve ben
Sadece bu bir cümlelik, koca bir hayatın
Üzerine kurulu kelimelerin asıl sahibinden bile
Şüpheye düştüğümden öncesi,
Hayatıma dokunan her şeyden
Şüphe eder olmuştum çoktan.
Şimdiye dek elbette,
Her ikisinin de bütün kitaplarını okumamıştım
Ama okuduğum hiçbir kitabında da
Denk gelememiştim
Üstadlarımın birinin bu tek cümlesine!
Zaten beni,
Bu cümleye bir yerlerde denk geldiğim
Andan itibaren bütün ilgilendiren
“O iyi insanlar,
O güzel atlara binip, çekip gittiler.” iydi.
Öyle ya ben büyümeye başladıkça
Hepsi teker teker gitmişlerdi.
İlk büyüdüğümü anladığımda
Daha on sekizime bile erişememiştim oysa!
Sonrası sürekli büyüdüm elimde olmadan!
Oysa yazmak istediğim konu
Hayli farklı iken başlangıcında kalıverdim öylece.
Ne bunca okuduğum kitaplar,
Ne bunca yaşadığım hayatlar ne de aşklar!
Hiç biri, hiçbir şey değilmiş meğer!
Bir tek cümlenin anlamı önemliydi benim için,
Yazanı değil!
Hayatıma dair kocaman bir yanlış algılayış!
Sorguluyor, yargılıyor ve son’luyordum
Bütün olamayanlarımı
Tek bir cümlenin sonuna dayanarak!
Artık büyümüyor küçülüyordum.
Bana bile dar geliyordu bütün kalıplarım!
Hem de hiç daralmadığım kadar!
Son’uma doğru gidiyordum ve bunu
O dahil, kızım dahil, hiç kimsem bilmiyordu!
Bitiyordum!
Yine ansızın o cümle çıktı karşıma!
“O iyi insanlar, o güzel atlara binip, çekip gittiler.”
İyi ya madem öyle bende giderdim onlarla!
Sonra vicdanım soruverdi birden bana
“Ya asıl yazanı?
Asıl o kim?”
Üstelik yıllar yılı geçtikten sonra,
Bana göre bir ömür kadar zaman sonra,
Kendimle ilgili bir gerçeği daha algılamışken...
Meğer bunca zaman ki güvensizlik duvarlarım
Bana duvarımın içinde kalanlarımı sunacakmış!
Meğer kendime destur biçip
Kendimi hayattan kolladığım o cümle,
Hep de, herkes'ime öyle değilmiş!
Meğer “O iyi insanlar,
O güzel atlara binip çekip gittiler.” değilmiş
Ömrümün bütün desturu!
Seçerek, seçilerek
Yeniden güvenilebilirmiş insanlara!
“Kalan sağlar daima benimmiş!”
Hiçbir karşılık beklenmeden
Dost olunurmuş, kardeş olunurmuş,
Ağabey olunurmuş, yar ve yaren olunurmuş hala!
Eskiden kalan dostlarımı saymazsak,
Geçen günlerde bir ağabeyim oldu mesela!
Hayatımın her adımında bana destek olan
Her anımı koruyup kollayan!
Bu satırları bile
Onun sayesinde yazıyor olabilmemi hiçe sayan!
Daha neler yazardım onunla ilgili ya susuyorum,
Çünkü kesin fırçasını yerim sonradan.
“Sana beni yaz diye mi
Ettim ben onları der ya!
Susuyorum saygımdan.”
Geçen zamanlarda...
Bir aynamız oldu mesela!
Tam her şey bitti derken ona ve bana
Ayrı ayrı kendimizi ve yüreklerimizi sunan!
Adı bende saklı bir ahbabımız diyelim ona da!
Birbirimize akan bütün dereleri ve nehirleri
Ön ve son yargısız olduğumuzca görebilen
Tek şahsına münhasır huysuz ve tatlı o kadın!
Bir kadın daha var ya
Onu da bütün kırmızılar yasaklar.
Ayrı bir seviyorum onu da!
Hele ki geçen gecelerden birinde,
Şairimin, sevdiceğimin göğsüne yaslanmış
Hayatın bize sunduklarının
Başkalarınca ellerimizde olmayan
Müdahalesiyle hayatlarımızın
Sunumlarını kaçırdıklarımızı konuşurken
Kader’e ve alın yazgısına inanmayan yarim
Ansızın dönüp bana
“Boşver bütün olanları veya olamayanları,
Sen, hayıflandığın o yoldan
Gidebilseydin hayatına,
Şimdi yanımda olamayacaktın,
Kollarımda olamayacaktın bile,
Yetmez mi bu sana?” deyiverdi.
Sımsıkı sarıldım ona
Ölüm anında değilsem de
Hayatımı film şeridiyle
O an gözlerimden geçiriverdim.
O benim cennetimdi ve buna gerçekten değerdi.
Yani hayat “O iyi insanlar,
O güzel atlara binip,
Çekip gittiler.” kadar kısa değildi?
Güvenmeli, sevmeli, değer vermeli,
Değer etmeli, aşık olmalı
Yine sevmeliydi herhangi bir sıfatla,
Kimi , olursa olsun
Yüreğinin sunmalarına
Onu seve seve sevmelerine kadar
Birine bari sınırsız güvenmeli'ydi!
Güvenmiştim son kere...
O da gitmişti.
Cemre.Y.

29 Ekim 2017 Pazar

Yeni Baştan Oku

...Yeni Baştan Oku...
"Aşk" tek kelimeydi,
Sen ayrı yaşadın bana aşkını,
Ben sana aşkımı ayrı.
"Sev-gi" iki kelimeydi,
Ben sevdim, güzel ve sevilesi sevdim,
Sen de sevdin.
"Say-gı" iki kelimeydi,
Aramızda tartışması bile olmayan.
"Gü-ven" iki kelimeydi
Ağzımızdan çıktıysa şüphe uyandırmayan.
Şimdi sen "Hiçbir-şey" den bahsediyorsun,
"Ben-Sen-Onlar" olan.
Tek tek, ya da, biz bizeyken,
Sen değil misin,
Aramıza başkalarının düşüncelerini koyan.
Ben vazgeçtim bu oyundan.
Sen ver şimdi kararını,
Her şeyi yeni baştan oku ama ters taraftan.
Cemre.Y.

18 Ekim 2017 Çarşamba

Ne Olacak Şimdi?

...Ne Olacak Şimdi?...
"Ben çay severdim o kahve
Bunu öğrendiğim an gitmeliydim yanından.
Bu sevda çayla, kahveye bulanmadan…" demiştim,
Ona dair o ilk şüphemde.
"Peki ne olacak şimdi?" diyorlar ya!
Bu sefer...
Ben kahveyi daha çok seveceğim
O çayı daha çok sevecek.
Yani yine hiçbir şey olmayacak!
Bir yerlerde hep,
Sessizce bir şiir ağlayacak." demiştim son bitişimizde.
Şimdi bakıyorum da geçmişlerimize,
Bir değil, birçok şiir arkamızdan hep ağlıyor.
Cemre.Y.

18 Eylül 2017 Pazartesi

Sahi Miydi?

…Sahi Miydi?…
Bir sürü yaşadığımdan emin olamadığım,
Sanki rüyaymış, cennetmiş gibi,
Gerçekliğinden şüpheli hayatım var nasıl olsa…
Dünüm gibi.
Sahi öptün mü, öptün değil mi sen beni, ben seni…
Nefesimizden ciğerimize çeke çeke,
Şöyle genzimizden yüreğimize damıtarak!
Sahi, sahi miydi hepsi?
Yani caymayacaksın yarı yolda,
Yorulmayacaksın bizden,
Gülümsüyorum şu an…
Buruk bir tebessüm ama!
Senin gibi.
Cemre.Y.

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Yaz Yağmurum

...Yaz Yağmurum...
Yaz yağmuru yağıyordu şehrime
Hemen bir ayna bulup,
Gözlerimin içine kocaman gülümsedim.
Güzel bir müzik açtım,
Mutfağıma koşarak sade bir kahve yaptım kendime.
Rast gele bir kitap aldım kitaplığımın rafından!
Çabucak bir paragraf dolusu kitap falı baktım.
Beğenmedim,
Bambaşka bir sayfasından iki paragraf daha okudum.
Kahvem bittiğinde koltuğuma, halılarıma, sehpalarıma…
Odamın her yerine, yani hayata, yeniden gülümsedim.
Bu sefer de yaz yağmuru bitmeden hepsine yetişmiştim.
Sonra penceremin perdeleriyle gülümsedi yağmur bana.
“Çok inatsın çookk!
Vazgeçmek nedir bilmiyorsun,
Madem öyle hadi gel yine şımaralım,
Küçük göletlerin üstünde zıplayalım yine.
Saçaklar altından bize bakan telaşlı gözlere,
Delirelim mi yine.” demez mi?
Ahhh!
Bu deli Cemre daha durur mu hiç!
Nasılsa yağmur söz vermiş ona
Sağanaklığı geçip dolacakmış sokaklara kovalarca.
Hemencik çıkıverdim evimden
Sokağa adım attığım anda,
İnsanlar saçak altlarına koşmaya çalışırken,
Hemencik de yavaşladım.
Önce saçlarımı öptü yağmur,
Omuz başlarıma sarıldı sonra.
Sımsıkı sarıldığındaysa bütün bedenime,
İliğime kadar hissettim beni ne de çok özlediğini.
Acıkmıştım oysa salçalı makarna yapmaktı
Yağmur beni çok sevmezden, çok önceki niyetim.
Doydum birden,
Ruhumla beraber çok doydum.
Bana doğru şöyle bir dönüp,
Tuhaf bakışlarıyla koşuşuyordu insanlar!
Ben en usul adımlarımla
Şarkılar mırıldanarak sokağımın sonunu boylarken.
Bunca doluluğa,
Boş bakmaktan başkaca yapacak işleri yoktu çünkü.
Çünkü bilmiyorlardı yağmur
Yazın yağarsa ıslanmaktan asla kaçamazsın
Tam “Bitti.” dersin ansızın coşar
Olmadık bir anda üstüne, başına, ruhuna konar,
Aşk gibi yani.
Oysa ben sokağın en sonundaki artık Tekel olmayan
Tekelcinin karısından iki bira aldım kendime
Bir tek o sormadı neden sırılsıklam olduğumu, biliyordu.
İki satır memleketi kurtardık yine beraber,
İşsizliğe ve işçisizliğe
İkisinin yakasını bir araya getiremeyen şu düzene
Az sövdük, çok saydık.
Ne de olsa biz terbiyeli kadınlardık.
Ben olmasam adamların hepsini
Kibrit suyuna verecekti ya yine
Sayemde şükretti bira satarken bile
“Allah bereket versin.” diyebilişine.
Gülerek birbirimize yine “Hoşça kal.” ladık.
Oysa onunla da çok ayrı dünyaların insanlarıydık.
Yağmur beni bekliyordu kapıda
Söz verdiği gibi İstanbul’u yıkıyordu kovalarca.
Çimen ve toprak kokusu dolarken burnumdan ruhuma
Köşedeki fırına uğradım tam da bu saatte çıkardı
Ateşin içinden dumanı tüten akşam ekmeği.
Mademki o bana çimen ve toprak kokusu ısmarladı,
Bende ekmek kokusu ikram ettim yağmura.
Ucunu kopartıp beraberce ıslatırken,
Baktım ki süngüsü düşmüş yine küçük asker gibi,
Mahsunca akıyor kirpiklerime.
“Hayırdır?” dedim.
“Nedir yine derdin?”
Hemencik ışıldayıverdi gözleri
“Ama hani zıplayacaktık küçük göletlere,
Dans edecektik beraber, şımaracaktık,
Hatta delirecektik saçak altındaki şüpheli gözlerce!”
Ahhh!
Bu deli Cemre daha durur mu hiç!
Nasılsa yağmur söz vermiş ona,
O eve girene kadar dinmeyecekmiş.
Bütün netameli kaldırım taşlarında seksek oynadık sonra,
Bütün göletlerin tam ortasına sıçramaca oynadık.
Yetmedi iki misketim vardı cebimde uğur niyetine
Onu da yuvarladık rüzgara.
Kimse bilmez ama
Kendi etrafımızda da,
İki-üç tur dönmece de oynadık hatta.
Geçmişimizi salladık,
Geleceğimizi umutladık,
Sımsıkı sarılıp bize, an'ımızı yaşadık.
Tam ben eve girecekten karşı komşuya rastladık.
Saçak altında beklemekten sıkılmış güya, düşmüş yola,
Kesin, akşam yemeği yoktur kocasına,
Komşu sürtmelerinden vakit kalmamıştır oysa.
“Ayy Cemreee sende sıklam sırıl olmuşun yea” deyivermez mi,
Kendine saçak altından kaçan suç ortağı bulmuşcasına sırıtarak!
Gülümsedim ve sadece...
“İyi de, ben zaten yağmurla buluşmak için evden çıktım.” dedim.
“Neeaa!
Yağmuru seviyo musun sen yaniiii!” dedi,
Ağzı hep kendinden kocaman.
“Her yağmuru değil!” dedim.
“Benim ruhumu doyuracak,
“Bana kadar çok olacak yaz yağmurunu severim ben.”
Kahkahalarımla gülüyorum hala
Benden ayrılırken,
Anlamlarını bile bilmediği gözlerinde çakışıveren ünlemlerine!
Evime geldim,
Terasıma çıktım,
Yaz yağmurumla bir kucak dolusu
Sonra yine görüşmek üzere vedalaştım.
Terasımdan aşağıya baktım ve gülümsedim
Hiç sevemediğim mahallenin
Hiç sevemediğim sokağının
Hiç sevemediğim saçak altı sorguçlu gözlerine inadına
Gülümsedim.
Onlar yine delirdim sanıyorlarken
Ben hepsini birden içimden yeniden affettim.
Tekrar delirebilmek üzere efendim.
Cemre.Y.

16 Temmuz 2017 Pazar

Şüphesiz Sevdim Ben Seni

...Şüphesiz Sevdim Ben Seni...
Göz pınarlarının kenarına şüpheyi,
Boşuna kondurma sevdiğim,
Bırak sek içeyim gözlerinin rengini...
Cemre.Y.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Şehlayım Evet

…Şehlayım Evet…
Daha sekiz aylıkken,
Sırf babam ağlamalarıma uykusu bölündüğü için,
Benden sıkılıp beni kara kışa atmış diye!
Ateşli bir kızamık geçirmişim.
Annem çok yorulmanın uyku komasındayken,
Öylece herhangi bir cami avlusuna, sepet içinde,
Piç gibi bırakılan çocuklar gibi,
Ahşap köy evimizin içindeki tahta beşiğimi,
Gıcırdayan ahşap kapısının zemherisine bırakmış beni.
Annem uyanıp, yokluğumu anlayana kadar,
El kadar kar kaplamış beşiğimin üzerini.
Anneme ikinci kez küsmüşüm,
Hatırlarsanız birincisi,
Kız evlat doğmuşluğuma ilk bakışıydı.
Sonra artık tam göremeyeyim diye etrafımı,
Gözlerim kaymış!
Şaşı olmuşum.
Doktora falan götürmemişler!
Kim bilir kaç derece yüksek ateşle,
Günlerce ecelle savaşmışım,
Ne gereği varsa, onu da başarmışım,
Yüzlerce yıllar geçmiş…
Ben hala, hiçbir şeyi unutamamışım.
Madem bunca yüktü kaderim bana,
Affettim lan bütün başarıp, başaramadıklarımı,
Sağ gözümün de,
Göremeyesicelerini,
Gördüğü o...
Bütün anılarını da!
Hepsini affettim lan!
Daha çok küçümendim oysa.
Yeter mi ki sonrama affettiklerim?
Yoksa inadına!
Hala şehla mı bakar ki gözlerim,
Hala..
Hayatına!
Tutmaz mı ki biri ömrümün ecelinden.
İlk defa doğmuş gibi olabilir miyim ki,
Şüphesiz sevdasının eserinden.
Ne de olsa baştan babasından, çoktan terkliydim.
Cemre.Y.

26 Mayıs 2017 Cuma

Tango

...Tango...
Adam ezberini bozmuyordu
Tangonun zarif hüznü
Yatıyordu yüreğinin köhnesinde.
Aşksızlığına gömülü kalbiyle bakıyordu kadının
Kalbine ve beynine akan bakışlarından içeriye.
Göz bebeklerinden içeri sızan
Labirentlerden ikisine birden gidebilmek istedi.
Gidemedi.
Sol gözünden kalbine inilirdi kadının,
Kendisini kalbinden görebildiği en sağlam gözü oydu.
Sağ gözünden beynine çıkılırdı.
Herkesi, her şeyi bilebildiği muğlak gözü oydu.
Karar veremedi adam,
İkisinden birini seçmek ağır geldi.
Vazgeçti.
Adam belinden sıkıca kavrayıp
Onu yere paralel uzattığında,
Kadın kırmızı elbisesinin
Derin yırtmacından uzatırken bronz bacağını,
Siyah sivri topuklu ayakkabısı
Dokunuvermişti adamın en hassasına!
Kadın ezberini bozmuyordu ve
Tangonun zarif hüznü yatıyordu yüreğinin köhnesinde.
Aşksızlığına gömülü kalbiyle bakıyordu adamın
Kalbine ve beynine akan bakışlarından içeriye.
Göz bebeklerinden içeri sızan
Labirentlerden ikisine birden gidebilmek istedi.
Gidemedi.
O, nihayet farklıydı işte!
Sol gözünden mi kalbine inilirdi adamın,
Sağ gözünden mi beynine çıkılırdı?
İkisi birden mi sağlamdı,
Yoksa ikisi de birden mi muğlak!
Karar veremedi, ikisinden birini seçmek ağır geldi.
Vazgeçti.
Adam o an,
O kararsızlık anında istese öpüverirdi kadını
Kendine ait şüpheleriyle
Yarısı yenmiş kırmızıdan pembeye dönmüş rujundan.
Öpmedi.
Kıpırtısız asaletle
Kaldırdı kadını sıkıca kavradığı belinden
Uzaklaştırdı birkaç adımlık, sanki yüzyıllık geçmişine
Çığlıklar dolusu sessizce kalbine dağıttı kadını
Olay çıkarttırmadan!
Bundan sonrası sadece bir danstı ve bitecekti.
Kadın artık biliyordu!
Artık cehenneme giderse
Hiç kimse onun için kendi cennetinden vazgeçmeyecekti.
Sustu ve uzaklaştı adamdan
Kendi tekliğini, kendi cehennemini seçti.
Ardını dönüp gideceği an adam!
Göz bebeklerindeki renklerle çekti onu kendine,
Kadının vücuduna hiç de uymayan ince bileklerinden.
Adam belinden sıkıca kavrayıp
Onu yine yere paralel uzattığında,
Kadında hala tangonun
Zarif hüznü yatıyordu yüreğinin köhnesinde
Aşksızlığına gömülü kalbiyle bakıyordu adımın
Kalbine ve beynine akan bakışlarına,
Anda donmuştu,
Sanki çırılçıplakmış, hiç kimsesizmiş gibi.
Korktu.
Oysa kadının ve adamın alınlarının ortasındaki
Bir noktaya gizliydi kaderleri.
Saçlarının kokusunu içlerine hapsederek
Dokundurabilselerdi dudaklarını alınlarına,
En yalnızlıklarından öpebilselerdi birbirlerini
Ki bu aynı anda hem olasılıksız hem de imkansızdı.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...