sanal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2025 Çarşamba

Yorgun Yürekler Denizi

...Yorgun Yürekler Denizi...
Yorgun yürekler denizinde el ele vermiş hep beraber boğuluyoruz.
Birileri hayatlarımızla oyun oynarken, keyfine bakıyorken hem de.
Kumsala çizip durduğunuz büyüklü küçüklü kalpleri ise,
Sanal dalgalar savurup götürüyordu denize.
En sevdiğimiz kendi kenarına çekilmiş rahatına bakarken,
Yanık canlar ordusu gibi kırıp duruyoruz cümlelerce.
Cemre.Y.

11 Haziran 2022 Cumartesi

Oysa Yaşamak Lazım

...Oysa Yaşamak Lazım...
Ne çok insan yeşermiş gönül ağacımda,
Şimdilerde yaprak yaprak sıyrılıyorlar ömrümden.
Belki de en çok bu yüzden korkuyorum,
Yeni insanlarla tanışıp onları sevmekten!
Sanal dünyanın, sanal sayfalarında bile...
Anılardaki yorumlar yapan,
O güzel insanlar bile göçmüşler öte dünyaya!
Ağrıma gidiyor o yorumları da,
Ölüler dünyasına göndermek için,
Teker teker silerken.
Ve kim bilir benden sonra yaşayanlar,
Hangi anıda,
Silecekler beni yorumlarımdan.
Oysa yaşamak lazım,
Hazır nefes alabiliyorken.
Günaydın ey cumartesi!
Günaydın sade kahvem.
Günaydın.
Cemre.Y.

10 Ocak 2022 Pazartesi

Geçip Giden Yılların Ardından

…Geçip Giden Yılların Ardından...
"Günüm'e gelmedin,
Belki düş'üme gelirsin.
Uykuya teslim ediyorum gözlerimi,
Sakın ha!
Gelirken,
Papatyalarımı unutma!" demiştim ama!
Geçip giden yılların ardından…
Artık kır çiçeklerinin,
Hepsinin birden kokusu yok oldu.
Ortalık, yapay, sanal çiçeklerle doldu.
Gelme yani!
Bir papatyanın yaprağının kokusuydu özlediğim.
Onu koparırken katlanan çimen kokusuydu.
Şimdilerde, o da kalmadı.
Artık gelmene gerek yok yani!
Cemre.Y.

28 Nisan 2020 Salı

Durduk Yere

...Durduk Yere...
Sanal gerçekliğin gizleminde,
Yeşilin binbir tonu seriliyor gözlerimin gerçekliğine!
Aylardan nisan belli!
Öyle belli ki, neredeyse sonuna yakın gibi...
Durduk yere hava yağmurlanmış,
Durduk yere güneşin şavkı vurmuş yaprağın tutunduğu dala,
Durduk yere meyveler filizlenip, çiçeklenmiş,
Durduk yere, sanki cennet tasviri gibi, her şey güzelleşmiş.
Her yer, her şey, gün ortası, gece karası, fark etmeksizin,
Kundağa yeni sarılmış, ceninliğini geçmiş,
Fetüslüğünde afallasa da onu da es geçmiş,
Onca günleri, haftaları, ayları aşmış da gelmiş, hoş gelmiş!
Amma ve lakin,
Mademki çoğu, hayallice doldurulamamış güncesine...
Ömrünün, en baharına öykünürken, ömrü, hep ayaz geçmiş!
Hayatların kaderini, alnının tam ortasına yazılı kaderini,
Alnının tam ortasından silercesine,
Sinesinin tam ortasına, kader diye çizmiş!
Ve belli ki az kalmış, gelecek ardından kiraz mevsimi.
"Ateşin közü,
Odunun özüne yakın olmalı!" derdi hep rahmetli anam!
Cennetimden bildiriyorum, benim dünyam, bu değildi,
O kiraz mevsimi,
Ben bir kere daha, yeni bir evren değiştirmeden, gelmeliydi!
Cemre.Y.

9 Nisan 2020 Perşembe

Zamanın Kelepçeleri Çınlıyor Zihnimde

...Zamanın Kelepçeleri Çınlıyor Zihnimde...
Cancağızım…
Uzunca bir süredir,
Benden haber alamadığının farkındayım.
Bugün karantinada kaçıncı günüm hatırlamıyorum!
Kime göre nasıl olmam gerektiğini hiç bilmiyorum.
Zamanın kelepçeleri çınlıyor zihnimde.
Şu hayatta hiçbir şeyin,
Sanal yanılsamalardan ibaret olmadığını,
Sana az çok öğrettiğimi umuyorum.
Yoksa hala elinde bir telefon,
Hiç durmadan bütün sanal alemlerden insanları dikizleyip,
Onların anlık fotoğraf karelerine mi haset etmektesin?
Ya da asalak kocan evde yan gelip yatarken,
Sen bir mutfağın kilerinde, yine birileriyle mi flörtleşmektesin.
Bilmiyorum ki nihayet ondan kurtulup,
Kendine yeni ve düzenli bir hayat kurabildin mi?
Bizi bizden uzaklaştıran çalışkan hormonların,
Nihayet,
Yaşına uygun bir sevdaya tutundu mu misal bilmiyorum.
Sen benden güvenimi aldın,
Lakin umuyorum ki ben ömrüne çok şeyler kattım.
En azından tanıştığımızdan bu yana,
Geceleri yarasa gibi salon koltuğunda yaşayıp,
Gündüzleri fosil gibi uyuyup,
Başkalarının getirdiği yemeklerin tencere diplerini sıyırmıyorsun.
Hiç yoktan kendi yeteneğince,
Güzel bir işin, günün, güneşin, gecen ve uykun oldu sayemde.
Arada bir seni çok ama çok özlüyorum, hele bugünlerde,
Ama unutamıyorum ki, yalanlarının yükünü.
Ne bileyim bir arasam, yıllardır değil de,
Sanki birkaç gün geçmiş gibi saatlerce telefonda konuşsak!
Benim her saniyem sana dair safi yalansızken,
Kırk ayağının üstünde kırk yalan dolapların vazgeçiriyor beni.
Yine de benden önceki yıktığın dostların gibi,
Hala meraktasın ömrümün günlerini.
Bugün karantinada kaçıncı günüm hatırlamıyorum!
Kime göre nasıl olmam gerektiğini hiç bilmiyorum.
Zamanın kelepçeleri çınlıyor zihnimde.
Bu covid19 belası Çinden aşıp ülkemizi sarmaya başladığında,
Atmış beş yaş üstü ve kronik hastalıkları olanlara,
Sokağa çıkma yasağı geldiğinde,
İlk önce yıllık izinlerimizi kullanalım dedik kronik hastalığı olanlarla,
Lakin bu Corona denen deccal başlı virüs,
Başı bozuk azgın birer canavar gibi şehrimize de çökünce,
Üç aylık kısa süreli çalışma ödeneğine karar verilmek zorunda kalındı şirketimizce.
İlk günler puslu, yağmurlu, karanlık ve kasvetliydi,
Güneş bile göstermiyordu yüzünü bana!
Saatlerce haberleri dinlerken,
Dinlenmeksizin sirkeli, çamaşır sulu, kolonyalı duvarları mı silmedim,
Koltukları, halıları, kapıları, pencereleri mi silmedim, sonra içime kuşku düşüp,
Ya birinden diğerine yapışmışsa korkusuyla,
Sondan başa yeniden mi yıkamadım derken,
Yoğun deterjan kokusu nefesi kesip,
Tırnaklarımı sayfalara ayırmaya başladığında bir durdum.
Sonra gittim kendime nakış ve oya ipleri aldım rengarenk!
Üç gün bekledim kutularından yeni açıldıkları halde virüsler geberip gitsin diye.
Aldığım sigara paketlerini bile köpürtüp yıkıyorum hala.
Bu gün karantinada kaçıncı günüm hatırlamıyorum!
Kime göre nasıl olmam gerektiğini hiç bilmiyorum.
Zamanın kelepçeleri çınlıyor zihnimde.
Mandra Filozofunu ilk seyrettiğimde, alarmsız, zamansız,
Öylece gelişine yaşanan hayata bir heveslenmemiştim desem yalan olur.
Lakin ne bir avuç toprağım, ne ineğim, ne tavuğum,
Ne ağacım, ormanım, derme çatma evimin önünde uzayan masmavi denizim,
Ne de darda kaldığımda bana hemencecik el uzatacak bir anam vardı.
Filmi izleyişimin üzerinden iki saat geçmeden savuşturmuştum bu hayalimi
Bütün olmayanlarımdan biri daha olması nedeniyle.
Çok şükür iki gündür güneş gösteriyor yüzünü de,
Elektrik faturam hafifleyecek sevincindeyim.
Çay posalarına yeşil soğan ve kıvırcık ektim,
Yakında domatesle salatalık da eklemek niyetim.
Kaçta yattığım, kaçta kalktığım hiç önemli değil,
Haberlere de şöyle bir bakıp geçiyorum.
Bu sabah internetten lokanta usulü Ezo Gelin çorbası öğrenip yaptım misal,
Yanında da bol soğanlı meyhane pilavı, biraz turşu kalmıştı dünden.
Neyi, ne zaman, kime göre,
Hangi usulde yapmam gerektiği umurumda olmadığından,
Yemeği yaparken mutfak penceresinin tozuna takıldı gözüm camları sildim yeniden.
Ki bilirsin yemeği ben yapmışsam o yemek kokuları gitmeden yemek yiyemem,
Bulaşıkları da yıkadım, bir güzel mutfağı havalandırdım.
Sade Türk Kahvemi uyanır uyanmaz içmiştim zaten,
Çayımı yudumlarken sana yazdım,
Yarıda bırakıp karnımı doyurdum,
Koca bir fincan çay eşliğinde, seninle tanıştığımız ilk günleri,
Birbirimize ne kadar da dost olduğumuz o güzelim zamanları özlediğimi hatırladım.
O günlerimizin hatırına lütfen artık iyi davran kendine,
Zira, ben, bir kere daha özlemeyeceğim seni!
Varsa yeni dostların onları da hançerleme yalan zincirleriyle.
Beni merak etme sakın…
Senden sonramda ömrüme değil yeni dost, sevgili, akraba, arkadaş,
Hayatıma yeni insan dahi almadım.
Şimdi teşekkür ediyorum sana,
Hiç yoktan, durduk yere onlar için de yarılacaktı ciğerim.
Evladıma dualar edip, onunla beraber
Kardeşime, yeğenlerime, yengeme, sevdiklerime hasretteyim.
İş yerimi, masamı, sandalyemi, bilgisayarımı
Ve dahi içinde ve etrafındaki insanlarımı çok özledim.
Birazdan güneş çıkar karşı apartmanın kiremit uçlarından,
Terasa çıkar, sokağa bakar,
Virüstü bilmem neydi umuru olmadan oynayan çocuklara bakıp,
Onları yaratıp yaratıp sokağa atan ana babalarına küfreder evime girerim.
Bugün karantinada kaçıncı günüm hatırlamıyorum!
Kime göre nasıl olmam gerektiğini hiç bilmiyorum.
Zamanın kelepçeleri çınlıyor zihnimde.
İyiyim sanırım, sanırım hiç yoktan iyiyim.
Cemre.Y.

17 Ekim 2019 Perşembe

Sevgili

...Sevgili...
Sana kırılgan kelebek kanatlarımı sunacağım sevgilim.
Sana, hayatımın en uzun feryat figan çığlıklı suskunluklarımı.
Sana, tebessümlerimi sunacağım sevgilim.
Sana, gülüşümü,
Sana, katıla katıla kahkahamı!
Sana, durgunluğumu, misk-i amber kokumu.
Sana itirazsız anlayışımı sunacağım misal!
Buruk hatıralarımı hiç yaşanmamış sanacaksın kusuruma bakma!
Zira ömrümün kitabının ön sözünü bile kim'ime aleni sunsam,
İlk o yaramdan sapladılar zalim hançerlerini.
Varsın biri bari şiir sever görünüp,
Hayat romanıma dahil olmadan ön söz'den...
Son söz'e kirli çarşaflara bulanma derdinde olmasın değil mi?
Yoksa ömre bir haz daha katmak ne ki sanal olduktan sonra.
Sana...
Bir ben sunarım sevgili,
Senden geçersin,
Ama geçme!
Biz'de kal uzun bir süre...
Cemre.Y.

21 Ağustos 2019 Çarşamba

Keşke Giderken

...Keşke Giderken...
"Çiçekleri fazla sulamayacaksın!" derdi rahmetli anam,
En sevdiği menekşesinin yaprağına değdirmeden su koyarken.
"Ne çok güneşte bırakacaksın, ne de çok gölgede koyacaksın.
Her çiçeğin tabiatı da farklı elbette!" derken fısıltılarla bir şeyler derdi onlara!
"Evinde canlı bir çiçek beslemek istiyorsan eğer,
Kökünü bir yerden çalman gerek önce,
Ve sonra kendinle aşılamalısın onu ille de." derken muzipçe gülümserdi.
Halbuki çalıntı şeylerden hiç de haz etmezdi annem!
Bir çiçek merakı vardı işte.
Doğurduğu bizlerden bile çok sever, çok ilgilenirdi onlarla.
Kıskanırdım onların her bir taç yaprağını,
Sadece anneme gülümseyen her bir çiçek bakışlarını.
O gün, onca çocukluğumun kıskançlığıyla...
Bütün çiçeklerinin saksılarına tek tek işedim ya anne!
Şimdilerde nerede, saksıda bir çiçek görsem hepsinden özür diliyorum.
Sahi anne!
Ben seni çoktan affettim de, sen beni...
Affedebildin mi oralardan?
"Uykumda,
Ciğerimden vuruluyorum bazı bazı sen yokluğundan!" derdim sana da,
Sen, "Ayetel-Kürsi oku öyle zamansız anlarında korur seni" derdin ya hani,
Ben içimden sessiz çığlıklarla hep...
"Neden ki sen sarılıp yaşatmıyorsun ki beni!" diye gözüm yaşını durduramazken,
"E hadi madem boş durma öyle,
Su koy çaydanlığa bir çay içelim şöyle..." der susardın.
Konu komşu gelir, bolca muhabbetle içerdiniz çaylarınızı,
Ben köşede öylece sensizliği yutkunurken.
Şimdi kan bağın olsun olmasın,
Seni tanıyan herkeste var mutlaka bir saksı çiçeği hakkın.
Hepsi de maşallah neredeyse hiç solmuyorlar!
Ben mi?
Sadece bir kere denedim senin çiçeklerinden bir kök olsun çalabilmeyi!
Yaprak bana baktı, çiçek bana, kök bana baktı, toprak bana.
"Sen kıvamında sevemezsin ki bizi,
Ya öldürürsün sevmekten, biz sıkılırız öyle fazla ilgiden.
Ya öldürürsün ilgisizlikten biz yoruluruz beklemekten,
Bari günahımıza girme e mi!
Ha sahi rahmetli anacığının o bize fısıltılarını da çok merak edersen,
Aslında onu, canımın yongası kadar seviyorum lakin,
Bunu ona dersem sevdası soğur benden!" demekteydi.
İnsan olan...
Bunca zaman geçmiş eti sıyrılmıştır gönünden toprak altındaki bedeninin...
Diri kalmış tek tırnağını dahi öpebilmeyi özler mi?
Çünkü beceremedim hala...
Ben doğduğum andan, sevdiğim andan,
Evlenip çocuk doğurduğum andan,
Aldatılıp ayrıldığım andan itibaren,
Kucağımda senin hislerinden eserli yavrumla kalıp,
Onu da hayatıma bir tastamam mevsiminde lale,
Mevsiminde gül, mevsiminde yasemin, ya da zambak misal!
Her mevsim, mevsimine göre rüyalarının hülyası olamadım misal.
Affetsin artık beni o da beni en gül gamzesinin gül kıvrımından.
"Sahici duran sanal ve naylon bir ton çiçek var oysa,
Şöyle salonumun şu köşesine begonviller koysam,
Yatak odamın duvarlarına sarmaşıklar dolasam!" diyorum bazı bazı...
Naylon kokuyor ya onlar!
Alamıyor astımlı nefesim, kabulüme!
Yani olmuyor be anne!
Keşke giderken,
Rahmine gömseydin beni de!
Ki zaten...
Yanlış zamanın, yanlış mekanın, yanlış cinsiyetiydim,
Hani, bana hiç yokluğun, bu kadar da koymazdı bana be!
Keşke gelirken olsun bari!
Kulağıma fısıldamasaydın o ilk ve son ninniyi!
Cemre.Y.

9 Temmuz 2019 Salı

Yolda Yürürken Kitap Oku

...Yolda Yürürken Kitap Oku...
Evime doğru giden yolda serviste giderken veya
Yolda yürürken kitap okuyor olmama hala şaşıranlar var,
Ben de onlara şaşırıyorum!
Otobüste, minibüste, metrobüste ya da herhangi bir araçta,
Hatta yolda yürürken bik bik telefonlarıyla oynayabiliyor ama kitap okuyamıyorlarmış!
Bu akşam tam kitabımın son sayfalarının en heyecanlı yerine gelmişim,
Apartman girişinin merdivenlerine konuşlanmış mahalle gençlerini yarıp,
Tam yine okuyarak kapıyı açacağım...
Alt kat kiracı komşunun aylak kardeşi durduk yere,
"Abla bir şey sorabilir miyim?"dedi.
"Sor tabi, nedir derdin?"dedim.
"Abla sen bu kadar usanmadan ne okuyon yollarda,
Arabalara çarpmıyon, taşa çarpmıyon,
Öle dümdük gözün kitapta okuyon da okuyon ne okuyon, ne tarz okuyon!"dedi.
Gözüm kitapta doğru anahtarı bulup kilidi çevirirken,
"Kitap okuyorum gördüğün gibi."dedim.
"E tabi kitap da ne üzerine, konusu ne, hem nasıl düşmüyon yürürken."dedi.
"Birincisi; Yolda yürüyerek kitap okurken,
Telefonlardaki sanal sosyal medyalardaki gibi
Dikkat dağıtacak resim, fotoğraf vs. olmadığı için,
İnsanların kulakları çok daha keskin duyar.
İkincisi; Arada bir yürüyeceğin yol mesafesine,
Karşına çıkabilecek insan veya çocuk sayısına,
Hatta hiç olmadık anda yoluna çıkacak araç ihtimaline dikkat edersen,
Öle dümdük yürüyerek kitap okuyablirsin yürürken.
Üçüncüsü; Ne bulursam okuyorum, mesela bu bir roman,
Polisiye bir roman ve en güzel yerini de sen şimdi böldün."diyorum.
"Aa! Ben duymuşdum bu Polisiye Roman kitabını çok güzelmiş he"dedi.
İnsani bir sabırla içimden "La Havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim."çekip,
"Kardeşim roman okuyorum, tarzı da polisiye!
Yazarı; Jean Christophe Grange
Romanın Adı; Ölüler Diyarı"dedim.
Hay demez olaydım...
"Tamam abla ya bir şey demedik öyle ölü mölü oluyo mu şimdi
Ama onu da duymuştum çok güzel bir kitaptır ha!"dedi.
Saat bu saat oldu hala kendi kendime gülüyorum ağlanacak hallerimize!
Oysa öyle sıkı bir dindar olmasam da,
Hatta taa çocukluğumdan çoğunlukla yaradıma gücenip,
Çoğunlukla da "Eh o da ne yapsın ki insanların bu kadar üreyeceğini öngörememiştir,
Nasıl ki her yerimiz mobese kamerası doluyken ve herkes her şeyimizi,
Her anımızı gözlem altında tutuyorken bunca şiddete, cinayete,
Kimse öncesinden dahil olamıyorsa,
O neylesin bi dünya dolusu insanın kaderiyle"diyerek yeniden barışsam da.
Rabbimizin Peygamber efendimize ilk emridir "İkra!" "Oku!"
Neyse belli ki yine dünyayı biz kurtaramayacağız azizim,
Şiirimize bakalım biz.
Cemre.Y.

8 Haziran 2019 Cumartesi

Yalnızlık

...Yalnızlık...
Yalnızlık diyorum bayım!
Uzaktan bakanların özgürlük sandığı hani.
Yalnızlık diyorum bayım!
Sanal pencerelerden bakanların zenginlik sandığı hani.
Sayamadım ki kaç yalnızlıktır,
Benim bayramlarımın boynu bükük kaldı kapı önlerinde.
Bazen diyorum ki...
Ey Allahım al benden bu yalnızlığı,
Her kim ömrüme özenip iç geçiriyorsa sar onun boynuna!
Sonra kıyamıyorum aile hayatlarına.
Neyse diyorum, neyse ya!
Cemre.Y.

6 Nisan 2019 Cumartesi

Artık, Susalım Mı?

...Artık, Susalım Mı?...
Yıllar yılı, feryat figan çığırtkan bahar kuşları gibi,
Ömrümü, ömür ömür tükettim ya onca insana.
Konuşacak başkaca da bir şey kalmadı tabi.
Öyle beraberce,
Bir tamam, dolanımayan sanal aşklara çoktan tokum tabi.
Zira...
Haz falan da vermiyor ya benim olamayan şeyler bana ya!
Durdurduk yere, geleceğimi hayal ettim.
Zaman saymalardan,
İllaki kavuşulamamalardan da hayli yorgunum ya hani?
Gayri, olmayan kadehleri doldururuz birer birer,
Burnumuzda, anason özlemi!
Hani kızıma saklıyorum onu da ya!
Artık, susalım mı?
Cemre.Y.

5 Aralık 2018 Çarşamba

Gülümse Kendine

...Gülümse Kendine...
Bazen şu sanal alemi,
Gelecekteki huzur evimdeki odam gibi hissediyorum!
Çok sıkılınca,
Odamdan dışarı kafamı uzatıp bakıyorum ve bir sürü yabancı,
Acılı, acısı kendinden gizli, gülen yüzleri soluk,
Profil resimleri kendilerine bile,
Yabancı sanal gülümseyişli onca insanlar!
Benim gibi,
Sadece birkaçı filtresiz çekiyor fotoğrafları!
Kaşının duruşunu,
Gözlerinin altındaki morlukları umursamadan,
Umutlu bir gülümseme tutuşturuyorlar gözleriyle dudaklarına,
Yani o an, ne kadarsa, o kadarlar.
Gerçeğimizi bulabilenler buralardan,
Bizlerden hemen kaçıyorlar!
Zira cesaretimizle,
Öz güven' imiz el ele verip korkutuyorlar onları.
Tıpkı bütün gerçek sandıklarımız gibi!
Ama neyse ki yarın en sevdiğim gün.
Sahi bugün günlerden neydi?
Ne fark eder ki,
Pazartesi, Salı, Çarşamba,
Perşembe, Cuma, Cumartesi'yle Pazar'ı
Ki bana sorsalardı,
O günlerin adını da öyle koymazdım hani!
Neyse ki,
Şu anda nefesini şöyle burnundan derince çekip,
Birkaç saniye içinde tutup sonra öylece koyuverebiliyorsan!
Sigaraydı bilmem neydi,
Şekerdi yok tansiyondu düşünmene gerek yok!
Gece yatarken yanında,
Yatağında biri olsa da olmasa da kendine sarıl bir hele.
Kendine geleceksiz,
Sadece bu geceyi güzel atlatacak güzel bir rüya dile.
Velev ki bütün gece,
Kabuslar görüp döndün durdun yatağında,
Ya da ne bileyim...
Yemyeşil kırlarda dolaşırken uyandın da sabahın karanlık çıktı!
Umursamaları kısa tut!
Misal her durumda uyandın nihayetinde ve ne yazık ki,
Kalbin atmaktan vazgeçene kadar da yaşamak zorundasın!
O halde...
Ya bütün günü ağlayıp, sızlayıp,
Feveran ederek yaşa,
Ya da uyanır uyanmaz,
Sade bir Türk Kahvesi yap kendine,
Giyinirken yeni umutlar dile.
Arada tıkanık öksürük nöbetleri olur takma,
Hem dün akşam da az içseydin sigarayı!
Öyle ya sıcacık yatağından çıktın,
Buz gibi salonunla,
Mutfağın arasında mekik dokumaktasın.
Üstelik mim gibi aklındadır o durum!
Şayet kahve makinen yok da,
O cezvenin gözünün içine bakıyorsan,
Ne vakit gözünü çevirsen,
O zaman köpürüp taşacaktır o!
Yanisi şu, artık uyandıysan yeni günün sabahına!
Akşamın zehirli zemheri çığlığı olsa da,
Gecen kabuslu canavarlarla dolsa da,
Sade Türk kahven,
Kısık ateşte ve cezvede,
Şimdi pişiyor ve de taşmaması gerek.
Sonuna kadar okuduysan,
Günün saatinin önemi de yok zaten!
Hiç kimseye,
Bir yorum da bulunmana dahi mahal yok.
Lavaboya git misal,
Her neredeysen şu anda mühim değil.
Oradaki aynaya bak bir,
Umursama aynı fotoğrafını biri görürse diye.
Bir bak!
Yüzüne, saçlarına, gözlerine,
Dudaklarının duruşuna iyice bir bak!
Beğendin...
Ya da beğenmedin oradaki silüeti ne mühim!
Gözlerinin öbeğine öbeğine,
İçinin içine bak iyice.
Saçının rengi, kaz ayakların,
Gıdın, gadan, kilogramın, kırışıklarına değil ha!
Gözlerinin öbeğine öbeğine, içinin içine bak iyice.
İşte onlar hayata umutla,
Işıltılı bakana kadar,
Kendi yansımana gülümse kendine, bir dene!
Cemre.Y.

9 Eylül 2018 Pazar

Yalnızlığım

…Yalnızlığım..
Yüzüne, gözüne, hüzün değmiş yalnızlığımın.
Öyle iki üç günlük sanal aşık değil be cancağızım
Bana, yüreğimi, yüreğiyle, ömrünce örtecek bir can lazım.
Cemre.Y.

Sanal Sevişmeler

…Sanal Sevişmeler…
Bütün gözü kara deli cesaretli
Bütün ilgisi, alakası, şefkati ve güveni
Size "Evet" dedirtip sevginizden şüphe duymayana kadardır.
Önce ana sayfanızdan hiç eksilmeyen beğeni ve yorumları yok olur,
Sonra özel mesaj kutunuzdaki sevgi sözcükleri.
Aramalar ve özlemeler de azalmaya başladıysa iyiden iyiye…
Bu sefer acı çeken taraf olmama kararınızı
En başından verdiyseniz
Usulca ve sessizce hayatından gidersiniz!
Ruhu bile duymaz!
Bitirdiğinizi anladığındaysa
Yazık olur çoktan bir ömür sürebilecek güzelim aşk'a.
Hırçın bir gidiş değildir bu…
Bu sessiz bir vazgeçiştir.
Sanal sevişmelerden de hayır gelmezdi zaten.
Cemre.Y.

31 Ağustos 2018 Cuma

Uzaklar

...Uzaklar...
Uzaklara gittikçe yüreğine çöreklenir mi bir insan diğerinin...
Bilmem ki bir daha ne zaman kavuşur bir çift sevdalı yürek
Ya da ne zaman bakışır iki çift birbirine aşık bakan gözler.
Sanallar dolusu yalan sevişmelerdense,
Çoğunlukla yalnızlığımın omuz başlarından öptüğüm doğrudur.
Cemre.Y.

28 Ağustos 2018 Salı

Sanal Sevişgenler

…Sanal Sevişgenler…
Hayat bu sevgili'm...
Ya ben sana erken gelmişim,
Ya da sen bana çok geç.
Bir türlü...
Bir sevdanın iki yakasını,
Bir boğazda ilikleyemedik hepsi bu!
Zira ortalık dağınık henüz...
Ortalık,
Sanal sevişgenler dolu.
Aşk...
Kalp ile beyin arasıydı halbuki,
Bacak arasına dalıp çıkmış.
Olmadı tabi.
Zira sevmek…
Yürek işiydi.
Cemre.Y.

7 Ağustos 2018 Salı

Yokum

…Yokum!...
Artık yıldızlar geceye serilmişken,
Uykularımız gecenin yastığına sarılmışken bile,
Yazık ki artık güneş olanca güzelliğiyle,
Beton binaların, betonlarını aşabildiği zamanlarda,
Tan yerini ağartıp,
Gecenin yıldızlı yakamozlarına,
Şefkatli birer öpücük kondurup,
Sevdiceğinin uykulu gözlerini öpmeden önce,
Kimse kimsenin uykusundan da,
Sabahından da öpmüyor kirpiklerinden!
Artık her şey sanal sanal yanılsamalar azizim!
Saçma sapan kendilerimizce aralarına,
Sesli harfleri sevgiden geçen kelimeler kondurmaya çalışıyoruz.
Boşuna.
Nihayet çözdüm oğlum şifrenizi!
"Slm"
"Nbr"
"Mrb"
"Ytk!"
"Kib"
"By!"
Siz bence alın bütün sessiz harflerinizi götünüze sokun!
Ben zaten sizin hiçbirinize "Yok!" um!
Cemre.Y.

14 Ocak 2018 Pazar

Son Veda

…Son Veda…
Ben kimseye güzellik yapma derdinde değildim oysa!
Güzelse ve kaderim güzele denk getirdiyse beni…
Gocunmazdım, an'da hissiyatımdan.
İçimdeki neyse o'yumdur zira…
İçim karışık, daha bugün,
Onca kanseri yenmiş şiir kalemimden birinin,
Yine yenildiğini…
Ya da yine kanser hücresinin, yeniden hortlayıp,
Hayata dair bütün umudunun, moralinin yok olduğunu öğrendim!
Daha bugün, bugün yine…ben yine…
O son kere ayak parmak uçlarını öperken anamın, o yoğun bakımda…
"Gitme ama sen de çok yoruldun be anam!
Daha mutlu olacaksaydın da, git madem…"dedim.
Hangi sanal alemin,
Hangi gerçek sevgisini arayanlar anlayabilir ki bu vedayı.
Neyse yine çok konuştum ben!
Cemre.Y.

29 Aralık 2017 Cuma

Silikon

…Silikon…
Senin paran bende geçmez be canım,
Ne ruhumu ne de bedenimi satın alamazsın sen!
Memeleri silikonlu, burunları plastik kalkığı,
Vereceğin kredi kartı limitine göre,
Kenarımın köşesi bile olamayan,
Emmeli, gömmeli sanal dilberlere geçer.
Öyle ki, öpsen silikon,
Okşasan silikon,
S...sen silikon.
Ama öylesi yarar sana, sen bir…
En yakın starbucks'a bir uğra istersen!
Kendime en sadesinden
Türk Kahvesi yapacağım ben.
Cemre.Y.

18 Aralık 2017 Pazartesi

Kanser Ve Farkındalık Reklamı Çılgınlığı

...Kanser Ve Farkındalık Reklamı Çılgınlığı...
Kanser ve farkındalık ile ilgili küçük bir anektod...
Biz annemin kanser olduğunu,
Ondan mümkün oldukça gizlemeye çalışırken,
Meğer o da bize en zor teatralini oynamışmış!
Meğerki, bütün kanserliler o onkoloji koridorlarında,
Mutlaka rastlaşır, mutlaka da "Senin nerende?" diye sorarlarmış!
Rahmetli anamı ilk kez kemoterapiye götürdüğüm gün ona söylediğim,
İlk ve son yalanımdan daha o gün utanmıştım!
Onca acıları çekerken,
"İçimde habis bir ur var sanki be kızım." dediğinde,
"Nerenden uyduruyorsun be anam bunları,
Öyle olsa doktor bulmaz mı?" demiştim.
Onun kemoterapi alması sadece önlem amaçlıydı,
Buna inansın diye ne çok çabalamıştık.
Sonraki aylar boyunca da karşılıklı devam ettik bu yalana!
Yani boşuna bangır bangır sanal gündem yaratma telaşına girmeyin,
Sülasinden biri kanser olan herkes zaten,
Bu sinsi illetin, farkının fevkinde.
Hee yeni bir model peşindelerse!
Reddediyorum gidip gidip sonuçları psikolojiğe bağlanan,
Adını koyamadıkları yeni bir kanser şeklini ben.
Evet efenim!
Psikolojik benim bütün dertlerim.
Ama size inat değil mi kanser değilim.
Zaten es kaza öyle bir teşhis koyarlarsa talebim net!
Öyle farkındalık vs.gereksiz zaman harcayamam.
Kemoterapiyle kendime kanser enjekte ettiremem.
Tercihim; Pılımı pırtımı toplayıp, Dünya turuna çıkmak.
Sonrası; Ötenazi!
Bence son zamanların en büyük devrimi budur!
Buyurunuz siz!
Ben sizin beğeni sayınıza, paylaşımınıza mani olmayayım,
İster göğsünüze takın o Pembe Kurdeleyi, ister külodunuza...
Fibrokistiklerin akıbetini hiç bilmiyor,
Hiç de merak edip araştırmıyor olsanız da...
Total ige yüksekliğinden,
PDW nin de aksine bir hayli düşüklüğünden,
Ve bütün bunların negatif li pozitif li acayipliğinden bir haber olup,
Kimi kan kusup...
"Amann azıcık bir midemden ve burnumdan kan geldi." deyip,
Kimi, iç kanama belirtili
Simsiyah çıkan gaitanıza susluğunuzu hayal dahi etmiyorum.
Gülümseyemiyorum!
Kandırın kendinizi!
Farkınıza varın evet!
Hatta sigarayı da bırakın!
Çünkü sigarayı bırakırsanız,
Her gece bir peri yatağınıza eşlik edip, ayaklarınızı ısıtacak.
Çünkü korkmadan uyayacaksınız olmayan geleceğinizden,
Çünkü iyi olacaksınız, ömrünüz uzayacak, daha çok…
Neyse kötü örnek olamayayım ben.
Ha bu arada daha fazla olamayan parayla,
Kredi kartına borca girmeye gerek yok,
Özel sigortamı da iptal ettirdim ben!
Beş seneye kim öle... kim kala...
Varın, siz farkında olun size gülümsemesi çok uzak kanser çeşitlerine.
Ben reddediyorum.
Cevabım net!
"Hayır, ben savaşmayacağım, annemden yorgunum!"
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Hayır!

...Hayır!...
Hayır, bayım/bayanım,
Hayır, sayın dost ve de bilcümle de akrabalarım.
Hayır, sanal alemde gerçek sandıklarım!
Hayır, sevildim sanıp sevdiklerim.
Ve hayır, dibine kadar sevildiğimi bildiğim halde,
Bir türlü onlar gibi,
Onları, sevmeyi bir türlü beceremediklerim!
Beni en çok siz affedin.
Korkmayın, henüz ölmüyorum da.
Biraz kabuğuma çekiliyorum.
Yokluğum sadece size değil,
Bana sakın gücenmeyin, sakın ha!
Hiçbirinize, sırtımı dönmüyorum ama,
Güceniğim ben bu kaderime.
Zira...
Hep benimdir, sizlerin içlerinden birilerinin,
Kırılmış serçe kanatlarından sızan,
Her bir yarayı, ömrümün bir sızısından,
Sızıp duran yaralarımın hatıralarıyla,
Teker teker şefkatli buselerimle öpen de...
Oysa sizler...
Hepiniz!
Azıcık yaralarız geçince...
Beni sessizce terk edip duran.
Zümrüdüankalığımın gururunu,
Yüreğimi öylece yerle yeksan yıkan!
Yine de hep "Olsun." dedimdi.
Neyse ki benim sırtımı,
Sonu ecele bile dayansa feda edeceğim
Bir kızım var!
Ya sizin bir tam diyebileceğiniz,
Kendinizi, sebepsizce, sorgusuzca, sınırsızca,
Adayabileceğiniz neyiniz var?
Sonu ecele kadar,
Değecek o noktalar,
Ney'iniz?
Oysa daha en güzel hayalini dahi,
Sunamamıştım o'na...
Kısmet, kim bilir, ne zamana gerçek olur.
Kim bilir ki,
Astımım olduğunu öğrendiğinden beridir,
O hayalinden bile vazgeçmiştir!
Oysa bahçeli bir evimiz olsa...
Hiç de fena olmazdı bir Golden köpüş şimdi
O dönene kadar bana!
Bilmiyor tabi bu hayalimi de.
Kadın o da sonuçta,
Vır vır da dır dır dan zaman kalmaz hayalini anlatmaya...
Sonra dönüyorum aynama,
Gözlerimin içine bakıp şöyle diyorum,
Yalnızlık çok zor zanaat sevgilim.
Bence nerede çok konuşuluyorsa
Ve de gereksiz yoğunluksa,
Geçmişin geçmiş acılı anıları
Öpüşülmelidir nokta!
Seni yalnızlığından öpen birini bulursan,
"Suuuss"
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...