30 Ocak 2019 Çarşamba

Zaman

...Zaman...
Baktım da şöyle bir geçmişime,
Zaman...
Ayarı bozulmuş bir sarkacın gölgesine saklanmış,
O yaramaz çocuğun bütün misketlerimi çalıp,
Kayışı kopmuş zemberek hali gibi hızla geçmekte.
Karşımdaki adamın artık uzayan sakalları,
Yer yer kırlaşmış çoktan!
Saçlarına kırağı yağmış ben görmeyeli.
Halil İbrahim sofrasını da yese
Hep incecik kalan bedeninde
İhtiyar göbeği oluşmuş ben görmeyeli.
Fakat ne vakit karşıma geçip bir hikaye anlatacak olsa!
Hala arsız bir deli kanlı gibi kahkahalarla sırıtmakta.
O güldükçe gözlerinin içi öbek öbek gülmekte umursuzca!
Kızmadım bu sefer, kırılmadım, gücenmedim de,
Meğerki divanına durup
El sürdüğü Kabe bile onu adam edip büyütemediyse.
Meğerki onun da olmayasıca mizacı böyle.
Saygıda kusur etmedim yine de,
Sırf Kabe'ye el sürmüş diye elinin içini de öptüm hani!
Artık gelenin de geçenin de benimle değil mizanı.
Gördüm ki yaradan da artık,
Her onun divanına yanaşıp şeytanı taşlayanın,
Öyle nur falan yağdırmıyor yüzüne.
Selamını yollamış bana aldım kabul ettim.
Zira adam,
Nuru pak cennetlik dönseydi ona daha çok gücenecektim.
Yüreğime sardım selamını ve de sevgisini,
Çok tatlı şeyler sevmiyorum diye,
Peygamber efendimizin diktiği
Hurma ağacının torunlarından yollamış bana,
Tam da ağzımın tadına göre, ne çok tatlı, ne de tatsız!
Teşekkür ve şükür ettim.
Doğduğum günden itibaren, tam da artık tam zamanıyken,
Kendim dahil her şeyi canı gönülden,
Tam ciğerimin içinden Allah'ımı bile affettim.
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...