dehliz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dehliz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2024 Salı

Kim İstemezdi Ki Çiçekli Baharlara Soyunmayı?

...Kim İstemezdi Ki Çiçekli Baharlara Soyunmayı?...
Çatılarını kar kaplamış kalbimin duvarlarının.
Dumanı tütecek bir bacası bile kalmamış sanki,
Göğüs kafesimi sızlatan nefes borumun.
Sonra sonra fark ettim ki donmaya yüz tutmuş parmak uçlarım.
İçimin dehlizlerinde gezintiye çıktım ki ne göreyim!
Neresinden yamalasam ömrümü eskimiş, sökülmüş her anısı.
Yeterdi bu kadarı hem de çok yeterdi.
Açtım penceremi avaz avaz kahkaha attım.
Bir gören, bir duyan olsa delirdi sanırdı kesin.
Lakin biliyordum ki herkes kendi derdindeydi yine.
Yastık izi kalmış yüzümü yıkadım çıktım sokağa.
En yakın kumaşçıdan atlaslı, ipekli kumaşlar aldım ömrüme.
Dokundukça içimin çocuk yorganı sevindi.
Sarındım, sarıldım kendime,
Çünkü giden de, biten de bizdendi nihayetinde.
Yarına sevinçlenmek vakti gelmişti belki de.
Öyle ya, koskoca bir yıl daha bitti yine.
Küçük küçük umut kırıntıları ektim ruhuma!
Evet daha bahara çok vardı amma velakin,
Yaşasak da, ölsek de, gelecekti o günler de.
Kim istemezdi ki çiçekli baharlara soyunmayı?
Bu sefer hazırdım ölsem de yaşamaya!
Şimdiye kadar yaşayamadıklarıma gelinceyse,
Yeterdi çünkü, hem de çok yeterdi.
Cemre.Y.

6 Temmuz 2020 Pazartesi

Küsüyor İşte

...Küsüyor İşte...
Belirsizliğin derin dehlizlerinde,
Labirentlerce...
Kendisine...
Bir tek çıkış yolu ararken,
Hiçbir yolun, hiçbir sonun olmadığını görüp,
İdrak edince anlıyor insan!
Kendisinden...
Ne kadar da en erken,
Ne kadar da çabuk vazgeçildiğini!
Bir vakitten sonra...
Eş, dost, akrabanın da,
Kendi derdinde olduğu mevsimler bunlar,
Malum...
Ortalıkta corona belası var!
Yoksa iki lafın belini kırabilen biri
Hiç...
Şiirlerine de kırılıp, küser mi?
Küsüyor işte,
Hem de öyle böyle değil ha!
Yürekten gücenmelik'li.
Şiire de küsüyor,
Cümle'ye de,
Kelime'ye de,
Hece'ye de,
Harf''e de küsüyor insan olan.
Hem de ciğerden gücenmelik'li.
Cemre.Y.

27 Haziran 2020 Cumartesi

Neyleyim

...Neyleyim...
Nicedir, yüreğinin derin dehlizlerinde,
Kırık dökük, toz duman,
Örtüleri eskimiş heyecanlarının gizeminde,
Uzaktan, ırağa birbirimize iç çekerken yani!
Belki, hani olur ya...
O ilkbaharımızın ilk can suyunu,
Soluk bir mum ışığında ararken ben,
Ki hayat aynanda o günkü,
Gözlerinin ışıltısını gösterecektim sana ben!
Belki yeni bir hayata doğacaktın yeniden.
Lakin...
Acımasızdı hep kaderin ağlarından ilmek çalıp çalıp,
Kendi bitmeyen açlıklarına seni yem eyleyip,
Aşamadığı yıldız tozlarını,
Sen fark etmeden sana çuvallar dolusu döküp,
Sen ona bakınca masumane gülüngeçler savurup,
Bitmiyordu sana sahte güneşler doğuran!
Bütün doğruların kilimlerini serip de sana,
Ulaşmaya çalıştıkça bulanıklaşıyordu gözlerim.
Yoruldum be sevgilim.
Mevsimli ya da mevsimsiz...
Ben vazgeçtikten sonra, hani...
Açan laleyi de...
Ne bileyim...
Neyleyim?
Cemre.Y.

19 Şubat 2020 Çarşamba

Çocuk


...Çocuk...
Yüreğimin dehlizlerinde gezinirken rastladım sana çocuk!
Benim seni içimden uçurup, dünyaya akıttığım yaştasın şimdi.
Loş yıldız tozları parlarken kalbimin odalarının duvarlarında,
El yordamıyla bir yol bulmaya çalıştıkça kayboluyordum,
Tam da aldatılış durağında, öylece yersiz, yönsüz kalmıştım.
Sonra seni gördüm zemheri ayazı bir kar bahçesinde,
Çenesi dik, alnı apak, gözleri güneşe bakarken,
Kardelen olacakken bahara açmış o en taze lale mevsimiydin.
Adımı unutup Cemreler döşedim sanırken ömrüme,
Karabasanlar ayak tabanlarıyla ömrümü çiğnerken hem de!
Bir yüzün aydınlatıyordu dünyamı, bir nefesin, bir ruhun.
Yüreğimin dehlizlerinde gezinirken rastladım sana çocuk!
Benim seni içimden uçurup, dünyaya akıttığım yaştasın şimdi.
Loş yıldız tozları parlarken kalbinin odalarının duvarlarında,
El yordamıyla bir yol bulmaya çalıştıkça kayboluyordun,
Tam da aldatılış durağında, öylece yersiz, yönsüz kalmıştın.
Kabul etmek gerek ki sen benim ruhumun ta içiydin lakin,
Ben senin ruhunun yamacı dahi olamadım.
Sana başka bir yıldız tozu gerek!
Öyle meteor düşmelerini yıldız kayması sanıp,
Sevgiliyle,
El ele dilek tutulan hayalperestlerden de değilsin ki sen.
Sana, gökteki ahengine göre, 
Her gün yeri ve kaderi değişen yıldızlar değil ki çocuk,
Sana koca bir Venüs gerek!
Ve o ben değilim ne yazık ki lakin sana çok ırak da değilim,
Ne vakit,
Yüreğimin yamacına uğramak dilersen Güneş benim.
Öperim her daim, alnının kaş çatımından,
Ha bir de saçının en başak tarlasından.
Cemre.Y.

11 Aralık 2019 Çarşamba

Sizi De Affederim


...Sizi De Affederim...
İçimin dehlizlerinin bütün labirentlerini geçtim.
Kolay olmadı tabi!
Kaç kere nefesim tıkandı çıkmaz sokaklarımın birinde,
Kaç here yenildim, kaç kere pes ettim, kaç kere...
"Vazgeçmek fıtratım da yok!
Ama ya pes ettirirlerse!" diye diye...
Ve kaç kere pes ettirdiler ah bilemezsin!
Kaç kere ve kaç geceler boyu da,
Sabaha uyanmamayı dilemiştim oysa bir bilsen.
Lakin...
Ömür bu azizim.
Gözümü bir açıyorum gün aymakta...
Üstelik bu dünya hala aynı acımasız aymazlıkta.
Omuz silkip kalkıyor, bir sigara yakıyor,
En sadesinden Türk Kahvemi yapıyor,
Aceleyle günün getireceklerini giyiniyorum sırtıma!
Hayat bu mirim!
Kim bilir kaç hançer çiziği daha geçecek ömürden,
Tam da artık...
Sevmeli, sevilmeli, eş, dost, akraba, arkadaş,
Yar, yarendi ne varsa affetmişken!
Sahi dün akşam babamı aradım ömrümde ilk defa.
Nasıl sevindi, nihayet onu da affetmişim diye!
Sesinde küçücük bir oğlan çocuğu cıvıltısı,
Sanki bayrammış da onu lunaparkta atlıkarıncaya bindirmişim,
Sanki heves ettiği bütün pamuk şekerleri önüne dizmişim!
Sanki...
Sanki o bundan gayri büyürse bir daha asla ve kat'a
Ömrümün çocukluğunun, ergenliğinin,
Gençliğinin girdabında süzülen,
O kötücül eller olamayacakmış gibi bir sevinç.
Ulan ben,
Ne yaralarımın üstüne basıp basıp bunca ömür kanattım.
Siz mi bana yeni yaralar açacakmışsınız!
Varsın olsun..
Genelde ara sıra eser de,
Genel geçer, hallenmelerinizi de, sizi de affederim!
Cemre.Y.

3 Aralık 2019 Salı

Şimdi?

...Şimdi?...
Zaman...
Zamansızlığının dehlizlerinde kaybolmuş,
Geçmiş ile geleceği sarmış sarmalamış,
Öylece nefesini tutmuş,
Zembereği bozulmuşçasına akmakta!
Geçmişin hesaplarını sarı sandığa gömüp,
Topunu küle çevirip denize salmıştım ya en son!
Hani en son...
Gelecek kaygılarımdan sıtkımı sıyırıp,
Elimde kalan "Şimdi." m le mutlu mesut yaşayacaktım ya!
Hiç bilmediğim bir yerde...
Hiç olmayacak bir anda...
Yön duygumu kaybetmiş gibi,
Sonu güzel bir caddeye çıkar sanıp,
Uzun uzun yürüdüğüm o yolun sonu,
Çıkmaz sokağa çıkmış,
Geri dönmeye de takatim kalmamış gibi çaresizim.
Meğer bunca ömrüm boyunca,
Hiç "Şimdi." m olmamış benim.
Şimdi...
"An'ı yaşa!" diyenler kadar sanal bir kavram mıydı yoksa....
Bunca hayat yorgunluğuna rağmen,
En azından artık ömrü çoktan solmuş koltuğuna,
Bir minder daha ekleyip,
Mümkün olduğunca yumuşak oturup,
Kim bilir kaç yıllık sehpana yorgun ayaklarını uzatıp,
Kıvrım yeri kırılmış laptopuna bari aman bir şey olmasın diye,
Dizlerine yastıklı korumalarla yerleştirdiğinde,
Gün...
Zamansız...
Amansız...
Oradan, buradan nasıl sızıdıysa birkaç kelam eyleyip,
Durduk yere deriinnn bir nefes alıp,
Artık kalbine yetişemeyen ritmine es verip,
Yavaşça...
Nefes verip ayar tutturmaya çalışmak mıydı?
Doktorumun yeni direttiği ilaçtan mı bilinmez lakin,
Bu akşam evime yürürken...
Bildiğin huzur evi, gayri kaslarına hükmedemeyen insanları gibi,
Bildiğin altıma büyük abdestimi yaptım misal!
Hem de...
Tam da evime ulaşmaya ramak kalmışken!
Sonrası çile işte.
Sahi an'ı yaşamak neydi?
Ne vakittir ben yaşayamadan geçip gitti bu zamanlar!
Peki ya şimdi?
Şimdi!
Bana biçilmiş ömrün hangi sahnesindeyim?
Repliğim ne!
Yani...
Ne demeli, ne etmeli, ne eylemeliyim şimdi?
Cemre.Y.

22 Kasım 2019 Cuma

Dehliz

...Dehliz...
Ruhumun derin dehlizlerinde geziniyorum her gece...
Gün be gün artan öksürük nöbetlerime bakılırsa da,
Bulamıyorum demektir ne demeye
Tanrının yaratıp unuttuğu bir insan evladı olduğumu!
Ve neden?
Ve nasıl?
Ve niçin...
Ömrü hayatım boyunca sanki utanılacak bir varlıkmışım gibi,
Atılıp savurulacak, başka öfkelerin hepsi üzerinden alınacak,
Kırılacak, üzülecek, incitilecek ama ille de hayatta kaldırılacak.
Bir tek sevgi kırıntısına, biraz şefkate, 
Biraz vefaya hasret kalacak bir ruh olarak yaratıldım acaba!
Düşüncelerim düşünmekten yoruluyor bazen...
Durduk yere başlıyor yine ağrılarım ağrımaya!
Durduk yere acısız ölümün çarelerini arıyorum bazen.
Sonra vazgeçiyorum aniden!
Zira meğerki ben zamansız ölürsem o kazanır.
Varsın o da bunu merak etsin madem!
Değil mi ki bu da benim kendi kaderime intikamım.
Cemre.Y.

14 Ekim 2019 Pazartesi

Yorgunum

...Yorgunum!...
Kıraç topraklara dönmüş yüreğimden,
Taze filizler açtırmaya çabalamaktan yorgunum,
Dibi görünmez karanlık dehlizlerden,
Hiç yoktan güneş ışıltıları bulmaya çalışmaktan yorgunum!
İnsan kızları ve de insan oğulları,
Varlığımın şefkatini hiçe sayarken,
Onların hep iyi,
Sağlıklı ve de mutlu olmasını dilemekten de yorgunum!
Hayata ruh bulmuş kimliklerin hepsinin birden,
Önceliklerinin en sonuncu olmaktan da haylice yorgunum!
Ama en çok...
Her sabah binbir umutla gülümsediğim aynama,
Mütemadiyen her akşam...
Ruhu sömürülmüş,
Tek bir hayale,
Tek bir hayata umudu kalmamış halime,
Her akşam...
Umutsuzca kırılmaktan da yorgunum!
Şimdi...
Derhal...
Bana koyduğunuz,
Bütün o gereksiz teşhislerinizi kıvırıp kıçınıza sokun!
Cemre.Y.

29 Eylül 2019 Pazar

Yüreğimin Dehlizleri

...Yüreğimin Dehlizleri...
Yüreğimin dehlizlerinde gezindim tüm gün.
Kalbimin odalarında bahar temizliği yaptım teker teker!
Nicedir,
Kapısına uğramadığım bir odanın kapısını açamadım misal,
Pas tutmuş kilidi anahtarı üzerinde kalmış öylece.
Diğer odalara doğru dönecekken vazgeçtim!
Bir omuz attım,
Kırıldı kalbimin tozlu odasının kapısının paslı kilidi.
Varsın olsun kırılan kapı olsundu.
Tek tek toparladım eskimiş kanepelerin örtüsünü.
Astımlı burnumu umursamadan soludum bütün tozunu.
Artık işe yaramayan ne varsa topladım bir bohçaya,
Sokağımdaki çöp konteynırının köşesine astım.
Şimdi, kapı hariç her şey pırıl pırıldı.
Sonra bir düşünce arası vermek için dışarı çıktım.
Mültecilerin her pazar,
Püfür püfür et mangal yaptığı parkta yürüdüm.
Kızmadım bu sefer hiçbirine!
Duman ve yanmış et kokularını biraz geçince...
Gülümsedim kendi kendime,
Ayağımdaki terlikleri çıkartıp,
Çıplak ayaklarımla,
Adımladım çimenleri içimden akımlar geçti toprağa.
Sonra,
Yine geldim daha yeni temizlediğim kalbimin odasının kırık kapısına.
Paslı kilidi çıkarttım yerinden, kapıyı maviye boyadım.
Kilidin yerine de çiçekli bir yazma doladım,
Ki zaten artık kilide gerek yoktu.
Neyse ki bu sayede karşı odanın buzları da erimeye başladı zaten.
Kendi kendine yeniliyor işte kendini, kendime en derin sevgilerimle.
Cemre.Y.

7 Ağustos 2019 Çarşamba

Yorulursun

...Yorulursun....
Bazen yorulursun,
Kırgınlıklarının dehlizlerinde dolanıp durmaktan,
An gelir,
An'a ve sonrasına yetişmeye çalışmaktan,
Tıkanıp kalırsın da...
Aynanın sırrının arkasındakileri merak edersin!
Alırsın eline...
Hala yüreği kırık serçe kanatlı,
Kalbinin içi...
Can, cam ve hayal kırıklıkları dolu,
Kırk yama renkleri solmuş heybeni!
Vurursun da vurursun,
Vurursun da vurursun duvardan duvara!
Ta ki geçmişine dair,
Tek bir çivi izi kalmayana kadar.
Yorulursun...
Pes etmemekten de,
Vazgeçememekten de, savaşmaktan da,
Geçilmeden geçmeye çalışmaktan da.
"Hislerimi kaybettim,
Hükümsüzdür!
Birkaç zamandır şarkıların anlamı yok!
Kalbim yok!
Yüreğim yok.
Ruhum yok.
Sevincim yok!
Acım yok!" demiştim ya yıllar önce...
Siz ona...
"Artık kaybedecek...
Başka can'ım yok!" u da ekleyin lütfen.
Cemre.Y.

12 Temmuz 2019 Cuma

Yürek Sızısı

...Yürek Sızısı...
Yüreğimin dehlizlerinden çıkıp,
Aklımın kıvrımlarında gezindim epeyce bir süre.
Yıllar yılı ete kemiğe büründürmedim nefsimi,
En kuytularıma hapsettim,
İnsanın insana ihtiyaç duyduğu eril kişi nefesini.
Kaç yıl oldu unuttum sevdiğim şarkıları dinlemeyi unutalı.
Hepsini, her şeyi eze eze affederek geldim bugünüme!
Başım dik, alnım ak...
Lakin...
Hiç yoktan...
Bir ezginin melodileri çalınmıyor mu şu kulaklarıma!
Ne diye oluşuverir insanın boğazının ilmeğinde bir yumru?
Ne diye çoktandır, kan pompalamaktan başka bir işe yaramayan şu kalp,
Koskoca bir yürek sızısına dönüşüverir?
Ne diye bütün ömrü boyunca unuttuklarını,
Nasıl da unuttuğunu olsun hatırlar insan.
Ne diye sızlar ki insanın yine burnunun direği?
Cemre.Y.

3 Haziran 2018 Pazar

Geçti

...Geçti...
Haziran bakışlı zemheri günlerden geçtim.
Yalancı baharlar kadar,
Güzel hayallerim vardı benim de...
Sonra bütün geceler,
Günün güneşini alıp giderdi
Yalnızlığın,
Derin dehlizlerinde kıvrılıp uyurdum,
Geçti,
Gitti.
Cemre.Y.

11 Ocak 2018 Perşembe

Sadece Sevdim Ben


…Sadece Sevdim Ben…
Bazen beynim, yüreğim dolup taşar da, susar kelimelerim,
Acımıştır harflerimin hepsinin canı, küsmüşlerdir bana ve herkese
Yazıya dökülüp sonsuzlukta sonsuzca süzülmek istemezler.
Ama yine de… yüreğimin dehlizlerinde dönüp dururlar.
Hiçbir zaman gidenin külleri savrulmadan gökyüzüne
Koymadım, koyamadım bir başkasını yerine.
Değil dokunmak, konuşamadım bile.
Öyle çok çok değil, öyle her yoluma çıkanı değil!
Sadece bazılarını sevdim ben.
Ama onlar gibi her önüme çıkanı yalan aşk oyunlarıyla değil,
Sadece bazılarını ve derin yürek sancılarıyla,
Sadece sevdim ben.
Yolun başını, sonunu, çıkmaz sokaklarını düşünmeye vakit bulamadan,
Öylece hazırlıksız, öylece karşılıksız,
Hesapsız, kitapsız, hilafsız, ezelim yokmuş gibi, ebedim oymuş gibi.
Sadece sevdim ben.
Cemre.Y.

12 Aralık 2017 Salı

Legal Bağımlılık Sigara!

…Legal Bağımlılık Sigaram!...
İlk gençlik yıllarımda,
Tam üç arkadaşımı,
Yeni yeni alışkanlığa dönüştürmek üzerelerken
Telkinlerimle, alışkanlığa dönüştürmeyi bırak,
Bir daha adını bile anmalarını sağlayan benken
Şimdi durduk yere,
Beynimin yirmi ya da yirmi iki yıl öncesini kazıya başladım.
O gün ne olmuştu da bir günde başlamıştım
Bu bağımlılığı legal olan,
On sekizini geçtiysen bütün bakkallarda satılan
Ve hiç de yüz kızartıcı olmayan yasal enayiliğime!
Enayilik olduğunaysa daha bugün karar verdim.
O günden bugüne dek seviyordum onu.
Ama neye inat, kime inat,
Hangi olaya inat cezalandırıyordum içimin organlarını?
Bilmeyi bile hep erteliyordum.
Bugünlerde, okuduğum son kitabın
(Düşünce Gücüyle Tedavi-Louise.L.Hay)
Etkisiyle yine beynimin ve yüreğimin dehlizlerinde dolaşmaktayken,
Üstelik, şimdiye değin okuduğum
Bütün psikolojik ve kişisel gelişim kitaplarından
Farklı olarak,
Vücudumuzdaki bütün hastalıkların,
Yaşadığımız bir olayın tramvatik birer yansıması olduğunu listeleyen
Son sayfaları vardı ki
Okuduğumda çoğunu
Kendimde de doğrulamıştım.
Bilmiyorum farkımda mıydınız!
Ben biraz da tersine araştırmaya başlamıştım.
Yani önce, ruhumu,
Sonra beynimi ve bedenimi
Tamir ve tedavi edersem ben hiç hasta falan olmayacaktım.
Hatta zamanı geldiğinde en sağlıklı,
En genç, en güzel yaşlı...
(Tamam ne olmuş azıcık hayal kattıysam!)
Ben olacaktım.
Hatırlarsanız!
En son ve en zor olanı geçen gün başarmış,
Aynada gözlerimin içine bakarak
Kendi çocukluğumu,
Annemin çocukluğunu ve babamın çocukluğunu
Ve benim güzel evladımın ergenlik çağını affedip.
Hepimizi yüreğimin en güzel odasına koymuştum.
Sonra her uyandığım gün, dünümü affedip,
Bugüne inançlı bir umutla asılmış,
Hayatıma gereksiz set koymaya çalışan,
Beni gereksiz üzen ki en mühimim,
Kaç yıllık dostum olursa olsun,
Ben ona asla tek yalan söylememişken
Bana, düzenli aralıklarla yalan söyleyen kimim varsa da
Hayatımdan uzaklaştırmıştım.
Belki okuduğunuzda önemsemediniz
Ya da uzun geldi size yine yazım da
Okumadan beğendiniz!
Sorunum değil!
Mademki bunca yıldır
Affet affet bitmiyordu hiçbir şey!
Öyleyse yine affetmeliydim!
Kimseyi değil ha!
Yine kendimi!
Sonsuz olan,
Sonsuzluk işaretinden ve Pİ sayısından başka ne vardı ki zaten.
Bir ilk daha işte,
Üstelik oldukça radikal bir karar!
"Beni bu legalliğiyle enayileştiren bağımlılığıma son verip,
İçimin acıdan kıvranan
Bütün organlarını affediyorum!
Beni o gün,
O anda namusumu korumak için,
Odamın kapısını kilitleyip,
Beşinci kattaki pencere pervazına oturtup,
O mahlukatı aşağı atlamakla tehdit edip,
İçimin organlarının hepsinin birden ağladığı
Ama ille de namusumu anamın bana küsmesine rağmen
Korumayı başardığım günü affediyorum!
O eve bir saat daha geç gelmediğim,
Arkadaşlarımla takılmadığım saatleri
Affediyorum!
Hatta anamın bir yarım saat geç gelip,
Kavgalarımızı duymayıp,
Benim o pencereden atlayıp bu hayattan kurtulamadığım
O anı da affediyorum!
Hatta o adamın konuşamayayım diye
Dilimi kesmeye kalktığı anı da affediyorum!
Kendimi bir kere daha!
Kız evlat doğup,
Bütün bu anılara dair ettiğim için
Affediyorum!
Affediyorum!
Affediyorum!"
Dönüp bakınca,
Bunca yıl kendime ve keseme zarar vermekten başka ne yapmıştım!
Bu isyan bayrağını sevgiyle, muhabbetle, ramazana, oruca rağmen,
Rağmenlere rağmen en başa çekmekle kendimi cezalandırmıştım!
Kimim biliyor mesela!
Rahim kanseri riskini tek başıma atlattığımı!
Kimim biliyor,
Midem de, böbreğimde polipler olduğunu?
Ulan anam ölüyordu,
Benim ona takıp, ölecek zamanım mıydı?
Nedense sonra kendi kendine onlar da yok oldu!
Kimimin ruhu acımıştı göğsümdeki kitleler her geçen gün büyürken!
Kırk yaşıma geldim hala mümkün oldukça mamaografiyi erteliyorum!
Zavallı memelerim hiç değilse tatilden sonra tost olsun da,
Kaça çıkmış kitlem,
Yoksa inada bindirmiş de
Olacak mıymış kanserojen!
Kimimin umuru?
Fırsat...
Birkaç kere doğmuştu ve yaşatmıştıysa Rab!
Ki hala bulamadığım cevapsız sorularımdan biridir.
Bunca sınav...
"Neyin sınavıydı?"
Hepsinden geçip,
O gün geldiğinde,
Organlarımın ona,
Benden olan şikayetleriyle değil de
Esenlikle, diri diri onunla yüzleşmek istedim!
Mademki bunca yıl
Organlarıma hasar vermek için epeyce bir külfet sarf etmiştim
Bundan sonra da,
Legal bağımlılığımı,
Yok etmek için çaba sarf edecektim.
Ben...
11 Temmuz 2016'da
Sigarayı bırakmaya ve bunun için
Bütün tedavileri denemeye karar verdim.
Amin.
NOT: 12.12.2017
Bu yazımı bloğumda paylaşmaya karar verip düzenlerken,
Yine en buruğundan tebessüm eylemekteydim.
Kül tablasında hayli izmarit birikmiş düzenlemem bitince,
Yanında da biram…
Üstelik geçen gün düşmüş göğüs kafesimi zedelemişim.
Hiçbir şeyin düzeleceği yok ve hayat hala devam ediyor.
Bütün seanslar boşuna, azar azar ölmek kaderimiz!
Cemre.Y.

29 Kasım 2017 Çarşamba

Olsun Be Güzelim

…Olsun Be Güzelim…
İçimin derin dehlizlerine yöneldikçe, ışıklar gördüm.
Sonra başımı bir kaldırdım
Benden başka her yer kararmış!
Sus zamanlı kaftanım sırtımda,
Dudağımın sağ kenarında iliştirdiğim
Buruk tebessümüm zaferim!
Olsun be güzelim.
Cemre.Y.

12 Kasım 2017 Pazar

Sen Diye Bir Şey Olmadı Ki Hiç

...Sen Diye Bir Şey Olmadı Ki Hiç…
Sen şimdi, içinde sevda geçen her şarkı,
Sana bir namemdir sanacaksın ya,
Bundan sonraki her sözüm, her gülüşüm,
Sana bir inat, sana bir ima sanacaksın ya.
Her hüznüm, her suskunluğum,
Her damla gözyaşım sana sanacaksın ya.
İşin aslı öyle değil işte!
Sen diye bir şey hiç olmadı aslında.
Bütün suç kadehimde,
Sen yine sanacaksın ki suç,
Kadehin içindeki kırmızı şarapta.
"Bensizlikten yine kadehlere sarıldı." diyeceksin kim bilir...
Bütün düşüncen ve cümlen bu kadar sığ ve basit olacak.
Ah şu en öne bağdaş kurmuş,
Bitmek, gitmek bilmeyen yargılarınız!
Bilemediniz ki ben hiçbir zaman
O kadar yüzeysel olamadım.
Ben hep derin denizlerin karanlığındaki
Bir ışık sızıntısının peşindeydim.
Zaten o yüzden hep bir tek nefesine muhtaçtım.
O yüzden hep üşüyordum,
Sıcaklığına muhtaçtım.
Yalnızlığımın dehlizleri yokluk gibiydi.
Varlığına muhtaçtım.
Senin varlığına bir kez daha inanmak için kokuna muhtaçtım.
Sen anlayamadın ki bunları hiçbir zaman.
Zaten sen diye bir şey olmadı hiç.
Ben derin denizlerin karanlığındaki o rüyayı sen sandım.
Bir ömre yetecek sandığım derin bir nefes aldım dudaklarından.
Bir daha üşümem sandığım kadar ısındım kollarında.
Bir başkası olmayacak sandığım kadar doydum varlığına.
Kokladım, sarıldım, sevdim, çok sevdim.
Bak şimdi nefes alabiliyorum sensiz,
Uyandım yeni bir sabaha sen yoktun,
Sen diye bir şey hiç olmadı ki.
Bütün suç şarap kadehimin üzerindeki asma yapraklarında.
Bütün suç üzüm salkımlı kadehimin dökme demirli motifinde.
Bütün suç derinden gelen "Kara Sevda." şarkısının nağmelerinde.
Yoksa kim ağlar ardından.
Çoktan bitmiş bir daha görülmeyecek o son rüyanın.
Ağlarsam kaderime ağlarım, yoksa sen diye bir şey olmadı ki hiç!
Cemre.Y.

21 Ekim 2017 Cumartesi

Okyanus'umun Dibi


…Okyanus'umun Dibi…
Okyanus'umun dibi...
Hem ne güneş sızıntısı var, ne de inci…
Ben ve yalnızlığım,
Baş başa vermiş ölüyoruz!
Hani sen hep ona
Bizi bir yerlerden kurtarmak için böyle gelirsin.
O ise hep!
Mavinin derin dehlizinde, ansızın boğar seni.
Bilir ki...
Kokun ve tek nefesin odur ya!
Kesilir bir an...
Artık, vicdanına, ya vardır!
Ya yoktur!
Ki genellikle yoktur.
Ya yeniden doğarsın her seferinde,
Ya da hayata uykuya dalarsın.
Bu sefer çok uykum var be!
Cemre.Y.

10 Eylül 2017 Pazar

Beni Biraz Da Ona Sorun

...Beni Biraz Da Ona Sorun...
Daha sustuklarım var benim,
Yüreğimin derin dehlizlerinde kaybolduklarım.
Anlatamadıklarım, anlaşılamadıklarım var benim.
Kendime körebe'siz saklandığım da hep
"Suya söyle geçer." derdi annem
"Beni yorma!" yı ekleyerek.
O gün bugündür, her boğulduğumda,
Bir deniz kenarı bulurum.
O, her şeyi biliyor.
Beni biraz da ona sorun!
Cemre.Y.

2 Eylül 2017 Cumartesi

Sana Bir Şiir Düşünüyorum

...Sana Bir Şiir Düşünüyorum...
Sana bir şiir düşünüyorum a çocuk!
Ben ilk defa, bir şiirimi…
Düşünüyorum!
Yazıp yazıp siliyorum harflerimi senelerdir,
Ne yazsam, ne yazmasam sığ duruyor cümlelerim.
Nicedir yosun gözlerine küskün, heceler oturmuş!
Nasıl anlatılır ki yüreğinde bir tomar hüznün,
Mevsiminde açmayan lale tohumlarına küskünlüğünden
Mahalle kaldırımına saçılmış bir saksı kuru toprak!
Oturmuş köşe başına, içine içine ağlayıp,
Yüzünde her dem mevsim çiçekleri açıyorken,
Bir tek lalesi tam olmamış, yine bu lale mevsimde de.
Şiir şiir susmuş dudakları öylece oturuyor!
Herkes onu görüyor!
Oysa onun yüreğinin derin dehlizini hiç kimse tam göremiyor!
Hiç kimse, hiçbir şeyi tam görmüyor!
Sonra ben, penceremin ölgün perdelerini,
Usulca aralıyorum,
Şiirinde değilse neredeydi bu çocuk diye?
Suskunluğunun gizemli mağarasında buluyorum onu.
Yarına vaatsiz, şefkatine muhtaçlığı kadar şefkatli
Kocaman bir sevgi sunuyor ellerim.
Tutuyor ellerimi parmaklarımın ucundan…
Sarılıyoruz sımsıkı, şiir döküyoruz yeniden…
Bizi hayat oyunundan kovanlara inat, yeni tohumlar ekiyoruz.
Birbirimize kahraman oluyoruz yeniden.
Sana bir şiir düşünüyordum a çocuk!
Sonra bütün insanlar hepsi birden!
Seni şiirinden, seni şiirimden öpüyorlar,
Sen her lale mevsimi çiçek açıyorsun, seviliyorsun!
Cemre.Y.

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Zamana Karşı

...Zamana Karşı...
Artık kalbine nefesin yetmez olmaya başladığında,
Fazlasıyla yorulmuşsundur her şeyden,
Etrafındaki hastalıklardan, ölümlerden, gözyaşlarından.
Sadece bir film izlemek ve kendine gelebilmek istersin.
Kendine, üzülmekten yorulmayacak kadar bir sen bulabilmek!
Karşına çıkan o filmle şoka girersin.
Kendi depreminin ilk göçüğünde buluverirsin kendini.
Eceline selam çaktığın o son zaman sözleşmesini yaptığın
Okyanus altı madeninin dehlizlerinden birinde rastlarsın kendine.
Ölmüşsündür, ölmüşsünüzdür.
Orada öylece kalmışsınızdır sonsuzluğa!
Bedenleriniz çürümemiş,
Elleriniz hala kararsızdır bırakıp bırakmamakta!
Yavaşça sokuluverirsin yanlarınıza.
Yüreğin binlerce akraban aynı anda ölmüş gibi kavrulurken,
Usul hareketlerle son kez dokunuverip
Donmuş parmak uçlarınızı ayırırsın.
Kendi bedenini kucağına alırsın ve yüzmeye başlarsın.
O ölümden, o sonsuzluktan,
Okyanustan mümkün olduğunca uzaklara yüzersin.
Gökyüzüne bakarsın,
Güneş’e doğru tek kolunla kanat açarsın.
Sırtına aldığın bedenini diğer kolun sıkıca tutar.
Bulutlar yine hayallerindeki gibi pamuk şekeridirler.
Yıl 2011 Kasımı,
Film; “Zamana Karşı” dır.
Sen kırılıverecekmiş,
Toz oluverecekmiş bedeninle
Onların en güzeline kuruluverirsin.
Son gittiğiniz filmi,
Son kez, bu sefer sadece kendinle izlerken
Biraz daha sarılırsın kendine,
Son kez öpersin omuz başlarını yalnızlığından.
Tuttuğun “Söz” ü yuvarlayıverirsin Dünya’ya.
Son kez öpersin omuz başlarını yalnızlığından.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...