20 Kasım 2017 Pazartesi

Derin Bir Nefeslik Çığlık!

...Derin Bir Nefeslik Çığlık!...
Bazen geçmişi en başından, en derininden
En geçmişinden sorgulamalı da
İzini sürmeli değil mi ey hayat?
Tam da şimdi hesap, kitap zamanı...
Tam da şimdi…hem de hemen!
Henüz tam ölmeye karar vermeden...
Konuştuklarımdan çok sustuklarımın
Karnımı şişirip durmasından bıkmışımdır,
Omuzlarım su toplamıştır,
Taşıyamıyorumdur belki artık!
Ya da uyumak istiyorumdur artık sonsuzluğa...
Zamanı gelmiştir artık minicik...
Minnacık kuşu yeterince bencilleştirdikten...
Senden bile istediklerini
Söke söke alır yapabildikten sonra
Özgürlüğüne istediği güvene uçurmaya ha!
Ki ne komik!
Bir zamanlar bana gülerlerken,
Artık çevremde herkes konuştuklarıyla,
Sustuklarını gizler ve karnı şişer oldu
Benim amansız hastalığım gibi...
Bazen geçmişi en başından,
En geçmişinden sorgulamalı
İzini sürmeli değil mi ey hayat?
Ya da artık her şeyin sonunda,
Zaten yokmuş-um dur,
Ya da en başındayımdır,
Ya da zaten henüz doğmamışımdır?
Hani bir şey değil...
Belki sana bir yerlerden olsun
Tutunabilmek içindir her şey ve
Geriye kalan hiçbir şey...
Ve belki hala tutunmam gerekiyordur
Bir yerlerinden bu hayatın diye...
Ben şimdi hangi sürgün yerinden
Tutunayım sana ey hayat?
Ya da hala tutunmalı mıyım?
Nerenden tutunursun ışığa...
Bir arsız en ufak bir tutanağa
Tutunan bir asma gibi...
Nerenden filizleniverirsin bana...
Toprağın altında gizli ve yönsüz…
Her yana saçılmış bir kök dalı mıyım...
Yoksa toprağın üstünde
Henüz canlanan bir su yeşili damla mı?
Ben şimdi var mıyım?
Yoksa hiç mi var olmadım?
Yoksa sadece ruhumun derinliklerinde
Bir üfürümlük çığlık mıydım?
Henüz ten olmadım mı,
Bir vücut olamadım mı daha?
Ya da zaten var olmuş bir yüce varlığa
Gölge miyim sadece...
Asıl görevim sadece o büyüyünceye kadar
Güneşin kızgınlığından,
Rüzgarın kasırgasından
Yapraklarımla korumak mı onu?
Peki hiç korunmamış bir varlık nasıl korur
Nasıl kollar ki onu?
Yoksa yokluk muyum ben ey hayat!
Benim hayat verdiğim bir “o” dedi ki bana
Ben sadece yorulmamış,
Yoğuşmuş ve buharlaşmışım
Sadece kokum kalmış geriye...
Silkinip bir tozlarımdan kurtulup,
Yağmur damlalarını ve ışığı ve suyu
Hissedip kendime gelmez isem...
Artık hayrım olmazmış ne can verdiğime,
Ne can veren'ime...
Ne de hiç kim-se-ye..
İyi ya bilmiyorum, bilemiyorum ey hayat!
Bildiğim tek şey dönüp dolaşıp
Hep aynı yerde olduğum...
Yoksa ben çocukluğumun Don Kişot'umuyum...
Can verdiğim olmasaydı
Bana da gerek yoktu sanki bu dünya da...
Ve artık “şükür” diyemeyecek kadar
Yorgunum da sen söyle bir hele...
Ben şimdi var mıyım?
Yoksa hiç mi var olmadım?
Yoksa sadece ruhumun derinliklerinde
Derin bir nefeslik çığlık mıydım?
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...