karşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2024 Cuma

Buruk

...Buruk...
Yılların ardından,
Onu bir park köşesinde son gördüğümde,
Kareli ekose gömleğiyle dışarı çıkmış,
Sırtında paltosu yoktu.
Üstelik mevsim zemheriye ramak kalmıştı!
İstemsizce yavaş adımlarla ilerleyen o adama üzüldüm.
Üşürdü çünkü!
Sonra birden durdu, bakındı sağına soluna!
Beni çocukluğumdan tanıyacak da,
Yine bir köşede sıkıştıracak diye ödüm koptu!
Sonra sımsıkı sarıldım üzerimi örten yeşil yağmurluğuma!
Şapkasıyla kapadım başımı, arşınca arş!
Yanından geçip giderken ne oldu biliyor musunuz?
Tanıyamadı beni.
Ben bile kendime tanınmayacak haldeydim zira!
O an...
Ruhani bir pişmanlığa girip,
Böyle alabildiğince hıçkırarak ağlasın istedim yalan yok.
Kim bilir belki karşısına geçip,
Beraberce ağlaşırdık,
Ona gençliğinden beri yanlış doğruları gösterenlere.
Oysa o...
Sadece...
O anda sümkürdü!
Ellerini, burnunu o sümükle silip,
O sümüklü ellerini de cebine koydu!
Kim bilir belki birazdan da, o pis elleriyle
Evine giden yoldaki fırından iki ekmek alacak,
Evdekilerin akşam yemeği masasına koyacaktı.
Bugün ekmek yemedim ben o mide bulantısından.
Birkaç zaman da ekmeğe de küsüm.
Tam kaderime gülümseyeyim yeniden diyorum.
Hep onu çıkartıyor karşıma ya,
Yaradanıma da yeniden küsecek oluyorum,
Ruhumdaki sızı;
"Ben onu insan olsun diye yarattım,
Onun böyle olması ne senin suçun ne de benim!" diyor.
"Madem öyle, bugün de buna içeriz!" deyip,
Buruk bir tebessüm dökülüyor dudaklarımdan.
Cemre.Y.

6 Şubat 2024 Salı

Olsun Tabi

...Olsun Tabi...
Gönüle göre karşına çıkan o yer,
Oradaki gönüllere de hoş ise,
Neden olmasın?
Olsun tabi.
Cemre.Y.

23 Eylül 2023 Cumartesi

Artık Ne Fayda!

...Artık Ne Fayda!...
Vakit...
Sabır taşının çatlamasına ramak kalmışsa!
Gayrı, kendi kendine konuşup durarak,
Sabır tesbihi çekmeyi hayli geçmiştir.
Zaman...
"Amaaann!"dan ibarettir artık.
Kadın ne vakit,
Eder bilinmezlikle
Değeri düşürüldüğünü hissettirildiği anları çoğaltıldıkça,
Deniz üzerinde yüzen bir sal dahi olsa,
Adına siz tekne deyin misal.
Usuldan kulaç atar,
Tümden gelen bütün imleçlerine.
Zira anlar ki,
Hiçbir vakit,
Kendisiyle tümevarım hiç kavranamamıştır!
Şimdi...
Kim?
Hangi dilde anlatabilir ki
Sizdeki bu "Sen!" eksikliğini?
"Biz!" var!
"Ben!" var!
"Sen!" yok!
"Nasıl olacak bu iş?"der çoktan!
Sen kendince akıl tutulmalarında sörf yaparken,
Sessizce kayığını yol almaya doğru ikna etmiştir kadın.
Karşısında sessiz bir liman olsa da,
Yahut bir çağlayan...
Akacaktır o, en uzağa!
Sonra kendi kendine hayıflansan ne fayda!
Keşke...
"Keşke!"siz duysaydınız sessiz harflerinin,
Kulaklarınızı çınlatan bütün sitemlerini.
Artık...
Ne fayda!
Cemre.Y.

19 Ağustos 2023 Cumartesi

Uzaklar Diye Bir Yer Var

...Uzaklar Diye Bir Yer Var...
"Değer!" ile
"Eder!" i,
Karşılaştırmadığımız için oluyor bütün bunlar böyle.
Şimdi mi?
Yüreğimin gönlünün kırıklarını topladım her yerden,
Öylece çekip gittim aranızdan.
Siz daha farkında değilsiniz,
Size, hiç yokluğumun!
Oysa bana çoktandır,
Uzaklar diye bir yer var,
Sessiz, sakin, huzurlu.
Yakındır, kırmadan,
Daha da kırılmadan,
Üzmeden,
Daha da üzülmeden,
Yollarımızı ayıran veda cümlelerim.
Bir hoşça kal ile,
Elveda'yı sımsıkı sarıp koynuma,
Yakındır gülümseyerek gitmelerim.
Cemre.Y.

13 Aralık 2022 Salı

Nokta!

…Nokta!…
Gelmiş geçmiş...
Kime ne zaman yazıldığı,
Zaman aşımının
Karşılıksızlığından sebep!
Önemsizce...
Bizim şiirlerimiz de içinde olmak üzere,
Okuyabildiğim bütün mısraların en sonuydu
Bizim birbirimizle ilişiğimiz.
Ya mutluydu sonu...
Ki o son…
Mutlu olsaydı bu şiir tek yazılmazdı.
Ya da...
Yalnız.
Ama son aynı sondu.
.
(NOKTA!)
Cemre.Y.

6 Kasım 2022 Pazar

Aşk

…Aşk…
“Aşk”ı soruyordun ya iki de bir,
İşte asıl aşk bu,
Acıyla başlar,
Acıyla biter,
Ama ana olanda,
Son nefesini verene kadar sürer,
Çünkü sen benim,
İlk ve son karşılıksız aşkımsın.”demiştim sana da
“Ana’m diyeyim mi artık sana!”demiştin.
Sarılıp ağlaşmış,
Yüreklerimizdeki bizle yeniden barışmıştık.
Cemre.Y.

23 Ağustos 2022 Salı

Neyse, Biz!


...Neyse, Biz!...
İnsanın...
Gönlünün yüreği,
Ciğerinden kırgın olunca!
Güveninden de,
En derininden de,
Defalarca vurulunca!
Açlıktan içi göçse bile,
Tadına tuzuna dahi bakmayacağı,
Türlü çeşit yemekleri,
Onca yorgunluğuna rağmen,
Göz kararınca,
Saatlerce hiç gocunmadan, yapıyor da!
Öylece, karşısına geçip,
Sadece, kokusunu içine çekiyor işte.
Doyuyor böylece, kokuya!
Oysa...
Herkes de sanıyor ki,
En ufak acıdan,
Köşe bucak kaçınması nahifliğinden.
Kimseler de bilmiyor ki,
O en büyük sandıkları acılarının,
Her bir anını,
Hep sen yaşadın, en derininden!
Neyse, biz!...
Gülümseyelim mi yeniden?
Hayata dair,
Hani, inadına!
Bak yıldızlar hala bizi çekiyor!
En güçlü biz göçelim,
Öte aleme!
Cemre.Y.

9 Nisan 2022 Cumartesi

Müstesna Şiirler

...Müstesna Şiirler...
Sadece sana müstesna, şiirler biriktiriyorum sevgili!
Yüreğimin yırtık cebinde saklıyorum hepsini.
Üstelik, şiir'i miir'i bırak da,
Hayatının romanını yaz diyenlere rağmen
Karşı durduğumdan değil de,
Bir türlü bilemiyorum ki,
Yine, yeniden izlerini sürüp yaralarımın,
Kabuklarını kaldırmak, keskin birer neşterle,
Ya hepten dibe batırırsa ömrümün seyrüseferini?
Neyse şimdilik sana müstesna şiirler biriktiriyorum sevgili.
Cemre.Y.

25 Nisan 2021 Pazar

İnadına Gülümse

...İnadına Gülümse...
Olmak istemediğin yerden bir türlü gidemiyorsan,
Kaldığın yerde her gün ama her gün,
Kendine yeni küçük mutluluklar yaratıp,
Hayata, inadına gülümseyeceksin ki,
Karşı pencerelerden sana bakanlar,
"Vay be! Nasıl da yenilmedi!"diyerek iç geçirsinler.
Cemre.Y.

28 Nisan 2020 Salı

Kendi Pisliğinizde Boğulun

...Kendi Pisliğinizde Boğulun...
E-Devletten #Maske ye baş vuralı 20 gün oluyor,
Hala mesaj bekliyorum derken,
SGK'lı çalışanlara #Maske verilmeyeceğini,
#İşveren in dağıtacağını bildirmişler!
Kendi vatandaşını kotarmadan,
ABDye gönderilen maskeler gibi hissediyorum şu an kendimi!
Neyse ki işverenim #covit19 belası yüzünden,
Kısmi Süreli'ye baş vurmazdan önce,
Daha en başından dağıtmıştı maskelerimizi,
Dezenfektanlar ve dahi kolonyalarımızı!
Allah razı olsun,
Hiç değilse,
Yıkayıp yıkayıp kullanıyorum markete gitmem gerektiğinde.
Geçen gün kardeşimin eşi, kendisine çıkan maskeleri bana verdi,
"Biz kardeşine iş yerinden verilenlerle idare ediyoruz." diyerek,
Ondan da, kardeşimden de Allah razı olsun.
Peki şimdi sorarım devlet büyüklerime!
Herkesin çalıştığı yer benim çalıştığım yer gibi,
Özellikle sağlık konularında hem kendilerine,
Hem de çalışanlarına karşı,
Bu kadar hassas ve özverili değilken nasıl olacak o iş?
Vatandaşına maske dağıtamayan devlet,
O vatandaşların çalıştığı şirket ve kurumlara nasıl ulaştıracak o maskeleri?
Daha daha söylenecek, sorulacak, kurulacak nice cümleler var da,
Bizim şirket sağ olsun sigaraya karşı...
Mapusa falan düşersem iyi kötü bakarlar bana da sigara yollamazlar işte!
Yoksa neler neler dönüyor fikrimden!
Lakin güzel ülkemde düşünmek, düşündüğünü dile getirmek yasak!
Cemre.Y.

30 Ocak 2020 Perşembe

Anlatacaklarım Var Sana

...Anlatacaklarım Var Sana...
Karşılaştığımızda,
Yüreğimin kelebek kanatları şarkılar söylemeye başlar kesin.
Senin geldiğini, sen daha kapıdan girmeden hissetmiş olurum zaten.
Uzaktan yamacıma gelen ayak seslerini duyarım önce...
Sonra...
Nicedir özleminden burnumun direğini sızlatan kokun gelir.
Sesinle birlikte tenin gelir yamacıma!
Selamlaşma faslından sonra...
Acele etme ama!
Umarsızca cümlelerini sağa sola savurma sakın.
Öncesi...
Birkaç suskun dakika olsun mu aramızda!
Daha kalbimin atışını susturamamış olurum kesin.
Daha o an fazla gelen ellerimi nereye koyacağım bilemem mesela.
Birkaç yudum çay ya da kahve içimlik fırsat sun bana.
Sonra anlatacaklarım sana.
Cümlelerim bitip, gözlerim de susana kadar dinle ama!
Sonra sen anlat hele kendi hikayeni, söz...
Cümlelerin bitene kadar, gözlerin de susana kadar dinlerim ben de.
Sonra ya hiç bitmeyecek virgüllerle,
Mevsimli, mevsimsiz laleler açar ömrümüze,
Ya da...
Neyse!
Cemre.Y.

25 Eylül 2019 Çarşamba

Türk Usulü

...Türk Usulü...
Bugün iki farklı coğrafyanın,
Dört farklı insanı karşı karşıyaydı aynı masada!
Karşıdaki şahıs,
Artık ne kadar antipatik Türk olarak evrildiyse...
Ve tam da ulaşılmaz bir hint kumaşı tavrındayken,
Ve yanındaki yaveri ,
"Hayata subliminal değil azizim objektif bakmalı" titrindeyken,
Karşı şahsın içinin atlasına dokunmuş olmalı bir şeyler ki...
Oğul'un babasının emeğini, fedakarlığını dahi,
Es geçmemesi bile olabilir belki!
Bir adam giderken...
Diğerinin ellerini avuçlarının arasına aldı Türk usulü!
"Sizi tebrik ediyorum!" derken de, gözleri bir nemliydi sanki!
Yutkundu bir an...
"Sıfırdan başlayıp, böyle bir hayali gerçekleştirebildiğiniz için,
Azminiz ve de sabrınız için, herkesi koruyup kolladığınız için...
Sizi tebrik ediyorum yürekten!" dedi ya!
Gereği yoktu dili İngilizce olan bütün o cümlelerin tam tercümesi!
O an...
El, el ile,
Göz, göz ile,
Yürek, yürek ile,
Her duyuyu eksiksiz cümle etti ya, ben şahidim.
"Ulan!" dedim içimden...
"Ben de olsam babamla böyle bayrak bayrak gurur duyardım!"
Meğerki biyolojikliğine dahi sapkınlık doğramasaydı!
Büyüyüp yaş aldıkça,
Babaların sıfatlarının nasıl olması gerektiğini de,
Daha iyi idrak ediyorum sanırım.
Merak etme, artık ağlayamıyorum.
Cemre.Y.

17 Eylül 2019 Salı

Bir Bahar Sabahı Ansızın Karşıma Çıkan O Tek Gülümseme Gibiydin Hep Sen!

...Bir Bahar Sabahı Ansızın Karşıma Çıkan O Tek Gülümseme Gibiydin Hep Sen!...
Seni günümün güneşinde sakladım.
Ve dahi gecemin en ışıklı yıldızında.
Seni insanların ruhumu ezip kirlettikleri bütün anlardan,
Seni kabusların canımı yakıp yıktıkları bütün zamanlardan,
Seni cinlerin sinsi muskalarından uzak kılmaya çabaladım hep!
Sen hep, sımsıcak son yaz akşamından birinde gebe kalınıp,
Bir bahar sabahı ansızın karşıma çıkan o tek gülümseme gibiydin hep sen!
Pazartesilerini gelişin ve dahi gelişime denk olduğundan nice çok sevsem de.
Salı'larım hep buruk geçmiştir benim.
Seni bir geceden bir tek sabaha, benden yoksun,
İçine sığamadığın o küçücük kuvözde bırakmalarına sebep ben değildim oysa!
Ya da beni, aile meclislerimizin görüş gününde cinsimi beğendiremeyen de ben değildim.
Sanki birileri özene bezene bir örnek yaratmış da,
Kaderlerimizin ipekli renkleri bitince, üzerine haraşo yün urgan geçirilmiş gibi.
Cemre.Y.

30 Ağustos 2019 Cuma

Gelecek De Bir Gün Gelecek

...Gelecek De Bir Gün Gelecek...
Vazgeçmelerin zirvesindeydi kadın adamla karşılaştığında,
Tam da, durgun bir su misali,
Sehpa örtüsü yaptığı,
Kırmızı yazmanın üzerindeki unutma çiçeklerine dalmıştı gözü,
Kulağında Buika'nın
"No habrá nadie en el mundo" şarkısı nağmelenirken.
Kim bilir kaçıncı gidemeyişini düşünüyordu adamdan haber aldığında.
Sorgusuz sualsiz beklendiğinden eminmiş gibi "Ben geldim!" demişti de.
Uçarcasına merdivenleri inmişti kadın,
Öyle her zaman ağrıyan dizi falan da hiç ağrımadan.
Adam az önce arabasından inmiş,
Ayakta ve gülümsüyordu kadın sokağına çıktığında.
Sanki gurbetten gelmiş kocasını karşılar gibi,
Karşıladı kadın adama sımsıkı sarılırken.
Aparman girişlerindeki,
Çekirdek çitleyip dedikodu kazanlarının altlarını harlayan teyzeler,
Hızlıca dirsek attılar birbirlerine gözler bize sabitlensin diye!
Sanki çok da umurlarındaydı kadınla adamın,
Kadınını yan koltuğuna aldı adam,
Ellerini de vites kolundaki avucunun arasına.
"Be svendsen & Ayawake - Scarecrow" sos ses çalıyordu video player'de.
Yaşlı teyzeler çekirdek tuzu sinmiş ellerini,
Üste başa silerek temizlerken koştular evdeki komşulara.
Haber dumanı hala tütecek kadar taze ve yeniydi a dostlar!
Bir kadın ve bir adam…
Makus yalnızlıklarına delilik gömleğini giydirip kaçmışlardı bu ıssızlıktan.
"Nereye gidiyoruz?" diye sormadılar bile birbirlerine!
Ne mühimdi ki daha sokağın sonunda arabanın benzini bitse!
Yine iki ihtimal vardı önlerinde ya el ele yola devam edecekler,
Ya da burunlarına sinmiş tenlerinin kokusuyla evlerine döneceklerdi.
Ne fark ederdi vuslat vuslattı işte!
Her halükarda bundan gayri her sabah,
Her öğlen, her akşam, her gece, her an gülümseyeceklerdi.
Sonra kadın gözlerini ayırdı unutma beni çiçeklerinden...
Haline tebessüm eyledi, gelecek de bir gün gelecekti.
Cemre.Y.

9 Ağustos 2019 Cuma

Kıvam

...Kıvam...
Nedenini bilmiyorum ama bu aralar her şeye karşı,
Rahmetli anacımın;
"Çekerim, çekerim,
Çeki'me gelmezse çeker giderim!" anasözünün,
Anlamını idrak edip,
Uygulama kıvamına gelmiş gibi hissediyorum kendimi.
Benim yüküm, ömrümün başından çeki'me ağır zati!
Cemre.Y.
Çeki= Odun, kömür, kireç gibi,
Kaba ve ağır şeyleri tartmakta kullanılan
Ve iki yüz elli kiloya eşit olan bir ağırlık ölçüsü.

1 Ağustos 2019 Perşembe

Ahın Olmasın

...Ahın Olmasın...
Ahh be deniz gözlüm!
Seninle her konuştuğumda, aklıma her geldiğinde,
Acıyor yüreğimin şefkat yarası.
Ben bile çağlayan misali coşarak sevdim de,
Durgun bir göl gibi,
Yani senin beni sevdiğin gibi susarak sevemedim hiç kimseyi.
Gayrı ahın olmasın nolur üzerimde
Yoksa sittin sene daha da karşılık bulamaz
Bu yüreğinin bir ucu hep yanık sevdalı Cemre'nin karşılığı.
Cemre.Y.

19 Temmuz 2019 Cuma

Kelebek Etkisi

...Kelebek Etkisi...
Uzunca yıllar kozasında hapis kalmış bir tırtıl,
Sonunda ışığı görüp, ona uzandı.
Eli, kolu, yüzü, yüreği yaralı, yeni güne uzandı.
Yırttı yüz yıllık kefeninin,
Güneşte unutulmuş da,
Elde lime lime kalacak atlas kumaş halini.
Uzatıverdi o ipek telli saçlarını,
Bakındı soluna, sağına, sonra tekrar soluna,
Karşıdan karşıya geçer gibi uzanıverdi yeni hayatına!
Ömrünün gün ışığı saydığı lale mevsimleri gibi,
Çabucak geçmez ise kelebek etkisi.
Çoktan hazırdı Zümrüdüanka'lığa...
Öyle ya bunca yüz yıl...
Aşa aşa bitiremediği o kaderin ağları,
Bugünlerinin de kelebek etkisini aşıp,
Zümrüdüanka'lığının anahtarına ulaşması içindi.
Asıverdi kapısına kilidinin anahtarını.
Koyuverdi ortalığa bunca yüz yıl biriktirdiği bütün varlığını.
Onun yüreğinin kapısı dıştan da açılabiliyor şimdi.
Fare görmüş kedi gibi korkmanıza gerek yok eskisi gibi!
Siz...
Hepiniz...
Anahtarın yönüne doğru karar verin yeter ki!
Çarpmasın sizi kelebek etkisi.
Cemre.Y.

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!

...Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
İşine gelmeyeni,
Duymadığını sanmaları gereken,
Zamanlardaki gibi mi beynindeki nefesim!
Misal...
Torununun taa uzaklardan gören, 
Duyan, yürekleri bile ciğerinden paralayan,
Sessiz avazlarını duyabilmekte misin?
Şimdi yaşlandın ya!
Hazır Kabe-i tavaflar falan da ettin geçen yıl,
Gece kalacağın oteli dahi unuturcasına!
Hani yerlerinde süründün aff-ı talebin de,
Dilencileri bile,
Ayaklarını döve döve kovaladın ya meleklerle arandan!
Misal...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın, baba!
Hacı da oldun ya hazır!
Hani üç beş de dağıttın etrafa,
Rahmetli anamın hakkına düşen,
Geceleri seni uyutmayan,
Bir kere, bir maaş dahi boğazına lokma koyamadığı,
O emekli maaşından,
Caiz gördüğün faslından fitre yahut zekat niyetine!
Beni geçtim be baba!
Sahi şimdi nasılsın?
Senin bir torunun daha var, farkında mısın?
Ama dilsiz, ama sağır, ama kör...
Anası gibi...
Etini yer, et görmedim demez!
Lakin...
Sahi, sen, şimdi, nasılsın baba!
Anamı gördün mü misal son zamanlarda rüyanda.
Ne akıllı bir kadındı, senden öcünü öyle de aldı.
Babasının koynunu diledi de sana dair hiçbir iz bırakmadı!
Yaşlandın...
Hemen her gün anamın mezarlığına karşı olan bahçende,
Hala hayat ekmeye,
Meyve ağaçları, mevsim yeşilliklerini diri tutmaya meyletmektesin.
Gelenler yiyip, içip, sefa sürsünler diye lakin!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Beni görmedin, duymadın diyelim lakin,
Bir evlat ki hayata dair kendini umut feda etmemeye azimli.
Torunun...
Onun neyini hazmedemedin de tek kuruş dede edemedin?
Sen hala...
Arından ölmeye niyetsizsin madem,
Öldüğünde de ele güne karşı ar etmeyeceğim ben!
Af dilemen adamlığından değilmiş madem,
Varsa sana benim bütün hayatımın cehennemlerini atfetsem yeter!
"Eyvallah!" deyip çıkıp gidesim gelmişken...
"Neyse!" ile kapatmak en iyisi galiba konuyu.
"Farkımızın farkına kadar varamayacak halde hala" diye diye avunmalı...
Lakin...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
Ben hazırım, ben doğmadan daha, ölelim mi!
O kadara dahi var mısın?
Ölmekten korkuyorsun belli ki!
Sana söz...
Rahmetli anama yaptığın gibi,
Son günlerinin, son anlarını yaşarken,
Etraftan mangalcıbaşılarının karadut ağaçlarından topladığım,
O son meyveyi boğazından aşırı akıtmalarına izin vermeyeceğim!
Sana söz...
Sen ölürken,
Nefsimle intikamım yan yana şerefsiz şeytanla tokalaşmayacak!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Sana söz...
Sen...
Bensiz öleceksin!
Ve umurunu unuttuğun kız torununsuz!
Adı Eylül...
Sen bütün bir cehennem boyunca zemheri ayazıyla donarken,
Bir tek onun ikinci adıyla kor olup yanacak dirileceksin.
Adı Nisa!
Bütün bu nidaların bir intikamı olmalıydı ama!
Cemre.Y.

9 Temmuz 2019 Salı

Yolda Yürürken Kitap Oku

...Yolda Yürürken Kitap Oku...
Evime doğru giden yolda serviste giderken veya
Yolda yürürken kitap okuyor olmama hala şaşıranlar var,
Ben de onlara şaşırıyorum!
Otobüste, minibüste, metrobüste ya da herhangi bir araçta,
Hatta yolda yürürken bik bik telefonlarıyla oynayabiliyor ama kitap okuyamıyorlarmış!
Bu akşam tam kitabımın son sayfalarının en heyecanlı yerine gelmişim,
Apartman girişinin merdivenlerine konuşlanmış mahalle gençlerini yarıp,
Tam yine okuyarak kapıyı açacağım...
Alt kat kiracı komşunun aylak kardeşi durduk yere,
"Abla bir şey sorabilir miyim?"dedi.
"Sor tabi, nedir derdin?"dedim.
"Abla sen bu kadar usanmadan ne okuyon yollarda,
Arabalara çarpmıyon, taşa çarpmıyon,
Öle dümdük gözün kitapta okuyon da okuyon ne okuyon, ne tarz okuyon!"dedi.
Gözüm kitapta doğru anahtarı bulup kilidi çevirirken,
"Kitap okuyorum gördüğün gibi."dedim.
"E tabi kitap da ne üzerine, konusu ne, hem nasıl düşmüyon yürürken."dedi.
"Birincisi; Yolda yürüyerek kitap okurken,
Telefonlardaki sanal sosyal medyalardaki gibi
Dikkat dağıtacak resim, fotoğraf vs. olmadığı için,
İnsanların kulakları çok daha keskin duyar.
İkincisi; Arada bir yürüyeceğin yol mesafesine,
Karşına çıkabilecek insan veya çocuk sayısına,
Hatta hiç olmadık anda yoluna çıkacak araç ihtimaline dikkat edersen,
Öle dümdük yürüyerek kitap okuyablirsin yürürken.
Üçüncüsü; Ne bulursam okuyorum, mesela bu bir roman,
Polisiye bir roman ve en güzel yerini de sen şimdi böldün."diyorum.
"Aa! Ben duymuşdum bu Polisiye Roman kitabını çok güzelmiş he"dedi.
İnsani bir sabırla içimden "La Havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim."çekip,
"Kardeşim roman okuyorum, tarzı da polisiye!
Yazarı; Jean Christophe Grange
Romanın Adı; Ölüler Diyarı"dedim.
Hay demez olaydım...
"Tamam abla ya bir şey demedik öyle ölü mölü oluyo mu şimdi
Ama onu da duymuştum çok güzel bir kitaptır ha!"dedi.
Saat bu saat oldu hala kendi kendime gülüyorum ağlanacak hallerimize!
Oysa öyle sıkı bir dindar olmasam da,
Hatta taa çocukluğumdan çoğunlukla yaradıma gücenip,
Çoğunlukla da "Eh o da ne yapsın ki insanların bu kadar üreyeceğini öngörememiştir,
Nasıl ki her yerimiz mobese kamerası doluyken ve herkes her şeyimizi,
Her anımızı gözlem altında tutuyorken bunca şiddete, cinayete,
Kimse öncesinden dahil olamıyorsa,
O neylesin bi dünya dolusu insanın kaderiyle"diyerek yeniden barışsam da.
Rabbimizin Peygamber efendimize ilk emridir "İkra!" "Oku!"
Neyse belli ki yine dünyayı biz kurtaramayacağız azizim,
Şiirimize bakalım biz.
Cemre.Y.

7 Haziran 2019 Cuma

Karşılaştığımızda

...Karşılaştığımızda...
Karşılaştığımızda sana sımsıkı sarılıp,
Vakit sensizliği beş geçiyor sevgilim,
Bir bilsen sana ne çok sevda şiiri biriktirdim diyeceğim.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...