çarşaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çarşaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2024 Cuma

Sevsene Beni!

...Sevsene Beni!...
Sana sırılsıklam terden uyunamamış,
Uykusunu alamamış da,
Küsecek kimse bulamayınca,
Yastığına, çarşafına küsmüşlüğümden sesleniyorum sevgili!
Kapım, pencerem ne varsa sonuna kadar açık.
Gelsene!
Usulca kaçırsana beni denizi olan bir yere.
Kumsalda oynayan çocuklar gibi,
Deniz suyuyla yıkasana yüzümü.
Sabah esen saba rüzgarı gibi,
Usul usul okşasana saçlarımı, omuzlarımı,
Gidersem dönmeyecekmişim gibi çok,
Sevsene beni.
Cemre.Y.

12 Temmuz 2024 Cuma

Sıcak

...Sıcak...
Geceler nemli sevgilim,
Uykularımı böldüğü yetmezmiş gibi!
Her gece çarşafıma dolanmaktan da,
Kendimi onun kollarından ayırmaya çalışmaktan da yoruluyorum.
Gündüzler desen gecelerden daha da nemli.
Soğuk soğuk sularda yıkansan da ne çare!
Çıkar çıkmaz bütün gözeneklerimden
Elekten akar gibi boşalıyor damlacıklarım.
Sen diye biri olsaydı ömrümde
Bugünleri, parmak uçlarımızı öpüştürerek geçirebilirdik.
Dahası sıcak çünkü!
Çok sıcak.
Neyse uyandık madem yeni güne,
Sade kahve sonrası çay var içersen?
İçi çocukluğundan kırık ben var seversen!
Cemre.Y.

13 Ocak 2023 Cuma

Vazgeç

…Vazgeç…
Ama o yataklar soğur, o çarşaflar boşalır unutma!
Vazgeç!
Bu unutuşa bedel kendinden harcanmaktan!
Ben seni hiçbir şeye bedel harcamadım mesela!
Arkandaki şarkıyı unutturacak kadar, hala vardın işte!
Cemre.Y.

23 Kasım 2019 Cumartesi

Nasılsın

...Nasılsın...
Kendi hayatımın...
Gereksiz kalabalığından sıyrılmaya çabalarken,
Kim bilir...
Ne kadar?
"Günaydın"ı kaçırdım ömrümde...
Ve kim bilir...
Ne kadar da,
"İyi Geceler"i.
Öyle ya...
Gün nasıl olsa geçiyor ya!
Öyle ya da böyle.
Lakin...
Gece çöker az sonra!
Az sonra...
Bütün yalnız yüreklerin,
Yalnızlığını...
Kirli çarşaflara feda etmeyenlerin vakti asılır duvarlara!
Sahi...
Sen...
Şimdi...
Nasılsın?
Cemre.Y.

17 Ekim 2019 Perşembe

Sevgili

...Sevgili...
Sana kırılgan kelebek kanatlarımı sunacağım sevgilim.
Sana, hayatımın en uzun feryat figan çığlıklı suskunluklarımı.
Sana, tebessümlerimi sunacağım sevgilim.
Sana, gülüşümü,
Sana, katıla katıla kahkahamı!
Sana, durgunluğumu, misk-i amber kokumu.
Sana itirazsız anlayışımı sunacağım misal!
Buruk hatıralarımı hiç yaşanmamış sanacaksın kusuruma bakma!
Zira ömrümün kitabının ön sözünü bile kim'ime aleni sunsam,
İlk o yaramdan sapladılar zalim hançerlerini.
Varsın biri bari şiir sever görünüp,
Hayat romanıma dahil olmadan ön söz'den...
Son söz'e kirli çarşaflara bulanma derdinde olmasın değil mi?
Yoksa ömre bir haz daha katmak ne ki sanal olduktan sonra.
Sana...
Bir ben sunarım sevgili,
Senden geçersin,
Ama geçme!
Biz'de kal uzun bir süre...
Cemre.Y.

24 Şubat 2019 Pazar

Ömür Yüküm Ağır Be Sevdiceğim Zamanı Geri Sar

...Ömür Yüküm Ağır Be Sevdiceğim Zamanı Geri Sar...
Adını hatırlayamadığım yeşil çimenli yollardan geçtim,
Kenarları papatyalı dereler aktı gümrah ırmaklara çocukluğumda!
Beni gecenin bir yarısı ameliyat masasına yatırdılar yüzüstü,
Tertemiz çarşafları çocuk korkularımla pisletip kurtardım ömrümü!
Hani diyorsun ya en ihtiyacın olduğun anda ya ben olamazsam yanında?
Sen Allah mısın be sevgilim,
Ki o bile olamamış en lazım olduğu zamanlarımda!
Ömür yüküm ağır be sevdiceğim zamanı geri sar,
Yüküm ciğerim kadar, yoksa sensizlikten öleceğim.
Bırak, azıcık bi kokunla nefesleneyim.
Sana az gelirse sende kalmışlığım o vakit yine yeniden,
Ömür yüküm ağır be sevdiceğim zamanı geri sar, beni sana sar!
Cemre.Y.

20 Şubat 2019 Çarşamba

Geçer Mi Ki

...Geçer Mi Ki?...
Daha geçen hafta oğlu bu dünyayı terk-i diyar eylemiş,
Alzheimer hastası çoktan yatalık,
Kolu kanadı, ayağı bacağı kırık bir ananın feryadı,
Hala çizmekte ciğerimin en köşesini.
Zira nicedir babası sanıyordu hasta yatanı,
Nicedir de kardeşi!
İlk feryadı duyduğunda vefat edenin kardeşleri vardı yanında ya
"Gardaşıımm!" diye çırpınıyordular.
O da sesi yettiğince şimdisine kadar,
Bu dünyadan göçen bütün kardeşlerine çırpındı,
Kendi oğlunun vefatını algılayamadan!
Alelacele cenaze evine varıldı!
O dağ yıkılsa deviremez sandığım o nahif adamı
Boylu boyunca sermişler yatağa!
Üzerine çarşaf örtüp, göğsüne bıçak koymuşlar!
Sanki hortlayacak güzelim insan.
Sarılsam,
Bana hiç olmayan,
Babamın şefkati gibi saracak kadar uysal oysa!
Ah ne tarifsiz bir acıymış bu yarabbi'm!
Nasıl ki ben anama aşıksam!
Baba da aşk ile sevilebilirmiş meğer ürkmeden.
O evlat ki...
O babanın ayakların altını öpe koklaya ağıtlar yakarken,
Kusura bakma tanrım sordum...
"Neden?"
O kadar yüceydi yüreği o yatakta, öylece,
Boylu boyunca nefessiz yatan adam.
Adam'dı.
Alzheimer hastası çoktan yatalık,
Kolu kanadı, ayağı bacağı kırık bir ananın feryadı,
Hala çizmekte ciğerimin en köşesini.
Zira nicedir babası sanıyordu hasta yatanı,
Nicedir de kardeşi!
Şimdi ki feryatları duyduğunda vefat edenin evlatları vardı yanında ya,
"Bababammm!" diye koya ağıtlar yakıyorlardı ya!
O da cılız sesiyle uzunca bir süre baba'm diye ağladı,
Bir müddet de ana'm diye.
İki de bir oğlunu sorsa da,
"Bu Sefer nerede o niye gelmedi bu acı günümde?" diye,
Ben hariç hiç kimse onu duymadı!
"Oğlun öldü ana!" diyemedim.
Öyle ya!
Nicedir...
Kimi kim sanıp, sandığının varlığına sevinirken,
Cisminin aslına özlem duyar olmuştu ömrüne bitap kadın!
Ben nasıl diyeydim.
Kim nasıl kıyardı o kırılgan ciğere!
İçimin geleceğini görür gibi oldum onda da!
Rahmetli anam!
Bütün ömrümü onunla yüzleştiğimde,
"Her şeyi hatırlamak, hatıralarınla yanmaktır kızım,
Ben yandım, sen de yanma!
Sen görmedim sanırken, ben unuttum!
Hepinize yetebilmek için başka şansım yoktu." dediğinde,
Unutmayı denemiştim!
Sonra bir baktım geçmişten o güne...
Bütün olaylar yerli yerinde ki o da zaten
Hiçbir şeyi unutmamış!
Alzheimer hastası olmayı dilemiştim nice yıllardır.
Artık istemem!
Artık...
Yanımda biri hele ki Allah korusun en yakınımsa giden!
Her gidenime yine yeniden yeniymiş gibi yanmayı dilemem.
İşte o yüzden!
Nicedir...
Ziyaret mezar edilecek mezar taşlarım arttıkça,
Gitmez oldum artık mezarlıklara.
Hatırlayamıyorum ki,
İlk ne zaman ağladım ben onların yokluklarına!
Alzheimer hastası olup yeniden o anı yaşamak da asla istemem!
Denizi olan bi yere gidemedim bu sefer...
Dökecek iç..
Çok ya hani...
Kim toplardı canımın kırık canlarını,
Hayallerimin kırıklarına bohça edip!
"Derdin, insanların duymak isteyeceğinden de çoksa kızım,
Bir deniz kenarı bulamasan da suya söyle geçer!" derdi annem.
Suya söyledim işte...
Geçer mi ki?
Ya kadıncağız durduk yere
"İlle de evlat!" diye tutturursa?
Cemre.Y.

11 Aralık 2018 Salı

Karanlık

...Karanlık...
Gece çöküp yıldızlar mehtabı güzel ülkelere göçtüyse,
Tek'sen, kendin dahil hiç kimse siz sen,
Ve İstanbul'un...
Sahtekarlık kokan ışıklı çarşaflarına meyilli değilsen,
Pencerelerinden ışıklar saçan o apartmanın,
Tek ışıldamayan camı sen olursun.
İnsanlar gelip geçer sokağının önünden,
Her biri onlara güvenip anlattığın yaralarından vurur seni.
Üstelik herhangi bir konudan bahsederken,
Farkında olmaksızın yaparlar bu yaralı ruha tuz basma işlerini.
Kızamazsın, küsemez sin, kırılamaz sın ki onlara da!
Nihayetinde o yaralarını açan da onlar değildi.
Onlar...
Sen paylaştığın için biliyorlar yüreğindeki can kırıklarını!
İçine sığdırmaya çalıştıkça ciğerin yarılacaktı ya hani.
Anlattın bitti sanıyorsun öyle mi?
Gece çöküp yıldızlar mehtabı güzel cennetlere göçtüyse,
Tek'sen, kendin dahil hiç kimse siz sen,
Ve İstanbul'un...
Yalanlarla yoğrulan renkli hayatlarına meyilli değilsen,
Pencerelerinden neşeli insanlar geçip duran o apartmanın,
Tek sessiz ruhu sen olursun.
İnsanlar gelip geçer gözlerinin önünden,
Her biri onlara güvenmeyip dahil etmediğin ömründen vurur seni.
Üstelik hiç olmayacak zamanlarda çıkıverirler karşına,
Misal ayakların su toplamıştır yürümekten,
Yine son model arabasıyla çıkıverir karşına,
"Ne sen inadından caydın, ne de ben senden de be kadın değdi mi bari!" der.
Eminim hala evindeki çeyiz sandığında duruyordur evlilik birliği!
Gece çöküp yıldızlar mehtabı güzel başka bir evrene göçtüyse,
Tek'sen, kendin dahil hiç kimse siz sen,
Ve İstanbul'un...
Orospularla, pezevenklerle dolan akşamdan kalmaları kabul'süzsen,
Pencerelerinden yeni hayatların rengi akan o apartmanın,
Tek yapayalnızı sen olursun.
Ama bilirsin ki şiir yağıyor bir yerlerde, bahar gelecek…
Cemre.Y.

8 Kasım 2018 Perşembe

Küfürsüz

...Küfürsüz...
Acıların anıları vardır,
Anıların acıları olduğu kadar!
Aşkların sevdaları vardır,
Sevdaların aşk olduğu kadar!
Ayrılıkların kavuşmaları vardır,
Kavuşmaların ayrılığı olduğu kadar!
Şimdi doktorlar çıkmışlar ekranlara çarşaf çarşaf;
"Bir aşkın veda acısını altı aya indirdik." diyorlar!
"Yerine yenisi konulursa unutuluyor." diyorlar.
Aşık olduğuna, sevdalandığına,
Bir kere bile "Sevdiceğim." dememiş bir insan evladına,
Sevdiceğini bir kere bile uyurken seyretmemiş bir insan evladına,
Nasıl küfürsüz anlatabilirsin ki aşkı, sevdayı, yanmayı,
Hele sonlar ebede varmamışsa,
Yıllar boyu aynı kaseti başa sarıp durmayı,
Tek bir hata oranı kendinde kalmayana kadar,
O yokken bile yeniden yeniden hatırlamayı nasıl anlatabilirsin ki küfürsüz!
"Ulan okuduğunuz kitapların bütün harflerini size diktiklerim!
Altı ayda yenisini yelken açınca aşk acısı unutulmuyor,
Olunsa olunsa orospu ya da pezevenk olunuyor!"
İyisi mi sen "Sevdiceğim" in ne demek olduğunu öğren önce.
Öyle ay bu da olmadı yerine yenisi gelsin deyince olmuyor o işler!
Bu oyunda ben yoktum, yokum, çünkü o, öyle kolay unutulmuyor!"
Cemre.Y.

17 Eylül 2018 Pazartesi

Yalnızlık


…Yalnızlık…
Kayıp sevdaların yitik kralları ve kraliçeleriydik biz…
Ortalık duvarlar dolusu, ortalık çarşaflar dolusu yalnızlık dolu.
Cemre.Y.

13 Eylül 2018 Perşembe

Çarşaf

…Çarşaf…
Bunca yalanların yılanları geçtiği bu dünyada,
Ruhumun mengeneleri daralıyor,
İçimin çocuk kanatları kırılıyor,
İnsanların sabundan kaypak olmalarına!
Yalnızlar deryasında yüzerken,
Kime tutunmaya kalksam,
Ayaklarının altında birer insan yarası.
Sevmek sevilmek,
Dert olmaktan çoktan çıkmış çıkmaz sokaklar diyarında,
Ütüsü çok yıllık kırışmış çarşaflara davet ediyor herkes!
Sonra ne mi oluyor?
Yalnızlığımızı,
Sevişene kadar bölüşebiliriz diyenler yüzünden,
Omuz başlarıma sarılıyorum her seferinde yeniden.
Gece olup da el ayak çekilince aynaya bakıyorum,
Başımı ve çenemi dikleştirip,
Sosyal dedikleri o medyanın sıfatına tükürüyorum.
Bir şiir daha yazıyorum, bin şiir daha!
Cemre.Y.

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Söyle Tanrım, Arttık Bizimle Misin?

...Söyle Tanrım, Arttık Bizimle Misin?...
Günün belirli saatlerinde,
Hele ki sabah vakitleri milletlerin vekillerinin,
Hatta gerekirse cumhur başkanlarının,
Gerekse de kraliyet saraylarının belirlediği zamanlarda,
İnsanlığı gaflet uykusundan uyandırıp,
Ezan seslerini türlü güzel nidalı imamlarıyla beraber,
Hiçbir sesinin duyulamayası,
O iğrenç seslileri de imam yaptın diye!
Bangır bangır bağırtan'ım!
Yine insanlığı gaflet uykusundan uyandırıp,
Allah'ı aynı ama peygamberi ayrı yaradan'ın emri ile,
Kimi bir piyanonun sanki bir lire dokunmuşçasına,
Öyle bir yumuşak dokunuşla çanlar çalınırken,
Kimi paslanmış oksidasyon'lu sesiyle,
Kulağımızda zangırdatır ve bizi korkuturken başka ülkelerde.
Üstelik bütün bilinmiş dinlerde
Yaradanın yarattığına ezası...
Hep buluğ çağını çoktan geçmiş'i tasvir edilirken,
Ve birçok dinlerde buluğ çağı geçmemişse,
Hiçbir insan evladına halvete meyl edilmezken!
Ben, her bana sorulduğunda,
"Müslümanım elhamdülillah" derken.
Ama içimden!
Baba'm bana ilk tacizde bulunduğunda,
Henüz altı yaşımdaydım,
Biz müslümanlar'a vaad edilen,
"Ölür isek cennet kesin!" zamanımızdaydım yani.
Şimdilerdeyse...
Neden herkes gibi vedalaş'amıyorum,
İçimdeki habis şeylerle de durduk yere,
Bana hemoroid teşhisi konuluyor artık anlıyorum!
Çünkü içimi dışıma açarsam, o girebilirdi!
Çırpındım ama ölmedim!
Yenilmedim de.
Bir sonraki yelteniş'indeyse,
Göğüslerim daha yeni bitmeye başlamıştı,
Arkadaşlarım,
Anaları, ergen arkadaşları öyle demiş diye
Koca koca taslar koydular memelerine,
Hani o kadar büyük olurmuş diye.
Ben küçücük kahve fincanlarını dayamış'tım memelerime.
Hani hiç kimse heves edemesin diye!
Yine de baba'm...
İlk onlara dokunmak istemişti nedense?
Şimdilerde...
İstediğim her an degajeli fotoğraf paylaşıyorum!
Artık kırklı yaşlarımdayım!
Hele bir dokunmaya meyl etsin!
Sikini keser, ağzına tıkar, ibreti alem olsun diye de,
Cümle aleme yayarım!
Gerçi,
Gerçeğimden geçtiğim onca zamanlar içinde de çığlık atmıştım!
Rahmetli anam beni o günden beri hasmı bellemişti,
Susmamıştı ama...
Sevgisi artık eksikti.
Şimdilerde rahmetli olmaya haylice yakın olan,
Zavallı prostat kanseri olan babamın babası bile,
O günlerde bu çığlığım ses getirmeye devam ettikçe...
"Canım, o da kız kısmı sonuçta,
Gecelik giymeseydi." demişti.
Öldüğünde dedemin mezarı başında ne diyeceğimi,
Daha o yaşımda ezber etmiştim çoktan da
Daha ölmedi.
Öldüğünde babamın mezarı başında ne diyeceğimi,
Daha o yaşımda ezber etmiştim çoktan da,
Daha ölmedi.
Daha dün,
En üst kattaki yatak odamın penceresinden bir nefes alayım derken,
Hani o sevdiğim, hani o en beni seven kardeşim,
Hani o, en mutlu olunası aile için anama bile cephe olduğum,
Kardeşim, karısı, ve çocukları...
Toplamışlar kendince sevdikleri akrabaları!
Maldı, mülkdü,
Baba'ydı...
Haksız yere konduğu mülkü nasıl onlara aktarma'lıydı,
"Hangi yolları denemeli" ydiyi konuşuyorlardı,
Kızımı ve ben'i unutarak!
Yani geçmiş...
Aradan 3-5 gün geçince unutulur azizim!
Hele ki 3-5 kuruş geliri varsa çoktan unutulur!
Onların bir kızı yok nasıl olsa...
Erkekleri'yse gaylerden korumak yeterliydi,
Oysa ben görmüştüm,
Rahmetli anamızın bizi her yaz Kur-an öğrenelim diye,
Gönderdiği o Yeşil Cami'de...
Kur-an kursundaki kızlar salınıverilirken,
Dileyen...
Erkek öğrencilere ek nizam verildiğini!
O vakitler baba kahve köşelerinde,
Arkadaşı olduğu eşlerinin...
Kocasını nasıl da tufaya getirip yendiklerini anlatan,
Kodaman kodaman godoşların,
"Ondan artık vazgeç de, bana gel!"li endekslemelerine,
Rahmetli anamın,
Eski nacağıyla savaş açma dönemlerindeyiz.
Özür dilerim senden anne'm...
Baba'm gibi bana dokunmak yerine,
Seni tercih ettiler de,
Sen kendini savunabildin diye!
Ve özür dilerim anne!
Sana bütün bu hayatlarımızın,
Dönüm noktalarını sana anlatıp,
Senle paylaşıp,
Benden korkmanı sağladığım için!
Ve artık sen de benden özür dile lütfen!
Artık ölmüş olsan bile...
Bekaretimi...
Sevdiğim adam' a feda ettiğim,
Ve bunun için bunca bedel...
Aşk, ihanet, çocuk, ayrılık,
Ayrılık...
Ayrılık...
Ayrılık...
Şimdi bana neden ömrüme ait,
Sadece kızım'dan daha değerli hiçbir şey yok diye soruyorlar ya!
Çünkü...
Hiç kimsenin...
Sadece...
Kız evladı yok!
Bilmiyorlar?
Hiçbir şey'i anlamak istediklerinden fazlaca da...
Bilmek istemiyorlar...
Sana bir sır vereyim ağa!
Bu hikaye...
Senin aile efradından birinin kumarhane yönettiğine,
Senin aile efradından birinin uyuşturucu içip,
Uyuşturucu satmasına,
Bu hikaye...
En çok güvendiğin kardeşinin,
Mevzu bahis konusu geçince...
Senin çoktan ona ve ailesine bila bedel feda ettiğine rağmen
"Zamanı gelince,
Şu, şu kadar!" dersin matahlığını sana dillendirmesine değmez!
Çünkü diyemezsin ki ona
"Ulan bezirgan evladı!
Hadi geçtim sonraki sana ihtiyacım olan günleri de...
Baba denen o adam beni yemek masamıza yatırdığında,
Götümü sikmeye çalışırken, sen çığlıklarımı duydun da,
Kulaklarını yastığa gömmüştün hani!
Komşular yetişip beni,
Hastalanmışım gibi karın ağrısından doktora götürülürken sen!
Yatağın altında titriyordun hani!
Hani seni sormuşlardı da ben,
Trakyanın, o Pınarhisar'ındaki,
Bitli arkadaşım Ayşe'ler de, olduğunu söylemiştim hani!
Onun abisi de senin arkadaşındı ya!
Geçen gün...
Kulaklarımla duydum benim için aslında ne hissettiğini!
Oysa...
Hep...
"Yeterince büyük olsa kurtarırdı beni." demiştim.
Yeterince büyüdüğünde de,
Bana oldurmaya çalışılanları öğrendin ses etmedin.
Öz yeğenini, öz kardeşinden kollamaya çalışırken ben,
Ona da ses etmedin!
Kızımı, evimden, içimden kovarken de,
İçimdeki korkuları tıpkı altı yaşımdaki,
O kocaman çığlıklarımı duyduğun halde ses etmedin!
Yıllar sonra da...
Anamın uğru diye açtığınız kuran kursunun,
O serin bahçesinde siz çekirdeklerinizi çitlerken mi duyacaktım!
Aslında size göre..
Hiçbir işe yaramayan bir insan olduğumu?
Size bir tek hele ki bu dönemde!
Bir kız evlat diliyorum kardeşim!
"Bakalım, erkek o!
Nasılsa atlatır, rahatlığı yerine,
Onu kara çarşaflara serseniz de,
Onun topuğundan,
Yok bilmem ne,
Kara çarşafının kenarından görünmüş olan bileğinden,
Yok bilmem ne,
Balkondayken kimse yok sanıp,
Etrafa bakınırken gerdanından!
Yok bilemem ne,
Sosyal medyalardan birinde,
Es kaza uzun görünen kirpiklerinden,
(Benim evladım açık diye bunlar onda da dahil değil mi sanırsın!)
Kork!
Senin bir değil beş kız evladın olup,
Her biri bambaşka karakterlerde ve de inanışlarda olsun!
Bakalım o zaman!
Size üç kuruş gelir sağlıyor diye o babaya hala acıyacak mısınız!
"Esselamu Aleykum Verahmetullah!" diyorsunuz
Her gün milyonlarca kere...
Peki cennet garantili evlatlar,
Cenneti açlıkla, tecavüzle, iğrenç ecellerle sınansın diye mi!
Bu nasıl bir yaradan egosu!?
Şimdi şükür mü etmeliyim sana,
Hiç değilse tecavüze uğramadım,
Hiç değilse ben de öldürülüp,
Bir dere kenarına atılmadım diye!
Sen söyle Allah'ım!
Bunca zulüm hangi yaradanın egosu?
Cemre.Y.

16 Mayıs 2018 Çarşamba

Yoruldum Artık

…Yoruldum Artık…
Fırtınalardan yoruldum artık! 
Bana çarşaf gibi bir deniz gerek, 
Sadece sıkıldığımda dalgalara vuran.
Cemre.Y.

9 Mayıs 2018 Çarşamba

Sensiz

...Sensiz...
Sen benim karanlıklardan korkan yüzüm
Sensiz bütün çarşaflara dolandığımsın
Elbette sensiz son bulmazdı bu gece
Hani ruhun dudaklarımı yakan
Hani şefkatin ayaklarımı ısıtan?
Şimdi her yanım ayaz sensiz ey yar!
Cemre.Y.

7 Mayıs 2018 Pazartesi

Şiirler

…Şiirler…
Nice şair'li dost makamlarımdan caydım ben ki onların çoğu!
Birkaç çirkef dolusu dedikodularını çarşafıma gergef eylemeye meyl eylediler!
Ama şiirleri kaldı geriye!
Çoktan silerdim bütün harflerini çoktan ama!
Bunca yüreğime dokunan onca kelamları yazamamış olsalardı…
Demek ki onlar'ın yara kabukları benimkiler kadar da aleniyete saklıydı.
Cemre.Y.

9 Şubat 2018 Cuma

Yoksun

…Yoksun…
Kendi kendime
Cenabet çarşaflar geçiyor ömrümden.
Peki sen!
Bunca yokluğumun 
Hangi rengisin?
Ki edepsiz hiçbir hayalimden 
Geçemiyor hiçbir rengin.
Hayalimde bile yoksun.
Cemre.Y.

30 Aralık 2017 Cumartesi

Ey Yalnızlığım

...Ey Yalnızlığım...
Hüzünsüz sabahlarımın
Akşamdan kalmalarıma
Terki diyar yokluğunun bedelini
Ayazı don tutan yıllarım boyunca
Bana dokunabilecek
En son el olarak bulduğum
Yorganıma bile ihanet etmedim ben.
Yine de usulca koynuna girdim çarşafımın.
Yine de yüzünü öptüm ben,
En son sen kokan yastığımın ucuna dokundum.
Yine de usulca sarındım yorganıma.
En güzel ben giyindim seni,
Geceler boyu sensizliğime sustuğum kendime!
Zira sen bana baştan sona,
Bana hep sensizlik kalan yalnızlığım.
Hiç değilse sen bana hep sadıksın!
Benim sessiz çığlıklarım.
Kim duyacak ki bizi ki vallahi bunca yıl geçti kimsem duymadı.
Ben hala yalnızım ki seni hiç aldatmadım ey yalnızlığım!
Cemre.Y.

16 Aralık 2017 Cumartesi

Doğalsız Depremler!

...Doğalsız Depremler!...
Özel günlerde...
Hele ki en doğalından denilen
Ama en fenalısı hiç de doğal olmaması gereken
Felaketli, afetli günlere,
Öyle hiç de...
Duyarsız değilim de.
An'larım gelir aklıma!
O günlerin hepsinde,
Ve sonraki geçmiş uzun günlerinde
En acılarıyla gelir dimağıma.
Hem de öyle Sakarya'da filan değil ha!
İstanbul'dayken,
Ben annemlerin en alt katında
Evladımla koyun koyuna
Uyurken...
Parçalanmış camlar altından!
Henüz iki yaşındaki kızımın kollarından cam parçacıklarını,
"Neyse ki etine saplanmamış!" diye diye...
Kurtarırken hatırlıyorum kendimi!
Sonra...
Komşu herkeslerin hepsi,
Neredeyse yarı üryan,
Kimisi daha yeni kocalarıyla sevişik!
Dışarı bembeyaz çarşaflarıyla kaçarlarken,
Nihayet kurtulduk sandıkları o,
Korunaklı yerlere sığınmışken,
Yanlarında olmayan değerlilerini,
Ancak fark edip sorduklarını da...
Anımsıyorum!
Oysa ben,
O gecenin,
O, 03:20 sinden an sonra!
Rahmetli annem!
"Evlatlarıımmm!" diye çırpınırken,
"Çabuk çıkın, siz çıkmadan ben
Buradan asla çıkmam,
Ama bilin haa!
Bende çok korkuyoruummm!" diye
Feryat figan canından bile bizim için geçerken ben...
Gecenin ayazında...
Ki o gece...
Ağustos değil de,
Sanki Şubat gibi esiyordu,
Saat 03:20 de İstanbul!
Ama ben!
Sevdalığım annem,
Orada öylece bize korkarken!
"Benim evladım üşüyüp de
Üstüne bari bir de üşütüp
Hastalanmasın." bencilliğindeyken!
Nasıl da dua ede ede!
Onu güzelce
Giyindirdiğimi...
En son ayakkabılarını giydirip,
Maviş gözlerini kapatan,
Şapkasını da taktıktan sonra...
Sokağa...
Ancak öylece çıktığımızı,
Hatırlıyorum!
Rahmetli anam bize...
Hepimize...
Sarılmıştı,
Biz yavrularımıza!
Pazarlarda don-atlet
Giysi-kıyafet satmak için açtığı
O çadırını kurduydu bize hemencik!
O çadıra en geç giren bendim!
Çünkü ben...
Onların azıcık ötelerinde...
Karnıma, ayaklarıma, ellerime,
Boğazıma saplanan,
Cam kırıklarının,
Can kırıklarını temizleyip,
Sızıyan kanlarımı geceye karıp,
"Babası, bizi geçtim de
Kızımızı dahi!
Bir arayıp da, sormadı ya la!
Neyse zaten…
Bütün şebekeler kapalıdır şimdi"
Diye içimden haykıran nidalara!
Acılarını da yutkunup,
Nihayet varmıştım yanlarına.
Şükür ki hala sağ!
Kalanlarım...
Hala bilmezler!
O gecenin can ve cam yaralarımı.
Deri çatlağı diye kandırırım.
Hala hepsini!
Aslında doğrudur da!
Çat-la-mı-şım-dır da!
Ama bunlar bile,
Dönüşü hiç olmayan kayıpların yanında
Buruk birer hatıra kalır!
Gün boyu sustum.
Çünkü sevdiklerimi göçük altında
Aramayı tahayyül dahi edemiyor/d/um!
Çünkü;
En yakınını orada dahi bulamayanlar var!
Ve bütün bunlar…
Sadece bir tek gün boyu hatırlanıp,
Hayıflanılıyorlar!
Oysa benin her kötülüğün dibinde
Feryat ediyor içimdeki sessiz çığlıklar!
Eyyy! İnsanlar...
Yarın...
Bitiyor mu yani her şey!
Öyleyse neden ben anamın,
En son öptüğüm,
O ölü ayaklarının parmak uçlarını bile,
Nasıl hala özlüyorum?
Dirisinden geçtim ya hani çoktan!
Tenine değebildiğim o son an'ı...
Hani geri getirebilseler!
Sizce kim daha iyi özümsüyor,
Derinin...
En dip derinini!
Yani…
Duyarsız değilim de...
Milyonlarca sağlam bedenli engellilerin
Sadece bir gün
Duyarlı olmaya çalışmaları
Çok yaralıyor beni!
En çok iki gün sonra,
Unutacaksınız nasıl olsa!
Nasıl olsa…
Gündem/i/n/iz...
Değişecek yine!
Hep aynı masal
Yıllardır...
Böyle bu...
Yarın...
Ne değişecek!
Şimdiye kadar ki yarınlarda,
Ne değişti Allasen!
Güldürmeyin beni yine
En ağlayanından!
Cemre.Y.

14 Aralık 2017 Perşembe

Ben Yokum!


…Ben Yokum!...
Ne çok gizem dolu olmamı isterdin.
Ne de çok gizemlerle dolmamı isterdin.
Ah ne de çok...
Ben seninle dopdoluyken,
Ve artık bütün cümle alem senliliğimi bilsin,
Ben söylemeden sen duyur isterken!
Meğer sen?
Karışmasın istermişsin
Kırıştırdığın makaralarının ucu!
Uyamadım ben sana cancağızım!
İpekten örecektim güya kaderimin çoraplarını da
Üşümeyecekti ayaklarımız.
Oysa senin ayakların kırk çarşaf geziniyormuş bilemedim.
Yolun....
Açık olsun.
Ben artık ben yokum!
Cemre.Y.

1 Aralık 2017 Cuma

Tam Depresyona Gireceğim

...Tam Depresyona Gireceğim...
Tam depresyona gireceğim bir gülme tutuyo!
Doktor arkadaşlarım var ise,
Sonuna dek okumalarını ehemmiyetle rica ediyorum!
Bu aralar bana bir şeyler oluyor!
Yirmi Şubat'ta birkaç gündür vücudumda eskisine oranla daha çok
Büyüyüp genişleyen mor lekeler,
Ayrıca ayak bileklerimde oluşan ve kaşıntılı olan kırmızı gözenekler,
Birden gelen ama sürekli beyin çınlaması, aşırı mide bulantısı,
Dikkat dağınıklığı, hafıza kaybı, denge kaybı,
Genital organlarda gereksiz kanama ve gaita'da siyahlıkla "Acil" e gittim.
Semptomları söyler söylemez beni "Kırmızı" kapıya yolladılar,
Derhal kan testleri ve idrar testi alıp sonuçlara baktılar,
Protein ve sodyum azar miktarda düşük olmakla beraber
Total IEG orantısızca yüksek çıkmıştı.
Ertesi gün mutlaka randevusuz Dahiliyeye gitmemi,
Gece o saatte olmadığı için,
Gaita testine de bakılmasını söyleyip evime sepetlediler.
Ertesi gün Dahiliye bölümüne gittiğimde elimdeki testleri gösterip,
Şikayetlerimi söyleyince de
"Bu Cildiye'lik bana ne diye yollamışlar seni." deyip Cildiye'ye sevk etti.
Cildiye de tüplerce kan alıp, idrar ve gaita testi yapıp,
Ki bunlar çat çat çat olmuyor, birinin sonucunu ertesi gün,
Diğerinin sonucunu birkaç gün sonra alıyorsun.
"Senin Cildiye'lik işin yok,
Senin acilen Alerji Testi yaptırman gerekiyor!" deyip
"Alerjik Hastalıklar ve İmmünoloji bölümüne sevkini yaptım,
Derhal randevu alıp oraya git." diyor ki
En yakın randevu tarihini,
Haydarpaşa Abdülhamit Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bulabilmiştim.
Dün gittim, tam on sekiz çeşitten oluşan cilt alerji testi yaptılar,
Alerjim yok görünüyordu, doktor
"Cilt testinde çıkmadı kan tahlili yapmamız gerekiyor." dedi.
Saatlerce kan vermeyi bekledim iki tüp de orada kan aldılar,
"Sonucu ertesi gün doktora sorarsın." demezler mi!
Koşar adım doktora çıktım. "Doktor Bey etme eyleme,
Ben taa Esenyurt'tan geliyorum, buraya tekrar gelmek hem ağır külfet,
Hem de işimden bir gün daha olmak demek, etmeyin bir çare!" dedim.
"İyi madem telefonumu al yarın beni ara,
Bizlik bir şey varsa tıpış tıpış geleceksin,
Ama bizlik bir şey yoksa gelmene gerek bırakmam." dedi.
Rica minnet başarmıştım da ancak akşam evime ulaşmıştım.
Bugün öğleden sonra aradım doktorumu, yoğunmuş
"Bir saat sonra ara." dediler.
Bir saat sonra aradım yine aynı şeyi dediler derken
Akşamüstü ulaşabildim doktoruma!
TC filan derken zaten e-devletten görmüş olduğum sonucu,
Bana telefonda söyledi,
"Alerjik reaksiyonunuz yok fakat Total İGE çok fazla yüksek!
Daha önce 556 idi orada 450 çıkmış ve bunun nedenin bulunması gerekiyor,
Bizlik bir durum yok! Stresten bile olabilir,
Sizin Cildiye'ye gitmeniz ve "Alerji testlerimi yaptırdım alerjim yokmuş deyip,
Bu durumun gerçek nedenini bir an önce bulması gerekiyor,
O bulamaz ise de Dahiliye'ye gitmeniz lazım acil
Ama sorun kesin alerjik değil" demesin mi!
Yutkundum bir...teşekkür edip kapattım.
Ne de olsa koskoca doktordu karşımdaki,
"Lan AMK'nın çocuğuuu ben zaten sırasıyla oralardan geldim,
Bulamadılar da sana yolladılar,
Şimdi aynı yolu gerisin geri neden gideyim? Deli miyim?" diyemedim.
Sözün Özü: Anlaşmalı olduğunuz firmaların
Kimyagerlerince halka karşı etki ve tepkisinin ne olacağını henüz bilmediğiniz,
Yeni virüs'ler yayıyorsunuz!
Sonra da onları stresten bile olabilir diye bulamaya bulamaya,
Yeni bir hastalık icat edecek ve ona da yeni bir ilaç telkin edeceksiniz!
Hani hatırlıyor musunuz!
Biz daha antibiyotiğin A'sını bilmezken
Aksırsak, tıksırsak, başımız ağrısa, grip olsak,
Sizler bizlere antibiyotikli ilaçları reçete ediyordunuz!
Sadece biz büyüklere değil,
Küçücük bebelerimize dahi hiç düşünmeden yazıyordunuz!
Şimdilerdeyse çarşaf çarşaf,
"Doktorunuz yazmasa bile siz istemeyin,
Çok tehlikeli bağışıklık sistemini çökertiyor!" diyorsunuz!
Bilincine varalı yıllar oldu ne çocuğuma ne de kendime,
Çok zorda kalmadıkça içmeyi reddettim ama içmişliğim vardır ille de!
Peki sizce ben antibiyotikli miyim?
Yoksa yolladığınız virüslerden birinden
Bana uygun bir hastalık icat edemediniz mi?
Havuzunuz o kadar genişlemedi mi!
Başından sonuna geldiğim onca bölümün,
Sonundan başına gidip,
Farklı farklı araştırmalarınıza örnek olmak zorunda mıyım?
Gitmiyorum kardeşim yine Cildiye ve dahasına ve vs.sine!
Tam depresyona gireceğim, bir gülme geliyo...
Selam eder, saygılarımı sunarım.
Bir daha kimse bana hasta olduğumda doktora git filan demesin!
On altı gündür haftada bir kere farklı hastanelere gitmekten,
Her gittiğimde türlü çeşit şeylerle beraber ikişer üçer tüp kanımı vermekten,
Kollarımın iğne delikleri ile dolmasından...
Daha bugün alerji testi için on sekiz delik açtılar ve dahası
Neyim olduğunu bulamamalarından yoruldum.
Devlet hastanelerinin beni pinpon topu gibi oradan oraya sevk etmesinden
Ki biri de taaa ebesinin nikahıydı yoruldum!
Bundan sonra bir şeyim olduğunda bir daha doktora filan gitmiycem,
İşimden bir gün izin alıp yatıp dinlenip ertesi gün işime gidicem.
Nasıl olsa neyim olduğunu bir tamam bulamıyolar!
Ben kendi kendime teşhisimi koyup "Strestendir." der geçerim.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...