ışık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ışık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2026 Cuma

Narkoz Kokusu

...Narkoz Kokusu...
Uyandırıldım.
Burnumun direğinde kesif bir narkoz kokusu
Gözümün birinin ışığı sönük,
Çene kemiklerimde derin bir ağrı.
Acımın acısının henüz farkında değilim.
Halbuki uykuya dalarken,
Rengarenk çiçekler diyarının
Gökkuşaklarına salıncak kurarım belki diyordum.
Olduysa da hatırlamıyorum.
Uyanmasam da hiç gocunmazdım gaip diyara gittiğime.
Uyandırıldım.
İki gündür sağ gözümün içinde cam kırıkları
Beyazının çoğu kırmızıyla kaplanmış ya
Üst kirpiğimi alt kirpiğimle kavuştursam bir dert,
Kavuşturmasam bin dert.
Geçecek elbet, hem de çok yakında geçecek.
İşte o vakit uzun uzun bakacağım rengarenk çiçeklere
Ve derin derin koklayacağım en güzel kokuları.
Madem ki "Gitsem de olur!" deyince gidilemiyorsa öte dünyaya.
Yaşaya yaşaya yaşayacağım bu hayatı ben de!
İnadına ve hem de seve seve!
Cemre.Y.

1 Mart 2026 Pazar

Gitme Diyebilsem

...Gitme Diyebilsem...
Nede güzel salınıyor saçların,
Işıl ışıl parlıyor gün ışığında!
Sesinden kırgınlık akıyor koltuğunun kenarlarına ama!
Yine de yıkatmam perdeleri,
Bir kaç yumuşak bakış asıldı çiçeklerine.
Kokunu çektim ciğerlerime de,
Bir tek kere daha sarılsam bedeninle beraber yüreğinin tellerine...
Ve...
"Gitme!" diyebilsem.
"Benden bir tek kere daha gitmeee!"
Cemre.Y.

17 Ocak 2026 Cumartesi

Kim Bilir?

...Kim Bilir?...
Kaç gündüzden kaç tane daha ışık kurutmalıyım
Doğru biz'e...
Tam zamanında yeniden kavuşabilmek için?
Kaç geceden kaç tane daha yıldız tozu toplamalıyım
Gece gündüz birbirini seven
Sevgisinden şüphe edilmeyen sevdaya bulaşmak için?
Kim bilir?
Cemre.Y.

8 Ocak 2026 Perşembe

Seve Seve Sevsen Yeterdi

...Seve Seve Sevsen Yeterdi...
Sana mavi kelebek kanatlarımdan sesleniyorum sevgilim.
Öyle avaz avaz,
Feryat figan da değil ha!
Tam da kış ortasındayken,
Issız bir temmuz gecesinin yıldız yakamoz sahilindeymişiz gibi.
Hani tam da yalnızlığın dalgaları vuruyorken kumsala...
Ateş böceğinin biri usulca ellerine konmuş da,
Sadece sana ışıldıyormuş gibi fısıltıyla sesleniyorum.
Hani sen dağınığını yeni toparlanmışsın da,
Her şeyden gayri vazgeçmişken,
Hiç ummadığın anda, her şey önüne serilmiş gibi.
Ah benim...
Saçlarına çok yanlış ışıklar değmiş güneş yanığım.
Ah benim..
Ayaklarına çok yanlış yaban yolların izi kalmış kış ayazım.
Zor değildi ki beni sevinçlendirip mutlu eylemek.
Seve seve sevsen yeterdi.
Sadece sevsen yeterdi, bundan çok eminim, sevdiler çünkü!
Cemre.Y.

1 Ocak 2026 Perşembe

Anason Kokulu Günaydınlar

...Anason Kokulu Günaydınlar...
Birazdan anason kokulu günaydınlar başlar.
Dün akşamdan kalan dağınıklıklar toparlanır yavaştan.
Salonun en güzel köşesinde yer alan
Işıklı çam ağaçları nasıl da üzgündür şimdi.
Bir kez daha aynı heyecanla kurulmak için,
Koca bir yılın daha bitmesini bekleyecek çünkü.
Tombala pulları da en az yılbaşı ağacı kadar üzgündür.
Ben mi?
Ben anason kokulu günaydınları geçeli çok oldu.
Hem yeni yıla dair hiçbir umudum kalmadığından,
Hem dilediğim bütün dileklerimin hala havada kalmasından.
Hem de artık rakıya da, acılı şalgama da ulaşamadığımdan.
Öyle yeni yıla girmek için gece on ikiyi falan beklemiyorum,
Çünkü yeni yıl heyecanımı da çaldılar benden.
Uykum gelince uyuyor, uykum bitince uyanıyorum.
Sade bir kahve eşliğinde güne başlamayı çok severdim ya
Kahveye de eskisi kadar ulaşamaz olunca,
Demli bir çay eşliğinde güne günaydın diyorum.
Öyle zeytinli, peynirli, ballı, reçelli kahvaltılarım da yok.
Ekmeğe katık ne varsa en güzel kahvaltı işte, günaysın madem.
Cemre.Y.

6 Ekim 2025 Pazartesi

Günaydın Ey Ömrüm

...Günaydın Ey Ömrüm...
Güneşli bir sonbahar sabahındayız sevdiğim,
Sevdiğim dediysem de lafıma bakma,
Nicedir sadece özümü sevmekteyim.
Terasımdaki sarmaşığın yaprakları nazlı nazlı salınmakta.
Çıkıp derin bir nefes alayım dedim.
Rüzgar öptü burnumun ucundan.
Omuz başlarıma dokundu hafiften.
Üşümeye daha çok vardı, ısınmalar çoktan uzaklaşmıştı.
Günaydın ey ömrüm dedim kendime.
Günaydın can özüm.
Çayıma birkaç taze güneş ışığı serpeyim.
Cemre.Y.

29 Eylül 2025 Pazartesi

Güzeldi Tabi

...Güzeldi Tabi...
Bir kalbin OD hali, AŞK hali gibi değil mi?
O ateşle kıvıl kıvıl yanmaktayken,
Nasıl da gezinirdi damarlarımızda hızlıca.
Rengarenk kelebek kanatları gibi,
Süzüm süzüm süzülürdük her tarafa.
Güzeldi tabi, hayata ışık saçmak elbette güzeldi.
Cemre.Y.

20 Eylül 2025 Cumartesi

Bir Şey Var, Umuda Dair Bir Şeyler

...Bir Şey Var, Umuda Dair Bir Şeyler...
Orada, tam da kalbimin tam ortasında,
Bir şey var, umuda dair bir şeyler.
Sanki böyle...
Hani her zamanki gibi,
Çim adamının olmayan saçlarını sularken,
Birden bire,
O ufacık tohumların çimlendiğini görmek gibi bir şey.
Hani böyle hayata,
Yeniden yenilenmeye çalışan yama gibi bir şey.
Umuda sarılıp, geleceğe hayallenmek gibi bir şey.
Alnını güneşe doğru dikleştirip,
Gözlerinin içini ışıkla doldurmak gibi bir şey.
Cemre.Y.

9 Eylül 2025 Salı

Yağmur Tıkırtıları

...Yağmur Tıkırtıları...
Cama vuran yağmur tıkırtıları,
Geceme ışık saçan şimşekleriyle uyandırdı beni.
Sonrası kızgın bulutların çarpıştığı gök gürültüsü.
Bir süre yatağımda kıvrılıp öylece dinledim onları.
Birkaç dua savurdum ölenime, gidenime, kalanıma.
Korkmadım bu sefer nedense.
Oysa ne çok korkardım gök gürültüsünden.
Mevsimindeyse demek ki haberli oluyormuş insan.
Sabahına yetişmem gereken bir yer olmadığından,
Varsın bu geceyi de sabaha erdirelim tam yarısından.
Kalktım çatımdan su sızan yerleri yokladım,
Çok şükür henüz akmamıştı duvarlarımın gözyaşları.
Aslında çoktan onartmalıydı onları ya!
İmkan meselesiydi işte her şey, imkan.
Cemre.Y.

17 Mayıs 2025 Cumartesi

Yağmur

...Yağmur...
İçimin kıpır kıpır güneş sıcağı olması gereken günlerde,
Hiç gelmeyen baharı beklemekteyim hala.
Pencerelerimden puslu gri rengini eksilteyim diye
Dün güzelce camlarımı silmiştim oysa!
Yarın diyordum yarın...
Yarın bahar gelecek, sonrası yaz işte diye avunuyordum.
Yarın olduğundaysa delirmişçesine yağıyordu yağmur.
Dünkü yorgunluğuma kırılmadım.
Salonumun ışıklarını yaktım güneş niyetine.
Çayımın yanına sade kahve de yaptım,
Limon ağaçlarımın yıkanışını izledim penceremden.
Günaydın olsun madem,
Hem de en sadesinden.
Cemre.Y.

22 Haziran 2024 Cumartesi

Hayallerimden De Özür Dilerim!

...Hayallerimden De Özür Dilerim!...
Sevgili kendim, emekli olduğunda,
Sana...
Sevdiceğinle koyun koyuna geceye selam edip,
Yarınlarını düşünmeyeceğiniz uykuların ardından,
Kıyısı deniz olan pencerelerden süzülen ışıklı sabahlar,
Mutlu mutfağın ocağındaki çayınız demini alırken,
Yüzünüzü denizle yıkadığınız gün doğumları hayallenmiştim.
Şimdi, hala, yalnızlığın acı çayını tek başıma yudumlağım için,
Kendimden de hayallerimden de özür dilerim.
Cemre.Y.

2 Aralık 2022 Cuma

Işıklar, Yıldızları Söndürüyorlar!

…Işıklar, Yıldızları Söndürüyorlar!...
Kapatın ışıkları ne olur!
Işıklar, yıldızları söndürüyorlar.
Düşündüğümü,
Düşündüğüm gibi,
Söylememek cezası verdim kendime.
Yürüyüş, bu gece…
Topuklu ayakkabılarla olacak!
Onlardan ve karanlıklardan korkmadığım için,
Muhtemelen, beni deli sanıyorlar.
Yalnız…
Kapatın ışıkları ne olur!
Zira, ışıklar, yıldızları söndürüyorlar.
Cemre.Y.

12 Mart 2022 Cumartesi

Kış

...Kış...
Nicedir kar soğuğu sabahlara uyanmaktaydı kadın.
Kış ayazı günlerden geçip,
Nihayet, cemreler de düşünce birer birer!
Meyve ağaçlarının, ilkbahara filizlenip,
Çiçek açmaya hazırlanması gereken bugünlerde,
Gelmeyi unutan bir bahar güneşinin yüzünden,
İstanbul'un üzerine çöken bu kar taneleriyle,
Üstelik, hiç de öyle,
Çocukluğunun yıl başı kartpostallarındaki,
Simli kardan adamlı, evlerin içinden ışıklar saçan,
Bacalarının dumanından yürekleri de ısıtan,
Mutluluk dolu hayallerine,
Sayfa sayfa, umut ektiren günlerden biri de değil bu kış.
Geçer ama!
Bu yalancı güneşin,
Elleri, ayakları, yürekleri dondurduğu günler de geçer!
Cemre.Y.

24 Ocak 2022 Pazartesi

Öylece Gitti

…Öylece Gitti...
Ve sonra kadının biri,
Çivit mavisi gözlerini, gökyüzüne asıp
Ülkemin her yerinde lapa lapa karlar yağarken,
Soğuğa falan aldırman,
Öylece gitti.
Oysa daha birkaç zaman önce ne de güzel yaşıyordu....
Hayatın hepsini birden ne de çok seviyordu....
Dört yapraklı yoncanın yaprağından biri dondu.
Bugün Fatma Girik öldü.
Boğazımda bir yumru!
Hani "Işıklar içinde uyu!" falan desem…
İki metre mezarın altında, bu soğukta,
Işık mı kalır!
Yutkunamıyorum ki yutkunsam.
Rahmetli anacığım da üşüyor mudur acaba!
Yoksa çoktan mı gittiler cennet denen o evrene.
Cemre.Y.

27 Haziran 2020 Cumartesi

Neyleyim

...Neyleyim...
Nicedir, yüreğinin derin dehlizlerinde,
Kırık dökük, toz duman,
Örtüleri eskimiş heyecanlarının gizeminde,
Uzaktan, ırağa birbirimize iç çekerken yani!
Belki, hani olur ya...
O ilkbaharımızın ilk can suyunu,
Soluk bir mum ışığında ararken ben,
Ki hayat aynanda o günkü,
Gözlerinin ışıltısını gösterecektim sana ben!
Belki yeni bir hayata doğacaktın yeniden.
Lakin...
Acımasızdı hep kaderin ağlarından ilmek çalıp çalıp,
Kendi bitmeyen açlıklarına seni yem eyleyip,
Aşamadığı yıldız tozlarını,
Sen fark etmeden sana çuvallar dolusu döküp,
Sen ona bakınca masumane gülüngeçler savurup,
Bitmiyordu sana sahte güneşler doğuran!
Bütün doğruların kilimlerini serip de sana,
Ulaşmaya çalıştıkça bulanıklaşıyordu gözlerim.
Yoruldum be sevgilim.
Mevsimli ya da mevsimsiz...
Ben vazgeçtikten sonra, hani...
Açan laleyi de...
Ne bileyim...
Neyleyim?
Cemre.Y.

15 Eylül 2019 Pazar

Ihlamur Kokusu

...Ihlamur Kokusu...
Ah nasıl da büyüyüp serpiliyor gençliğinin ıhlamur kokuları...
Daha lale cennetine gidip,
Seyrine doyulası anları özümseyecekti doya doya!
Daha tazesinden hiç tatmadığı leylak kokularını ağacından nefeslenecekti.
Daha...
Gırtlağına takılıp kalan yumrunun sebebinin müsebbibini,
Rakımı bol kadehli kendi kendilerine sırdaşlı dost meclislerinde,
Küfür gibi savurmayacaktı ulu orta!
O da biliyordu zira!
Bir çocuk doğacak kadar hiç kimse...
Kendi kendisini s***iremezdi.
Yasal bir sevişmenin en organik hücresiyken,
Hayat ona hep inorganik uzaylı muamalesi yapmayı tercih etmişti.
Şimdilerde mi?
Kapatmış bütün şehrinin ışıklarını tek bir mum alevine dahi tahammülü yok.
Doya doya bir ciğer dolusu ferah bir tek nefesi yok, razı!
Zifiri karanlıksa onsuzluk razı!
Cennet şuasıysa ondan tek bir haber razı!
Tam dalacakken uykunun rehavetine...
Kapı tıkırtısını andıran o gecenin bütün seslerine de razı!
Yeter ki...
Kimse...
Hiçbir şeye karışmasın ve de kalkışmasındı.
O, ona razı...
Ne kadar tanıdık geliyordur bütün hikayeler değil mi?
Lakin herkes yer değiştiriyor zaman sonra ilk seçtiği karaktere!
O...
Razı.
Varsın yarın bir gün hiç ummadığı yerden,
Tohumunun meyvesinden yesin o en büyük tokadı.
Üstünden yıllar geçince bir hasret köprüsünden,
"Yine gel!" diye atar yürekleri nasıl olsa!
O, ona, o olmasa bile,
Ona dair hiçbir kırıntı kalamasa dahi, ondan kalana kadar razı!
Ah nasıl da büyüyüp serpiliyor gençliğinin ıhlamur kokuları...
Daha lale cennetine gidip seyrine doyulası anları özümseyecekti doya doya!
Daha tazesinden hiç tatmadığı leylak kokularını ağacından nefeslenecekti.
Cemre.Y.

22 Nisan 2019 Pazartesi

Baharın Işığı

...Baharın Işığı...
Baharın ışığını kim kapattı acep!
Epeydir zemheriydim,
Epeydir de beklemekteydim,
İlkbaharın çimen kokulu,
Rengarenk lale mevsimini.
Kaç zaman geçti kim bilir,
Nicedir pas tuttu yüreğimin kilidi.
Elimde kurumuş bahar dalından bir anahtar,
Hani güneşi bulsam,
Hiç yoktan yeşillenirdim,
Hiç yoktan bir sızımlık boşluk bulup,
Sürgün verirdim yeni ömrüme ya!
Bu bahar da bir tastamam gelemeyecek belli.
Baharın ışığını kim kapattı acep!
Siyah beyaz resimleri hiç sevemedim halbuki.
Her yer simsiyah,
Her yer bembeyaz,
Her yer gri.
Cemre.Y.

20 Mart 2019 Çarşamba

Hiç Kimse De Fark Etmedi

.
...Hiç Kimse De Fark Etmedi...
Nicedir,
Yüreğimin buzdan duvarlarından yorulmuştum.
Durduk yere güneşten,
Bir ışık sızıntısı aktı damarlarıma,
Ağır aksak adımlarımla camlarını açtım canımın,
Tedirgin adımlarla da kapısını araladım ciğerimin.
Birer solukta,
Soyunduk hayatlarımızın acı dolu ağulu hikayelerini.
Zira masal bitince,
Bahar gelecek,
Gökten üç elma düşecek,
Yaz gelecek,
Sepet sepet erikle kiraz yağacak sanıyorduk!
Geçmişler dökülüp sönüp de
Küller rüzgara karışınca,
Anladık etrafımızda duvar falan kalmadığını!
Şimdi'ler ertelenince,
Yakın gelecekler filizlenemeyince anladık,
Tozdan karlar üzerinde,
Öylece çırılçıplak,
Bir çare ararken devasız kaldığımızı.
Üstelik...
Havva anamız ile Adem babamız kadar da şanslı değildik.
Mevsimlerden daha incir yaprağı değildi.
Çarçabuk kapatıverdik,
Elcağızımızlarla en avret yerlerimizi.
Şimdi yine...
Yeniden beklemekteyiz!
Artık biliyoruz bize baharlar hep sonbahar,
Kışlar ise en zemherisinden.
Ne onun mecali var bu sevdayı alevlendirmeye,
Ne de benim!
O duvarlar yeniden örülecek!
O çocuk büyüyecek.
Güneş mi?
Sinelerimize yumruğu vura vura öğretti hayat!
Çöl ortasında...
Serap niyetine gördüğünü vaha sanma,
Mevsimiyse her gün herkese güneş...
Ve ay...
Vakti saatiyse...
Bütün sevdalılara...
Yıldız yakamozlarla dolu birer mehtap.
Hangi bulut hangimizin?
Hangi kahvenin telvesi,
Bir sonraki fincanda aynı şekillenir?
Neyse en yakın zamanda rakı alayım ben.
Bir de yanına acılı şalgam!
Bulursam balık filan.
Rakı kadehine ve rakıya ihanet edemem lakin,
Hiç değilse...
Acılı şalgamı bari şarap kadehinden içmeyi denerim!
Fakat donarak ölmek en acısız ölüm şekli.
Yıllar önce deneyememiştim,
Ya gerçekten ölürsem diye!
Denedim.
Öldüm.
Bu sefer hiç kimse de fark etmedi öldüğümü!
Cemre.Y.

11 Aralık 2018 Salı

Karanlık

...Karanlık...
Gece çöküp yıldızlar mehtabı güzel ülkelere göçtüyse,
Tek'sen, kendin dahil hiç kimse siz sen,
Ve İstanbul'un...
Sahtekarlık kokan ışıklı çarşaflarına meyilli değilsen,
Pencerelerinden ışıklar saçan o apartmanın,
Tek ışıldamayan camı sen olursun.
İnsanlar gelip geçer sokağının önünden,
Her biri onlara güvenip anlattığın yaralarından vurur seni.
Üstelik herhangi bir konudan bahsederken,
Farkında olmaksızın yaparlar bu yaralı ruha tuz basma işlerini.
Kızamazsın, küsemez sin, kırılamaz sın ki onlara da!
Nihayetinde o yaralarını açan da onlar değildi.
Onlar...
Sen paylaştığın için biliyorlar yüreğindeki can kırıklarını!
İçine sığdırmaya çalıştıkça ciğerin yarılacaktı ya hani.
Anlattın bitti sanıyorsun öyle mi?
Gece çöküp yıldızlar mehtabı güzel cennetlere göçtüyse,
Tek'sen, kendin dahil hiç kimse siz sen,
Ve İstanbul'un...
Yalanlarla yoğrulan renkli hayatlarına meyilli değilsen,
Pencerelerinden neşeli insanlar geçip duran o apartmanın,
Tek sessiz ruhu sen olursun.
İnsanlar gelip geçer gözlerinin önünden,
Her biri onlara güvenmeyip dahil etmediğin ömründen vurur seni.
Üstelik hiç olmayacak zamanlarda çıkıverirler karşına,
Misal ayakların su toplamıştır yürümekten,
Yine son model arabasıyla çıkıverir karşına,
"Ne sen inadından caydın, ne de ben senden de be kadın değdi mi bari!" der.
Eminim hala evindeki çeyiz sandığında duruyordur evlilik birliği!
Gece çöküp yıldızlar mehtabı güzel başka bir evrene göçtüyse,
Tek'sen, kendin dahil hiç kimse siz sen,
Ve İstanbul'un...
Orospularla, pezevenklerle dolan akşamdan kalmaları kabul'süzsen,
Pencerelerinden yeni hayatların rengi akan o apartmanın,
Tek yapayalnızı sen olursun.
Ama bilirsin ki şiir yağıyor bir yerlerde, bahar gelecek…
Cemre.Y.

10 Kasım 2018 Cumartesi

Yol Bitiyor

...Yol Bitiyor...
Tamam artık susun bayım, daha fazla konuşmayalım,
Sonuçta bu konuştuklarınız duygusal devinimler filan değil,
Hepi topu mantıksal mentallarin birleştiği birer açık oturum.
Farkındaysanız da,
Nicedir ben, kapı kenarından sizi dinliyorum.
Yoksa kim sevmezdi ki şöyle cam kenarı huzura,
Yanında koltuk kenarına çoktan razıyken,
Senin üşüme ihtimaline hayıflanan gerçek birer dostluğu!
Hoşça kalın bayım, sizi de buruk bir tebessümle anacağım.
Olmayan babam gibi, olmayan kız kardeşim gibi,
Hiç olmayan sevdam, hiç olmayacak geleceğim gibi anacağım.
Yoksa kim hayal ettikçe inanmak istemezdi,
"Bundan sonra yanında ben varım." yalanına!
Bir yer geliyor, yolun sonu görünüyor sen istemesen de,
Ve bir yer geliyor...
Ona giden bütün yollar, on'da kalan bütün yollar bitiyor.
Ve yol bitiyor, artık benim yolum, yönüm falan kalmıyor!
Var, git, seçtiğin yoluna be adam,
Seçtiğin o yollar ışıkla dolsun ama ben yokum!
Merak etme beni, beni merak etme!
Öyle gereksiz, geç kalan vicdan azabına da mahal yok hani!
Sen hiç yokken nasılsam oraya dönmeye çalışıyorum ben!
Bir yerlerden devam edeceğim elbet!
Yol...
Bitiyorsa...
"Ne gerek var!" diyerek!
Ve bir yer geliyor…
Ona giden bütün yollar, on'da kalan bütün yollar bitiyor.
Ve yol bitiyor, artık benim yolum, yönüm falan kalmıyor!
Artık hangi kilidime uyacak anahtarım bulunur bilemem ama.
Yüreğimin kırılgan kelebekleri kurumuştur çoktan, uymaz artık yani!
Tamam artık susun bayım, daha fazla konuşmayalım,
Sonuçta bu konuştuklarınız duygusal devinimler filan değil,
Hepi topu mantıksal mentallarin birleştiği birer açık oturum.
Farkındaysanız da nicedir ben, kapı kenarından sizi dinliyorum.
Cam kenarları, can kenarlarına çoktan ayrılmış,
Koridor araları can kenarlarına korumalı monte edilmiş içten!
Ben orta koridorda,
Sıkılmış yolcuların böğrüne böğrüne basılan nemli halısı!
Çoktan limit aşımım geçmiş, üstelik de yıl sonu satış arttırma çabası!
Ucuzundan bir halı döşenir, enflasyon'un yalan rakamlarına uygun.
Sonra, bakılır, hayatın kıvamına da…
Ve bir yer geliyor...
Ona giden bütün yollar, on'da kalan bütün yollar bitiyor.
Ve yol bitiyor, artık benim yolum, yönüm falan kalmıyor!
Var, git, seçtiğin yoluna be adam,
Seçtiğin o yollar ışıkla dolsun ama ben yokum!
Merak etme beni, beni merak etme!
Öyle gereksiz, geç kalan vicdan azabına da mahal yok hani!
Sen hiç yokken nasılsam oraya dönmeye çalışıyorum ben!
Bir yerlerden devam edeceğim elbet!
Yol, yine bitiyorsa,
"Ne gerek var!" diyerek, geriye kalan ne kadar ömrüm varsa!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...