...Güvenmiştim Son Kere...
“O iyi insanlar,
O güzel atlara binip, çekip gittiler.” demiş,
Artık bu dünyaya ait olmayan
İki saygıya değer üstadlarımdan biri ve ben
Sadece bu bir cümlelik, koca bir hayatın
Üzerine kurulu kelimelerin asıl sahibinden bile
Şüpheye düştüğümden öncesi,
Hayatıma dokunan her şeyden
Şüphe eder olmuştum çoktan.
Şimdiye dek elbette,
Her ikisinin de bütün kitaplarını okumamıştım
Ama okuduğum hiçbir kitabında da
Denk gelememiştim
Üstadlarımın birinin bu tek cümlesine!
Zaten beni,
Bu cümleye bir yerlerde denk geldiğim
Andan itibaren bütün ilgilendiren
“O iyi insanlar,
O güzel atlara binip, çekip gittiler.” iydi.
Öyle ya ben büyümeye başladıkça
Hepsi teker teker gitmişlerdi.
İlk büyüdüğümü anladığımda
Daha on sekizime bile erişememiştim oysa!
Sonrası sürekli büyüdüm elimde olmadan!
Oysa yazmak istediğim konu
Hayli farklı iken başlangıcında kalıverdim öylece.
Ne bunca okuduğum kitaplar,
Ne bunca yaşadığım hayatlar ne de aşklar!
Hiç biri, hiçbir şey değilmiş meğer!
Bir tek cümlenin anlamı önemliydi benim için,
Yazanı değil!
Hayatıma dair kocaman bir yanlış algılayış!
Sorguluyor, yargılıyor ve son’luyordum
Bütün olamayanlarımı
Tek bir cümlenin sonuna dayanarak!
Artık büyümüyor küçülüyordum.
Bana bile dar geliyordu bütün kalıplarım!
Hem de hiç daralmadığım kadar!
Son’uma doğru gidiyordum ve bunu
O dahil, kızım dahil, hiç kimsem bilmiyordu!
Bitiyordum!
Yine ansızın o cümle çıktı karşıma!
“O iyi insanlar, o güzel atlara binip, çekip gittiler.”
İyi ya madem öyle bende giderdim onlarla!
Sonra vicdanım soruverdi birden bana
“Ya asıl yazanı?
Asıl o kim?”
Üstelik yıllar yılı geçtikten sonra,
Bana göre bir ömür kadar zaman sonra,
Kendimle ilgili bir gerçeği daha algılamışken...
Meğer bunca zaman ki güvensizlik duvarlarım
Bana duvarımın içinde kalanlarımı sunacakmış!
Meğer kendime destur biçip
Kendimi hayattan kolladığım o cümle,
Hep de, herkes'ime öyle değilmiş!
Meğer “O iyi insanlar,
O güzel atlara binip çekip gittiler.” değilmiş
Ömrümün bütün desturu!
Seçerek, seçilerek
Yeniden güvenilebilirmiş insanlara!
“Kalan sağlar daima benimmiş!”
Hiçbir karşılık beklenmeden
Dost olunurmuş, kardeş olunurmuş,
Ağabey olunurmuş, yar ve yaren olunurmuş hala!
Eskiden kalan dostlarımı saymazsak,
Geçen günlerde bir ağabeyim oldu mesela!
Hayatımın her adımında bana destek olan
Her anımı koruyup kollayan!
Bu satırları bile
Onun sayesinde yazıyor olabilmemi hiçe sayan!
Daha neler yazardım onunla ilgili ya susuyorum,
Çünkü kesin fırçasını yerim sonradan.
“Sana beni yaz diye mi
Ettim ben onları der ya!
Susuyorum saygımdan.”
Geçen zamanlarda...
Bir aynamız oldu mesela!
Tam her şey bitti derken ona ve bana
Ayrı ayrı kendimizi ve yüreklerimizi sunan!
Adı bende saklı bir ahbabımız diyelim ona da!
Birbirimize akan bütün dereleri ve nehirleri
Ön ve son yargısız olduğumuzca görebilen
Tek şahsına münhasır huysuz ve tatlı o kadın!
Bir kadın daha var ya
Onu da bütün kırmızılar yasaklar.
Ayrı bir seviyorum onu da!
Hele ki geçen gecelerden birinde,
Şairimin, sevdiceğimin göğsüne yaslanmış
Hayatın bize sunduklarının
Başkalarınca ellerimizde olmayan
Müdahalesiyle hayatlarımızın
Sunumlarını kaçırdıklarımızı konuşurken
Kader’e ve alın yazgısına inanmayan yarim
Ansızın dönüp bana
“Boşver bütün olanları veya olamayanları,
Sen, hayıflandığın o yoldan
Gidebilseydin hayatına,
Şimdi yanımda olamayacaktın,
Kollarımda olamayacaktın bile,
Yetmez mi bu sana?” deyiverdi.
Sımsıkı sarıldım ona
Ölüm anında değilsem de
Hayatımı film şeridiyle
O an gözlerimden geçiriverdim.
O benim cennetimdi ve buna gerçekten değerdi.
Yani hayat “O iyi insanlar,
O güzel atlara binip,
Çekip gittiler.” kadar kısa değildi?
Güvenmeli, sevmeli, değer vermeli,
Değer etmeli, aşık olmalı
Yine sevmeliydi herhangi bir sıfatla,
Kimi , olursa olsun
Yüreğinin sunmalarına
Onu seve seve sevmelerine kadar
Birine bari sınırsız güvenmeli'ydi!
Güvenmiştim son kere...
O da gitmişti.
Cemre.Y.
O güzel atlara binip, çekip gittiler.” demiş,
Artık bu dünyaya ait olmayan
İki saygıya değer üstadlarımdan biri ve ben
Sadece bu bir cümlelik, koca bir hayatın
Üzerine kurulu kelimelerin asıl sahibinden bile
Şüpheye düştüğümden öncesi,
Hayatıma dokunan her şeyden
Şüphe eder olmuştum çoktan.
Şimdiye dek elbette,
Her ikisinin de bütün kitaplarını okumamıştım
Ama okuduğum hiçbir kitabında da
Denk gelememiştim
Üstadlarımın birinin bu tek cümlesine!
Zaten beni,
Bu cümleye bir yerlerde denk geldiğim
Andan itibaren bütün ilgilendiren
“O iyi insanlar,
O güzel atlara binip, çekip gittiler.” iydi.
Öyle ya ben büyümeye başladıkça
Hepsi teker teker gitmişlerdi.
İlk büyüdüğümü anladığımda
Daha on sekizime bile erişememiştim oysa!
Sonrası sürekli büyüdüm elimde olmadan!
Oysa yazmak istediğim konu
Hayli farklı iken başlangıcında kalıverdim öylece.
Ne bunca okuduğum kitaplar,
Ne bunca yaşadığım hayatlar ne de aşklar!
Hiç biri, hiçbir şey değilmiş meğer!
Bir tek cümlenin anlamı önemliydi benim için,
Yazanı değil!
Hayatıma dair kocaman bir yanlış algılayış!
Sorguluyor, yargılıyor ve son’luyordum
Bütün olamayanlarımı
Tek bir cümlenin sonuna dayanarak!
Artık büyümüyor küçülüyordum.
Bana bile dar geliyordu bütün kalıplarım!
Hem de hiç daralmadığım kadar!
Son’uma doğru gidiyordum ve bunu
O dahil, kızım dahil, hiç kimsem bilmiyordu!
Bitiyordum!
Yine ansızın o cümle çıktı karşıma!
“O iyi insanlar, o güzel atlara binip, çekip gittiler.”
İyi ya madem öyle bende giderdim onlarla!
Sonra vicdanım soruverdi birden bana
“Ya asıl yazanı?
Asıl o kim?”
Üstelik yıllar yılı geçtikten sonra,
Bana göre bir ömür kadar zaman sonra,
Kendimle ilgili bir gerçeği daha algılamışken...
Meğer bunca zaman ki güvensizlik duvarlarım
Bana duvarımın içinde kalanlarımı sunacakmış!
Meğer kendime destur biçip
Kendimi hayattan kolladığım o cümle,
Hep de, herkes'ime öyle değilmiş!
Meğer “O iyi insanlar,
O güzel atlara binip çekip gittiler.” değilmiş
Ömrümün bütün desturu!
Seçerek, seçilerek
Yeniden güvenilebilirmiş insanlara!
“Kalan sağlar daima benimmiş!”
Hiçbir karşılık beklenmeden
Dost olunurmuş, kardeş olunurmuş,
Ağabey olunurmuş, yar ve yaren olunurmuş hala!
Eskiden kalan dostlarımı saymazsak,
Geçen günlerde bir ağabeyim oldu mesela!
Hayatımın her adımında bana destek olan
Her anımı koruyup kollayan!
Bu satırları bile
Onun sayesinde yazıyor olabilmemi hiçe sayan!
Daha neler yazardım onunla ilgili ya susuyorum,
Çünkü kesin fırçasını yerim sonradan.
“Sana beni yaz diye mi
Ettim ben onları der ya!
Susuyorum saygımdan.”
Geçen zamanlarda...
Bir aynamız oldu mesela!
Tam her şey bitti derken ona ve bana
Ayrı ayrı kendimizi ve yüreklerimizi sunan!
Adı bende saklı bir ahbabımız diyelim ona da!
Birbirimize akan bütün dereleri ve nehirleri
Ön ve son yargısız olduğumuzca görebilen
Tek şahsına münhasır huysuz ve tatlı o kadın!
Bir kadın daha var ya
Onu da bütün kırmızılar yasaklar.
Ayrı bir seviyorum onu da!
Hele ki geçen gecelerden birinde,
Şairimin, sevdiceğimin göğsüne yaslanmış
Hayatın bize sunduklarının
Başkalarınca ellerimizde olmayan
Müdahalesiyle hayatlarımızın
Sunumlarını kaçırdıklarımızı konuşurken
Kader’e ve alın yazgısına inanmayan yarim
Ansızın dönüp bana
“Boşver bütün olanları veya olamayanları,
Sen, hayıflandığın o yoldan
Gidebilseydin hayatına,
Şimdi yanımda olamayacaktın,
Kollarımda olamayacaktın bile,
Yetmez mi bu sana?” deyiverdi.
Sımsıkı sarıldım ona
Ölüm anında değilsem de
Hayatımı film şeridiyle
O an gözlerimden geçiriverdim.
O benim cennetimdi ve buna gerçekten değerdi.
Yani hayat “O iyi insanlar,
O güzel atlara binip,
Çekip gittiler.” kadar kısa değildi?
Güvenmeli, sevmeli, değer vermeli,
Değer etmeli, aşık olmalı
Yine sevmeliydi herhangi bir sıfatla,
Kimi , olursa olsun
Yüreğinin sunmalarına
Onu seve seve sevmelerine kadar
Birine bari sınırsız güvenmeli'ydi!
Güvenmiştim son kere...
O da gitmişti.
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder