yoksa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yoksa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2026 Perşembe

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?...
"Aşk mı?
O ne ki!" derdi rahmetli anacım.
Sonra da eklerdi;
"Yenilir mi, içilir mi?
Yoksam mevsimler gibi geçen mi hı" diye
Elinde terlikle kovalardı beni.
Yaşlanıyorum galiba.
O vakitler
Yemeden içmeden kesilmeler bile ayrı bi güzeldi.
Şimdilerdeyse her şey mevsimler gibi
Adında aşk geçen her halinden soğudum bi hayli!
Cemre.Y.

21 Şubat 2026 Cumartesi

Gelsin Hayat Yeni Pencereleriyle

...Gelsin Hayat Yeni Pencereleriyle...
Meğer evimin pencerelerinin güneş yansımaları da varmış yeni fark ettim.
Güneş bu mevsimde, bu ayın bu gününde böyle akmak istediyse demek ki.
Yoksa hangi açıdan olursa olsun, görmemem mümkün değildi.
Tamam o zaman.
Hadi bakalım gelsin hayat yeni pencereleriyle,
Ben çoktan hazırım tabi.
Cemre.Y.

13 Aralık 2025 Cumartesi

Yeter Ama!

...Yeter Ama!...
Bir tek güven kırıntısı bari bırakmış olsaydın bende!
Hadi yüreğini bıraktım, gözlerinde azıcık olsun pişmanlık olsaydı.
Belki dayanamazdı yüreğimin yufkası ama...
Sen, bunca yıl sonra,
Hala yakıp yıkmaya gelmişsin bendeki seni.
Aldıklarını aldın, kırdıklarını kırdın da,
Yeter ama!
Çıkma bir daha da karşıma.
Yoksa bir tek imdat çığlığıma bakar önümden yok olman.
Bana kıydın, sana kıydın, bize kıydın.
Ömrünü hiç uğruna harcadın da ne geçti eline be çocuk.
Şimdi sadece sararmış fotoğrafların kaldı elinde de değdi mi yani.
Cemre.Y.

9 Ağustos 2025 Cumartesi

Lakin Kalp Bu, Unutamıyor İncindiği Yeri!

...Lakin Kalp Bu, Unutamıyor İncindiği Yeri!...
Daha güneş bile sabaha uyanmamışken,
Düş'ümde gördüm yine seni.
Ne çok zaman geçmişti oysa, seni böyle görmeyeli.
Sen beni, yine, çok özlemişsin belli.
Yoksa öyle uzaktan göz ucuyla süzmezdin beni.
Öyle utangaç titreşirken göz kapakların,
Ağustos sıcağı gibiydi gözlerin.
Sanki "Gel." desem uçarcasına konacak gibiydin yamacıma.
"Kal." desem sarılacak gibiydin kaburgalarımı çatlatırcasına.
Lakin kalp bu, unutamıyor incindiği yeri!
Ki zaten onca uykusuz geçen gecelerden sonra,
Uykulu gözlerime ağır geliyordu kirpiklerim.
Ne sen bana tam gelebildin,
Ne de ben seni yeniden yüreğime sığdırabildim.
Cemre.Y.

2 Mayıs 2025 Cuma

Ümit Lazım

...Ümit Lazım...
Birkaç zamandır...
Rüzgarda savrulan elma çiçeği endişesi var içimde.
Tenime yaz güneşi değse kavrulacağım,
Rüzgarlar kasırgaya dönse pul pul döküleceğim.
Bana bir miktar ümit lazım.
Birkaç miktar da,
Baharıma ılıman iklim sunan yaz lazım.
Yoksa!
Neyse!
Cemre.Y. 

9 Aralık 2024 Pazartesi

His İşte!

...His İşte!...
Bazı nefeslere ve kokulara tiryakiyimdir bilirsin!
Bi saçlarını koklasam geçer,
Bu nöbet sırası çoktan geçmiş tıkanası öksürüklerim!
Ya da yarim olsa...
Dayansam göğsüne nefesim açılana kadar koklasam onu!
Şimdi ikisinden biri yok ya nöbetteyim!
Allahtan ilk kestirdiğim saçın saklıydı sarı sandığın dibinde!
Yoksa kurtulacaktın ya benden a çocuk!
Kurtulma benden!
Belki yine lazım olurum sana!
His işte!
Cemre.Y.

8 Kasım 2024 Cuma

Siz İki Kardeş

...Siz İki Kardeş...
Şimdi siz iki kardeşe nasılsınız diyemiyorum bile...
Şimdi belki de siz, iki kardeşi birbirinizden ayırmaya kalkacaklar bile olabilir!
Sizi seviyorum, bunu bilin yeterli.
İki kardeş her şartta ve nasıl olursa olsun asla ama asla ayrılmayın ve de sizi ayırmalarına,
Fikir ayrılıklarına düşürmelerine izin vermeyin.
Rahmetli eniştem en çok, kız ya da erkek evlat sahibi olmak yerine.
Kendisine destek olacak bir karındaşı olsun isterdi.
Bu maddiyat falan değildir yahut sınırsız sadakat da değildir.
Ama ufacık bir kırgınlık olsa dahi,
Bunu birbirinize başkalarını karıştırmadan yahut fikri dahi sorulmadan,
Kendi kendinize...
Misal sana ya da ona uygun olmasa bile yani ille de haklı olduğunu bildiğin halde
Başkalarının laf sokuşturmalarıyla haklılığını savunmak için
Kırıp dökmeye gerek duymadan azıcık bir nefes alın.
Durun, dinlenin, dinleyin, sadece birbirinize karşı duygu akışınızı sağlayın.
Siz iki kardeş büyüyene kadar bir başına sayılırdınız.
Tıpkı ben ve kızım gibi.
Hayat mücadelesi devam ederken, kim kimin evladı, kim kimin kardeşi,
Kim kimin annesi yahut ablası kesin çizgilerle belli değildi
Nasıl olsundu ki!
Önünüzde, önümüzde koskocaman bir hayatta ama sapasağlam kalabilme mücadelesi vardı.
Şimdilerde göreceksiniz ki meğer ne çok seveniniz varmış ki elbette var!
Ama bunların içinde maalesef ki...
Çokça da yıkılıp yenilmenizi görmek isteyen insanların da
Gerçekte insan bile olamadıklarını göreceksiniz!
Hepsi birer birer bu anları bekliyor ve geçmişte,
Sizin iki gülüşünüzü çok görmüş olduklarını ispatlıyor olduklarını kanıtlamak için
Gizli birer sansar gibi incitecekler!
Zaman gelecek birbirinizi suçluyor olacaksınız, sen beni doğru anlamadın, anlamalıydın diyerek.
Ya da biriniz diğerine diyecek ki, sen olmasaydın yeterdik biz birbirimize!
Bu esnada başkaları…
Hep sırtlan gibi sırıtıp kıskançlık yahut çekememezlik anlarının hüsran oluşunu zevkle izleyecekler!
Buna asla izin vermeyin!
Misal ben yıllar sonra kimliğimde baba adı yazan adamla beraber,
Çok sevdiğim eniştemi son yolculuğuna uğurlamak için aynı araçta bulunmaya mecbur kaldım.
Çünkü işsizdim, durumum yoktu.
Emekli maaşı desen anca ayı zor atlatıyor.
Benim canım kardeşim…
Arabanın arka koltuğunda ikimizin ortasında size gelirken ve giderken set oldu aramızda.
Onunla aynı havayı soluyamadığımı bildiğinden ama yine de,
Din'di, yok beddua ederdi korkusundan onu def edemediğindendi bu sabrı ve davranışı!
Bildiğin yeğenim arabayı kullandı, kardeşimin eşi ön koltukta çünkü karısı yani!
O, bütün bu çirkef kayınpederine katlamayı kocasının hatrına kabul etmek durumunda hissederken
Bir de tutup orta koltuğa alacak değildi ya!
En doğrusu böyleydi.
Yani demem o ki!
Bir şeyleri daha çok korumak için diğer şeylere katlanmak gerekir ve de bu şarttır bazen.
Eğer başka seçeneğin yoksa tabi!
Katlanacaksınız!
Ele güne karşı değil!
Biri birinizin hatırına iki karındaş olduğunuzu unutmayacaksınız!
Yoksa ne olur bilinmez ama!
En kötüsü olmaz en azından!
Benim son kardeş efendi sağa sola şov yapmak isterken kendini yaktığında!
O videoyu görünce…
Hiç canım yanmaz sanıyordum!
Ama onun, o meydanda çığlıklarını, acı içinde feryatlarını figanlarını duyunca!
Hemen, ömrümüze kaç yıldır ayrılık otu doğranmış evladımı arar,
Bak ben işte o sırada iş yerinde çalışıyor olduğum için suçlu değilmişim!
Çalışmak zorunda olduğum için,
Seni onun sana taciz etmesinden koruyamadığım için suçlu değilmişim,
Sonunda Allah beni, seni, bizi gördü de belasını verdi diye müjdelerim sanmıştım.
Hatta yıllar önce bana tacizde bulunan öz babamı boşamadan,
Yıllar yılı onu gözümün önünde gezdirip,
Beni sırf bu yüzden hiçbir zaman tam sevmeyen,
Sevemeyen annemin bile öcü alınır sanmıştım.
Oysa tam tersine ben durumum olmadığı için
Bu yolculuğa katlandığım için annem beni kabul etmedi.
Gidip mezarında bir yasin okumamı bile nasip etmedi.
Ne yani şimdi ben rahmetli anacığımın ölüsüne de mi küseyim?
Ahan da buradan, evimden yolluyorum dualarımı zaten her gece.
Benim yavruma gelince, herkes çok merak ediyor!
Nasıl olup da bunca yıl sonra tek bir ah etmeden, tek bir beddua etmeden,
En ufak bir küslük gütmeden nasıl olup da bu bitişe katlandım!
Diyeyim, anlatayım bari iki kardeş, iki karındaş olan size!
Benim yavrum...
Altı yaşımdan tam on sekiz yaşıma kadar,
Öz be öz babamın tacizlerde bulunup bana bir şekilde sahip olmaya çalışıp,
Hepsinden de çok şükür ölümü bile göze ala ala namusumla kurtulduğumu,
Hatta babasıyla bile ondan ve bu hayattan kurtulmak için ve dahi
O zamanlar sevildiğimi sandığım için evlendiğimi bildiğinden
Hep ve her zaman kendisini korumayı öğrendi.
Yıllar geçti neredeyse benim yaşadığımın aynı yaşlarında,
Ben işteyken ne anne annesi ne de yengesi yanlarında yokken
Öz dayısı tarafından tacize uğradı.
Neyse ki ona öğrettiklerim sayesinde hemen kaçıp komşumuza sığındı!
İş yerinde Tülaydan o telefonu alınca var ya öldüm!
Ölüm koştu yavruma!
Ama yine de, onu üvey baba eline güvenemedim!
Bir yanda rahmetli annemin onu bırak git başkasıyla evlen baskıları,
Bir yandan ben yanımdaki evladımı anca bu kadar koruyabiliyorum korkuları!
Sizin gördükleriniz,
Bayramlarda etin yağlısını yutamayıp annesine bunu ne yapayım diyen yavru şımarıklığıyken,
Benim yaşadıklarım
Yavrum bugün yağsızını alamadım ama misafirlerimize belli etme çaresizliğiydi.
Çünkü o bilmiyordu ki, ona zaten zar zor alabildiğim etin güzelini ona yedirirken
Ah ben yağı çok severim diye diye ekmeğin arasında zorla yutkunduğumu!
Zira etin kendisi yoksa, kokusu vardı o yağda!
Öyle öyle büyüdü benim yavrum!
Şimdi buraya kadar ki bu anlattıkların iyi güzel,
Biz bu kadarını bilemezdik falan filan bir sürü konu geçecek akılarınıza
Epeyce de bir giriş, gelişme, sonuç falan
İstediğiniz kadar geyikti, dedikoduydu konuşun birbirinizle,
Hatta acınızı hafifletecekse
Gazetelere bile manşet yapabilirsiniz konularımızı inan ki bence sorun yok!
Yeter ki iki kardeş, siz, ikinizi kimsenin, hiçbir şartta ve şekilde ayırmasına izin vermeyin.
Bizim yavrumla, ömrüme biçtiğim bütün sıfatları yakıştırdığım,
Ama bir türlü…
Beklediği anne performansını sergileyemediğimi düşündüğü evladımla
Yollarımız nasıl ayrıldı biliyor musun!
Bilmiyorsun!
Bunu sadece...
Kardeşim, kardeşimin karısı
Ve eski işyerimde annem gibi sevdiğim biri ve kızımın öz babası biliyor!
Ben bunca yıl her şeye rağmen, beni aldatıp giden bir adamla, kızım için görüşürken,
Kızımı ona ve ailesine gösterirken herkes beni hor görüyordu.
Eğer ki ben bu dengeyi sağlayamamış olsaydım
Şimdiye ölmüş, ya da öldürülmüş olurdum!
Haberlerde görürdünüz beni!
Sana, size aman ha denge, aman ha sabır,
Aman ha her kafanın sesini duymayın derken bunu anlatmaya çalışıyorum!
Benim yavrum dengeyi kaybetti bir ara!
Tabi ki benim de ona ayıracak dengem için sabrım kalmamıştı ki tam o aralar!
Çıldırdı!
Haklıydı!
Kafayı yemekte değil ha!
Benden başka kendisine,
Benim ona koyduğum sıfatları bulamadığında çaresiz kalıp sıyırdı!
Bunları bilmesem, hikayeler ayrı olsa da,
Hayatların sonucunun aynı ayrılığa yazıldığını bilmesem
İnan çok yorgunum, çok yorgunsunuz.
Ama sadece,
Sizin de bilmeniz gerektiğini ve ona göre ders almanız ya da almamanız gibi bir duygudayım şimdi.
Karar sizin.
Gün geldi, taa benim babasıyla evliyken,
Babasının edebiyat öğretmeniyle ortak arkadaşımızken olan zamandan olan kadının kızını,
Çünkü biz ayrıldıktan sonra yeni karısıyla samimi olup tatiller falan gittiler ya
Güya o kadının kızı, benim yavrumun babasındanmış bunu uydurdu kafasında.
Uydurmaya yetmedi bütün ana ve baba sülalesini
İspatlar bulmaya çalışarak neredeyse ikna edecekti.
Bahsettiği kızla benim yavrum neredeyse aynı yaşta!
Üstelik tesadüf o ki,
Kızımın babasının öğretmenin adı da aynı şimdi ki karısının adına aynı!
Yani ben öncesinde eski kocamın edebiyat öğretmeni tarafından aldatılmışım
Hala da yeni karısıyla beraber onu da aldatıyormuş gibi bir hikaye!
Anam bir görsen, baba annesi, amcası akrabaları vs. herkes duydu.
Kimi inandı, kimi inanmadı.
Bana sorsan ortadayım.
Ben, anama güvenememişim, babama güvenememişim,
Öz be öz küçük kardeşime güvenememişim,
Elin oğluna evladıma baba olur diye hiç güvenememişim!
Şimdi bu hikaye yalandır nasıl diyeyim.
Baktı ki olmuyor!
O ne zaman kimden hoşlansa, ne vakit ayrı bir gülse,
Ne vakit mutlu hani ayrı bir mutlu hissetse anlarım ben!
Bir tane orta okulda vardı biri.
Kızım bu çocuk hoşlanıyor senden dedim yok anne yav diyerek bana inanmadı.
Gitti çocuğu başka biriyle yaptı bir de yakınlaştırdı.
Sonra sonra anladı hislerini ama iş işten geçip
Bir de onları buluşmalarında ne giyseler yakışıra kadar halletti olayları evlendiler.
Ben, benim kızım üzülecek nasıl etsem de onu avutsam derken bana
Sırf haklıymışsın anne dememek için,
Evlatlarımı evlendirmiş gibi mutluyum aslında dedi.
Sonra üniversiteye başladı, yine bir platonik aşk!
Ondan hoşlanan, hatta işte veya okulda onunla evlenme isteyen onca insan varken.
Yok!
O çay sevmiyor, o bilmem ne hiç birine şans bile vermedi.
Sonra başka bir çocuk çıktı, dedim kızım bu çocuk senden hoşlanıyor bi bak!
Yok ben ona öyle dememişim gitti ona da bir arkadaşını ayarlayıp bir ton acısını çekti.
Sonra o çocuk karışık karışık davranınca,
Bir bunda gözü varmış gibi, bir yandan her haltı karıştırıyor,
Bir yandan en samimi ve de sevgilisi olan insanla
Böyle çapraşık bir ilişkilere girmiş mi girmemiş mi durumları!
Hepsi belki de yavrumun en yakın arkadaşının
Orospuluğundan dolayı onu da elde etme telaşından mı,
Ama elde edemeyince kuduruşundan mı bilemem.
Bak şimdi burası en heycanlı yeri!
Kızım babasına demiş ki!
Güya ben, onun platonik olduğu sevgilisiyle,
Güya taa o çocukla ilk tanıştıkları zamandan beri
Kızımın kendisiymişim gibi sosyal medyalardan konuşuyormuşum!
Bir de üstüne üstlük...
Kızımın çıplak fotoğraflarını falan da paylaşıp öyle yazışıyormuşum
Güya benim kızım bunca sene ne bana ne de o çocuğa
Konuştukları kişinin kendisi değil
Öz annesi yani ben olduğumu söylememiş ama ispatlarmış!
Kızımın babası ya buna bir çare bulsunmuş
Ya da o artık hayatına bensiz devam etmenin bir çaresini arayacakmış!
Kızımın babasına, ben böyle bir şey yapmış olsaydım,
Böyle bir oyun etseydim şimdiye evlenmiş olmaları gerekirdi demem yetti.
Çünkü o da biliyor ki ben evladımı ona göre öğrettim bunca yıl!
Benim yanımda yıkanırken dahi çırılçıplak olmadı o!
Öğrenmesi için her şeyi öğrettim.
Nasıl onun, yavrumun çıplak fotoğrafını paylaşıp,
Bir de onun platonik olarak aşık olduğu çocuğa oymuşum gibi konuşayım!
Babasına da dedim!
Bir tek kere daha bana iftira atsa!
Bilerek ya da bilmeyerek bana kötülük etmeye kalkarsa,
Ona uzaklaştırma davası açacağım dedim!
O gün, bugün uzağız!
Ha bütün bunları nasıl olup da kardeşin hariç, nasıl olup da kardeşinin eşi hariç,
Nasıl olup da kimselere anlatmadın,
Nasıl olup da bütün bunlar yüreğinde patlarken
Evladına tek bir ah bile etmeden dayanabildin diye sorma!
İnsan olan dişlerini teker teker ya da hiç bilemedin üçer beşer döker!
Öyle görmemiş gibi emeklilikten kalan bütün parayı sayıp
Beyaz, bembeyaz, apak gülmez değil mi?
Güler!
Çünkü kim, neden, nasıl, ne hadle hangi kıymete değer ile bilmeye hakkı var ki,
Yarın öbür gün iyi ki, çok şükür, anam hiç beklemezdik denilecek derinin derinini!
İşte!
Tam da bu yüzden!
Acının derinin dibini aynı hissetmek böyle bir şey diye paylaştım içimi.
Bir kardeşi olmalı insanın.
Ki canım kardeşim olmasaydı çok kolaydı bu hayattan vazgeçmek!
Ki yavrum bile senden kurulmak istiyorum ama başımı belaya sokmadan!
Bir mektup yaz, ahan da bu terastan aşağı atla!
Zaten hiç gün görmemişsin, ne şiş yanar, ne kebap!
Eh benim de iyi kötü bir evim de olur,
Zaten emekli de oldun ama merak etme arkandan epeyce ağlarım dedi ya!
İşte tam da o zaman anladım!
Terk edilmekten korkuyor o!
Sınırları zorluyor!
Onun, o güzel ömrü sağ olsun!
Tam üç sene oldu, kızgın değilim, kırgın olamayacağım kadar ağır bu yaşatılanlar.
Evet!
Beni yıllar sonra canlı ama eniştemin hüznüyle cenaze gibi görenlerim,
Bütün en yakın akrabalarım iyi ki varlar!
Yoksa, araya dereye sıkıştırılmış güzel gülüşlerimin arasında,
Aslında çoktan yaşlandığımı, yüzümdeki çizgilerimin,
İçimin içinden nasıl çekilmişliğini
Ben rahmetli eniştemin cenazesi vesileyle gün yüzüne sermesem,
Nasıl anlayıp, nasıl kendi eksikliklerinin üstünü kapayacaklar!
Ara da bir, siz iki kardeş sunun onlara!
Birkaç zaman eğlenirler lakin, kınadıkları kınam kınam başlarına gelince anca anlarlar!
Bana sorma!
Ben hiç kimseyi, hiçbir zaman kınamadım!
Annemin olmaması gereken, hiç doğmaması gereken birine bile
Geleceğine beddualarla ölemeyen çocuğuyum!
Kızıma tek bir güceniklik etmeyin lütfen!
Onun suçu değil!
Ha sadece sizinle paylaştığım bu sırrımı,
Sizi bir arada her şeye rağmen tutmak için uğraşımı umursamadan,
Otuz yılda bir çalışa çalışa anca koluma taktığım bir bilezik gibi
Dalga geçerek ifşa da etmeye kalkabilirsiniz
Yahut birer ders alıp iki kardeş, iki karındaş
Bir bilek, iki yumruk dünyaya gardınızı da alabilirsiniz.
Ben sadece rahmetli eniştemin son dileğine inanmanız için içimi açtım size!
Şu insanoğlu her şeyi unutup hep başkalarının hayatı hakkında konuşur durur!
Yani derleerrr hikayesi işte!
Dedirtmeyin!
Cemre.Y.

30 Ekim 2024 Çarşamba

Seninle, Senden Öğrenmiştim

...Seninle, Senden Öğrenmiştim...
Yıllar yılı,
Yere düşen bir bardak kadar ederim yoksa,
Koca bir ömrü hangi değere feda ettiğimi düşünmekteydim!
Oysa!
Seninle, senden öğrenmiştim...
En güvendiğinin bile farklı düşünebileceğini ve herkesin,
Bir gün yüreğinden gidebileceğini...
Cemre.Y.

15 Mayıs 2024 Çarşamba

Hayat Kırıklığı

...Hayat Kırıklığı...
Her incelik, her olduğun gibi kabulleniş,
Sen onu yüreğinin baş köşesine alana kadar!
Ondan sonrası,
Ondan sonra olmak için ellerinden, dillerinden geleni yaparlar!
Seni azaltmak ve sadece
Kendi bencilliklerine dahil etmektir bu çabaları!
Sen, ben, biz...
Zaten azalmamak için bunca yıldır yalnızlığı tercih etmedik mi?
Yoksa yok muydu onun gibiler!
Gerisi hayat kırıklığı, gerisi hayal kırıklığı.
Kırıklıklarımızın olmadığı günlerimiz gelsin artık!
Cemre.Y.

9 Aralık 2022 Cuma

Hayat Filmim

...Hayat Filmim...
Herkesin, hayatının herhangi bir döneminde,
Kendine küstüğü bir şeyler mutlaka vardır
Ve o andan itibaren, bir yanı hep eksik'tir.
O andan itibaren,
Hep birileri gücenir, hep birileri kırılır.
O andan itibaren,
Bir şeyler, ya "Çok!" tur!
Ya da "Eksik!"
O andan itibaren,
Hep birileri, kanser kolları keser, atar,
Sana giden ayaklarını keser, kurtulur.
Kendine gücendiğin ve kendini suçladığın,
O andan itibaren,
Yarım kalır hep, bir yanın.
Çünkü içindeki sen'i sadece, sen üzebilirsin!
Çünkü içindeki sen'i sadece, sen öldürüp,
Yok etmek isteyebilirsin!
Başkalarına...
Kendinden daha fazlaca verdiğin değerlere,
Yanıp yıkılmak da çözüm değildir artık!
İşte bu hayat filmimdeki bütün replikler,
Benim başka, başkaca zamanlardaki repliklerim.
Bütün karakterler,
Benim başkaca zamanlardaki karakterlerim.
Ne varsa, ne yoksa hepsi ben’im.
Asla!
Lezbiyen olmayı düşünmedim
Ve eğer erkek doğsaydım da,
Asla gay olmayı da düşünmezdim!
Ben hep dibine kadar kadın,
Hep dibine kadar adam’dım ama...
Hayatıma dokunan bütün insanların,
Gözbebeklerindeki insan’a hep değer verdim.
Ve saygı duydum, hep yanlarında ve dost oldum!
Çünkü...
Benim sevgimin, benim dostluğumun,
Benim arkadaşlığımın,
Benim ahbaplığımın hiçbir zaman, cinsiyeti yoktu.
Hepsi hepsi, insandık işte!
Benim derdim oydu.
İçimdeki o küçücük kızın hayalleriydi hepsi!
Ve içindeki can kırıklarıydı!
Daha yedi yaşındaydı ilk güveni kırıldığında!
Bir yanım hep ama hep güvenmek istedi.
Diğer yanımsa...
Zamana yenik düşüp büyüdü elbette!
Gün be gün azalttı ömründen,
Kendi ruhuna ağır gelen diğer ruhları!
Öyle ya...
Sevdikçe örselediler seven yanlarını.
Saydıkça da, ayakaltı paspas etmeye kalktılar,
Gururunun bütün canlarını!
Sonra günün birinde durduk yere…
"Tamam mıyız!" dedi kendi yalnızlığına.
Sustu, bekledi.
Uzunca bir sessizlik boyunca bekledi.
Öyle ki, cevapsızlıktan pes edecekti.
Sonunda insanlığımın kendi ruhundan cevap geldi.
Madem öyle, bundan sonra...
Kendim diye biri var!
Artık "Tamam!" ız!
El ele, her yere yürüyebiliriz!
İşte bu hayat filmimden sonra,
İçimdeki ben'le tamamen barıştık biz!
Bundan sonra...
Beraberce dokunacağız hayata.
Ve denize ve ormana!
Ve ağacın gövdesine ve yaprağa,
Ve güneş'e ve ay'a!
Nihayet!
"Tamam!" ız nihayet biz kendimle.
Cemre'ce.
Cemre.Y.

26 Kasım 2022 Cumartesi

Yazık Değil Mi Bana?

...Yazık Değil Mi Bana?...
Uzun zamandır kendimden haber alamıyorum,
Umarım iyiyimdir ve her şey yolundadır!
Yoksa!
Beden var, ruh çoktan ölmüş demektir,
Yazık değil mi bana?
Cemre.Y.

25 Kasım 2022 Cuma

Biliyorum, Normal Değilim

...Biliyorum, Normal Değilim...
Birinin gözlerinin içine bakıp...
Bütün sustuğum denizleri,
Bütün yutkunduğum okyanusları,
Bütün gün doğumlarını
Bütün gün batımlarını
Ve güvenimin kırıldığı bütün duvarları,
Şiir etmek isterdim ona romantik olsun diye!
Yoksa bana Güneş!
Tenimi saran ve ısıtan hep aynı güneşti yani...
Biliyorum, normal değilim,
Anormal sevseydiniz ya beni!
Cemre.Y.

3 Temmuz 2022 Pazar

Kırmızı Gül

...Kırmızı Gül...
O değil de...
Kırmızı bir gülün,
Burnunuzun ucundan öperken,
Size en güzel kokusunu sunması kadar,
Güzel gülüşlerimiz olmalı hayatta.
Şöyle pazar keyfine özel,
Yeni hayaller eklenmeli,
Hayatın gelecek yeni sayfalarına.
Yoksa herkes nefes alıyor da,
Yaşadığını nasıl anlayacak?
Cemre.Y.

24 Ocak 2022 Pazartesi

Öylece Gitti

…Öylece Gitti...
Ve sonra kadının biri,
Çivit mavisi gözlerini, gökyüzüne asıp
Ülkemin her yerinde lapa lapa karlar yağarken,
Soğuğa falan aldırman,
Öylece gitti.
Oysa daha birkaç zaman önce ne de güzel yaşıyordu....
Hayatın hepsini birden ne de çok seviyordu....
Dört yapraklı yoncanın yaprağından biri dondu.
Bugün Fatma Girik öldü.
Boğazımda bir yumru!
Hani "Işıklar içinde uyu!" falan desem…
İki metre mezarın altında, bu soğukta,
Işık mı kalır!
Yutkunamıyorum ki yutkunsam.
Rahmetli anacığım da üşüyor mudur acaba!
Yoksa çoktan mı gittiler cennet denen o evrene.
Cemre.Y.

19 Aralık 2021 Pazar

Geçti Mi, Bitti Mi?

…Geçti Mi, Bitti Mi?...
Geçmişe gülümseyip,
Kötü bile bitse…
Pişmanlık duymadan bakabilirsek geçmiş olur.
Yoksa geçmemişler,
Arada kanayan bir yara olur!
Geçti mi, bitti mi?
Cemre.Y.

18 Aralık 2021 Cumartesi

Hep Sıfırdan

…Hep Sıfırdan…
Şimdi...
Bana soruyorlar;
"Güven kalenin zincirlerinin kilidi nerede?"
Diyemiyorum hiç kimseme!
Oysa cevabı oldukça basit hem de onlarca sene!
"Yüreğimin çiziği…
Yutmuş!" diyemiyorum.
Oysa…
Dese ki…
"Ölüm sana yakışmaz ey sevdiceğim,
Hem de hiç yakışmaz!
Üstüne bol gelir, eğreti durur.
Gel, seni ölüme razı edenlerin,
Cenaze namazlarını beraberce kılalım." dese.
Sıfırdan başlamalara alışık bu yürek....
Hayatı da sıfırdan alabilirim ansızın!
Demedi.
Neyse ki, şükür ki!
Eksiye düşecek kadar eksilmedim kendimden hiç!
Hep sıfırdan...
Hep sıfırdan...
Kimse yoksa ben,
Bana hep var’ım!
Cemre.Y.

24 Eylül 2021 Cuma

Mesele

…Mesele…
Her zaman bulutlu günlerde yaşanmadığı gibi,
Her anımız da, güneşli geçmiyor elbette!
Mesele...
Bulutla da, güneşle de,
Yağmurla da gülüşle de,
Kış ile, yaz ile de iyi geçinmekte.
Yoksa baharlar gelip geçiyor bir şekilde.
Her zaman zifiri gecelerde yaşanmadığı gibi,
Her anımız da, yıldızlı, yakamozlu geçmiyor elbette!
Mesele...
Akşamına vardığın her günün, her saatinin,
Her dakikasıyla, her salisesiyle iyi geçinmekte.
Yoksa zamanlar gelip geçiyor bir şekilde.
Cemre.Y.

7 Ekim 2020 Çarşamba

Gözyaşı

...Gözyaşı...
Acının dibeğinde geziniyorum bugünlerde,
Sanki gözümün içine milyonlarca sivri uçlu cam kırığı dizmişler de,
Göz kapağım kapandıkça,
İçim kıyım kıyım kıyılmakta.
Bakma sen böyle gülümsediğime!
Ağlarsam, ağlamalarımı durduramazsam...
Gözyaşımın tuzu,
Gözümün yarasını yakar da,
Canımın canı daha çok yanar diye korkuyorum.
Söylesene anne...
Tam olarak ne zaman geçer içimdeki bu acı.
Şimdi sağ olsan...
Yine öpmezsin biliyorum,
Hiçbir yaramı da öpmedin zaten de...
Ne var oncacık yarada diye söylenirken,
Kaynamış, durulmuş suyla pansuman yapsın desen.
Beni...
Uzaktan da olsa sevdiğini bilsem.
Ağlamamam lazım,
Yoksa gözyaşımın tuzu, gözümün yarasını yakar!
İyileşince,
Deniz kenarına giderim diye teselli ediyorum kendimi.
Suya söyler söyler ağlarım, o da geçer!
Cemre.Y.

28 Nisan 2020 Salı

Kendi Pisliğinizde Boğulun

...Kendi Pisliğinizde Boğulun...
E-Devletten #Maske ye baş vuralı 20 gün oluyor,
Hala mesaj bekliyorum derken,
SGK'lı çalışanlara #Maske verilmeyeceğini,
#İşveren in dağıtacağını bildirmişler!
Kendi vatandaşını kotarmadan,
ABDye gönderilen maskeler gibi hissediyorum şu an kendimi!
Neyse ki işverenim #covit19 belası yüzünden,
Kısmi Süreli'ye baş vurmazdan önce,
Daha en başından dağıtmıştı maskelerimizi,
Dezenfektanlar ve dahi kolonyalarımızı!
Allah razı olsun,
Hiç değilse,
Yıkayıp yıkayıp kullanıyorum markete gitmem gerektiğinde.
Geçen gün kardeşimin eşi, kendisine çıkan maskeleri bana verdi,
"Biz kardeşine iş yerinden verilenlerle idare ediyoruz." diyerek,
Ondan da, kardeşimden de Allah razı olsun.
Peki şimdi sorarım devlet büyüklerime!
Herkesin çalıştığı yer benim çalıştığım yer gibi,
Özellikle sağlık konularında hem kendilerine,
Hem de çalışanlarına karşı,
Bu kadar hassas ve özverili değilken nasıl olacak o iş?
Vatandaşına maske dağıtamayan devlet,
O vatandaşların çalıştığı şirket ve kurumlara nasıl ulaştıracak o maskeleri?
Daha daha söylenecek, sorulacak, kurulacak nice cümleler var da,
Bizim şirket sağ olsun sigaraya karşı...
Mapusa falan düşersem iyi kötü bakarlar bana da sigara yollamazlar işte!
Yoksa neler neler dönüyor fikrimden!
Lakin güzel ülkemde düşünmek, düşündüğünü dile getirmek yasak!
Cemre.Y.

22 Nisan 2020 Çarşamba

Mesela

...Mesela...
Yüreğin üşüyünce Güneşe çık sevdiceğim,
Belki eriyiverir,
Geceleri uyanık kalmaktan buz tutan yüreğin!
Arada bir terasa çık mesela,
Terasın yoksa balkona çık.
Balkon da yoksa pencerenden uzat kafanı.
Gökyüzüne bak!
Salıncağında salla ruhunun çocukluğunu.
Bulutlara selam ver, kuşlarla muhabbet et.
Arada bir...
Arada bir insan ol mesela!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...