Zümrüdüanka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zümrüdüanka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2026 Pazartesi

Olduramadım

...Olduramadım...
Sığdıramadılar abi!
Sonra bende ne sığınmak istedim,
Ne de sığabilir kalabildim
Herhangi bir yağmur altı şöyle koruması bol bir kalpte.
Şu kocaman dünyada
Kaç kere Zümrüdüanka oldum,
Doğdum, yandım, kavruldum,
Kaç kere küllerimden yeniden dirildim olmadı.
Kim bilir kaç kere de serçe oldum
Ama onlar...
O biçare serçeyi de sığdıramadılar hiçbir yüreğe.
Sustum, konuştum, durdum da
Ne yapsam ne yapmasam
Kendimi olduramadım hiç kimseyle.
Cemre.Y.

1 Eylül 2024 Pazar

Eylül Gelmiş Yine!

...Eylül Gelmiş Yine!...
Sayamadım ki sensiz kaç mevsim geçti.
Daha biz...
Bizsiz geçen sonbaharları,
Bizsiz geçen kışları, bizsiz geçen ilkbaharları,
Bizsiz geçen yazları yaşayamadan,
Eylül gelmiş yine!
Sonbahar yapraklarını soyunur azar azar,
Çırılçıplak yalnız kalır ağaçlar.
Ya sen?
Denizi olan kıyında mutlusundur umarım.
Ben mi?
Nicedir nefes alıyorum lakin!
Yaşadığımı söylesem yalan olur.
Zümrüdüankalığımdan çoktan caydım da.
Kelebek olacağını sanan bir tırtıl gibi,
Öylece kozamda saklanmaktayım.
Yüreğimdeki kırlangıçlar desen çoktan göçmüş!
Yüzemediğim denizlerin üstündeki martılar suskun.
Yan yana sessizce dertleşiyorlar.
Sonra kendi kendime, "Martılar!" dedim.
Kesin seni, beni, bizsizliği konuşuyorlar...
Sonra biri kulenin bayrağına kondu diğeri balondan bir kalbe.
Onlar da, öylece birbirlerinden ayrıldılar.
Cemre.Y.

5 Şubat 2021 Cuma

Yeter Ki Sen Sabret

...Yeter Ki Sen Sabret...
Ey benim...
Saçlarının her tanesine,
Teker teker mutlu hayaller ektiğim.
Ey benim...
Kaşlarının gün dizimine,
Birer birer umutlu rüyalar dizdiğim.
Ey Benim...
Kirpiklerinin her teline,
Tane tane hevesli akışlar ektiğim.
Ey benim...
Gözlerinin irisindeki her bir yosun haresine,
Çoğar çoğar bol ışıltılar dilediğim.
Ey benim...
Yanağındaki gül gamzesi çıkınca,
Ciğerimin baş köşesinin derin bir nefes alışı.
Ey benim...
Sevinçlenince dudaklarının kalp çizimine,
Ömrüme ömrü katanım.
Her kim ki...
Sen...
Bunca güçlü duvarların ve kalelerine rağmen,
İçindeki yangını görmeyip,
Ömrüne nazar ediyorsa,
Nazarıyla çatlasın da...
Artık,
Senin için, dışın, yoksun kalmasın.
Ey benim...
Bir damla gözyaşında boğulduğum,
Yüreğinin tek bir sevinçli atışına kurban olduğum.
Sakın sen de Zümrüdüankalığa soyunma ha!
Daha ben varım!
Sağında, solunda, önünde, arkanda!
Sen söylemesen de ben, yetişirim imdadına.
Ömrümüzün ara ara, aralıklarını da,
Törpü törpü törpületiriz elbet bizi yok sayanlara.
Yeter ki sen sabret, yılma, yıkılma, kanma!
Ömürlerimizin ömrümüzce borcu var bize
Gelecek o güzel günler daha!
Cemre.Y.

6 Haziran 2020 Cumartesi

Yürek Çiziğim

...Yürek Çiziğim...
Ah benim iki göğsüm arasında sallayıp,
Olmayacak masallardan ninniler uydurduğum.
Ah benim iki gözüm yaşım arası,
Koca koca kahkahalarımla gülümsediğim.
Ah benim iki yanlış kader arası,
Ömrümün anlamı, tek doğrum!
Ne çabuk öğrendin
Şu zalim dünyanın içinde,
Yaraların izlerini bile bile,
İnsan denen adam olamayanların kanattığını!
Ah benim yürek çiziğim...
Ah benim yosun gözlüm,
Vatanım, evim, can özüm, ah benim gönül gözüm.
Ne vakit öğrendin,
Yaralarının yare'lerini, çizip çizip kapatmayı?
Hani hep hayalimizdi oysa...
Şuraya da Bob Ross amcanın,
Bakır kalayı rengiyle iki güğüm konduracaktık,
Hemen üzerine de uçan bir Zümrüdüanka?
Ah benim alnının tam ortasından,
Taa ciğerinin dibine kadar öptüğüm!
Ne zaman öğrendin,
Bensiz de güzel masallar anlatılacağını?
Öyle, benim gibi, şiir şiir...
Sessiz birer fısıltıyla da değil ha!
Avazın çıktığı kadar derilerini yüze yüze, nasıl?
Cemre.Y.

7 Mart 2020 Cumartesi

Biriciğim

...Biriciğim...
Yordum, yoruldum da epeyce!
Şimdi ardıma dönüp baktığımda...
Bir tek...
İki göğüs arasında gördüğüm,
Tam da yürek çiziğinde, öylece, sade...
Siyah çizgilerle,
Bembeyaz bir tene çizilmiş,
Taç yapraklarına hasret,
Tek bir lale!
Oysa iki güğüm arası Zümrüdüanka olasıydı orada.
Yoruldum...
Yordum da epeyce!
Beni içinden affedebilecek misin biriciğim?
Beni iki göğüs arası tam da yürek çiziği,
İki kaş arası alın yazımızdan,
İki yanak arası burnumuzun direğinden!
Beni iki dudak arası yürek kelamından affeder misin?
Cemre.Y.

3 Mart 2020 Salı

Güya


...Güya...
Çoktandır akordu çoktan bozuk bir enstrümanın içinde,
Ortasında, üstünde, tokmağında ya da nefesindeydim!
Ben kaç kere öldüm hatırlayamıyorum,
Kaç kere yeni bir hayatın umuduna, Zümrüdüanka gibi yine dirildim.
Ama her seferimde, kendimden de önce,
Sana yeni bahar çiçekleri için, yeni tohumlar ektim ben çocuk!
Her mevsimi rengarenk fesleğen kokulu,
Her mevsimi rengarenk zambak kokulu,
Her mevsimi rengarenk hanımeli kokulu,
Her mevsimi daha bilmediğim envai çeşit hayallerinle,
Nice lale şefkatinde ve iki göğsünün tam ortasında açmış bir yürek.
Lakin...
Zaman...
Amansız bir düşman çıktı hep sana, bana, ona!
Çoktandır akordu çoktan bozuk bir enstrümanın içinde,
Ortasında, üstünde, tokmağında ya da nefesindeydim!
Ben kaç kere öldüm hatırlayamıyorum,
Kaç kere yeni bir hayatın umuduna, Zümrüdüanka gibi yine dirildim.
Fakat bu sefer...
Bütün enstrümanlarımın tellerinden biri kesin kırık be çocuk!
Göğe bakıyorum, tavan çatlak, su kaçırıyor,
Yere bakıyorum, zemin çatlak, toprak kaçırıyor,
Sağım, solum, önüm, arkam zaten hep "Sobe!"
Güya...
Seni içimde ilk hissettiğimde, nefesin bulansa nefesin olacaktım!
Güya...
Yolda yürürken ayağına taş değse çimenin olacaktım!
Güya...
Ömrümü törpüleyen her ne var, ne yoksa seni teğet geçip bitecekti!
Güya...
Alnının tam ortasını, yazgısından gururla öptüğüm tek yürek çiziğimin,
Ömrünün hiçbir anında, hiçbir yaş tanesi olmayacaktı öyle mi?
Kim bilir kaç kere başaramadım seni bunca severken,
Ömrüne lale bahçeleri ekebilmeyi?
Şimdi bir daha akort olamayacak bir kalp kırığıyım vatanımın içinde gurbet!
Hani biz dünyalıydık?
Cemre.Y.

19 Temmuz 2019 Cuma

Kelebek Etkisi

...Kelebek Etkisi...
Uzunca yıllar kozasında hapis kalmış bir tırtıl,
Sonunda ışığı görüp, ona uzandı.
Eli, kolu, yüzü, yüreği yaralı, yeni güne uzandı.
Yırttı yüz yıllık kefeninin,
Güneşte unutulmuş da,
Elde lime lime kalacak atlas kumaş halini.
Uzatıverdi o ipek telli saçlarını,
Bakındı soluna, sağına, sonra tekrar soluna,
Karşıdan karşıya geçer gibi uzanıverdi yeni hayatına!
Ömrünün gün ışığı saydığı lale mevsimleri gibi,
Çabucak geçmez ise kelebek etkisi.
Çoktan hazırdı Zümrüdüanka'lığa...
Öyle ya bunca yüz yıl...
Aşa aşa bitiremediği o kaderin ağları,
Bugünlerinin de kelebek etkisini aşıp,
Zümrüdüanka'lığının anahtarına ulaşması içindi.
Asıverdi kapısına kilidinin anahtarını.
Koyuverdi ortalığa bunca yüz yıl biriktirdiği bütün varlığını.
Onun yüreğinin kapısı dıştan da açılabiliyor şimdi.
Fare görmüş kedi gibi korkmanıza gerek yok eskisi gibi!
Siz...
Hepiniz...
Anahtarın yönüne doğru karar verin yeter ki!
Çarpmasın sizi kelebek etkisi.
Cemre.Y.

8 Nisan 2019 Pazartesi

Bu Sevdada Da Bir Nefes Eksik Belli

...Bu Sevdada Da Bir Nefes Eksik Belli...
Halbuki ikimizde,
Yıkıntısı,
Hasarını çoktan geçmiş,
Küllerimizden doğuyorduk güya!
Sorsan her ikimizde birer Zümrüdüankaydık.
Kendimden emin,
Başım dik, alnım ak,
Usulca dokundum ruhuna.
Gelişin...
Geçmişini çoktan affetmiş gibiydi lakin!
Senin yaraların hala kanıyor be sevgilim,
Ki ben, kendi kanımın kokusundan dahi iğrenirim.
Öyle ya!
Vampir olmayı hiç beceremedim.
Sevişme hayalleri vesaire tastamam da...
Yüreğimi, güveninle, ısıtamadın be sevgili!
Bu sevdada da bir nefes eksik belli.
Ki yüreğimi güveniyle ısıtamayanın,
Yatağımda işi ne ola ki?
Cemre.Y.

14 Mart 2019 Perşembe

Yüreğimin Kanatları

...Yüreğimin Kanatları...
Yüreğimin kanatları uçmak isterken uzak diyarlara,
Aklımın topraklarında kök salıp çınarlaşıyorum bulunduğum coğrafyaya.
Arsız martılar çırpınırken beleş simitlerin üzerine,
Buğulu camlardan bakıyor benim gibi Zümrüdüankalar.
Her sevda yanığının ardından küllerinden doğuyorlar.
Uzak diyarlardan bir yürek ışığı yanar yüreğime sabah olur.
Bir mahzen zifiri sessizliği dokunur içime gece olurum.
Kimi seviyorsam seviyorum, neyi bekliyorsam bekliyorum,
Size ne, kime ne?
Cemre.Y.

22 Eylül 2018 Cumartesi

Özlemiş

...Özlemiş...
Döndüm.
Hiçbir şey kaybetmemişim Zümrüdüankalığımdan.
Senin için değil be canım şiirlerim özlemiş beni.
Cemre.Y.

20 Eylül 2018 Perşembe

Hayat

...Hayat...
Yani diyor hayat...
Yine yeniden doğmak vakti.
Ama artık...
Eskisi kadar ne gücüm,
Ne de umudum var hayata dair...
İndir be yelkenlerimin forasını miçom!
Sen de en yakın limanın yerlisi ol.
Bunca esaret ikimize birden çok ağır...
Sen git.
Ben kalayım!
Sahi oradan da bi mümkünse hala...
Emma Sahapplin'in Spente le stelle'sini yolla be usta'm...
Artık yoktur ama biraz yeni rakı,
Biraz da acılı şalgam.
Başka türlü olmuyor zira!
Doğamıyorum safi sarfiyatımla
Yeniliği hiç bitmeyen...
Zümrüdüanka'lığımla yeni ömrümün hayatına!
Ama arık vakit...
Yeniden doğmak vakti.
Ölmeyiyse epeydir beceremedik zati!
Cemre.Y.

19 Eylül 2018 Çarşamba

Kadın Yalnızdı

...Kadın Yalnızdı...
Bir buçuk yıl önce, sosyal denen mecrada tanıştıklarında
Adam eski eşiyle iki yıldır ayrı olduklarını,
Evliliklerinin sadece adına "Evlenme Cüzdanı" denen,
O kağıt üzerinde olduğunu ve bunu da hayatına
Yeni bir insan almayı,
Zaten istemediği için sürdürdüğünü söylemiş
Ve bunu anlatırken de gayet de inandırıcı olmuştu.
Zira kadına da,
Zaten sadece turşu muhabbetinden dolayı yazmıştı
Yoksa amacı herhangi bir yakınlık kurmak vesaire değildi.
Günlerce gecelerce yazışarak konuştular.
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Konuştuklarının farkında olmaksızın her fırsatta yazıştılar...
Derken yer ve durum bildirmeler,
Fotoğraflı ispatlamalar geldi durduk yere!
Öyle ki trafik sıkışıksa dahi,
Kadın ona hiç de sormadan o trafiğin sıkışıklığının
Fotoğrafı çekilip paylaşıldı.
Kadın farkında olmadan ona iyice inanıp iyice güvendi.
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Sonra birdenbire,
Twetter de paylaşımlara yorumlaşmalar kıskanıldı.
Sadece arkadaştan,
Bir tık ilerisine dost kisvesine doğru ilerlenirken
Adam birden kadına bir mesaj attı
"Meğer sen de fingirdekmiş sin!
Eski sevgilim de senin memleketindendi,
O da beni böyle böyle aldatmıştı!" yazmıştı
Son mesajında.
Kadın mesajı görür görmez,
Şaşkınlığını yutkunmaya çalışırken
Adam onu çoktan engellemişti bile!
Birincisi,
Ne zaman sevgili olmuşlardı da kadın farkında değildi.
İkincisi,
Bunca yıldır sadece,
Aynı insanların yorumlarına cevap yazardı
Ne zaman bu cevaplar fingirdeklik olmuştu?
Üçüncüsü,
Tek bir nokta cevap hakkı verilmeden ne diye engeli yesindi?
Kadın bu durumun şaşkınlığını en yakın dostuyla paylaşırken
"En çok,
Ona tek satır yazıp,
Cevabını yapıştıramam zoruma gitti." demişti.
Neyse ki en yakın dost,
Bir sosyal medya stalk'çısı olduğundan
"Amann dert ettiğin şeye bak!
Oradan engellediyse öbür sosyal medyada hesabı vardır,
Bul oradan, ver ağzının payını!" demişti.
Kadının sırdaşının dediği gibi,
Aynen de o mecrada da vardı herifçioğlu!
Hakikaten de en başta söylediği gibi bütün fotoğraflarında,
Bütün paylaşımlarında,
Ya yalnızdı,
Ya da yanında sadece kızı vardı ya neyse mevzu bu değil!
Kadın oradan uzunca bir mesaj yazdı.
Mesajında kendisi hariç,
Hiçbir memleketlisine kefil olmadığını
Zaten hemşehriciliğe de karşı olduğunu,
Aslen Türkiye'li olup,
Sadece ve sadece kendisine ve evladına kefil olduğunu belirtip,
Az önce sıraladığım bir, iki, üç...'leri sıralayıp;
"Daha sesini bile duymadığın, karşı karşıya görmediğin birine,
Bunca asılsız hakareti,
Nasıl oldu da dilin varıp, beynin düşünüp, ellerin yazdı!" dedi.
Adamın ikinci yarası taze ve derindi özür diledi kadından!
Kadının içinde dostluktan başka bir olay yok ya kadın…
"Gerçek bir aldatma değilse yani sen öyle sanmışsan
Eski sevgilinle barışırsınız" diye adamı teselli etmeye kalktı ya!
Meğer adam yeni sevgiliyi başka bir adamla basmış!
Kesin ayrılmışlar yani!
Sonra nikahlı eski eş mevzularına gelecek oldu konu,
Adam konusunu dahi açtırmadı.
O derece soğumuştu,
Bir zamanlar severek sevilerek evlendiği karısından!
Günler akıp geçiyorken kim hangi sosyal mecradaysa
Her yerden günaydınlar, iyi geceler,
Uzun uzun konuşmalar derken bir gün buluşuverdiler!
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Ne tuhaf,
Adam sanki her gün kadını evine bırakıyormuş da
Her gün o kapıdan alıyormuşçasına dakikası dakikasına yazmış;
"Aşağıdayım yavrum, kavuşmayalım mı hala!" demişti.
Kadın buram buram duş jeliyle,
Parfüm kokularını merdivenlerine saça saça,
Uçarcasına dış kapının önüne varmıştı.
Arabaya bindiğinde,
Karşısında gözlerinin içi bile gülümseyen o adam
Onun ellerini avuçlarının içine alıp öptüğündeyse
Sanki yıllardır aynı sahneyi yaşıyormuşlar gibiydiler.
Sonra hiç konuşmadan,
Yiyecek ve içecek bir şeyler alıp adamın evine gittiler!
Kadın ilk defa,
İlk kez karşılaştığı birinin,
Ama sanki yıllardır,
Yüzyıldır tanıdığı birinin evine,
İlk seferde gidiyordu!
Kapıyı açtıkları anda daha ayakkabılarını çıkartmadan
Sanki evin kadını,
İş seyahatindeymiş de günler sonra dönmüş gibi
Büyük bir hasretle sarıldılar birbirlerine!
Adam kadının yüzünü, burnunun ucunu,
Boynunu, alnını, dudaklarını öperken
"Hoş geldin hatunum, evimize huzur getirdin." demişti.
Sonra hemen sevişmediler tabisi.
Oturdular kanepeye bir film açtılar,
Adam mutfakta içecek ve atıştırmalıkları hazırlarken,
Kadın ortalığı inceledi.
Hatta eski kocasının ona yıllar önce oynadığı o oyun gibi
"Bu da, yoksa, yalnızım deyip de,
Yalnız değil mi yoksa!" diye de ayakkabılığa baktı,
Hiç de başka bir kadın ayakkabısı yoktu, onunkinde vardı!
Odayı, duvarları inceledi,
Hatta eski yara ya vitrinin arkasına baktı,
Yoksa,
Bir zamanlar kendisi ve kocasının fotoğrafına yapıldığı gibi,
Yoksa sonrasında,
Eski kocasının sevgilisiyle olan fotoğrafa yapıldığı gibi var mıydı
Vitrinin arkasına atılmış bir çiftin fotoğrafı diye ama yoktu!
Adam bildiğin yalnızdı ve burası da garsoniyer filan değil,
Adamın iki yıldır yaşadığı eviydi.
Öncelerinde kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
İçkilerini içerlerken öpüşüp öpüşüp film seyrettiler,
Sonra bildiğin balayındaki karı kocalar gibi seviştiler.
Beraberce sarmaş dolaş uyudular.
Kadın bir ara arkasını dönecek oldu…
Yalnızlığının, özgürlüğünün alışkanlığındandı bu hareketi.
Adam yüzü kadına bakacak yana yatıverdi.
Velhasıl kelam çok yıllık aşıklar gibi sarmaş dolaş uyandılar!
Kadın uyandığında adam onu gülümseyerek seyrediyordu!
Kadının yıllardır her gece yatarken ettiği dualar,
Sonunda kabul buyurulmuştu.
Kadın da, adam da artık yalnız değildi.
O eşsiz gecenin sabahında…
Resmi tatil olmasına rağmen adamın çok önemli bir toplantısı vardı,
Hemencik kahvaltı yaptılar
Adam kadının tarifine kalmadan kadını tam kapısının önüne bıraktı.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın yapayalnızdı artık.
Günler sonra kadın...
Başka bir sosyal mecradan adama yazdığında
İşlerin öyle tahmin ettiği gibi olmadığını,
Başına gelmedik kalmadığını,
Eski eşinin şehri terk edip,
Kızını da alıp başka bir şehre taşındığını
Ve nikahlı eski eşinin ailesinin,
Eski eşle barışması için baskı yaptığını vs. anlattı da anlattı.
Kadın günlerdir içinde biriktirdiği
"Bitti!" yi, madem bunca zaman sonra durum bu pozisyonda,
Çocuğun için bir şans daha vermelisin
Biz bir daha görüşmeyelim,
Seni asla etki altında bırakmak istemem ile noktayı koydu.
Adam aylar sonra kadına tekrar yazdı
"Sırf sen dedin diye,
Vicdanım rahat etsin diye denemeye çalıştım ama olmadı
Yine kendi evimde yine yalnızım,
Ama bu sefer son." dedikten sonra tekrar buluştular.
Kahrolasıca herif sevilmeyecek biri miydi ki!
Maksat sevişmek değildi ki, kadın da, o da,
İstese niceleriyle sevişirlerdi.
Ama o sabah uyanışları yok mu!
Birbirine aynı anda gülümseyerek uyanılan!
Böyle ağız, burun, yanak, kaş, göz öpülerek,
"Günaydın'ım" denilen ah o sabahlar!
O eşsiz gecenin sabahında yine tatil olmasına rağmen!
Adamın yine çok önemli bir toplantısı vardı,
Hemencecik kahvaltı yaptılar!
Adam, kadının alnının tam ortasından öperek,
Kadını yine kapısının önüne bıraktı.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın yapayalnızdı.
Adam aylar sonra kadına tekrar yazdı.
Yine denemiş yine olmamıştı.
Adam işini, evini bırakıp,
Nikahlı eski karısının memleketine taşınmış,
Hiç sevişmemiş, çok kavga etmiş,
Çocuğunun psikolojisi alt üst olmuş,
Pedagog,
"Ya ayrılın ya barışın!" demiş
Ama bütün sülale duruma karşıymış,
Ama o ayrılmayı tercih etmişmiş!
Sonra kadın yine gülümsedi.
Kadınının o gün önemli bir doktor randevusu vardı oysa!
Amma velakin mevzu bana oysa hayattı ya hani!
(Aslımda hiç olamayan)
Mamografi ve de tahlil sonuçları,
Kadını sonunda doğru bir adım daha attıracaktı
Ama adamın bunca derdi varken kadın,
Bunu ona hiçbir zaman söylememişti.
Ne diye seve okşaya öptüğü memelerin,
Bir gün yerinde olamayacağını öğrensindi,
Ne diye egosunu saldığı rahmin,
Bir gün alınmış olabileceğini öğrensindi.
Yeterince sevememiş, yeterince savaşamamış,
Yeterince yenilmeye çoktan razı olmuşken
Ne diye ağzını, burnunu, boynunu, göğsünü,
Kadınlığını öptüğüne bir kere daha öperken acısındı!
Kadın öğlene kadar süren bütün o tetkik ve tahlillerden sonra
Sonucuna bakmadan adama koşmuştu!
Bu sefer adamın evi yoktu!
Yine aynı sonsuz hasretle buluşup, yine film seyredip,
Yine bir şeyler atıştırıp, yine doyasıya seviştiler!
Sonra adam bir şeyler almaya çıktı...
Dakikalar saatlere ramak kalayken,
Kadın bir şiir daha yazıp paylaştı.
"…N'olur Bir Kere Daha Terk Etme beni...
Sen benden her gittiğinde
Gavur mahallesindeki
Cami avlusunda
Terk edilmiş gibi hissediyorum kendimi.
Senden başka hiç kimse de bulamaz ki beni.
N'olur bir kere daha terk etme beni." dedi.
Adam üç dakika sonra zile bastı, kadın ona sarıldı.
İlk defa ikinci kere aynı gün seviştiler.
Öyle ya maksat sevişmek değildi.
Sonra el ele, kol kola, sarmaş dolaş otoparka gittiler.
Giderlerken insanlar arkalarından
"Birbirlerine ne kadar da yakışan,
Ne güzel bir çift baksana!" bile dediler.
Aslında kadın da...
Adam da, birbirlerine gülerken,
"Bu son!" a ağlıyordular!
Kimse görmedi.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam da, kadın da ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın da, adam da artık yapayalnızdı.
Yılların ardından...
Kadın ilk rastlaştıkları yerde,
Üstelik kadının bütün paylaşımları herkese aleniyken,
Adamın onu takibe aldığını,
Sonra o en ilk tanıştıkları andan beriye
Her paylaşımına bakıp sonra da takipten çıktığını gördü.
Artık öğrenmişti...
Meğer derdi yakın akraba yarasıymış,
Kadının ilk yarasının başladığı yer gibi!
Ona son yazdığı sosyal medyadan,
Sadece bir anısını dostane yorumladı,
Yalan yok!
Bütün medyalardan bulabildiği bütün
"Benden Sonra!" larına o da bulabildiğince baktı,
Hatta öğrenmişti artık
"Milletin milletinden dalağının böbreğinin
Alyuvar tanesi nerede kim, kimlerleymiş bir bakalım!" ı baktı işte.
Kadın...
Adam arada bir hala onu hatırlayıp dursa da başarmıştı!
Adamın nikahlı eski eşi...
Nihayet eşe ve de çocuğunun anasına dönüşmüş,
Hatta ailecek dünyayı bile gezmeye başlamışlardı!
Kadın yapayalnızken evinin duvarlarına bakıp gülümsedi.
Koskoca kanser tehlikesini bile
Bu anıya inat yenmişti ve hiç kimsenin ruhu bile duymamıştı.
Artık geriye,
Kadının her sabah uyanırken dokunduğu memelerinin
Fibrokistiklerini kanserojene çevirmemesi gereken,
İnatla çoğalan o küçük yumrulara
"Göğüslerim hala genç ve diri!" sloganını,
Her gün kendine hatırlatmayı unutmaması kaldı.
Zira nicelerinin üstüne,
Çocuk doğurduğu aldanmışlık ve de aldatılmışları aştı.
Kadın artık,
Güven duvarının dikenli tellerinin üstüne, cam kırıklarını serpmiş,
Üstüne de can kırıklarıyla, ciğer çiziklerini,
Onun üstüne de kızıl saçlı bütün baharları serpmişti.
Dilinde epeyce evvel yazmış olduğu bir şiir...
"...Sardunyalar...
Bazı kadınlar, saçlarını, mutlu evlerin,
Mutlu balkonlarından sarkan
Sardunyaların yapraklarına astılar.
Bir daha asla!
Yaz ortasında, zemheri nakışlı,
Azrail efendi gelemesin diye..."
Zira kadın gün gibi hatırlıyordu eski bir kankasının
"Ama biz asla birlikte yatmıyoruz,
Yılan görüyorum sanki diyordu da
Bu hamile haberi nereden çıktı o zaman yaa!" diye diye ağlayışını.
Evet kadın yapayalnızdı.
Ama hazırdı, en azından,
Bütün yalanların maskelerinin çoktan düşmüşlüğüne!
Öyle ya!
Kadın bir gün ölse bile...
Ne kaybederdi ki asaletinden ve de Zümrüdüanka'lığından!
Ben her gece...
Ben her sabah...
Kendimi alnımın ortasından öpüyorum! Ya siz?
Cemre.Y.

24 Ağustos 2018 Cuma

Yitip Gitmiş Çocukluğum

...Yitip Gitmiş Çocukluğum...
Kimsesizler ülkesinin kalabalık ışıklarının altında...
Hani o en karanlık köşesinin olduğu o incir ağacının altındaki
Canlı ölüler şehrindeydim kaç gündür.
Beni hiç kimse görmedi.
Yüzüne bakıp gözlerinin içine baktığım her yüzden,
Her gözden, her gülümseyişten bekledim aslında.
Sürprizli bir kutunun içinde,
Çocukluğumu hediye etsinler bana.
Olmadı tabi.
Bana artık çok uzak gelen şehirlerin
Yıldızlarına da yalvarmıştım oysa!
Onlar da...
Rahmetlinin gücüne gider diye,
Bana sadece buruk bir tebessüm eylediler.
Vakit dar...
Zaman kısa...
Hayat...
Sanki Zümrüdüanka kuşunun kanadında da,
Ben bayram çocuğu gibi
Sırtımda renkli poşetler...
Kızımın ömrüne...
Benim ömrüme yetecek kadar
Sadece yürekten akacak iki damla gözyaşı kadar,
"Beni affet" ler toplamaya çalışıyorum.
Önüme çıkan herkes...
Rahmetli anamın anası,
Babamın babası,
Canı toprağa yakın her kimim varsa
"Hakkını Helal Et!" diyorlar bana.
Biliyorlar çünkü...
Çünkü ben affettim desem
Çocukluğumuz affetmez!
-Sen şimdi beni affettin mi?
-Büyüklüğüm affetti de...
Ya çocukluğum?
-Peki ya derisini canlı canlı yüzdüğüm tilki,
Ya o beni affedecek mi?
-Ya ben baba!
"Baba!"
Diyorum sabah sabah sayıdır bu da ha!
Ulan anası hariç orospu evladı
"Hiç önden yönelmedim sana,
Bu da mı af sayılmaz!" diyorsun yüzüme!
-"Ben...
Altına sıçtım daha ileri gideme diye" diyorum.
"Nereye kadar götürecesin bu konuyu,
Mezara kadar deme sakın!" diyor.
Ölmedim ulan!
Ölmedim diyemiyorum.
Meğer gençlik ne sapık bir şeymiş
Tam da Pompei yanardağı volkanı
Kul saptıysa emri vaki olunan
Çocuktuk lan daha!
Eğer ki...
Sizin inandığınız tanrı Allah, Rab!
Hatta yaradan aynı ise...
Varın siz umrelere gidin,
Varın Kabe-i taraflara...
Ben büyüdüm artık yokum
Geç kalınmış itiraflara...
Kimsesizler ülkesinin kalabalık ışıklarının altında...
Hani o en karanlık köşesinin olduğu o incir ağacının altındaki
Canlı ölüler şehrindeydim kaç gündür.
Beni kimse görmedi.
Yüzüne bakıp gözlerinin içine baktığım her yüzden,
Her gözden, her gülümseyişten bekledim aslında.
Sürprizli bir kutunun içinde,
Çocukluğumu hediye etsinler bana.
Olmadı tabi.
Bana artık çok uzak gelen şehirlerin
Yıldızlarına da yalvarmıştım oysa!
Onlar da...
Rahmetlinin gücüne gider diye,
Bana sadece buruk bir tebessüm eylediler.
Vakit dar...
Zaman kısa...
Hayat...
Sanki Zümrüdüanka kuşunun kanadında da,
Ben bayram çocuğu gibi
Sırtımda renkli poşetler...
Kızımın ömrüne...
Benim ömrüme yetecek kadar
Sadece yürekten akacak iki damla gözyaşı kadar,
"Beni affet" ler toplamaya çalışıyorum.
Önüme çıkan herkes...
Rahmetli anamın anası,
Babamın babası,
Canı toprağa yakın her kimim varsa
"Hakkını Helal Et!" diyorlar bana.
Biliyorlar çünkü...
Cemre.Y.

12 Temmuz 2018 Perşembe

Zümrüdüanka

...Zümrüdüanka...
Oysa uzansam dokunuverecekti ellerim kirpiklerine,
Alıverecekti avuç içlerine yüreğimi.
Ama ucu sevda yanığı şiirlerimden ezber etmiştim çoktan
Gidecekti o da bir sabah, tan yeri ağardığında.
Sonu hayat yıkığı hikayelerimden ezber çekmiştim çoktan
O da bitip gittiğinde şimdikinden daha çok yalnız kalacaktım.
Üstelik bu sefer dirilemeyecektim aşk yangını küllerimden yeniden
Öyle ya Zümrüdüanka'lığımdan çoktan istifa etmiştim ben.
Güneşin ellerinden tuttum,
Ay birazdan yıldız, yakamoz sere serpe gelecekti nasılsa.
Yalnızlığımı yine onlara emanet ettim.
Cemre.Y.

28 Ocak 2018 Pazar

Yorgun

...Yorgun...
Yürek yorgun be üstadım...
Üstelik artık hiçbir şeyi de kalmadı ki
Zümrüdüanka'lığından...
Vazgeçti küllerinden doğmaktan...
Cemre.Y.

25 Ocak 2018 Perşembe

Yara

...Yara...
Hani ben bütün yaralarımı, hani en kanayanını da...
Hani kurumuş, izi yok olmaya yüz tutmuş olanını da...
Hani sınırsız ve sonsuz sundum ya kendimi sana...
Hani kitap okumayı sevmezsin ya sen...
Şöyle bir özetle hayat kitabımın sonunu bile sundum ya sana...
Sen sadece daha derin
Daha kanayan ve kanaması durmayacak bir yara açmayı seçtin ya...
Yalan değil bir an dedim keşke Şehrazat olsaydım!
Ama ben ne Şehrazat ne de bir Zümrüdüanka'ydım
Ben sadece beni kaderimin seçtiği sade bir Cemre'ydim.
Cemre.Y.

20 Aralık 2017 Çarşamba

Yaşamak Denen Şey

...Yaşamak Denen Şey...
Hayat...
"Neyse!" ile "Eyvallah!" arasında bir yerde
Öyle de böyle de geçiyor ya
Hiç ummadığım yerden
Kazıklanmak fena geriyor beni.
Sonra ne yapıyorum!
Çarmıha geriyorum gerekenleri!
Öyle ya!
Bir tek acıyan canları
"Ben" yanı olamamalı değil mi?
Zira ben...
Hiç de öylece efil efil doğmadımdı, değil mi?
Hep ama hep küllerimden doğanım ben.
Hani şu var olmuşluğu dahi şüpheli Zümrüdüanka.
Hadisene be!
Biz daha biz bir daha yakalım mı geçmişimizi.
Beceremiyoruz nasılsa,
Yaşamak denen şeyi...
Cemre.Y.

18 Aralık 2017 Pazartesi

İyi Bilirdik

...İyi Bilirdik...
Belki uzayıp kısalıyordu saçlarımız,
Gözlerimizde birer çift,
Renkli numaralı lensler oluyordu belki.
Hatta kaşımız bile gözümüzün üzerinde
Bir incelip, bir kalınlaşıyordu.
Kilolarımız desen aşk'la doğru orantılı,
Ne kadar yoksa...
O kadar çoktu.
Ama...
Ulan!
Güzel gülüşlerimiz vardı bizim,
Bir gamzesinde milyon hayali olan.
İşte siz...
Hepiniz,
Katilsiniz!
Zümrüdüanka kuşu bu sefer,
Küllerinde boğuldu.
Şimdi artık
Bir daha aynı gülemeyeceğime göre
Hep bir ağızdan
"İyi bilirdik!" diyebilirsiniz işte.
Amin.
Cemre.Y.

17 Aralık 2017 Pazar

Hayır!

...Hayır!...
Hayır, bayım/bayanım,
Hayır, sayın dost ve de bilcümle de akrabalarım.
Hayır, sanal alemde gerçek sandıklarım!
Hayır, sevildim sanıp sevdiklerim.
Ve hayır, dibine kadar sevildiğimi bildiğim halde,
Bir türlü onlar gibi,
Onları, sevmeyi bir türlü beceremediklerim!
Beni en çok siz affedin.
Korkmayın, henüz ölmüyorum da.
Biraz kabuğuma çekiliyorum.
Yokluğum sadece size değil,
Bana sakın gücenmeyin, sakın ha!
Hiçbirinize, sırtımı dönmüyorum ama,
Güceniğim ben bu kaderime.
Zira...
Hep benimdir, sizlerin içlerinden birilerinin,
Kırılmış serçe kanatlarından sızan,
Her bir yarayı, ömrümün bir sızısından,
Sızıp duran yaralarımın hatıralarıyla,
Teker teker şefkatli buselerimle öpen de...
Oysa sizler...
Hepiniz!
Azıcık yaralarız geçince...
Beni sessizce terk edip duran.
Zümrüdüankalığımın gururunu,
Yüreğimi öylece yerle yeksan yıkan!
Yine de hep "Olsun." dedimdi.
Neyse ki benim sırtımı,
Sonu ecele bile dayansa feda edeceğim
Bir kızım var!
Ya sizin bir tam diyebileceğiniz,
Kendinizi, sebepsizce, sorgusuzca, sınırsızca,
Adayabileceğiniz neyiniz var?
Sonu ecele kadar,
Değecek o noktalar,
Ney'iniz?
Oysa daha en güzel hayalini dahi,
Sunamamıştım o'na...
Kısmet, kim bilir, ne zamana gerçek olur.
Kim bilir ki,
Astımım olduğunu öğrendiğinden beridir,
O hayalinden bile vazgeçmiştir!
Oysa bahçeli bir evimiz olsa...
Hiç de fena olmazdı bir Golden köpüş şimdi
O dönene kadar bana!
Bilmiyor tabi bu hayalimi de.
Kadın o da sonuçta,
Vır vır da dır dır dan zaman kalmaz hayalini anlatmaya...
Sonra dönüyorum aynama,
Gözlerimin içine bakıp şöyle diyorum,
Yalnızlık çok zor zanaat sevgilim.
Bence nerede çok konuşuluyorsa
Ve de gereksiz yoğunluksa,
Geçmişin geçmiş acılı anıları
Öpüşülmelidir nokta!
Seni yalnızlığından öpen birini bulursan,
"Suuuss"
Cemre.Y.

30 Kasım 2017 Perşembe

Adamdır Dediğin!

...Adamdır Dediğin!...
En çok...
Biz kadınların kilosu değişiyor,
Belki saçlarımızın rengi
Ya da çok kendimize yabancı kaldıysak
Gözlerimizin rengi...
Sevdamız hariç!
Her şeyin çaresi ve sahtesi var neyse ki!
Şükür ömrüme...
En sahicisinden
Seviliyorum bir yerlerde neyse ki...
Sevildiğimce onu ya da onları
Hiçbir zaman sevmesem de
Çünkü unutuyorsunuz bana gelince
Bütün "Adam" lığınızı...
Bana hiç yapamadığınız
Arsız hırsızlık aşırmalarınız kalıyor
Gitmelerinizi kaldıklarınızdan
Mutluluklarınızdan kalan acıları bile
En enkazından yaşıyorum defa kere
Geriye ne kalıyor
Biliyor musunuz cinslerinizden!
Ben içinden çıkacak
Zümrüdüanka umarken sizden?
Koskoca bir malakit taşı
Sürdükçe yaralarıma
Acıtarak yok olan!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...