haram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2020 Salı

Çığlık

...Çığlık...
Sanki bugünden geçmişe tam, kırk yılımı geri sarabilecekmiş de,
Bana yeni bir kader yazabilecekmiş gibi...
Dökülmeye başlamış saçlarını hacı takkesinin içine saklamış,
Uzattığı, ağarmaya yön tutmuş sakallarını güzelce taramış,
Küçümen masum bir çocuk gibi...
Sohbete, hasbıhal etmeye davet etmiyor mu beni?
"Hadi yirmi beş yıl sonram affetti nihayette,
Ömrümün önündeki o yirmi bir yılı ne olacak baba?" diyemedim de...
Ömrümün kader çarklarının ne kadar da farklı olabileceğini göre göre!
"Bu saatten sonra seninle benim konuşacak ortak neyimiz olabilir ki?" dedim.
Sustu.
Sustum!
"Sanki kırağı girmiş aramıza!" diye mırıldanacak oldu.
"Benim ömrüme ilk kırağı,
Sen bana ilk tacizde bulunduğunda yağdı!" dedim tek bakışımla!
"Namusuna haram mı değdirdim!" li ağlayacak oldu gözleri.
Şimdi neresinden baksan...
Yazık...
Yalnızlığa mahkum edilmiş şu beli, ömrü bükük adam var ya...
Bir zamanlar bıçkın bir delikanlıydı rahmetli anamın kocası olarak!
Hele el pençe divan durma önünde!
Ben el pençe divan durmadım!
Çığlık attım, çırılçıplak bir çığlık...
Rahmetli anam bizden uzakta bir ameliyathanede eceline korkudayken hem de!
Nicedir düzelmiş demek ki yaralarım ki, nicedir çığlık falan atmıyorum kendime bile.
Kusursa bak baba!
Seni her yeniden gördüğümde bana hatırlattıkların bu ve daha fazlası!
Korkma! "Hakkım helal!" diyeceğim merak etme sana...
Hem de ilk anamın rahmine yol aldığım ilk andan itibarenimizden!
Lakin...
Hani imam en son sorduğu anda, söz valla!
Ve lütfen bir daha karşıma çıkma.
Çocuk çığlığının bir mahalleyi yıkabileceğini,
Hatta bir insanı öldürebileceğini okumuştum bir yerlerde.
Bu da son çığlığım olsun sana.
Cemre.Y.

18 Kasım 2018 Pazar

Günlük Sütyen

...Günlük Sütyen...
Biz küçükken, epeyce bir küçümen yaşımda...
Böyle, ocak kenarlarından biriktirilmiş küller vardı, en korsuzundan,
Dere kenarında gün yapardı köy kadınları,
O en nadide küllerle parlatırıldı çaydanlıklar,
Uzun süredir ocak kenarında unutulmuş güğümler,
Bakraçlar uzunca ovalanırdı!
Biz küçükken, epeyce bi küçümen yaşımda...
Böyle, zengin artığı kalıp kalıp, taze sabunlar vardı, en safından.
İlçeydi, kasabaydı, nahiheydi fark etmezdi,
Bir hamam bir tas sıcak suyu her daimdi.
Anamla gizlice dalardık kadınlar hamamına!
Küçücüktüm daha, yaşlı teyzelerin pörsümüş bir şeylerine şahit olup,
Anamın tazeliğine ahlanıp,
Benim körpeliğime vahlandıklarını ilk gördüğümde!
Geleceğime dair'li bir karar biçmiştim çoktan.
Ben kızımı her yaşında, her yere götürdüm de...
Bir hamam'a götürmedim onu, bir de masaj salonlarına,
Varsın anlamasındı, fark edemesindi bu ayrıntımızı o da!
Belki bana korkulu o, bilinçli koşullu bir hayatı yaşamaktan,
En azından vicdanım rahat yaşarım zannederken!
Az önce fark ettim eksiğimi, hem de duş alırken!
Önce...
Bize sabun'du, kül'düyü, haram eyleyip, türlü deterjanları yaftalıyorlar,
Sonra...
Misler gibi hiç solmayan duş jelleriyle birilerinin dimağına yer ediyorlar,
Sonra...
Omuzlarımız üşüyorken, biz bu saçları boşuna mı uzattık diyerek,
O en sevdiğimiz yasemin kokularını savurarak,
Saçlarımızı bağlayan o tokaya sarılmış onca vazgeçimizi görmezden sayarak,
Saçlarımızı kadere bağlatıyordular.
Sonra eşdeşlerilip, özleştiriliriyordu bağımlılıkların kokularıyla,
İlk gençliğimizin hayalli hülyalarını bozmaya çalışıyordu birileri,
Savaşıyorduk,
Zamanın bütün evrenlerine karşı ve kazanıyorduk konu namus sa!
İlk yaşlılığımızın,
Bütün vazgeçilmişliğindeyken, unutmaya meyilliydik oysa!
Nice ayak kaydırmasın'lı ayak destekli denemelerimizden sonra,
Altı üstü günlük sütyenlerimiz mi olacaktı bizi,
Kendi banyo karolarımızın dahi kayganlığından koruyan!
Öyle ya saç kremleri oldukça kaygan,
Saç şampuanları oldukça köpürgen,
Vücut jelleri mis kokularına rağmen oldukça kararsızken,
Onlar değil miydi, bize yüklenmeden bizimkileri dik tutan!
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Dolandırıcı

…Dolandırıcı...
Garip bir merak!
"Neden hiçbir aracı kurum
En azından iş imkanı için
Beni kandıramıyor!
Neden hiçbir dolandırıcı
Beni dolandırmaya çalışmıyor!
Neden hiçbir büyücü
Benim olmayan altınlarımı isteyemiyor!
Neden hiçbir medyum
Sevdiğimi ayağıma
Kul köle etmek için kırk mezardan,
Kırk ölü toprağıyla,
İki sırt sırta tahta kaşık istemiyor!
Neden hiç kimse!
Benim kapımı define yerleri için çalmıyor!
Neden düşmanlarımı
Helak etmek için (zaten bildiğim)
Sırlı dualarla kandırılmıyorum!
Neden termal tatil köyleri,
Ya da spor salonları için
Ev telefonumdan arayanlara bile
"Vaktinizi çalmak istemem ama
Reklam ve kampanyalarla,
Hiç mi hiç ilgilenmiyorum." diye açıklama yaptığımda
"Anlıyorum efendim size iyi günler dilerim" diyecek kadar
Mütevazi oluyorlar bana!
Neden ısrar etmiyorlar!
Sahi işsiz ve parasız ama
Zeka ve idrak sahibi olduğumu
Biliyor olmalılar!
Şu sanal medya yok mu?
Bütün boşlukları yine sanal doldurmaya çalışıyorlar değil mi?
Aha ha ha haay!
"Dikan açarım belkim hem
Hiçbir şeyimi de belli etmem de elimdekilerimi satarım
Ben bi kerem facede" diyenlerin
Fake hesaplarında aslında
Neleri sakladığını, neleri fazla aşikar ettiğini bilen benken!
Ben kimsenin haram olan tek lokmasına aç değilken
Onlar ellerindeki o makaslarla kestiklerini
Kırpıp kırpıp onların bi yerlerine sokuşturuyorlar işte.
Yıllar yüzyıllar önce bu fikirler
İtinayla fikir benden çıkmışken...
Ha bir gün es kaza elim harama değer,
Dilim, helal sanıp yutar,
Gönlüm, "Bunca ömrün helal için savaştı da ne oldu sanki!" diye
Hiç bıkmadan hala başıma kakar da es kaza yanılır da
Haramla zengin olursam,
Helal olsun beni kandıranlara!" yesinler tabi.
Cemre.Y.

29 Ekim 2017 Pazar

Sen De Gitme

...Sen De Gitme...
Ey benim ürkek güvenim!
Saklambaç oynarken korkarak
Saklandığım en sağlam duvarım.
Sabrımı, sınırımı, isyanımı,
Allahım'ı, kitabımı,
Gözyaşlarımla taşırdığım çocukluğum!
Ey benim sığındığım sığınağım!
Sen daha, aralıklı aralarla
Benden taşanlara gönül burkarken
Duydun işte ömrümde olanları!
Senin, için üzülse,
Ruhum bir kere daha ezilir oysa...
Biliyorum için şimdi
Bütün kötücül haramileri
Teker teker öldürmekte!
Oysa hepsi...
Afiyette yaşıyorlar!
Affet beni sadece,
Sana bunca ömrümü yükledim diye!
Benim ömrümü,
Anam taşıyamadı ki
Ölüp gitti!
Sen de gitme!
Beni de merak etme.
Yaşıyorum işte.
Cemre.Y.

2 Ekim 2017 Pazartesi

Boş Sandalye


…Boş Sandalye...
Birisi "İçki haramdır"dedi. 
Diğeri…
"İçkiyi karıştırma sakın, 
Nereden başladıysan 
Oradan devam" dedi. 
Hangi halimde olsam,
Karşımdaki sandalyem hep boştu,
O ne olacak?
Cemre.Y.

12 Eylül 2017 Salı

Kerat Cetvelim

...Kerat Cetvelim...
Çocuktum, çok çocuktum daha...
Herkesim merak ediyordu ne diye bir türlü,
İlk okul beş'in bütün matematiğini,
Olası orta okulumun bütün geometrisini
Çözebildiğim halde,
Bütün sorularda,
"Bana bir kerat cetveli lütfeenn!" diye inat edişimi!
Oysa bilmiyorlardı ki
Ben kerat cetvelimi, kalubela'm da,
Rab beni yaratırken,
Tam da sırat köprümü geçmeye ramak kalmışken,
Uzun ellerin ellerine kaptırmıştım,
Ben daha cenin olmaya ramak kalmıştım,
Tanrı yorgundu artık
Hamur, kan damlası, sperm, DNA,
Yer yedi gün,
Gök yedi kat filan derken...
Bir de ademi yaratmış,
Hazır elinde imkan varken de,
Şeytan'ı ekarte etmeyi unutuvermiş!
Adem Baba'yı yaratırken,
Havva Ana'yı ona eş ederken kaburga kemiğinden!
Sonrası yedi erkek kardeş,
Yedi kız kardeş doğurtmuş!
Gün gelmiş erkek kardeşlerden biri,
Bir arkasındaki kız kardeşe vurulmuş,
Habil ile Kabil'in ilk cinayet sebebi buymuş aslında!
Sonra sonra Rab bu böyle olmaz demiş,
Madem de bunca kavga ediyorsunuz aşk uğruna,
Dilleriniz ayrı olsun,
Milliyetler de ayrı madem!
Ama kardeş kardeşin bir arkasına haram!
Allahında kafası karışmış demek ki
İlk bi güzel yaratmış ama ya yaratışından sonrası!
Yoksa...
Kün Fe Yekun!der demez olur ise olmazlar,
Ne diye böyle saçma sapan ensest ilişkileri,
Hiç olan adem oğluna zerk etsin değil mi?
Elbette bütün bu kafamdaki deli soruları
Daha altı yaşımdayken sormuştum da
Tek bir ayeti, sureti, aminlerimi geçtim,
Bir tek yanıt yoktu ona dairli mektuplarımda.
Yaş diyorum!
Kırk iki oldu!
Hani benim altı yaşımdayken,
Hani kızımın altı yaşındayken,
Annelerimizin yanlarımızda olamayışlarından,
Yüzün dökük savunuyorduysan kendini.
Etme!
Ömrümüzü tüketenlere dahi,
Yeri gelip acıyıp, affediyorken!
Sana artık ömrümüze biçtiklerin,
Ya da biçilmesine izin verdiklerin için,
Hala bir açıklama bulamamakla beraber!
Affettik hep, hepinizi birden!
Şaka yaptım len!
Arada elbette yanlış etiketlere,
Yanlış hayatları yapıştırmış olabilirsin,
E, peki tamam da,
Benim ve kızımın ömrünü yanlış yazdığını,
Ne vakit, fark edeceksin!
Ve ben...
Garip anamın, puşt babamın,
Olmayasıca eriyiğinden doğmama kader biçtiğin an'a
Ulaşabilmeye çalışmaktan çok yoruldum!
Zaten o vakitten sonra da,
Bir türlü kerat cetvelini bir tam öğrenemedim.
Bir kere bir, bir...
Bir kere iki, iki...
Bir kere üç, üç...
İki kere iki'ye geçtiler onlar sonra,
Üç buçuktan dört ettiler...
Ben hala...
Bir kere yok, üç nasıl olduydu ki'yi sorgulayamadan,
Kalan ömrümü,
Bir kere iki, iki... ile
Bir kere üç, üç…
Diyememenin astigmatlı miyop'lu kalakalıyorum ortada!
Şimdilerdeyse direttim kendime...
Ne gözlük takıyorum, ne de lens!
Korkmuyorum artık beni korumayacağına adım eminim,
Ne geçmişimden, ne de gelecekten!
Sanki erkek cinsi ve ibnetörmüşüm gibi
Pompei'de yanmış bütün taksitlerim,
Limitlerim yanmış lan!
Ele ağız bükmemeye çabalarken!
En sonunda isyanımın bayrağını da çektim.
Ödemiyordum lan!
Kızımı baba annesine postaladım o da yetmedi
Nasıl kıyardım ömrümü feda ettiğime,
Sadece "İyi günlerimde varsam varım,
Ama seni çok seviyorum." demeye!
Beni yeterince anlayabilsin diye,
Bana ve ona tam yedi ay cehennem olan,
O bütün yokluklu zamanları da yaşadık!
Orospu olamadım, hamurum değildi,
Anne değil anaydım,
"Bende yok!"diyemedim.
Yüklendim.
Oysaki sen hepsini görüyordun!
Artık senin olsun cennetin!
Seni de yüreğimden azad ettim Allahım.
Cemre.Y.

3 Ağustos 2017 Perşembe

Gamzesinden Yapışın Hayata

...Gamzesinden Yapışın Hayata...
Hani olmaz ya!
Olur da!
Gülüşünden sevdiğiniz bir adam varsa eğer!
Gamzesinden yapışın hayata,
Öyle haramice değil!
Öpe koklaya...
Zira o gülüşüyle
Gülümsetecektir hayata sizi...
Hiç yoktan ömrünüz uzayacak
Hiç yoktan kalbinizi hissedeceksiniz!
Hiç yoktan...
Hala...
Var olduğunuzu göreceksiniz!
Cemre.Y.

6 Haziran 2017 Salı

Namus Diyorlar Adına Bilemedin Mi? Sen De Mi?

...Namus Diyorlar Adına Bilemedin Mi? Sen De Mi?...
Bugün son kere denedim kendimi
O kendime çoktan yazılmış ilk helalimdi oysa.
Suslu son yar suskunluğumda denedim onu ve kendimi.
Ya benden sonra başkalarına nefs-i haram olmuşsa?
Oysa o benden giderken bile,
O benim enimde de sonum da haramdı ya!
Nefsim “He!” demedi mi?
Muhtaçlıklarım;
“Yaaaa.... öyle ise” demedi mi?
Çıldırdılar bütün intikamlı azalarım birden...
Susturdum ya hepsini bir tek cümle ile aniden.
Aferin bana!
O, bile kıyama durdu, selam ne ki?
“Ben... Onun gibi olmayacağım, olamam,
Beynim hükmedemiyor bana bu tecelliyi!” dedim.
“Olamamak zormuş,
Hemi de böylesi intikam öcüyle ama olmam, olamam!” dedim.
Kırılmış başka yerleriyle yüreği de ses verdi.
Alnımın ortasından öpüverdi beni.
“İşte...Merak edip duruyosun ya farkın bu!”dedi.
"O, ne ilk’im olabilirdi sen gibi,
Ne de sonum olabilirdi,
Senin bana hep Hayır!“ demen gibi...
Sen...baştan sona aklıma estiğinde hep,
Alın ortası bir busesin.”dedi mi?
Dedi.
Yoksa nefs ne ki, anlık hevesler ne ki?
Divan ne ki, düzen bozulacaksa tek suç benim miydi ki?
Yine de susturdum içimdeki bütün şeytanları ben.
Elimizde...
Hepsi elimizde ki...
Sordum oysaki, henüz altıncısına varmamış ayı,
Özgür olacakmış adı yavrusunun yavrusu, olsun!
Bizimkisinin de Eylül olacaktı adı, olsundu, oldu!
Din, iman, müslüman neydi ki?
Anayı, babayı...
Bebesinden ayrı koyan nefs-i muhabbetlere
Birileri “Hayır!” diyebilseydi.
Ben gibi...
Adı Eylül olan yürür giderdi bu cihanda.
Varsın olsun Özgür ederiz biz biz’i
Fark’ımız bu ve sen oraya asla gelemezsin.
Ve ben kadar erdemli olabileydin keşke!
Nice “Eylül” ler doğardı,
Nice “Özgür”ler...
Varsın babaları da aynı olmayaydı ne çıkardı?
Tutatardım ellerinden
Benim kadar sen de
“Hayır”lı erdemli olaydın keşki?
Ne ki, hep savaşını yaşadığım bir ömür…
“Namus diyorlar adına, bilemedin mi?
Sen de mi?"
Cemre.Y.

14 Mayıs 2017 Pazar

Vazgeçtim

...Vazgeçtim...
Vazgeçtim!
"Ömrüme ömürdür" dediğim herkesten.
Geçmişimden…
Geleceğimden…
Umutlarımdan…
Hayallerimden…
Yüreğimden…
Artık bir tek hayalim bile yok mesela
Hem de hiçbir şeye dair.
İstemem artık baharın hani,
O, en taze yeşilini,
Çimen kokusunun sardığı huzuru,
Yağmur sonrası beliriveren o,
Rengarenk alaimisemayı
Zaten!
Papatyalar bile küçülmüş,
Sindirildikçe orkideler tarafından!
İstemem artık, yaz akşamlarının
O tatlı sam yeli rüzgarının
Yanaklarımı şefkatle okşamasını
Zaten!
O kumdan masalarda,
Bir kadeh şarap…
Sunulmaz artık yarin ellerinden.
İstemem artık, sonbaharın,
Yenilenmek için bile olsa,
O son yapraklarından vazgeçişlerini,
Zaten!
Hiçbir zaman el ele, sarmaş dolaş
Yürüyerek geçmeyeceğiz
O yaprakların üzerinden.
İstemem artık,
Ben sensiz geçebilecek o tek kış'ın,
Kapı üstüne kadar
Kar'la kaplı, en zemherisini.
Zaten!
Kaybolduğumuz o ıssız orman kuytusu,
Çoktan ele geçirildi
Zengin haramiler tarafından.
Anladım…
Ne taç yapılacak saçlarıma,
Bir bahar akşamı, papatyalardan…
Ne yaz akşamlarım,
Bir deniz sahilinde,
Senin sevda ateşinle, son bulacak!
Anladım ki,…
Biz hiç yenilenmeyeceğiz hiç
Sonbaharın son yapraklarıyla
Sırf o yüzden veda değil,
“Elveda” diyecek ve üzülecek yüreklerimiz!
Bir zemheri ayazında,
Öylece önce donacak parmak uçlarımız!
Biz tam ısınıyoruz sanıyorken
Son kez bakıp gözlerimize
"Artık sus" diyerek...
Birbirimize öyle öleceğiz.
Hiç kimse bilmeyecek.
Cemre.Y.

9 Mayıs 2017 Salı

Kokulu Kadınlar

...Kokulu Kadınlar...
Bazı kadınlar...
İlk gördüğünüz anda huzur verir
Sinirinizi, stresinizi, ağrılarınızı unutursunuz.
Üstü başı;
Bergamot, lavanta, papatya kokar.
Bazı kadınlarsa...
Konuşmaya başladığı anda,
Zihninize hüküm sürer,
Gücünüz, cesaretiniz kendine gelir.
Sesi, nefesi ;
Okaliptüs, rezene, portakal kokar.
Bazı kadınlar da...
Saçlarını savurduğu anda
Derin bir nefes alırsınız ondan,
İçine dahil olmak istersiniz.
Saçları;
Yasemin,
Boynu;
Karanfil,
Dudakları;
Çilek kokar.
Bazı kadınlar bazen...
Yatağa uzandığı anda!
Ateşiniz yükselir.
Baştan sona bütün vücudu;
Sandal ağacı, sedir, gül kokar.
Bazı kadınlardaysa...
Siz onu okşamaya başladığınız anda,
Sadece, ona ait olduğunuzu hissedersiniz.
Bazı kuytuları;
Greyfurt, gelincik, kasımpatı,
Misk-i amber kokar.
Ama bazı kadınlar var ya!
Çokça da azdır ha onlar!
Çok sevmişlerse,
Seviştikten sonra lavanta kokarlar!
Ve sadece o kadınlar,
Tek notalı,
Bir tek koku ile,
O tek sevdiceğine,
Bütün kokularının
Notalarının hepsini,
Sadece ve sadece...
Ona sunarlar!
Üstelik!
Teninin çırılçıplak kokusu ile...
İşte o kadının
Başkalarına bütün haram yerleri
Sadece ona, safi sabun kokar
Bundandır belki!
O bir tekine,
“Seni, benim kadar,
Hiç kimse sevmeyecek” diyebilmeleri...
An gelir!
Hepsini birden!
Hiç kimsede duyumsayamadığınızdaysa
Hatırlarsınız!
Geç olur…
Çookk geç.
Cemre.Y.

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Belediye Başkanına Da Posta

...Belediye Başkanına Da Posta...
Sayın...
Belediyesi Başkanı'na
Varlığımdan ötürü özür mektubu!
Bunca yıllık hayatımda
Adını çoğunlukla tatile gideceğim zamanlarda
Çok sevdiğim Avşa’ya
İDO’dan bilet almak için gördüğüm
İlçenizi aslında hep de merak etmekteydim.
Önünden geçip gittiğim,
Geçip giderken de bir sigara tüttürdüğüm
Şu meşhur ilçe acep nice ola?
Gün oldu, devran döndü...
Canım kadar sevdiğim,
Uğruna can verebileceğim sevgili
Şair bey dostum ve sevgili şair hanım dostum'un,
Şiirli dinletisine,
Nihayet denk geldiğim bir vesileyle şehrinizi...
(İlçenizi bilerek demedim, bana nedense şehirdi çünkü)
Solumak fırsatı buldum.
Tam da ömrümün, artık hep yanlış anlaşılmış olmak...
Zamanlarından haylice yorulmuştum.
İzin almadım sizden ilçenize adım atarken!
Öylece dalıp, dostlarımla beraber,.
Birer, derin bir nefes aldım. (Sandırıldım)
Hele, sonradan yirmi gün boyu
Hastalık çekeceğim Mendirek’inizde
Dostlarımla beraber yürüyüş yaparken,
Nefes alabilmiş olmaktan da, hala da oldukça, memnunum!
Çünkü kendime bile ölmek üzereydim,
Oysa hala yaşıyorum...
Döndüm...
Yeni umutlarım, yeni nefeslerimleyken
Birden hasta oldum...
"Olsun." dedim...
Gerekti demek ki...
Panormos’u öğreti edindim kendime!
Hele “Güvenli liman!” olan anlamınaysa
Ayrıca vuruldum.
Güvendiğim gibi,
Güvendiğim kadardım ben o ilçede.
Rahat. özgür ve hür!
Ancak!
Hamuruma yoğrulu
Doğru desturlarımdan yine ödün vermeden!
Meğer!
Her bir katre nefesime, ayrı bir haram karışmış!
Hem de dürüstlüğümden...
Hiç ödün vermemiş olmama rağmen!
(Hiç kimsenin eşini, eşinden ayırmadım,
Hiç kimsenin, sevdasına aşk bulaştırmadım,
Hiç kimseyi, ayrı sevmedim, dostluk zincirimde!
Hiç kimsenin, mutlu gülümsemelerinde,
Tek bir bakış-ı nazarım olmadı.
Bunca yıllık ömrüm kadar zamanlık hem de!)
Meğer!
Ben ilçeniz bünyesinde
Hayat nefesimi aldığım kadar,
Boğulmuşsunuz siz bütün...
Benden bunalmışsınız Panormos'lular!
Hem de hiç tanımadığım,
Hiç yüz yüze gelmediğim,
Geçmişi şiirle devam ettirebilecek kadar,
Şiir yürekli olan bir adamı,
(Bu gibi şeylere başkanlık gerektirmiyor çünkü)
Hiç tebrik ve teşekkür, edememiş olamam rağmen!
Mademki...
Adının anlamı geçmiş güvenli limanınız
(Panormos & Güvennli liman)
Taaa!
Belediyeniz başkanınız...
...Beyefendiye kadar
Rahatsızlık vermişim ilçenizdeki varlığıma
Bir daha yolum düşse,
Yolumu çeviririm ilçenizden ancak!
Ben ilçeniz bünyesinde dostum
Şair hanım’ın odasında ücretsiz kaldım!
Yine ilçeniz bünyesinde,
Akşam yemeğimi ücretsiz yedim!
Yine ilçeniz bünyesinde
Tepe Gazinosunda çay içtim bitkili, bitkisiz!
İlçenize uğramış olmak rahatsızlığımdan dolayı,
Lütfen sayın başkanım
İlçenize varlığımdan özrüme,
İlçenize maliyetimi de hesap ettirip,
Tarafımıza banka hesap numaralarınızla beraber gönderiniz!
Duydum ki dostlarımdan, sonradan güya!
Varlığım fena rahatsız etmiş sizi bile!
O halde ilçeniz bünyenizde kaldığım,
Yediğim, içtiğim, nefes dahi aldığım, haramdır bana!
Benim siyasi kimliğime uyan,
Hiçbir parti henüz oluşamamıştır hala,
Derdimin iklimi bu değil yani.
Oluşmaya çalışılmışsa da var olamamıştır!
Arada bir CHP’ye oy veririm.
Arada bir MHP’ye toplasak ikisini...
Neyse...
Ancak hiç mi hiç, haram yemem!
İlle de ilk sevdam Atatürk’üme...
Tek kelam ettirtmem!
Maliyet hesabını bilen,
Uygun bir bünyeniz elbette vardır. bencileyin!
Acil maliyet hesabınızı beklemekteyim.
Farkındayım Mendirek ve dostlarımla
En derin nefeslerim ücrete kafisiz gelecek!
Keşke her şey, gittiğim gün ile...
Döndüğüm gün gibi olsaydı.
Panormos’un anlamını öğrenmiş olmak bile,
Haylice borçtu çünkü!
Öylece kalabilseydi.
(Yediğim, içtiğim,
Kaldığımın bedelini elbet öderim.)
İlçenizdeki var olmuşluğumdan,
Bir katre nefes almışlığımdan dolayı,
Tekrar özür diler,
İlçenize mali külfetim olan borcumun
Adisyonunu acil rica ederim.
Saygılarımla,
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...