...Nefes Al...
Gönlümün yorgun kanatları uçuşurken geceye...
Son bir umutla sarınmak istedim hayallerimize!
Bir kere gülümsediysem, iki kere yutkundum,
Bir kere kahkaha attıysam, üç kere nefes alamadım!
Ben...
Hiçbir zaman...
Hiçbir şeye yetişemedim.
Kalktım bir tütsü yaktım,
En sevdiğim müziği açtım,
Gözlerimi kapattım...
Nefes al...
Ver...
Nefes al...
Usulca ver...
Kulağımda olmayan guguklu saatin,
Dakikaları sayan "Tik, tak" sesleri...
Nefes al!
Omuzumda şeytani bir elin sesi...
"Verme lan, dursun öyle, öl!" dese de,
İnadına derin bir nefes alıp,
Usulca, upusulca, verdim nefesimi.
Nefesim nefesine!
"Yaşıyorum çok şükür!" diyemesem de,
"Ölmedim inadına!"
Nefes aaaalll!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
şeytan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şeytan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mart 2021 Çarşamba
Nefes Al
Labels:
gece,
gönül,
gülümse,
hayal,
hiçbir şey,
inadına,
kahkaha,
müzik,
nefes,
saat,
sevdiğim,
şeytan,
umut,
yorgun
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
20 Haziran 2020 Cumartesi
Sakın Ha
...Sakın Ha!..
Sana daha...Su yeşili rüyalarımın,
Nasıl hazana kestiğini...
Azur mavisi hayallerimin,
Nasıl da zemheriye estiğini anlatacaktım!
Sonra...
Yine gök gürledi bir yerlerde,
Yine yağmur ağladı ömrümün coğrafyasında,
Gözlerimin içinden içeriyi,
Yine hiç kimse göremedi!
Hiç yoktan...
Yine yıldırım düştü bir yerlere...
Gök gürültüsünden ve de şimşek çakmasından
Hiç yoktan...
Yine yıldırım düştü bir yerlere...
Gök gürültüsünden ve de şimşek çakmasından
Üstüne bir yerlerde yıldırım düşmesinden,
Çok korktuğumu bile bile,
Ne demeye...
Beni yalnızlığa mahkum yaratmış acaba yaradan?
Hayır ben ona taa kalubeladayken ben ona,
Ne gibi bir hadsizlik yapmış olabilirim ki?
Bildiğim kadarıyla şeytan da değilim!" demişken...
Durduk yere kendime yeni notlar yazarken buldum ben'i...
"Sakın ha!"
Cemre.Y.
Labels:
Allah,
coğrafya,
gözüm,
hayal,
hazan,
mahkum,
mavi,
ömrüm,
rüya,
sakın,
şeytan,
yağmur,
yalnız,
yeşil,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
1 Ekim 2019 Salı
Karışma
...Karışma...
Kenarları el örgüsü dantel sırmalı,
Güllerden kaneviçeler işlemeli,
En ala Amerikan bezi yatak odamın dantelleri,
Ütü sarısı bile olmamıştı daha!
Kaneviçe işlemeleri çamaşır makinesi hasarı olmamıştı daha!
O...
Tam yirmi yıl önce kucağımda küçücük bir bebeyle,
Damat yastığımızı terk edip,
Çiftli küstüm yastıklarına geçtiğinde.
Geçen gün biri benim için,
Sanki bunca yıldır merakındaymışım gibi!
"Bununla kimse evlenmez!" dediğinde,
Ziyaret ettim yirmi yıl önce,
Sarı sandığıma terk ettiğim çeyizimi!
Onca göz nuru döktüğüm salon takımıma şeytanlar işemiş.
Onca hayal ektiğim fiskos masası örtüme küf değmiş.
Değişen mutfak dolaplarına göre,
"En çok örtü rengi değişir!" diye de,
Zamane model işlediğim dantellerin modası çoktan geçmiş.
Haklıydı benim için öyle diyen...
Eskiden, yeni olmazdı nice çabalasam da...
Ve yeniden...
Artık bana bile kalmayan
Gözümün nurunu dökemezdim hiç kimselere!
Varsın, gelen, gelecekse bir tastamam gelsin,
Kalan da öyle sandık yadigarı kalsındı,
Tam olması gerektiği yerde.
Daha tülbentleriyle buluşamamış oyalarım vardı benim!
Şimdilerde beğendiğim bütün desenlerde yazma ile buluşturup,
Sehpa örtüsü eylediğim!
Kime ne ki, varsa cebimizde üç beş kuruş,
Tam yerine denk geldiyse manzara koyma an'ımız...
Rakı da içeriz, balık da yeriz,
Acılı şalgama da iki çiçek yer ayırırız illa!
Mademki, iki çıtır, bir kıtır dertleşiyoruz şurada he ana...
Sakıncalı biliyorum lakin sigarama da sakın karışma ha!
Ters tepiyor bulduğum bütün izmaritleri,
Toplayasım geliyor alamazsam diye!
Ha bu arada...
Dün üç tüp kanım çekilirken cesurdum ama!
Hastaneden çıkarken,
Seni oradan son çıkardığımız an geldi aklıma ya!
Acil'in kapısıyla, başka bir hastanenin acilinde,
Gözlerinin yosunu solmak üzere olan kızımla,
İkiniz arasında kaldım da,
Hani...
Elsiz, ayaksız, kolsuz,
Bacaksız uçarcasına gittim ya hani anam!
Beni, yavrumu, o günü, affettin mi ki annem.
Bugün olsa yine ona koşardım diye!
Ben, yine sarıldım dün, hatırlayabildiğim en küçüklük,
En mutlu, en korkusuz, en umarsız o an'ıma!
Hani senin iki ağaç dalına kurduğun,
Pembe basmalı salıncakta sallanan o kız çocuğuna!
Böyle sarılıp kucaklaştık ki bir görsen ne güzeldi o an.
Benim içim titredikçe kimsesizlikten o daha da sarıldı.
Meğer küçükken,
Ne kadar da sevimliymişim, şaşı gözlerime rağmen!
Ha bu arada sayın seyirciler...
Beni, onu, bizi bir önden sondan yargılamayı kesseniz diyorum!
Zira...
Ben tam kırk beş yaşımda öğrendim kendime bari nazlanmayı!
Bırakın da azıcık çocukluğumla hasret gidereyim korkusuzca!
Cemre.Y.
Labels:
anam,
balık,
çocuk,
hasta,
hayal,
Hiç kimse,
kenar,
kız çocuğu,
kızım,
küçücük,
merak,
mutlu,
rakı,
sehpa,
sigara,
şalgam,
şeytan,
yargı,
zaman,
ziyaret
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
17 Temmuz 2019 Çarşamba
Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!
...Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
İşine gelmeyeni,
Duymadığını sanmaları gereken,
Zamanlardaki gibi mi beynindeki nefesim!
Misal...
Torununun taa uzaklardan gören,
Duyan, yürekleri bile ciğerinden paralayan,
Sessiz avazlarını duyabilmekte misin?
Şimdi yaşlandın ya!
Hazır Kabe-i tavaflar falan da ettin geçen yıl,
Gece kalacağın oteli dahi unuturcasına!
Hani yerlerinde süründün aff-ı talebin de,
Dilencileri bile,
Ayaklarını döve döve kovaladın ya meleklerle arandan!
Misal...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın, baba!
Hacı da oldun ya hazır!
Hani üç beş de dağıttın etrafa,
Rahmetli anamın hakkına düşen,
Geceleri seni uyutmayan,
Bir kere, bir maaş dahi boğazına lokma koyamadığı,
O emekli maaşından,
Caiz gördüğün faslından fitre yahut zekat niyetine!
Beni geçtim be baba!
Sahi şimdi nasılsın?
Senin bir torunun daha var, farkında mısın?
Ama dilsiz, ama sağır, ama kör...
Anası gibi...
Etini yer, et görmedim demez!
Lakin...
Sahi, sen, şimdi, nasılsın baba!
Anamı gördün mü misal son zamanlarda rüyanda.
Ne akıllı bir kadındı, senden öcünü öyle de aldı.
Babasının koynunu diledi de sana dair hiçbir iz bırakmadı!
Yaşlandın...
Hemen her gün anamın mezarlığına karşı olan bahçende,
Hala hayat ekmeye,
Meyve ağaçları, mevsim yeşilliklerini diri tutmaya meyletmektesin.
Gelenler yiyip, içip, sefa sürsünler diye lakin!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Beni görmedin, duymadın diyelim lakin,
Bir evlat ki hayata dair kendini umut feda etmemeye azimli.
Torunun...
Onun neyini hazmedemedin de tek kuruş dede edemedin?
Sen hala...
Arından ölmeye niyetsizsin madem,
Öldüğünde de ele güne karşı ar etmeyeceğim ben!
Af dilemen adamlığından değilmiş madem,
Varsa sana benim bütün hayatımın cehennemlerini atfetsem yeter!
"Eyvallah!" deyip çıkıp gidesim gelmişken...
"Neyse!" ile kapatmak en iyisi galiba konuyu.
"Farkımızın farkına kadar varamayacak halde hala" diye diye avunmalı...
Lakin...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
Ben hazırım, ben doğmadan daha, ölelim mi!
O kadara dahi var mısın?
Ölmekten korkuyorsun belli ki!
Sana söz...
Rahmetli anama yaptığın gibi,
Son günlerinin, son anlarını yaşarken,
Etraftan mangalcıbaşılarının karadut ağaçlarından topladığım,
O son meyveyi boğazından aşırı akıtmalarına izin vermeyeceğim!
Sana söz...
Sen ölürken,
Nefsimle intikamım yan yana şerefsiz şeytanla tokalaşmayacak!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Sana söz...
Sen...
Bensiz öleceksin!
Ve umurunu unuttuğun kız torununsuz!
Adı Eylül...
Sen bütün bir cehennem boyunca zemheri ayazıyla donarken,
Bir tek onun ikinci adıyla kor olup yanacak dirileceksin.
Adı Nisa!
Bütün bu nidaların bir intikamı olmalıydı ama!
Cemre.Y.
Labels:
baba,
cehennem,
Eylül,
gece,
intikam,
karşı,
mangal,
mey,
meyve,
nefes,
neyse,
niyet,
rahmetli,
şeytan,
zaman,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
10 Nisan 2019 Çarşamba
Yine Beceremediniz
...Yine Beceremediniz!...
Sizin henüz yeni doğmuş şeytani melekelerinizi,
Benim, yüzyıllardır doğruya akarken
Milyarca kere trilyon şeytanla boğuşup ölüp ölüp,
Küllerimden yeniden doğan şu ruhum yener!
Beni yok etmeyi yeniden deneyiniz.
Yine beceremediniz!
Kendilerini akıl küpü sanan salaklar ordusu.
Azıcık beyiniz varsa derhal öldürüp yok edin beni.
Zira, yoksa, yine kendinizi kendileriniz yok edeceksiniz!
Cemre.Y.
Sizin henüz yeni doğmuş şeytani melekelerinizi,
Benim, yüzyıllardır doğruya akarken
Milyarca kere trilyon şeytanla boğuşup ölüp ölüp,
Küllerimden yeniden doğan şu ruhum yener!
Beni yok etmeyi yeniden deneyiniz.
Yine beceremediniz!
Kendilerini akıl küpü sanan salaklar ordusu.
Azıcık beyiniz varsa derhal öldürüp yok edin beni.
Zira, yoksa, yine kendinizi kendileriniz yok edeceksiniz!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
16 Mart 2019 Cumartesi
Yarın Ölebilirim Sevdiğim Seveceksen Bugün Sev!
...Yarın Ölebilirim Sevdiğim Seveceksen Bugün Sev!...
Ben senin şu lanet hayattan alacağın intikamın değilim be adam'ım,
Bakma sen sıfatım da arkadaşına arkadaş, dostuna dost,
Sevdiğine sevdiceğince cilveli kadınlığıma!
Eril cinsiyete dair değildir adamlığımın da kitabı.
Adem'den yani insan'dan gelir cevherinin hükmü ki,
Ben de gerektiğinde adam'ım/adem'im.
Benim de sırtımda onlarca, binlerce güven yarası var misal!
Adem Havva'ya inanıp o yasak elmayı yediyse,
Havva da Allah'a güvenmişti misal!
Ne bilsin şeytanı bile denemek uğruna,
Kendi kılığına razı gelip Havva'yı feda edebileceğini!
Ki bu alem yedi kat ise kim bilir bizler kaçıncı mutantlarız?
"İkra!" demiş sonra yaradan son peygamberimize!
Sonra sonra insanlığa "Eskileri okumayın!" demeyi de ihmal etmemiş.
Ki biliyor zira...
Bütün masalların başı ve sonu ta yunan mitinden, sümer mitinden,
Maya takviminden beri hep aynı!
Günümüz dizilerine benziyor biraz, mekan ayrı, zaman ayrı, insanlar ayrı,
Hikayenin özü hep aynı!
Ben senin şu lanet hayattan alacağın intikamın değilim be adam'ım,
Bakma sen benim sol gözümün tembel olup tam göremeyişine,
Sağ gözüm herkesten iyi görür yüreğimi soldan kapadığımda.
Ama sen sus!
Bu gece ben konuşayım ruhunla!
Ne kadar da korkuyoruz değil mi?
Sıfat kattığımız insanlarca yeniden yaralanmaktan,
Ki birini en ilk tanıyacakken bi tık düşünüyoruz,
Ki arkadaş seçerken iki tık düşünüyoruz,
Ki dost seçecekken ömrümüze üç tık!
Ki aşkı geçtikte hani çoktan...
Kendimize bir yol ayrımılık yeni bir hayat seçerken?
Özenle ördüğümüz o güven duvarlarımızın tuğlalarını
Teker teker geleceğe arşınlarken korkuyoruz elbette!
Habil'di Kabil'di değil artık korkumuz.
Korkumuz ya aynı sevdanın yarasından hançerlenirsek!
Ki ben kelimelerimi bile özenle seçtimdi sana!
Mademki aşmayacaksın kendine ördüğün duvarları,
Mahzenimde sakladığım çok yıllık yalnızlıklarım var,
İşte asıl onları hiç kimsem bilmiyor!
Yarın ölebilirim sevdiğim seveceksen bugün sev!
Cemre.Y.
Ben senin şu lanet hayattan alacağın intikamın değilim be adam'ım,
Bakma sen sıfatım da arkadaşına arkadaş, dostuna dost,
Sevdiğine sevdiceğince cilveli kadınlığıma!
Eril cinsiyete dair değildir adamlığımın da kitabı.
Adem'den yani insan'dan gelir cevherinin hükmü ki,
Ben de gerektiğinde adam'ım/adem'im.
Benim de sırtımda onlarca, binlerce güven yarası var misal!
Adem Havva'ya inanıp o yasak elmayı yediyse,
Havva da Allah'a güvenmişti misal!
Ne bilsin şeytanı bile denemek uğruna,
Kendi kılığına razı gelip Havva'yı feda edebileceğini!
Ki bu alem yedi kat ise kim bilir bizler kaçıncı mutantlarız?
"İkra!" demiş sonra yaradan son peygamberimize!
Sonra sonra insanlığa "Eskileri okumayın!" demeyi de ihmal etmemiş.
Ki biliyor zira...
Bütün masalların başı ve sonu ta yunan mitinden, sümer mitinden,
Maya takviminden beri hep aynı!
Günümüz dizilerine benziyor biraz, mekan ayrı, zaman ayrı, insanlar ayrı,
Hikayenin özü hep aynı!
Ben senin şu lanet hayattan alacağın intikamın değilim be adam'ım,
Bakma sen benim sol gözümün tembel olup tam göremeyişine,
Sağ gözüm herkesten iyi görür yüreğimi soldan kapadığımda.
Ama sen sus!
Bu gece ben konuşayım ruhunla!
Ne kadar da korkuyoruz değil mi?
Sıfat kattığımız insanlarca yeniden yaralanmaktan,
Ki birini en ilk tanıyacakken bi tık düşünüyoruz,
Ki arkadaş seçerken iki tık düşünüyoruz,
Ki dost seçecekken ömrümüze üç tık!
Ki aşkı geçtikte hani çoktan...
Kendimize bir yol ayrımılık yeni bir hayat seçerken?
Özenle ördüğümüz o güven duvarlarımızın tuğlalarını
Teker teker geleceğe arşınlarken korkuyoruz elbette!
Habil'di Kabil'di değil artık korkumuz.
Korkumuz ya aynı sevdanın yarasından hançerlenirsek!
Ki ben kelimelerimi bile özenle seçtimdi sana!
Mademki aşmayacaksın kendine ördüğün duvarları,
Mahzenimde sakladığım çok yıllık yalnızlıklarım var,
İşte asıl onları hiç kimsem bilmiyor!
Yarın ölebilirim sevdiğim seveceksen bugün sev!
Cemre.Y.
Labels:
adam,
dost,
duvar,
elbette,
eski,
hançer,
hayat,
insan,
intikam,
kadın,
kelime,
kim bilir,
kitap,
sevdiğim,
şeytan,
yalnız,
yarın,
yasak,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
1 Şubat 2019 Cuma
Kimsesiz
…Kimsesiz…
Yitik bir çocuğun…
Çaresiz çığlıklarıydı bana sunulan hayat!
O kadar korkmuştum,
O kadar bıkmıştım,
O kadar yorulmuştum ki
Melek adamlı şeytan kanatlılardan.
Sesimin feryatlarının çokluğundan…
Nicedir unutmuşum
Annemin karnındaki cenin sessizliğimi.
Yitik bir çocuğun…
Çaresiz çığlıklarıydı bana sunulan hayat!
O kadar çok avaz avaz ağlamışım ki
Fısıltılarıyla bana ulaşmaya çalışan
O hiç kimsesiz çocuğu hiç duyamamışım.
Cemre.Y.
Yitik bir çocuğun…
Çaresiz çığlıklarıydı bana sunulan hayat!
O kadar korkmuştum,
O kadar bıkmıştım,
O kadar yorulmuştum ki
Melek adamlı şeytan kanatlılardan.
Sesimin feryatlarının çokluğundan…
Nicedir unutmuşum
Annemin karnındaki cenin sessizliğimi.
Yitik bir çocuğun…
Çaresiz çığlıklarıydı bana sunulan hayat!
O kadar çok avaz avaz ağlamışım ki
Fısıltılarıyla bana ulaşmaya çalışan
O hiç kimsesiz çocuğu hiç duyamamışım.
Cemre.Y.
Labels:
adam,
anne,
avaz,
çare,
çığlık,
fısıltı,
hayat,
Hiç kimse,
kimsesiz,
nicedir,
sessiz,
şeytan,
yama
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
30 Ocak 2019 Çarşamba
Zaman
...Zaman...
Baktım da şöyle bir geçmişime,
Zaman...
Ayarı bozulmuş bir sarkacın gölgesine saklanmış,
O yaramaz çocuğun bütün misketlerimi çalıp,
Kayışı kopmuş zemberek hali gibi hızla geçmekte.
Karşımdaki adamın artık uzayan sakalları,
Yer yer kırlaşmış çoktan!
Saçlarına kırağı yağmış ben görmeyeli.
Halil İbrahim sofrasını da yese
Hep incecik kalan bedeninde
İhtiyar göbeği oluşmuş ben görmeyeli.
Fakat ne vakit karşıma geçip bir hikaye anlatacak olsa!
Hala arsız bir deli kanlı gibi kahkahalarla sırıtmakta.
O güldükçe gözlerinin içi öbek öbek gülmekte umursuzca!
Kızmadım bu sefer, kırılmadım, gücenmedim de,
Meğerki divanına durup
El sürdüğü Kabe bile onu adam edip büyütemediyse.
Meğerki onun da olmayasıca mizacı böyle.
Saygıda kusur etmedim yine de,
Sırf Kabe'ye el sürmüş diye elinin içini de öptüm hani!
Artık gelenin de geçenin de benimle değil mizanı.
Gördüm ki yaradan da artık,
Her onun divanına yanaşıp şeytanı taşlayanın,
Öyle nur falan yağdırmıyor yüzüne.
Selamını yollamış bana aldım kabul ettim.
Zira adam,
Nuru pak cennetlik dönseydi ona daha çok gücenecektim.
Yüreğime sardım selamını ve de sevgisini,
Çok tatlı şeyler sevmiyorum diye,
Peygamber efendimizin diktiği
Hurma ağacının torunlarından yollamış bana,
Tam da ağzımın tadına göre, ne çok tatlı, ne de tatsız!
Teşekkür ve şükür ettim.
Doğduğum günden itibaren, tam da artık tam zamanıyken,
Kendim dahil her şeyi canı gönülden,
Tam ciğerimin içinden Allah'ımı bile affettim.
Cemre.Y.
Baktım da şöyle bir geçmişime,
Zaman...
Ayarı bozulmuş bir sarkacın gölgesine saklanmış,
O yaramaz çocuğun bütün misketlerimi çalıp,
Kayışı kopmuş zemberek hali gibi hızla geçmekte.
Karşımdaki adamın artık uzayan sakalları,
Yer yer kırlaşmış çoktan!
Saçlarına kırağı yağmış ben görmeyeli.
Halil İbrahim sofrasını da yese
Hep incecik kalan bedeninde
İhtiyar göbeği oluşmuş ben görmeyeli.
Fakat ne vakit karşıma geçip bir hikaye anlatacak olsa!
Hala arsız bir deli kanlı gibi kahkahalarla sırıtmakta.
O güldükçe gözlerinin içi öbek öbek gülmekte umursuzca!
Kızmadım bu sefer, kırılmadım, gücenmedim de,
Meğerki divanına durup
El sürdüğü Kabe bile onu adam edip büyütemediyse.
Meğerki onun da olmayasıca mizacı böyle.
Saygıda kusur etmedim yine de,
Sırf Kabe'ye el sürmüş diye elinin içini de öptüm hani!
Artık gelenin de geçenin de benimle değil mizanı.
Gördüm ki yaradan da artık,
Her onun divanına yanaşıp şeytanı taşlayanın,
Öyle nur falan yağdırmıyor yüzüne.
Selamını yollamış bana aldım kabul ettim.
Zira adam,
Nuru pak cennetlik dönseydi ona daha çok gücenecektim.
Yüreğime sardım selamını ve de sevgisini,
Çok tatlı şeyler sevmiyorum diye,
Peygamber efendimizin diktiği
Hurma ağacının torunlarından yollamış bana,
Tam da ağzımın tadına göre, ne çok tatlı, ne de tatsız!
Teşekkür ve şükür ettim.
Doğduğum günden itibaren, tam da artık tam zamanıyken,
Kendim dahil her şeyi canı gönülden,
Tam ciğerimin içinden Allah'ımı bile affettim.
Cemre.Y.
Labels:
adam,
affet,
beden,
bu sefer,
ciğer,
deli,
etme,
geçmiş,
gölge,
hikaye,
ihtiyar,
karşı,
meğer,
misk-i amber,
selam,
şeytan,
vakit,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
23 Ocak 2019 Çarşamba
Yorgun Kırgınlıklardan Geçiyorum Sevdiğim
...Yorgun Kırgınlıklardan Geçiyorum Sevdiğim...
Yorgun kırgınlıklarda geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim!
Ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul, bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Şimdilerde...
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Bu dünyaya ait zamanıma,
Gelecek mektupları bırakmaktayım.
Ey insan oğulları, ey ki insan evlatları!
Ben...
Hiç kimsenin...
Kurduğu aynı hayalin hayaleti olamadım!
Aynı oyunların girdabında savrulamadım bir türlü,
Beceremedim ben, insan bile olamayan o, milyonlarca siz'le,
Aynı kafesin içinde yoğrulmayı!
Ve de...
Türlü yalan dolanlarla elde ettiğiniz sanal sevinçlerle,
Gerçek olduğuna inandığınız o, mutluculuk oyunlarınızı oynamayı.
Pişman mıyım?
Asla!
Zira hangi kimliğinize bürünsem,
Aynaya bakan yüzüm ben olmayacaktı.
Olamadı.
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Çünkü asla anlamlandıramıyorum,
Size ait bu dünyaya neden sınav için geldiğimi!
Çok ama çok eminim ki ben...
Cehennemi hak edecek tek bir günah işlemedim!
Yaradan ki!
Beni ilk adam'a Adem'e meyl ettirip,
Meğerki,
"Ol!" emredip,
Beni de, ben oldurmaya üşenip ki,
Onun kaburga kemiğinden yaratmış madem,
Ulan!
Sormazlar mı insan oğlu/kızına!
Bir Adem,
Bir sen varsın, bir de Havva ana!
Şeytan senin neyine?
Ki...
Yaradan'ın "Ol!" deyince...
Hani yarattığı o şeytan'ı da yok edebilme hükmü var!
Neyse...
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Hele ki daha ölürsem mekanım cennet olacak diye,
Kur-an'ı Kerimde yazılı yaşım olan,
Günahsız cennet olan o yaşımda.
Daha altı yaşımda!
Kurtulmak için direndim de,
Bütün ömrüm boyunca kurtuldum diye miydi?
Bunca bela!
O yaşımda...
Bağırsak yırtılmasından ölemediğim için mi yani,
Bu dünyadaki bunca c/eza'm!
Yoksa!
Ömrüme dahil olanların kaderi cehennem olsun diye,
Neden onların ömrüne alet ve de dahil olan ben olaydım ki?
Misal onlardan biri,
Şimdi umrede!
Mekke'n, Medine'n arası af diliyor,
Bir tilkiyi...
Sırf aç kalmış da...
Tavuklarınından birkaçını yemiş diye,
Ağaca asıp,
Derisini diri diri soyup,
Öylece,
Çırılçıplak salıvermişliğinden!
Sonra, sonra sıra gelecek bendeki günah meyillerine daha!
Kabul mü?
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Sana kavuşmama az daha dünya yılı kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın!
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Yıllar boyunca saçlarımın kesimiyle uğraştım
Ve yıllar boyunca da rengiyle!
Yıllar boyunca gözlerimin rengiyle uğraştım
Ve de yıllar boyunca da kapaklarındaki far renkleriyle!
Öyle farklı bakabilirim sanıyordum bütün aynalara.
Ama ne yapsam ne etsem değişmiyordu,
Her sabah aynaya gülümserken dahi baksam,
İçindeki o kız çocuğunun kırılgan kanatları aynıydı hep!
Ben...
Bendim işte...
Bu saatten sonra da değiştiremem!
Sizi...
Boğazıma bir yumru tıkandı şu an ama...
Evet...
Sizi...
Hepinizi...
Ait olduğunuz dünya normlarınızdaki kafesinize koyuyorum,
Ve ben gidiyorum toptan.
Affediyorum!
Fakat!
Siz de affedin beni lütfen!
Size dair değilim ben.
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Ama...
Hangi dünyada olursa olsun,
Geçmiş ise madem!
Geçmiştir be!
Bulmak istersen, beni bul!
Ve sakın kaybolma bir yere!
Yeter be!
Cemre.Y.
Yorgun kırgınlıklarda geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim!
Ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul, bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Şimdilerde...
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Bu dünyaya ait zamanıma,
Gelecek mektupları bırakmaktayım.
Ey insan oğulları, ey ki insan evlatları!
Ben...
Hiç kimsenin...
Kurduğu aynı hayalin hayaleti olamadım!
Aynı oyunların girdabında savrulamadım bir türlü,
Beceremedim ben, insan bile olamayan o, milyonlarca siz'le,
Aynı kafesin içinde yoğrulmayı!
Ve de...
Türlü yalan dolanlarla elde ettiğiniz sanal sevinçlerle,
Gerçek olduğuna inandığınız o, mutluculuk oyunlarınızı oynamayı.
Pişman mıyım?
Asla!
Zira hangi kimliğinize bürünsem,
Aynaya bakan yüzüm ben olmayacaktı.
Olamadı.
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Çünkü asla anlamlandıramıyorum,
Size ait bu dünyaya neden sınav için geldiğimi!
Çok ama çok eminim ki ben...
Cehennemi hak edecek tek bir günah işlemedim!
Yaradan ki!
Beni ilk adam'a Adem'e meyl ettirip,
Meğerki,
"Ol!" emredip,
Beni de, ben oldurmaya üşenip ki,
Onun kaburga kemiğinden yaratmış madem,
Ulan!
Sormazlar mı insan oğlu/kızına!
Bir Adem,
Bir sen varsın, bir de Havva ana!
Şeytan senin neyine?
Ki...
Yaradan'ın "Ol!" deyince...
Hani yarattığı o şeytan'ı da yok edebilme hükmü var!
Neyse...
Benim savaşım...
Bir dünya dolusu,
Kafesi hayallerce süslü insan maskesiyle değil!
Benim hesabım...
Sadece...
Kendimle ve de beni buraya sorgusuz gönderen
13.gezegenimin sahibiyle!
Çünkü biz...
Birkaç silüet...
İlk'in cezalısı bir dünyalı sanıyorduk kendimizi!
İlk...
Cennet'ti.
İkincisi genlerimizin suçlu oluşu sebebiyle,
Kovulduğumuz dünya!
Ama burası benim dünyam değil!
Hele ki daha ölürsem mekanım cennet olacak diye,
Kur-an'ı Kerimde yazılı yaşım olan,
Günahsız cennet olan o yaşımda.
Daha altı yaşımda!
Kurtulmak için direndim de,
Bütün ömrüm boyunca kurtuldum diye miydi?
Bunca bela!
O yaşımda...
Bağırsak yırtılmasından ölemediğim için mi yani,
Bu dünyadaki bunca c/eza'm!
Yoksa!
Ömrüme dahil olanların kaderi cehennem olsun diye,
Neden onların ömrüne alet ve de dahil olan ben olaydım ki?
Misal onlardan biri,
Şimdi umrede!
Mekke'n, Medine'n arası af diliyor,
Bir tilkiyi...
Sırf aç kalmış da...
Tavuklarınından birkaçını yemiş diye,
Ağaca asıp,
Derisini diri diri soyup,
Öylece,
Çırılçıplak salıvermişliğinden!
Sonra, sonra sıra gelecek bendeki günah meyillerine daha!
Kabul mü?
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim...
Sana kavuşmama az daha dünya yılı kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın!
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Hoş...
Sen kimsin onu bile bilemiyorum ki,
Bu dünyaya uyarlanmış beynimle!
Varlığından eminim ama kim'sin o kesin değil işte!
Bence sen beni bul bu saatten sonra.
Artık bize göre saat, vakit, ne demekse!
Yıllar boyunca saçlarımın kesimiyle uğraştım
Ve yıllar boyunca da rengiyle!
Yıllar boyunca gözlerimin rengiyle uğraştım
Ve de yıllar boyunca da kapaklarındaki far renkleriyle!
Öyle farklı bakabilirim sanıyordum bütün aynalara.
Ama ne yapsam ne etsem değişmiyordu,
Her sabah aynaya gülümserken dahi baksam,
İçindeki o kız çocuğunun kırılgan kanatları aynıydı hep!
Ben...
Bendim işte...
Bu saatten sonra da değiştiremem!
Sizi...
Boğazıma bir yumru tıkandı şu an ama...
Evet...
Sizi...
Hepinizi...
Ait olduğunuz dünya normlarınızdaki kafesinize koyuyorum,
Ve ben gidiyorum toptan.
Affediyorum!
Fakat!
Siz de affedin beni lütfen!
Size dair değilim ben.
Yorgun kırgınlıklardan geçiyorum sevdiğim,
Sana kavuşmama az daha dünya yılım kaldı.
Şimdilerde...
Bu dünyaya ait zamanıma gelecek mektupları bırakmaktayım.
Okuyacaklar merak etme!
Sen de okuyacaksın.
Bugün değilse de sonra!
Kesin, okuyacaklar!
Sen de okuyacaksın.
Sana kavuştuğum an olur kim bilir?
Delikli fötr şapkalarını önlerine koyup,
Düşünce çakıllarını çalıştırırlar mı, onu bilemem işte!
Ama...
Hangi dünyada olursa olsun,
Geçmiş ise madem!
Geçmiştir be!
Bulmak istersen, beni bul!
Ve sakın kaybolma bir yere!
Yeter be!
Cemre.Y.
Labels:
asla,
cehennem,
cennet,
dünya,
düşün,
günah,
hayal,
insan,
kırgın,
merak,
mey,
mutlu,
pişman,
saat,
sevgilim,
şeytan,
vakit,
yalan,
yorgun,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
15 Ocak 2019 Salı
Anadan Üryan Yalnızlıklar
...Anadan Üryan Yalnızlıklar...
Anadan üryan yalnızlıklarım oldu benim.
Her biri yoğun yürek sancılı dönemlerimdi üstelik!
Zemheri ayazlı bahar gecelerindeydi çoğu.
Ya sesim çıkamasaydı,
O esrik ruhunu şeytana satmış canavarlar,
Makduliyetlerime meçhuliyetler yüklemeye çalışırlarken!
Anadan üryan kimsesizliklerim oldu benim.
Her biri yoğun terk edilmişlikli dönemlerimdi üstelik!
Saba rüzgarlı kış gecelerindeydi çoğu.
Peki ya yazamasaydım?
Uzun şiirlerimin giyotinli cümle aralarında
Harf harf doğrayamasaydım,
Ömrümün ayrık otlarını.
Şimdi hallerim nice olurdu kim bilir!
Anadan üryan sahipsizliklerim oldu benim.
Her biri yoğun ruhsal acılı dönemlerimdi üstelik!
Artmaya çabaladıkça yetememezliklerim,
Pes etmemeye inat ede ede...
En vazgeçemem sandıklarımdan cayışlarım!
Peki ya yazamasaydım?
Uzun şiirlerimin vuslata dair umutlu salıncaklarında,
Mısra mısra her yeni güne yeni hayaller sallandıramasaydım?
Ben hiç kimsemi öldürmeye kıyamadım bayım!
Ama siz, teker teker intihar edip bunu başarabilirsiniz!
Yeterince emin değilseniz,
Vicdanlarınızın aynalarına son bir kez daha bakın!
Yemin ederim,
Haklarımı son çığlığıma kadar, hepinize helal edeceğim.
Piç'likten, hiç'likten kurtardığım ömrümün ayrık otlarını,
Size söz, kurutup, anız otu diye yakacağım bütün yalnızlıklarımı.
Bir daha da şiir yazmayacağım!
Birkaç fırça alırım, bir tuval, palet vs.
Bir de ihtiyar yüreğime, yorgun yaşımı sallayacak bir sahil kenarı!
Cemre.Y.
Anadan üryan yalnızlıklarım oldu benim.
Her biri yoğun yürek sancılı dönemlerimdi üstelik!
Zemheri ayazlı bahar gecelerindeydi çoğu.
Ya sesim çıkamasaydı,
O esrik ruhunu şeytana satmış canavarlar,
Makduliyetlerime meçhuliyetler yüklemeye çalışırlarken!
Anadan üryan kimsesizliklerim oldu benim.
Her biri yoğun terk edilmişlikli dönemlerimdi üstelik!
Saba rüzgarlı kış gecelerindeydi çoğu.
Peki ya yazamasaydım?
Uzun şiirlerimin giyotinli cümle aralarında
Harf harf doğrayamasaydım,
Ömrümün ayrık otlarını.
Şimdi hallerim nice olurdu kim bilir!
Anadan üryan sahipsizliklerim oldu benim.
Her biri yoğun ruhsal acılı dönemlerimdi üstelik!
Artmaya çabaladıkça yetememezliklerim,
Pes etmemeye inat ede ede...
En vazgeçemem sandıklarımdan cayışlarım!
Peki ya yazamasaydım?
Uzun şiirlerimin vuslata dair umutlu salıncaklarında,
Mısra mısra her yeni güne yeni hayaller sallandıramasaydım?
Ben hiç kimsemi öldürmeye kıyamadım bayım!
Ama siz, teker teker intihar edip bunu başarabilirsiniz!
Yeterince emin değilseniz,
Vicdanlarınızın aynalarına son bir kez daha bakın!
Yemin ederim,
Haklarımı son çığlığıma kadar, hepinize helal edeceğim.
Piç'likten, hiç'likten kurtardığım ömrümün ayrık otlarını,
Size söz, kurutup, anız otu diye yakacağım bütün yalnızlıklarımı.
Bir daha da şiir yazmayacağım!
Birkaç fırça alırım, bir tuval, palet vs.
Bir de ihtiyar yüreğime, yorgun yaşımı sallayacak bir sahil kenarı!
Cemre.Y.
Labels:
acı,
ayaz,
ayna,
bahar,
gece,
Hiç kimse,
inat,
kim bilir,
kimsesiz,
ömrüm,
sahil,
sancı,
şeytan,
şiir,
vuslat,
yalnız,
yoğun,
yorgun,
yürek,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
13 Ocak 2019 Pazar
Dua
...Dua...
Ey benim gönlümü yüreğimden,
Yüreğimi, ciğerimden önce gören'im!
Altı yaşımdan beridir sana onca kırılganlıklarıma rağmen,
Sana böyle avuç içi kanatlar çırpınmaktayım lakin.
Yoruldu yüreğim seni bana dair'li sanmalarımdan!
Sen...
Beni bıraktın...
Altı yaşıma meyl eden onu huzuruna tecelli edeceksin madem!
Ar'ımı, yüz'ümü, kendime dair bütün olasılıklarını silerim içimden!
Seni de silerim.
Buyurun, geri dönüşümlü şeytan taşlarını saplayın kaderlerinize!
Buyurun, neresinden isterseniz orasından affettiriniz kendilerinizi!
Bana sorsanız, o kadar harcayacak param olsa!
O kadar param olsaydı,
Köy okullarına yardım edip,
Köy çocuklarına çizmeler giydirirdim.
Hiç yoktan...
Evladımı, hiç kimseye el açtırmadan okuturdum!
Cemre.Y.
Ey benim gönlümü yüreğimden,
Yüreğimi, ciğerimden önce gören'im!
Altı yaşımdan beridir sana onca kırılganlıklarıma rağmen,
Sana böyle avuç içi kanatlar çırpınmaktayım lakin.
Yoruldu yüreğim seni bana dair'li sanmalarımdan!
Sen...
Beni bıraktın...
Altı yaşıma meyl eden onu huzuruna tecelli edeceksin madem!
Ar'ımı, yüz'ümü, kendime dair bütün olasılıklarını silerim içimden!
Seni de silerim.
Buyurun, geri dönüşümlü şeytan taşlarını saplayın kaderlerinize!
Buyurun, neresinden isterseniz orasından affettiriniz kendilerinizi!
Bana sorsanız, o kadar harcayacak param olsa!
O kadar param olsaydı,
Köy okullarına yardım edip,
Köy çocuklarına çizmeler giydirirdim.
Hiç yoktan...
Evladımı, hiç kimseye el açtırmadan okuturdum!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
12 Eylül 2018 Çarşamba
Hani Olur Ya
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
8 Eylül 2018 Cumartesi
Ne Bileyim
…Ne Bileyim…
Yoktu aslında…
Kimsenin hiç kimseden farkı…
Ne bileyim pencereler farklıydı,
Ne bileyim o gün perdeler daha yeni asılmıştı güneşe,
Ya da daha sabah olmamıştı.
Ne bileyim…
Belki…
Benim şehrime yağmur,
Benim yüreğime kar,
Benim ayaklarıma ilkbahar…
Erken ısınır, erkencikten de sonbahara ayaza doğardı.
Ne bileyim…
Anahtar'ım kimdeydi de...
Bunca şiir eylediğim halde.
Beni bir türlü çözüp…
Bana vurulamadı…
Ha diğerleri?
Renkleri belliydi bütün o renksizlerin.
Hepsini…
Lgbt'ye bağışladım gitti.
Alakam yoktu oysa,
Her şey kendilerinin kendi tercihiydi.
İzlediğim son filmin son repliği,
"Yaşamak istiyorsan acilen aşık ol birilerine,
Ya da bu kadar yıl güvenemediysen hala birilerine...
"Gönlünü resetle!" diyor…
Reset…
Geri dönüşüm gibi eskiyi hatırlatmak değil miydi?
Benden geleceğe mektup;
"Eğer ki geçmişle geleceği harmanlayıp,
Daha güçlü bir ben yapamadıysanız….
Topunuza…
Hepinize…
"Sizin vidalarınızı sıkan o ustanın…
Size akıllar yükleyen o en son yazılıma dokunan parmakların!
Sizden sıkılıp…
"E anca…
Bu bu kadar ama gelişecek diyen,
İnsan sızılarınızın…
Yoksa….
Robotun suçu yok!
Tıpkı…
İnsanın da aslında olmadığı gibi…
Ben söyleyince Allah'sız oluyorum!
Misal şahane bi şiir yazmışsın…
Ama şiirin romanını yazdıracak biri çıkmış karşına!
Ve sen Allah bile olsan…
Kadınına istediğin şekli ve nesili sadece " Ol!" emri ile
Bütün insanlığın ecrini dengede tutmak varken…
Sıkılıvermiş yaradan, yarattığından.
Saçma sapan işler eylemiş…
Ne bileyim 12 kardeşin dilini değişip,
Hepsini…
Bir sonrakine eş eylemiş!
İnsanım ya ben?
Ne şeytan önümde diz büksün derdindeyim,
Ne de mazlum melekler bana boyun eğsin!
Sahi rabbim açığım, falan filan ama…
Şeytana yeterince yetecek günahı da işleyemedim!
N'olacak bu memleketimin ahvali?
Yaradan yarattığından sıkılıp gitmiş
İnsan hala cennetti cehennemdi derdinde.
Cemre.Y.
Yoktu aslında…
Kimsenin hiç kimseden farkı…
Ne bileyim pencereler farklıydı,
Ne bileyim o gün perdeler daha yeni asılmıştı güneşe,
Ya da daha sabah olmamıştı.
Ne bileyim…
Belki…
Benim şehrime yağmur,
Benim yüreğime kar,
Benim ayaklarıma ilkbahar…
Erken ısınır, erkencikten de sonbahara ayaza doğardı.
Ne bileyim…
Anahtar'ım kimdeydi de...
Bunca şiir eylediğim halde.
Beni bir türlü çözüp…
Bana vurulamadı…
Ha diğerleri?
Renkleri belliydi bütün o renksizlerin.
Hepsini…
Lgbt'ye bağışladım gitti.
Alakam yoktu oysa,
Her şey kendilerinin kendi tercihiydi.
İzlediğim son filmin son repliği,
"Yaşamak istiyorsan acilen aşık ol birilerine,
Ya da bu kadar yıl güvenemediysen hala birilerine...
"Gönlünü resetle!" diyor…
Reset…
Geri dönüşüm gibi eskiyi hatırlatmak değil miydi?
Benden geleceğe mektup;
"Eğer ki geçmişle geleceği harmanlayıp,
Daha güçlü bir ben yapamadıysanız….
Topunuza…
Hepinize…
"Sizin vidalarınızı sıkan o ustanın…
Size akıllar yükleyen o en son yazılıma dokunan parmakların!
Sizden sıkılıp…
"E anca…
Bu bu kadar ama gelişecek diyen,
İnsan sızılarınızın…
Yoksa….
Robotun suçu yok!
Tıpkı…
İnsanın da aslında olmadığı gibi…
Ben söyleyince Allah'sız oluyorum!
Misal şahane bi şiir yazmışsın…
Ama şiirin romanını yazdıracak biri çıkmış karşına!
Ve sen Allah bile olsan…
Kadınına istediğin şekli ve nesili sadece " Ol!" emri ile
Bütün insanlığın ecrini dengede tutmak varken…
Sıkılıvermiş yaradan, yarattığından.
Saçma sapan işler eylemiş…
Ne bileyim 12 kardeşin dilini değişip,
Hepsini…
Bir sonrakine eş eylemiş!
İnsanım ya ben?
Ne şeytan önümde diz büksün derdindeyim,
Ne de mazlum melekler bana boyun eğsin!
Sahi rabbim açığım, falan filan ama…
Şeytana yeterince yetecek günahı da işleyemedim!
N'olacak bu memleketimin ahvali?
Yaradan yarattığından sıkılıp gitmiş
İnsan hala cennetti cehennemdi derdinde.
Cemre.Y.
Labels:
acil,
anahtar,
aslında,
aşık,
cehennem,
cennet,
fark,
film,
geçmiş,
günah,
güneş,
karşı,
perde,
renk,
sabah,
şeytan,
yağmur,
yeter
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
31 Ağustos 2018 Cuma
Ne Bileyim
...Ne Bileyim...
Eylül'ün yaprakları hazırlanırken soyunup gitmeye
Aşk'a dair mülteci eylemlerimizin hepsini,
Artık yalnızlığa terk edilmiş o kumsalın,
En yalnız kayasının kenarına terk etme vaktiydi.
Kim bilir, belki de, bütün suç benimdi.
Onca sevdalı sevişmelerden sonra...
Ne bileyim fularımı unutmalıydım belki bir yerlerde.
Belki saç tokamı, ya da sütyenimin kopçasını unutmalıydım.
Mademki sokak adlarında bile görmüyordu adımı,
Ne bileyim...
Belki bir şiirin son mısrasında aklına gelmeliydim.
Bu kadar kolay, bu kadar çabuk unutulmamalıydım.
En azından şarkıda söylendiği gibi,
Birinin bari boğazında düğüm düğüm hıçkırık olmalıydım.
Oysa ben her Eylül'de açardım sarı sandığımın kilidini.
Bir yanı şeytan lekesi anılarımı hatırlar,
Bir yanı melek kanadı hatıralarından öperdim.
Yine ağlardım ömrümden esip giden yapraklarıma ama
Geçen sonbaharda onları da denize savurmasaydım.
Cemre.Y.
Eylül'ün yaprakları hazırlanırken soyunup gitmeye
Aşk'a dair mülteci eylemlerimizin hepsini,
Artık yalnızlığa terk edilmiş o kumsalın,
En yalnız kayasının kenarına terk etme vaktiydi.
Kim bilir, belki de, bütün suç benimdi.
Onca sevdalı sevişmelerden sonra...
Ne bileyim fularımı unutmalıydım belki bir yerlerde.
Belki saç tokamı, ya da sütyenimin kopçasını unutmalıydım.
Mademki sokak adlarında bile görmüyordu adımı,
Ne bileyim...
Belki bir şiirin son mısrasında aklına gelmeliydim.
Bu kadar kolay, bu kadar çabuk unutulmamalıydım.
En azından şarkıda söylendiği gibi,
Birinin bari boğazında düğüm düğüm hıçkırık olmalıydım.
Oysa ben her Eylül'de açardım sarı sandığımın kilidini.
Bir yanı şeytan lekesi anılarımı hatırlar,
Bir yanı melek kanadı hatıralarından öperdim.
Yine ağlardım ömrümden esip giden yapraklarıma ama
Geçen sonbaharda onları da denize savurmasaydım.
Cemre.Y.
Labels:
deniz,
düğüm,
etme,
eylem,
hıçkırık,
kumsal,
mülteci,
oysa,
sevda,
sonbahar,
sonra,
şarkı,
şeytan,
şiir,
yalnız,
yaprak
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
26 Ağustos 2018 Pazar
Öperim Kirpiklerinden
...Öperim Kirpiklerinden...
Kim bilir kaç geceler boyu
Uyumadan hemen önce alet ettim seni yalnızlığıma ihanet etmeye.
Kaç günaydın biriktirdim dudaklarının gül kıvrımından gizlice öperken.
Kim bilir kaç rüyamda sayıkladım ismini şeytan beni aldatırken.
Kaç kere utandım yaptığım onca yaramazlığımdan.
Kaç kere varsın olsun helalim o benim diye kandırdım kendimi.
Kim bilir kaç kere unuttum seni, kaç kere geri döndüm o şiirin içine...
Kim bilir kaç kere mısralar arası cümlelerin içine gizlendim.
Kaç kere kelimeler arası hecelerinin içinde saklambaç oynadım kendimle.
Şimdi bunca vakit sonra...
Tenim terine bunca susamışken...
"İki kadeh şiir içelim." deme
Sonra Allah ne verdiyse severim seni de...
Sonra gidersin sen de...
Bütün gidenlerim gibi sende gidersin.
Öperim kirpiklerinden adam.
Gözünün yaşından öperim seni
Yüreğinin atışından öperim.
Kim bilir kaç kereler içimden çığlık çığlığa
"Sen böyle şiir içi daha güzelsin.
Kal bence." dedim sana.
Ama gitme.
Cemre.Y.
Kim bilir kaç geceler boyu
Uyumadan hemen önce alet ettim seni yalnızlığıma ihanet etmeye.
Kaç günaydın biriktirdim dudaklarının gül kıvrımından gizlice öperken.
Kim bilir kaç rüyamda sayıkladım ismini şeytan beni aldatırken.
Kaç kere utandım yaptığım onca yaramazlığımdan.
Kaç kere varsın olsun helalim o benim diye kandırdım kendimi.
Kim bilir kaç kere unuttum seni, kaç kere geri döndüm o şiirin içine...
Kim bilir kaç kere mısralar arası cümlelerin içine gizlendim.
Kaç kere kelimeler arası hecelerinin içinde saklambaç oynadım kendimle.
Şimdi bunca vakit sonra...
Tenim terine bunca susamışken...
"İki kadeh şiir içelim." deme
Sonra Allah ne verdiyse severim seni de...
Sonra gidersin sen de...
Bütün gidenlerim gibi sende gidersin.
Öperim kirpiklerinden adam.
Gözünün yaşından öperim seni
Yüreğinin atışından öperim.
Kim bilir kaç kereler içimden çığlık çığlığa
"Sen böyle şiir içi daha güzelsin.
Kal bence." dedim sana.
Ama gitme.
Cemre.Y.
Labels:
Allah,
cümle,
çığlık,
dudak,
etme,
gece,
gizli,
Günaydın,
hece,
kadeh,
kelime,
kim bilir,
mısra,
şeytan,
şiir,
yalnız
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
2 Temmuz 2018 Pazartesi
Melek
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
18 Mart 2018 Pazar
Şeytan
...Şeytan...
Şeytanlar...
Zincire vurulsaydı
Şimdi onca ocak sönmezdi.
Yazık oluyor evlatlara...
Cemre.Y.
Şeytanlar...
Zincire vurulsaydı
Şimdi onca ocak sönmezdi.
Yazık oluyor evlatlara...
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
22 Ocak 2018 Pazartesi
Artık Uyan
...Artık Uyan...
Durgun ve berrak bir göl...
Hele bir de içi dışı ayrı güzelse,
Çoğu insanoğlunun içindeki şeytan
Bulabildiği en büyük taşı atıp bulandırmak ister.
Ya da bulanıp, bulanmayacağına,
O güzelliğin ve berraklığın yok olup
Olmayacağına bakmak için atar o taşları.
Oysa bir gölün bulanıp bulanmayacağı,
Atılan taşın büyük veya küçüklüğüne göre değil,
Gölün sığ veya derin oluşuna bağlıdır.
Ön yargılarından artık kurtul insanoğlu,
"Derin" dersin sığ çıkar…
"Sığ" dersin derin çıkar!
Artık uyan.
Cemre.Y.
Durgun ve berrak bir göl...
Hele bir de içi dışı ayrı güzelse,
Çoğu insanoğlunun içindeki şeytan
Bulabildiği en büyük taşı atıp bulandırmak ister.
Ya da bulanıp, bulanmayacağına,
O güzelliğin ve berraklığın yok olup
Olmayacağına bakmak için atar o taşları.
Oysa bir gölün bulanıp bulanmayacağı,
Atılan taşın büyük veya küçüklüğüne göre değil,
Gölün sığ veya derin oluşuna bağlıdır.
Ön yargılarından artık kurtul insanoğlu,
"Derin" dersin sığ çıkar…
"Sığ" dersin derin çıkar!
Artık uyan.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
12 Kasım 2017 Pazar
Yine Beceremediniz!
...Yine Beceremediniz!...
Senin henüz yeni doğmuş şeytani meleklerine,
Benim yüzyıllardır doğruya akarken
Milyarca kere trilyon şeytanla boğuşup ölüp ölüp,
Küllerimden yeniden doğan şu ruhum yener!
Beni yok etmeyi yeniden deneyiniz.
Yine beceremediniz!
Kendilerini akıl küpü sanan salaklar ordusu.
Azıcık beyiniz varsa derhal öldürüp yok edin beni.
Zira yoksa kendinizi yine kendiniz yok edeceksiniz!
Cemre.Y.
Senin henüz yeni doğmuş şeytani meleklerine,
Benim yüzyıllardır doğruya akarken
Milyarca kere trilyon şeytanla boğuşup ölüp ölüp,
Küllerimden yeniden doğan şu ruhum yener!
Beni yok etmeyi yeniden deneyiniz.
Yine beceremediniz!
Kendilerini akıl küpü sanan salaklar ordusu.
Azıcık beyiniz varsa derhal öldürüp yok edin beni.
Zira yoksa kendinizi yine kendiniz yok edeceksiniz!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
19 Ekim 2017 Perşembe
Hala Neredesin Yosun Gözlüm
…Hala Neredesin Yosun Gözlüm...
Yosun gözlüm...
Gözlerin,
Kulakların,
Burnun,
Tenin,
Dilin,
Okyanusun dibine mi battı?
Altıncı ve yedinci hislerin...
Bermuda şeytan üçgeninde mi gayb oldu?
Cehennemimin, dibine mi battı?
Sen ki bana….
Bu kadar ayrılığa dayanamazdın!
Seni benden kimler, nasıl
Nelere bedel çaldı?
Hala neredesin yosun gözlüm.
Cemre.Y.
Yosun gözlüm...
Gözlerin,
Kulakların,
Burnun,
Tenin,
Dilin,
Okyanusun dibine mi battı?
Altıncı ve yedinci hislerin...
Bermuda şeytan üçgeninde mi gayb oldu?
Cehennemimin, dibine mi battı?
Sen ki bana….
Bu kadar ayrılığa dayanamazdın!
Seni benden kimler, nasıl
Nelere bedel çaldı?
Hala neredesin yosun gözlüm.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...



















