çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2026 Cuma

Özlersin

...Özlersin...
Serin gecelerin, serin sabahları olur bazen.
Fincandaki kaçak çayın çabuk soğur.
İçtiğin sigaran bile çabuk biter.
İşte o vakit, uzaklara dalıverir gözlerin.
Bazılarının gözlerinin içine bakarak gülüşünü özlersin.
Sadece sana özel o gülüşü, zamansız özlersin.
Hani durduk yere sevdaya acıkırsın ya!
Öyle aşka aşermek gibi bir his işte.
Cemre.Y.

25 Ocak 2026 Pazar

Belki De Güneş Çıkar

...Belki De Güneş Çıkar...
Dünden kalmış kaçak çay kıvamında uyandım yeni güne.
Ben de isterdim bir kerecik de güneş uyandırsın beni ama
Uykusu kabuslu rüyalarla dolu olanın sabrı kalmıyor geceye.
Birazdan gün ağarmaya başlar nasıl olsa.
Kahvaltı tabakları serilir masalara, çaylar demini alır.
Evlerde pazar neşesi başlar birazdan.
Tek başıma evimde çayımı yudumlarken,
Hiç yoktan umutlanırım mutlu evlerin, mutlu sesleriyle.
Kim bilir belki de güneş çıkar penceremin üzerine.
Kış günü sebepsiz sevinçlenirim işte o zaman.
Yüzüme bir gülümseme konuverir hemencecik.
Olamaz mı, olsun bence.
Cemre.Y.

23 Ocak 2026 Cuma

Uçun Gidin Martılar

...Uçun Gidin Martılar...
Deniz manzarası olmayan ilçemin çatılarında martıların ne işi var?
Neredeyse penceremin pervazına konacaklar.
Şurada oturmuş aç karnıma kaçak çayımı yudumlamaktayım,
Kahvaltı desen, daha çok var çorbamı hazırlamama.
Bende olmayan ekmeğimi de paylaşamam.
Uçun gidin martılar, kahvaltısında sucuk olan yerlere gidin.
Buralar ayaz, buralar fakir, buralar kendine zor yetiyor.
Bembeyaz kanatlarınızın yönünü değiştirin.
Uçun gidin martılar, açık büfeli, bol yemekli yerlere gidin.
Hatta mümkünse beni de bir martıya çevirin.
Zira insan olmak zor zanaat ben de sizinle geleyim.
Cemre.Y.

20 Ocak 2026 Salı

Yine Yağmur

...Yine Yağmur...
Daha dün sabah bembeyazdı İstanbul'umun çatıları.
Birkaç gün daha yağar diyordum kar taneleri.
Terasımın karlarında kahve içecektim daha.
Bu sabah da aynı beklentiyle uyandım ama
Ne kar kalmış ne de heyecan, her yer yine yağmur.
Şimdi hayallerimin kırıklarıyla oturmuş çay içiyoruz.
Cemre.Y.

1 Ocak 2026 Perşembe

Anason Kokulu Günaydınlar

...Anason Kokulu Günaydınlar...
Birazdan anason kokulu günaydınlar başlar.
Dün akşamdan kalan dağınıklıklar toparlanır yavaştan.
Salonun en güzel köşesinde yer alan
Işıklı çam ağaçları nasıl da üzgündür şimdi.
Bir kez daha aynı heyecanla kurulmak için,
Koca bir yılın daha bitmesini bekleyecek çünkü.
Tombala pulları da en az yılbaşı ağacı kadar üzgündür.
Ben mi?
Ben anason kokulu günaydınları geçeli çok oldu.
Hem yeni yıla dair hiçbir umudum kalmadığından,
Hem dilediğim bütün dileklerimin hala havada kalmasından.
Hem de artık rakıya da, acılı şalgama da ulaşamadığımdan.
Öyle yeni yıla girmek için gece on ikiyi falan beklemiyorum,
Çünkü yeni yıl heyecanımı da çaldılar benden.
Uykum gelince uyuyor, uykum bitince uyanıyorum.
Sade bir kahve eşliğinde güne başlamayı çok severdim ya
Kahveye de eskisi kadar ulaşamaz olunca,
Demli bir çay eşliğinde güne günaydın diyorum.
Öyle zeytinli, peynirli, ballı, reçelli kahvaltılarım da yok.
Ekmeğe katık ne varsa en güzel kahvaltı işte, günaysın madem.
Cemre.Y.

6 Ekim 2025 Pazartesi

Günaydın Ey Ömrüm

...Günaydın Ey Ömrüm...
Güneşli bir sonbahar sabahındayız sevdiğim,
Sevdiğim dediysem de lafıma bakma,
Nicedir sadece özümü sevmekteyim.
Terasımdaki sarmaşığın yaprakları nazlı nazlı salınmakta.
Çıkıp derin bir nefes alayım dedim.
Rüzgar öptü burnumun ucundan.
Omuz başlarıma dokundu hafiften.
Üşümeye daha çok vardı, ısınmalar çoktan uzaklaşmıştı.
Günaydın ey ömrüm dedim kendime.
Günaydın can özüm.
Çayıma birkaç taze güneş ışığı serpeyim.
Cemre.Y.

14 Eylül 2025 Pazar

Gülümse

...Gülümse...
Günaydın ey benim kırgın kirpiklerini tel tel öptüğüm.
Uyandıysan yeni güne,
Pencerenin perdelerini kenara sıyırırken,
Mor çiçekli sarmaşığın sana selam verdiyse gülümse.
Gitti, daha da gelmez dediğin güneş,
Bulutları kovalayıp konduysa terasının baş köşesine,
Hafif bir rüzgar öptüyse omuz başlarından gülümse.
Sade kahvenin yerine güne demli bir çayla başladıysan,
Aç karnına içilen ilaçlarına bu sefer ara verdiysen,
Derin bir nefes çektiysen sigaranın dumanından,
Her şeye rağmen, herkese rağmen yaşıyorsan,
Gülümse!
Hem de hayata inadına gülümse.
Günaydın ey benim pazar sabahım sana da günaydın.
Cemre.Y.

5 Ağustos 2025 Salı

Yeniden Sevelim, Hiç Yoktan Sevmeyi Sevelim

...Yeniden Sevelim, Hiç Yoktan Sevmeyi Sevelim...
Nihayet rüyası yaşanılası geçen bir geceden sonra,
Sabahına gülümsemelerle uyanılan bir gündeyiz.
Kaç zamandır nefesimiz bile kavrulmaktaydı,
Yıkanır yıkanmaz bile yeniden oluşan terden, nemden,
Yapış yapış iklimden bıkmıştık artık.
Nihayet çay ile kahveyi aynı anda yapacak kadar mutluyum bu sabah.
Hadi gel...
Yeniden sevelim.
Hiç yoktan sevmeyi sevelim.
Cemre.Y.

26 Temmuz 2025 Cumartesi

Günaydın Cumartesi

...Günaydın Cumartesi...
Sanki kabuslarımı bölüp beni kurtarmak istercesine,
Taze demlenmiş kaçak çay kokusuna uyandım bu sabah.
Kavurucu sıcaklarla geçen günler ve gecelerden sonra,
Ayağıma hafiften bir rüzgar dokundu hiç yoktan.
Aralık penceremden sızıp tülümü kımıldatıyordu.
Kalkıp mutfağıma süzüldüm, çay demledim kendime en kaçağından.
Günaydın hayat, günaydın cumartesi, günaydın canım kendim.
Bana daha çok günaydın.
Hadi şimdi küçük bir tebessüm yerleştiriver dudağının kenarına.
Yaşanacak günlerimiz var daha!
Cemre.Y.

22 Temmuz 2025 Salı

Nem Yapışığı

...Nem Yapışığı...
Düş yorgunluğuyla geçen nem yapışığı bir geceden sonra
Uykusu yastığına yapışmış derin bir mahmurluk var üstümde
Yeniden uzansam yatağıma rüyası kabus olur
Güne günaydın desem günü dalgın olur.
Ya en sadesinden bir kahve
Yahut en demlisinden bir çay?
Zira yaşamak lazım, hem de inadına!
Cemre.Y.

25 Mayıs 2025 Pazar

Bana, Ben Lazımım Her Şeyden Önce!

...Bana, Ben Lazımım Her Şeyden Önce!...
Uyku mahmurluğu yapışmış kirpiklerime,
Uyanmaktan caysam, yorgan, yastık benden yorulmuş,
Uyansam...
Saçlarıma yıldız tozları yapışmış.
Öyle kararsız ılıman iklim sabahından biriyim işte.
Açıkta bıraktığım omuz başlarım,
Üşüse mi, yansa mı ikilemde.
Usulca birer öpücük konduruyorum her birine,
Kollarımla sımsıkı sarıp pışpışlıyorum kendi kendimi.
Önce minik bir tebessüm beliriveriyor dudaklarımda,
Sonra güzel bir müzik açıp çayımı yudumluyorum.
Gülümsüyorum nihayet,
Bu da böyle bir günaydın işte.
Zira bana, ben lazımım her şeyden önce!
Cemre.Y.

17 Mayıs 2025 Cumartesi

Yağmur

...Yağmur...
İçimin kıpır kıpır güneş sıcağı olması gereken günlerde,
Hiç gelmeyen baharı beklemekteyim hala.
Pencerelerimden puslu gri rengini eksilteyim diye
Dün güzelce camlarımı silmiştim oysa!
Yarın diyordum yarın...
Yarın bahar gelecek, sonrası yaz işte diye avunuyordum.
Yarın olduğundaysa delirmişçesine yağıyordu yağmur.
Dünkü yorgunluğuma kırılmadım.
Salonumun ışıklarını yaktım güneş niyetine.
Çayımın yanına sade kahve de yaptım,
Limon ağaçlarımın yıkanışını izledim penceremden.
Günaydın olsun madem,
Hem de en sadesinden.
Cemre.Y.

15 Nisan 2025 Salı

Salacak Bile Aynı Salacak Değil

...Salacak Bile Aynı Salacak Değil...
Sen bilemezsin lakin...
Çaya da, papatyaya da, simide de, martıya da,
Epeydir küsüm.
Bir Kız Kulesi sızlatıyor burnumun direğini...
Ona da...
"Salacak bile aynı Salacak değil ki!" diye diye,
Yalnızlığımın omuz başlarına sarılarak
Kendimi avutuyorum.
Cemre.Y.

4 Nisan 2025 Cuma

Uyan!

...Uyan!...
Hani onu özlemeyi bile unuttuğun yılların ardından,
Öylesi bir pişmanlıkla rüyana akar ya biri!
Sanki gidişine kılıf uydurmak için, almış kucağına bir erkek çocuk,
Bir ona, bir sana sarılır ya sımsıkı!
O sarılmadaki yabancıl hissi sana anlatamam.
Ruhun bilir, tanır ezelindeki o kokuyu lakin,
Sanki sen aynı sen değilsin de o hep,
Aynı aldatışındaki anında kalmış gibi!
Şöyle bir acıma gelir de yoklarsın yüreğini,
Hani sevdayı geçtim de ufacık bir şefkat bari kalmış mı diye?
Bırakmamış!
Kim bilir kaç kere kırdığı, dağıttığı,
İhanet camlarıyla kanattığı yüreğinde tek bir his olsun bırakmamış.
"Uyan!" dersin rüyandaki kendine, "Kaç kurtul bu andan."
Öyle ya...
Pişmanlıksa bu onun pişmanlığı!
Seni kendini düşündürtmesine izin verme biliyorsun ki değmez.
Bu sabahlık sade kahveyi es geç,
Bir fincan çay koy kendine,
Sabah sabah şöyle en güzelinden bir meyhane pilavı demle!
Ne rüya kalsın, ne de kabus!
"Uyan Cemre'm uyan,
Sana ne, senden sonra,
Kim, hangi pişmanlığının denizindeyse!
Aç bir müzik, salın kendi kendine!,
Artık bu hayat senin kime ne?"
Cemre.Y.

8 Mart 2025 Cumartesi

Geçmiyor

...Geçmiyor...
Sana...
Ağır sabahlardan bahsetmiştim ya hani!
Birkaç gündür boğazımın ilmeğinde bir sancı,
Gülsem geçmiyor, ağlasam geçmiyor.
Hani böyle yutkunulamayan günler geçiyor ömrümden.
Bitki çaylarından hatta ilaçlardan bile medet umdum ama!
Yatsam geçmiyor, kalksam geçmiyor.
Hala gülümseyen fotoğraflar paylaşıyorum sayfalarımda
Lakin...
Boşuna nefes almaya çabalamak da yoruyor insanı, gitsem diyorum.
Cemre.Y.

5 Mart 2025 Çarşamba

Ağır Sabahlar

...Ağır Sabahlar...
Kirpiklerinin göz kapaklarına ağır geldiği sabahlar vardır hani,
Yatağına geri dönsen yorganın çoktan soğumuştur,
Kalkıp çay demlesen uyanamamışsın gibi ağır sabahlar vardır.
Tam battaniye altında kıvrılmalık bir gün olacak belli.
Uyumasan da kapatırsın gözlerini.
Cemre.Y.

25 Ocak 2025 Cumartesi

Geçmişti, Çok Geçmişti

...Geçmişti, Çok Geçmişti...
Çatımdaki kedinin yağmurdan ıslanmış ayak seslerine uyandım bu sabah.
Önce irkildim, korktum da bir hayli.
Rüya mı yoksa kabus mu anlayamadım sandım gözlerimi açarken.
Koştum terasıma bakan penceremi açtım.
Yağmur sicim sicim yağıyordu ılık bir rüzgarla.
Birkaç zamandır terasımı mesken tutan kediyse,
Eternit kaplı çatımdan usulca atladı terasıma.
Dik dik gözlerimin içine baktı sanki ev onun evi de ben misafirim!
Kızmadım bu sefer, oysa gürültüsüyle hep izinsiz uyandırıyordu beni.
Sonra o geliverdi aklıma, çocuk gülüşleriyle hınzırca,
Tam da böyle, yaramaz tıkırtılarıyla izinsiz uyandırıyordu beni.
Nasıl da yatağıma alıp sarıp sarmalıyordum onu.
Öpücüklere boğuyordum yüzünü, gözünü, o sıkılana kadar.
Küçümen ellerini, kollarını sarmalamamdan kurtarana kadar.
Sonra kuruluverirdik kahvaltı soframıza,
Öyle ya günlerden cumartesiydi, gün, bizimdi.
Yüzüme damlayan yağmur tanesiyle kendime geliverdim.
Geçmişti, çok geçmişti, sanki yüzyıl öncesi kadar çok geçmişti.
Sade kahve yapmadım bu sefer,
Çay demledim kendime en kaçağından!
Derin bir nefes aldım ılık rüzgardan azıcık kalbim sancıdı.
Yine de insan özlemiyor değil ayrılıksız vuslatı.
Özlemekse, çocukluğunu özlemekti yani.
Nihayetinde terasıma izinsiz konan o kedi de,
Günün birinde çekip gidecekti hani.
Cemre.Y.

8 Ocak 2025 Çarşamba

Günaydın O Zaman

...Günaydın O Zaman...
Düşün ki...
Uyanmışsın ama,
Geceliğinin bile üşüdüğü sabaha uyanmaktansa,
Ilık bir bahar sabahında güneş makas almış yanaklarından.
Çayını ocağa koyup kapını açmışsın,
Usulca süzülmüşsün günün aydınlığına.
Evinin önündeki verandanın hemen bitiminde,
Bir gelincik okşamış çıplak ayaklarını.
Durduk yere aşık olmuşsun yeniden.
Usulca okşamışsın taç yapraklarını incitmeden.
Alıp içine sokasın gelmiş ya,
Sende biliyorsun dalından koparsan sönüverecek kırmızısı.
Ufacık bir gülücük kondurmuşsun dudağının tam ortasına.
Sonra evine girmişsin, pencerenin perdeleri gelin gibi salınırken,
Çayı falan boşverip bir kahve yapmışsın en sadesinden.
Günaydın o zaman, gün aydın olsun madem.
Cemre.Y.

14 Aralık 2024 Cumartesi

Seni Unutmak

...Seni Unutmak!...
Ne zaman kalabalıklara dalsam,
İlla ki seni soruyor ya birileri...
"İyidir inşallah!" diyorum lakin,
Bitmiyor senli soruları!
Susup kaçıyorum hemen evime.
Sarılıyorum yalnızlığımın omuz başlarına.
Teselli ediyorum kendi kendimi.
Ertesi günün sabahındaysa,
Göz pınarlarımda tuz taneleri,
Dilimde, damağımda paslı demir tadıyla,
Ne çayın çaylığını anlayabiliyorum,
Ne de kahvenin kahveliğini!
En zoru da,
Hani nicedir seni unutmuştum ya,
Unuttuğumu unutturuyorlar bana.
Şimdi işin gücün yoksa,
Gün geceye karışmadan,
Yine, yeniden seni unutmak!
Cemre.Y.

13 Kasım 2024 Çarşamba

Hiç Yoktan

...Hiç Yoktan...
Sabah olsun diye çırpınılan,
Kabusu bol bir gecenin ardından,
Uyandım!
Sade kahvemi içmek aklıma bile gelmedi.
Çay demlemeyi de erteledim.
Durduk yere, sabahın köründe,
Şöyle bolca salçalı, kırmızı, kıpkırmızı,
Tavuk suyuna şehriye çorbası yaptım.
Yine kıştan,
Bir bahar gününü ve güneşimi çaldım.
Şimdi hiç yoktan,
Kırmızıya meyyal bir huzurdayım.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...