öksüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öksüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2023 Çarşamba

Sonra Bir Gün Yitip Gidersiniz Bir Şiirin Son Mısrasında

…Sonra Bir Gün Yitip Gidersiniz Bir Şiirin Son Mısrasında…
Hani böyle…
Küs değilsindir artık!
Kırgınlık…
Yahut güceniklik de kalmamıştır çoktan!
Hani böyle…
Çookk eskiden…
Ruhun…
Ruhuyla kesişmiş sanki bir şekilde de,
O an…
Çoktan geçmiş bitmiş gibi bir histir bu!
Ama yara kabukların yerli yerindedir ya hani!
Yazık ama,
Kime, neye, ne kadar, hangi zamanda yazık?
O muamma işte!
Sonra bir gün yitip gidersiniz,
Bir şiirin son mısrasında da…
Geçip bitmiş o hissin ardından konuşurlar!
Derler ki;
O da öksüz kaldı desenize,
Gençliğimin mihenk taşları azalıyor git gide!
Cemre.Y.

14 Temmuz 2020 Salı

Fesleğen Yalnızlığı

...Fesleğen Yalnızlığı...
Senle ben...
En ilk...
Ne zaman tanıştık hatırlayamıyorum!
Hangi akşamın ikindisinde,
Hangi vaktin gün batımına yakınken,
Hangi yalnızlığımın durağına giderken,
Hangi kendimi, yine, yeniden bağışlayıp,
Hangi çocukluğumu affedişti başını okşayışım.
Hatırlayamıyorum.
Ilık bir yaz akşamıydı o kesin.
Kumsalı sarmaya başlamıştı denizin dalgaları.
Sanki ilk defa özgür kalmışım gibi bir şeydi!
Yanımda sekerek yürüyen kızım,
Dondurmasının külahına damlaması derdindeydi.
Yosun gözlerinde kocaman bir mutluluk!
Dudaklarının gül kıvrımlı kenarları yine gamzeliydi.
Durduk yere yalnızlık basmıştı içimi,
Onca mutluluk içinde hem de...
Saçlarını öpüp koklayıp, ona sımsıkı sarılıp,
Durduk yere, mevsimin güzelliğini, hazana çevirip,
Onu da zemheriye çekmenin,
Hiç mi hiç an'ı değildi.
Oradan geçerken ben...
Sana rastlamıştım işte!
Kızımın gül yüzüne ayaz değmesin diye,
Öylece...
Hemen arkasından ona yelken olmaktaydım.
Durduk yere kokun geldi burnuma,
Yaz melteminin fısıltısında...
Salına salına...
Boynu bükük kendi yalnızlığındaydın.
İstem dışı yetim bir evladın başını okşar gibi,
Öksüz bir yavrunun ömrünü sever gibi,
Şöyle bir dokunup,
Geçip, gitmekti amacım!
Sonra sonra...
Her ne zaman, nerede, nasıl karşılaşırsak karşılaşalım,
Hiç de umursamadan ömrümün,
Betimlenmiş ya da yarım kalmış saliselerini,
İlle de...
Sevdim...
Okşadım...
Ki mümkünü de varsa an'ı vaktinin...
Usulca öpücük kondurdum omuz başlarına.
Seninle ilk tanıştığımızdaki ömrünün sıfatı,
Hani geleceğime...
Kabul edilmiş çaresizlik olmasın diye de!
Bir tek kere olsun aklımdan da...
Seni evimin, odamın içine almak da gelmedi!
Uzunca zamandır da hani!
Rastlaşamıyorduk ya herhangi bir düzlemde...
Durduk yere...
Bir saksı dolusu sen'i aldım evime!
Nicedir gözünün içine bakıyorum,
Sararıp soldu yaprakların.
Oysa benim yine...
Hala...
Aynı...
Önüm, arkam, sağım, solum,
Her yanım...
Fesleğen yalnızlığı.
Tam da senin...
Yalnızlığınla,
Yalnızlığımı yarenlik etmek dilerken,
Olmadı şimdi.
Ömür geçmiş gitmiş,
Nereden bulayım ben sana aynı güneşi,
Aynı denizi, aynı rüzgarı sana ben!
Sende solacaksan sol madem!
Oysa benim yine...
Hala...
Aynı...
Önüm, arkam, sağım, solum,
Her yanım, yeniden...
Fesleğen yalnızlığı.
Ama…
Hangi an'ında denk gelsem…
Merak etme sen!
Yine, okşarım başını.
Cemre.Y.

17 Şubat 2019 Pazar

Gün Geçtikçe

...Gün Geçtikçe...
Ne çok yitip giden var ah ömrümüzden ah!
Ne çok uzak diyarlara göçüp giden.
Gün geçtikçe artıyor
Ömrümüze giydiğimiz öksüzlüğümüz,
Gün geçtikçe boynumuza sarılıyor yetimliğimiz
Gün geçtikçe yine kendi yapayalnızlığına kalıyor insan.
Cemre.Y.

14 Şubat 2019 Perşembe

Yitirilmiş Sevdalar

...Yitirilmiş Sevdalar...
Epeyidir güllere dargın, papatyalara da küsüm ya!
Yitirilmiş sevdalar çıkmazından geçtim bugün.
Küçümen bir çingene kızı kaldırıma çökmüş
Sevgililer günü için papatyalar, güller,
Artık ne hükmü kaldıysa karanfiller satıyordu.
Soğuktan dudakları morarmış, sesi kırılmıştı.
Gönül nergisler, yaseminler satsaydı keşke diye hayıflanırken
Ki hepsini kendime alırdım.
Öz'ünden alsam köz'ü öksüz kalacaktı,
Köz'ünden alsam kül'ü yetim kalacaktı!
Yine de bütün çiçeklerini satın aldım pazarlık etmeden.
Cumhuriyet Meydanından yavaş adımlarla geçerken,
Nerede elinde çiçekle geçen o kadına özentiyle bakan bir kız görsem,
Gülümseyerek tutuşturdum ellerine demetleri birer birer.
Sevgilileri yok diye,
Diğerinin haspa çatlatma bakışlarına maruz kalmasınlar değil mi?
Ben mi?
Çiçeklerin hepsini alan bendim ya hani!
Meydandan geçerken herkes, en çok ben seviliyor muşum gibi bakıyordu.
Akşam geceye gebeyken bana kalan...
Onların kem göz nazarlarına, çiçekleri dağıttığım kızların gülümsemeleri.
Yitirilmiş sevdalar çıkmazından geçtim bugün.
İhtimalsiz bir günde rastlasaydım eğer ona!
"Kalan ömrüm kadar,
Bir süreliğine yüreğini işgal edebilir miyim?" diyecektim.
Cemre.Y.

7 Şubat 2019 Perşembe

Dinimiz Çok Amin

…Dinimiz Çok Amin…
Bazen…
Kulağınızda zaman zaman hep çınlayıp duran,
O sesin sahibini arayıp dururken,
Tam da vazgeçip,
Kulaklarınızın seslerini,
Beyninize saplayandan caydığınız anda!
Tam da teslimiyetle pes geçtiğiniz o anda!
Hiç ummadığınız yer ve zamanda!
Nihayet duyumsar sizi var eden!
El cevap eyler hiç ummadığınız yerden!
Mezar açacağız hem de hemen!
İçinde…
Doğmaya sebepliliğinizden tut ki…
Doğuşluğunuzun eceli cehennemi dahi var!
Altı üstü sırat köprüsü değil miydi o?
Başım dik, alnım ak!
Arka koltukta öksüz ve yetim kalmış çocukluğum,
Aç bilaç ağlamakta hala!
"O çocuk büyüyecek demiştim ya bir zamanlar
Sarıl be çocukluğum sırtıma!
Yorulduğum yer olursa hani cehennneme ramak kala!
Unutma!
Sen bazı rüyalarında uçabiliyorsun!
Uç…
Cehennemi hiç olmayan o galaksilere,
Bilemem ne sistemlerine uç!
Güzel ve iyi yaşa.
Dinimiz çok amin!"
Cemre.Y.

11 Kasım 2017 Cumartesi

Yetim Şiirler


...Yetim Şiirler...
O değil de…
Şimdi şiirlerim de yetim kalacak sensiz,
Belki karton örterler köşe başlarındaki evsizlere
Belki boğaz manzaralı masalarda olurlar meze!
Nasıl da şaşkın bakışlı bu ürkek çocuk şimdi
Öksüzlüğüne bir de yetimliği ömrüne giyindi.
Şekeri hiç sevmedi zaten de
Ya yine sevda süslü acı verirlerse!
Cemre.Y.

4 Kasım 2017 Cumartesi

Yine Yanlış Yaptın Anne

…Yine Yanlış Yaptın Anne…
Yine yanlış yaptın anne!
Şimdi yanımda başımı göğsüne dayayıp,
Gerçekten susabileceğim,
“O” diye biri bile yokken
Yine yanlış yaptın anne!
Bu şiirimi sana yazdıktan tam atmış gün sonra,
Bu seferde sonsuzluğa gittin.
Cennet diyorlar adına!
Sanki bizsiz orada ne işin varsa!
Tam kırk yıldır ilk defa bugün dizimi
Dizimi sehpanın sivri köşesine vurup canım yandığında,
"Anaamm!" demedim, diyemedim.
Oysa sen hep yanımda olsan da olmasanda,
Beni sevsende sevmesende, her canım yandığında,
Yüreğimden sökülüp ağzımdan dökülen
"Anaammm!"dın vardın.
Yine yanlış yaptın anne!
Gittin de beni öksüz bıraktın.
Gittin de beni kimsesiz bıraktın.
Sen bile terk ettin beni.
Cemre.Y.

21 Ekim 2017 Cumartesi

Olmaz Artık Bizden

...Olmaz Artık Bizden...
Şimdi şiirlerimizin bile boynu bükük.
Bütün kelimeler, cümlelerine hasret.
Cümleler, noktalarına öksüz.
Şimdi, senin mavinle...
Benim mavim aynı denize değil...
Senin yeşilinle,
Benim yeşilim aynı yaprağa değil...
Şimdi Güneş'imiz hala aynı ama
Gezegenimiz farklı.
Ufkumuz ayrı sevgilim, olmaz artık bizden!
Cemre.Y.

10 Ekim 2017 Salı

Kanadı Kırık Aşk

...Kanadı Kırık Aşk...
Kanatları kırık bir aşk buldum,
Kaldırım kenarında.
Yaz ortasında üşümüştü elleri,
Ayakları morarmaya yüz tutmuştu
Neredeyse kötürüm kalacak,
Bir daha asla yürüyemeyecekti.
Aldım avuçlarıma,
Göğsüme bastırdım soluk yüzünü
Nefesimle ısıttım nefesini
Ben öksüz kalmıştım sevda boylarında
O, hiç kimsesizdi!
Öylece beraberce üşürken yalnızlığımıza
Sen çıkıp geldin sessiz adımlarınla...
Cemre.Y.

6 Ekim 2017 Cuma

Gitme Anam!

...Gitme Anam!...
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken...
Benden uzaktayken,
Öylece...sevmelerine alışkınım ya!
Ben, hep sana bir dağ tepesi bir kardelen,
Sen, hep uçurum boyundan kaçak,
Hayattan yorgun ve bıkkın, o en son amazon!
Yakından bir tek gül kokuna,
Bir tek ipek teni sarılışına,
Bir tek şefkatli öpüşüne,
Bir tek sıcak nefesine,
Sözüne hep hasret bırakmışken.
Ben...senden...bana...
Bunca en uzaklardayken sevdin ya hep beni,
Hem de hayatıma
Senden sonra girmiş olan herkes gibi.
Ben senden gitmişken
Özledin, sevdin,
Gözünün yaşını sevdana ar edip yolladın!
Ruhum sana yok sanıyordun!
Hep vardı!
Ruhum sende...
Yok olsun diliyordun!
Tuttu da can buldu!
Sadece sana ve sayende
Herkese, hep kırgındı!
Sadece bir tek kere be kadın!
Sadece bir tek kere!
Dizlerinde susup öylece,
Hiç kimseyi atmadan,
Merak etmesene de,
Hiç kimsenizi de tutmadan!
Sadece bir tek kere!
Susup saçlarımı okşa istedim
Ömrüm boyunca sadece bir tek kez
Başım ömrüne ölüme razıyken
O, son bir tek kez!
Başım dizlerinde boyun eğmişken!
Yapmadın, yapmak aklına bile gelmedi,
Hiç kimsenin aklına gelmedi!
Sende kalan ve sana olan aşkımı,
Hasretimi çözebilseydim,
Hayatımın bütünü çözülmüş olacaktım oysa!
Oysa bu kadar yanlışı bir arada,
Ardı ardına...
Asla hiç yapmayacaktım!
Çözülmedin!
Herkese, her şeye, çiçeklerine,
Menekşelerine bile çözüldün de,
Bir tek bana...
Hiçbir zaman benimle ilgili,
Dost doğru tek bir...
Bir tek his için gelmedin!
O kadar da mı çok sevdin beni he?
Çözebilseydim,
Bu kadar sana yakın ama bu kadar senden uzak!
Kor ateşler gibi
Yanmayacak mıydım değil mi senin için?
“Annem, ölüyor.” dedim.
“Sen anneni sevmiyordun ki.” dediler.
“Ben annemi seviyordum,
O beni sevmiyordu.” dedim boyun büktüler!
O kadar da mı çok sevdin be beni?
Sevginden hep şüphe bıraktıracak kadar?
Oysa unuttun be annem!
Anneydim ben de nihayetimde,
İnsan evladını taş olsa,
Dağ başı bir kardelen olsa da!
Ona erişmeye gücü yetmese de,
Sözün dinlenmese de bazen!
Bazen biçtiğimiz kılıflara
Uymasa da hiç bir gelecek...
Bazen layık gördüğümüz hayatların
Olanaksızlığında boğulsak da,
Nankör bir kedi gibi hep
“Ne zaman ki?” diye sorsa da...
İnsan olan o, ilk teninde,
Karnında nefes alanı, koşulsuz sever,
Her şeye ve tüm hatalarına rağmen de.
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Bu sefer daha mı çok sevdin ki beni de,
O ennn uzağa gözü diktin be annem!
“Gitme” beni yakınında,
Yüreğinin dibindeyken doya doya sevmeden!
“Gitme anam n'olur! gitmee!”
"Bak menekşelerini de sevdim."
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Ben, hep sana bir dağ tepesi bir kardelen,
Sen, hep uçurum boyundan kaçak,
Hayattan yorgun ve bıkkın, o son amazon!
Yakından bir tek gül kokuna,
Bir tek ipek teni sarılışına,
Bir tek şefkatli öpüşüne,
Bir tek sıcak nefesine,
Sözüne hep hasret bırakmışken.
Ben senden uzaklardayken sevdin ya hep beni,
Hem de hayatıma
Senden sonra girmiş olan herkes gibi.
Ben senden gitmişken
Özledin, sevdin,
Gözünün yaşını sevda edip yolladın.
Ruhum sana yok sanıyordun!
Hep vardı!
Ruhum sende can buldu!
Sadece sana ve sayende
Herkese, hep kırgındı!
Sadece bir tek kere dizlerinde susup öylece,
Hiç kimseyi atmadan, hiç kimseyi tutmadan!
Sadece bir tek kere!
Susup saçlarımı okşa istedim bir tek kez
Başım dizlerinde boyun eğmişken!
Yapmadın, yapmak aklına bile gelmedi,
Hiç kimsenin gelmedi!
Sende kalan ve sana olan aşkımı,
Hasretimi çözebilseydim,
Hayatımın bütünü çözülmüş olacaktım oysa!
Oysa bu kadar yanlışı bir arada,
Ardı ardına yapmayacaktım!
Çözülmedin!
Herkese, her şeye, çiçeklerine,
Menekşelerine bile çözüldün de,
Bir tek bana, hiçbir zaman benimle ilgili,
Bir tek his için gelmedin!
O kadar da mı çok sevdin beni he?
Çözebilseydim,
Bu kadar sana yakın…
Ama bu kadar senden uzak!
Kor ateşler gibi
Yanmayacak mıydım değil mi senin için?
“Annem, ölüyor.” dedim.
“Sen anneni sevmiyordun ki.” dediler.
“Ben annemi seviyordum,
O beni sevmiyordu.” dedim boyun büktüler!
O kadar da mı çok sevdin be beni sen?
Sevginden hep, hiç...
Şüphe bıraktıracak kadar?
Oysa unuttun be annem!
Anneydim ben de,
İnsan evladını taş olsa,
Dağ başı bir kardelen olsa da!
Ona erişmeye gücü yetmese de,
Sözün dinlenmese de bazen!
Bazen biçtiğimiz kılıflara
Uymasa da hiçbir gelecek…
Bazen layık gördüğümüz hayatların
Olanaksızlığında boğulsak da,
Nankör bir kedi gibi hep
“Ne zaman ki?” diye sorsa da...
İnsan olan o, o ilk teninde,
Karnında nefes alanı, koşulsuz sever,
Her şeye ve tüm hatalarına rağmen de.
Beni hep uzaktan...
Senden uzaktayken,
Benden uzaktayken sevmelerine alışkınım ya!
Bu sefer daha mı çok sevdin ki beni de,
O ennn uzağa gözü diktin be annem!
“Gitme” beni yakınında,
Yüreğinin dibindeyken doya doya sevmeden!
“Gitme anam n'olur! gitme be!”
"Bak menekşelerin
Öksüz kalır sen gidersen!" demedim mi ben sana!
Şimdi hepsi kuytu kenarlarda
Solmuş birer angut kuşu kanadı!
Daha..
Kaç kere...
Neye bedel ölüp dirilebilir ki insan olan?
Cemre.Y.

19 Eylül 2017 Salı

Sessiz

...Sessiz...
Artık acılarımla besleyemem hiç kimseyi
Yüreğimin labirentlerinden en derinine hapsoldular.
Şiirlerimin boynu bükük, kelimeleri kifayetsiz.
Sokak dilencilerinin diline pelesenk olmuş cümledeyim.
"Öksüz, dul, yetim, kimsesiz!"
Öyle sessiz...
Cemre.Y.

9 Eylül 2017 Cumartesi

Ensest Sapıklar

…Ensest Sapıklar…
Keşke...yavruma yanlış dokunmasaydın!
Her şeyini affediyorum da, bunu affedemiyorum.
Neyse!
Bu acı anı da böylece geçmiş olsun.
Babam bana yanlış dokunduğundan,
Yıllar sonra onu bile affettim.
Hiç değilse o namusumu kirletmemişti ama senden hiç ummazdım.
Sende baban gibi ensest sapık çıkıp yavruma dokundun!
Yapmadım, ben yeğenimi taciz eder miyim desen ne fayda.
Çektin bali torbasını kafana, hatırlamıyorsun bile.
Ya kaçmasaydı benim evladım, ya ileri gitseydin!
İşte o zaman seni santim santim öldürürdüm.
Yıllar geçti üstünden sana ettiğim bütün beddualarım tuttu.
İki kızın var, karın çekti gitti üvey babasının evine.
Şimdi görüyorum bazen senin gözlerinde de yavrularının,
O saçlarının tellerine kıyamadığım yeğenlerimin üzerine,
Sen gibi birinin gelmesinden korkunu!
Ben affetsem, yavrumun kırık kanadındasın,
Üstelik hiç unutmuyorum, yavrum,
"Beni her gördüğünde bana ispikçi." diyen birinin,
Her bayram,
Elini öptürdüğünü affedemiyorum anne!" diye yazmıştı
Uzun uzun günlüklerinde,
Biz tam yedi ay ayrı kalmazdan önce.
Oysa hiç unutmuyorum!
Kaç kere babamla seni kıtır kıtır kesip,
Arka bahçemizdeki kör kuyuya gecenin üç otuzunda,
Yan yana atıp, kapağını kapattığımı,
Kaç kereler hayal edip edip,
Canlarınıza kıyamadığımı!
Yavruların inşallah senin gibi bir dayıya rast gelmezler de,
Ömürlerini tüketecek birer tramva kalmaz
Ne kuzucuklarının ne de salak analarının beyinlerinde!
Ben ne çok tecavüzle savaştım, yendim ömrümce
Ama senin öz yeğenine yeltendiğin an var ya
O zamana yetişemedim ya affedemiyorum kendimi!
Bir daha da beni bir yerlerden eklemeye çalışma lütfen!
Kardeş, garındaş olamayanın,
Ben ölürsem yavrum ona emanet diyebileceğim kadar,
Anne kardeşi, dayı olamayanın,
Sanal alemlerde kızımla bize,
Arkadaşlık talebi de ne!
Ölme ama kızımın beynine yer ettiğin kadar şüpheli acılar çek!
Bali çek seversin sen,
Hatta bir gün kız evlatlarının başına gelebileceğini
Hiç düşünmeden ottu, bonzaiydi sat yani!
Her gün annemin mezarına baka baka bunları nasıl hala yapıp da
Hala nasıl yaşadığına şaşırayım bende!
Hatırlıyor musun!
Seni en son gördüğümde bir bayramdı, elin, yüzün düzelmiş,
Nihayet hidayete erdin sanmıştım!
Allah var ya!
Senin adına da yeğenlerim adına da çok sevinmiştim.
Ne bileydim bu sefer mısır, kestane yerine,
O haplardan alıp, zavallı insanları zehirlemeye meylettiğini!
E zehirle tabi.
Kızını kapattın, başına baş ötrüsü,
Ayağına uzun örtü serdin diye kapandı mı namus!
Ulan senin kaynanan bile o kara bürüğün altında,
Kocasının en yakın arkadaşıyla aşna fişne edip,
Zavallı imamı intihara meylettirmedi mi ha!
O üç çocuğun üçünü, embesil bir üvey babanın zulmüyle,
Nörolojik vaka etmediler mi?
Düşün...
Senin iki kız evladın o adama "Dede" diyor!
Ve ben sayende artık Allah'a bile inanmıyorum!
Olsaydı babamın bana sarkmalarının yanında,
Senin evladıma balili dokunmalarına maruz bırakmazdı bizi!
Olsaydı o iki çaresiz yeğenimi,
Ki sayende!
Temiz olsaydın gitmek zorunda kalmazladı,
Baba tacizinden kurtarmaya çalışıp,
Üvey dede tacizini yeğ görmezlerdi.
Oğlum sayenizde var ya başka hiçbir insan oğluna güvenemiyoruz!
Yılanlar bizim içimizde!
Bence de sen de artık gel kendine, silkelen!
Halaları, halalarının kızları,
Anneannelerinin ikinci kocaları derken aile içi tacizlerle,
Ruhları göçmesin evlatlarının, zaten kaynanan orospu,
Eski karın desen a-sa-lak!
Bırak onlar bari namusuyla evlenebilmek uğruna,
Karşılarına çıkan ilk delikanlıyı
Sevdi sanmasınlar!
Biz aşmaya çalışıyoruz kızımla geçmişlerimizi ama senin de kızların var!
Üstelik yavrumun hayatına özenen asalak bir eski karınla uğraşmaktasın!
Ben seni öldürmelere kıyamazken,
Bana öyle hastane bilmem ne ,
Yok arkadaşlıklar paylaşma!
Mümkünse sessizce öl lütfen,
Merak etme gelirim cenazene!
Ama lütfen kızımın hiçbir anında dayısı olarak da yer alma!
Kendine gel, kızlarıınnnn diyoruuummmm!
Adam ol artık adam!
Yeğenlerimin o güzel gözlerine bakarken
Senin kadar vicdansız olsabilseydim
"İnşallah sikmeye çalışsınlar cümle alem
Dayısı, üvey büyük babaları!
O da yaşasın aynı acıyı, korkuyu, yetişememeyi!" falan derdim ama!
İnsanım hala!
Benim senin gibi bir kardeşim, kızımın da senin gibi bir dayısı yok!
Ama insan ol artık!
Düşün!
İnsan olmayı dene!
Allah varsa, onları bari sizin gibilerden korusun.
Zeynep'e dayısı senin gibi yönelmiş, veya Ahsen'e...
Sonra da her rastladığında yavruna
"İspikçi!"diye laf atmış!
Bonzai veya başka uyuşturucular unutturur,
Ama ben nasıl unutamadımsa altı yaşımda anamın
Guatr ameliyatına gittiğinin ikinci günü,
Babanın götümü sikmeye çalışıp altıma sıçtığımı,
Kızım da sayende güvenemiyor hiç kimseye,
Her kim ona dokunsa tecavüz edecek sanıyor!
Zeynep diyorum,
Ahsen diyorum bir düşün istersen!
Boşuna bana berbat içmiş suratlı arkadaşlık istekleri de gönderme!
Uzun zamandır sen bizim hiçbir şeyimiz değilsin!
Ama ölürsen hem üzülür hem korkarım hala!
Hadi ben yavrumun arkasındaydım da,
Senin eski karında orospu evladı,
Anası da kocasını sevgilisine öldürten bir kara çarşaflı.
Yazık yeğenlerime!" dedim mi dedim!
Rahmetli anamız bu kadar namuslu,
Bu kadar apak olmasa,
Vallahi ikimizden birinin gerçek kardeşliğinden şüphe edeceğim!
Sen bir puşt oğlusun o kesin de,
Ben hala bunca yıl boşanmışlığıma göre orospu olmadıysam,
Benim babam helal süt emmiş biriydi derdim kesin.
Ama yok!
Eminim anam asla aldatmadı babamı!
Geriye bir tek olasılık kalıyor,
Şizofren, sapık, nörolojik bir vaka olan o adamın,
Bizi hangi ruh haliyle kazandığı!
Üzgünüm çocuk!
Sen kazanın en dibindesin.
Şükür ki ben her haliyle evladımın arkasındayım!
Bir gün hacca gidecek kadar paramız olursa,
Öksüz, yetim, ailesi olmayan çocukların namuslarına bekçi olacağız,
Onları en başından koruyup kollayacağız!
Ve kızım ve ben,
Hani bizden de fazla yaşarsanız dahi,
Sizler öldüğünüzde,
Ölü birer mezar taşı olsak bile,
O gece meleklerden izin alacağız!
Mezarınızın içine kadar girecek bir ateş yakıp,
Hacdaki şeytan taşlama merasimine,
Geri dönüşümle onca dolara kanmak yerine,
Biz sizi taşlayacağız,
Öç niyetine!
Siz ölene kadar da biz size yokuz, bunu böyle bilin.
Lütfen bir mezarınız olana kadar bir daha da bize gelmeyin!
Çünkü bu sefer cinayetlerinizin faili ben olurum demedi deme.
Cemre.Y.

29 Haziran 2017 Perşembe

Hala Bilemedin!

…Hala Bilemedin!...
Bizim sonumuz…
Taaa..en başından belliydi!
Susma çocuk!
Sorgula...
Yargıla...
En azılı cellatlara herhangi bir bit pazarında
Haraç mezat sat beni!
Hatta fark etmez!
Ne kadar daha aza ölebileceğim!
Sana bir kere olsun emanet yakarışlı,
Yetim ve öksüz gözlerle bakarsam,
Sana bir tek kere daha konuşursam namerdim!
Sana bir kere olsun
“Sana sonsuz ve limitsiz güvenmiştim” dersem namerdim.”
"Sana sırlarımı, bire binli
En acımasız giyotinlerin başucuna sav diye mi verdim!
Sana bir kere olsun!
Neye sevdamı ele güne rezil ettin” dersem namerdim!
Hiç değilse sana veda bir sevdaya aylarımı ve günlerimi
Gözyaşımla kuruttum,
Bir kenarda ölse diye bekleyen
Leş kargaları hep hazırdayken!
Ölmedim be çocuk!
Senden sonra bile ölemedim!
Anladım ki bu dünya benim cehennemim!
Şeytan’ım sen olsan ne çıkar be çocuk!
Bizim sonumuz taaa..
En başından beliydi
Ama sadece şu son sözümü yaz kenara!
Sen bana hiçbir zaman üç dakika değildin amma
Üç hayatıma bedel, vefa idin, hala bilemedin!
Cemre.Y.

17 Mayıs 2017 Çarşamba

Topraktan Maviye

…Topraktan Maviye…
Aylar öncesiydi,
Aydemir abim,
"Cemre biz, Topraktan Maviye Şiir Kardeşliği olarak
Bir karar verdik!
Yürek kelamlarını sessiz haykırışlarla
Etrafa savurmuş insanları,
Bir araya toplayacak,
Onların bu güzel evlatlarına,
Birer belgeli kimlik kazandıracağız,
Yakın bir gelecekte
Zaten var olan iki bebeğin doğacak,
Doğsun ister misin?
Yalnız birinin adını,
Ben koyacağım ona göre?" demişti.
Telefonun diğer ucundan
Hep cayır cayır konuşan ben,
Susmuştum bir an.
Şaşırmıştım, bocalamıştım,
Kendimi henüz hazır hissetmemiştim ve belki de,
Sevdiği kadının hani o,
İlk hamilelik haberini, o an duyan bir baba gibi de
Korkmuştum.
Yüreklendirdi beni abim,
""Ürkme hemen!
Tek sen olmayacaksın, evlat sahibi olan,
Bende olacağım içlerinde ve birçok şair.
Zaten sen sadece -He!- diyeceksin,
Ve zamanı geldiğinde,
Onu ellerinin arasına alacaksın,
Seveceksin...
Sevineceksin...
Gerisi bizde ve "Hayır"ı asla kabul etmem!""
Abim yanımdaysa daha ne denirdi ki
"Peki!" dışında.
Aylar geçerken,
O bütün gönüllü insanların her birini,
Birer anıya saplanmış şiirlerden oluşan
O evlatları bir araya toparlamalarını,
İlk sayfada kim olursaydı
Birbirlerine küsüşmeyecek şımarıklar olmamasını,
Sıralamalarını, basından yayına bütün aşamalarını,
Yayınlandıktan sonra en çok da
Doğu illerinin kütüphanelerinde okumalara,
Yerlerinin ayrıldığını, hepsini izledim.
Uzaktan.
Tıpkı kadını hamile kalmış bir baba merakıyla!
Ne de olsa doğuracak ben değildim fütursuzluğuyla!
Ama yalan yok!
Hep merak ettim,
O yürekten sızıp, her biri,
Birer anıya savrulmuş onca şiir yavrusu,
Nasıl olup da,
Her biri anasını, babasını,
Hiç mi hiç şaşırmadan gerçek sahibini bulacak!
Zaman geçti...
Bayramlar geçti...
Tam hiç kimselere soramadan umudu kesecekken!
Günün, işin, ortalık hastalığımın
Meşgalesindeyken ben...
Adımı duydum aniden!
"Ama ben kimseden, hiçbir şey beklemiyorum ki,
Bir yanlış olmasın."derken tutuşturdular onu elime!
Önce, sanki ona bakınca hala algılayamışım gibi
İçimi sürpriz bir hediye paketi heyecanı sarıverdi,
Sonra zaten başından beridir
Hep beklediğim aklıma gelip,
Sevinçlendim.
Ondan bahsettiğim herkes,
Sanki yalan söylüyor muşum gibi,
Olacağa inanmıyormuşcasınaydı zaten,
Benden daha oburcasına,
Pür heyecan sıyırıverdik onu kalıbından.
Ne çok kimliksiz evlat varmış meğer!
Bana kalmadan adımın olduğu sayfalar
Benden önce bulundu,
Okundu, sevildi, tebrikler edildi.
Benim hala yüzümde, birer şaşkın gülümseme!
Sevinsem mi?
Yoksa kendimle gurur mu duysam?
Yoksa ağlasam mı ha!
Şöyle epeyce dökülemeyen yaşlarım kadar!
Bütün insanlar bir köşeye çekilince,
Aldım onu elime...
Yürürken bile okuduğum bütün kitaplardan farklıydı işte!
Yüzü içime dokunuyordu bir kere!
Açtım kundaklarını, ikizdiler sanki, bir kız, bir oğlan!
Sevdim...okşadım harflerini...
Ne de olsa bunca vakit hem yetim, hem de öksüzler!
Sevindim epeyce, gururlandım.
Her harfi sanki koltuklarıma sığmayacak gibi
Birer Diyarbakır karpuzu gururu!
İçimden demiştim oysa...
"Rahmetli ana'm bunlara bir dokunsaydı!"yı.
Epeyce bir zaman ağladım.
Sonra bütün bunlara olanak sağlayan
Abimi aramak istedim,
Çokça da ona ağlarım da
Onu da ayrı bir üzerim diye arayamadım.
Başındaki keder yeterdi zaten!
Ya anlayamazdıysa,
Yaşlı seslerimin öylece sevinçten olduğunu!
Sonra kızımla konuştum,
Yalan yok!
Yüreklendirdi beni,
Ona yazdıklarımın bile,
Birkaçı hariç!
Hiç okumadığı onca şiirime!
Artık bir kitabımla kimlik kazandırayım diye...
Ama hissedersin ya hani!
Usulden gibi...
Zira o da,
Kendi hayatının,
Yoğunlukları ve türlü yorgunluklarındaydı!
İlk ona hediye ederim bu evladı diyordum oysa!
Yooo!
Kırgınlık değil bu!
Hayat gailesinin öncelikleri diyelim.
Ana'm dan sonraki
İlk anaç bakışa,
O en ilk...
İkizlerimi hediye ettim.
Ruhum...
Huzur...
Ben zaten bu iki şiir'ime
Hiç kadın olamadım dı...
Varsınlar anaları doğamayan,
Babalığa da hükmü yetmeyen
Şiir'lerimin artık...
TOPRAKTAN MAVİYE ŞİİR KARDEŞLİĞİ KADAR!
Birer evleri olsun du.
OL-DU!
Teşekkür'ün yetemeyeceği anlar vardır,
Hele şükür'ün!
Hiç ummadığın şeylere destek olanlara
Topraktan maviye kadar şiir kardeşliği kadar
Derin...
"Ne dedik biz hep...
Kelimelerimiz şiir olalı beri...
Ne dedik sağır kulaklara he!
"Bir tutam mavi yeterdi bize!
Onu da fırtına kuşlarının elinden
Bir simide razı martılar çaldı" demedik mi?
Duymuşlar işte sesimizi...
"Topraktan Maviye Şiir Kardeşliği"
Toparlamışlar işte bir araya hepimizi.
Biz...
Bir tutam güneşli maviye razı
Bütün fırtınaların kuşlarını...
Teşekkür'ün "Şükür!" anı vardır,
Bilir misin!"
"Amin" gibi tek kelimeliktir yani.
Cemre.Y.
Yani...
Cemre Yıldırım

29 Mart 2017 Çarşamba

İyi Akşamlar


...İyi Akşamlar...
Yine, 
"İyi akşamlar sevgilim." demeden gittin, 
Lütfen bir daha yapma sevgilim, 
Kendimi öksüz gibi, 
Yetim gibi hissediyorum o zaman ben..
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...