zincir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zincir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2024 Cumartesi

Vazgeçersiniz En Başından

...Vazgeçersiniz En Başından...
Herkes hayatının bir döneminde,
O en mükemmele
Ve onun önceden tutuklu mükemmel zincirlerine rastlar.
Sonra mı?
Bir şey olmaz işte,
Delicesine koşarak kaçarsınız ayrı yönlere...
Yaşanabilecekken,
Asla yaşanmaması gereken kocaman bir sevda başlangıcından.
Vazgeçersiniz en başından.
Cemre.Y.

4 Şubat 2023 Cumartesi

Sevme

…Sevme…
Sevmelere, sevdalara zincirli yüreğim.
Yüreğimi, beynime esir ettim.
Bir tek kere daha…
Acımasın, yanmasın diye.
Ki saymadım kaç zamandır daha da sevmedim.
Cemre.Y.

18 Aralık 2021 Cumartesi

Hep Sıfırdan

…Hep Sıfırdan…
Şimdi...
Bana soruyorlar;
"Güven kalenin zincirlerinin kilidi nerede?"
Diyemiyorum hiç kimseme!
Oysa cevabı oldukça basit hem de onlarca sene!
"Yüreğimin çiziği…
Yutmuş!" diyemiyorum.
Oysa…
Dese ki…
"Ölüm sana yakışmaz ey sevdiceğim,
Hem de hiç yakışmaz!
Üstüne bol gelir, eğreti durur.
Gel, seni ölüme razı edenlerin,
Cenaze namazlarını beraberce kılalım." dese.
Sıfırdan başlamalara alışık bu yürek....
Hayatı da sıfırdan alabilirim ansızın!
Demedi.
Neyse ki, şükür ki!
Eksiye düşecek kadar eksilmedim kendimden hiç!
Hep sıfırdan...
Hep sıfırdan...
Kimse yoksa ben,
Bana hep var’ım!
Cemre.Y.

17 Haziran 2021 Perşembe

Yine De Siz Bilirsiniz

…Yine De Siz Bilirsiniz…
Ben…
Hayallerim ve kırıkları hariç,
Canımdan öte can saydıklarım yüzünden,
Ölüp ölüp, dirildiklerim hariç…
Yapamazsın diyenlere inat!
Sabırla, acı anların üstesinden gelmeler ustasıyım!
Yıllarca, ilmek ilmek dokuduğum bunca sabrımıysa,
Aşmaya…
Aşama dahi kaydetmeye çabalamayın derim.
Sonra ben susarım.
Sabreder, bekler, affederim de,
Yaradanımıza havale ederim.
Yarattığının neler ettiğini, nihayet, görünce…
O, neylerse, işte o vakit, çok da güzel eyler!
Zira; "Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner!"
Yine de siz bilirsiniz.
Çünkü, hani insanım ya, bir vakitten sonra,
Neyi fazla yaptım, neyi eksik yaptım da,
Bu olması gerekenler, olmamış ve olmuyorken,
Bu hiç olmaması gerekenler, nasıl olup duruyor diye,
Kendi kendimin beynini de,
Yüreğini de yemekten yorulup,
Hem vazgeçiyorum, bütün o vazgeçemediklerimden,
Hem de pes ediyorum, her şeyden.
Sonra sonra çıkıyor karşıma evrenin hikayesi.
Meğer ben suçlu değilmişim!
Suç'un unsuru hiç değilmişim!
Meğer ben sadece tesadüfen,
Soyu sopu bozukların eseriymişim de,
Kader denen o paslı zincirin,
Bütün genetiksel kalıplarını silip,
Yeni bir hayat ağacını filizlendirmeye çalışırken,
Yüreğimin bütün parsellerini satmışlar!
Ki zaten şu hayata dair,
Tek bir kalplik bir mülkiyetim bile yok!
Yine de her şeye rağmen,
Bana gelen yollara doğru giderken,
Her bulduğum meyvenin çekirdeklerini,
Otobanların toprak kenarlarına doğru atarım,
İnadına hayat!
Çünkü hayat...
Bir gün o meyve çekirdeklerini görür,
Yağmurlar canına su verirken,
Güneş yanaklarından makas alır bir gün,
Rüzgarlar saçlarını tararken
Bir gün, bir çocuk, dallarındaki yemişlere uzanır.
Çünkü hayat...
Senden sonra da, benden sonra da devam eder.
Eninde sonunda, o paslı zincir kırılır da,
Bütün kalıtımsal kötülüklerin kötü ruhlarından kurtulur.
Bazılarının cennetleriyle cehennemleri ters yüz olur.
Yine de siz bilirsiniz!
Cemre.Y.

2 Nisan 2020 Perşembe

Ne Zaman

...Ne Zaman...
Hayal mi gördüm,
Yoksa bir kuş mu geçti,
Perdesiz penceremin önünden?
Ne zaman bitecek tanrım,
Etrafıma örülen bu görünmez,
Zincirsiz kafesler?
Ne zaman güneş doğacak yeniden,
Umutlu ve mutlu sabahlara?
Cemre.Y.

2 Aralık 2019 Pazartesi

Hayat

...Hayat...
Nihayet...
Rahmetli anamın hastanede yattığı zamanlar hariç,
Bütün ömrüm boyunca...
"Taş olsaydın bari duvara koyardım!" dediği zamandayım sanırım.
O, kendince, sevmeye değersizliğimi dile getiriyordu çok da belliydi lakin!
Yine de yaşımca yaşayamadığım ömrüme inadına,
Dimdik direniyordum hayatın her gününe.
Bugün doktor...
Durduk yere yaşıma yakıştıramadığı,
Ve verdiği ilaçlara rağmen indiremediği,
Bende olmaması gereken değerleri değerlendirirken,
"Bunca doktorluk ömrümde tek vaka sensin!" dediğinde anladım.
Genetizm falan değil onun adı üstadım!
Ananın toprağı, kızına çeker bizde.
Rahmetli anama da hastalığı benzemesin öyle demişlerdi zira!
Öyle ya da böyle,
Çeşitli iklimlerle!
Öyle başlamıştı onun hikayesi de.
Neyse ki ben...
Yavrumun bütün zincirleri kırmıştım altı yıl öncesinde...
Ki iyi ki doğurmuşum onu!
Buyurunuz genetik hastalıklarınız sizin olsun.
Bana bir sade Türk kahvesi lütfen!
Zira, epeyce bir savaşacağız belli ki hayatla!
Cemre.Y.

28 Kasım 2019 Perşembe

Özür Dilerim Senden Çocuk

...Özür Dilerim Senden Çocuk...
Zaman, zembereği olmayan geleceğe doğru akarken,
Ben...
En azından senin kaderine bari... 
Müdahil olabilmeliydim,
Bu makus talihin zincirini kırabilmek adına!
Lakin keyfince yazıyor yazan ve ne yazık ki...
Kimsenin seçme hakkı bile sorulmuyor ta kalubeladan!
Yoksa...
Hangi ruh, ruhunu verdiğinin mutsuz olmasını seçerdi ki?
Hangi ruh, kendi ruhunun ömrü çile kapılarında çürüsün isterdi.
Hangi ruh…
Daha hangi rahime gireceğine,
Hangi babanın sperminden ineceğine karar veremezken,
Kendini cellat hayal edebilir misal!
Ya da sırtında hançer yarıkları, vefasızlıklar dolu yaraları,
Acıdan ciğerlerinin yırtılmasını neden tercih etmiş olsun değil mi?
Beni...
Kalubelaya gönderin hocam!
Diyeceklerim var birkaç kelam.
Misal...
Özür dileyeceğim senden çocuk biliyorum zira!
Bize sorulmadan yazılacak yazılanlar,
El mahkum yaşayacağız hepsini ve her şeyi!
"Özür dilerim senden çocuk!
Ömrünü ben yazamadım, 
Güzelleştirmeye de tek başıma gücüm yetemedi.
Ben her gün affetmeye çalışıyorum kendimi.
Mümkünse...
Sen de dene emi?
Kendini ve beni ve dahi her şeyi affetmeyi.
Zira bu alem,
Korkunç bir kabustu ve geçecek hayat romanımız bitince.
Hayat kısa falan değil ve çoğumuz,
Sevemedik bizim yazmadığımız hikayelerimizi
Lakin, mademki başladık,
Birimizden biri editörlüğe soyunmalı mutlaka!
Ben tek başıma beceremedim lakin,
Özür dilerim senden çocuk, sıra sende!"
Cemre.Y.

4 Kasım 2019 Pazartesi

Boş Salıncak

...Boş Salıncak...
Ne vakit birileri bana "Şükür Et!" dese...
Benim yüreğim,
Zamanın zembereğinin ezberini çoktan bozmuş,
Gördüğüm o son köstekli saatinin zincirini de kırmış,
Ölesiye geriye saran boş zemberek gibi,
İleriyi geçip geriye sarıyor!
Hani ne yapsam,
Ne yapmasam,
Çocukluğumun iki dut ağacı arası,
O pembe peluştan o salıncağımda,
Bir kere daha olsa sallansam şükredeceğim de...
Benim altı yaşımdan sorası...
Ne yana tutunmaya kalksam,
Hep güneş yanığı birer kumaş,
Hep kış sönüğü birer kuru dal.
Sağım, solum, önüm, arkam,
Hep boş salıncak!
O ne olacak?
Cemre.Y.

10 Ekim 2019 Perşembe

Çürük Zincir

...Çürük Zincir...
Uzak iklimlerin, uzak coğrafyalarında da karşılaşsak!
Bir yerlerden kırılmalı bu kader zincirlerimizin çürük halkası.
Bütün dünya bizi kendi kötücül hayallerine alet etmeye meyl etse de.
Nefes aldığımız havada oksijensiz kalmadan kenetlenmeliyiz hayata!
Belki yüreklerimiz ezilir, bileklerimiz kanar,
Yargılarımızı bir kenara atıp birbirimize kenetlenmekten lakin...
Sonunda...
Diyelim ki kırklı yaşlarında yorgun bir kadın ve bir bireysiniz!
Hiç tanımadığınız üç yaşlarında bir kız çocuğu,
Siz evinizin güvenine doğru adım atarken,
O kapı aralığında karşılaştığınızda
"Güzel kadın!" diyecek arkanızdan!
Pabuçlarını bağlarken ve sen merdivenleri hızla aşarken,
"Nasıl bir güzel kadın mesela!" diyecek ayakkabılarını giydirmeye çalışan abisi!
"Ya ne bileyim,
Hiç bizim annelerimiz gibi değil, güzel işte!" diyecek ve seslenecek ardınızdan!
"Güzel kadın!" 
Sesi yankılanacak merdivenlerinizde.
"Asıl güzel olan sensin yavrucuk, büyüyünce göreceksin!" desen de...
"Güzel kadın işte abi, kadın güzel!" derken anladım.
O, benim ruhumun içini görmüştü!
Bir zamanlar ön yargılarla uzak kalınması salık verilen bir kürt soyuydu!
Bunca vakittir de...
Kızım hariç...
Ruhumun dibini de en sadesinden gören tek oydu!
Asıl "Güzel kadın!" oydu!
Zira...
İçinden...
"Uzak iklimlerin, uzak coğrafyalarında da karşılaşsak!
Bir yerlerden kırılmalı bu kader zincirlerimizin çürük halkası.
Bütün dünya bizi kendi kötücül hayallerine alet etmeye meyl etse de.
Nefes aldığımız havada,
Oksijensiz kalmadan kenetlenmeliyiz hayata!" diyen de oydu!
Büyüdüğünde...
Kaderine razı aşiret gelini yahut, aile meclisi kararı olmaksızın,
Aşık olup evlendiğinde...
Güzel kadınları sevebilecek güzel oğullar doğuracaktı hem de coğrafyasız!
Çünkü anneler cinsiyetsiz severdi evlatlarını!
Öyle olmalıydı!
Türk'ü, Kürt'ü fark etmeden!
Bugün bir zincirini daha kırdım anne'm...
Affettin mi beni oğul doğamadım diye?
Değil mi ki kimse evladı gereksiz savaşlarda boğulsun istemez!
Uzak iklimlerin, uzak coğrafyalarında da karşılaşsak!
Bir yerlerden kırılmalı bu kader zincirlerimizin çürük halkası.
Bütün dünya bizi kendi kötücül hayallerine alet etmeye meyl etse de.
Nefes aldığımız havada oksijensiz kalmadan kenetlenmeliyiz hayata!
Misal...
Bugünden sonra doğacak bütün evlatlara, cinsiyetsiz...
Hayata nefes aldığı her gün...
Anneler hiç usanmadan, son nefesine kadar...
Ve seni her anımda hala aynı heyecanla seviyorum evlat!
"İyi ki doğurmuşum seni!" diyecek.
Çünkü ben o eski, ön yargılı çürük zincirlerin hepsini kırdım!
Cemre.Y.

6 Ocak 2019 Pazar

Yüreğim Sev Gitsin Diyor

...Yüreğim Sev Gitsin Diyor...
Ne kadar alışmışım ah!
Ne kadar kanıksamışım,
Her sabah silkinip, yeni güne giyinirken,
Her gece soyunduğum yalnızlığıma!
Şimdi yüreğimin zincirlerini zorluyor biri,
Elinde kalp kalp ince testerelerle.
Güven duvarımı aşarken usul usul,
Asla incitmiyor canımı.
Sıkmıyor misal, zorlamıyor, darlamıyor,
İnce bir telkari ustası gibi sabırla, sabrımı sınıyor.
Hiç yoktan kendi kendine o da soruyor?
"Yüreğim sev gitsin diyor lakin,
Ne kadar alışmışım ah!
Ne kadar kanıksamışım,
Her sabah güne karışıp terk ettiğim,
Her gece süt dökmüş gibi döndüğüm yalnızlığıma!" diyor.
Yeniden sevmeliyiz sevgilim diye direnmeye mecalim yok!
Yüreğim sev gitsin diyor lakin,
Yalnızlık ceketini sarınmış bir kere ömrüne!
Çıkartıp atsın mı yoksa sıkıca sarılsın mı bilemedi.
Cemre.Y.

10 Eylül 2018 Pazartesi

Hayal Balonu

...Hayal Balonu...
Uzanıp kirpiklerinden,
Bir damla mavi içeyim diyorum,
Aşka yine yeniden bir şans daha vereyim diyorum.
Tam kıracağım güven duvarımın zincirini,
Oluk oluk sevda akacak ciğerime...
Bir bakıyorum uçup gitmiş hayal balonum.
Öyle buz tutmuş ki yüreğim.
Kimse kalmıyor kalması gerektiği yerde.
Cemre.Y.

19 Haziran 2018 Salı

Yandım


…Yandım…
İnsan yüreğinin çiziğini bıraktıysa bir yerlerde.
Ardına döne döne hıçkırıklarla değil de,
Başı dik bir tek damla gözyaşıyla
Vazgeçtiyse,
Ona dair bütün hayallerinden, ümitlerinden, rüyalarından.
Aslında kendini de bırakıp gitmiştir oradan…
Artık dönse de kör bir aşkla sevilen,
Sevenin yüreği kapanmış gözü açılmıştır.
Zincirler vurmuştur, prangalar takmıştır o yüreğe…
Artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz.
Aşk'tan yandım, sevda'dan boğuldum.
Artık sadece huzur istiyorum!
Oysa ne de güzel şiirlerim vardı benim,
Bütün mısralarıyla acımasızca linç edildiler.
Cemre.Y.

18 Mart 2018 Pazar

Şeytan

...Şeytan...
Şeytanlar...
Zincire vurulsaydı
Şimdi onca ocak sönmezdi.
Yazık oluyor evlatlara...
Cemre.Y.

26 Şubat 2018 Pazartesi

Dost eli

...Dost eli...
Ne zaman omuz uçlarımızdan sarksa yalnızlığın
O ağulu zincirli demirleri,
"DUR!" çekiyor birileri, hep bir dost eli.
Sımsıcak, yakıcı,
Yalnızlıklar yalnızlığın tekliğinden hayli utangaçlı!
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Hala Kötü Adamlar Yaşıyorlar


…Hala Kötü Adamlar Yaşıyorlar…
Siz!
Milletler ve milliyetler uğruna
Kırın geçirin bir birinizi...
Ben...
Ne vakit bu şarkıyı dinlesem...
Kapı önünde annesi gelecek diye bekleyen
Henüz altı yaşımdaki o kız çocuğunun çocukluğundan başlıyorum,
Geçmişimin, yeterince tam gelememişine!
O gün bugündür...
Hala kötü adamlar yaşıyorlar
Benle birlikte...
O da hala yaşıyor annem!
Bir gün öylece...
Hani öylesine...
Ziyan edebilmelerine beni...
İzin verdiğimde mi öleceğim ben de anne!
İzin vermiyorum hala işte!
Namusum hala canlı bomba
İnat değil mi!
Vursunlar beni de!
Ondan başlayarak,
Zincirleme ölürüz de
Ben hala kız kalırım ha anne!
Cemre.Y.

11 Eylül 2017 Pazartesi

Ben Sana Küstüm Ey Yüreğim

...Ben Sana Küstüm Ey Yüreğim...
Ben sana küstüm ey yüreğim hiç laftan anlamıyorsun!
Senin hayata dik duruşun aşk diye bir şeyin,
Seni sırtından bıçaklamasına kadar sürüyor ve sen hep
Aynı kanlı ellerin bunu yapmasına izin veriyorsun.
Artık asma kilitler assan neye yarar kat üstüne kat...
Zincirlerle bağlasan da girmese kimsecikler içeri neye yarar...
Bıçağın ucu yüreğinin dibinde bir burgu gibi dönmekte...
Döndükçe kanatmakta...
Bak sızıyor vurduğun kilitlerin, zincirlerin boşluklarından,
Göz bebeklerinin artık ışıldamayan pınarından pembemsi kızıl kan!
Ben bu sefer en çok sana küstüm ey yüreğim.
CemreY.

27 Ağustos 2017 Pazar

Şarap Vee...Sen

...Şarap Vee...Sen...
Tüm hazırlıklarını yaptı kadın.
İki dirhem, bir çekirdekti,
O kan kırmızı elbisesini bile giydi üstelik!
Boynunun arkasından,
Sırtının epeyce açıklarına inen,
Swarovski taşlı zincirlerini, uçuşarak savururken,
Gören de, boğaza yemeğe gidecek sanırdı!
Siyah, sivri topuklu ayakkabılarını giydi zarifçe.
Nicos'un Secret Love'unu
Son ses açmadan önce!
Hafif bir öç gülümsemesi beliriverdi yüzünde,
Sessizce mırıldandı,
İlçesinin çatılarının kiremitlerine;
"Ben de sizin dilinizi hiç sevemedim oh olsun!" diye.
Oysa gerçekten de geç kalmamalıydı...
Zira!
Can-ı boğazına çeyrek vardı.
Oysa sadece!
Çokça ait olduğu şu "İstanbul!" denen şehrin,
Hiç de ait olmadığı ilçesinin terasındaydı...
Yapayalnız...
Yani, kendisiyle randevusu vardı kadının.
Geç kalsaydı canın...
Az daha, canı gidecekti!
Aceleyle iki de şamdan koyuverdi sehpasına,
Belli ki yine geceye kalacaktı,
Yerleşti yerine,
Harladı sönmüş sigarasını,
Uzattı üzüm dökmeli antika kadehini boşluğa!
"Şarap vee..." dedi yutkundu.
Kendi kendine gülümsedi kadın...
Sonra;
"Ben!" dedi kadın...
Bu sefer küfür etmedi ama valla!
Olamayan üzümün suçu neydi ki?
Suç;
Bir yerlerde yine!
Günahsızların boğazını kesmekteydi.
Sarılamayan asma yaprağının günahı ne!
Günah;
Gençlik başında pespembe bulut!
Bir yerlerde bila-bedelsiz sevişmekteydi.
Zamandı bütün mesele...
Ya an olup gelmeli,
Ya da kayıp ruhumun sesi olup,
Beni en suskun zamanımda
Benle baş başa basmalıydı.
Cemre.Y.

29 Haziran 2017 Perşembe

Çoktan Prangalı Yürekler

...Çoktan Prangalı Yürekler...
Rüyamda sevmekten hayli yorgun,
Sevdanın mülteci eylemlerinden hayli bezgin,
Ayakları geçmişlerinin görünmez iskeletlerine
Çoktan prangalı yürekler gördüm.
Hepsinin çelikten zırhlı duvarlar örülüydü kalpleri.
Sevmekten usanmayan yüreğime
Hayretle bakıyorlardı olmayan gözleri!
Şeffaf görünen hayatımın,
Altında yatan en derin yaralarımı bir görselerdi
Zamansız, amansız,
Yamansız sandıkları hapisliklerinden utanıp,
Prangalarının ayaklarına bedel olmasına aldırmayıp,
Bütün zincirlerini kırıp
Birilerini...
Sevmeye giderlerdi.
Cemre.Y.

2 Haziran 2017 Cuma

MR (Manyetik Rezonans)

...MR (Manyetik Rezonans)...
"Mezara ilk girince neler hissedilir artık biliyorum!" dedikten
Ve de kısa özetle ana fikir hakkında
Genel bilgi verdikten sonra,
Gelelim dün geceki hikayemize...
Bu aleti hiç görmemiş olanlar için üstteki fotoğraf,
Cennete açılan sır kapısı gibi görünebilir de,
Hatta çoğu maceraperestler için,
Farklı bir deneyim dahi olabilir.
Ama benim için öyle değildi işte o işler!
Hele ki benim gibi klostrofobiniz var ise...
Hele ki rahmetli anacım gibi klostrofobiniz var ise...
İlk kere rahmetli anacımın,
Kanser teşhisi aşamasında tanışmıştım kendisiyle,
Epeyce de bir yıllar yüz yüze gelmemeye çabalamış,
Anacım her ona gireceğinde,
Kardeşcazımın götürmesini sağlamıştım.
Anacım, gençliğinden beri vasiyet ederdi.
"Aman ha yavrum, meğerki ölürsem,
Mezarımı, az geniş, biraz da yüksek yapın,
Ha bir de, kibritle mum koymayı unutmayın!
Bak ölene kadar ölürüm ben orada, sakın ha!" derdi.
Oysa bu meretin ne genişlik imkanı vardı,
Ne de alan yüksekliği!
Zavallı kardeşim anamın korkusunu bildiğinden
Defalarca annemle beraber uğrayacağı radyoslanları
Umursamadan ki neyse ki o vakitler her şeye
"Susun" dedirtecek parası da vardı.
Girerdi anacığımla el ele...
Hiçbir yerini tutamasa ayaklarının ucunu tutardı
"Korkma! Anam! Ben varım, yanındayım!" derdi de
Nihayetlenirdi anacımın MR çilesi...
Sonra kardeşim iflas etti, anacığımın hastalık yükü ağırlaştı.
Omuz sırası bendeydi,
On bir yıllık işimden bir kalemde ayrıldım.
Tazminatımı aldım...
Annem acı çekerek ölmeyecekti!
İlk randevumuz MR'dı.
Anacığım alışmış ya erkek kardeşimin koca yürekli,
Koca ellerine, pek büyüdüydü göz bebekleri!
"Sen beni çıkaramazsın ki be evladım o mezardan!" demişti.
Hiç unutmuyorum, söz vermiştim ona
"Çıkartırım be anam, ellerini öpemez isem,
Ayaklarının ucunu öperim,
Hissedersin beni demiştim."
Ah be kızım...deyip susmuştu.
Kocaman, ürkek gözleriyle girmişti o cihaza!
Cebimde kıdem tazminatımın güveniyle
"Size ne benim radyaslonlarımdan,
Annemle gireceğim!" deyip
Susturmuştum özel özel hastanelerin
Hiç bilinmeyen ara yüzlerini.
İlk anından, son saniyesine kadar,
Kardeşimden devir aldığım şefkati ve sevgiyi
Sonuna kadar sunmuştum her defasında.
Onu, en son...kere...
O gecenin üç otuzunda...Beyin MR'ına yolcularken,
Ellerinin tırnak uçlarını öpmüştüm,
Çıkana kadar da ayalarının parmak uçlarını teker teker...
Çıktığında bana çıkarabildiği o kısık sesiyle
"Eh be kızım, ne ettiysen bu sefer hiç üşümedim ki" dediydi.
Şimdilerde herkesim merak ediyor,
Nasıl olup da bunca ince sesleri duyabildiğimi;
Siz...
Hiç...
Artık acıdan hiç konuşamayan, tek bir tiz çığlık atamayan
Annenizin kanser acısının dinme vaktinin çoktan geldiğini
Ve + bir doz daha morfin yemesi gerektiğini duyabildiniz mi ki
Doktorları bile hayli şaşırırdı nokta atışlı zamanlamalarıma!
Anacığım son kere oraya girdiğinden aylar sonra
Bizi terk etti.
Yoruldu.
Bitti.
Gitti.
Ama biliyordum!
O dışarıdaki çırpınışımızı değil ama içerideyken ki halini
Hiç mi hiç yaşamamızı diliyordu!
Ama hayat bu be cancağızım!
Her elma, kendi ağacının dibine düşer!
Hikaye derin...
Bende masal çok, hem de en gerçeğinden.
Dün bütün günümü bu anıların anlarıyla geçirdim.
Kah ağladım, kah oturup yazı yazdım,
Kah uyudum, uyumaya çalıştım.
Randevu saatine bir saat kala, saat 22:00 de
(Çünkü gündüz çekinirsen bu meredi *2 fiyat,
Gece on ikiden sonra 1/2) kardeşcağızım aradı.
"Vardiyam müsait abla, seni ben götürebilirim!"
Ah ne sevinçti benim için,
Nihayetinde 20 dk.yürüsem hastanedeydim ama o
Korkulu klostfobi yok mu!
Yarım saat kala indim iki kat altımdaki kardeşimin evine,
Ortanca yeğen ayakta, bitmemiş bilgisayar oyunu,
Büyüğü uyumuş ya ölürse halası diye korkusundan,
Anaları uyumuş, oturma odasının orta yerinde,
Gelincağızımıza rahmetli kaynanasından kalmış bir anneanne!
Kurulmuş yatağına…
"Hastaymışın diyola be gızım!
Nassın, eyimisin!
"Sorma!
Şu şöyle oldu, şu şunu yaptı,
Son kızım yüzüme bakmadı vs.vs.vs."
Yaşlı tabi diyemedim.
"Hele ki sen değil miydin,
Kızın kanserden ölecek diye gelip
Bir ay geçince de ölmediğini görünce
Anacımın onca yalvarmalarına rağmen
Basıp köyüne dönen,
Senden sonraki bir buçuk ay sonra
Onun tabutunu sana getirdiğimizde,
Ah evladım doyamadım ki ben sana..."diyen...
Diyemedim!
Onun da gideceği yerin çapı, çupu,
Her cm'si aynı sonuçta.
(Anam gücenmesin diye) Sustum.
"Hı hıı! Hastay mış ım galiba bakacaklar işte!" dedim.
O sırada en küçük yeğenimi yanıma çağırdım,
Hayret nazlanmadı bu sefer!
"Sana çok ihtiyacım var, gel bir sarılayım!" dedim.
Kuruluverdi erkek yakışıklılığıyla kollarıma.
Farkında değilim ama bir damla göz yaşım düşmüş olabilir,
Ben onu öperken yanaklarına...
Saatimiz gelmişti.
Toparlanıverirken, birden,
"Bende geliyorum! İtiraz istemem!" deyiverdi.
Sanki cennet oldu bana da anamın küçük çocukları
Anamın o ellerini, ayaklarını öpüverdi.
Allah'ım bu nasıl sevinçti!
Neyse sıkıldıysanız da sıkılın...
Ama eğer hala buradaysanız...
Gece 24:00 de olan randevuya, acil vakalar vs.derken
Kardeşcazım yarı uyuklarken
(Yavrum zaten uykusuzluğa hiç dayanamazdı,
Annemli hikayelerimizde bile)
Nihayet 01:20 de sıra geldi.
İçeri girme sıram gelmişti.
Şükürler olsun ki yaradıma!
Yarın sabah 07:00'de okulunda olması gereken
İlköğretim ikinci sınıf öğrencisi yakışıklım ın gözleri
Fal taşı gibi açıktı.
İstemiyordu babaannesi gibi geçip gitmememi,
Seviyordu beni.
Adımı seslendiklerinde
"Öldü o!" dedim diye çok kızdı bakışlarıyla.
Neyse, eşyalarımı bırakıp ellerine, öylece dalarken içeri...
Evladım geliverdi aklıma;
Dönüp ardıma baktım...
"O da burada olsa mıydı?
Olsaydı beceremezdim ki oradan ölmeden kurtulmayı!
Hem biz değil miydik ki
Zincirlerin zayıf halkasını bulup onarmaya çalışan!
Benim kaderim her neydiyse ben memnun değilim!
O neden kahrını daha da çeksindi ki!
Günler önce, bugünü söyleyip, öylece de geçiştirmiştim.
Unutsun diye de elimden geleni yapıp,
Bu sefer bunu başarmıştım.
Hala "Anne'm" diye hitap ettiğim ve sonsuza kadar da
Bu hitabımı hak eden (Kızımın babaannesi...
Çok yabancı geldi bu kelime ya...
Eski kayınvalidem...
Enem bu daha beter...)
Ferhun'cum derdi ki bana
"Eh be kızım!
Sen herkesi senin yanında sanırken,
Doğarken yalnızsın aslında, doğururken yalnız,
Ölürken de yalnızsın aslında...
Sen sen ol...
Güzel hatırlar ve hatıralar bırak!"
Kızımın yaşadığı bunca yaşamaması gerekenler yanında
Bir de ona yeni bir zincir halkası ekleyemezdim ya!
Girdim odaya...
Annemin bu anlarını hissettim
Anacığımı yatırdılar!
Beynine mengeneleri sıkıştırdılar.
Kımıldama dediler, içeri sürdüler...
Nefes 1-2-3 deri nnefes,1-2-3
Hem çok soğuk burası zaten!
Üşüyorum!
Nefesss a-la-mı-yo-rum!
Gözlerini kapa!
1-2-3-3-2-1 nefesss çok üşüyorum.
Zaten ölmüş olsam üşümem de mi?
Burnumun dibine kadar da indirmişler!
Kızıma haber salsa mıydım?
Yoksa çırpınsam görürler zate beni...
Ama burası çok daarrr!
Hey ben bu beynimden,
Günlerce dinmeyen sesi seveyim yareppim!
Kaç çeşit, kaç cins ses acısı var...
Çığlık sesiyle insanları öldüren,
Çocukları koşullandıran bir kitap okumuştum!
Çırpınsam!
Klostrofobim vaarrr diye bağırsam!
Ama kapıda korkulu gözlerle beni bekleyen bi çocuk var!
Ya yine ona aynı zalım korkuyu yaşatıp ölmeli,
Ya pes eden beceriksiz bir hala olmalı,
Ya da zincirin zayıf halkasını
Kesmiş, atmış ve dönmüş cesur örnek olmalıydım.
Ama benim klostrofobim varr!
Nefes...
1-2-3-3-2-1
Hem çok soğuk bura!
Hem fena deli ses!
Annemin bana son seslerini silmeye çalışan,
O nefret ses!
Suss!
Ya aşk, ya sevda,
Ya yanılgı, ya aldatılmak...
Ya sevgi,
Bak küçücük daha kaybetsin mi seni yeğenin,
Ya evladın...
Bir zincirin halkasını kıracaksın diye çağırmadın zaten
Şimdi geberip gidersen şu kutuda...
Affeder mi ölünü...
Ya mutluluk, ya para, ya sağlık, ya aşk, ya sevda...
Kelime kelime öldüm, öldüm dirildim.
Nihayet bitti.
Yine ölmedim ya la!
Cemre.Y.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Yenildim

…Yenildim…
Kendi dudak izlerinden
Öpüyor san hala hayatı...
Ölüme çoktan razısın!
Direniyormuş sun gibi yapma!
Ama yaşamaya mecbursun hala!
Onun... için...
Olabildiğince...
Ne kadar ol?
Nereye kadar kal?
Nerede, kimde, daha çok kal.
Ya da bu kadar da fazla kalma!
Şu kadar fikir sun...
Ama çok da konuşup aklını karma!
"Büyüdüm ben be anne!"
Hele ki harcadığın bütün bir ömre
"Yoktun!" dediyse...
Elbette yakacaksın bi cigara!
Bir yutkun...
Bir "Es" lik kadar olsun sus ona!
Sen onun...
O güzelim yosun gözlerine,
O güneş ışıltılı saçlarına,
Onun ilk çocukluğuna layık!
Onun o ilk ömrüne layık!
Çekirdeğinden olsun
Bir aile bari
Dilediyse hala ama bak hala!
Olamadın!
Az biraz savaşırsın.
Ya sürünmek artık umurun değildir de
Sırtına bastırmazsın hiç bir ayak izini!
Olabildiğincesindir yani.
Ya yoktur…
Ya da eksiktir hala bi şeyler…
Ya da var olman gerekir
Ama en önemline hala...
Bana...
Yaşamıyorsundur!
Ben ona...
Yaşamıyorumdur.
Biz, bize çoktandır
Yaşayamıyoruzdur yeterince zaten!
Ama unutma!
Dur ya bi sen, bi dur!
Bir...
Unut!
Ya da!
Yok ya hiç de unutma da...
"Annenin kaderi kızına!" yı oldurtma!
Boz o zincirin,
O son halkasındaki kaderi!
Evladı...
Bunca olayla ayrıca
Savaştırma!
Pes etmedin yenilmemek için.
Yenildin bırak da sevinsin!
Senden daha güçlü o!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...