gurur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gurur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2025 Çarşamba

Vicdan İşte!

...Vicdan İşte!...
Sanki bayrammış da,
Mahallenin hiç tanımadığı tüm zenginlerinin ellerini öpüp,
Tomar tomar paraları cebine indirmiş gibi,
Kaldırım kenarında durmuş
Paralarını döke saça saymaya çalışıyordu.
Sanırsın o, beş yaşındaki en küçük yaramaz kardeşim!
Sanırsın ben on bir yaşımdayım, bir küçüğüm on.
Tanımadığı insanların asla elini öpmeyen biz.
Eh haliyle de...
Şekerden başka bir şey toplayamamış olan bize sırtını dönmüş,
Yerden toplamaya çalışarak yeniden saymaya çalışıyor,
Sayamadıkça daha çok dökülüyordu paraları.
Etrafta onu kolaçan eden çingene çocukları
Ortalık sakinleşince doluşacaklar yere dökülenlerin üzerine!
Dayanamayıp yanına yaklaşıyorum,
Toparlayıp cebine sokuşturuyorum paralarını.
"Eve git!" diye kızıyorum ama nafile!
Ben kızdıkça o kahkahalar atıyor umursuzca.
"Çikolata alacağım ben!" diye bağırınıyor sokak ortasında.
"Sizin paranız yok diye kıskanıyorsunuz hep beni." diye çığırınıyor!
Kıyamıyorum yine de,
Sayamadığı paralarını toparlayıp bakkala götürüyorum,
Abur cubur ne isterse dolduruyor naylon poşete.
Kasadaki kızın gözleri parlıyor paraları görünce.
Ederini verip, kalanı cebine doldurup zorla eve götürüyorum.
Biz kardeşimle topladığımız bayat şekerleri anneme verirken,
O salonun ortasındaki halıya oturup bacaklarını açıyor kocaman,
Elindeki abur cubur poşetini boşaltıyor bacaklarının ortasına.
Bir onu açıyor ucundan bir ısırık,
Bir diğerini açıyor kenarından kocaman bir ısırık.
Hiç kimse de hiçbir şey demiyor ona.
Çünkü "Bar bar bağırıyor bunları ben kazandım kime ne!" diye!
Yalan yok, yutkunuyoruz ama!
Hiç de yeltenmiyoruz ondan bir ısırıkçık olsun istemeye!
Hiç kimse de bize bayram harçlığı falan da vermiyor zaten.
İşte bugün, tam da o günü yaşattı bana babam olmayasıca!
Kendine sigara almaya giderken,
Artık sayamadığı paraları sokağa saçarken,
Yerden toplayıp toplayıp tekrar yere dökerken o anı yaşattı bana.
Komşu dükkandaki insanlar pis pis ona sırıtırken
Tam da o duyguyu yaşattı bana.
Bakkala götürüp sigarasını aldım,
Parasını sayıp cebine doldurdum zar zor eve yolladım lakin,
Hala aklımın kenarında bir soru!
Yere döküp saçılan o paralar acaba kendi emeklisinden olanlar mıydı,
Yoksa onun yüzünden kanser olan,
Bir küçük kardeşimin ve eşinin çabasıyla malülen emekli olup,
Tek bir emekli maaşını bile doya doya yiyemeden ölen anamın hakkı mıydı?
Çifter çifter emekli maaşa konan o adamın
Gözümün içine soka soka,
Tekrar tekrar saymaya çalıştığı paralar saçılsa mıydı!
Birileri bir kenarda sümsüğü yapıştırıp,
Elinde belinde ne var ne yok soysa mıydı?
Lakin öyle hık diye ölmezdi ki böyleleri,
Yanarlar, yakarlar, hiç olmadı sakat kalırlar,
Canları sağ, yakınlarına sakat yaşar giderlerdi.
Bir de serde olmaz olasıca vicdan var tabi.
Onlar bilmezler.
Döke saça, yaka yıka yaşayıp giderler de.
Vicdan işte,
O da...
Kimlere konacağını biliyor demek ki!
Cemre.Y.

4 Mayıs 2025 Pazar

Artık Sen Bensizsin

...Artık Sen Bensizsin...
Olmayacak mevsimde,
Hayallerinin üzerine kırağı yağmış da,
Ucu yanık mektuplara dönmüştü
Terasımdaki gülümün taç yaprakları.
Özenle alıp sakladım onu.
Durduk yere dudakların aklıma geldi,
Hani sen gülünce, dudaklarının kenarına yerleşen,
Gül kıvrımlarından öperdim ya seni.
Gururum olurdun da alnına kondururdum buselerimi.
Yokluğunda çiçeklere sardım kendimi.
Geçen gün de limon ağacım çiçeklendi misal.
Artık sen bensizsin nasıl avutursan avut kendini!
Cemre.Y.

4 Ocak 2023 Çarşamba

Ben En Çok Anne Olabildim Sanıyordum!

...Ben En Çok Anne Olabildim Sanıyordum!...
Her ne zaman bana…
"Sen bu hayatta, en çok neyi başarabildin?" deseler!
Şimdi olduğu gibi…
"Yaşamaya devam edebilmek!" demek yerine,
O zaman ki düşüncelerimle,
Şöööyyyle bir koltuklarımı kabartıp,
Derin, çok derin bir nefes alıp,
Gururla!
"Annelik!" derdim.
Öyle ya…
Ne zaman çaresiz kalsam,
Olabilitesi en yüksek çareleri,
Çocuğum için,
Onun üvey baba ellerinde büyümemesi için reddetmiştim.
Yememiş, yedirmiş, giymemiş, giydirmiş,
Sevdirmemiş, sırf, safi, en çok, onu sevmişim!
Oysa sınıfta kalmışım son ü yıldır.
Üç yıl da bundan evveli var tabi yıllar içinde.
Ben en çok anne olabildim sanıyordum!
Uğruna gençliğimi serdim yollarına,
O ateşlendiği ve babasını sayıkladığı zamanlarda
Sesimi kalınlaştırarak,
Babası gibi konuştuğum geceler boyu,
Gözyaşlarımla ıslattım anlındaki bezi.
(Şimdi belki beni sayıklıyordur,
Ateşi yükseldiğinde de…
Herkes ben mi ki, babası sansın diye sesimi kalınlaştırdığım gibi,
Başucunda, sesini inceltip, annesinin sesini versin ona?)
O buğulu yosun gözleri, hiç ağlamasın istedim.
İstedim ki hep gülsün.
Sahte rejimler yaptım param olmadığı zamanlarda,
O yemeğini huzursuz olmadan yiyebilsin diye.
Bazen soğuk yatağım,
Bir insan tenine ihtiyaç duyduğunda,
Yanına gittim kokladım onu, sarıldım ona.
"Olsun varsın." dedim.
"Benim bebeğim,
Benimle ve ben hiçbir zaman korkmayacağım,
Düşünmeyeceğim üvey babası ona zarar verirse!" diye.
Bayramlarda yeri geldi,
Başkalarının verdiği kıyafetleri giydim ama!
Ona her zaman en güzel,
En beğendiği bayramlıklarını aldım,
"Olsun!" dedim.
"Benim bebeğim bayram çocuklarının en güzeli ya."
Benden başkaları, akrabaları, amcaları bile!
Ona aldıkları bir iki çikolatayı bile hesaptan sayarken,
Ben ömrümü verdim bedavadan!
"Olsun!" dedim.
"Ben yavrumu, yavrum olduğu için,
Canımın, etimin parçası olduğu için seviyorum." dedim.
"Bu hayat senin!" dedi anneannem bir gün bana,
Üstüne "Bir daha gelmeyeceksin bu dünyaya,
Gençliğin, güzelliğin, tazeliğin,
Elinden gitmeden bul bir hayat arkadaşı kendine.
Ben yedi tane doğurdum ama yatağımın sol yanı hep boş,
Evlat dediğin nankör bir kedi misali, verdikçe alır." ı ekledi.
Meğer!
Şu hayatta en çok anneannem sevmiş beni.
Oysa benim meleğim...
Sadece bir evlat değildi ki bana,
Arkadaşımdı, dostumdu, annemdi, dert ortağımdı,
Hiç olmayan ablamdı, her şeyimdi.
Ben de onun için öyleyim sanıyordum.
Meğer ne çok nefret saklamış küçücük yüreğinde,
Minicik yüreği kaldıramamış,
Nefretinin ağırlığını sayfalara doldurmuş.
Bütün sahip olamadıklarının suçu bendeymiş de,
Haberim yok-muş?
Ben yetmeye çalışıp daha çok yoruldukça,
Yetemiyor muşum meğer!
Koruyup, kollayamıyor muşum onu.
O kadar konuştuklarımızın ve paylaştıklarımızın,
Neresine sakladın nefretini meleğim.
"Canım annem!" derken,
İçinden nefretini mi haykırdın yüzüme.
Ve ben tıpkı babana aldandığım gibi,
Sana da mı aldandım bunca yıl.
Her şeye katlanırdım dayanırdım da
İki yüzlü davranmasaydın bana.
Ben en çok anne olabildim sanıyordum.
Tutunmaya çalıştıkça hayata bir yerlerden,
Tutunduğum son dalımı da kesiyorsun dibinden.
Yüreğimin ateşi,
Şimdi seni de mi söndürmeye çalışacağım?
Bilmiyorum ki bir on yedi yılım,
Yahut yirmi beş yılım daha var mı?
Peki
Şimdi
Onca kaybedilenlerimden sonra,
Senden sonra!
Benim evim kim?
Cemre.Y.

12 Kasım 2022 Cumartesi

Mutlu Musun Uzaklarda

...Mutlu Musun Uzaklarda?...
Herkes seni soruyor,
"Sahi, sen görüşmeyeli nasılsın çocuk?
Mutlu musun uzaklarda?"
Aylar sonra, hiç ummadığın bir anda ve mekânda,
Ansızın, öylece hazırlıksız,
Eskimeyen dostunla karşılaşırsın.
Kaldığınız yerden başlamak için gözleriniz buluşur,
Okursunuz birbirinizin ruhunu...
Çok şeyler olmuş görüşmeyeli de...
Geniş zamanlara ertelenmeli...
Kaçınılmaz sorular vardır, ayaküstü sorulan
Ve cevapları aceleyle geçiştirilecek "iyiyim" le biten.
Bazı dostluklarsa, kısacık bir an olsa bile,
Birbirimize "neysek o" dur.
Bu sefer ikimizde iyi değildik de...
Seni sordu...
Bilmiyordu...
Öylece dökülürken cümleler,
Sanki…
Bana ait değildi tellerimden çıkan o sesler...
Şok'a girdi...
Oysa cümlem kısa, anlaşılır ve netti.
"Eylül'le yollarımız ayrıldı." dedim.
Öylece dondu kaldı,
Herkes gibi, herkesim gibi...
"Yani, evde yalnız mısın şimdi?"
Tek'liği ve yalnızlığı yakıştıramadım kendime de,
"Benden başka, kimsem yok!" dedim.
Gözleri, çoktan hazırdı sarılıp ağlaşmaya...
Durduk...
Bakıştık...
Gözlerim, yüreğime kadar acıdı ve orada kaldılar.
Yine sessizliğe ağlayamadım!
"Ne hissediyorsun?" dedi...
Hiçbir şey hissetmiyordum!...
"O kadar çok mu kırdı seni?" dedi.
Kırılmamıştım!...
"Geniş zamanlar ayıralım birbirimize" diyerek ayrıldık.
Sokağıma girdiğimde elektrikler kesikti.
Şimdi sen olsaydın bu evde...
Nasıl da evham yapar, eve girip de,
Senin korkmadığını görene kadar,
Kendi kendime söylenirdim.
"Kesin sarjlı lambayı şarj etmemiştir,
Üstelik, bir kat aşağı inmeye üşenmiş,
Soğukta, korka korka oturuyordur." diye,
Aceleyle merdiven otomatiğini bulup,
Olmayan elektrikle,
Lambalar yansın diye,
Boşuna bir çaba ile,
Her katta yakmaya çalışırım hep o lambaları,
Olurda yanarsa,
Sana cesaret, ışık ve sıcaklık getirebileyim diye...
Böyle zamanlarda ne zaman sana böyle gelsem,
Sen korkmamış ve üşümemiş olurdun.
Gurur duyardım kendimle...
Seni böylesi cesur ve güvenli eğittim diye...
Yalanmış!
Doğru olan...
Benim içgüdüsel evhamlı cümlelerim miş!
Bu sefer yine eklektik yoktu sokağımda,
Ne evham, ne korkum yoktu!
Telefonum ışığı ile evime girdim.
Şarjı bitti yedek bataryayı taktım...
Elektrik olmadığı için
Sobam da yanmadı ama üşümedim.
Geniş zamanlarda,
Dostuma,
Seni nereden başlayarak anlatacağımı düşünüyorum.
"Sahi, ben, en ilk,
Ne zaman sende yalan oldum a çocuk?"
Herkes seni soruyor,
"Sahi, sen görüşmeyeli nasılsın çocuk?
Mutlu musun uzaklarda?"
Cemre.Y.

16 Nisan 2022 Cumartesi

Bahar Güneşi

…Bahar Güneşi…
Nisan ortası nihayet havalar ısınmaya meyl etmişken,
Günlerden Cumartesi ve üstüne üstlük,
Bahar güneşi zülüflerini uzatmışken penceremden,
Durduk yere toprağa harmanlandı ellerim.
Minicik tohumları yerleştiriverdim binbir özenle!
Can sularını da damıttım parmak uçlarımla.
Canına can kattıklarımın,
Canımı kanattıklarını düşünmedim bu sefer!
Çünkü artık, tam da şimdi…
Çoktandır solup giden hayallerimi,
Yenileriyle yenilemek vakti!
Hiç yoktan birinden biri, belki, filizleniverir misal!
Hiç yoktan birinden biri meyve verir, sebze verir belki.
Durduk yere…
Çoktandır yenilenmemekten,
Okşanmamaktan solan gururum,
Övünçle dolar, tepeden tırnağa!
Bahar güneşinin zülüflerinden öpüp,
Saçlarıma, ellerime, yüzüme, gözüme sürüp,
Tepeden tırnağa teyemmüm edip,
Hiç yoktan…
Yeni bir ben daha olurum yeniden kim bilir!
Cemre.Y.

16 Ekim 2020 Cuma

Eksik


...Eksik...
Ucuza harcanmasın diye ömrümün gururu...
Pahalı gün batımlarının çok yıllık kadehlerini,
Yüzlerine döküp, arkama dahi bakmadan,
Çekip gitmişliğim çoktur da!
Hani es kaza...
Salaş bir balıkçı masasının,
Rengarenk masalarından birinde,
Hayata..
Yeni bir şans vermişçesine eğmişsem başımı,
Fesleğen yalnızlığımın tam ortasındaysam hani!
İzin vermişliğimde vardır hani,
Yüreğimin usulca okşanmasına.
Kalbimde çiçek bahçeleri açarken,
Misk-i amber kokularımı da salmışımdır ya hani!
Şimdi...
Şöyle bir bakınıyorum da yüreğimin kıyılarına,
O, onca yüze dökülen kadehlerin mi ahı vardı acaba!
Zira...
Nicedir masaların rengi solmuş,
Sandalyelerin hep bir ayağı aksak!
Bir tek fesleğen çiçeği bile yok, eksik!
Hadi insanı geçtim de...
Mavi eksik, yeşil eksik, sarı eksik,
Gururumun koca çınarının kahverengisi eksik!
Hani şöyle namus timsali falan da seçilmemişim,
Şu hayattan bir "Aferin!" bile bana hep eksik!
Daha denizi, yıldızı, yakamozu, mehtabı, ay'ı...
Daha...
Rakıyı, şalgamı, eşliğinde balığı saymıyorum bile!
Ulan özlenmeyi falan geçtim de,
"Sen bende eksik kaldın." diyenim bile olmamış hiç!
Eksik işte.
Her şey...
Herkes...
Fesleğen yalnızlığına bürünmüş ömrümde...
Ömrüm...
En başından terk edilmişçesine,
Hala, hep eksik!
Cemre.Y.

15 Ocak 2020 Çarşamba

Düşünsene

...Düşünsene...
Düşünsene bir,
Bunca yıl sonra artık sadece iskeleti kalmış şu tahta evin,
Tam kırk altı yıl öncesindesin!
Rahmetli anan,
Sahibi diye başlık niyetine sayıldığı bütün o tarlalara,
Karnı burnunda ırgatlık yapmamış bütün gün!
Bütün tarlalarda hazır olmuş hasatlar.
Evin bütün odaları şen şakrak pür telaş heyecanda!
Ağustos sıcağı yakmıyor da efil efil esmekte o gün...
Baban ilk evladı doğacak diye,
Nasıl da gururlu cinsiyetini umursamaksızın!
Köyün tek ebesine haber etmiş daha imsak vaktindeki ilk sancıda.
Gece çökene kadar rahmetli anamın karnını sıvazlamış babam!
Güvenmişim,öyle çok güvenmişim ki babama...
Doğmuşum ve bütün ömür yaşadıklarım sadece bir kabusmuş,
Uyanınca,
Beni yine koruyup kollasın diye anamdan çok babama sarılmışım!
Cemre.Y.

24 Haziran 2019 Pazartesi

Çocuk

...Çocuk...
İçimde...
Henüz çocukluğunu kaybetmemiş,
Henüz kötücül canavarlar rüyalarına el değmemiş,
Yeni bir ruh geziniyor.
İçimde...
Henüz ergenliğinin asiliğini giyinmemiş,
Henüz kötücül canavarlarla hiç yüzleşmek zorunda kalmamış,
Küçümen, özgür ve cennet kokulu bir kız çocuğu var şimdi.
Öyle ki...
Sanki beş yaşıma geri dönmüşüm de,
Savaştığım tek şey denizin dalgalarıymış!
Nasıl olsa annem beni sahilde kucak açmış bekliyor.
İçimde...
Çoktan kabuk bağlamış o yaranın parmak izi!
Korkmuyorum bu sefer, 
Onu kazıyıp hep aynı geçmişimle yüzleşmekten.
Her şey...
Yazgımıza yenilmekten ibaretmiş meğer!
Beş yaşınızdaki özgürlüğünüze dönebildiğinizde...
Her şey çok güzel olacakmış meğer!
Şimdi ben, keyfim ve de kahyası,
Epeyce yorgun, lakin epeyce de dingin, 
Birazdan biraz fazla gururlu, biraz da mutlu bir kız var içimde.
Hayallerim, ümitlerim ve ben
Anam'la yavrum aynı lakin...
"Baba!" karakteri boyuyoruz resimlerce...
Nihayetinde baba hariç,
Bütün renkler hep güzel.
Lakin!
Siyahı hiç kimse sevmese de...
O bile yaşlanıp, saçları ağarıp, küçümen bir çocuk olunca,
Yürekten affedilmeyi artık, hak ediyor bence!
Çünkü...
Onun da kendince olabiletesi en güzel çocukluğu...
Çünkü onun da kendince değiştirmek istediği
O kader çizgisi mutlaka vardır.
Yeter ki..
Daha çok çocuk ol!
Cemre.Y.

24 Mayıs 2019 Cuma

Sen Bilemezsin Lakin

…Sen Bilemezsin Lakin…
Sen bilemezsin lakin…
Ben iyi bilirim yokluğuna kaç yağmur damlası yağdı bu şehre!
Kaç kaldırım taşının altından çamurlu su sıçratmaya kalkışıldı ömrümde.
Kaç aracın camı sırıttı üstüme sırf onlara binip kendimi satmıyorum diye!
Yıllar yüzümün çizgilerini bana inat belirginleştirse de…
Göz pınarlarımda nasıl hazırsa yağmurum,
Bir kuş kanadının neşeli sesine de bir kahkaha patlatırım.
Sen bilemezsin lakin…
Akşamında süslü porselen bebekler gibi lüks arabalarda,
Gecesi için alınmış,
Cafcaflı fırfırlı eteklerinin altından beni küçümseyen hatunların,
Ertesi sabah benimle aynı minibüse binip,
Yırtık ayakkabılarının çamurlu yağmur suyunu alışını da seyrettim ben.
Sen bilemezsin lakin…
Artık beşinci duvarım da yüzünü dökmeye başlasa bile,
Tavanıma bakmak için dahi başımı kaldırıp,
Çenemi dikleştirdiğimi unutmam illa!
Sen bilemezsin lakin…
Gururumu ve dahi hayata inadına dik duruşumu çok severim ben.
Cemre.Y.

11 Ekim 2018 Perşembe

Başlamadan Bitti Yani

...Başlamadan Bitti Yani...
Aşktı aşk olmasına, sevdaydı sevda olmasına,
Adı aklımdan geçse, yüreğim...
Bayram harçlıklarının hepsini lunaparkta harcamış,
Küçücük bir kız çocuğu gibi pır pır ederdi.
Sanki dönme dolabın en tepesindeymiş gibi,
Sanki çarpışan arabama o sevdiğim çocuk çarpmış gibi.
Sanki uçan salıncaklarımız birbirine çarpmış gibi.
Heyecandı heyecan olmasına ama...
O...
Bunca yıl ayrılıktan sonra, çocuğunun anasını tercih etmişti.
Elbette her şey depresyona giren o kız çocuğu içindi de.
Sanki ben bu romanı başka bir kitaptan,
Başka bir karakter olarak içindeyken okumuştum hani bir ara!
Ne gerek vardı her akşam evine dönecek kocasını bekleyen o kadını,
"O kadın." olup yeni gelecek umutlarından vurmaya!
Varsındı adam kimi kiminle aldatsındı da yeter ki,
Gurur onursuzluğa yenik düşmesindi, başlamadan bitti yani!
Cemre.Y.

30 Ağustos 2018 Perşembe

Yosun

…Yosun…
Kanatlarının yükünden yorulmuştu küçük melek,
Omuz başları inmiş, sırtı kamburlaşmaya başlamıştı.
Sonra yine her zaman olduğu gibi ansızın onulmaz bir gururla,
Yine onu alnının ortasından öpüverdi kadın.
Gözlerinin yosunundan yaşlar akıverdi meleğin.
Kadın ne söylese, neleri sussa dindiremedi kirpiklerinin ıslaklığını.
Eli, kolu, ömrü…
Çaresiz bekledi kadın.
Kemanın tellerine yüreğinden dokunmuştu biri…
Diğeri oynak bir şarkıyla,
Sahil kenarı eğlencesi söylemeye çalışıyordu.
Aslında istisnasız herkes, o gece…
Yüreğinden yüreğine ağlıyordu.
Sonra birden sustu melek, bir durdu, duruldu.
Gözlerinin yosunun da akşam güneşi batması gerekirken,
Gecenin ayazında tan yeri ağarıyordu!
Soyundu melek kanatlarını…
Omuz başlarındaki ağrıdan kurtuldu.
Doğruldu, sırtındaki kamburu denize attı.
İnsan olduğunu hatırladı hıçkırıklara boğuldu.
Zira hayat hiç kimseye…
Hiç de o kadar kolay değildi.
Oynak bir şarkı çaldı, oturduğu yerden oynadı.
İçini bir tek kadın gördü.
Meleğin içine girdi.
Önce bütün dağınıklığı topladı,
Sonra yitip gitmiş ramak kala'larını.
Yosun gözlerinin kirpiklerinden tel tel öperek geçerken,
Kendi suçlarını da buldu,
Onu istemeden acıttığı ayna yansımalarını.
Canının bütün kırık canlarıyla,
Onun can kırıklarını bir araya getirip,
Buruk bir gülümsemeye terk etti.
İşte o an…
Durduk yere gerçekten hissederek gülümsedi küçük melek.
Ah bir görseniz…
Birdenbire nasıl da büyüyüp yaşlanmıştı.
Söz ilk defa iki cümle kelam etti.
"Artık yeter, cehenneme kibrit çöpü attım ben!" dedi melek..
Sükut, son defa cümle eyledi.
"Senin kibrit çöpü attığın yere, ben benzin dökerim be kuzum" dedi.
Herkes… herkesi… en olabildiği kadar affetti.
Cemre.Y.

14 Mayıs 2018 Pazartesi

Annesine Aşık Olmayan Bir Adam, Başka Bütün Kadınları Yarım Sever!

...Annesine Aşık Olmayan Bir Adam, Başka Bütün Kadınları Yarım Sever!...
Daha ilk cümlemi okur okumaz itiraz seslerinizi duyar gibiyim.
Zira kadın-erkek ayırdımına varmaksızın çoğunuzun
Beyin algısında aşk deyince tek bir çağrışım uyanıyor,
Cinsellik...
Ne büyük hata!
Oysa yazımın ilk kelimesi "Anne!" ile başlıyor ki
Bir kadın hamile olduğunu hissettiği andan itibaren annedir.
Bütün cinsel kimliklerin dışında çok farklı bir olgudur
Annenin evladına, evladın annesine duyduğu sevgisi ve aşkı.
Kaldı ki Dünyaca ünlü Merriam-Webster sözlüğünde bile
Aşk oldukça yalın bir tarif ile:
"Aşk, güçlü bir bağlılık hissi
Ve kişisel bağlanma duygusudur." diye tanımlanmaktadır.
Oğul annesi olmamakla birlikte kız annesi olarak,
Yani anne olmak olgusunun tüm aşamalarını doğru algılayıp,
Doğru yorumladığımı düşünüyorum.
Kız evlatlar ilk andan itibaren anneye daha yoğun ve yakın tutunurken,
Erkek evlatlar doğdukları andan itibaren,
Çevreye mal edilerek anneden uzaklaştırılmaktadır.
Oysa anne cinsiyetsiz sever ve sınırsız bağlıdır evladına.
Gelelim asıl meseleye;
Oğul, bebeklikten itibaren,
Bütün aile ve çevresinden ona en başından dikte edilen
Gurur ve yüceltilme duygusunu aşıp,
Annesine karşı sınırsız sevgi ve aşk beslerse işte o vakit,
Katıksız saf sevgiyi özümsüyor yüreğinde.
Zamanımız hatunlarının
"Ay, süt çocuğuyla uğraşamam,
Hele bu saatten sonra." dediğini duyar gibi oluyorum.
Oysa hangi yaşta olursa olsun annesine aşık olmayan bir adam,
Başka bütün kadınları yarım sever,
Çünkü sadece cinsi münasebet vardır beyninde.
Çünkü o doğduğu andan itibaren o yönde yüceltilmiştir.
Gururdur, ne yapsa, ne yapmasa tolore edilir.
Ergenliğe ulaştığı andan itibaren,
İlk deneyimi ile beraber bütün kadınlar onundur artık.
Biri giderse, diğeri gelir.
Çok az adam tanıdım,
Ergenlik yıllarında genelev kuyruklarını beklememiş olan!
Nadiren ilk deneyimini karşı cinsine duygusal hisler besleyerek yaşayan
Bu tip erkekler hayatları boyunca para karşılığı aşk yaşamamıştırlar.
Hayatlarına girip çıkan kadınlara karşı,
Mutlaka duygusal hisler beslemişlerdir.
İşte bu tip erkeklerdir annesine aşık adamlar.
Hayatlarının her döneminde birliktelik yaşadıkları kadınlarda
En ilk güven duygusunu yaşarlar, aşk ve sevgi sonrasında gelir.
Saygıyı her zaman baş tacı yaparlar.
Kadına kendisini mutlak surette değerli hissettirirler.
Oysa özellikle genç kızlarımız
“En çok beni sevsin, merkezi ben olayım.” derdindedir.
Annesine bağlı olan adamları,
"Süt kuzusu" tehdidiyle aşağılamaya çalışırlar.
Oysa bu tip adamları tercih edenler zamanla görürler ki
“Senin için annesinden bile vazgeçen,
Bir başkası için de ilk fırsatta senden vazgeçer.”
Dedim ya “Annesine aşık olmayan bir adam,
Başka bütün kadınları yarım sever."
Bu yazımı okuduktan sonra etrafınıza bir bakın.
Annesinden ve sevgisinden uzaklaşmış,
Ya da itina ile uzaklaştırılmış erkeklerinize,
Bu bakış açısıyla bir bakın.
Onları birbirlerinden uzaklaştırmadan,
Önceki adamla şimdiki adam aynı mı?
Aynı sevebiliyor mu sizi?
Şimdi diyeceksiniz ki; “Her anne de o kadar anne değil yani."
”Unutmayın ki bebek oğulun duyguları o kadar saf ve yücedir ki
Zaten her anneye, her oğul da aşık olarak yetişmiyor tabi.
Tekrar etrafınıza bakın karşınıza çıkan annesine aşık adamlara.
Hiçbir zaman bir kadını bilerek incitmemişlerdir.
Hiçbir zaman sevmedikleri bir kadınla beraberlik kurmamışlardır.
Hiçbir zaman kadınlarını aldatmamış,
Bir ilişkiyi tamamen sonlandırmadan,
Yeni bir ilişkiye adım bile atmamışlardır.
Hiçbir zaman kadınlarını aldatmamışlardır.
Şu zamanda rastlama olasılığınız çok az ama denk gelirseniz,
Şansınız yaver giderse böyle adamlara aşık olunuz.
Onu dünyaya getiren anneye saygı, sevgi ve şefkat duyunuz.
İşte o zaman, o adam sizi tam sever, katıksız sever.
Elbette annesinden sonra gelmeye gönülden razı olacaksınız.
Emin olun ki o anne bu dünyadan gittikten sonra,
Çok uzun bir zaman hep siz olacaksınız.
Çünkü siz aşkın tamamlayan kısmısınız.
Çünkü siz, bu aşk sürse de süremese de,
Sevgi daimdir ve siz artık onun yüreğinde bir imza'sınız!
Ne vakit Allah korusun!
Anasını kaybetme korkusu yaşasa, sizi hatırlayacak…
Hem de ona ilk gösterdiğiniz ana yaralarınızdan.
Herkesin ömrü daimi ve sağlıcakla olsun.
Şurada emekli olmama yüzyıl daha var…
Üstelik bir Türkiye'm dolusu arşınlamak hayalimle,
Pembe tosbağamla dünya turu hayalim ölesiye kapışırken!
Ben daha imkanlarımı olgunlaştıramadan!
Hiç olmayacak yerden menisküs yırtığı diz ağrısı engel teşkil ederken!.
Gerekse sürüne sürüne gezecem lan dünyayı!
"Seve seve yandıydı!" yazsınlar mezar taşıma gram gam değil.
Sıcak iklimleri oldum olası severim.
(Bu yazıyı yazmama vesile olan elli iki yaşındaki bir adamla,
Seksen beş yaşındaki bir ananın sevgi dolu bakışlarına şükranlarımla.)
Cemre.Y.

19 Ocak 2018 Cuma

Öylece Gittin

…Öylece Gittim…
Seninle kaybettiklerim ve affettiklerim,
Seninle kurduğum hayallerden daha büyükmüş!
Ben senin cebinin bir köşesindeki,
Unutulup son anda bulunmuş bozukluklardan değilim be güzelim.
Hiçbir yerde bozdurulamayan tek mücevherdim.
Aşk'ta gurursuzum evet ama cepte daim kalacak kadar da değil!
Senin gerçeğini anladığım gün,
Sen bende bittin.
Sadece gülümsedim, 
Bana doğacak yeni bir güne öylece gittim.
Cemre.Y.

14 Ocak 2018 Pazar

İyiyim Ben

...İyiyim Ben...
Sevdiceğim, bugün ilk defa olsun,
Ciğerlerin le değil de vicdanınla derin bir nefes al bakalım!
Oksijen yüreğinden beynine ulaşınca da hele bir düşün.
Sadece sevdim seni...
Katıksız, hesapsız, plansız sevdim.
Seni öyle sevdim ki, ben sende bittim!
Güneşin batışını ve doğuşunu hiç göz kıpırdamadan,
Aynı noktadan izlediğini fark edince anlıyor insan.
Her başlangıcın bitişe "eyvallah" olduğunu...
Neyse sevdiceğim!
Benim sendeki önemim
Mezara kadar değil de pazara kadarmış!
Sen yine de kırmış olma beni, ezmiş olma!
İncinmedim ki ben, gururumda onursuz zaten,
Üzülmedim, ağlamadım, sorun yok!
Acımadı ki, hiç canım yanmadı ki.
İyiyim ben!
Cemre.Y.

7 Ocak 2018 Pazar

Gururum Beni Affet

…Gururum Beni Affet…
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek gülüşün gül gamzesinde unuttum,
O gül kıvrımlı gamzenin sonu hep bir öpüştü.
Onun bir öpüşü…
Yarım yüzyıllık nefesim'di çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek dokunuşun akımında unuttum,
Bir dokunuşu…
Yarım yüzyıllık ömrüm'dü çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek bakışın sırrında unuttum,
Bir bakışı…
Yarım yüzyıllık dileğiydi çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bir öpüş, bir dokunuş ve hep o son bir bakışa yerle bir ettim!
Gururum sabret!
İkisini çoktan bitirdim de
Sonuncusu da gittiğinde kralsın yine.
Cemre.Y.

6 Ocak 2018 Cumartesi

Gerisi Hikaye

…Gerisi Hikaye…
Bir seven, bir de sevmeyen varsa…
Artık kazanılan her savaş…
Çoktan vazgeçilmiş ödüldür,
Kaybedilen bütün o gururun geri alınışıdır sadece!
Gerisi hikaye!
Şimdi tam da durduğum bu yerde...
Beni yüreğin titreyerek,
Sevgi ve şefkatle öptüğün geldi aklıma.
Ben sadece buruk bir tebessüm ettim.
Üzerine alınacak olsaydın zaten senindim.
Alınma e mi!
Oysa bu kadar değildi.
Benim hayattan beklediğim ve hatta hayatta hak ettiğim.
Daha yoğunu, daha fazlasıydı her şeyin.
Ben, tiyatro sahnesinde yalanlarla dolu repliklerin yer aldığı,
O iki kişinin doğrularıyla yaşamaya çalıştığı,
Romantik komedi rollerinde değil de,
Sonunun herkesçe bilinebildiği bir opera yoğunluğunda,
Şu ömrümde çığlık çığlığa heyecanlarıyla yaşayabilmeliydim her şeyi,
Yaşatabilmeliydi birileri mutluluğun son durağını bana...
Cemre.Y.

4 Ocak 2018 Perşembe

Gurur

...Gurur...
Bir genç kız annesinin kızı gelip gittiğinde,
Parfümü kaybolur mesela!
Kırmızı ruju, rimeli, tokası, küpesi, belki en sevdiği bir kıyafeti?
Ömer Hayyam kitabım tam da bugün nerede be yavrum.
Ve seninle, anneliğin üstünde bir gurur duyuyorum!
Cemre.Y.

1 Ocak 2018 Pazartesi

Gurur


…Gurur…
Oradan bakınca nasıl göründüğüm
Beni çok uzun zamandır ırgalamıyor! 
Buradan bakınca yaşadıklarım, 
Yaşamayı tercih ettiklerim ve 
Yaşamayı tercih etmeyi bile 
Düşünmediklerim beni çok ırgalıyor! 
Ve bu huyum beni de, 
Anemi de kızımı da, 
Çok gururlandırıyor!
Cemre.Y.

31 Aralık 2017 Pazar

Vakit Tam Değil


…Vakit Tam Değil…
Senin için sustuğum bütün şiirlerin
Hepsini,
Dökeyim istiyorsun biliyorum hecelerime
Yazıyor..
Yazıyorr..
Yazıyorrr...
Susuyorum....
Yetmiyor lan literatürlerdeki
Bütün kelimeler bir sen etmeye...
Seni seviyorum desem az...
Senle gurur duyuyorum desem az...
Her şey az...
Ölsem uğruna desem...
Vakit tam değil...
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Yosun Gözlüm

…Yosun Gözlüm…
Bugün günlerden...
" SEN" ertesi...
28 Nisan 1997 Pazartesi- Doğduğun gün!
(Doğduğun günden beri bütün pazartesileri çok ama çok sevdim ben)
28 Nisan 2003 Pazartesi- 6.yaşın bitti!
28 Nisan 2008 Pazartesi-11.yaşın bitti!
28 Nisan 2014 Pazartesi-17.yaşın bitti! (18’ine giriyorsun!!!)
28 Nisan 2025 Pazartesi-28.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2031 Pazartesi-34.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2036 Pazartesi-39.yaşın bitiyor! (Benim şimdiki yaşımdasın)
28 Nisan 2042 Pazartesi-45.yaşın bitiyor! (Ben olmayabilirim!)
28 Nisan 2059 Pazartesi-62.yaşın bitiyor! (Anneannenin şimdiki yaşındasın!)
28 Nisan 2064 Pazartesi-67.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2070 Pazartesi-73.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2081 Pazartesi-84.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2087 Pazartesi-90.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2092 Pazartesi-95.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2098 Pazartesi-101.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2104 Pazartesi-107.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2110 Pazartesi-113.yaşın bitiyor!
28 Nisan 2121 Pazartesi-124.yaşın bitiyor!
Takvim bitiyor, sen bitmiyorsun yüreğimin çiziği!
(Upuzun sürecek ömrün boyunca
Doğduğun günlerin pazartesiye denk düşen yıllarını buldum.)
İyi ki bu dünyada benim evladım olarak vücut bulmuşsun!
Seninle ve varlığınla gurur duyuyorum.
Nazar’ım değiyor sana, gözlerinin yosun ışıltısında kaybolurken,
“Her şeye rağmen” li bir hayat var çünkü orada.
Her gülüşünde, gül kıvrımlı dudaklarının kenarında
İki gamzen oluşuyor ya, sanki biri Güneş’im, diğeri Ay’ım.
Biliyor musun?
Artık korkmuyorum seni doyasıya sevmekten ve sana yetememekten!
Seni paylaşarak sevmeyi öğrenebildim sonunda.
Kıskancım biraz evet!
Senin, her benden gidişinde düşünüyorum mesela
Benim gibi burun direkleri sızlayacak kadar
Kokulu mu öpüyorlardır acaba seni?
“Olsun!” diyorum sonra,
“Her gördüklerinde, benim gibi yeniden aşık olmuyorlardır ya sana!”
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...