saat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2025 Perşembe

Arada İmsak Vakti Eksik Misal, Arada Kuşluk Vakti Eksik!

...Arada İmsak Vakti Eksik Misal, Arada Kuşluk Vakti Eksik!...
Gündöndü.
Hatta, gecelerde döndü,
Amma velakin yine de gündöndü!
Ama sanki sabah hiç olmayacakmış gibi,
Ezberlerini hepten kandırmışlar gibi,
Çoktan ardını dönmüştü güneşe, çok ama çok, çoktan!
Ki madem ben, ona...
Hep bulut olduydum ya, çoktan çekilmiştim onun ömründen.
Dün gece olsun bari, yahu!
Dün gece...
Ne demeye?
Gecenin en sağır saatinde...
Ona sımsıkı sarılmışlığına bile pişman eder insan olan bir diğerini?
Ki zaten!
Gözü yeterse...
Çiğdem çekirdek olurdu misal, yeni doğan güneşle...
Yetmedi diyelim hadi!
Saman bile olamadı ya la!
Onca sene, onun için, onun semerini taşıdığı eşeğe hem de?
Gündöndü...
Gün ile gece kaldı.
Arada imsak vakti eksik misal, arada kuşluk vakti eksik!
Uyu, hu, uyu!
Bundan gayri ne benden sana gün açar,
Ne de senden bana gece doğar,
Soyadı kısmı boş bırakılmış hükümsüz iki kayıbız biz.
Bir tek hüküm var ise, ki o da sayende, biz artık bize yok'uz.
Bundan gayri artık, biz, bize, hiç, yok'uz.
Cemre.Y.

9 Haziran 2025 Pazartesi

Gelsen Diyorum

...Gelsen Diyorum...
Sana sevgi dolu gülüşler biriktirdim,
Hani gülünce gözlerinin içi ışıl ışıl ışıldayan.
Hani sarılınca kalbinin ritmi kaburgalarına sığmayan,
Kocaman koskocaman sevgi dolu gülüşler biriktirdim.
Yüzümdeki çizgilere, saçımdaki aklara aldırmadan,
Zamanın zembereği bozulmadan gelsen diyorum.
Ne bileyim...
Belki sen de sıkılmışsındır
Çift kişilik kahveyi tek başına yudumlamaktan.
Cemre.Y.

11 Şubat 2025 Salı

Kar

...Kar...
Sessizliğin hüküm sürdüğü sabah saatlerinde,
Dalgın dalgın kahvaltımı hazırlarken,
Tam içim hüzüne kesecekken,
Mutfak penceremden bir ses geliverdi kulağıma.
Bir kuş kanatlanıp uçuverdi karşı evin çatısına.
Bir de ne göreyim, tam da o anda,
Çocukluğumun simli kartpostalları gibi
Lapa lapa yağmaya başladı karlar.
Durduk yere sevinçlendim yeniden.
Cemre.Y.

10 Şubat 2025 Pazartesi

Kardelen

...Kardelen...
Bembeyaz gelinliğini giymiş de,
Yanaklarından zülüflerini sallandırmış gibi,
Salım salım salınmakta
Karşımdaki çam ağacı.
Oysa sabahın en erken saatinde,
Binamın dış kapısından çıktığımda,
Karşılamıştı beni kardan yollar.
Daha hiç ayak basılmamış,
Tek bir adım dahi atılmamıştı ya,
Bana düşmüştü o karlı yollara iz bırakmak.
Üşüyordum üşümesine de,
Çam ağacını es geçmek de olmazdı yani.
O bana gülümsedi, ben ona.
Günaydınlaşırken bir de ne görsem.
Tam eteğinin dibinde birkaç kardelen!
Durduk yere hayallendim yeniden.
Dedim ki kendi kendime;
Uçurum boylarına gitmeden geliyorsa kardelen,
Dileğimi diliyorum...
"Aşk!" olsun tam olsun.
Cemre.Y.

14 Eylül 2024 Cumartesi

Nicedir Aklımdasın Oysa!

...Nicedir Aklımdasın Oysa!...
Günler zerre zerre griye doğru akıp giderken
Yakındır yaz kokuları da çekip gider başka diyarlara.
Renkler solmaya başlar yavaş yavaş.
Deniz soğur, su soğur, yağmurlar soğur yakında.
Zaman, nasıl da zembereği bozulmuş saat gibi uçup gidiyor.
Bu sabah durduk yere, kahvemin telvesine sordum seni.
Nicedir aklımdasın oysa!
Sonra dedim ki kendime bugün cumartesi uyuyordur o daha!
Cemre.Y.

1 Ocak 2024 Pazartesi

Mutlu Yıllar

...Mutlu Yıllar...
Hayat...
Her şeye rağmen!
Yaşamayı hak ediyor bence.
En azından...
"Nefes alıp verdik,
Geçti, bitti." diyecek kadar ucuz olmamalı!
İnadına yaşamak, inadına hayat!
Şu saatten sonra,
Gelene...
Hoş geldin,
Gidene...
Kapı zaten kırık.
Bahar yüzlü gözlerimizden,
Güneş ışıltıları saçılan gülüşlere ihtiyacımız var!
Mutlu yıllaaarrr!
Cemre.Y.

8 Aralık 2023 Cuma

Acı

...Acı...
En çok bu saatlerde takılır insanın boğazının ilmeğine koca bir yumru,
Konuşsan diline acı, sussan yüreğine.
Cemre.Y.

5 Şubat 2023 Pazar

Kimi Sevsem

…Kimi Sevsem…
Kimi sevsem!
Narin bir gün batımında...
Kozalarından çıkalı yirminci saatleri oluyor!
Sonra onun kurumuş kanatlarını bile,
Eskiden beri bekliyormuş olanlar,
Gelip avuçlarım arasından uçuruveriyor!
Bana sadece parmak izleri kalıyor!
Beş parmağımın beşincisi ya sebepsiz,
Ya sonsuz yere doldu amma illaki son'du!
Cemre.Y.

23 Ağustos 2022 Salı

Neyse, Biz!


...Neyse, Biz!...
İnsanın...
Gönlünün yüreği,
Ciğerinden kırgın olunca!
Güveninden de,
En derininden de,
Defalarca vurulunca!
Açlıktan içi göçse bile,
Tadına tuzuna dahi bakmayacağı,
Türlü çeşit yemekleri,
Onca yorgunluğuna rağmen,
Göz kararınca,
Saatlerce hiç gocunmadan, yapıyor da!
Öylece, karşısına geçip,
Sadece, kokusunu içine çekiyor işte.
Doyuyor böylece, kokuya!
Oysa...
Herkes de sanıyor ki,
En ufak acıdan,
Köşe bucak kaçınması nahifliğinden.
Kimseler de bilmiyor ki,
O en büyük sandıkları acılarının,
Her bir anını,
Hep sen yaşadın, en derininden!
Neyse, biz!...
Gülümseyelim mi yeniden?
Hayata dair,
Hani, inadına!
Bak yıldızlar hala bizi çekiyor!
En güçlü biz göçelim,
Öte aleme!
Cemre.Y.

12 Haziran 2022 Pazar

İçime Bir Miktar Hüzün Kaçtı

...İçime Bir Miktar Hüzün Kaçtı...
Uyandım.
Hem de güzelim pazar sabahına,
Hiç de yakışmayan erken bir saatte!
Çünkü yağmur,
İstanbul'un eline, yüzüne bulaşmış,
Çöl tozlarını çamura bulayarak yıkamaktaydı.
Güneş bile çekilmiş bulutların ardına,
Süklüm püklüm sabah mahmurluğunda,
Yüzünü bana göstermemekte inatçı.
İçime bir miktar hüzün kaçtı.
Dilimin, damağımın tadı yok.
Ne sade kahvemden keyif aldım.
Ne de içip durduğum çayımdan.
Ben buradayım, sorun bende değil!
Sorun...
Beni terk eden keyfim ve kahyasında.
Neyse, geçer elbet, elbet geçecek.
Biraz sonra güneş bile doğar değil mi,
Bunca eceller ve doğumların üzerine.
Cemre.Y.

30 Ocak 2022 Pazar

Seven Sevdiğine Söylesin Bence!

...Seven Sevdiğine Söylesin Bence!...
O değil de, kaç yıl oldu,
Sevdiceklerimizle,
Şöyle yürek yüreğe sarılmayalı,
Ama öyle böyle değil ha!
Sarılmak dedimse,
Şöyle...
Kaburga kemiklerini falan kıtlatırcasına.
Kokusunu, burnunun direğine çekmelisinden,
Bir yandan da,
Biriktirilen bütün özlemlerle beraberce,
Şöyle şapur şupur öpmeli falan yani!
Kaç ay, kaç hafta, kaç gün,
Kaç saat, kaç dakika, kaç salise oldu ha!
Hani kıyamet günü,
Seven sevdiğini tanımaz gelecekti ya!
Kaç zaman oldu,
Şu Covid ve varyantlarından sebep,
Göz göze bile değdirmeye korktuğumuz, kaç an geçti.
Yeter be.
Seven sevdiğine söylesin bence!
Sarılmasak da olur, koklamasak da,
Ne bileyim, öpmesek de olur da.
Bir şekilde...
Seven, sevilene, sevdiğini hissettirsin bence.
Cemre.Y.

24 Eylül 2021 Cuma

Mesele

…Mesele…
Her zaman bulutlu günlerde yaşanmadığı gibi,
Her anımız da, güneşli geçmiyor elbette!
Mesele...
Bulutla da, güneşle de,
Yağmurla da gülüşle de,
Kış ile, yaz ile de iyi geçinmekte.
Yoksa baharlar gelip geçiyor bir şekilde.
Her zaman zifiri gecelerde yaşanmadığı gibi,
Her anımız da, yıldızlı, yakamozlu geçmiyor elbette!
Mesele...
Akşamına vardığın her günün, her saatinin,
Her dakikasıyla, her salisesiyle iyi geçinmekte.
Yoksa zamanlar gelip geçiyor bir şekilde.
Cemre.Y.

17 Ağustos 2021 Salı

Artık Bundan Eminim

...Artık Bundan Eminim!...
Asıl değerini bilmesi gereken kişiler,
Değer'ini bilmeseler de...
Her insan...
Kendi "Değer!" ini bilmeli.
Bu saatten sonra da...
Her şeyin en iyisine,
En önce ben "Değer!" im.
Her şeyin en iyisi...
Bana değdikçe de, etrafımdakilerin her günü,
Daha da güzelleşecek.
Artık bundan eminim!
Cemre.Y.

10 Mart 2021 Çarşamba

Nefes Al

...Nefes Al...
Gönlümün yorgun kanatları uçuşurken geceye...
Son bir umutla sarınmak istedim hayallerimize!
Bir kere gülümsediysem, iki kere yutkundum,
Bir kere kahkaha attıysam, üç kere nefes alamadım!
Ben...
Hiçbir zaman...
Hiçbir şeye yetişemedim.
Kalktım bir tütsü yaktım,
En sevdiğim müziği açtım,
Gözlerimi kapattım...
Nefes al...
Ver...
Nefes al...
Usulca ver...
Kulağımda olmayan guguklu saatin,
Dakikaları sayan "Tik, tak" sesleri...
Nefes al!
Omuzumda şeytani bir elin sesi...
"Verme lan, dursun öyle, öl!" dese de,
İnadına derin bir nefes alıp,
Usulca, upusulca, verdim nefesimi.
Nefesim nefesine!
"Yaşıyorum çok şükür!" diyemesem de,
"Ölmedim inadına!"
Nefes aaaalll!
Cemre.Y.

24 Nisan 2020 Cuma

Ömrüm

…Ömrüm…
Zor günlerden geçiyoruz ömrüm,
Üstelik bu görünmez kelepçelerin boğazımızı sıkması da ilk değil.
Sebebi değişip dursa da hayat yolumuzun önüne çıkan setlerin,
Bu saatten sonra yolu değiştiremeyeceğimize göre
Yine, yeniden ilmek ilmek aşmak gerek bütün engellerin dikenli tellerini.
Hani en vazgeçip, pes etmeye ramak kala zamanlarında,
Hayata dair o son gayretindeyken kendi kendine hep derdin ya;
"Hayat…
Hep kötü el gelse de,
Bir kez olsun iyi oynayacağına inanabilme meselesidir
Ve…
O, son tek atışlık elin kazanmasının tecrübesiyle sabittir."
Dar günlerden geçiyoruz ömrüm.
Şöyle ağız dolusu bir of çekip, bir kez daha savurmak gerek zarları.
Kim bilir gelecektir nihayet o güzel günler.
Cemre.Y.

16 Nisan 2020 Perşembe

Ey Yosun Gözlüm

…Ey Yosun Gözlüm…
Yosun gözlüm ben, bir ucu gözyaşlarım ile dantel nakışlı
Şiirler işlerken sevda yanığımın kan sızılı,
Hasret prangalı özlemlerini koyarken hayatımın sarı sandığına,
Susarak kavga ederdi benle!
Sonra okurdu satır satır,
Bana küskünlük saklı kesesine koyardı onları.
Sadece dönüp bana, gözlerimin içine bakarak,
“Ben ne zaman senin şiirin olucam annem!”derdi.
Onun gözlerinin içine bakarken gülümserdim.
“Sen benim bundan sonraki bütün şiirlerim olacaksın ciğerimin çiziği.”derdim.
O, mutlulukla salınarak odasına giderdi.
Ben hıçkırıklara boğularak ağlardım.
O, sevda yanığıma ağladığımı sanırdı.
Ben son iyileşmeyecek yanığın yakında o olacağına!
Biz on yedi yıl boyunca,
Sadece bir kere kopacak kadar anlaşamadık.
Hayat o son gün bile hala tiyatroydu,
O, ilk defa gerçeği oynadı.
Ben, ilk defa yalan’ı.
"Sen benim bundan sonraki bütün şiirlerim olacaksın ciğerimin çiziği.”
Sen,
Beni,
Resim resim arındırdıkça ömrünün paragraf başlarından,
Ben,
Seni,
Resim resim ekliyorum
Ömrümün zamansız cümlesinin noktasına!
Ararsın gün gelir ey yosun gözlüm,
Göz bebeklerinin derinine…
Anne anne bakan o bir çift kahverengileri ararsın.
Ömrünün saati bensizliği özlediğinde,
Yüreğinin atışına dokun, yüreğim ellerinde.
Cemre.Y.

14 Ocak 2020 Salı

Çığlık

...Çığlık...
Sanki bugünden geçmişe tam, kırk yılımı geri sarabilecekmiş de,
Bana yeni bir kader yazabilecekmiş gibi...
Dökülmeye başlamış saçlarını hacı takkesinin içine saklamış,
Uzattığı, ağarmaya yön tutmuş sakallarını güzelce taramış,
Küçümen masum bir çocuk gibi...
Sohbete, hasbıhal etmeye davet etmiyor mu beni?
"Hadi yirmi beş yıl sonram affetti nihayette,
Ömrümün önündeki o yirmi bir yılı ne olacak baba?" diyemedim de...
Ömrümün kader çarklarının ne kadar da farklı olabileceğini göre göre!
"Bu saatten sonra seninle benim konuşacak ortak neyimiz olabilir ki?" dedim.
Sustu.
Sustum!
"Sanki kırağı girmiş aramıza!" diye mırıldanacak oldu.
"Benim ömrüme ilk kırağı,
Sen bana ilk tacizde bulunduğunda yağdı!" dedim tek bakışımla!
"Namusuna haram mı değdirdim!" li ağlayacak oldu gözleri.
Şimdi neresinden baksan...
Yazık...
Yalnızlığa mahkum edilmiş şu beli, ömrü bükük adam var ya...
Bir zamanlar bıçkın bir delikanlıydı rahmetli anamın kocası olarak!
Hele el pençe divan durma önünde!
Ben el pençe divan durmadım!
Çığlık attım, çırılçıplak bir çığlık...
Rahmetli anam bizden uzakta bir ameliyathanede eceline korkudayken hem de!
Nicedir düzelmiş demek ki yaralarım ki, nicedir çığlık falan atmıyorum kendime bile.
Kusursa bak baba!
Seni her yeniden gördüğümde bana hatırlattıkların bu ve daha fazlası!
Korkma! "Hakkım helal!" diyeceğim merak etme sana...
Hem de ilk anamın rahmine yol aldığım ilk andan itibarenimizden!
Lakin...
Hani imam en son sorduğu anda, söz valla!
Ve lütfen bir daha karşıma çıkma.
Çocuk çığlığının bir mahalleyi yıkabileceğini,
Hatta bir insanı öldürebileceğini okumuştum bir yerlerde.
Bu da son çığlığım olsun sana.
Cemre.Y.

28 Aralık 2019 Cumartesi

Yoğun

...Yoğun...
Yoğun bakımsızlıktan yeni çıktım bayım,
Üstüm başım taze süt kesiği!
Yeni bir yıl daha kapıya dayanmış diyorlar,
Onca aylar, onca haftalar, onca günler,
Onca sabahlar, onca geceler,
Onca saatler dolusu vakitlerin sonunda,
Sonuna ramak kala kurtulduğumuza mı sevineceğiz yine!
Hiç mi olmayacak bizim de şöyle ağız dolusu keyifle...
"Vay be, ne yıldı ama darısı daha da geleceklere" diyerek,
Teşekkürlü tebessümlerle uğurladığımız bir yılımız da mı olmaz be!
Neyse...
Zaten ben yine...
Yoğun bakımsızlıktan yeni çıktım bayım,
Üstüm başım taze süt kesiği!
Ne gelen önceden söyledi geleceğini,
Ne de giden adam akıllı vedalaştı insanca!
Yine de hepinize mutlu kardan adamlar olsun.
Bana da en mavisinden unutma beni çiçekleri!
Cemre.Y.

25 Aralık 2019 Çarşamba

Masal

...Masal...
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Kül Kedisinin Sindirella olup,
Baloya katılıp, prensle dans ettikten sonra saati dolunca,
Aceleyle kaçarken,
Tek ayağından düşürdüğü camdan ayakkabı için,
Bütün ülkeyi baştan sona,
Ayakkabı denettirip ki buçuklu bir ayak bile olsa,
Ne bileyim koskoca ülke ya hani
Kız oğlan birine denk gelirdi yani,
Sıra kilitli son mahzene gelene kadar.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Pamuk Prensesin üvey annesinin onu onca yıl,
Hem de doğrucu davut aynası her defasında
"Senden daha güzeli Pamuk Prenses" diyecek de,
Taa o yaşlanıp, öteki de genç kız olana kadar sabredip,
Sonunda "Ahanda yaşlandım,
E bu kız hala benden güzel öldürteyim madem" diyecek.
Avcı ona kıyamayıp ormana bırakacak,
Yedi cücelere denk gelecek vs.vs.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Heidinin taa,
Alplerdeki zavallı dedesinin ve dahi Peter'inin bile,
İyisinden, idaresinden ayacıklarında birer pabuç varken,
Bu kızcağızın ayacığı çıpaçıplak!
Sormazlar, masal bu ya inanırlar!
Ki bu arada itinayla ve de önemle belirtmeliyim ki!
Sağ ya da sol göz tembelliği fark etmeksizin,
Beyin odağı oluşturmanızı istedikleri hiçbir şeyi,
Sizde o tembellik var ise oraya, subliminal yerleştiremiyorlar!
Yani gerçeği çırılçıplak görüyorsunuz!
Olan Peter'e ve kör annesine oldu yani!
Neyse...
İnsanlar masal sever üstadım.
Sana daha buna benzer ne çok masalın kapalı kasasını açardım lakin!
Mart'ın kapıdan baktırıp,
Kazma kürek yaktırdığı zamanlardan zemheri bir geceymiş,
Rahmetli anacım,
Kim bilir ne karın ağrım varsa salla salla uyutamamış kaç gün...
"Doktora götürelim bey!" demek ne haddine de...
Bir gece olsun, bir tek gecenin, birkaç dakikacığı!
"N'olursun be herif,
Azıcık da sen sallasan, bak ölüyorum yorgunluktan!"
Olur demiş herif!
Yarına yemeğiydi, aşıydı, kaynana, kaynata, kayındı,
Eltiydi, görümceydi hizmetini kim yapacak!
Birkaç saat güzelce uyuyup dinlemiş anacım!
Sonra el yordamı beşiğime gitmiş eli, ilk bebesiyim ya hani!
Yok muşum!
Babama sormuş,
"Herif bebe nerde, sesi uzakta sanki kendi yok, nerede!"
Babam gayet umursuz,
"Sustur" dedin,
"Susturdum işte!" deyince fırlamış annem yatağından!
Zira ne zaman sıfatına tükürdüğüm babaannem ortalığı karıştırıp,
Gelin'di, görümceydi, bilmem neydi anam için babama
"Sustur!" dense oradaydı ya yeri, koşmuş hemen!
Gecenin bilmem saat kaçı...
Bütün eşiği küremiş elleriyle beşiğim ortaya çıksın diye!
Bulmuş da sonunda!
Koynuna almış, sarılmamışım,
Memesini vermiş sıcacık, emmemişim!
Sabahına kızamık olmuşum,
Ağır ateşten gözlerim kaymış şaşı olmuşum!
Annem bana gücenmiş kaç gecedir bangır bangır bağırıp ağlarken,
Babam beni kurbanlık adak gibi kara gömerken ses etmemişim diye!
Ben anama gücenmişim daha bana hamileyken,
Babaannemle babam bizi öldürmek için...
Anamın boğazından aşağı,
Kızgın yağ akıtmaklı cümleleri duyduğu halde
Hala kendini ona, hala beni ona,
Hala ömrümüzü,
Onlara nasıl olup da güvenebildiğini anlayamadığım için.
Kızgın yağ hikayesi de şöyle...
Sıfatı batasıca babaannemle en büyük gelini her sene anlaşır,
O yılın bir ambarlık darısını kendilerine iç ederlermiş,
Rahmetli anacım buna şahit olup da suça ortak olmayınca da...
Başka bahanelerle dili kurutulsun istenmiş!
Ben şahidim!
Yanisi sonraki ölüm fermanım sekiz aylıkkenliğime biçilmiş!
On bir yaşımda,
Yardımsever biri tarafından şaşılıktan ameliyat olurken,
Canlı canlı ameliyat edilmenin korkusundan diğeri de kaydı!
Gözlerimin yuvarlakları hala askıda sanki!
Tam iki ay kör yaşadım!
Bana şimdilerde kulaklarımın keskinliğine laf eden insanlarım,
O günlerimin bir günün,
Bir dolu saatini dahi bilseler lal olurdu halleri!
Düşünsenize on bir yaşındasınız!
Uzaktan yakından tanıdığınız,
Apartman sakininiz size şefkatle yanaşırken,
En akrabam dediğiniz o tanıdık en sesler,
Nasılsa gözleri açılınca tanımaz diye,
Hep elleme derdinde bir yerlerinizden!
"Görmeyince duyulmaz, duyulmayınca görülmez,
Hiçbiri olmayınca olmamıştır,
Tövbe bismillah" la bitiyorsa cümle
Zaten baştan sen suçlusun!
Ulan doğmayısıca doğmuşsun!
Piç değilsin, bir şey değilsin ama kız doğmuşsun,
Yanisi öteden yarılı yüreğim!
Sadece sekiz ay ana sütü emmişim o da ne vitamin edebildiyse!
O günden bronşit olduğumu otuz yaşımda öğrendim!
O günden astım olduğumu ve dahi bir vakitler,
Nasıl ve ne zaman olup da,
Zatürreyi atlattığımı da kırk yaşımda!
Yani bana sorulmuyor,
Kaderimin hangi notasında hangi es'i seçeceğim!
Kimini farkımda olmadan sollamış geçmişim,
Kiminin daha farkında değilmişim!
Lakin...
Kulak bu!
Ne kadar...
Unutmak için sağır olmayı dilese de,
Duyduğunu unutmuyor!
Göz bu!
Ne kadar...
Unutmak için şaşırıp kör olmayı dilese de,
Gördüğünü unutmuyor!
Burun bu!
Ne kadar...
Unutmak için koklamamış olmayı dilese de,
Aldığı kokuyu unutmuyor!
Ağız bu!
Ne kadar?
Unutmak için sıkılmış olmayı dilese de,
Yutturulduğu cümleyi unutmuyor!
Ten bu!
Ne kadar...
Unutmak için yok olmayı dilese de,
İstemsiz her dokunulduğu o anı unutmuyor!
İnsanlar masal sever üstadım.
Kesin senin öncende eksik bir şey var,
Kesin bir şey var!
E peki madem!
Bunca masal içinde,
Benim tahta beşiğimi bulun ve de içinde ki bebek imzamı da
Benjamin Button'a da ufaktan bir Mimai usulü göz kırpın,
Yakında sarılacağız,
Artık kim bebek, kim yaşlı bir anneanne!
Cemre.Y.

9 Aralık 2019 Pazartesi

Hiç Yoktan

...Hiç Yoktan...
Güneş...
Yavaş yavaş yüzünü ayaza dönüp,
Günler zemheriye doğru akarken,
"Evvel zaman içinde" li geçmişleri de ateşe attı kadın.
Ayağına yün çoraplarını geçirdi, ateşi harladı,
Acaba, geceye sıcak bir de şarap mı alsaydı?
Neyse vakti saati değil demek ki!
Hiç de yüksünmedi kendinden,
Bütün akşam mağaza mağaza gezip eli boş dönmekten.
Bundan sonrası ondaydı, onaydı nasıl olsa!
Artık kendisine ne kaldıysa.
Koltuğuna yumuşak bir yastık koyup üzerine oturdu,
Ayaklarını emektar sehpasına uzattı,
Nicedir merakında olduğu yabancı dil dersine zaman ayırdı,
Sonra usulca laptopunu kucağına alıp gülümsedi.
Ne çok şey biriktirmişti dimağında sözlere dökülemeyen.
Hiç yoktan kar yağdı hayaline, lapa lapa,
Sonu çamurlu siyaha bürünmeyen!
Hiç yoktan sıcak bir sahil kasabasında buldu kendini,
Sonu ödenecek borçlarla birikmeyen.
Hiç yoktan...
Fuşya rengine bürümüştü ömrünün rüyalarını.
Sonu, soğuk, puslu, umutsuz griyle bitmeyen.
Lakin bu akşam,
Parlement mavisi bir koltuğa da vurulmuşluğu da doğrudur!
Neyse...
Vardır onun da vaktine seyrü seferi!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...